İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/629 E. 2025/1031 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/629
Karar No
2025/1031
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2024/277 Esas KARAR NO: 2025/1033 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/04/2024 KARAR TARİHİ: 19/12/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; -------sayılı dosyası ile Davalı Borçludan talep edilen 9.819,52 TL tutarlı Fatura Alacağının konusunun faturada da belirtildiği üzere “Kırma Bom Uzunluğunun Ve Encoderin Kalibre Edilmesi Hizmet Bedeli” ne ilişkin Servis Hizmeti olduğunu, İşbu faturaya konu servisin, ---- Tarihinde Davalı Borçlu Şirketin gerçekleştirilen hizmete ilişkin olup, müvekkili şirket çalışanları ---- düzenlenen ve Davalı Borçlu Şirketin -----tarafından da imza altına alınan Servis FORMU” nda yapılan işlemler olduğunun açıkça görülmekte olduğunu, Hal böyle iken, Davalı Borçlu Fatura Alacaklarını ödemekten imtina etmiş, ----- Nolu İade Faturasını düzenlemiş olup, anılan faturanın------ ihtarı ile müvekkili şirkete tahakkuk ettirilen hukuka aykırı iade faturasına itiraz edilerek davalı şirkete iade edilmiş olduğunu, hizmet sözleşmesine ilişkin faturalarda iade faturası düzenlenmesi hukuken mümkün olmayıp, hizmet görülmesine rağmen hizmet ücretini ödemekten imtina etmenin kötü niyetli ve hukuka aykırı olduğunu, davalı borçlu şirket tarafından, verilen hizmete ilişkin usulüne uygun ayıp ihbarı bulunmadığı gibi bizzat şirket çalışanları tarafından servis formu imzalanmak suretiyle servis hizmetinin tamamlanmış olduğunu, ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk şartı olması sebebiyle arabuluculuğa başvurulmuş olup, yapılan görüşmeler sonucu taraflar arasında anlaşma sağlanamamış olduğunu, davalı yanın alacak likit ve muayyen olmasına rağmen haksız ve kötü niyetli olarak itiraz etmiş olduğunu ileri sürerek, davanın kabulü ile borçlu davalının itirazının iptali ile icra takibinin faiz ve tüm ferileriyle devamına, asıl alacağın %20'ından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacı müvekkile ödenmesine, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.

SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, Davacı Şirkete herhangi bir borcu olmadığını, Müvekkili Şirket tarafından Vinç üzerindeki------ arızalı olduğu karşı tarafa bildirilmiş ve bunun üzerine ---- arızalı olduğu ve tamir edilmesi gerektiğinin müvekkili şirkete bildirilmiş olduğunu, Müvekkili Şirket tarafından ------ Faturaya istinaden Tamirat Bedeli olarak ödeme yapılmış olduğunu, Tamirat yapılmış olmasına rağmen Vinç üzerindeki Yük Kaldırma Moment Sisteminin tekrar arıza vermesiyle bu durum karşı tarafa bildirilmiş, bunun üzerine karşı tarafça Yetkili Servis olarak işlem yapılmış ve ------Nolu Servis Faturasının düzenlenmiş, ancak karşı tarafça yapılan işlemde Moment Sistemindeki arıza giderilememiş olup, bu durum karşı tarafa bildirildiğinde başkaca yapılacak işlem olmadığının belirtilmiş olduğunu, bunu üzerine müvekkili şirketçe arızanın giderilememesi sebebiyle ------- Faturasının düzenlenmiş olduğunu, Davacı Şirketin hizmetin görülmesine rağmen müvekkili şirketçe ücretin ödenmemesi iddiasının hukuki dayanaktan yoksun ve maddi gerçekliği yansıtmamakta olduğunu, Davacı Şirketin, Müvekkili Şirket ile imzalanan Hizmet Sözleşmesi uyarınca edime uygun ifada bulunmamış olup, ek olarak müvekkili şirketin Ticari Defterlerinde davaya konu alacağa ilişkin herhangi bir kayıt da bulunmamakta olduğunu savunarak, Davanın Reddine, Davacı aleyhine haksız talebi nedeniyle kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, Yargılama harç ve masrafları ile avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.

İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle,------- Esas sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir. İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır. b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır. c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu-------- Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi tarafından alınan raporda özetle; Davacı Şirket tarafından ibraz edilen ----- Ticari Defterlerinin Noter açılış tasdikleri ile Yasa gereği yapılması zorunlu Yevmiye Defter Kapanış Tasdikinin Usul ve Yasaya uygun biçimde Yasal Sürelerinde yaptırılmış olduğu, Kayıt nizamı bakımından V.U.K. Md.215-219 Md. İle muhasebe sistemi uygulama genel tebliğlerine uygun ve dayanak belgeleriyle uyum içinde oldukları görülmüş, Davacı Şirket Ticari Defterlerinin; TTK md 66 ve ilgili diğer hükümlerde de ifade edildiği üzere, nihai takdiri yüce Mahkemeye ait olmak üzere HMK 222 uyarınca sahipleri lehine delil niteliğinin bulunduğu, davacı şirket ile davalı şirket arasında ki hesap bakiyesinin (0) sıfır olduğu, davacı şirketin davalı şirket adına düzenlediği ve davalı şirket adına Borç kaydı yaparak Takip Dayanağı yaptığı-----Faturaya karşılık, Davalı Şirketçe adlarına düzenlenen ------Tutarlı Hizmet iade faturasını Ticari Defterlerine kayıt ederek, hesap bakiyesini (0) sıfırlamış olduğu, bir başka ifadeyle; davacı şirket ticari defterlerinde davalı şirket adına borç/alacak bakiyesinin mevcut olmadığı, davalı şirket tarafından ibraz edilen 2023 yılı ticari defterlerinin ticari defterlerinden yevmiye defteri ve defter-i kebir (büyük defter)lerini 1 sıra no.lu elektronik defter tutulmasına ilişkin tebliğ kapsamında elektronik ortamda tutulmuş oldukları, bu çerçevede tutulan elektronik defterlerin hesap döneminin ilk ayı ve son ayının beratlarının alınmış olduğu ve söz konusu beratların açılış ve kapanış onayı olarak kabul edilmesi gerektiği, Başkanlık mali mührünü de içeren beratların sunulduğu, Davalının sunduğu elektronik defterlerin Başkanlık tarafından onaylanan beratları ile birlikte Vergi Usul Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu kapsamında geçerli kanuni defter olarak kabul edilmesi gerektiği, ibraz edilen 2023 Yılı Envanter Defterinin de yasal süresi içerisinde Noter açılış Tasdikinin yaptırılmış olduğu, Kayıt nizamı bakımından V.U.K. Md.215-219 Md. İle muhasebe sistemi uygulama genel tebliğlerine uygun ve dayanak belgeleriyle uyum içinde oldukları görülmüş, Davalı Şirket Ticari Defterlerinin; TTK md 66 ve 1 no-lu Elektronik Defter ile ilgili tebliğde de ifade edildiği üzere, nihai takdiri yüce Mahkemeye ait olmak üzere HMK 222 uyarınca sahipleri lehine delil niteliğinin bulunduğunun mahkememizce değerlendirilebileceği, Davacı Şirketçe Davalı Şirket adına düzenlenen ve -------- ile Davalı Şirketçe Davacı Şirket adına düzenlenen KDV Dahil 9.819,52 TL olan 1 Adet İade Faturasının, Tarafların -------- Beyanlarında herhangi bir çekişmeye konu edilmeyecek şekilde KDV hariç tutarı olan 8.321,63 TL Tutar üzerinden “E-BELGE” olarak yer aldıkları tespit edildiği, Davacı Şirketin 9.819,52 TL Asıl alacak talebi üzerinden harçlandırmak suretiyle itirazın iptali istemi ile davalı şirket aleyhine ikame etmiş olduğu işbu İtirazın İptali Davasında, Davacı tarafından, davalıya verilen dava konusu servis hizmetinin ayıpsız olduğu, faturaya konu hizmetin usulüne uygun olduğu, davacının faturaya konu bedele hak kazandığı hususları beyan ve rapor edilmiştir. Duruşmada dinlenilen tanık ------ halen davacı şirkette bilgisayar mühendisi olarak çalışıyorum Bana göstermiş olduğunuz e fatura arkasında yer alan -----numaralı servis formundaki imza bana aittir, öncelikle davacı tarafça tarafımıza enkoder parçasının arızalı olduğu iddiasıyla parça kargo yoluyla davacı şirkete gönderildi ve parça arızalıydı arızayı ------ birlikte giderdik ve kargo ile gönderdik akabinde davalı şirket davacı şirket ile iletişime geçerek ürünün tekrardan arıza verdiğini ürünün tamir edildiği hali ile davalı tarafça çalıştırılıp çalıştırılmadığını hatırlamıyorum ancak ilk arızayı giderdiğimizde üründeki arızanın giderildiğine yönelik tespit yapmıştık akabinde davalı ürünün arıza verdiğini belirtti ben ve----------------- iş yerinin bulunduğu -----gittik ürünü üzerinde kalibre ettik sistem tarafından doğru okunması sağlandı ve ürünün tamir edildiği hususu davalının çalışanı olan operatör tarafından teyit edildi biz enkoder kalibre edilmesi için çağrıldık moment sisteminde herhangi bir arıza yoktur zaten moment sisteminde bir arıza olsaydı sistemde gelinen veri yani bom uzunluğu sistem tarafından görünemezdi" şeklinde beyanda bulunmuştur. Duruşmada dinlenilen tanık ----------Bana göstermiş olduğunuz e fatura arkasında yer alan ---------- numaralı servis formundaki imza bana aittir, ben servis formunun düzenlendiği tarihlerde davacı şirkette elektrik teknisyeni olarak çalışıyordum, öncelikle arızalı ürünün kargo ile davacı şirkete gönderililp gönderilmediğini hatırlamıyorum çok yoğun bir şekilde çalıştığımız için tam olarak hatırlayamadım ancak ürün kargo ile gönderilmiş ise gerekli arızası teyitli bir şekilde giderilmiştir bana göstermiş olduğunuz servis formundaki yapılan işi hatırladım servis formunda yapılan iş eksiksiz bir şekilde yapıldı ve arızanın giderildiği davalının operatörü ile tespit edildi servis formunda da işin yapıldığı ve arızasının giderildiği hususunda davalı yetkili çalışanı tarafından teyit edilerek imzası alındı" şeklinde beyanda bulunmuştur. Talimat mahkemesince dinlenilen tanık -------- BEYANINDA: " Ben davalı şirkette vinç operatörü olarak çalışırım, dava konusu makinanın mement sistemini davacı şirkete 3 defa gönderdik. Yapıldığını söylediler ancak yine istediğimiz verimi alamadık. Sonrasında servis çağırdık. Gelen serviste verim veremediği için bizim kendi ustamız tamir etti ve devreye girdi. Vinçmak tamir etmek için hiç bir şey yapmadı biz kendimiz tamir ettik," şeklinde beyanda bulunmuştur. Talimat mahkemesince dinlenilen tanık -------beyanında; "Ben davalı şirkette usta başı, vinç operatöre olarak çalışıyorum. Davacı şirkette makine onarımı için bizzat ben parça gönderdim. Onarımı başta sağladılar ancak makineye taktığımızda çalışmadı, bunu 2-3 defa gönderdik yine çalışmadı. Sonra servis talep ettik. Makinanın üzerinde ayarlarının yapılması gerekiyor dediler ancak yapamadılar. Bilgisayara bağladıklarında verilerini aldıklarını ancak onlarda gerekli parçalarının olmadığını söylediler. ------ sağladı. Ancak sevriste parçayı aracın üzerinde çalıştıramadı. Sonra ben kendim bizzat yaptım. Ana üretici firma ile bağlantıya geçtim, onların sayesinde parçayı temin edip tamirini kendim yaptım" şeklinde beyanda bulunmuştur. Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür.İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır. Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır -----------Türk Medeni Kanunun 6. maddesinde “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” denilmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “İspat yükü” başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” denilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır.Somut olayda alınan teknik raporda servis hizmetinin konusunun ayar ve kalibrasyon hizmeti olduğu, incelenen servis formunda tamir veya parça montajına ilişkin herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmış; bu nedenle dinlenen davalı tanık beyanlarına itibar edilmemiştir. Davacının servis hizmetini davalıya eksiksiz ve ayıpsız şekilde sunduğu, aksi yöndeki iddiaların davalı tarafından ispat edilemediği kabul edilmiş olup, dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde servis hizmet faturasından kaynaklanan alacak nedeniyle davacının davalıdan alacaklı olduğu kanaatine varılmış, usul ve yasaya uygun bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir. İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden, mahkemece koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-DAVANIN KABULÜ İLE; Davalının ----------- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin aynen devamına, 2-Alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE, 3-Karar harcı 670,77 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 243,17 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvurma harcı, 427,60 TL peşin harç olmak üzere toplam 855,20 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine 5-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam---------- yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, 6-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 9.819,52 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 9-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekiline (e- duruşma sistemi üzerinden) miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 19/12/2025

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/629, K. 2025/1031, T. 19.12.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-629-e-2025-1031-k-bf73271cbae5