İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/304 E. 2026/44 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/304
Karar No
2026/44
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/304 Esas KARAR NO : 2026/44 DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/04/2024 KARAR TARİHİ : 21/01/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle: müvekkil şirketlerin eski çalışanı davalı --------- tarafından gizlilik ve rekabet sözleşmesi imzaladığını, müvekkiller ile davalının çalıştığı firma aynı faaliyet alanında çalıştığını, davalı --------- müvekkil şirketlerin ve tüm grup şirketlerinin üretim -yatırım sırları, tüm mali -idari-ticari verileri, gizli bilgileri dataları, sistemleri, sözleşmeleri, müşteri çevresi , projeleri, hedefleri ‘ hakkında bilgi sahibi olduğunu, 1.4.cezai şart bedeli duruma uygun tayin edildiğini, cezai şartın ödenmesi adına davalıya ihtarname keşide edildiğini, gizlilik ve rekabet yasağı sözleşmesinde süre ve yer yönünden sınırlama mevcut olduğunu, cezai şart istemi rekabet sözleşmesine dayandığını, HMK 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davamız yönünden müvekkil nezdinde meydana gelen zararın tespiti ve tahsili talebimize ilişkin davalı utku ünal yönünden davalı -------- pozisyonu gereği müvekkil şirketlerde çalışması sonucu edindiği bilgilere ilişkin beyanları tekrar ettiklerini, dava şartı zorunlu arabuluculuk tutanağı sunduklarını, davalı --------- ile imzalanan gizlilik ve rekabet sözleşmesi kapsamındaki ‘rekabet etmeme’ hükümlerinin ihlal edilmesi nedeniyle fazlaya ilişkin tüm dava ve talep haklarımız saklı kalması kaydı ile sözleşmede öngörülen 50.000,00-usd cezai şart bedelinin 26.12.2023'ten itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile davalı ---------- tahsilini, davalıların haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin menini, belirsiz alacak davamızın kabulü ile 50.000,00 USD cezai şart bedelini aşan zararın 6100 sayılı yasa’nın 107. maddesi uyarınca tespiti ile davalılardan müştereken ve müteselsilen 26.12.2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte tahsilini, yargılama harç ve masrafı ile avukatlık vekalet ücretinin dahi davalılara tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ------- vekilinin cevap dilekçesinde özetle: Davacıların davaya konu ettiği Gizlilik ve Rekabet Sözleşmesi'nden kaynaklı maddi zarar talebinin 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu ("TBK") m. 444 - 447'de düzenleme altına alındığı, TBK rekabet yasağı şartlarını genel olarak düzenledikten sonra m. 446'da buna aykırı davranışların sonuçlarını da düzenleme altına aldığı, buna göre; "Rekabet yasağına aykırı davranan işçi, bunun sonucu olarak işverenin uğradığı bütün zararları gidermekle yükümlüdür. yasağa aykırı davranış bir ceza koşuluna bağlanmışsa ve sözleşmede aksine bir hüküm de yoksa, işçi öngörülen miktarı ödeyerek rekabet yasağına ilişkin borcundan kurtulabilir; ancak, işçi bu miktarı aşan zararı gidermek zorundadır." Kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydıyla geçerli bir Gizlilik ve Rekabet Sözleşmesi'nin varlığı, buna aykırı eylemde bulunan içinin kusuru ve genel hükümler kapsamında illiyet bağı ile belirlenecek bir zararın varlığı sayın Mahkemece kabul edilse dahi TBK m. 446'dan anlaşılacağı üzere bu zararın gideriminden anılan Sözleşmenin tarafı olan işçinin sorumlu olması gerektiği, Müvekkil Şirket'in herhangi bir sorumluluğu, taahhüt ve yükümlülüğü bulunmadığını, davacıların zarara yönelik iddia ve taleplerinin tamamen mesnetsiz ve varsayıma dayalı olduğu, dava dilekçesinde Müvekkili Şirketin haksız rekabette bulunduğuna dair somut bir delil sunulmadığını, sembolik bir miktarla davanın açılması ve Müvekkili Şirket'in davaya taraf gösterilmesinin de kötüniyetli olup, belirlenebilen asgari bir değer olmaksızın belirsiz alacak davası açılmasında da hukuki yarar bulunmadığını, Davacılara ait ürün grubunda yer alan "---------" ambalajı ile Müvekkil Şirket'e ait --------- markalı ---------- ürün ambalajlarının benzerlik içerdiği iddiasının Müvekkili Şirket aleyhine 18.03.2022 tarihinde ikame edilmiş delil tespiti davasına da konu olduğu, bu davadaki Davacı yanın ihtiyati tedbir talebinin Sayın Mahkeme tarafından "somut olay bakımından yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği" gerekçesi ile reddedildiği, anılan kararda isabetsizlik görülmediğinden İstinaf Mahkemesince de kesin olarak onandığı, davanın reddine karar verilmesini, mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasını vekil sıfatıyla arz ve talep etmiştir. Davalı ---------- vekili cevap dilekçesinde özetle: 01.03.2023 tarihli personel devri sözleşmesi’nde devralan şirket (dardanel) ile kurulan yeni iş ilişkisi bakımından yeni sözleşmelerin uygulanacağı açıkça belirtilmiş iken, eski iş ilişkisi kapsamındaki rekabet sözleşmesine dayanılarak iş bu davanın açılması hatalı olduğunu, müvekkili devralan --------ş. ile müvekkil arasında akdedilen 01.03.2023 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi’nin 2.2 no’lu maddesinde geçmiş bütün sözleşmelerin ve varsa geçmiş sözleşmelerdeki ileri tarihli sözleşme maddeleri ve her türlü taahhüt maddelerinin 01.03.2023 tarihi itibariyle hükmünü yitirmiş kabul edildiği taraflarca açıkça kabul edildiğini, davaya dayanak olarak gösterilen gizlilik ve rekabet sözleşmesi iş ilişkisi başladıktan sonra baskı altında ve tek taraflı olarak davalıya imzalatıldığından, sözleşme irade yönünden de sakattır ve uygulanması mümkün olmadığını, taraflar arasındaki geçerli ve yürürlükte bulunan bir rekabet sözleşmesi bulunmasa dahi, bir an için bulunduğu düşünülse dahi, "yer" ve "kapsam" bakımından da rekabet etmeme hükümleri geçersiz olduğunu, davalının hâlihazırda --------- isimli firmada çalışmakta olduğu pozisyon davacı şirketlerin faaliyet alanıyla (ürün gamıyla) da çelişmediğini, davacılar tarafından talep edilen cezai şart miktarı fahiş olup, takdir yetkisi kapsamında indirilmesi gerektiğini beyan ve talep etmiştir. Davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde özetle: davalı --------- yönünden davanın rekabet etmeme akdinin iptal olduğuna yönelik beyanları mesnetsiz olduğunu, tarafça dosyaya sunulmuş olunan iş sözleşmesi gerçek olduğunu, davalının sunmuş olduğu iş sözleşmesi davayı mesnetsiz bırakma amacı ile sonradan düzenlendiğini, davalının gizlilik ve rekabet yasağı sözleşmesi'ne dair beyanları gerçeği yansıtmayıp açıkça tezatlık içerdiğini, rekabet ve gizlilik sözleşmesi ile yer, konu ve zaman açısından kanun ve yerleşik içtihat hükmü gereğince makul ölçüde sınırlama yapılmış olup davalının taleplerinin reddi gerektiğini, davalının müvekkil şirketler bünyesinde çalışmakla edinmiş olduğu ticari sırları yeni işe başladığı şirket ile paylaştığını, ayriyeten müvekkil şirket ürünleri ile davalı ---------- çalışmakta olduğu diğer davalı şirket ürünleri----------- kayıtlarından da anlaşılacağı üzere açıkça benzer olduğunu, cezai şart bedeli duruma uygun tayin edildiğini, davalı--------- yönünden davalı şirket, oluşan zarardan diğer davalı ile birlikte sorumlu olduğunu, davalı şirketin işbu zararı gerçekleştirdiği dosyaya sunulan bütün deliller ve cevap dilekçelerinde yapılmış olan ikrarlar ile sabit olup zararı tazmin ile mükellef olduğunu, davalı şirket tarafından ürünler hakkında yapılmış beyanlar gerçeği yansıtmamakla birlikte her iki davalı tarafından çelişkili beyanlar öne sürüldüğünü, öne sürülen beyanlar sayın mahkemece aldatmaya yönelik olup hükme esas alınması gerektiğini, davalı şirketin delil olarak dayandığı ---------- d.iş sayılı dosyası, davalı şirketin bütün beyanlarının asılsız olduğunu ve iltibasın var olduğunu belirttiğini, rekabet yasağına aykırılık teşkil eden davalı eylemlerinin men'i gerektiğini, belirsiz alacak davamızın kabulü ile 50.000,00 USD cezai şart bedelini aşan zararın 6100 sayılı yasanın 107. Maddesi uyarınca tespiti ile davalılardan müştereken ve müteselsilen 26.12.2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsilini beyan ve talep etmiştir. Davalı -------- vekilinin ikinci cevap dilekçesinde özetle: davacılar ile davalı arasında geçerli ve uygulanabilir bir gizlilik ve rekabet yasağı sözleşmesi kesinlikle yoktur. Gerek Personel Devri Sözleşmesi gerekse --------- ile akdedilen Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi taraflar arasındaki gizlilik ve rekabet hükümlerini geçersiz kılındığını, aynı şekilde iş akdi kurulduktan sonra baskı altında tek taraflı olarak zorla imzalatılan iş bu sözleşmeye dayanılarak açılmış bulunan huzurdaki davanın reddi gerektiğini, şirketlerin faaliyetleri ürün gamları bakımından da büyük farklılıklar bulunduğunu, bu nedenle davanın reddini talep etmiştir.Davılı ----------- vekilinin ikinci cevap dilekçesinde özetle: davacının müvekkil şirket tarafından haksız rekabete konu eylemler gerçekleştirildiğini ve bu vesileyle zarara uğradığı yönündeki iddiası somut verilerle ispat edilemediğini, davacı tarafın uğradığını iddia ettiği zarar nedeniyle müvekkil şirkete atfı kabil bir kusur ve sorumluluktan bahsedilmesi mümkün olmadığını, davacı taraf kötüniyetli bir şekilde dava konusunu esasından saptırmayı hedeflediğini, haksız ve hukuki mesnetten yoksun olan davanın reddine karar verilmesini, mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. Tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde; Dava, Türk Borçlar Kanunu'nun 444 vd. maddelerinde düzenlenen ve iş sözleşmesi ile kararlaştırılan davalı --------- rekabet etme yasağını ihlal etmesi nedeniyle rekabet yasağı şartına bağlanan cezai şartın ve cezai şartı aşan alacağın tahsili davasıdır. Davacılar, --------- sözleşmesinde yer alan 50.000 USD cezai şartı aşan zararların (belirsiz alacak davası kapsamında), haksız rekabet fiiline iştirak etmesi nedeniyle ---------- da müştereken ve müteselsilen tahsil edilmesini talep etmektedir Uyuşmazlık temelde, rekabet etme yasağı kaydının geçerli olup olmadığı ve davalının eylemlerinin rekabet yasağını ihlal niteliğinde olup olmadığı noktasındadır. Davacılar, -------- eski çalışanları ---------, ---------- bünyesinde edindiği üretim, yatırım, maliyet ve müşteri sırlarını öğrenmek maksadıyla işe aldığını iddia etmektedir. İddiaya göre -------, -------- sahip olduğu bu gizli bilgileri kullanarak haksız rekabet ortamı oluşturmuş ve menfaat sağlamıştır. Davacılar, ---------- TTK m. 54 ve devamı hükümleri gereğince, üçüncü kişi olarak rekabet yasağının ihlaline iştirak ettiğini ve bu nedenle tazminat sorumluluğu doğduğunu savunmaktadır. Davacı taraf, işçinin iş sözleşmesiyle kararlaştırılan rekabet yasağına aykırı davrandığından bahisle kararlaştırılan cezai şartın tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 444/1. maddesinde, fiil ehliyetine sahip olan işçinin, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebileceği, aynı maddenin 444/2. maddesinde ise, rekabet yasağı kaydının, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerli olacağı düzenlenmiştir. 818 sayılı Borçlar Kanunu(e.BK)'nun 348/1. Maddesinde, iş sahibinin müşterilerini tanımak veya işlerinin esrarına nüfuz etmek hususlarında işçiye müsait olan bir hizmet akdinde her iki tarafın, akdin hitamından sonra, işçinin kendi namına iş sahibi ile rekabet edecek bir iş yapamamasını ve rakip bir müessesede çalışamamasını ve böyle bir müessesede şerik veya sair sıfatla alakadar olamamasını, şart edebilecekleri, 2. Fıkrada ise, rekabet memnuiyetine dair olan şartın, ancak işçinin müşterileri tanımasından ve esrara nüfuzundan istifade ederek iş sahibine hissolunacak derecede bir zarar husulüne sebebiyet verebilecek ise, caiz olduğu düzenlenmiştir. Gerek e.BK'nın gerekse TBK'nın rekabet yasağına ilişkin düzenlemeleri benzer mahiyette olup, her iki kanuna göre de rekabet yasağı kaydının geçerliliği için zararın gerçekleşmesi şart olmayıp, işçinin edindiği bilgilerin iş verenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olması yeterli görülmüştür.Somut olayda davacı taraf, davalı işçi ----------- ile akdedilen 17.01.2019 tarihli "Gizlilik ve Rekabet Sözleşmesi"ne dayanmışsa da; söz konusu sözleşmenin 4.2. maddesinde yer alan rekabet yasağının coğrafi sınır olarak "--------, --------,-------- ve --------" illerini kapsayacak şekilde düzenlendiği görülmektedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 445/2. maddesi uyarınca rekabet yasağı; işçinin iktisadi geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez. Davalının uzmanlık alanı ve çalışma pozisyonu (Genel Müdürlük) dikkate alındığında, ---------- en önemli ticaret merkezlerini kapsayan bu denli geniş bir coğrafi sınırlamanın, davalının çalışma özgürlüğünü ortadan kaldırdığı ve ekonomik geleceğini tehlikeye attığı sabittir. Bu nedenle, Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatları ve bilirkişi raporundaki tespitler de dikkate alınarak, davaya dayanak sözleşmedeki rekabet yasağı kaydının kesin hükümsüz olduğu kanaatine varılmıştır. Geçersiz bir sözleşme hükmüne dayanılarak cezai şart talep edilmesi hukuken mümkün olmayacağı açıktır. Davacı taraf, davalıların "1 Alana 1 Bedava" kampanyası yaparak ve ticari sırları kullanarak haksız rekabet yarattığını iddia etmişse de söz konusu kampanyaların perakende satış piyasasında sıklıkla yapılan, genele yaygın uygulamalar olduğu, belirli bir markaya özgülenmesinin mümkün olmadığı açıktır. Ayrıca, davalı işçi --------- davacı şirkette edindiği hukuka aykırı veya ticari sır niteliğindeki bilgileri yeni işvereniyle paylaştığına dair dosya kapsamında herhangi bir somut delil bulunmamaktadır. Salt rakip firmada işe başlama eylemi, Anayasa ile güvence altına alınan çalışma hürriyeti kapsamında olup, tek başına haksız rekabet suçlaması için yeterli değildir. Haksız rekabet ve sözleşmeye aykırılık iddialarında, davacının uğradığı zararı somut delillerle ispat etmesi gerekmektedir. Dosyaya sunulan delillerden davacının iddia ettiği zararı doğrulayan, somut biçimde ortaya koyan hiçbir bilgi veya belgenin dosya münderecatında bulunmadığı, zarar unsurunun ispatlanamadığı bir durumda tazminat sorumluluğuna gidilmesi mümkün olmadığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-DAVANIN REDDİNE 2-Harçlar Yasasına göre alınması gereken 732 TL'nin başlangıçta alınan 27.837,61 TL'den mahsubu ile bakiye kalan 27.105,61 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, 3-Yargılama sırasında davacı tarafın yapmış olduğu masrafların üzerinde bırakılmasına, 4-Yargılama sırasında davalıların tarafların yapmış olduğu masraf bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Yargılama sırasında davalı ---------- kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 246.070,50 TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Yargılama sırasında davalılar kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 7-6325 Sayılı Yasa' nın 18/A maddesinin 11 ve 13. Fıkraları uyarınca zorunlu arabuluculuk nedeniyle arabulucuya hazine tarafından ödenen 3.800,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 8-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca, artan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair, taraf vekilleri yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dilekçe ile başvurulacak İSTİNAF yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ ile verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 26/01/2026

Atıf: İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/304, K. 2026/44, T. 21.01.2026, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-9-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-304-e-2026-44-k-c3760c25105b