İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/383 E. 2026/237 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/383
Karar No
2026/237
Karar Tarihi

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ... T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : ... KARAR NO : ...

HAKİM : ... KATİP :...

DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI :... İHBAR OLUNAN : ... DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : ... KARAR TARİHİ :... KARAR YAZIM TARİHİ : ...

Mahkememize açılan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan yargılaması sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası ile davalı borçlu aleyhine örnek 1 icra takibi başlatıltığını, davalı tarafça söz konusu takibe itiraz edildiğini, davacının Uşak ilinde taşımacılık - nakliye işleri yaptığını, davalı şirketin ise merkezi Kayseri'de bulunan ve mobilya üzerine çalışan bir şirket olduğunu, davalı şirketin A101 ve ŞOK marketlerinde mobilya ürünlerinin satılmasına dair bir anlaşma yaptığını, davacı ile davalı şirketin bu marketlere gelen ve satılan davalı şirkete ait mobilyaların nakliyesi ve teslimi işi üzerine anlaştıklarını, davacının ilgili anlaşma gereği Uşak, Manisa, İzmir, Kütahya, Antalya, Denizli, Afyon ve Eskişehir illerinde davalıya ait ürünlerin sipariş verenlere teslimi ve nakliyesi hususunda 2023 yılı Mart ayı ile 2023 yılı Haziran ayı süresince eksiksiz olarak çalıştığını, tüm sorumluluklarını yerine getirmesine ve anlaşma gereği üzerine düşen tüm işleri yapmasına rağmen davalı şirketin anlaştıkları bedeli ödemediğini, davacı tarafça 04.04.2023 tarihli ... numaralı 79,364,72-TL bedelli fatura, 13.05.2023 tarihli ... numaralı 165.889,11-TL bedelli fatura, 13.05.2023 tarihli ... numaralı 2.666,10-TL bedelli fatura, 02.06.2023 tarihli ... numaralı 84.316,10-TL bedelli fatura ve 15.06.2023 tarihli GIB2023000000008 numaralı 37.413,50-TL bedelli fatura olmak üzere iş karşılığı olan 151.796,00-TL bedelli toplam 5 adet fatura kesildiğini ve davalıya gönderildiğini, davalı tarafından bahsi geçen faturalara herhangi bir itiraz gelmediğini, davacı müvekkile ödemelerin yapılmaması sonucunda yukarıda belirtilen faturalara dayanarak Kayseri İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak icra takibinin yapılan itiraz üzerine durduğunu, arabuluculuk görüşmelerinin olumsuz sonuçlandığını, açıklanan nedenlerle kötü niyetli olarak icra takibinin durmasına sebep olan davalı tarafın itirazının iptali ile Kayseri İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin devamına, davalı tarafın haksız ve kötü niyetli olması sebebi ile %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderlerinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde: dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaları kabul etmediklerini, faturalardan alacaklı olduğunun ve fatura bedellerince hizmet verdiğinin ispat yükünün davacıda olduğunu, aksi durumda dahi müvekkilinin davacıya bir borcunun bulunmadığını, sunulan dekontlar ile ödemelerin ortada olduğunu, bu dekontlarda yer almayan ve fakat şirket banka kayıtları ile sabit olan diğer ödemelerle birlikte davacı yanın tüm fatura bedellerinin müvekkili tarafından bir kısmı için de iade faturalar düzenlenerek davacıya iade edildiğini, davalıya ait www.evdemolojstik.com/admin/index.php?route=common/login uzantısında tüm teslim evraklarının mevcut olduğunu, davacı ile İlhan Demirel'in ortak olduklarını, ... ... Bankası A.Ş. Uşak 1 Eylül Şubesi nezdindeki ... iban numaralı hesap üzerinden kimlik ve adres bilgilerinin sorularak davanın ...'e ihbarını talep ettiklerini, davacının taleplerini somutlaştırmadığını, fatura bedellerinin toplamının talep miktarının yarısından az olduğunu bu hali ile hangi faturaya ilişkin ne kadar alacak talebi olduğunun dava dilekçesinden anlaşılamadığını, davacı yanın icra inkar tazminatı taleplerinin reddi ile davalının ödeme yaptığı kendi banka kayıtları ile de sabit olmasına rağmen icra takibine girişerek ve huzurdaki davayı ikame etmekle kötü niyetli davranan davacının dava konusu asıl alacağının %20'sinden aşağı olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleriyle avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Tarafların ticari defter kayıtları, vergi dairesi kayıtları, Kayseri Genel İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyasının uyap kayıtları ile tarafların dayandığı tüm deliller toplanmış, tarafların ticari defterleri üzerinde mali müşavir bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmış ve ayrıntılı raporlar alınmıştır. Uşak 4. Asliye Hukuk Mahkemesinden talimat yoluyla alınan 21/03/2025 havale tarihli bilirkişi raporunda: davacının davalıya hitaben düzenlediği ve ödenecek tutarları toplamı 369.649,53-TL olan 5 adet faturanın davacının 2023 yılı ticari defterinin gelir kısmına usulünce kaydedilmiş olduğu, davalının davacıya hitaben düzenlediği 4 adet faturanın davacının ticari defterine kayıtlı olup olmadığı yönünden yapılan incelemede; davalının düzenlediği faturalardan ödenecek tutarı 18.000,00-TL olan bir tane faturanın davacının 2023 yılı ticari defterinin gider kısmına usulünce kaydedildiğinin tespit edildiği, davacının inceleme yapılan 2023 yılı itibariyle işletme defteri tutmuş olması, işletme defterlerinin yalnızca gelir - gider kayıtlarını kapsaması ve yapı itibariyle ödeme - tahsilat kayıtları ile alacak - borç bilgilerini içermemesi nedenleriyle, davacının ticari defterinden davalıdan alacaklı olup olmadığını ve varsa ne kadar alacağı olduğunu tespit etmenin mümkün olmadığı yönünde görüş bildirmiştir. 19/06/2025 tarihli bilirkişi raporunda: davalının 2023 yılı ticari defter tasdiklerini, usulüne uygun ve süresi içinde tasdik ettirmiş olduğu, davalının ticari defterlerinde davacının 320.F0004 ... hesabında takip edildiği, davacı tarafça düzenlenen faturaların davalının ticari defter kayıtlarında kayıtlı bulunduğu, davalı tarafça davacı adına yapılan ödemeler toplamının 247.853,49-TL olduğu, davalı tarafça İlhan Demirel hesabına yapılan ödemeler toplamının 30.000,00-TL olduğu,...'e yapılan ödemelerin davalının ticari defterlerinde kayıtlı bulunmadığı, davacının işletme hesabı esasına göre defter tutmakta olduğu, işletme defteri defter tutma tekniği olarak cari hesap takibine uygun olmadığından davacının defterlerinde davalının cari bakiyesinin tespitinin mümkün olmadığı, davalı tarafça davacıya düzenlenen iade / fiyat farkı faturalarının geçerliliğinin mahkemeye ait olduğu, mahkemece, davalı tarafça düzenlenen iade / fiyat farkı faturalarının geçerliliği yönünde hüküm kurulacaksa, davalının ticari defter kayıtlarında davalının takip edildiği hesabın 31.12.2023 tarihi itibariyle 30.000,00-TL asıl alacak davacının alacaklı bulunduğu, mahkeme aksi kanaatteyse (davacının ticari defterinde kayıtlı bulunan fiyat farkı faturası hariç) 170.185,21-TL'lik iade / fiyat farkı faturalarının bakiyeye eklenmesiyle bakiyenin 200.185,21-TL olacağı, ancak davacı tarafından düzenlenip davalı tarafça kayda alınan 07.07.2023 tarih ve 96.389,17-TL'lik davacının defterlerinde kayıtlı bulunmayan faturanın düşülmesiyle 103.796,04-TL asıl alacak alacaklı bulunacağı, tazminat ve miktarının takdirinin Mahkemeye ait olduğu kanaatinde olduğunu bildirmiştir. Dosyaya mübrez 15/09/2025 tarihli bilirkişi raporunda: dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerle davacının dosyaya sunulan işletme defteri ile davalının davacı ile ticari ilişkilerini gösteren muavin defter kayıtları, dosyadaki bilirkişi raporları, banka dekontları ve banka hesap ekstrelerinin incelenmesi neticesinde; davacı tarafça başlatılan icra takibinde davalıdan 151.796,00-TL tutarında asıl alacak talep edildiği, takip dayanağı olarak 5 adet faturanın gösterildiği, davacının takip ve dava konusu yaptığı faturaların tamamı hem davacının hem de davalının ticari defterlerinde kayıtlıdır ve faturalar toplamı 369.649,53-TL olduğu, hal böyle olunca faturaya dayalı satış ispatlanmış olup, davalının ödemeleri ispatlaması gerektiği, davalı tarafça dosyaya sunulan ödeme belgeleri ve banka hesap ekstreleri incelendiğinde davalının davacıya banka kanalıyla 247.852,98-TL ödeme yaptığı ispatlandığı, davalının davacıya düzenlediği iade/fiyat farkı faturaları incelendiğinde bunların toplamının 188.185,21-TL olduğunun tespit edildiği ancak bu iade faturalarından sadece 18.000,00-TL tutarlı 21.07.2023 tarihli ....8 numaralı faturanın davacıda kayıtlı olduğu, diğerlerinin kayıtlı olmadığı, hal böyle olunca ispatlanan iade/fiyat farkı faturası 18.000,00-TL olduğu, davalının diğerlerini ispatlaması gerektiği, davalının davacıya yaptığı ödeme iddiaları içinde davacıya doğrudan havale yapılmayan 10.000,00-TL + 20.000,00-TL = 30.000,00-TL olan 2 ayrı ödeme bulunduğu, bu ödemeler incelendiğinde gönderenin ... alıcının ise...olduğu, davalı taraf bu ödemelerin davacının ortağı olduğunu belirttiği...e yapıldığını ileri sürdüğü, bahse konu ödeme davacının kabulünde olmadığı, hal böyle olunca bu ödemelerin davacı adına yapıldığının ispatlanması gerektiği, netice itibariyle; ispatlanan faturaların, davalının banka havalesiyle yaptığı ödeme ile ispatlanan iade/fiyat farkı faturası hesaba katıldığında davacının davalıdan 103.796,55-TL alacaklı olduğu ¸görüş ve kanaatinde olduğunu bildirmiştir. YARGILAMA VE GEREKÇE: Dava, faturadan kaynaklı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir. Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır. İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii)İtirazın alacaklıya tebliğinden itibaren alacaklının 1 yıl içinde dava açmış olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2019 tarihli ve 2017/19-824 E., 2019/885 K. sayılı kararında da değinilmiştir. Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Kısmi ifaya ilişkin kurallar da (icra takibinin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan) 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 100. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kanun’un 101. maddesine göre birden çok borcu bulunan borçlu, ödeme gününde bu borçlardan hangisini ödemek istediğini alacaklıya bildirebilir. Borçlu bildirimde bulunmazsa, yapılan ödeme, kendisi tarafından derhâl itiraz edilmiş olmadıkça, alacaklının makbuzda gösterdiği borç için yapılmış sayılır. TBK 102. maddeye göre de kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur. Birden çok borcun vadesi aynı zamanda gelmişse, mahsup orantılı olarak; borçlardan hiçbirinin vadesi gelmemişse ödeme, güvencesi en az olan borç için yapılmış sayılır. Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesi ise; “Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır”hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır. 6102 sayılı TTK m. 21 maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Tek başına fatura düzenlenmesi, akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. 6102 sayılı TTK m.21/2 uyarınca; “Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Görüldüğü üzere tek başına fatura düzenlenmesi, akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. Bu hususlarla birlikte 6100 sayılı HMK’nın "Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması" başlıklı 222. Maddesinin incelendiğinde: "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." şeklinde düzenleme olduğu görülmektedir. 7251 sayılı Kanunu’nun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile 6100 sayılı Kanun’un 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi" ibaresi "diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi" şeklinde değiştirilmiştir. Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK'nun 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK'nun 222/1). Ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanununa göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK'nun 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK'nun 222/4). Ticari defterler usulüne uygun tutulsun tutulmasın aleyhe olan kayıtlar delil olur (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin, 28/05/2009 gün ve 2008/10995 Esas, 2009/5037 Karar sayılı ilamı) Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı Fatma Altınkaya tarafından davalı Evdemo Kargo Lojistik Hizmetleri Sanayi Ticaret Anonim Şirketi aleyhine Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takip dosyası üzerinden 151.796,00-TL alacağın tahsili talebi ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, alacaklının yasal 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde eldeki itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafça takibe dayanak olarak 04/04/2023 tarihli ... numaralı 79,364,72-TL bedelli, 13/05/2023 tarihli ... numaralı 165.889,11-TL bedelli, 13/05/2023 tarihli ... numaralı 2.666,10-TL bedelli, 02/06/2023 tarihli ... numaralı 84.316,10-TL bedelli ve 15/06/2023 tarihli ... numaralı 37.413,50-TL bedelli faturalar gösterilmiş, bu faturalardan kaynaklı bakiye 151.796,00-TL talep edilmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde fatura konusu hizmetin kendilerine verildiğini ispat yükünü davacıda olduğunu, davacıya ve ortağı İlhan Demirel'e ödemeler yapıldığını, bir kısım faturalar için ise iade faturası düzenlendiğini, borcun sona erdiğini, bu nedenlerle açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takibine dayanak olarak farklı tarihlerde düzenlenen 5 adet fatura gösterilmiştir. Yani takip sadece bu faturalara hasredilmiştir. Mahkememizce taraflara uyuşmazlık konusu döneme ilişkin ticari defterlerini sunmaları için kesin süre verilmiş, davacı Uşak ilinde faaliyet gösterildiğinden talimat yoluyla mali müşavir bilirkişiden rapor alınmıştır. 21/03/2025 tarihli rapora göre takip konusu faturaların davacının işletme defterinde kayıtlı olduğu, davalının sunduğu iade faturalarından yalnızca 21/07/2023 tarihli ... fatura numaralı 18.000,00-TL tutarlı faturanın davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu tespit edilmiştir. Davalı ticari defterlerinde inceleme yaptırılmış, mali müşavir bilirkişiden 19/06/2025 tarihli rapor alınmıştır. Ancak bu rapor denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmadığından farklı bir mali müşavir bilirkişiden rapor alınması gerekmiştir. Düzenlenen 15/09/2025 tarihli rapora göre takip konusu faturaların hem davacının hem de davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, toplam fatura tutarının 369.649,53-TL olduğu, davalının davacıya toplamda banka kanalıyla 247.852,98-TL ödeme yaptığı tespit edilmiştir. Davalı ayrıca davacının ortağı olduğunu belirttiği... 14/04/2023 tarihinde 20.000,00-TL ve 10.000,00-TL olmak üzere toplam 30.000,00-TL ödeme yaptığını iddia etmiştir. Dosyaya sunulu ödeme dekontlarında ödemeleri yapanın dava dışı..., alıcının...l olduğu, davacı tarafından davalıya yapılan bir ödeme olmadığı anlaşılmaktadır. Davalı ...l'in, davacının ortağı olduğu ve ödemelerin fatura konusu borçlara binaen yapıldığı iddiasındadır ancak bu yönde yazılı delil sunamamıştır. Davalı bu hususta davacı tarafa yemin teklif etmiştir. Talimat mahkemesi kanalıyla davacı 17/02/2026 tarihli duruşmada mahkeme huzuruna gelerek...ile ortak çalışmadıklarını, bu kişiye yapılan toplamda 30.000,00-TL'lik ödemenin dava konusu fatura borçlarına binaen olmadığına dair yemin etmiştir. Sonuç olarak bu ödemelerin fatura konusu borçtan mahsup edilmesi mümkün olmamıştır. Alınan bilirkişi raporlarına göre davacının davalıya farklı tarihlerde ve toplam 369.649,53-TL tutarında fatura düzenlediği, davalının davacıya ispat edebildiği ödeme tutarının 247.852,98-TL olduğu, bakiye alacak tutarından davacı defterlerinde kayıtlı olan 18.000,00-TL iade faturası da mahsup edildiğinde davacının bakiye alacağının 103.796,55-TL olduğu sonucuna varılmış ve bu miktar üzerinden davanın kabulüne, fazlaya dair istemin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı taraf dava dilekçesinde icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. İİK'nun 67/1. maddesine göre "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın "yüzde yirmisinden" aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." Buna göre davacı lehine icra inkar tazminatına hükmetmek için davalının haksız olması, itirazın iptaline karar verilen alacağın likit olması ve davacının talebi gerekir. Somut olayda kabul edilen alacak taraflar arasındaki alım satıma dayalı ticari ilişki nedeniyle düzenlenen faturaların içeriğinden, icra takibinden, tarafların ticari defter ve kayıtlardan tespiti ve hesabı mümkün olduğundan ve davacının davalıdan kısmen alacaklı olduğu da sabit olduğundan alacağın likit ve belirlenebilir olduğu görülmekle alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmiştir. Davalı taraf cevap dilekçesinde kötü niyet tazminatı talebinde bulunmuştur. İcra İflas Kanunun 67/2. maddesi uyarınca itirazın iptali davasının kısmen veya tamamen reddi halinde, borçlu lehine hükmedilecek tazminat kötü niyet tazminatı olup, borçlu lehine kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için icra takibinin haksız olmasının yanında takip alacaklısının kötü niyetli olması gerekir. Alacaklı icra takibi başlatmakta kötü niyetli değilse aleyhine kötü niyet tazminatı hükmedilemez. Somut olayda reddedilen dava açısından alacaklının kötü niyetli olduğuna ilişkin dosya kapsamına yansıyan bir delil bulunmadığından davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki hükmün tesisi uygun görülmüştür. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; DAVANIN KISMEN KABULÜ ile, 1-Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takip dosyasında 103.796,55-TL asıl alacak yönünden davalının yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİ ile takibin bu miktar üzerinden kaldığı yerden devamına, asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar değişen oranlarda yasal faiz uygulanmasına, fazlaya dair istemin reddine, 2-İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca alacağın %20'si tutarında (20.759,31-TL) icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 3-Şartları oluşmamakla davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine, 4-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 7.090,34-TL ilam harcından, tahsil edilen 1.833,32-TL peşin harcın mahsubuna, bakiye 5.257,02-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin kabul - ret oranına göre hesaplanan: 986,58-TL'lik kısmının davacıdan, 2.133,42-TL'lik kısmının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 6-Davacı tarafın yaptığı 427,60-TL başvurma harcı, 1.833,32-TL peşin harç, 13.000,00-TL bilirkişi ücreti, 1.680,00-TL posta ücreti olmak üzere toplam 16.940,92-TL yargılama giderinin kabul - ret oranına göre hesaplanan: (davalı tarafın yaptığı 210,00-TL yargılama giderinin kabul - ret oranına göre hesaplanmış ve mahsup edilmiş hali ile) 11.517,63-TL'lik kısmının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 7-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, 8-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile kendisini vekille temsil eden davacıya ödenmesine, 9-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile kendisini vekille temsil eden davalıya ödenmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal iki haftalık süresi içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/03/2026

Katip ...

Hakim ...

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/383, K. 2026/237, T. 11.03.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-383-e-2026-237-k-fb17cae2e81d