İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/437 E. 2026/56 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/437
- Karar No
- 2026/56
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/437 Esas KARAR NO : 2026/56
DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/07/2024 KARAR TARİHİ : 28/01/2026,
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Davalı 05/01/2017 tarihli iş sözleşmesi tahtında, müvekkili şirket nezdinde Saha Satış Müdürü olarak sürdürdüğü görevini, müvekkilinin şirkete sunmuş olduğu işten ayrılma isteğini içeren istifa dilekçesi üzerine 03/11/2020 tarihinde sona erdirdiğini, İş Sözleşmesi’nin 10. maddesine tahtında, İş Sözleşmesi’nin sona ermesini takiben altı ay boyunca Marmara Bölgesi sınırlarında, diğer bir firmanın çalışanı olarak müvekkili şirketin faaliyetleri ile doğrudan ve dolaylı olarak rekabet halinde olan veya olması muhtemel işlerde çalışmayacağını beyan ve taahhüt etmiş bulunduğunu ancak yapılan incelemeler neticesinde, İş Sözleşmesi’nin 10. maddesindeki rekabet etmeme taahhüdünü aykırı olarak, İş Sözleşmesi’nin sona ermesinin hemen akabinde müvekkili şirketin doğrudan rakibi konumundaki ... Lojistik Anonim Şirketi'nin İstanbul’daki işyerinde İş Geliştirme ve İnovasyon biriminde çalışamaya başladığı tespit edildiğini, İş Sözleşmesi’nin 12. maddesine göre, davalının 10. maddedeki taahhütlerini ihlal etmesi halinde her bir aykırılık için, müvekkili şirkette aldığı son ücret üzerinden toplam altı aylık brüt ücreti tutarında tazminatı müvekkili cezai şart olarak ödemesi gerektiğini, müvekkilinin cezai şartı aşan zararları bakımından Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu hükümleri kapsamında tazminat ve/veya dava hakkı ile ihlale konu fiil ve eylemlere son verilmesi amacıyla ihtiyati tedbir talep etme hakları bulunduğunu, davalının, İş Sözleşmesi’nin 12. maddesinin son fıkrasında kararlaştırıldığı üzere, belirtilen cezai şart tutarını ödese dahi, 10. maddede düzenlenen yükümlülüklerinden kurtulmuş olmayacağını, davalı işçinin, müvekkilinin işverenin işyerinde; saha satış müdürü olarak görevini sürdürdüğünü, davalı işçinin müvekkili şirketin tüm teknik, ticari ve personele ilişkin iş sırlarına ve müşteri çevresine nüfuz eden konumu nedeniyle bu işyerine dair elde ettiği bilgi, ticari sır ve teknik verileri paylaşmasının müvekkilii şirketi zarara uğratacağını, .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas ... Karar sayılı dosyasında davalının rekabet yasağına ilişkin hükümleri ihlal ettiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verildiğini, ancak davayı 1.000.-TL üzerinden açtıklarında, mahkemece ıslah için süre verilmeden dava miktarı üzerinden karar verildiğini, bu sebeplerle; .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas ... Karar sayılı dosyada verilen karara ek dava olmak üzere taraflar arasında düzenlenen iş akdi ve iş akdinde bulunan rekabet yasağı hükümlerince iş sözleşmesi süresince ve hitamından itibaren 6 ay süre ile benzer ve ilgili bir işyerinde çalışması halinde işçinin işverene cezai şart ödeneceğinin öngörülmesi nedeniyle rekabet yasağına ilişkin cezai şart bedeli olarak fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davalının 6 aylık brüt ücreti olan (iş akdi fesih tarihi itibari ile aylık 15.500 TL brüt ücretten hesaplanan) 92.000,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile ferileri birlikte davalıdan tahsiline ve bu aşamada alacaklarının garantisi zımmında davalının menkul ve gayrimenkullerine ihtiyati tedbir konulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın, .... Asliye Ticaret Mahkemesinde açmış olduğu davayı belirsiz alacak davası olarak açtığını, bu sebeple de davacı tarafın ek dava açma hakkı bulunmadığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılması durumunda alacağın tamamı dava konusu edildiğinden aynı dava konusu ile ilgili ek dava açılması halinde derdestlik dava şartı söz konusu olduğunu, söz konusu davanın zamanaşımına uğradığını, bu sebeple davanın usulden reddi gerektiğini, davacı tarafın, somut olayda cezai şartların oluştuğunu ve tazminat taleplerini dayandırdıkları belirsiz süreli iş sözleşmesinin 10. maddesi müvekkilinin çalışma özgürlüğünü kısıtladığını ve müvekkiline söz konusu sektörde çalışma alanı bırakmadığı aşikar olduğunu, müvekkilinin uzun yıllardır İstanbul'da ikamet etmekte ve lojistik firmalarında çalıştığını, tüm düzenini ve hayatını İstanbul'da ikame ettirmeye göre düzenleyen müvekkilinin, davacı şirket bünyesinde çalışmakta iken belirsiz süreli iş sözleşmesi imzaladığını ve bu sözleşmenin 10. maddesinde de rekabet etmeme ve ayartmama hükümleri yer aldığını, söz konusu maddede müvekkilinin, davacı şirket bünyesinden ayrıldıktan sonra en az 6 ay süre ile Marmara Bölgesinde Kara, Hava, Deniz yolları ve Demir Yolları vasıtaları ticari eşyalarının yurt içi ve yurt dışı taşımacılığı yapmaması konusunda kısıtlama getirildiğini ve söz konusu koşullara uymaması halinde cezai şarta mahkum edileceği düzenlendiğini ancak söz konusu madde ve şartlar hukuka aykırı olduğu gibi düzenlenen rekabet yasağı da aşırı nitelikte olduğunu, en az 6 ay boyunca Marmara coğrafyasında müvekkilinin bu sektörde çalışmaması halinde müvekkilinin öz geçmişinde ve kariyerinde önemli zararlara neden olacağını, Marmara coğrafyası geniş kitlesel bölgeye sahip olup İstanbul, Yalova, Bursa, Tekirdağ, Sakarya, Kocaeli, Kırklareli, Edirne, Çanakkale, Balıkesir, Bilecik olmak üzere toplamda 10 şehirden oluştuğunu, müvekkilinin bu 10 şehirde 6 ay boyunca çalıştırılmaması hakkaniyete aykırı olduğu gibi aşırı nitelikte kalmakta ve işveren tarafından müvekkiline atfedilen söz konusu kısıt başta Anayasanın 48. maddesine aykırılık teşkil ettiği gibi Borçlar kanununda yer alan hükümlere de aykırı düştüğünü, .... Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında yer alan bilirkişi tarafından tespit edilen ve müvekkili aleyhine tek taraflı cezai koşul yükleyen hükümler aşırı nitelikte olduğunu ve rekabet etmemeye ilişkin hükümler geçersiz olduğunu, Türk Borçlar Kanununun 444. ve 447. maddeleri arasında düzenlenen Rekabet Yasağı hükümleri uyarınca, davacı şirketin müvekkili aleyhine olarak düzenlemiş olduğu rekabet yasağına ilişkin maddeler aşırı nitelikte olduğunu ve Türk Borçlar Kanununa aykırı düştüğünü ancak somut olayda müvekkiline uygulatılmaya çalışılan rekabet yasağına ilişkin kanunun bu maddesine aykırı olarak müvekkilinin ekonomik geleceğini tehlikeye sokacak biçimde olduğunu, uzun yıllardır İstanbul'da ikamet eden ve hayatını burada ikame ettiren ve aynı iş kolu içerisinde çalışan bir kişiye çalışmakta ve uzmanlaştığı faaliyet alanından 6 ay boyunca ve belli bir coğrafyadan uzak tutmak hakkaniyete aykırı düştüğünü, somut olayda, rekabet yasağını ve buna bağlı olarak ceza koşulunu düzenleyen sözleşmede sadece müvekkili aleyhine ceza koşulu getirildiğini, buna karşılık işveren davacı şirket bir yükümlülüğe sahip kılınmadığını, bu nedenle sözleşmede ki ceza koşulu da geçersiz olduğunu, bu geçersizlikte mahkemenin müdahalesi ile de giderilebilecek bir geçersizlik de olmadığını, geçersiz bir sözleşmeye dayalı alacak talebi de hukuku uygun olmadığını, bu sebeplerle; davanın dava şartı yokluğundan ve zamanaşımı nedeniyle davanın usulden reddine, mahkeme usul yönünden farklı kanaatte ise yine yukarıda açıklanan nedenler ile davanın reddine, tüm mahkeme ve yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilerek, müvekkili adına vekalet ücreti verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasının UYAP kayıtları, ... Sosyal Güvenlik Merkezi'nden gelen davalıya ait çalışmalarını gösterir sigortalı hizmet cetveli, İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'nden gelen davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davacı ile davalı işçi arasında 05/01/2017 tarihinde imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesi, istifa dilekçesi, bilirkişi kök ve ek raporu ile tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizce yapılan yargılama, taraf beyanları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava, taraflar arasında 05/01/2017 tarihinde yapılan iş sözleşmesi sonucunda davalı tarafın sözleşme şartı olan rekabet etmeme taahhütünü yerine getirip getirmediği, davacı tarafın bu sebeple zarara uğrayıp uğramadığı, cezai şart koşullarının oluşup oluşmadığından ibaret Alacak davasıdır. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında 05/01/2017 tarihli iş sözleşmesinin düzenlendiğini, davalının Saha Satış Müdürü olarak çalıştığını, davalının iş akdinin 03/11/2020 tarihinde sona erdiğini, davalının iş sözleşmesinin feshedilmesinin ardından aynı faaliyet konusunda hizmet veren dava dışı ... Lojistik A.Ş'de çalışmaya başladığını, rekabet yasağını ihlal ettiğini belirterek aylık 15.500-TL brüt ücretten hesaplanan 92.000,00-TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının ek dava hakkının bulunmadığını, talebin zamanaşımına uğradığını, davaya dayanak gösterilen haksız rekabete konu hükmün Anayasaya aykırı olduğunu, cezai şartın gerçekleşebilmesi için davalının sebebiyet verdiği bir hususta veyahut ticari sırlarını ifşa etmesi sebebiyle mahrum kaldığı bir zararı ispat etmesi ile alacak hakkının bulunduğu, tüm bu sebeplerle davalının rekabet yasağına aykırı davranışının bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava zorunlu arabuluculuğa tabi davalardan olup davacı tarafça dosyaya sunulan 22/02/2022 tarihli arabuluculuk son anlaşmazlık tutanağı ile davacı tarafça zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve tarafların anlaşamadığı anlaşılmıştır. Haksız Rekabet Alanında Uzman Bilirkişi... tarafından 12/06/2025 tarihinde düzenlenen bilirkişi raporuna göre; "Rekabet yasağı sözleşmelerinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) madde 444 ve devamı hükümlerinde düzenlendiği, dolayısıyla huzurdaki uyuşmazlığa Türk Borçlar Kanunu'nun ilgili hükümlerinin uygulanacağı, zamanaşımı yönünden mesele ele alındığında, rekabet yasağı sözleşmesinden doğan tazminat taleplerinin, TBK m. 146 uyarınca 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, davalının 03.11.2020 tarihinde davacı şirketten ayrılarak 05.11.2020 tarihinde rakip bir işletmede çalışmaya başladığı göz önünde bulundurulduğunda, rekabet yasağı sözleşmesinden kaynaklı tazminat talebinin 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde ileri sürüldüğünün anlaşıldığı, Dosya kapsamından anlaşıldığı üzere tarafları ve konusu aynı olan bir başka davanın... Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. ... K. sayılı dosyasında görüldüğü, dosyada mübrez gerekçeli karardan anlaşıldığı üzere davacı taraf bu davayı da rekabet yasağı düzenlemesine dayalı olarak cezai şart talepli açtığı ve mahkemece davanın kabulüne ve dava dilekçesinde talep edilen 1.000 TL cezai şartın ödenmesine karar verildiği, söz konusu davanın belirsiz alacak davası olarak değil, kısmi dava olarak açıldığının anlaşıldığı, kısmi davanın açıldığı durumda, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmediği sürece, ayrı bir dava ile talep edilmesinin mümkün olduğu, ... Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. ... K. sayılı dosyasında davacının söz konusu alacağının bakiye kısmını saklı tutup tutmadığının dosyadaki belgelerden açıkça anlaşılamadığı, davacının fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuğu sonucuna varılması durumunda, huzurdaki davada rekabet yasağına aykırılık sebebiyle talep edebileceği cezai şartın bakiye kısmını dava konusu edebileceği, Somut olaydaki rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olarak kurulduğu zira sözleşmenin yazılı yapıldığı ve davacının rekabet yasağı sözleşmesinin yapılmasında haklı menfaatinin varlığından bahsedilebileceği, şartları itibariyle rekabet yasağı düzenlemesi değerlendirildiğinde, yer bakımından Marmara bölgesi, konu bakımından davacının faaliyet konusu, süre olarak da 6 aylık bir sınır getirildiği görülmekte olup bu sınırlamaların kanuni çerçevede kaldığı, dolayısıyla rekabet yasağı düzenlemesinin hukuka uygun olduğu, Sayın Mahkemenizce rekabet yasağının çok katı bir şekilde getirildiği sonucuna varılırsa, söz konusu sınırlamaların daraltılabileceği, dosyada mübrez SGK kayıtlarından anlaşıldığı üzere, davalının davacı şirketten ayrıldığı 3.11.202 tarihinden 2 gün sonra 5.11.202 tarihinde benzer iş kolunda faaliyet gösterdiği anlaşılan bir şirkette çalışmaya başladığı, rekabet yasağına ilişkin sözleşmenin geçerli olduğu varsayımında, davalının rekabet yasağına öngörülen süre içinde rakip bir firmada çalışmaya başlamasının rekabet yasağına aykırılık olarak değerlendirileceği ve sözleşmede belirlenen cezai şart miktarıyla sorumlu olacağı, Sayın Mahkemece rekabet yasağına aykırı davranıldığı sonucuna varılması halinde sözleşme uyarınca son brüt maaşın 6 katı tutarında cezai şartın tazminat olarak talep edilebileceği, belirlenen cezai şartın aşırı olup olmadığının hususunun değerlendirilmesinin Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu, dosya kapsamında davalının son brüt maaşını gösterir bordroya yer verilmediği için bir hesaplama yapılamadığı, ancak yapılacak hesaplamada, davalı tarafından yapılmış olan cezai şart ödemelerinin indirilmesi gerektiği, Yargıtay uygulamasında, rekabet yasağı sözleşmelerinde getirilen cezai şart düzenlemelerinin, işçi aleyhine tek taraflı cezai şart yasağının istisnası olarak kabul edildiği dolayısıyla huzurdaki rekabet yasağı sözleşmesinin bu yönüyle hukuka aykırı olmadığı," şeklinde rapor düzenlenmiştir. Haksız Rekabet Alanında Uzman Bilirkişi... tarafından 05/12/2025 tarihinde düzenlenen bilirkişi ek raporuna göre; "Bilirkişi kök raporunda varılan görüşlerin aynen korunduğu, Davacının sunduğu son brüt ücret üzerinden yapılan hesaplamada ise sözleşmede belirlenen cezai şartın 15.500*6=93.000 TL olduğu, ... Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. ... K. sayılı dosyasında karar verilen 1.000 TL'nin indirilmesi sonucunda talep edilecek cezai şartın 92.000 TL olduğu, belirlenen cezai şartın aşırı olup olmadığı hususunun değerlendirilmesinin Sayın Mahkemenizde olduğu" şeklinde rapor düzenlenmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 444 ve devamı maddelerindeki düzenleme uyarınca; rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklı süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığı yeterlidir. Yani, rekabet yasağı kaydı karşısında, işverenin somut bir zarara uğraması gerekmemekte olup, işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması yeterli görülmektedir. TBK'nın 445. maddesi uyarınca; rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz. Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir. "... rekabet yasağının işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması halinde geçerli olacaktır.Bu durumda TBK 444/2 hükmü uyarınca öncelikle, rekabet yasağı düzenlemesinin geçerli olup olmadığının veya aşırı nitelikte olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir..."Yargıtay 11.Hukuk Dairesi’nin 10.04.2019 tarihli 2018/1393 E., 2019/2838 K. "...Ancak;6098 sayılı TBK.’nın 182/ son maddesi gözönünde bulundurularak; kararlaştırılan cezai şartı fahiş olup olmadığı hususunda re'sen araştırma yapılarak bir değerlendirme yapılması, fahiş olduğu takdirde cezai şartta indirim yapılarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, bu hususda hiç değerlendirme yapılamadan eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru bulunmamış bununla birlikte dosyada yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf bu yönden kabulü ile HMK 353(1)b-2 uyarınca hükmün kaldırılmasına tek geçim kaynağı emeği ve bunun karşılığında aldığı maaşı olan işçinin rekabet etmeme taahhüdüne aykırı davranması karşılığında öngörülen 12 aylık brüt maaşına denk gelen cezai şartın fahiş olduğu ,hakkaniyet gereği, cezai şart takdiren % 60 oranında tenkis edilmesi hak ve nesafet kurallarına daha uygun olacağından, 7.290-TL nin cezai şart olarak davalıdan ihtarnamenin tebliği tarihi 22.06.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline ,fazla istemin tenkis nedeniyle reddine ,fazla istem tenkis nedeniyle reddolunduğundan davalı yararına vekalet ücreti ve yargı giderine hükmolunmamasına karar verilmiştir..." T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, 2018/962 Esas, 2019/1439 Karar. Somut olayda; davalının 05/01/2017 tarihli iş sözleşmesi ile davacı şirkette saha satış müdürü olarak çalışmaya başladığı, davacı ile davalı arasında yapılan iş sözleşmesinin 10. maddesinde rekabet yasağının zaman, yer ve kapsam bakımından belirli olduğu, çalışanın, işveren ile arasındaki hizmet sözleşmesinin sona ermesi halinde işverenin faaliyet gösterdiği Marmara Bölgesi sınırları içerisinde, iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren 2 yıl süre boyunca işverenin işkolunda faaliyet göstermeyeceğini, faaliyet gösteren bayi ve acenteler de dahil olmak üzere bir başka gerçek ya da tüzel kişi nezdinde çalışmayacağını, bunlarla ortaklık ilişkisine girmeyeceğini, bunlara danışmanlık vermeyeceğini, bunlar ile herhangi bir ticari ilişki içerisinde bulunmayacağını kabul ettiği, sözleşmenin 12. Maddesine göre rekabet etmeme borcuna aykırı davranması halinde işverene son brüt ücreti üzerinden hesaplanacak 6 aylık ücretinin toplamı kadar cezai şart ödemeyi kabul ettiği hususlarının hüküm altına alındığı, davalının 03/11/2020 tarihinde işten ayrıldığı, işten ayrıldıktan 2 gün sonra 05/11/2020 tarihinde davacı şirket ile aynı sektörde ve aynı faaliyet konularıyla iştigal eden dava dışı firmada çalışmaya başladığı anlaşılmaktadır. Sözleşmede yer alan rekabet yasağı hükmü geçerli olup, Sözleşmede rekabet yasağı iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren 2 yıl süre ve Marmara Bölgesi coğrafi alanı ile sınırlandırılmıştır. Bu nedenle sözleşmede TBK'nın 445. maddesi kapsamında da kanuna aykırılık yoktur. Davalının davacı şirket nezdinde; 05/01/2017 - 03/11/2020 tarihleri arasında saha satış müdürü olarak çalışması sırasında iş yerinin tüm teknik, ticari ve personele ilişkin iş sırlarına ve müşteri çevresine nüfuz eden konumu nedeniyle iş yerine ait elde edeceği bilgi, ticari sır ve teknik verileri elde ettiği, işten ayrıldıktan sonra rekabet yasağında belirlenen 6 aylık süre içinde aynı işi yapan başka bir şirkette çalışmaya başladığı, davacı şirketin davalıya yönelik rekabet yasağı getirmekte haklı menfaati olduğu değerlendirilmiştir.Zira Borçlar Kanunu'nun ilgili hükmünde işverene önemli bir zarar verilmesi ihtimalinin olması rekabet yasağı bakımından yeterli görülmüştür.
TBK'nın 444/2. maddesi gereğince; rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir. Dosya kapsamından; davalının, davacı şirketteki işinden ayrıldıktan sonra yeni işyerinde de aynı iş kolunda çalıştığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davalının önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanması, davacı işverene önemli zarar verebilme ihtimalini taşımakta olup, zarar ihtimalinin varlığı ise rekabet yasağına aykırılığın kabulü için yeterlidir. Bu nedenle davalının sözleşmenin rekabet yasağı hükmünü ihlal ettiği, toplam cezai şart miktarı olarak bilirkişi raporunda; davalının en son brüt ücretinin 6 katı (6 ay x 15.500,00 TL=) 93.000,00 TL olarak hesap edilmiş olup, .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas ve ... Karar sayılı dosyasında karar verilen 1.000,00-TL'nin indirilmesi sonucunda 92.000,00-TL'nin hesap edilmiş düzenlenen raporun dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli olduğu anlaşılmıştır. TBK'nın 182/3. fıkrasına göre hakim, fahiş gördüğü cezai şarttan re'sen indirim yapabilir. Cezai şartın fahiş olup olmadığı belirlenirken, tarafların ekonomik durumu, borçlunun ödeme kabiliyeti ile beraber borcunu yerine getirmemiş olması nedeniyle sağladığı menfaat, kusur derecesi ve borca aykırı davranışının ağırlığı ölçü alınarak tayin edilmeli ve hüküm altına alınacak ceza miktarını belirlerken hak, adalet ve nesafet kuralları dikkate alınmalıdır. Buna göre davalının; davacı ve dava dışı işyerindeki çalışma süreleri gözetildiğinde işten ayrıldığında 15.500,00-TL brüt ücret alan davalının 6 aylık brüt ücretine tekabül eden 93.000,00-TL cezai şart tazminatı fahiş kabul edilmiştir. Bu nedenle kararlaştırılan cezai şarttan %40 oranında tenkis yapılması somut olaya uygun görülmüş olup, cezai şart tutarı takdiren 12 aylık ücret tutarı olan 93.000,00-TL'den.... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas ve ... Karar sayılı dosyasında karar verilen 1.000,00-TL'nin indirilmesi sonucunda bulunan 92.000,00-TL'nin %40'ı oranında indirim yapılması sonucunda 55.200,00-TL olarak hesaplanmıştır. Diğer yandan sözleşmede öngörülen cezai şarttan TBK'nın 182/3. maddesi hükmü doğrultusunda tenkis yapılması hakimin takdirine bağlı olup, tenkis nedeniyle reddedilen kısım bakımından dava kabul edilmiş gibi yargılama giderine hükmedilmiş olup reddedilen miktar üzerinden davalı taraf lehine vekalet ücreti takdir edilmemiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafça açılan DAVANIN KISMEN KABULÜ ile; davacının 55.200,00 TL cezai şart alacağının 30/07/2024 dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 3.770,71-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 1.571,13-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 2.199,58-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.600,00-TL'nin davadaki haklılık durumuna göre 2.160,00-TL'sinin davalıdan, geri kalan 1.440,00-TL'sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan; 427,60-TL Başvuru Harcı, 1.571,13-TL Peşin/nisbi Harcı, olmak üzere toplam 1.998,73-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan; 4.500,00-TL Bilirkişi ücreti, 329,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 4.829,00-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 2.897,40-TL'lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nın 333. maddesi uyarınca resen yatırana iadesine, Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 28/01/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır
*Bu evrak 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.