İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/711 E. 2026/643 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/711
- Karar No
- 2026/643
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/711 Esas KARAR NO : 2026/643
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/11/2024 KARAR TARİHİ : 17/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...Tic. A. Ş. ile davalı ... Şirketi arasında 27/09/2024 tarihinde 13.800-USD bedelli sipariş formu imzalandığını, bu ticari ilişki kapsamında 16/10/2024 tarihli 13.800-USD bedelli faturanın düzenlenerek davalıya teslim edildiğini, davalı tarafın 24/10/2024 tarihinde 13.800-USD bedelli iade faturası düzenlemesi üzerine müvekkilince bu işleme itiraz edilerek ... tarihinde ... 23. Noterliği aracılığıyla ... Yevmiye numaralı ihtarnamenin gönderildiğini, alacağın tahsili amacıyla ... 2. İcra Müdürlüğü...E. sayılı dosyası ile başlatılan ilamsız icra takibine davalının haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, müvekkil şirketin sipariş formundan doğan yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirerek lisanslama işlemlerini tamamladığını, dava konusu ürünlerin davalıya özgü olduğunu ve 09/10/2024 tarihinde davalı yetkilisi ...'a lisans sertifikası ile abonelik kılavuzunun iletildiğini, FSEK kapsamında hak sahibinin davalı olduğunu, arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını belirterek davalının icra takibine yönelik haksız itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ticari ilişkide davacı tarafın yükümlülüklerini yerine getirmediğini, müvekkil şirketin yasal süreler içerisinde gerekli iadeleri yaptığını ve bildirimlerini sunduğunu, davacının ticari etikle bağdaşmayacak şekilde telefon, mail ve ihtarnamelerle baskı kurarak ödeme talep ettiğini, sipariş edilen ürünlerin müvekkile teslim edilmediğini, haksız ödeme alınmaya çalışıldığını, 27.09.2024 tarihinde siparişin verildiğini, 30.09.2024 tarihli ... nolu faturanın henüz ödeme vadesi olan 07.10.2024 gelmeden ve hiçbir hizmet verilmeden düzenlendiğini, bu nedenle 04.10.2024 tarihinde ... nolu iade faturasının kesildiğini, davacının 07.10.2024 tarihinde proforma fatura düzenleyerek ödeme istediğini, ardından 16.10.2024 tarihinde ... nolu faturayı tekrar düzenlediğini, bu faturanın 21.10.2024 tarihinde tebliğ edilerek itiraz hakkının engellenmeye çalışıldığını, aynı tarihte ... nolu iade faturasının düzenlendiğini, ilgili faturaların defter kayıtlarına girmediğini, bu durumun vergi dairesinden celp edilecek BA-BS formları ve ticari defterlerle tespit edileceğini, davacının 23.10.2024 tarihli ihtarnamesindeki hizmetlerin eksiksiz verildiği iddiasının gerçek dışı olduğunu, lisans kurulumu veya aktivasyon gibi hiçbir hizmetin alınmadığını, aktivasyon kodlarının fatura tarihlerinden sonra 26.11.2024 tarihinde gönderildiğini, müvekkilin davacıya olan güveninin sarsıldığını, haksız ve mesnetsiz davanın reddini, davacı aleyhine yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, ... 2. İcra Müdürlüğü ...Esas sayılı takip dosyasının UYAP sureti ile ... Vergi Dairesine, ... Vergi Dairesine, ... Vergi Dairesine yazılan müzekkere cevabının dosya arasına alındığı anlaşılmıştır. Dosyanın rapor alınmak üzere Mali Müşavir, Bilgisayar Mühendisi ve Nitelikli Hesaplama Uzmanına tevdi edildiği ve düzenlenen 27/10/2025 tarihli raporda özetle; davacı ve davalının 2024 yılı ticari defterlerinin sahibi lehine delil vasfına haiz olduğunun belirlendiğini, davacının ticari defter kayıtlarında davalıdan 13.800,00 USD karşılığı 487.006,14 TL tutarında alacağının bulunduğunun görüldüğünü, davalının ticari defterlerinde ise davacıya iade faturası düzenlenmesi sebebiyle borç veya alacağının olmadığının saptandığını, teknik değerlendirme neticesinde sipariş formundaki ...'in ... bulut altyapısında çalışan profesyonel mühendislik yazılımları olduğunun anlaşıldığını, teslim ve aktivasyon süreçlerinin e-posta bağlantıları üzerinden lisans doğrulaması esasına dayandığının belirtildiğini, 9 Ekim 2024 tarihli e-postada lisansların resmi tesliminin yapıldığının, 26 Kasım 2024 tarihli e-postada ise aktivasyon ve kullanıcı hesabı oluşturma işlemlerinin tamamlandığının teknik olarak doğrulandığını, yazılım lisanslarının teslim ve aktivasyon süreçlerinin eksiksiz gerçekleştiğinin tespit edildiğini, 25.10.2024 tarihinde davalı aleyhine başlatılan ... 2.İcra Müdürlüğü ... E. nolu icra dosyasındaki 13.800,00 USD tutarındaki ana para alacağının yerinde olduğunun değerlendirildiğini, icra takip tarihi olan 25.10.2024 itibarıyla talep edilen 13.800,00 USD tutarı için USD mevduata kamu bankalarınca fiilen uygulanan azami yıllık faiz oranlarının ve değişen oranlardaki faiz talebinin yerinde olduğu kanaatine varmıştır. Dosyanın ek rapor alınmak üzere Mali Müşavir, Bilgisayar Mühendisi ve Nitelikli Hesaplama Uzmanına tevdi edildiği ve düzenlenen 27/10/2025 tarihli ek raporda özetle; dosya kapsamında yer alan lisans sertifikası ile kullanıcı hesabı oluşturma ve platform erişim bilgilerini içeren e-postaların incelendiği, dava konusu ... lisanslarının üretici firma ... sistemleri üzerinde davalı şirket adına oluşturulduğu, söz konusu lisansların davalıya tahsis edildiği ve erişime açıldığı, bulut tabanlı lisans mimarisi bakımından teslim ve aktivasyon işlemlerinin teknik olarak tamamlandığı, davalı tarafça ileri sürülen ödeme, kurulum ve fatura tarihine ilişkin itirazların teknik teslim olgusunu ortadan kaldırmadığı, 27/10/2025 tarihli bilirkişi raporunda ulaşılan teknik kanaatte değişiklik gerektiren yeni bir bulguya rastlanmadığı, davalının 4054 sayılı yasa hükümlerine dayalı rekabetin engellenmesine yönelik itirazlarının hizmetin tamamlanmış olması ve faturaya süresinde itiraz edilmemiş olması nedeniyle hukuki etkisinin bulunmadığı, davalının borç yoksa faiz de yoktur şeklindeki savunmasının kök raporda değişiklik yapılmasını gerektirmediği, heyet tarafından borcun mevcut olduğunun tespit edildiği ve tüm bu değerlendirmeler ışığında kök rapordaki tespit ve kanaatlerin aynen muhafaza edildiği kanaatine varmıştır. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dava; ticari ilişki kapsamında düzenlenen faturadan kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. .. 2.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında, davacı/alacaklı tarafından, davalı/borçlu aleyhine 13.800,00 USD alacağın tahsili için ilamsız takip yoluyla takip başlatıldığı, davalı/borçlu vekilinin ödeme emrinin tebliğinden itibaren süresinde, takibe, borca, faize, ödeme emrine itiraz etmesi ile, takibin durduğu, davanın hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. Somut olayda uyuşmazlık, davacının dilekçesinde açıkladığı şekilde davalıdan bir alacağının bulunup bulunmadığı, davalının sözleşme kapsamında hizmetleri alıp almadığı ve bu hizmet karşılığında ödeme yapıp yapmadığı noktalarında toplanmaktadır. Alınan bilirkişi raporları doğrultusunda dosya kapsamında bulunan sipariş formunda yer alan lisansların ve abonelik hizmetlerine ilişkin yazılımların olduğu, teslim ve aktivasyon süreçlerinin e-posta ile iletilen bağlantılar üzerinden lisans doğrulaması esasına dayandığı, 9 Ekim 2024 tarihli e-postada lisansların resmî olarak teslim edildiği ve 26 Kasım 2024 tarihli e-postada ise lisans aktivasyonunun ve kullanıcı hesabı oluşturma işlemlerinin tamamlandığının teknik olarak doğrulandığı dolayısıyla davaya konu yazılım lisanslarının teslim ve aktivasyon süreçlerinin teknik olarak gerçekleştirilmiş olduğu, yine mali müşavir bilirkişi marifetiyle yapılan inceleme neticesinde davacı ve davalının incelenen 2024 Yılı Ticari Defterlerinin; “Elektronik Defter” olarak tutulduğu, davacının, davalıdan 25.10.2024 icra takip tarihi itibariyle; 13.800,00 USD. karşılığı 471.997,27 TL. alacağının olduğu, davacının tanzim ettiği 2 adet faturaya karşılık davacıya 2 adet iade faturası tanzim ettiği, Vergi dairelerinden gelen BA-BS beyanlarında tarafların birbirlerine aynı adette ve tutarda fatura tanzim ettiklerinin görüldüğü, davacının icra takibine ve işbu davaya konu ettiği 16.10.2024 tarih ... nolu Kdv Dahil 13.800,00 USD, karşılığı 473.544,24 TL. tutarındaki e-faturasına ilişkin davalının tanzim ettiği; 21.10.2024 tarihli ... nolu kdv dahil 13.800,00 USD, karşılığı 473.544,24 TL. tutarındaki e-faturayı ticari defter kayıtlarına intikal ettirmediği, bu noktada çözülmesi gereken hususun davacı tarafından 27.09.2024 tarihli sipariş formunun içeriğinde lisans ve abonelik hizmetlerini verip vermediğinin tespit edilmesi gerektiği, bu hususta bilişim/bilgisayar uzmanı bilirkişi tarafından yapılan tespitlerde; davacının, davalıya 27.09.2024 tarihli sipariş formundaki davaya konu yazılım lisanslarının teslim ve aktivasyon süreçlerinin teknik olarak eksiksiz şekilde yerine getirdiğinin tespit edildiği alınan bilirkişi raporunun denetime açık ve hükme esas alınabilir nitelikte olduğu anlaşılmakla davacının ... 2.İcra Müdürlüğü ... E. nolu icra dosyasında ana para 13.800,00 USD. alacağının yerinde olduğu kanaatine varılarak davanın kabulü ile, davalının ... 2.İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile; takibin 13.800,00-USD asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacak tutarına 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca USD cinsine kamu bankalarının uyguladığı 1 yıllık en yüksek mevduat faiz oranının uygulanmasına karar verilmiştir. İcra inkar tazminatı talebi yönünden; İİK 67/2 maddesinde " Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." denilmektedir. Borçlunun icra inkar tazminatı ile mahkumiyeti açısından itirazın kötü niyetli olması şartı aranmayıp geçerli bir takibin ve itirazın bulunması, takip konusu alacağın belirlenebilir (likid) alacak olması ve davalının itirazında haksız olması gerekmektedir. "Likid alacak" kavramına gelince; eğer borçlu, ödeme emri ile kendisinden istenilen alacak bakımından borçlu olduğunu bilmekte veya bilmek durumunda ise ve buna rağmen itiraz ederse, itirazında haksızdır. O halde, borçlunun haksız olup olmadığının saptanabilmesi için, “alacağın bilinmekte veya bilinmek durumunda olması”nın ne anlama geldiği önem arz etmektedir. Öğretide genel olarak kabul edildiği üzere, borçlu, alacaklının icra takibinde talep ettiği alacağı veya alacağın bütün unsurlarını bilmekte veya bilmek (kolayca hesap edebilmek) durumunda ise ve alacağın miktarının belirlenmesi için tarafların ayrıca mutabakata varmasına (anlaşmasına) veya mahkemenin tayin edeceği bilirkişi eliyle bir değerlendirme yapılmasına ihtiyaç yoksa, alacak likidedir. Yargıtay’ın çeşitli kararlar vesilesiyle genel olarak yaptığı tanım da buna paraleldir: Ör- neğin, Hukuk Genel Kurulu'nun emsal kararlarında belirtildiği ve benimsendiği üzere , “alacağın gerçek miktarı belli ve sabit ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte ve böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün ise başka bir ifadeyle, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacak likiddir." Yargıtay'ın burada ifade ettiği, “borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise” ölçütü çok önemlidir. Burada dile getirilen borçlunun “yalnız başına” tespiti hususu, alacağın ve miktarının borçlu tarafından bütün unsurları ile bilinebilir (hesap edilebilir) olması ve bu konuda alacağın tespiti için ayrıca yargılama yapılmasına gerek olmaması anlamındadır. Alacağın likid olması bakımından “alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması" da şart değildir. ( İcra İnkar Tazminatı Açısından “Likid Alacak” Kavramı - Prof. Dr. Ejder Yılmaz/ Bankacılar Dergisi, Sayı 67, 2008) Açıklamalar doğrultusunda; takibe konu alacağın likit ve belirlenebilir olduğu, yine davalının hakkındaki icra takibine haksız olarak itiraz ederek durmasına neden olduğu da dikkate alınarak asıl alacağın % 20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile, davalının ... 2.İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile; takibin 13.800,00-USD asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacak tutarına 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca USD cinsine kamu bankalarının uyguladığı 1 yıllık en yüksek mevduat faiz oranının uygulanmasına, 2-İİK. 67/2. Maddesi uyarınca asıl alacağın %20’si oranında (478.680,60-TL*%20= 95.736,12-TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 32.698,67 TL karar ve ilam harcından 5.807,75 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 26.890,92 TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 76.588,90 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yatırılan 6.235,35 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yatırılan 18.160,00 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 7-Davalının yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 8-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın HMK. 333.maddesi gereğince talep halinde karar kesinleştikten sonra yatırana iadesine, 9-Arabuluculuk aşamasında yapılan ve Hazine tarafından karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin 6831 sayılı Kanuna göre davanın açılmasına sebebiyet veren davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, buna ilişkin harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı 5235 sayılı Kanun'un 33-(1), 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341-(1) ve devamı maddeleri uyarınca, gerekçeli kararın usulen taraflardan her birine tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre dahilinde, Mahkememize dilekçe ile başvurmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 17/09/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır