İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/673 E. 2025/368 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/673
Karar No
2025/368
Karar Tarihi

T.C.

İZMİR

6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/673 Esas

KARAR NO : 2025/368

DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ: 13/08/2024

KARAR TARİHİ: 15/04/2025

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; ... sevk ve idaresindeki, ... Şti'ne ait ... plaka sayılı araç ile müvekkiline ait ... plaka sayılı aracın çarpışması ile 05/08/2023 tarihinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, olay yerinde, müvekkilinin ... plaka sayılı araç ile kırmızı ışıkta durduğu esnada, ... plaka sayılı aracın sürücüsünün kaza tespit tutanağındaki "... caddesinde seyir halinde iken öndeki araç durunca fark edemedim çaptım" şeklindeki beyanından da anlaşılacağı üzere dikkatsizliği, hızını yol durumuna göre ayarlamaması ve arkadan çapması neticesinde %100 asli kusurlu olduğunu, Müvekkile ait aracın ticari araç olması, müvekkilinin şahıs şirketi kapsamında ticari iş ve faaliyetler için kullanıldığı esnada kazanın meydana gelmesi ve kusurlu araç malikinin şirket olması nedenleriyle işbu davada asliye ticaret mahkemeleri görevli olduğunu, müvekkiline ait aracın kazada hasara uğradığını, alınan eksper raporunda hasar onarım bedelinin 117.611,83 TL olduğu tespit edilmişse de eksper raporu gerçek zararın tespitinden oldukça uzakta kaldığını, gerçek hasar onarım bedelinin bilirkişi incelemesi neticesinde tespit edilecek olup, hasar onarım bedeli hesaplamasında hasar gören parçaların iskontosuz orijinal parça fiyatı ve gerçeğe uygun işçilik ücretleri esas alınması gerektiğini, gerçek hasar onarım bedeli bilirkişi raporundan sonra ortaya çıkacağından, hasar onarım bedelinin hesaplanması uzmanlık ve teknik bilgi gerektirdiğinden bilirkişi incelemesi gerektiğini, kaza tarihi itibariyle araçta büyük boyutta hasar meydana geldiğini, aracın arka tamponu, arka paneli, bagaj kapağı ve daha birçok parçasının hasar gördüğünü, birçok parçasının değiştiğini ve onarıldığını, aracın ... model olup, bu denli yüksek maliyetli onarımdan sonra aynı fiyata satılamayacağını, gerçek değer kaybı bedelinin bilirkişi raporundan sonra ortaya çıkacağını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla HMK md. 107 uyarınca şimdilik 100,00 TL bakiye hasar onarım bedelinin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla HMK md. 107 uyarınca şimdilik 100,00 TL değer kaybı bedelinin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yine fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla HMK md. 109 uyarınca şimdilik 10.000 TL araç mahrumiyet bedelinin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın görevsiz mahkemede açıldığını, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, davacı tarafın taraflardan müvekkili ...Şti olmasını gerekçe göstererek davayı Asliye Ticaret Mahkemesinde ikame ettiğini ancak dava niteliği itibariyle mutlak ticari davalardan olmayıp, TTK 4.maddesi kapsamında ticari iş karine kapsamındaki işlerden olduğunu, müvekkili ...'in kazanın meydana gelişinde hiçbir kusuru olmadığını, müvekkilinin gençliğinin verdiği heyeecan nedeniyle panik olduğunu ve korku ile kaza tespit tutanağını imzalamak zorunda kaldığını, kazanın oluş şeklindeki dış etmenler değerlendirmeye alınmaksızın düzenlenen tespit tutanağına itiraz ettiklerini, davacının değer kaybı ve bakiye onarım bedelinin müvekkilinin Zorunlu trafik sigortası tarafından ödendiğini, müvekkili şirketin ... Sigorta A.Ş ile ... poliçe numarası ile zorunlu trafik sigorta sözleşmesi akdettiğini, davacının değer kaybı ve onarım bedellerinin tamamının, zorunlu trafik sigorta şirketi tarafından ödendiğini, davanın konusuz kaldığını, talep edilen zararların çok yüksek olduğunu, kaza ile hasar arasında uyumsuzluk olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Sigorta Bilgi Gözetim Merkezine yazılan müzekkereye cevap verildiği görülmüştür.

İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odası tarafından gelen yazı cevabında; davacı ...'nun esnaf kaydının gönderildiği anlaşılmıştır.

İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğünden gelen yazı cevabında; davalı ...'in ve davacı ...'nun yapılan sorgulamasında tacir kayıtlarına rastlanılamadığının bildirildiği anlaşılmıştır.

Çiğli Vergi Dairesi Müdürlüğünden gelen yazı cevabında; davacı ...'nun işletme hesabı esasına göre

defter tuttuğu, ikinci sınıf tacir olduğu bildirilerek gelir vergi beyannamesinin gönderildiği anlaşılmıştır.

Dava, çift taraflı trafik kazasından kaynaklı davalı sürücünün kusurlu olduğundan bahisle davacının aracında meydana gelen değer kaybı, hasar bedeli ve araç mahrumiyet bedelinin kusurlu araç sürücüsünden ve araç malikinden tahsili istemine ilişkindir.

Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir.

Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a), b), c), d), e) ve f) bentlerinde sayılan davalar” ticari dava olarak adlandırılmıştır.

TTK’nun 4. maddesine göre; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticarî nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticarî dava olarak sayılan dava türleri mutlak ticarî davalar, tarafları tacir olan ve tarafların ticarî işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nispi ticari davalardır. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticarî işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesini değiştiren 6335 sayılı Kanun ile asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki, iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp, görev ilişkisi haline getirilmiştir. Görev ilişkisi mahkemece re'sen davanın her aşamasında nazara alınan ve kamu düzeninden sayılan bir dava şartıdır. Ancak, 6335 sayılı Yasa’nın 38. maddesi uyarınca 6102 sayılı TTK’na eklenen geçici 9. madde ile bu kanunun göreve ilişkin hükümlerinin, bu kanunun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce açılan davalarda uygulanmayacağı, bu davaların açıldıkları tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine tabi olduğu belirtilmiştir.

Dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesi uyarınca, bu hükümde sayılan mutlak ticari davaların yanısıra her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nispi ticari dava sayılır. Anılan Yasa'nın 5/1. maddesi uyarınca, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine ve tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemeleri tüm ticari davalara bakmakla görevlidir.

Somut olayda, her ne kadar dava konusu aracın kullanım şekli ticari olsa da, davacının ve davalı ...'in tacir kaydı ve esnaf kaydının bulunmadığı gibi davacının işletme hesabı esasına göre defter tuttuğunun ilgili Vergi Dairesi tarafından bildirildiği , bu şekilde esnaf olduğu ve uyuşmazlığın ticari iş kapsamında olmadığı gözetildiğinde eldeki davanın TTK 4/1 maddesi kapsamında nispi ticari bir dava olmadığı, davanın çözümünde, genel görevli ve yetkili mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu, mahkememizin görevli bulunmadığı kanaatine varıldığından, dava şartı yokluğundan, davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesisi gerekmiştir.

HÜKÜM : Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;

1- Davanın GÖREVSİZLİK NEDENİ ile 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,

2- Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İZMİR NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine,

3- 6100 sayılı HMK'nın 20. maddesi gereği kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde iş bi dosya resen ele alınarak Mahkememizce davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA KARAR VERİLMESİNE,

4- Yargılama giderleri konusunda görevli ve yetkili mahkemece karar verilmesine, davanın açılmamış sayılma şartları oluştuğu takdirde yargılama giderleri konusunda MAHKEMEMİZCE KARAR VERİLMESİNE,

5- Dair Davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İzmir Bölge Adliye mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.15/04/2025

Katip ...

e-imzalı

Hakim ...

e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/673, K. 2025/368, T. 15.04.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-673-e-2025-368-k-48a0925faafc