İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/372 E. 2025/465 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/372
- Karar No
- 2025/465
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/372 Esas - 2025/465
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2024/372 KARAR NO : 2025/465
DAVA : Marka ... Sayılı ... Kararı İptali - Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 06/09/2024 KARAR TARİHİ : 19/11/2025 Yazım Tarihi: 30/11/2025 İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: davalı ... tarafından 08.12.2022 tarihinde ... ibaresinin 37. ve 42.sınıflarda tescili için marka tescil başvurusunda bulunulduğunu; davalının marka başvurusunun yayınına davacı şirket tarafından adına tescilli ... ibareli markalarına dayalı olarak SMK madde 6/1 hükmü gerekçe gösterilerek itiraz başvurusunda bulunulduğunu; yapılan itiraz akabinde davalı başvuru sahibi karşı görüş sunarak SMK m. 19/2 hükmü uyarınca kullanım ispatı talebinde bulunduğunu ve müvekkili tarafından ... markasının kullanımına ilişkin kanıtların ...’e sunulduğunu; ...’nın 03.11.2023 tarihli kararıyla itiraz gerekçesi tüm markalar ile başvuruya konu marka benzer görülmediğinden markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunmadığı ve kullanım delillerinin incelenmesine de gerek görülmediği gerekçeleriyle müvekkilinin itirazının reddine karar verildiğini; bunun üzerine müvekkili tarafından ...’nca tesis edilen ret kararının kaldırılması istemiyle .... yeniden itirazda bulunulduğunu; ve dava konusu edilen ...’nın ... sayılı kararıyla özetle başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmadığından ve kullanım ispatı talebinin değerlendirilmesine bu sebeple de gerek görülmediğinden müvekkili itirazının reddine karar verildiğini; başvuru dosyasındaki vakıa ve kanıtlarla örtüşmeyen, haksız ve hukuka aykırı nitelikteki itirazın reddine dair ... kararının iptali ve davalı markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkini istemiyle yasal süre içerisinde işbu davanın açılması gerektiğini; müvekkili şirketin ilk defa kendisinin oluşturduğu, gerçek ve öncelikli hak sahibi olduğu, yoğun ve yaygın olarak kuvvetli reklâm eşliğinde Türkiye’nin hemen her yerleşim yerinde garantili ve kaliteli ürünlerde sürekli ve kesintisiz biçimde kullandığı, bu suretle kendisine sıkı sıkıya bağladığı; bilinen, beğenilen ve itibar ile tanınmışlık kazanan ve ... ibareli markalarının 6769 sayılı SMK ve 6100 sayılı TTK m.54, 55 hükümleri uyarınca koruma altında olduğunu; müvekkilinin ... ibareli markalarının da tescil edildikleri tarihten itibaren tüm Türkiye nezdinde ciddi ve kesintisiz bir biçimde kullanılmakta olduğunu; davalı ...’in başvurusunun kötüniyetli olup, müvekkilinin tanınmış tescilli ve tescilsiz marka üzerindeki haklarını ihlal ettiğinden ve haksız rekabet yarattığından, itirazının reddine dair ... kararının hukuka aykırı olduğunu; taraf markalarının karıştırılacak düzeyde benzer olduğunu; bu sebeple müvekkilinin ... ibareli markalarının ayırt ediciliği fevkalade yüksek olduğunu; esasen uzun yıllara dayanan yaygın ve yoğun kullanım ve tanıtımlarla ayırt ediciliği daha da yüksek seviyelere ve tanınmışlık vasfına ulaştığını; öncelikle ve önemle belirtmek gerekir ki, markada yer alan “...” kelimesinin, dilimizdeki “...” kelimesine ve anlamına işaret etmekte olduğunu; zira dilimizdeki “...” kelimesinin .... ve .... dillerinde ülkeden ülkeye farklılık göstermek suretiyle genel olarak “....” şeklinde çevrilmekte olduğunu; bir diğer anlatımla, davaya konu başvurudaki “...” ibaresinin farklı dillerde yaygın olarak kullanıldığı ve ... anlamına geldiği hususunda herhangi bir şüphe bulunmadığını; “...” kelimesinin ihtiva ettiği anlam doğrultusunda davaya konu markanın kapsamındaki 37. sınıftaki “elektrikli ve elektronik cihazların tesisi, bakımı ve tamiri hizmetleri” bakımından doğrudan tanımlayıcı bir ibare olduğunu; bu nedenle bu unsurun marka başvurusuna herhangi bir şekilde ayırt edicilik kattığından söz edilmesinin mümkün olmadığını; Aynı şekilde davalı markasında yer alan üç adet mavi kısa çizgi biçimindeki basit ... unsurunun da markaya herhangi bir ayırt edicilik kattığından söz edilmesinin mümkün olmadığını; ... ibaresinin hedef tüketici kitlesi tarafından derhal ve anında “...” anlamı çerçevesinde özdeşleştirilecek ve bu ibarenin de herhangi bir ayırt ediciliği bulunmadığından markanın esas ve ayırt edici unsurunun ... ibaresi olacağını; bu esas unsur olan işaretin de müvekkilin itiraza ve davaya dayanak yapılan markalarının tamamen aynısı olduğunu; davaya konu markanın tescil edildiği mal ve hizmetlerin müvekkilinin markalarının tescilli olduğu mal ve hizmetler ile aynı ve benzer olması ve müvekkilinin markaları ile arasında yüksek bir benzerlik olması dolayısıyla davalı markasının, müvekkilinin markası ile halk nezdinde ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimaline yol açmakta olduğunu; müvekkilinin 42. sınıf hizmetlerde “...” ibaresi üzerinde SMK m. 6/3 hükmü uyarınca markanın tescilsiz olarak kullanılması doğrultusunda öncelik ve gerçek hak sahipliği bulunduğundan, davalı markasının SMK m. 6/3 uyarınca da hükümsüz kılınması gerektiğini; müvekkilinin ... markalarının 42. sınıf hizmetlerde tescilli olmasa da, müvekkili şirketin özellikle “Bilimsel ve sınai inceleme, araştırma hizmetleri; mühendislik hizmetleri, mühendislik ve mimari tasarım hizmetleri, kalite ve standart belgelendirme amaçlı mal/hizmetlerin test edilmesi.” hizmetleri başta olmak üzere 42. sınıf hizmetlerde uzun yıllar süren yoğun fiili kullanımları bulunduğunu; anılan hizmetlere ilişkin bilgilere, müvekkilin ... markasına ilişkin .... alan adlı internet sitesinden erişilmesi mümkün olup, buna ilişkin delillerin ayrıca Sayın mahkemeye sunulacağını; müvekkili şirketin ... markalarına dayalı olarak 42. sınıfta yer alan mühendislik hizmetleri bakımından; arama ve sondaj hizmetlerinde de birikimi ile danışmanlık hizmetleri sunmakta ve diğer kurumlar adına arama ve sondaj faaliyetleri yürütmekte olduğunu; bu kapsamda müvekkili şirketin ... markasına dayalı olarak, ruhsat ve izin süreçlerinde danışmanlık hizmetinin; endüstriyel hammaddeler, ... hammaddeleri ve metalik maden arama faaliyetleri; detay jeolojik ve yapısal haritalama; yüzey kayaç, toprak, dere kumu, kanal ve yarma numuneleme gibi arama faaliyetleri; .... ile halihazır harita yapımı kazı/dolgu hacim ölçüm ve hesapları; imalat ve teknik rapor haritaları; ocak ve tesis 3d modelleme gibi haritacılık hizmetleri, gravimetrik yöntem, manyetik yöntem, elektrik yöntem (özdirenç-ıp), kuyu içi jeofizik sondaj faaliyetleri, uluslararası standartlara göre detay litolojik loglama, rmu log ve numuneleme çalışmaları, kaynak/rezerv sondajları, jeoteknik sondajlar, hidrojeolojik sondajlar, gaz sondajları, yerinde yanma sondajları, kaynak/rezerv tahmini uluslararası standartlara göre kaynak / rezerv modelleme ve raporlama gibi jeofizik çalışmalara ilişkin hizmetler sağlamakta olduğunu; müvekkilinin “...” ibareli markalarının tanınmış olması sebebiyle davalı markasının hükümsüz kılınması gerektiğini; davalının ... sayılı markasının kabul anlamına gelmemek üzere, bir an için aynı/benzer malları içermediği varsayımında dahi, bu kez müvekkilinin “...” ibareli Türkiye ve dünyanın birçok ülkesinde herkes tarafından bilinen ve tanınmış olan marka tescilinden doğan SMK m.6/5. hükmünde yazılı haklarını da ihlal ettiğini; zira davalının bu eylemiyle müvekkilinin tanınmış markasının tescil edildiği veya kullanıldığı ürün ve hizmetler için uyandırdığı “ani çağrışım” tehlike altına girdiğini; davalı ...’in ... sayılı marka başvurusu ve tescilinin kötüniyetli olduğundan, davalı markası hükümsüz kılınması gerektiğini; davalı tarafından, müvekkilinin ... ibareli markasının önüne tanımlayıcı ve ayırt ediciliği bulunmayan kelime ve basit bir ... unsuru eklenmesi suretiyle marka oluşturularak yüksek derecede görsel ve işitsel benzerlik yaratılmasındaki amacın ortalama tüketicilerin hafızalarında müvekkili markaları ile başvuru konusu işaret arasında ilişkilendirme kurmak olduğunu; davalının marka tescili eylemindeki amacının, ... ibareli markalarının gerçek ve öncelikli hak sahibi olan müvekkilinin sahip olduğu müşteri çevresinde karışıklık yaratarak, özellikle ticari kaynak konusunda yanılgı yaratmak suretiyle, onların müvekkilinden değil yanılarak artık kendisinden ürün ve hizmet almasını temin etmek; müvekkilin ayırt edicilik seviyesi yüksek markalarının sahip olduğu imajı transfer etmek, bunun yanında müvekkilimi ilgili ürün ve hizmet sektöründe engellemek ve zarara uğratmak, markasına zarar verme ve zamanla müvekkili piyasadan uzaklaştırma olduğunu; davalının markasının, müvekkili aleyhine 6102 sayılı TTK’nın 54.maddesi uyarınca haksız rekabet yarattığından ... kararının iptal edilmesi ve marka tescili hükümsüz kılınması gerektiğini; ... ...’nın ... sayılı kararının iptali ve davalılardan ...’in ... sayılı “...” markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi dava ve iddia etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı şahıs dilekçe ve beyanında ÖZETLE: dava konusu markasının .... şeklinde yazılan ... anlamına gelen kelime ile Türkçede sanayi sektörünü temsil eden “san” ekinin birleştirilmesi ile oluşturulduğunu; şirket ortaklarının uzun yıllardır ....’da ikamet etmesi nedeni ile .... dil yapısından etkilenildiğini; ... kelimesinin tüm dünyada benzer formlarda kullanıldığını ve .... şeklinde yazılı bulunduğunu; taraf markalarının birbirleri ile ortak noktasının olmadığını, markaların benzer olmadıklarını; tarafların hedef kitlesinin, pazarlama stratejilerinin tamamen farklı olduğunu; davalının tek amacının özgün bir marka yaratma amacı ile hareket ettiğini, karşı tarafın markasına zarar verme amacı bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ... Kararının iptali yönünden; davalı şahsın ... başvuru sayılı markası ile davacı tarafın itiraz mesneti markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacının itiraz mesneti markalarından kullanım ispatına konu olan markalar açısından marka işlem dosyasına sunulan delil ve belgelere göre kullanım ispatını yerine getirip getirmediği, (SMK 19/2 maddesi gereği) davacı tarafın SMK 5/1-ç maddesine göre ileri sürdüğü itirazının yerinde ve doğru olup olmadığı, ... ... sayılı ... kararının iptalinin gerekip gerekmediği; Hükümsüzlük talebi açısından; davalı şahsın ... başvuru sayılı markası ile davacı tarafın gerek kurum itiraz sürecinde ileri sürdüğü gerekse dava dilekçesinde belirttiği mesnet markalar arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarafın başvuru ibaresi açısından SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım, SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık, SMK 6/9 maddesine göre davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı, TTK 54 vd. Maddelerine göre haksız rekabet oluşturduğu iddialarının yerinde ve doğru olup olmadığı, davalı markasının tescili halinde hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 16/07/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 06/09/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında; “Kurul'da,ilgili tüketicilerin başvuruya konu "..." ibareli marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır. Bu itibarla, markalar arasında 6769 s. Kanun'un 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı görüşüne ulaşılmıştır. 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimali gerekçeli itiraz yerinde bulunmadığından, kullanım ispatı talebinin değerlendirilmesine gerek görülmemiştir. Ayrıca, itiraz dilekçesinde ifade edilen 6769 s. SMK'nın 5/1-(ç) bendi kapsamında yapılan itiraz da yerinde görülmediğinden, işbu itirazın tüm gerekçeleriyle reddi gerekmiştir. KARAR İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir.” şeklinde ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük tarihli) 5.nci maddede " ç ) Aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş ya da önceki tarihte tescil başvurusu yapılmış marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretler ( mutlak red sebebi ) marka olarak tesçil edilemez. Buna göre; SMK 5/1-ç yönünden ; Buradaki “ayniyet” olgusuyla, “bir markanın tamamen taklit edilmesi” kast edilmektedir. “Ayırt edilemeyecek derecede benzerlik” olgusuyla ise başvuru konusu markanın tescilli markanın birebir aynısı olmamakla birlikte, “ilk bakışta fark edilemeyecek derecede aynı” olan ve bu hususun ispatına dahi gerek duyulmayan, ancak çok dikkatli bir inceleme sonucu farkın anlaşılabileceği ibare ve şekilleri taşıyan işaretler kast edilmektedir (....). SMK Madde 6 (Marka tescilinde nisbi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.", Madde 19 /2" 6 ncı maddenin birinci fıkrası kapsamında yapılan itirazlarda, itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. İtiraz sahibi tarafından bu hususların ispatlanamaması durumunda itiraz reddedilir. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması hâlinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir." Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin MARKASAL şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları içinde olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur. SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin farklı mal ve hizmetlerde kullanılması amacıyla yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde başkasının başvuru markası dolayısıyla şayet taraf markaları aynı/benzer mal/hizmet içermiyorsa ve bu marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir. Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Kullanılmama def'i; 10/01/2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU'nda 6/1 maddesine göre marka başvurularında, 25.nci maddeye göre hükümsüzlük davasında ve de 29.ncu maddesindeki tecavüz davalarında iltibasa dayalı itiraz gerekçesi mesnet marka ( ya da markaları) yönünden kullanılmama def'i imkanı getirilmiştir. Buna göre kendisine ispat yükü düşen taraf ileri sürdüğü davaya konu başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde mesnet (dayanak) marka/markaların kapsamındaki mal veya hizmetler bakımından markasını Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğunu ispatlamalıdır. Aksi takdirde itiraz yapılmamış veya açmış olduğu davasını da ispat edememiş sayılması sonucu ortaya çıkacaktır. ... davalarında, 6769 sayılı SMK'nın Uygulanması Yönetmeliği 29/1-2 maddede belirtilen kullanımın ispatına dayanan taraf yayına itiraza ilişkin görüşünü sunması gereken süre içinde kullanımın ispatına ilişkin talebini açıkça ve yazılı olarak ve de kullanımın ispatı istenilen markaların tescil numaralarının açıkça belirtmesi gerekmektedir. Aksi halde talep yapılmamış sayılacaktır. 3'üncü fıkrası ise; "Başvuru sahibinin talepte bulunması halinde Kurum, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması için itiraz sahibine bir aylık süre verir. İtiraz sahibi tarafından süresi içinde delil sunulmaması veya sunulan delillerin itirazla ilgili olmaması halinde ve ayrıca başka bir itiraz gerekçesi veya itiraza gerekçe gösterilen başka bir marka da yoksa Kurum itirazı reddeder." hükmünü içermektedir. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı başvuru Markası Davacı Markaları ...+ ... .../ ... 37/42.nci sınıf Bilirkişi heyetinden alınan 01/07/2025 tarihli raporda ÖZETLE: "... iptali talebi yönünden: 1. Davalı şahsın ... sayılı marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet .... sayılı markalarının görsel, anlamsal ve sesçil olarak aynı/benzer olmadığı; 2. Davalı şahsın ... sayılı marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet .... sayılı markalarının kapsamında bulunan 37.sınıf emtialar yönünden mal ve hizmet benzerliğinin oluştuğu, diğer emtialar yönünden ayniyet ya da benzerliğin tespit edilmediği; 3. Davalı şahsın ... sayılı marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet ....sayılı markaları aynı/benzer olmadığından SMK madde 6/1 gereğince iltibas tehlikesinin oluşmadığı; 4. SMK madde 5/1(ç) gereğince taraf markaları arasında aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerlik bulunmadığı; Hükümsüzlük talebi yönünden: 1. Davalı şahsın ... sayılı marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet .... sayılı markaları aynı/benzer olmadığından SMK madde 6/1 gereğince iltibas tehlikesinin oluşmadığı; 2. Taraf markalarının benzer olmaması nedeni ile SMK madde 6/3 gereğince eskiye dayalı kullanım iddiasının ispat olunmadığı; 3. Taraf markalarının benzer olmaması nedeni ile SMK madde 6/5 gereğince tanınmışlığa bağlı sonuçların oluşmadığı; 4. Kötüniyet hukuki değerlendirme gerektirmekle Sayın mahkemenizin takdirinde olduğu; 5. Davalı şahsın marka başvurusunun TTK 54 vd. maddelerine göre haksız rekabet oluşturmadığı;" şeklinde ifade edilmiştir. Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir. GEREKÇE: Tarafların iddia ve savunması, marka başvuru kapsamı ve görseli, davacı markaları , bilirkişi heyet raporu, ... kararı ve dosyanın bütünü birlikte ele alındığında; MUTLAK RED SEBEBİ AÇISINDAN ; SMK 5/1-ç yönünden değerlendirme: Davalının başvuru markasının "...+ ... " şeklinde, davacı markasının ise " .../ ..." görselini içermesi karşısında markalar arasında aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olarak değerlendirilemeyeceği, başvurunun SMK 5-1-ç maddesine göre mutlak red sebebi oluşmadığı; NİSBİ RED SEBEPLERİ AÇISINDAN; Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davalının "...+ ... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait" .../ ..." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı; İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "...+ ... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının" .../ ..." ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının ".../ ..." ibareli tescilli markalı mallarından/hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının "...+ ... " ibareli başvuru markalı malı/hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu; Bu açıdan SMK 19/2 maddesindeki kullanım ispatına da gerek olmadığı; Davacı tarafın ""...+ ... " ibareli başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği kanıtlanmadığı, Taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ; Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı ve TTK anlamında haksız rekabet oluşturduğu iddiası da kanıtlanmadığı; Tüm bu gerekçelerle ... kararı doğru olduğundan ve hükümsüzlük koşulları oluşmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 3-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalı kuruma verilmesine, 4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran taraflara iadesine, Dair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı şahsın yokluğunda 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.19/11/2025
Katip .... e-imzalı
Hakim .... e-imzalı