İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/63 E. 2026/84 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/63
- Karar No
- 2026/84
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/63 Esas KARAR NO : 2026/84
DAVA : Marka (Maddi Tazminat İstemli) DAVA TARİHİ : 05/04/2024 KARAR TARİHİ : 12/11/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Maddi Tazminat İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: I.DAVA DİLEKÇESİ CEVAP DİLEKÇESİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkilin markası ve işletmesi olan “...”, yaklaşık 79 yıl önce 12 Aralık 1944 tarihinde, Davacı müvekkilin babası merhum ... tarafından ...Caddesi’nde, aynı zamanda ... ’ün gömlekçi dükkanı olarak hizmet veren, ... numaralı tarihi ...binasında açıldığını, ..., 1944 yılında ...’ni açarak ...’da ... tanıtan ve sevdiren kişi olarak bilindiğini, ...’nde bütün ürünler, pastanenin iç tarafında bulunan imalathanede kendi özel formulü ile üretilmekte olup, dışarıdan hazır hiçbir ürün alınmadığını, Müvekkilin markası, ismini “inceliği, güzelliği ve zerafeti” çağrıştırması amacıyla “....” kelimesinden aldığını, ve kurulduğu günden (1944) bu yana bu isim altında faaliyet gösterdiğini, ..., kurulduğu günden bu yana profiterolle özdeşleşmiş bir pastane olup, “...” olarak da anılmakta ve tanındığını, zira ...’nin ticari sır niteliğindeki özel formulüyle ve yüksek kalitede malzemeler kullanarak üretilen ... ürünü, dünya çapında tanınırlığa sahiptir. “...” ve “...” görüldüğü ya da işitildiği anda doğrudan Davacı Müvekkil ile bağdaştırılan, pek az markanın erişebildiği bir tanınmışlık düzeyine eriştiğini, herkes tarafından bilinen, ülkemizin, ...’un ve ...’nun önemli bir değeri olduğunu, “...”, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde de 1994 yılından bu yana tescilli bir marka olduğunu, ..., başka herhangi bir şubesi olmaksızın, yalnızca ... adresinde faaliyet göstediğini, “...” kelimesi dahi işitildiği, görüldüğü anda, ortalama tüketicinin aklına ... ve meşhur ... ürünü geldiğini, Türkiye’nin ve dünyanın birçok farklı noktasından insanlar, ...’ni görmek, tarihi/meşhur ... yemek için ...’nda bulunan pastaneyi ziyaret edip, video kayıtları yapmakta, hatıra fotoğrafları çektirmekte ve sosyal medyada paylaşıp çok sayıda etkileşim aldığını,... ve... başvuru numaralı "..." ibareli marka tescil başvuruları da yayın aşamasını tamamlamış olup, markaların tescil süreci devam ettiğini, bununla birlikte Davacı Müvekkil'in markası ile iltibas yaratacak şekilde "..." olarak haksız ve hukuka aykırı kullanımlarda bulunan ve işbu dilekçedeki Davalı ile benzer fiillerde bulunan kişi ve kişilere karşı hukuki süreç başlatılmış olup, söz konusu hukuka aykırılıklar farklı bilirkişilerce de tespit olunmuş ve müvekkilimizin markasının tanınmış marka olduğu tespit olunarak, söz konusu fiillerin marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil ettiği tespit, sonuç ve kanaatine varıldığını, Davalı ...'in, faaliyetlerinde asli unsur olarak "..." ve "..." ibaresini tabelalarda, tanıtım ve ticari faaliyetlerinde, ..., ..., ... gibi online satış platformlarında kullanmaya devam etmesi ve sosyal medya platformlarında da aynı adla tanıtım, satış faaliyetlerinde bulunması, internet ortamında ve şimdilik tespit edebildiğimiz kadarıyla "..." adresinde tecavüz konusu faaliyetler yürütmesi, tüketiciler nezdinde iltibas yaratmış ve bu durum açıkça marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, davalıların, tam olarak bu çağrışımı yaratmak ve Davacı Müvekkilimizin markasının bilinirliğinden yararlanarak haksız kazanç elde etmek amacıyla hukuka aykırı olarak tescil başvurusunda bulunmuş ve tescil işlemlerini tamamladığını, Davalılar'ın, hukuka aykırı fiillerine kötü niyetli olarak devam etmesi nedeniyle Davalı ...'e ... tarihinde ... 1. Noterliğince ... yevmiye numaralı ihtarname gönderilerek marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil eden fiillere son vermesi bildirilmiştir ve söz konusu ihtarname Davalı tarafından usulüne uygun olarak tebellüğ edildiğini, ancak Davalı, dava konusu fiillerine devam ettiğini, davalıların "kötü niyetle" hareket ettiği hususunun bu durumun yanı sıra dosyaya sunulan tüm delillerle açık olduğunu, Davalılar, kötü niyetli faaliyetleri ile çeşitli yol ve şekillerle iltibas yaratmakta, marka hakkına tecavüz etmekte, haksız rekabet suçu işlemektedirler.Davalıların, Müvekkilimizin tescilli markasının, tanınmışlık düzeyi yüksek ve tarihi niteliği haiz işletmesinin tanınmışlığından ve yarattığı güvenden hukuka aykırı olarak yararlanarak marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemleri nedeniyle, bu kapsamda; Davalılar'dan ... adına tescilli, ...tescil tarih, ... tescil numaralı “incin nişantaşı profiterol&tatlı dünyası” markasının devir ve temliki ile lisans verilmesinin önlenmesi için duruşma gününden önce ve davalıya tebligat yapılması beklenmeksizin marka üzerine dava sonuna kadar üçüncü kişilere devrinin, temlikin, lisans verilmesinin tedbiren engellenmesine karar verilmesini, müvekkilin tescilli markası ile iltibas teşkil eden, Davalılar'dan ... adına tescilli, ... tescil tarih, ... tescil numaralı “...” markasının tescilli olduğu tüm sınıflar bakımından hükümsüzlüğüne karar verilmesi ve Türk Patent ve Marka Kurumu sicilinden terkinine karar verilmesini, Davalıların, marka tecavüzü ve aynı zamanda haksız rekabet oluşturan fiillerinin Sınai Mülkiyet Kanunu, TTK ve ilgili sair mevzuat hükümleri uyarınca tespitine, ref'i ve men’ine karar verilmesini, Davalılar'ın bu hukuka aykırı eylemlerinin durdurulması ve önlenmesi amacıyla; "..." ile içeriginde "..." geçen internet ve fiili kullanımlar dahil olmak üzere tüm kullanımlarının tedbiren durdurulmasına, önlenmesine, "...", "...", "..." ve "..." sitelerinde davalıya ait olan ve "..." adı ile satış yapılan online(sanal) restoranların kapatılmasına, engellenmesine, kaldırılmasına ve içeriklerinin kaldırılmasına, yargılama safahatında Sayın Mahkemenizce tespit edilecek varsa diğer adreslerde bulunan işletmelerdeki "..." ve "..." ibareli; tabela, pano ve her türlü tanıtım materyallerinin toplatılmasına ve el konularak imha edilmesi ile bu hususlarda dava süresince ve hüküm kesinleşinceye kadar İHTİYATİ TEDBİR kararı verilmesini, Davalılar'ın hukuka aykırı fiilleri nedeniyle 10.000 TL manevi tazminatın, ve ayrıca SMK 151/2-C maddesi uyarınca yapılacak hesaplama sonucunda HMK'nın 107. Maddesi uyarınca daha sonra artırılmak üzere, fazlaya ilişkin talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 1.000 TL maddi tazminatın, haksız eylem tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte Davalılar'dan müşterek ve müteselsil olarak tahsiline karar verilmesini, Davalılar aleyhine verilecek mahkeme kararının, Türkiye genelinde yayın yapan tirajı yüksek bir gazetede masrafları Davalılar tarafından karşılanmak üzere yayınlanmasına karar verilmesini, Ceza davası açma hakkımız ve fazlaya dair her türlü haklarımız saklı kalmak üzere, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin Davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalılara usulüne uygun tebligat yapıldığı, cevap verilmediği anlaşılmıştır. II.DELİLLER TPMK'dan ..., ..., ... numaralı markaların, tescil belgelerinin, başvuru ve tescil tarihlerinin, ürün listelerinin, varsa yenileme tarihlerinin, devir ve lisans belgelerinin, renkli ise renkli suretleri celp edilmiştir. ... Ticaret Odası, İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odası...'ndan dava konusu markanın, lisans karşılığında kullanılması halinde, talep edilebilecek emsal lisans bedeli celp edilmiştir. ..., ..., ...'ten Davalılar ... ve ...'ın "..." ibaresi ile gösterdiği faaliyete ilişkin bilgi ve belgeler celp edilmiştir. İstanbul Gelir İdaresi Başkanlığı'ndan Davalılar ... ( T.C. NO:...) ve ... (T.C. ...) nin 2021-2022-2023-2024 ve 2025 yıllarına ait gelir vergisi beyannamelerini gösterir kayıtları celp edilmiştir. HMK'nın 266. maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümünün hukuk dışında, özel ve teknik bilgiyi gerektirmesi nedeni ile esasa yönelik teknik incelemenin yapılması gerekmiş olup mahkememizce görevlendirilen sektör ..., Marka vekili ... ve mali ...tarafından düzenlenen 22/08/2025 tarihli raporun sonuç kısmında özetle; ... markası ile yüksek seviyede benzer ... esas unsurlu ibarenin aynı mallarda kullanılması söz konusu olup, davalı kullanımına konu işareti gören ortalama seviyedeki tüketicinin söz konusu malların davacıya ait mallar olduğunu düşünmesi, bu suretle karıştırma ihtimali yaşamasının mümkün olduğu, Davacı markasının ülkemizde tanınmışlık seviyesinde olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, SMK m.7/2-c anlamında sulandırma hallerinin de söz konusu olduğu; davalının davacı markası ile yüksek seviyede benzer (... — ...) bir markayı davacı markasının özellikle tanınmış olduğu “...” ibaresiyle birlikte kullanması davalı kullanımının davacı markasından haksız yarar sağlanmasına neden olacağı; bunun gibi, davalının davaya konu işaret altında gösterdiği faaliyetlerinde sunduğu malların düşük kalitede olması halinde davacı markasının itibarına zarar geleceği; bunun gibi, davacı markası ...İ ile yüksek seviyedeki ... esas unsurlu markanın kullanılması sonucunda davacı markasının kaynak gösterme kabiliyeti azalarak ayırt ediciliğinin zedeleneceği; Bu bakımdan tecavüz iddia ve talepleri bakımından SMK m.7/2-b ile m.7/2-c hükümleri G&artlarının gerceklecmic anıldığı: - Hükümsüzlük talepleri bakımından, taraf işaretleri arasında iltibas yaratacak nitelikte bir benzerlik olmadığından SMK m.6/1 ile m.6/5 şartlarının oluşmadığı; ancak davalı tarafın tescilli markasını özellikle çevrimiçi yemek siparişi platformlarında davacı markası ile iltibas yaratacak şekilde tescilli olduğundan farklı bir şekilde kullanmakta olduğu; söz konusu ibarenin “...” ve “...” olarak algılanması için şekil unsurunun da eklenerek tescil sürecinin geçirilmesi sağlandıktan sonra davacı markası ile iltibas yaratacak şekilde kullandığı ve bu suretle davacı markasından haksız yararlanma amacında olduğunun kabulü halinde söz konusu markanın kötü niyetle tescil edildiği sonucuna varılabileceği; Sektörel inceleme ve değerlendirme neticesinde; Davalının Migros gibi kurumsal bir çevrimiçi platformda yer alması, işletmenin asgari düzeyde belge ve kontrol süreçlerinden geçmiş olabileceğini gösterdiği; ancak gıda mevzuatına yönelik işletme kayıt belgesi, üretim izni ve faaliyete uygunluk evrakının dosyada bulunmadığı; ... listelenmesinin yalnızca işletmenin belirli bir görünürlük ve erişilebilirliğe sahip olduğunu belgelediği; dolayısıyla, bu durumun sektör açısından incelenmesi gereken bir unsur olmakla birlikte, mevzuat açısından değerlendirmenin tamamlanmasına yetmediği ve iltibas riskini ortadan kaldırmadığı; Mali inceleme ve değerlendirme neticesinde; Davalı tarafın ... VD. nezdinde 2021-2022-2023 yıllarına ilişkin pastacılık ve tatlıcılık faaliyetine ilişkin Toplam 748.693,09 TL ciro bilgilerine ulaşım sağlandığı, ...mağazasından ciro bildirimi yapıldığı, işbu cironun 2024 yılına ait kısmının da Vergi dairesinden bildirilen pastacılık ve tatlıcılık faaliyeti cirosuna eklenmesi suretiyle 756.922,78 TL toplam ciro elde edildiğinin anlaşıldığı, SMK 151/2-c kapsamında İTO müzekkere cevabı dikkate alınmak suretiyle cironun 9610'u kadar 75.692,28 TL lisans bedeli olarak hesap edilebileceği sonuç ve kanaatine varılmıştır. III.DAVA VE UYUŞMAZLIK Dava; davalıların, davacının tescilli markasının tanınmışlığından ve yarattığı güvenden hukuka aykırı olarak yararlanarak marka hakkına tecavüz eden eylemlerinin olup olmadığı, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması istemleri yönünden yasal koşulların olup olmadığı, SMK'nın marka hakkına ilişkin hükümleri ile TTK'nın haksız rekabete ilişkin hükümlerinin kümülatif tatbikinin gerekip gerekmediği, SMK'nın 151/2-c maddesine dayalı (lisans bedeli) şimdilik 1.000,00-TL maddi 10.000,00-TL manevi tazminat talepleri yönünden yasal koşulların oluşup oluşmadığı, oluşmakta ise miktarının tespiti ile hükmün ilanına karar verilip verilemeyeceği, davalılardan ... adına tescilli, .... tescil tarihli, ... tescil numaralı “...” markasının davacının tescilli markası ile iltibas teşkil edip etmediği, bu kapsamda tescilli olduğu tüm sınıflar bakımından hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. Davacı vekilinin 08/10/2025 tarihli talep artırım dilekçesi ile; Mahkemenin 01/10/2025 tarihli duruşmasında maddi tazminat yönünden talebi belirlemek ve eksik harcı ikmal etmek için tarafımıza süre verildiği, dava dilekçesinde sonradan artırılmak üzere maddi tazminat olarak toplamda 1000 TL talep edildiği, maddi tazminat talebi 75.692,28 TL olarak artırmış, ıslah harcını ikmal etmiştir. IV. GEREKÇE Tescilli bir markanın, sahibinin izni olmaksızın kullanılması veya o markayı taşıyan mal ve hizmetlerin, tecavüzün bilinmesine rağmen pazarlanması, stoklanması, satış için teklife dilmesi, ihracı, ithali ya da tecavüzün bilinmesine rağmen o malların nereden sağlandığının bildirilmesinden kaçınılması, tecavüz olarak tanımlanmıştır. (TEKİNALP, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2012, s. 491) Davacının marka haklarına tecavüz edilerek ihlal edildiği iddiasına istinaden gerçekleştirilecek hukuki değerlendirme; marka hakkına tecavüz sayılan haller, SMK'nın 7. maddesine de atıf yapılmak suretiyle 29. Maddede düzenlenmektedir. 7. maddede “Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları” başlığı altında marka sahibinin yasaklayabileceği fiiller sıralanmakta, 29. maddede ise “Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller” düzenlenmektedir. Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller incelenirken, 7. Madde ile 29. Maddenin birlikte dikkate alınması gereklidir. Buna göre, tescilli markanın aynısının/benzerinin aynı/benzer mal veya hizmet için kullanılıp kullanılmadığı veya tescilli markanın ayırt edilemeyecek derecede benzerinin kullanılıp kullanılmadığının ve bu durumun ortalama tüketici nezdinde ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali doğurup doğurmadığının tespit edilmesi gerekmektedir. SMK 7. Ve 29. Maddeleri ve ortalama tüketici gözüyle değerlendirmenin esas alındığı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07/06/2006 tarihli "...Burada üzerinde durulması gereken husus, halk tarafından karıştırılma kavramından ne anlaşılacağıdır...Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ölçü ise bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halkın olduğu göz nde tutulacaktır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir.” şeklindeki içtihatı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 18.02.2001 tarih, ... E., ... K. Sayılı kararında, “...Markalar karşılaştırılırken “onların piyasaya sürülüş biçimlerine; kullanılış şekillerine bakılarak orta düzeydeki alıcı nezdinde bıraktığı toplu intiba dikkate alınır” şeklindeki ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 05.07.2001 tarih, ... E.,... K. Sayılı; benzerlikleri yüzünden orta düzeyde bir tüketicinin ürünleri karıştırma tehlikesinin bulunduğu markalar arasında iltibas olduğunu belirttiği içtihatı, Yargıtay 11. HD 26.01.2007 T.,... E. ...nolu kararını “Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halkın göz önünde tutulmasıdır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısında “umumi intiba” olmasa bile, halk tarafında iki marka arasında bağlantı kurulası, hatta çağrıştırılması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü kabul edilmelidir.” şeklindeki yaklaşımı, yine Avrupa Adalet Divanı karıştırılma ihtimalini “Halkın söz konusu mal ve/veya hizmetlerin aynı ya da bağlantılı işletmelerden geldiğini düşünme tehlikesidir” şeklindeki tanımı, öğretide yer alan; “Bir mal veya hizmetin alıcısının, yani genel anlamda halkın almayı tasarladığı, bildiği veya duyduğu mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını veya hizmetini alma ihtimali ( tehlikesi ) ile karşı karşıya olması ( Çolak, Uğur, Türk Marka Hukuku, 2012, s,222)” biçimindeki tasnifi kapsamında tecavüz eylemlerinin değerlendirilmesinde; Davalının "..." şeklindeki marka kullanımı ile davacının "..." markasının uyuşmazlığa konu olduğu tespit edilmiştir. Davalının davaya konu işareti profiterol de dahil tatlı ürünlerinde kullanıldığı, bu bakımdan davacı markasının tescil kapsamındaki mallarda kullanım olduğu görülmektedir. Davalının işyeri tabelasında gerçekleştirdiği şekil ve "..." şeklindeki kullanımda “...”, “...” ve “...” ibareleri sunulan malın niteliği ile yerini belirlediğinden tanımlayıcı ibareler, dolayısı ile ayırt ediciliği olmayan ibareler olduğu, bu bakımdan söz konusu kullanımda ayırt edici ibarenin “...” olduğu, kullanımda “... ibaresinin yanında (...) sihirli lambaya benzer bir görselin kullanıldığı, söz konusu ibareye “...” ve “...” anlamının verilmeye çalışıldığı, davalının çevrimiçi yemek siparişi hizmeti verdiği platformlardaki kullanımında düzyazı şeklinde şekil unsuru olmaksızın “...” şeklindeki kullanımları incelendiğinde "..." ibaresinin esas unsur olarak kullanıldığı görülmüştür. Bu şekilde davacıya ait özellikle bir tatlı türü olan profiterol ürünlerinde ülkemizin bilinen bir markası olan “...” ile “...” ibaresi karşılaştırıldığında yüksek seviyede benzerlik arz ettiği değerlendirilmiştir. Bu bakımdan somut olayda yüksek seviyede benzer bir ibarenin aynı mallarda kullanılması söz konusu olup, davalı kullanımına konu işareti gören ortalama seviyedeki tüketicinin söz konusu malların davacıya ait mallar olduğunu düşünmesi, bu suretle karıştırma ihtimali yaşamasının mümkün olduğu, nitekim, ilgili tüketicinin, söz konusu mal veya hizmetleri aynı teşebbüsten kaynaklanır şekilde algılama riski karıştırma ihtimali teşkil ettiği kanaati oluşmuştur. Bunun yanında, davacı markasının ülkemizde tanınmışlık seviyesinde olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, SMK m.7/2-c anlamında sulandırma hallerinin de söz konusu olduğu düşünülmektedir. Anılan madde uyarınca, tanınmış markanın aynısının veya benzerinin aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde kullanılması sonucunda ihlal edilebilmesi için sulandırma hallerinden birisinin gerçekleşmesi veya gerçekleşme ihtimalinin bulunması gerekmektedir. Bunlar, markanın itibarından haksız yarar elde etmek, markanın itibarına zarar vermek veya markanın ayırt edici karakterini zedelemektir. Anılan hükümde bahsi geçen, tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız yarar sağlamaktan kasıt, önceki markanın tanınmışlığından dolayı sahip olduğu reklam değerini, tüketiciler nezdindeki olumlu imajı, hukuka aykırı bir şekilde transfer etmektir. Burada tanınmış markanın paraziter olarak kullanılması söz konusudur. Böyle bir başvuru veya kullanımda, başvuru sahibi ya da kullanan kimse, tanınmış markanın çekim gücüne asalak olarak ortak olmakta, kendisi hiçbir reklam ve tanıtım harcaması yapmadan, tanınmış markanın tanınmışlığını ve reklam değerini kendisine aktarmakta, tanınmış marka sahibinin tabağından yemekte, adeta onun sırtına binmektedir. Üçüncü kişi kullanımının bu şekilde bir haksız yarar sağlayıp sağlamadığının belirlenmesinde, markanın tanınmışlığının ve ayırt edici karakterinin seviyesi önem arz etmektedir. Zira markanın ayırt ediciliği ve tanınmışlığı ne kadar yüksek olursa, kullanılan işaret o kadar çabuk ve güçlü bir şekilde markayı akla getirecek ve dolayısı ile, işaretin kullanımının markanın tanınmışlığından veya ayırt ediciliğinden haksız yarar sağlaması veya bunlara zarar verme olasılığı daha yüksek olacaktır. Tanınmış markanın itibarına zarar verme, önceki markanın itibarının zarar görecek şekilde küçültücü, imaj zedeleyici bir mal veya hizmet için kullanılmasıdır. Bununla birlikte, markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesinden, markanın dikkat çekici özelliğinin kullanılması anlaşılmaktadır. Bu şekilde bir zarar, markanın mal veya hizmetlerin marka sahibinden kaynaklandığını belirtme kabiliyetinin zayıflaması halinde ortaya çıkmaktadır. Bu halde marka, tescilli olduğu veya kullanıldığı mal veya hizmetler ile derhal bir bağlantı uyandırma yeteneğini kaybetmektedir. Somut olayda, davalının davacı markası ile yüksek seviyede benzer (...) bir markayı davacı markasının özellikle tanınmış olduğu “...” ibaresiyle birlikte kullanması davalı kullanımının davacı markasından haksız yarar sağlanmasına neden olacaktır. Bunun gibi, davalının davaya konu işaret altında gösterdiği faaliyetlerinde sunduğu malların düşük kalitede olması halinde davacı markasının itibarına zarar gelecektir. Bunun gibi, davacı markası ... ile yüksek seviyedeki ... esas unsurlu markanın kullanılması sonucunda davacı markasının kaynak gösterme kabiliyeti azalarak ayırt ediciliğinin zedeleneceği sonucuna ulaşılması ile somut olayda SMK 7/2-b, 7/2-c maddelerinin sübut bulduğu değerlendirilmiştir. Davacının "..." şeklindeki davalı tarafça kullanımın kötü niyete dayandığı ve bu sebeple hükümsüzlük ile sicilden terkin talebinin değerlendirilmesinde; Kötü niyetli tescil de bir hükümsüzlük hali olup SMK'nın 6. Maddesinin 9. fıkrasında düzenlenmiştir. Kötü niyet esas itibariyle dürüstlük kuralından ileri gelmekte olup, dürüstlük kuralına aykırı davranışların sınırlayıcı bir tanımla çerçevesinin çizilmesi mümkün değildir. Bu bakımdan, kötü niyetli marka tescil başvurularına ilişkin kapsayıcı bir tanım yapılması da olanaksızdır. Marka tescil başvurusu sırasında başvuranın kötü niyetli olup olmadığının tespitinde önemli olan husus, söz konusu markanın tesciliyle dürüstlük kuralının ihlal edilip edilmediğidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun...E., ...K. Ve 17/06/2021 tarihli kararında "... genel olarak kötü niyetli marka başvurusu; hak sahibi olmadığını bilmesine rağmen dürüstlük kuralına aykırı şekilde tescil için başvuruda bulunulması veya başvurunun tescil ettirilmesi olarak tanımlanabilir. Bu kapsamda başvuru sahibinin markanın aynısının veya benzerinin bir başkası tarafından kullanıldığını bilmesi veya bilmesi gerekmesi hâli, kötü niyetin varlığında önem kazanmaktadır. Örneğin, gerçek hak sahibi olmamakla birlikte başkasının ticaretinde kullandığı tescilsiz bir işareti, kendisinin hak sahibi olmadığını bile bile tescili için başvuruda bulunan kimse kötü niyetli sayılacaktır. Yine başkası tarafından kullanılan bir markanın aynısını veya benzerini bilerek ve haklı bir neden olmaksızın sırf rakibini engellemek amacı taşıyan engelleme markaları kötü niyetli marka başvurusu olarak değerlendirmelidir. Ayrıca başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme ve marka ticareti yapmak ya da şantaja yönelik başvuruda bulunmak ve tescil ettirmek de kötü niyetli olarak kabul edilmelidir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.07.2008 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararı). Görüldüğü üzere kötü niyetli marka başvurusu hâli her somut olay kapsamında ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husustur. Bu kapsamda marka hükümsüzlüğü davalarında kötü niyet iddiası ileri sürülmüş ise TMK'nin 2. maddesi gereğince kötü niyetin korunması söz konusu olamayacağından her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak açıkça kötü niyetle gerçekleştirildiği belirlenen marka tescilinin hükümsüzlüğüne karar verilmelidir.", Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ...E.,...K. Ve 18/06/2014 tarihli "...davacı şirketin Türkiye'de unvan tescili bulunmadığı ve Japon menşeli olduğundan, TTK'da belirtilen unvan korumasından yararlanması mümkün bulunmamakta ise de, TPE'de tescilli unvanının esaslı unsur niteliğindeki ... ibareli markası ile Ticaret Siciline tescilli olan ticaret unvanının iltibas oluşturur nitelikte bulunması halinde Ticaret Kanunu 54. maddesinin değerlendirmesinin mümkün olduğu, davacının dayanak markalarından olan ... sayılı ... ibareli markasının TPE nezdinde 03/12/2008 tarihli kararı ile tanınmış marka statüsünde olduğu, davacının markasının tescili çok daha eski tarihlere dayalı ve tanınmış marka niteliğinde olduğuna dair karardan sonraki tarihte davalının ... ibaresini unvanında tescil ettirmesinin, davacının markasının tanınmışlığından yararlanmak amacıyla yapıldığının kabulünün gerektiği, davacı markası ile davalının unvanındaki esaslı unsur niteliğindeki ibarenin ilk beş harfi aynen olup, davalı sadece N harfini ilave etmiş ise de, ibareler telaffuz edildiğinde eklenen ... harfinin algıyı fazla değiştirmediği gibi yazım olarak da ilave edilen harf sebebiyle ayırt edicilik kazandırılmadığı, tarafların gerek tescilli sınıflardaki emtiaları ile ilgili, gerekse ana sözleşmede belirtilen faaliyet alanının tüketicilerinin görsel olarak da marka ve ticaret unvanındaki bu ibareyi karıştıracakları, dolayısıyla marka ve unvan ibareleri arasında iltibas oluştuğu, davalı unvanının davacı markasına tecavüz oluşturur nitelikte olduğu...Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, uyuşmazlık konusu Seikon ibaresinin davalı tarafından tanıtıcı işaret olarak tescil ve kullanımının kötüniyetli olduğunun anlaşılmasına göre..." şeklindeki ilamları kapsamında davacının kötü niyetli tescil sebebiyle markanın hükümsüzlüğü talebinin incelenmesinde; Somut olayda, yukarıda incelendiği üzere, davalı taraf tescilli markasını özellikle çevrimiçi yemek siparişi platformlarında davacı markası ile iltibas yaratacak şekilde tescilli olduğu "..." şeklinden farklı olarak "...." şeklinde kullandığı, söz konusu ibarenin “...” ve “...” olarak algılanması için şekil unsurunun da eklenerek tescil sürecinin geçirilmesi sağlandıktan sonra davacı markası ile iltibas yaratacak şekilde tescilden farklı kullandığı ve bu suretle davacı markasından haksız yararlanma amacında olduğu, davalının davacı tarafa ait "..." markasını bilerek bu markaya oldukça benzer "..." markasını kötü niyetle tescil ettirdiği sonucuna varılmış ve ...numaralı marka tescilinin kötü niyete dayanması sebebi ile tescilli olduğu tüm mal ve hizmet sınıfları yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine dair hüküm kurulmuştur. Davacının SMK madde 151/2-c kapsamında talebinin değerlendirilmesinde ise; Davalı tarafın ... VD. nezdinde ...yıllarına ilişkin pastacılık ve tatlıcılık faaliyetine ilişkin Toplam 748.693,09 TL ciro bilgilerine ulaşım sağlandığı, .. mağazasından ciro bildirimi yapıldığı, işbu cironun 2024 yılına ait kısmının da Vergi dairesinden bildirilen pastacılık ve tatlıcılık faaliyeti cirosuna eklenmesi suretiyle 756.922,78 TL toplam ciro elde edildiğinin anlaşıldığı, SMK 151/2-c kapsamında İTO müzekkere cevabı dikkate alınmak suretiyle cironun %10'u kadar 75.692,28 TL lisans bedeli olarak hesap edilebileceği, davacı tarafın dava konusu değeri 08/10/2025 tarihli talep artırım dilekçesi ile "75.692,28 TL" olarak artırdığı, bu kapsamda davacı tarafa davalı tarafça SMK madde 151/2-c kapsamında ödenmesi gereken tutarın 75.692,28TL olduğu, ayrıca yukarıda izah edildiği üzere davacı taraf nezdinde davalı tarafça markaya gerçekleştirilen hukuka aykırı eylemler sonucunda manevi haklarının ihlal olduğu, bu kapsamda manevi tazminata hak kazandığına karar verilerek aşağıdaki şekilde 8.000,00TL manevi tazminat kısmi kabulüne karar verilmiştir. Davacı yanın dava dilekçesinin netice-i talep bölümünün 4. maddesinde tedbir talebinde bulunduğu anlaşılmakla, tedbir isteminin kabulü ile hükmün etkinliğinin sağlanılması amacıyla HMK 389 vd.maddeleri gereğince; takdiren teminatsız mukabilinde davalıların "..." geçen internet ve fiili kullanımlar dahil olmak üzere tüm kullanımlarının tedbiren durdurulmasına, önlenmesine, "...", "...", "..." ve "..." sitelerinde davalıya ait olan ve "..." adı ile satış yapılan online(sanal) restoranların kapatılmasına, engellenmesine, kaldırılmasına ve içeriklerinin kaldırılmasına, "..." ve "..." ibareli; tabela, pano ve her türlü tanıtım materyallerinin toplatılmasına ve el konulmasına, el konulan materyallerin masrafı davalı yandan karşılanmak kaydı ile yedi emine teslim edilmesine, karar kesinleştiğinde el konulan materyallerin imhasına dair hüküm fıkrası ile ihtiyati tedbir kararı verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalılardan ... adına tescilli ... numaralı marka tescilinin kötü niyete dayanması sebebi ile tescilli olduğu tüm mal ve hizmet sınıfları yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, -Kararın kesinleşmesi ile kararın infazı için TPMK'ya müzekkere yazılmasına, 2-Davalıların eyleminin davacının marka hakkına tecavüze neden olduğunun tespitine, eylemlerin durdurulmasına, önlenmesine, 3-Davacının tazminat seçim yöntemini 05/04/2024 tarihli dilekçe ile SMK 151/2-c kapsamında seçtiği ve bilirkişi incelemelerinin de buna göre yapıldığı dolayısıyla yüksek yargı uygulamalarına göre tazminat seçim yönteminin ıslah ile dahi değiştirilmesi mümkün bulunmadığından davacının seçmiş olduğu yönteme göre hesaplanan ve talep artırım dilekçesinde bildirdiği bedel emsal lisans olarak hakkaniyete ve mali raporlara göre uyumlu bulunduğundan SMK 151/2-c kapsamında 75.692,28 TL maddi tazminatın ve 8.000 TL manevi tazminatın ilk ihtar tarihi olan 06/10/2023'ten itibaren işleyecek temerrüt faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, manevi tazminatta fazlaya ilişkin istemin reddine, 4-Davacı yanın dava dilekçesinin netice-i talep bölümünün 4. maddesinde tedbir talebinde bulunduğu anlaşılmakla, tedbir isteminin kabulü ile hükmün etkinliğinin sağlanılması amacıyla HMK 389 vd.maddeleri gereğince; -Takdiren teminatsız mukabilinde davalıların "..." ile içeriginde "..." geçen internet ve fiili kullanımlar dahil olmak üzere tüm kullanımlarının tedbiren durdurulmasına, önlenmesine, "..", "...", "..." ve "..." sitelerinde davalıya ait olan ve "..." adı ile satış yapılan online(sanal) restoranların kapatılmasına, engellenmesine, kaldırılmasına ve içeriklerinin kaldırılmasına, "..." ve "..." ibareli; tabela, pano ve her türlü tanıtım materyallerinin toplatılmasına ve el konulmasına, el konulan materyallerin masrafı davalı yandan karşılanmak kaydı ile yedi emine teslim edilmesine, karar kesinleştiğinde el konulan materyallerin imhasına, 5-Hüküm özetinin karar kesinleştiğinde; SMK m.149/1/g gereği, masrafları davalılardan alınmak üzere, tirajı yüksek ülke genelinde yayın yapan bir gazetede takdiren 1 kez yayınlanmasına, 6-Harçlar Kanunu Gereğince alınması gereken 5.717,02.-TL harcın peşin alınan 427,60.-TL peşin harcın ve 1.275,55 TL tamamlama harcının mahsubu ile eksik kalan 4.013,86 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 7- Davacı tarafça peşin olarak yatırılan 427,60.-TL harcın ve 1.275,55 TL tamamlama harcının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 8- Kabul edilen Markanın Hükümsüzlüğü ve Sicilden Terkini talebi yönünden; Avukatlık Ücret Tarifesi Gereğince alınması gereken 55.000,00.-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 9- Kabul Maddi tazminat talebi yönünden; Avukatlık Ücret Tarifesi Gereğince alınması gereken 55.000,00.-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 10- Kabul edilen manevi tazminat talebi yönünden; Avukatlık Ücret Tarifesi Gereğince alınması gereken 8.000,00.-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 11- Davacı tarafından yapılan 28.382,00 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 12- Taraflarca yatırılan fazla gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, Dair verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı, davalıların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İSTİNAF YASA yolu açık olmak üzere karar verilip tefhim kılındı, hazır olanlara duruşma zaptından örnek verildi.12/11/2025
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır
.