İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/652 E. 2025/89 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/652
Karar No
2025/89
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2024/652 Esas KARAR NO:2025/89

DAVA:Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:05/11/2024 KARAR TARİHİ:04/02/2025

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafın müvekkili aleyhine .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyasında görülmekte olan kambiyo senetlerine mahsus takip yoluyla icrai işlemlere başlamış olup ilgili takibe dayanak olarak sunduğu bononun davalı tarafça tahrif edilerek değiştirildiğini, kanunda düzenlenen zorunlu unsurları haiz olmayan bir kambiyo senedi olduğunu, müvekkilinin alacaklı olduğunu iddia eden tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, her ne kadar dosya alacaklısı davalı tarafından takibe konulan bonoda yasal unsurlarının bulunduğu görülmekteyse de işbu bono dosya alacaklısı tarafından tahrif edilerek sonradan doldurulduğunu, bu hususta Cumhuriyet Savcılığı nezdinde TCK m.210 gereğince TCK m.204'te düzenlenen resmi belgede sahtecilik suçu ve TCK m.209 açığa imzanın kötüye kullanılması suçu yönüyle şikayette bulunduklarını, taraflar arasında araç kira sözleşmesi imzalanmış olup sözleşme içeriği ile belirlenmiş 43 günlük araç kiralama bedeli olan 109.650,00-TL ön ödeme ve 5.350,00-TL depozito toplam 115.000,00-TL ödeme müvekkili tarafından yapıldığını, davaya konu bono ise araç kira sözleşmesinin devamı niteliğinde bir sebebe bağlanmış ve senetteki imza açığa atıldığını, işbu durumun dilekçe ekinde sunulu sözleşme ile sabit olduğunu, müvekkili tarafça ilgili banka ekstre dökümlerinden de görüleceği üzere sözleşme gereği ödenmesi gereken 115.000,00-TL bedelin 13/06/2024 tarihinde ödemesinin yapıldığını, .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyasında davalı dosya alacaklısı tarafından takibe dayanak belge olarak itiraza konu bononun sunulduğunu, dosyaya sunulu sözleşme ile senedin hiçbir zorunlu unsurunun doldurulmadığını, müvekkilinin ödeme yapmaması halinde düzenlenecek olan senede açığa imza atıldığının görüldüğünü, işbu haliyle davalı dosya alacaklısı tarafından takibe dayanak belge olarak sunulan ilgili bonolar karşılaştırıldığında herhangi bir uzman incelemesini gerektirmeyecek kadar açık görüldüğü üzere takibe konu edilen bono dilekçe ekinde sunulan bono olmakla birlikte zorunlu unsurları dosya alacaklısı tarafından senet tahrif edilerek sonradan doldurulduğunu, bu hususta düzenlendiği anda kanunda belirtilen zorunlu geçerlilik unsurlarına haiz olmayan bononun geçersizliğinin tespitine karar verilmesi gerektiğini, alacaklı tarafça başlatılmış olan takip bu yönüyle de haksız olup itirazları neticesinde durdurulması gerektiğini, alacaklı tarafla müvekkili arasında takibe dayanak olabilecek başkaca bir borç ilişkisi bulunmamakta, müvekkilinin borçlu ya da kefil sıfatıyla sorumluluğuna gidilebilecek geçerli bir kambiyo senedi niteliğini haiz bir bonodan ise bahsedilemediğini, ayrıca davaya konu kambiyo senedine "nakten" kaydı düşülmüş olup, karşı tarafın tacir olduğu da göz önüne alındığında nakten verilmiş bir borcun geri ödenmesi niteliğinde olacağından davalı tarafın ticari defter ve kayıtları incelendiğinde bu yönde bir borcunun da olmadığının ortaya çıkacağını, öte yandan takibe konu edilen kambiyo senedi oto kiralama sözleşmesine ek olarak ve nakten kaydı düşülerek alınmış olması hasebiyle bir sebebe bağlanmış, bu hali ile kanunun aramış olduğu 'İlletten Mücerretlik' şartı yani sebebe bağlanamama şartı da ortadan kaldırıldığını, arz ve izahata çalışılan gerekçelerle; müvekkilinin haciz baskısı altında olması nedeni ile takibin tedbiren teminatsız olarak durdurulmasına, müvekkilinin .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası kapsamında borçlu olmadığının tespiti ile işbu icra takip dosyasının iptaline, dava konusu bononun geçersizliği ve bedelsizliğinin tespitine, haksız takip nedeniyle alacaklı aleyhine ve müvekkili lehine olmak üzere %20 tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı müvekkilinin araç alım-satım ve araç kiralama işini ticari iş olarak yürüttüğünü, icra dosyası'nın borçlusu davacı taraf; ... model aracı davalı müvekkilinden kiraladığını, davacı tarafa araç kiralama sözleşmesinde de belirtildiği üzere 4500 km yol hakkı verildiğini, kendisine de gerek sözlü gerekse de yazılı olarak bu durumun tebliğ edildiğini, ancak davacı tarafın dilekçeleri ekinde sunulan GPS raporlarından görüldüğü üzere toplamda 8204 km yol yaptığını, taraflar arasında imzalanan sözleşme gereği aylık fiyat/3000/2 şeklinde km aşım bedeli alınmakta olduğunu, aynı zamanda bu formülün kendisine yazılı olarak da iletildiğini, sonuç olarak davacı taraf : 8204 - 4500 = 3704 km fazla yol katettiğini, dolayısıyla gelinen noktada 3704 km x 12,50 TL = 46.300-TL km aşım bedeli olduğunu, fakat bu bedeli davacı taraf ödemek istemediğini beyan ettiğini, davacı taraf aynı zamanda 21.06.2024 tarihinde trafikte seyir halinde giderken önde duran araca çarparak trafik kazasına karıştığını, davacı tarafın; trafik kazasında yüzde yüz kusurlu olduğunu, söz konusu trafik kazası sonrasında davacı tarafın kendisinden trafik kaza tespit tutanağı ve alkol raporu istenmiştir, fakat davacı taraf: araç tesliminde istenen bu belgeleri davalı müvekkiline ulaştırmamış, rapor tutturmadığını beyan ettiğini, fakat bakıldığında işlemin sigorta şirketi tarafından şaibeli işlem olarak değerlendirilme ihtimali, aynı zamanda etik olmayacağı düşünülerek kaza bedeli davalı müvekkili tarafından en uygun koşullarda yaptırılmaya çalışıldığını, kiralanan aracın kasko poliçesi bu durumda geçerli olmayacağından: müvekkili ikame araç ve orijinal parça gibi haklarından da mahrum kaldığını, davacı tarafından kazaya karışan araç ... olup, yeni üretimi olduğundan dolayı parça tedariği oldukça zor olduğunu, kaza sonucunda hasar gören parçanın siparişi için harekete geçildiğini, fakat temin süreleri uzun olduğundan dolayı, minimum 20 iş gününde geleceğinin müvekkiline söylendiğini, 125.613,60-TL borca istinaden davacı taraf, davalı müvekkiline dava konusu 120.000-TL bedelli senedi teslim ettiğini, müvekkilinin, davacı tarafı defalarca aramasına ve ödemeyi talep etmesine rağmen, davacı taraf da borcu kabul etmesine rağmen ödeme yapmadığını ve davalı müvekkilinin alacaklı olduğu senedi icra takibine koymak zorunda kaldığını, müvekkilinin ciddi anlamda mağdur olduğunu, yaşanan bu durumların üzerine alacağını tahsil etmek amacıyla davacı aleyhine icra takibi başlatıldığını, yapılan borca itiraz davasının haksız ve kötü niyetli olduğunu, davacı taraf senet üzerinde ki imzasını kabul etmekte, sadece kötü niyetli şekilde borçtan kurtulmak adına işbu davayı ikame etmekte olduğunu, davalı müvekkilinin mağdur durumda olduğunu, senede ilişkin ödemesini halen tahsil edemediğini, davacı tarafın, imzaya bir itirazı bulunmadığını, davacı taraf borçlu olmadığını da ispatlayamadığını, dava konusu senedin ödendiğine ilişkin dosya içerisinde hiçbir somut ve yazılı delil bulunmadığını, davacı tarafın dava dilekçesinde iddia ettiği tüm hususların gerçek dışı olduğunu, açıklanan ve mahkemece re’sen nazara alınacak tüm sebepler neticesinde, fazlaya ve başkaya ilişkin tüm hukuki ve cezai hakları saklı kalmak kaydıyla; haksız yere borca itiraz eden davacı borçlu'nun takibin iptali davasının reddi ile %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava kambiyo senedine dayalı olarak başlatılan ve .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasına konu edilen senedin araç kiralama sözleşmesi nedeni ile verildiği , senedin tahrif edildiği iddiası ile açılan menfi tespit davasıdır. İstanbul BAM 54. HD nin 25.11.2024 tarih 2024/4380 E - 2024/2525 K sayılı ilamı ile;"...HMK'nın 4. maddesine göre, kiralanan taşınmazların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalarda Sulh Hukuk Mahkemeleri görevlidir.Mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin kurallardan olup, yargılamanın her aşamasında istek üzerine, ya da re'sen gözetilmesi gerekmektedir. Davacının, davalı şirket ile yaptığı araç kiralama sözleşmesi uyarınca verildiğini iddia ettiği bono nedeniyle açılan menfi tespit/istirdat davasında, temel ilişkinin taraflar arasındaki taşınır kira sözleşmesine dayalı olduğu iddiası nedeniyle, uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğu halde mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek karar verilmesinin hatalı olduğu, istinaf sebeplerinin kamu düzenine ilişkin olarak değişik gerekçe ile yerinde olduğu anlaşılmıştır. Dairemiz ilk derece mahkemesi kararını hem maddi olay, hem de hukuka uygunluk bakımından incelemeye tabi tutarak tespit edilen yargılama hatalarını bizzat düzeltmek amacıyla yapılan inceleme sonunda; duruşma yapılmasına gerek olmadığı, açıklanan nedenler ile mahkeme kararının yerinde olmadığı, istinaf sebebi değişik gerekçe ile yerinde olduğundan HMK 353/1-a/3 maddesi gereğince istinaf başvurusunun kabulüne karar vermek gerekmiştir. ..." şeklinde karar verildiği , Tüm dosya kapsamı ve İstanbul BAM kararı birlikte değerlendirildiğinde; davacının, davalı şirket ile yaptığı araç kiralama sözleşmesi uyarınca verildiğini iddia ettiği senet nedeniyle açılan menfi tespit davasında, temel ilişkinin taraflar arasındaki taşınır kira sözleşmesine dayalı olduğu iddiası nedeniyle, uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğu davaya bakma görevi Sulh Hukuk Mahkemesine ait olduğu anlaşılmakla, dosyanın görevli İstanbul Sulh Hukuk Mahkemelerine gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: 1-)İş bu davaya bakmaya Mahkememiz görevli olmadığından HMK 'nun 114/1-c ve 115/2 madde uyarınca Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ sebebiyle davanın dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, HMK 20 madde uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın GÖREVLİ VE YETKİLİ İSTANBUL SULH HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 2-)H.M.K.'nun 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesi tarihinden itibaren taraflardan herhangi birinin iki hafta içerisinde Mahkememize başvurarak dosyanın görevli ve yetkili Mahkemesine gönderilmesi talebinde bulunmaması halinde dosyanın Mahkememizce resen ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine, 3-)Yargılama giderleri, harç ve vekalet ücreti hususunun H.M.K'nun 331. maddesi uyarınca davaya görevli ve yetkili mahkemede devam edilmesi halinde o mahkemede, davaya başka bir mahkemede devam edilmediği takdirde dosya ele alındığında davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde mahkememizce değerlendirilmesine, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı; davalının / vekilinin yokluğunda; tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/02/2025

Katip ... (E-imzalı)

Hakim .. (E-imzalı)

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/652, K. 2025/89, T. 04.02.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-652-e-2025-89-k-cab25b4e8976