İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/618 E. 2026/123 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/618
Karar No
2026/123
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/618 Esas KARAR NO : 2026/123

DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/10/2024 KARAR TARİHİ : 18/02/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA/Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, taraflar arasında 2023 yılı için 31.01.2023 tarihli sözleşme ; 2024 yılı için ise 22.02.2024 tarihli sözleşme mevcut olduğu; her iki sözleşmede de ücret yıllık ve likit olarak belirlendiği; tutarı ise sözleşmelere rakamsal yazıldığı; faturalar ise her ay davalının ödediği tutarlara göre müvekkil tarafından düzenlendiği; davalı ne kadar ödemişse o tutar kadar fatura düzenlendiği; 2023 yılında düzenlenen 8 adet fatura ile 2024 yılı için düzenlenen 4 adet fatura olduğu; 2023 yılı tamamlandığı ve bu yıla ilişkin hizmet noksansız verildiği halde bu yılı kapsayan 31.01.2023 tarihli sözleşmeden doğan alacakların önemli bir kısmı ödenmediği gibi 2024 yılı sözleşmesi yönünden de düşük tutarlı ödemeler yapıldığı; müvekkil tarafından, kalan alacağının bir bölümü için 1 adet fatura (15.04.2024 Tarihli) düzenlenerek davalıya gönderdiği; davalı, bu faturaların bedelini ödemediği gibi müvekkile gönderdiği Bakırköy ... Noterliği tarafından düzenlenen 3.4.2024 tarih ve... sayılı İhtarla müvekkille olan 2024 yılı sözleşmesini feshettiği; davalının bu İhtarına, Beyoğlu ... Noterliği tarafından düzenlenen 22.4.2023 tarih ve 2243 sayılı ihtarla müvekkil tarafından cevap verildiği; müvekkil cevabi İhtarında sözleşmenin feshine rızasının olmadığını belirterek alacaklarının 7 gün içerisinde ödenmesi istendiği; davalı, müvekkilin bu ihtarına cevap vermediği; bu fesih haklı nedenlere dayanmamakta; davalıdan sözleşmede yazılı tutarları talep etmesi ve buna ilişkin fatura düzenlemesi üzerine davalı sözleşmeleri feshettiği; davalı tarafından gerçekleştirilen fesihlerin müvekkil ödemeyi talep etmesi üzerine gerçekleşmesi, davalının gerçek amacının ödemeden kaçmak olduğu; müvekkil, davalı ile bu iki sözleşme öncesinde de sözleşme kurarak bu şirketin tam tasdik işlerini yaptığı; bu iki sözleşmeye kadar davalı sözleşmede yazılı olan tutarları eksiksiz ödediği taraflar arasında davalının ifade ettiği gibi konuşulan tutarlar ve sözleşmeye yazılan tutarlar şeklinde ikili bir uygulama asla olmadığı; davalı bu yönde bir kanıt belge vb. de sunmadığı; faturalarda yazılı tutarlar dışında ödeme yapıldığı yönünde de davalının bir iddiası olmadığı; müvekkilin sözleşmesinin fesih nedenlerinden birinin de müvekkilin yasal ve kamusal hizmeti kapsamında davalı şirketten istediği bilgilerden duyduğu rahatsızlık olduğu; Müvekkil, davalı şirketin iş ve sermayesinin Mohsen Fettahoğlu’na ait olduğu halde şirketin ... adına kurulduğu düşüncesiyle bunun nedenlerinin izahını istediği; 2023 yılı sözleşmesinden kalan alacağı (292.839 – 120.000 =) 172.839,-TL olup 2023 yılı yönünden sözleşme feshi söz konusu olmadığı; yılın tamamı için hizmet alındığı gibi takvim yılı kapandıktan sonra matbu YMM sözleşmesinin feshi sözleşme ve mevzuat gereği mümkün olmadığı; sözleşmenin fesih edildiği 2024 yılında kalan müvekkil alacağı ise (1.260.000 – 25.000=) 1.235.000,-TL’dir. Fesih için haklı bir neden konmadığından sözleşme ve mevzuat gereği ücretin tamamının ödenmesi gerektiği; sözleşmenin 4.1.5 maddesinde, ücretin ödenmemesi halinde meslek mensubunun işi bırakıp alacağı için kanuni takibe geçeceğini ve durumu Oda’ya bildireceği yazılı olduğu; hal böyleyken davalı müvekkilin alacaklarını ödemediği gibi müvekkili haklı alacağından vazgeçirmek için onu korkutmaya ve yıldırmaya yönelik olarak mensubu olduğu İstanbul ... Odasına şikayet dilekçesi verdiği neticeten davamızın kabulüne, dava konusu alacağın icra takip tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan alınıp müvekkile verilmesine, borçlunun haksız itirazının iptaline ve icra takibinin devamına; davalının 1.425.839 TL olan asıl alacağından %20 aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine mahkûm edilmesine; yargılama harç ve masrafları ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. SAVUNMA/Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, dava görevli ve yetkili yer de açılmadığı; yetkili yer Hakem Kurulu olduğu; davacı tarafla akdedilen sözleşmede uyuşmazlığın İstanbul Mahkemeleri ve icra daireleri ibaresi davacı tarafından yazılmış olup davalı müvekkilin onayı ve bilgisi dahilinde yazılmadığı; davacıdan alınan hizmet neticesinden bütün ödemeler zamanında yapıldığı; müvekkil firmanın davacıya herhangi bir borcu bulunmadığı; her ne kadar davacıya ödemeler eksiksiz gerçekleştirilmişse de davacı hizmeti noksan ifa ettiği; sözleşmedeki ücret davacı tarafından yazılmış olup davacı ile anlaşılan tutarı yansıtmadığı; davacı Yusuf İleri ile davalı müvekkil şirket arasında yıllardır süre gelen bir hizmet sözleşmesi bulunduğu; bu hizmet sözleşmesi uyarınca anlaşılan miktar ne idiyse sözleşmeye de o miktarlar yazıldığı; ancak davalı müvekkil şirket için 2023 ve 2024 yılı için anlaşılan tutar ve sözleşmeye yazılan miktarlar farklıdır. Şöyle ki, 31.01.2023 tarihli sözleşmede davalı müvekkil şirket için 10.000,00TL+KDV olarak, 01.01.2024 yılı içinde 12.500,00 TL + KDV olarak anlaşılmıştır. Nitekim müvekkil şirketlere kesilen faturalar da bu miktarlarda olduğundan anlaşılan tutarların bu miktarlar olduğu konusunda bir beis bulunmadığı;ancak 31.01.2023 yılı için anlaşılan tutar olan 10.000,00 TL +KDV olan tutardan farklı olarak sözleşmenin ilgili maddesine davalı müvekkil şirket için yıllık 292.839,00 TL olarak yazıldığı; yine 01.01.2024 yılı için de anlaşılan tutar 12.500,00 TL + KDV olmasına rağmen sözleşmenin ilgili maddesine davalı müvekkil şirket için yıllık 1.260,00 TL olarak yazıldığı; ücret kısmına yazılan bu miktarlar gerçeği yansıtmamakla birlikte müvekkil şirketlerden bihaber hukuka aykırı bir şekilde sonradan yazıldığı sözleşme bütün olarak incelendiğinde apaçık ortada olduğu; dolayısıyla sözleşmelerde yazılan bu miktarların hukuki olarak herhangi bir dayanağı bulunmadığından bu alacaklar yok hükmünde olduğu; davacının söz konusu eylemleri neticesinde tarafımızca İstanbul Yeminli Mali Müşavirler Odasına şikayet edilmiş olup davacı hakkında disiplin soruşturması hali hazırda devam ettiği; sözleşmenin 3. maddesinin 3.1.2. fıkrasında ve 3. Maddesinin 3.1.3 fıkrası uyarınca müvekkil şirketlerin hiçbir kusuru bulunmamakla birlikte mesleğin gerektirdiği dikkat ve özeni göstermediğinizden tamamen kusur davacıya ait olduğu; dolayısıyla yazılan bu miktarlar neticesinde tahakkuk edecek damga vergisi ve sair diğer vergi veya cezalardan müvekkil şirketin hiçbir sorumluluğu bulunmadığı;müvekkil şirketin sorumluluğu davacıyla anlaşılan tutar ve bu doğrultuda fatura kesilen miktarlar kadar olduğu; ödemeler davacının kestiği faturalara istinaden yapılmış olup davacının işbu husustaki iddiaları sunduğumuz dekontların ve faturaların tarihleri incelendiğinde asılsız olduğu; davacı tarafından Ağustos 2023 yılına ait 28.08.2023 tarihinde 12.000,00 TL fatura düzenlenmiş olup tarafımızca ödeme 3 gün sonra 31.08.2023 tarihinde yapıldığı; davacı tarafından Eylül 2023 yılına ait fatura 25.09.2023 tarihinde düzenlenmiş olup tarafımızca ödeme 4 gün sonra 29.09.2023 tarihinde yapıldığı; davacı tarafından Ekim 2023 yılına ait fatura 25.10.2023 tarihinde kesilmiş olup tarafımızca ödeme 6 gün sonra 31.10.2023 tarihinde yapıldığı; davacı tarafından Kasım 2023 yılına ait fatura 24.11.2023 tarihinde düzenlenmiş olup tarafımızca ödeme 6 gün sonra 30.11.2023 yılında yapıldığı; davacı tarafından Aralık 2023 yılına ait fatura 25.12.2023 tarihinde düzenlenmiş olup tarafımızca ödeme 4 gün sonra 29.12.2023 tarihinde yapıldığı; davacının dava dilekçesinin 6. maddesindeki iddialar gerçeği yansıtmamakla beraber davacının sır saklama yükümlülüğünü de ihlal ettiği neticeten yetkili ve görevli yerde açılmayan davanın usulen reddine,bu talebimizin kabul edilmemesi halinde sayılan sebepler doğrultusunda haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine, yargılama masrafları ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. DELİLLER VE GEREKÇE/ Dava, İİK m.67 kapsamında itirazın iptali davasıdır. Dava konusu uyuşmazlığın davacının takip dosyası kapsamında davalıdan 2023 ve 2024 yıllarına ait sözleşmeler kapsamında alacağı bulunup bulunmadığı var ise alacak miktarlarının tespitine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Mahkememizin 26/03/2025 tarihli duruşma ara kararı ile 2023 ve 2024 yılına ait taraf ticari defterleri üzerinde inceleme yapılarak davacı tarafından davaya konu faturaların taraf defterlerinde kayıtlı olup olmadığının tespit edilerek dava konusu uyuşmazlık hakkında mali müşavir bilirkişiden rapor hazırlanmasının istenilmesine karar verilmiştir. Bu kapsamda mali müşavir bilirkişi ...'dan alınan 13/08/2025 tarihli bilirkişi raporu ile davacının ticari ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin eksiksiz olduğu e-defter beratlarının süresinde oluşturulduğu, davacı defterlerinin sahibi lehinde delil vasfına haiz olduğu, davalının ticari defter ibrazında bulunmadığı, davacının ticari defteri öre 01.08.2024 takip tarihi itibariyle 18.000,00TL davalıdan kayden alacaklı göründüğü, ancak taraflar arasındaki borç/alacak miktarının tespiti için taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davacının sözleşmedeki edimini yerine getirip getirmediğinin, getirdi ise sözleşmede belirlenen tutardan davalının yaptığı ödemelerin düşülmesi sonucunda bulunacak tutara göre borç / alacak miktarının belirlenmesi gerektiği, Sayın Mahkemece davacının davalı ile aralarında akdedilmiş olan sözleşmelerdeki edimini yerine getirdiğinin ve sözleşmede belirlenen ücrete hak kazandığının benimsenmesi durumunda davacının 2023 yılına ilişkin sözleşmede belirlenen 292.839,00TL'den KDV hariç 120.000,00TL ödemenin düşürülmesi sonucu 172.839,00TL, 2024 yılına ilişkin sözleşmede belirlenen 1.260.000,00TL KDV hariç 25.000,00TL ödemenin düşürülmesi sonucu 1.235.000,00TL, olmak üzere 01.08.2024 takip tarihi itibariyle davacının 1.407.839,00TL davalıdan asıl alacağı kaldığı hesaplandığı, Sayın Mahkemece davacının takip ve dava konusu alacak iddiasının benimsenmesi durumunda, takip ve dava konusu alacak Beyoğlu ... Noterliği'nin 22.04.2024-... yevmiye tarih-sayılı ihtarnamesi ile talep edilmiş, ihtarname davalıya 24.04.2024 tarihinde tebliğ edilmiş ve ihtarnamede davalıya tanınan 7 günlük süre 02.05.2024 tarihinde hitama ermiş olmakla 02.05.2025 tarihinde temerrüt oluştuğu, buna göre 02.05.2025 temerrüt tarihi ile 01.08.2024 takip tarihi arasındaki 91 gün için toplam 181.640,16TL işlemiş avans faizi hesaplandığı, ancak davacı takip alacaklısı takip talebinde 181.437,66TL işlemiş avans faizi talep etmiş olmakla, taleple bağlılık ilkesi gereği takibe 181.437,66TL işlemiş avans faizi ile devam olunabileceği, davacının alacak iddiasının benimsenmesi durumunda; Merkez bankası verilerinden, 08.01.2024 takip tarihi itibari ile ticari temerrüt oranının 51,75 olduğu anlaşıldığından davacının belirlenen asıl alacağına takip tarihinden itibaren 51,75 ve değişen oranlarda kademeli olarak avans faizi yürütülebileceği tespit edilmiştir. Tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirmede, taraflar arasında 31.01.2023 tarihli denetim ve tasdik sözleşmesi kapsamında davacının yeminli mali müşavir, davalının iş sahibi olarak yer aldığı; sözleşmenin amacının yıllık gelir ve kurumlar vergisi beyannameleri ve bunlara ekli mali tablolar ve bildirimlerin denetim ve tasdik işleri ile ve/veya diğer işlerin 3568 sayılı kanun ve ilgili diğer kanunlara ve mevzuata göre yapılması olduğu; sözleşmenin 4.1 maddesinde sözleşme kapsamında belirtilen işlerden kaynaklı kararlaştırılan ücretin yıllık 292.839,00 TL olduğu, banka havalesi yoluyla ödeneceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmıştır. Sözleşmenin 7. Maddesinde taraflar arasında bu sözleşmeden doğan uyuşmazlıklar Hakem Kurulu'nca karara bağlanır. İfadesinin yer aldığı; Sözleşmenin süresinin 8. Madde kapsamında 01.01.2023 tarihinden itibaren en az 1 yıl süreyle geçerli olmak üzere düzenlediği kararlaştırılmıştır. Tarafların imza kısmının üst tarafına el yazılı olarak sözleşmenin hakem heyetine dair hükümleri geçersizdir. Uyuşmazlık halinde İstanbul Mahkemeleri ve İcra Daireleri yetkilidir ibaresinin yazıldığı anlaşılmıştır.

Taraflar arasında 31.01.2023 tarihli denetim ve tasdik sözleşmeden sonra 22.02.2024 tarihli denetim ve tasdik sözleşmesi kapsamında önceki sözleşmede yer alan hükümlerin ücret kısmı hariç aynı olduğu; sözleşme ücreti yönünden 1.260.000,00 TL olarak kararlaştırıldığı ve Tarafların imza kısmının üst tarafına el yazılı olarak sözleşmenin hakem heyetine dair hükümleri geçersizdir. Uyuşmazlık halinde İstanbul Mahkemeleri ve İcra Daireleri yetkilidir ibaresinin yazıldığı anlaşılmıştır. Davalı şirket tarafından keşide edilen Bakırköy ... Noterliği'nin 03.04.2024 tarihli ... nolu ihtarname kapsamında özetle 01.01.2024 tarihli sözleşme uyarınca anlaşılan tutarın 12.500,00 TL+ KDV yıllık toplam 150.000,00 TL olduğu; faturaların iş bu miktar üzerinden düzenlendiği; ücret kısmına yazılan bu miktarın gerçekliği yansıtmadığı; 31.01.2023 tarihli sözleşme kapsamında da 10.000,00 TL+ KDV olarak anlaşma sağlandığı; kesilen faturaların da bunun delili niteliğinde olduğu, sözleşmede yer alan miktarların hukuki dayanağının bulunmadığı, bu tutarlar hakkında bilgisinin bulunmadığı, hukuka aykırı olarak sözleşmede anlaşılan tutardan farklı rakam yazılmasının disiplin cezası niteliğinde olduğu; sözleşme kapsamında yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle sözleşmenin feshedildiğinden bahisle talep ve zararlarının karşılanmasını talep ettiği anlaşılmıştır. Davacı tarafından keşide edilen Beyoğlu ... Noterliği'nin 22.04.2024 tarihli ...nolu cevabi ihtarname kapsamında özetle, sözleşmelerdeki ücretlerin yıllık ve likit olarak belirlendiği; faturaların ödenen tutarlara göre düzenlendiği ve yıl sonunda 2023 yılına ait ücretin kalan kısmının talep edildiği; sözleşmenin feshinin haklı nedene dayanmadığı, 2023 yılı sözleşmesinden kalan 172.839,00 TL ve 2024 yılı sözleşmesinden kalan 1.235.000,00 TL alacağın ödenmesinin aksi takdirde yasal işlemlerin takibi yoluna gidileceğinin ihtar edildiği anlaşılmıştır. Davaya konu takip dosyası incelendiğinde 31.01.2023 tarihli sözleşmeye ilişkin 172.839,00 TL asıl alacak ve temerrüd faizi ile; 22.02.2024 tarihli sözleşmeye ilişkin 1.235.000,00 TL asıl alacak ve temerrüd faizi olmak üzere toplam 1.589.276,66 TL yönünden davacı tarafından davalı aleyhine takip başlatıldığı; davalının borca ve ferilerine itiraz etmesi nedeniyle iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde davanın görevli ve yetkili yerde açılmadığından bahisle savunma sunduğu, davalının onayı ve bilgisi dahilinde bulunmadığı, davacı tarafından yazıldığı, davalının onay ve bilgisi dahilinde yazılmadığına dair yapılan incelemede her iki sözleşme yönünden sözleşmenin en son kısmına el yazısı ile sözleşmenin hakem heyetine dair hükümleri geçersizdir. Uyuşmazlık halinde İstanbul Mahkemeleri ve İcra Daireleri yetkilidir ibaresinin yazıldığı, salt 7. Madde altında yer almamasının yazılan bu hükmü geçersiz hale getirmeyeceği, ayrıca sözleşmenin 9. Maddesinde tek asıl olarak düzenlendiği ve YMM tarafından onaylanan suretinin iş sahibine verileceğinin kararlaştırıldığı; davalı vekili tarafından cevap dilekçesi ekinde sunulan sözleşmelerde de iş bu el yazılı yetki yönünden tespitin var olduğu, bu nedenle davalının onayı ve bilgisi dahilinde bulunmadığı yönündeki savunmasına itibar edilmemiştir. Davalı vekilinin 26.03.2025 tarihli celsede alınan beyanında sözleşme içeriğinde yer alan yazı içeriği ile sözleşmenin son kısmında yer alan yazı içeriklerinin farklı olduğundan bahisle bilirkişi incelemesi yapılmasını talep etmiş ise de cevap dilekçesinde bu yönde savunmasının bulunmadığı iş bu talebinin savunmanın genişletilmesi kapsamına girmesi nedeniyle davacı tarafın muvafakati bulunmadığından bu hususta bilirkişi incelemesi yapılmamıştır. Bu nedenle davalı vekili her ne kadar dava görevli ve yetkili yer de açılmadığı; yetkili yer Hakem Kurulu olduğundan bahisle görev itirazında bulunmuş ise de taraflar tarafından dosyaya ibraz edilen sözleşme örneklerinde son sayfada yer alan imza kısmı üzerinde “uyuşmazlık halinde Hakem Heyetine başvurulacağına dair sözleşmedeki hükümlerin tamamı tarafların karşılıklı imzalarıyla geçersiz kılınmıştır. Uyuşmazlıklarda İstanbul Mahkemeleri ve İcra Daireleri yetkili olduğu” hususu yazılı olduğundan davalı tarafın görev ve yetki itirazının reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında imzalanan sözleşmeler kapsamında sözleşme ücretlerine ilişkin miktarların el yazısı ile yazıldığı anlaşılmıştır. Davacı tarafından davalıya 2023 tarihli sözleşme kapsamında düzenlenen faturaların aylık olarak 10.000,00 TL+ KDV olmak üzere 12.000,00 TL fatura bedeli olarak düzenlendiği anlaşılmıştır. Her ne kadar taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında 2023 yılına ait ücret bedeli yıllık 292.839,00 TL olduğu kararlaştırılmış ise de düzenlenen faturaların 10.000,00 TL+ kdv olmak üzere 12.000,00 TL üzerinden düzenlendiği; 2024 yılına ait sözleşme kapsamında da düzenlenen faturaların aylık olarak 15.000,00 TL+ KDV olmak üzere 18.000,00 TL üzerinden düzenlendiği anlaşılmakla davacı vekilinin cevabi ihtarnamesinde de yer alan faturaların ödenen tutarlara göre düzenlendiği ve yıl sonunda 2023 yılına ait ücretin kalan kısmının ve 2024 yılına ait sözleşme bedelinin talep edildiği iddiası yönünden yapılan değerlendirmede, TMK m.6 kapsamında " Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." şeklinde düzenlendiği, HMK m. 187 kapsamında " (1) İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir. (2) Herkesçe bilinen vakıalarla, ikrar edilmiş vakıalar çekişmeli sayılmaz." şeklinde düzenlendiği; TBK m. 26 kapsamında Sözleşme özgürlüğü kapsamında "Taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler." şeklinde düzenlendiği anlaşılmıştır. Sözleşmeler hukukuna hâkim olan en önemli ilkelerden biri ahde vefa ilkesidir. Bu ilkeye göre sözleşmenin tarafları her durumda sözleşmeye riayet etmeli, ona sadık kalmalıdır. Ancak tarafların sözleşme yönünden asıl iradelerinin mahkeme tarafından göz önüne alınması, sözleşme de yer alan ifadelerin yalnızca lafzi olarak değil, gerçek durum ve ispat koşullarına göre değerlendirilip yorumlanması gerekmektedir. Nitekim Yargıtay 3. HD 2025/1189 Esas 2025/4303 Karar sayılı ilamında "Bu aşamada önem arz eden bir diğer husus ise sözleşmenin yorumlanmasıdır. Böyle bir durumda, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesinin birinci fıkrası gereğince; bir sözleşmenin gerek şekil gerek içerik yönünden değerlendirilmesinde kullanılan söz ve deyimler değil, tarafların birbirine uygun gerçek iradeleri esas alınmalıdır. Sözleşmede yer alan kayıtların gerçek anlamını tarafların gerçek iradeleri bağlamında belirlemeye ve bu kayıtların hangi hukuki sonuçlara yöneldiğini tayin etmeye sözleşmenin yorumlanması denilmektedir. Dolayısıyla sözleşmenin yorumlanması, geçerli olarak kurulan, fakat uyuşmazlık konusu olan bir sözleşmenin veya bir maddesinin içeriğinin hâkim tarafından tarafların birbirine uygun sözleşme iradelerine göre tespit etmesi ve belirlemesidir. Sözleşme bir bütün olduğundan, bireysel maddeleri bütünden ayrı olarak tek başlarına yorumlanamaz. Başka bir deyişle sözleşmenin bireysel kısımları, bütün içinde ele alınarak yorumlanmalıdır. Ayrıca hâkim yorum yaparken kullanılan söz ve deyimlerin lafzi anlamları ile bağlı kalmamalı, tarafların gerçek ve farazi iradeleri araştırılmalıdır. Özellikle kullanılan söz ve deyimler sözleşmenin bütününe göre açık ve kesin değilse, muğlak ve birden çok anlama geliyorsa hâkim lafzı arka plana atmalıdır. " dikkate alındığında 2023 yılı sözleşmesi kapsamında davacı taraf, davalının yaptığı ödemeler kadar fatura tanzim ettiğini ihtarnamede iddia etmiş ve iş bu dava kapsamında sözleşmede yazılı miktarların kalan kısımlarını talep etmiş ise de davacının verilen hizmet karşılığı fatura düzenlenmesi gerekeceği; Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 08/02/2016 tarihli 2015/4521 E. 2016/549 K. sayılı ilamı; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27/062003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Faturalar ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nin m. 21/2.) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır... Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nin 222. (6762 sayılı TTK'nin 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir.." şeklindedir. (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir. ) dikkate alındığında faturalara konu hizmetin verildiğinin ve taraflar arasında iş bu hizmet bedelinin aylık olarak 10.000,00 TL+ KDV olmak üzere 12.000,00 TL fatura bedeli olduğu, davalı tarafından iş bu ödemelerin yapıldığı anlaşılmıştır. Nitekim davacı aksi durum düşünüldüğünde tam olarak ifa ettiği hizmet karşılığında ödenmesi gereken meblağlara ilişkin davalı tarafça tam ödeme yapılmadığına dair itirazının bulunmadığı, sözleşmede lafzi olarak yer alan meblağın taraflarca iradi olarak uygulanmadığı, sözleşmenin yorumlanması durumunda davacının 2023 yılına dair hizmeti 10.000,00 TL+ KDV olmak üzere 12.000,00 TL fatura bedeli üzerinden yerine getirmesi nedeniyle kalan bakiye alacağı bulunmadığından takip kapsamında 2023 yılına ait ücret alacağını talep edemeyeceği anlaşılmıştır. 2024 yılına ait sözleşme kapsamında yapılan değerlendirmede de taraflar arasındaki sözleşmenin 01.01.2024 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere düzenlendiği ve davalı tarafça sözleşmenin bedeller yönünden itirazı bulunması nedeniyle yukarıda izah edilen hususlar dikkate alındığında sözleşmeyi davalının Nisan 2024 tarihinde haklı olarak feshettiği, bu nedenle yalnızca iş bu tarihe kadar davacının verdiği hizmet kapsamında 15.000,00 TL+ KDV olmak üzere 18.000,00 TL fatura bedeli talep edebileceği anlaşılmıştır. Mahkememizce taraf ticari defterleri üzerinde inceleme yapılarak bilirkişi raporu alınmasına karar verildiği; davacı tarafından ticari defterlerin ibraz edildiği ve sunulan ticari defterlerin lehe delil teşkil ettiği anlaşılmıştır. Davalı tarafa usule uygun ihtara rağmen ticari defterlerini ibraz etmediği bu durumda davalı tarafın ticari defter ibrazından kaçındığı anlaşılmıştır. Davacı taraf ticari defterlerinde takibe konu edilen fatura bedellerinin davalı tarafça ödendiği yalnızca Nisan 2024 tarihine ait 18.000,00 TL fatura bedelinin ödenmediği anlaşılmıştır. Davalının davacı aleyhine disiplin cezası yönünden başvuru yaptığı ve İstanbul Yeminli Mali Müşavirler Odası'nın 28/11/2025 tarihli 251459 sayılı karara ilişkin nüshasını sunması nedeniyle ilgili birime müzekkere yazılarak tüm dosyanın mahkememize gönderilmesinin istenilmesine karar verildiği ancak karar celsesi itibariyle müzekkere cevabının gelmediği ancak yukarıda izah olunan gerekçede dikkate alındığında müzekkere cevabının dönüşünün beklenilmesine gerek olmadığına karar verilmiştir. Bu durumda davacı davalıdan yalnızca iş bu fatura bedeli yönünden talepte bulunabileceği anlaşılmakla davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takip dosyasında itirazın 18.000,00 TL asıl alacak üzerinden iptaline, takibin işbu miktar üzerinden takip talepnamesindeki şartlarla devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiştir. Takip kapsamında temerrüt faizi talep edilmiş ise de davacı tarafından 2024 yılı sözleşme bedelinin tamamını sözleşmede yazılı miktar üzerinden talep edildiği yukarıda da izah edildiği üzere sözleşmenin yorumlanması kapsamında davacının iş bu meblağı davalıdan talep edemeyeceği anlaşılmıştır. İş bu faturanın e fatura olması, davalı tarafından süresi içerisinde iade edildiğine dair davacı taraf ticari defterlerinde kayıt bulunmadığı anlaşılmakla davalı yönünden likit olan iş bu miktar üzerinden davacı lehine 18.000,00 TL'nin %20'si olan 3.600,000 TL icra inkar tazminatı hükmedilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile, 1-Davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında itirazın 18.000,00 TL asıl alacak üzerinden iptaline, takibin işbu miktar üzerinden takip talepnamesindeki şartlarla devamına, 2-Fazlaya ilişkin talebin reddine, 3-Alacak likit olduğundan 18.000,00 TL'nin %20'si olan 3.600,000 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 1.229,58 TL karar harcının, peşin yatırılan 16.403,39 TL harçtan mahsubu ile bakiye 15.173,81 TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 5-Davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 18.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 6-Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 18.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan toplam 5.387,90 TL yargılama giderinden davanın kabul red miktar ve oranı göz önüne alınarak hesaplanan 68,01 TL yargılama giderinin ve 427,60 TL başvurma harcı toplamı 495,61 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin 45,44 TL'nin davalıdan, 3.554,56 TL'nin ise davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına, 9-Taraflarca yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK'nun 341/1 vd. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine istinaf dilekçesi sunulmak ve istinaf başvurma ve karar harcı ile istinaf gider avansı yatırılmak suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenmesi için tarafların istinaf kanun yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 18/02/2026

KATİP ¸e-imzalıdır

HAKİM ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/618, K. 2026/123, T. 18.02.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-618-e-2026-123-k-dd1d2ba7d587