İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/4 E. 2026/922 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/4
- Karar No
- 2026/922
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/4 Esas KARAR NO :2026/922
DAVA :Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ:27/01/2017 KARAR TARİHİ:01/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'in diğer müvekkilleri ... (anne) ile ...'in (baba) müşterek çocukları olduğunu, müvekkili ...'nın gebelik takibinin en az 8 farklı tarihte ... Kadın Doğum Uzmanı Dr. ... ... tarafından yapıldığını, davalı sigortacı tarafından hekimin mesleki sorumluluğuna ilişkin 800.000-TL teminat limiti dahilinde maddi, manevi zarardan doğan sorumluluğu üstlendiğini, müvekkili ... hamileliği boyunca sigortalı doktor tarafından takip edildiğini, doktorun tıbbı kötü uygulaması sonucu, down sendromu hamilelikte teşhis edemediği ve küçük Melin'in down sendromlu doğduğunu, doktorun müvekkiline gebelikte olabilecek hastalıklardan, down sendromunun ne olduğu, down sendromu ve benzeri hastalıkların teşhis ve tespitiyle ilgili seçenekler konusunda bilgilendirmediğini, ileri testleri önermeyip bilgilendirmeleri yapmayarak basit bir test ile saptanabilecek down sendromunu gebelikte saptamayarak sakat bir çocuğun doğumuna neden olduğunu belirterek müvekkili küçük ... için 760.000,00TL iş göremezlik-maddi tazminat, müvekkili anne ... için 10.000,00 TL manevi tazminat ve müvekkili baba ... ... için 10.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere, toplam 800.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren avans faizi ile beraber davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu olguda tıbbi uygulama hatası bulunmadığını, davacının gebelik takibi tıp standartlarına uygun olarak gerçekleştirildiğini, kaldı ki down sendromunun tespit edilmesi halinde de anne karnındaki fetüse müdahale imkânı da bulunmadığını, hastanın uzun süre çocuğu olmadığı ve bu nedenle bebeği kendi rızası ile doğurmak istediğini, sigortalı hekimin ve müvekkili sigortacının sorumluluğu olmadığını, sigortalı hekime atfedilebilecek bir kusur ya da ihmal bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkememizden verilen 29/04/2021 tarih ve 2017/... Esas, 2021/... Karar sayılı kararı ile; ''Davanın Kısmen Kabulüne'' karar verildiği, kararın davalı ... Sigorta A.Ş. tarafınca istinaf edildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 07/12/2023 tarih ve 2021/1398 Esas, 2023/1914 Karar sayılı ilamı ile, ''Hekimin aydınlatma yükümlülüğünün ispatı hususunda mevzuatımızda açık bir hüküm bulunmamakla birlikte Yargıtay'ın yerleşik içtihatları ile kabul edildiği üzere ispat yükü hekim üzerindedir. Her ne kadar İlk Derece Mahkemesi'nce davacı anne üzerinde uygulanacak amniosentez tetkikinin, TMK'nın 23/3. maddesi kapsamında olduğu ve anılan madde ile Hasta Hakları Yönetmeliği'nin 25. maddesinde yer alan yasal düzenleme gereği, dava dışı sigortalı hekimin aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirdiğini davacılardan aldığı yazılı aydınlatılmış onam ile ispat etmesi gerektiği, dosya kapsamında bulunan hastane epikriz formlarına düşülen kayıtların tek taraflı olması sebebiyle ispat vasıtası olmadıkları kabul edilerek dava dışı hekimin aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediği sonuca varılmış ise de; TMK'nın 23/3. maddesinde; "Yazılı rıza üzerine insan kökenli biyolojik maddelerin alınması, aşılanması ve nakli mümkündür." denilmek suretiyle sayılan tıbbi işlemlerin ancak yazılı rıza ile yapılabileceği kabul edilmiş olup, bu madde hekimin aydınlatma yükümlülüğüne dair bir düzenleme değildir. Bu yasal düzenlemenin lafzından ve gerekçesinden dava dışı hekimin, davacı anneden, bir tıbbi tetkik olan amniosentez işleminin yapılmasını kabul etmediğine dair bir yazılı belge alması gerektiği yorumunun çıkarılması mümkün değildir. Yine Hasta Hakları Yönetmeliği'nin 25. maddesinde açıkça, uygulanacak bir tedavinin hasta tarafından reddedilmesi halinde yazılı aydınlatma belgesi aranacağı kabul edilmiştir. Oysaki eldeki davada söz konusu olan uygulanan/uygulanacak bir tedavi ve tedavinin reddedilmesi değil, down sendromunun tespiti konusunda uygulanabilecek tetkiklerin hastaya açıklanması, hastanın aydınlatılmasıdır. Dolayısıyla bu yasal düzenlemelerden hareketle, aydınlatma yükümlülüğünün ispatının yazılı olması ve hastadan yazılı aydınlatılmış onam alınması gerektiği gibi bir sonuç çıkarılamayacağı gibi, mevzuatımızda bu yükümlülüğünün yazılı olarak yerine getirileceğine ilişkin bir düzenleme de yer almamaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22.03.2022 tarih, 2020/11-592 Esas, 2022/356 Karar sayılı ilamı ile kabul edildiği üzere, Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 18. maddesinde "Bilgi, mümkün olduğunca sade şekilde, tereddüt ve şüpheye yer verilmeden, hastanın sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak anlayabileceği şekilde verilir. Hasta, tıbbi müdahaleyi gerçekleştirecek sağlık meslek mensubu tarafından tıbbi müdahale konusunda sözlü olarak bilgilendirilir." şeklinde yer alan düzenleme de nazara alındığında, aydınlatma yükümlülüğünün sözlü ya da yazılı şekilde gerçekleştirilmesi mümkündür. Hekim tarafından yükümlülüğün yerine getirildiği hususu her türlü delille ispatlanabilir. Bu kapsamda 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un 72. maddesinde yer alan; “İcrayı sanat eden tabipler, diş tabipleri, dişçiler ve ebeler numunesi veçhile Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaleti tarafından tertip ve mahalli sıhhiye memurlarınca musaddak, hastaların isim ve hüviyetlerini kayda mahsus bir protokol defteri tutmağa mecburdurlar. Bu defterlerin kuyudu ücretten mütevellit davalarda sahibi lehine delil ittihaz olunabilir. Şu kadar ki müstenidi iddia olan kaydın hilafı vesaik veya delaili muteberei saire ile ispat edilebilir” düzenlemesi ile aynı kanunun 73. maddesinde yer alan;“Protokol defterlerinde tahrifat yapan ve mugayiri hakikat malumat derceylediği sabit olan tabipler, diş tabipleri, dişçiler ve ebeler Türk Ceza Kanununun belgede sahtecilik suçuna ilişkin hükümlerine göre cezalandırılır” düzenlemesi ve Özel Hastaneler Yönetmeliği’nin 48/1 maddesi ile özel hastanelere yüklenen protokol defteri tutma zorunluluğuna göre, aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiğinin ispatı noktasında, dosyaya sunulan epikriz formlarının değerlendirilmesi gerekir. Dosya kapsamından; mübrez ... Hastanesi'nin 20.09.2013 tarihli epikriz formunda; "hastaya NT'nin 2.8 mm ölçülmesi üzerine amniosentez önerildi, bilgi verildi, riskleri anlatıldı, hasta kabul etmedi" açıklamasının, 30.10.2013 tarihli epikriz formunda; "..gebeden kromozom anomalileri için antenatal 3'lü tarama testi istendi, hastaya 3'lü test eğitimi verildi. 08.11.2013; hastanın 3'lü tarama testi riskli çıkması sonucu hastaya amniosentez önerildi, riskleri anlatıldı, bilgi verildi, hasta kabul etmedi." açıklamasının yer aldığı, aynı hastanede yapılmış 30.10.2013 tarihli 3'lü tarama testi laboratuvar sonucunun bulunduğu, bila tarihli uzman bilirkişi heyetinin raporunda; dava dışı sigortalı hekimin çalıştığı ve davacı annenin takip edildiği ... Hastanesi'nden gelen epikriz formları üzerinde yapılan inceleme neticesinde, gebelik takibini yapan hekimin down sendromu ile ilgili tarama testlerini yaptırdığı, davacı anneyi test sonucuna göre bilgilendirdiği ancak davacının tanı koydurucu ileri tetkikleri yaptırmak istemediği, sigortalı hekimin gebelik takibini tıp kurallarına uygun şekilde yaptığı, tıbbi kötü uygulamasının bulunmadığı yönünde görüş bildirdiği, bununla birlikte davacı tarafça hastane tarafından epikriz formlarında sahtecilik yapıldığı iddiası ile savcılığa şikayette bulunulduğu, bu şikayet üzerine...Cumhuriyet Başsavcılığı'nca epikriz formlarını onaylayan sorumlu hekim hakkında 2018/... Numaralı soruşturma dosyasının açıldığı ve dosyanın yetkisizlik kararı ile ...Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilerek 2018/... soruşturma numarasını aldığı, soruşturmanın sonucu hakkında başkaca bir araştırma yapılmadığı anlaşılmış olup, Mahkemece soruşturma dosyasının akıbeti sorularak, dava ile ilgisi sebebiyle neticesinin beklenmesi ve bu sonucun diğer deliller ile birlikte değerlendirilmesi neticesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verildiği anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusu haklı bulunmuştur.'' gerekçesi ile mahkememizin kararının kaldırıldığı ve dosyanın Mahkememize iade edilerek dosyanın...Esas sırasına kaydının yapıldığı anlaşılmıştır. Bilgisayar Mühendisi bilirkişinin 21/11/2025 tarihli, 22 sayfadan ibaret raporunda özetle; sonuç ve bilirkişi görüşü bölümünde yanıtlamam istenen soruları cevapladım, belirttiğim hususlar ve tespitlerim yerinde inceleme sonucu elde ettiğim verilere dayanmaktadır. Bu tespitlerim yanında; Epikriz üzerinde süresi dışında müdahalenin olmadığı, admin yetkisinin sadece Bilgi İşlem Sorumlusunda olduğu, doktor kaydı oluşturup pasif/aktif etme yetkisi olduğu kullanıcı silme yetkisinin olmadığı, ... yapısı olduğu, sistem ile sunucu saatinin uyumlu olduğu, hastane dışında sistem kurulmadığı, doktorların HBYS’ye uzaktan erişim yetkisinin olmadığı, işlemlerin fiziki olarak hastane içerisinde yapıldığı, rutin işleyişin dışında incelediğim protokollerdeki Epikrizler üzerinde süresi dışında uygun olmayan şekilde değişikliklerin yapılmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Islah; davacılar vekili 12/03/2021 tarihli dilekçesi ile kaldırma kararı öncesinde talep sonucunu artırdığını, 55.000,00-TL olan tazminat taleplerini 745.000,00-TL artırarak toplam 800.000,00-TL'sına çıkardıklarını bildirmiş, dilekçesi davalı vekiline usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. Dava, hekim hatasından (malpractice) kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasıdır. Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; davanın dava dışı doktorun tıbbi müdahale hatasından kaynaklı maddi manevi tazminat davasına ilişkin olduğu, Mahkememizce verilen önceki kararın İstanbul BAM 13. HD'nin 07/12/2023 tarih ve 2021/1398 Esas, 2023/1914 Karar sayılı ilamıyla kaldırıldığı, Mahkememizce bozma ilamı uyarınca araştırma ve inceleme yapıldığı, ayrıca dava dışı doktorun çalıştığı hastanenin bilgisayar ve otomasyonları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak doktorun sistemlere müdahale edip etmediğinin araştırıldığı düzenlenen bu bilirkişi raporunda dava dışı doktorun hastanenin otomasyon sistemine müdahalede bulunmadığının belirtildiği, ayrıca sistem üzerinde herhangi bir değişikliğin de yapılmadığının tespit edildiği, tüm bu hususlar dikkate alındığında dava dışı doktorun aydınlatma görevini ihmal eder şekilde hareket ettiğinin ortaya konulmadığı, gebelik takibinin tıp kurallarına uygun şekilde yerine getirildiği, dava dışı doktorun aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirdiğinin dosya içerisinde sunulan epikriz formlarından da anlaşıldığı, 20/09/2013 tarihli epikriz formlarından da bu hususun açıkça görüldüğü, BAM kaldırma kararının da bu yönde tespitlerde bulunduğu, tüm bu gerekçelerle dava dışı doktora atfedilecek bir kusur bulunmadığı anlaşılmakla, davacının davasının reddine karar verildiği, her ne kadar bu olayla ilgili ceza soruşturması devam ediyor ise de; dava dışı hekimin kusurlu olduğuna dair mahkememizce bir tespit yapılmadığından ceza soruşturma sonunun beklenilmesinin gerekli olmadığı, soruşturma sonucu bir dava açılması veya dava dışı hekimin cezalandırılması halinde davacıların zaman aşımı süresi içerisinde her zaman dava açabileceği düşünülerek soruşturma sonucu beklenilmediği anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm tahsis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere; 1-Davacının davasının reddine, 2-Maddi Tazminat Yönünden; a-Alınması gereken maktu 732,00-TL harcın, peşin alınan 2.732,86-TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.000,86-TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine, b-Davalı, kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacılardan tahsili ile davalıya verilmesine, c-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, d-Davalı tarafından yapılan 150,00-TL yargılama giderinin, davacılardan tahsili ile davalıya verilmesine, e-Adli yardım ara kararı uyarınca 17/03/2025 tarihinden itibaren suçüstü ödeneğinden karşılanan 17.180,00-TL yargılama giderinin davacılardan tahsili ile hazineye irat kaydına, (Yargılama gideri açıklaması: 2025 yılı: 7 adet e-tebligat: 15,00-TL x 7=105,00-TL Bilirkişi ücreti:17.000,00-TL 6 adet KEP yazısı: 2,50 x 6=15,00-TL 2026 yılı: 3 elektronik tebligat: 20,00-TL x 3=60,00-TL) 3-Manevi Tazminat Yönünden; a-Alınması gereken maktu 732,00-TL harcın davacılardan tahsili ile hazineye irat kaydına, b-Davalı, kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 20.000,00-TL vekalet ücretinin davacı ...'den tahsili ile davalıya verilmesine, c-Davalı, kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 10.000,00-TL vekalet ücretinin davacı ...'den tahsili ile davalıya verilmesine, d-Davalı, kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 10.000,00-TL vekalet ücretinin davacı Metin Yetener'den tahsili ile davalıya verilmesine, e-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı.01/10/2026
Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır
Bu belge elektronik imza ile imzalanmış olup ayrıca ıslak imza uygulanmayacaktır.“5070 sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur.”