İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/400 E. 2026/483 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/400
Karar No
2026/483
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/400 Esas KARAR NO : 2026/483

DAVA : Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Menfi Tespit) DAVA TARİHİ : 06/05/2024 KARAR TARİHİ : 03/06/2026

Mahkememizde görülmekte bulunan Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Menfi Tespit) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, DAVA: Davacı dava dilekçesinde özetle; dava konusu icra takibinin ... tanzim, ... vade tarihli, borçlu ... ..., lehdarı ise ... ... olarak yazılı ... TL bedelli belgeye dayandığını, eski icra dosya numarasının Antalya ... İcra Dairesinin .../... Esas, son kaydının ise Antalya Genel İcra Dairesinin .../... Esas sayılı dosyası olduğunu, icra takibinin ... tarihine dayandığını beyanla; cironun kendi şahsı adına değil, ortağı olduğu şirket adına alındığı halde dava dışı ... Bankasına karşı kendi adına kambiyo taahhüdünde bulunduğunun iddia edilerek icra takibi başlatıldığını, banka ile aralarında herhangi bir alacak verecek bulunmadığını, kambiyo hukukundan doğan bir kambiyo ilişkisinin de bulunmadığını, icra takibine konu bonodan kendi adına hiçbir borcunun bulunmadığını, bu durumda davalı yana da böyle bir borcunun bulunmadığını, dava dışı bankanın alacaklarını davalı şirkete temlik ettiğini belirterek davanın kabulü ile dava konusu kambiyo senedinden kaynaklı borcunun bulunmadığının tespitine, kambiyo taahhüdünün hükümsüzlüğüne, teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesine, Antalya Genel İcra Dairesinin .../... Esas sayılı icra takibinin durdurulmasına, yargılama ücretlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya dayanak Antalya Genel İcra Dairesinin .../... Esas sayılı dosya alacağının ... Bankasından devir ve temlik alındığını beyanla; davacı taraf, takibe konu kambiyo senedindeki imzasını inkar etmemekle beraber hata ve hileye dayandığını ifade ettiğini, ancak basiretli tacir konumundaki davacının söz konusu iddialarının haksız ve hukuka aykırı şekilde borçtan kurtulma amacı taşıdığını, zira aynı takibe ilişkin davacının oğlu tarafından açılan menfi tespit davasının reddedildiğini, işbu davada senetle ispat yükümlülüğü olmakla beraber ispat yükünün davacıda olduğunu, kaldı ki kambiyo senetlerine ilişkin sebepten bağımsız olduğunu, bununla birlikte davacı taraf, müvekkili şirketin kötü niyetli olduğuna dair hiçbir emare de sunamadığını belirterek davacının tüm taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. Antalya Genel İcra Dairesinin .../... Esas sayılı dosyası sureti dosyamız arasına alınmıştır. Mahkememiz .../... Esas sayılı dosyası sureti dosyamız arasına alınmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, menfi tespit talebinden ibarettir. Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır. Menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir. Başka bir deyişle hukuki bir yarar bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. Menfi tespit davası, normal bir hukuk davası gibi açılır. Borçlu, itirazın kaldırılması sırasında tetkik merciinde (m. 68-68a) ileri sürüp ispat edemediği itiraz ve def’ilerini, menfi tespit davasında yeniden ileri sürebilir; çünkü itirazın kaldırılması kararı, menfi tespit davasında kesin hüküm teşkil etmez. Nitekim aynı ilkeler, T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17.03.2010 gün ve 2010/19-123 E. 2010/154 K; 07.12.2011 gün ve 2011/13-576 E. 2011/747 K. sayılı kararında da vurgulanmıştır. (T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 2011/19-622 esas, 2012/9 karar, Tar. 18/01/2012) Bu genel açıklamalar ışığında, dosyaya dönüldüğünde; dava dilekçesinde geçen dosya uyap üzerinden istenmiştir. Cevap dilekçesinde geçen, mahkememizin .../... esas sayılı dosyası uyap üzerinden incelendiğinde; davacının ... ... olduğu, davalının işbu davalı olduğu, konunun menfi tespit olduğu, davacının dava dilekçesinde özetle, dava konusunun icra takibine konu ... tanzim ... vade tarihli borçlu ... lehdarı ise ... ... olarak yazılı ... ... TL bedelli konusu kambiyo snedine dayalı mevcut ve geçerli bir borcunun bulunmadığının, borç doğuran geçerli bir hukuki ilişkinin bulunmadığının tespitine, hata ve hileyle rızası dışında alınarak sonradan hatır cirosuna dönüşen anılan kambiyo taahhüdünün hükümsüzlüğüne, borçlu olmadığının tespitini talep ve dava ettiği, yargılamada davacı tarafça yemin deliline de dayanıldığı ancak davalının kendisinden sadır olan bir vakıa olmadığından, yemin hususunun hatırlatılmadığı ve davanın reddine karar verildiği, tarafların kararı istinaf etmesi üzerine henüz kesinleşmediği ve istinaf incelemesinde olduğu hususları anlaşılmıştır. Dava, konusu senete bakıldığında, lehtarın "... ...", düzenleyenin ... ... olduğu, senette ciroların olduğu, ciro silsilesinde ... ..., ... ve ... isminin de yer aldığı anlaşılmaktadır. Senet metnine göre ciro silsilesinde şeklen bir kopukluk bulunmamaktadır. Dava, imzayı inkar etmemektedir ve bir yerde hata/hileye dayanmıştır. Önemle söylemek gerekir ki; Dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir. İspat yükü ise,bir olayın gerçekleşmiş olup olmadığının anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden yargıcın aleyhte bir kararıyla karşılaşmak tehlikesidir. (YILMAZ,Ejder; İspat Yükü, 1980, s. 3) Kendisine ispat yükü düşen taraf için ispat yükü bir yükümlülük değil (mükellefiyet), yüktür (külfettir). İspat konusu, 6100 sayılı kanunun ise 187 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. İspat konusunda yapılan bu genel açıklamalardan tekrar sonra dosyaya dönüldüğünde; Hukukumuzda, senet delilinin uygulanma alanı oldukça geniştir çünkü hukukumuzda, hukuki işlemler için "senetle ispat" kuralı mevcuttur. Esasen, "senetle ispat kuralı" kavramı yerine "kesin delille ispat" kuralı denilmesi daha doğrudur. Çünkü, senetle ispatı zorunlu olan bir hukuki işlem, diğer kesin delillerle de (ikrar, yemin, kesin hüküm) ispat edilebilir. Senetle ispat zorunluluğu, "tanıkla ispat yasağı" olarak da ifade edilmesine rağmen, bunun da esasen "takdiri delille ispat yasağı" olarak belirtilmesi daha uygundur. Senetle ispat kuralı, kendisini iki temel durumda gösterir. Bunlardan birincisi olarak; Belli bir meblağı aşan hukuki kural olarak yalnız senetle ispat olunur. Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri kanunla belirlenen miktarı geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir Senetle ispat kuralının kendisini gösterdiği ikinci durum ise, senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler kanunda belirtilen miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz olmasıdır. Somut dava da, esasen senetle ispat kuralına tabidir. Ancak, HMK m. 203 de senetle ispat kuralının istisnaları düzenlenmiştir. Bunlardan biri de irade fesadı iddiasıdır. Davacı tarafça irade fesadına uğranıldığı iddiası ispatlanamamıştır. Kural olarak, Borçlu (davacı) menfi tespit davasına konu senedin teminat, hatır senedi olduğunu veya alacaklı (davalı) ya avans olarak verildiği iddiasıyla menfi tespit davası açabilir. Bu şekilde açılan menfi tespit davasında, kanıt yükü borçlu davacıdadır. (Çavdar, S.: İtirazın İptali, Borçtan Kurtulma, Menfi Tespit ve İstirdat Davaları, Ankara 2007, s. 766). Somut olayda da iddiayı ispat külfeti davacıdadır. Davacının iddiası, kişisel def'i olup, 6102 sayılı Kanun'un 778/a bendinin göndermesi ile uygulanması gereken aynı Kanun'un 687 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kişisel defiler temel ilişkinin tarafları arasında ileri sürülebilir. Senedin üçüncü kişiye ciro veya teslim yolu ile devredilmesi hâlinde bu definin iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülmesi mümkün değildir. Aksi düşünce, kıymetli evrakın tedavül güvenliğine zarar verecektir. Davacı ... yönünden kişisel defi niteliğinde olan hatır senedi olduğu hususu, davalının iyi niyetli olmaması halinde davalıya karşı ileri sürülebilir ki, davalının kötü niyetli olduğuna dair dosyada bir delil olmamakla birlikte, davalının kötü niyetli olduğu ispatlanamamıştır. Sonuç olarak davacı, davasını ispatlayamamıştır. Davacı taraf, bu haliyle, dosya kapsamına göre iddiasını ispat edememiştir. Ancak, dava dilekçesinde, "yemin" deliline de dayanmıştır. İspat yükü altında bulunan tarafın başvurabileceği delillerden biri de yemin delilidir. Yemin, taraflardan birinin davanın çözümlenmesine etkili olan bir vakıanın doğru olup olmadığı hakkında kanunun belirlediği şekilde mahkeme (hakim) önünde beyanda bulunmasıdır. Bir başka deyişle; Yemin, taraflardan birinin davanın çözümünü ilgilendiren bir olayın doğru olup olmadığı konusunu, kanunda belirtilen usule uyarak, mahkeme önünde, kutsal sayılan değerlerle teyit eden ve kesin delil vasfı yüklenmiş sözlü açıklamalardır (03.03.2017 tarihli ve 2015/2 E., 2017/1 K. sayılı YİBK). Medeni Usul Hukukumuzda yemin delili kesin delil niteliğindedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 2015/22-2376 esas, 2019/370 karar) Bir ispat vasıtası olan yeminin konusu HMK'nın 225. maddesine göre, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalardır. Görüleceği üzere yemin, tarafın kendisinden kaynaklanan (ondan sadır olan) vakıalar hakkında verilebilir. Davacının iddiasında ileri sürdüğü, teminat senedi olduğu vakıası davalının kendisinden sadır olan bir vakıa değildir. Bu nedenle, yemin hususu davacıya hatırlatılmamıştır. Tüm dosya kapsamı, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, davacı tarafından ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM/ Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken ... TL harçtan peşin olarak yatırılan ... TL ve sonradan tamamlanan ... TL olmak üzere toplam ... TL harcın mahsubu ile fazladan yatırılan ... TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Arabuluculuk nedeniyle sarf edilen ... TL'nin davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 6-Artan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine iadesine, Dair verilen karar davacı asil ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık sürede Antalya Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 03/06/2026

Katip ... E-imzalı

Hakim ... E-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/400, K. 2026/483, T. 03.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-400-e-2026-483-k-852e24e8e8d9