İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/353 E. 2025/196 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/353
- Karar No
- 2025/196
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/353 Esas - 2025/196
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2024/353 KARAR NO : 2025/196
DAVA : Marka ... ... Kararı İptali DAVA TARİHİ : 21/08/2024 KARAR TARİHİ : 21/05/2025 Yazım Tarihi:18/06/2025
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Davacının işaretini 30 ve 35. Sınıflara giren emtialarda marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ... nezdinde dosyaladığı başvurunun, ... tarafından re’sen hareketle SMK’nın m. 5/1-f hükmü gereğince kısmen reddedilmesinin ve davacının markasının yanıltıcılık nedeniyle emtia listesinin sınırlandırılmasının haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira davacının “....” çatı markası altında çeşitli aromaları haiz “baloncuklu (kabarcıklı) ..., ...” ürünleri üretmekte olduğunu, dava konusu edilen markanın da davacının çatı markasının serisinin devamı niteliğinde olduğunu, ...’in değerlendirmesinin aksine davacının markasının esas unsurunun “...” ibaresi olmadığını, “...” ürününün ..., ... ve ... esaslı içecekler üzerinde kullanılmayacağı varsayımı ile mekanik bir yaklaşımla bu mallar bakımından başvurunun yanıltıcı olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, zira ... ve ... içerikli “...” ürünlerin hem davacı hem de piyasadaki diğer üretici ve satıcılar tarafından sıkça kullanılmakta olduğunu, ...’da dahi ... ve ... esaslı “... ...” tariflerinin bulunduğunu, davacının marka başvurusunda yer alan “...” ibaresinin, ... bazlılar, ... bazlılar da dâhil olmak üzere bir tür içeceğin genel adı olduğunu, ..., ... ve ... aromalarının bilhassa davacının baloncuklu çaylarında kullanılan aromalardan olduğunu, ... marka sicili araştırıldığında da, içerisinde “...” ibaresinin geçtiği ve kapsamında 30. sınıftaki “..., ...; ... veya ... esaslı içecekler, ... esaslı içecekler” emtialarının yer aldığı birçok marka tesciline rastlanabileceğini, ... marka sicilinde de aynı özellikteki marka tescillerine rastlanabileceğini iddia ederek, ... ...’nın 08.07.2024 tarihli ... sayılı red kararının iptalini ve ... sayılı marka başvurusunun tescil işlemlerinin devamını talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davacı şahsın ... başvuru sayılı markasının kapsamından çıkartılan 30. Sınıftaki "..., ...; ... veya ... esaslı içecekler, ... esaslı içecekler" malları açısından SMK 5/1-f maddesi kapsamında yanıltıcılık vasfı nedeniyle mutlak red sebebi oluştuğu gerekçesiyle davacı itirazının nihai olarak reddi konusunda verilen ... ... sayılı ... Kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 09/07/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 21/08/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı " ..." ibareli başvurunun "Sınıf 30:..., ...; ... veya ... esaslı içecekler, ... esaslı içecekler." malları bakımından yanıltıcılık gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 5/1-(f) bendi uyarınca kısmen reddine yönelik ... kararına karşı yapılan itiraz incelenmiştir. 6769 sayılı SMK'nın 5/1(f) bendi uyarınca, "Mal veya hizmetin niteliği, kalitesi veya coğrafi kaynağı gibi konularda halkı yanıltacak işaretler" tescil edilemez. 5/1(f) maddesi, mal ve hizmetlerin niteliği, kalitesi, coğrafi kaynağı gibi durumlara ilişkin yanıltıcılığı kapsamaktadır. 5/1(f) hükmünün uygulamasında, ilgili işaret nedeniyle tüketicinin yanılma ihtimalinin gerçekten bulunup bulunmadığının tespiti gerekir. Bu çerçevede, mal ve hizmetin niteliği, satış noktası ve olası tüketici kesiminin özellikleri de dikkate alınır. Başvurunun 5/1(f) maddesi kapsamında değerlendirilebilmesi için işaretin halkı yanıltıcı nitelikte olması yeterli olup başvuru sahibinin yanıltma, aldatma kastıyla hareket edip etmediğine bakılmaz. Tescili talep edilen mallar veya hizmetler dikkate alındığında, yanıltıcı ibare nedeniyle ilgili tüketicinin yanılabileceği yönünde bir kanaat oluşması durumunda başvurunun yanıltıcı olabilecek mallar ve/veya hizmetler için reddine karar vermek gerekecektir. İlgili tüketicilerin yanılabileceği yönünde kanaat oluşması için ise başvurunun eşya listesinde yer alan mal ve hizmetlerin özellikleriyle marka örneğinde yer alan işaretler arasında açık ve belirgin bir zıtlık olması ve işaretin bu açık ve belirgin zıtlık nedeniyle ilgili tüketiciler açısından yanıltıcı olmasının kaçınılmaz olması gerekir. Başvuruya konu marka örneğinde yer alan bazı unsurlar, özellikle gıda sektörüne ait mal/hizmetler arasında yer yer alan içecekler için, ambalajlama, yakın raflarda satışa sunulma gibi benzer niteliğe sahip olması ve tüketici dikkat düzeyinin düşük olması nedenleriyle yanıltıcılığa yol açabilecektir. Bu nedenle, başvuruya konu marka örneğinde yer alan bütün unsurların (asli/tali, kelime/şekil) başvuru kapsamındaki mallar ve hizmetler açısından ele alınarak yanıltıcılık incelemesinin yapılması gerekmektedir. Belirtilen genel ilkeler çerçevesinde yapılan incelemede, başvurunun münhasıran "..." oluştuğu, ibarenin "... (...)" ibaresini barındırdığı ve başvuru konusu işaretin ret kararı kapsamındaki "..." emtiası üzerinde kullanılması halinde, tüketicilerin kaçınılmaz olarak bu malların "..." olduğunu düşünerek hareket edecekleri, zira çaylar ve kahvelerin yaygın olarka birbirine yakın raflarda satışa sunulduğu, kimi zaman benzer ambalajlarda sunulabildiği, bu çerçevede, başvurunun red kararına konu mallar bakımından malların niteliği konusunda yanıltıcı nitelikte olduğu kanaatine varılmıştır. Dolayısıyla, başvurunun 6769 s. SMK'nın 5/1-(f) bendi uyarınca kısmen reddine yönelik karar yerinde görülmüş ve itirazın reddi gerekmiştir. Karar ; itirazın reddine " ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük tarihli) 5.nci maddede " f) Mal veya hizmetin niteliği, kalitesi veya coğrafi kaynağı gibi konularda halkı yanıltacak işaretler." ( mutlak red sebebi ) marka olarak tesçil edilemez. Buna göre , başvuruya konu olan işaret kapsamı açısından Mal veya hizmetin niteliği, kalitesi veya üretim yeri, coğrafi kaynağı gibi konularda halkı yanıltıyorsa yine marka olarak tescil edilebilmesi mümkün değildir.
Davacı başvuru Markası .... Reddedilen emtialar; ..., ...; ... veya ... esaslı içecekler, ... esaslı içecekler.
25/03/2025 tarihli Bilirkişi heyet Raporunda ÖZETLE; " DAVA KONUSU EDİLEN İŞARETİN KISMEN REDDEDİLDİĞİ EMTİALAR BAKIMINDAN HALKI YANILTICI BİR NİTELİĞİNİN BULUNUP BULUNMADIĞI YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME: 6769 sayılı SMK’nın m. 5/1-f hükmüne göre; “mal veya hizmetin niteliği, kalitesi veya coğrafi kaynağı gibi konularda halkı yanıltacak işaretler” marka olarak tescil edilemez. Bu hükmün temel unsuru “yanıltma”dır. Önemli olan, mal veya hizmetin satıcıları, pazarlayıcıları ve bunlar üzerinde uzman olan kişilerin değil, mal ve hizmetten yararlanacak orta seviyedeki kişilerin açık ve şüpheye yer vermeyecek derecede yanılgıya düşme ihtimalinin bulunup bulunmadığıdır. Yanıltma için ise her şeyden önce “anlama” biçiminde bir algılama olmalıdır ki bu algılamanın doğru mu yoksa yanılgı mı olduğu hususunda bir tartışma yapılabilsin ve algının yanıltılmış olabileceği, yani marka imajının yanılgılı olabileceği hallerde tescil engellensin. Ayrıca, maddede yer alan yanılma sebepleri tahdidi değildir. İşaretin asli ve yardımcı unsurları ile birlikte yanılgı doğurup doğurmayacağı nazara alınmalıdır.( .... ) Marka olarak tescil ettirilmek istenilen işaret, bir mal ve hizmetin üretim yeri konusunda aldatıcı olabilir. Zira bir malın veya hizmetin sürümünün artmasında onun, coğrafi kaynağının çok büyük rolü olabilir. Ancak ret sebebinin uygulanabilmesi için, marka olarak alınmak istenilen yer adının ürünlerin üretildiği yer ile yeteri kadar tanınmış olması gerekmektedir.( .... ) SMK m. 5/1-f hükmünde düzenlenen red nedeni, markanın kullanılacağı malların/ hizmetlerin niteliğinin olduğundan farklı gösterilmesi halinde uygulanabilecektir. Ancak; kural olarak bu bent kapsamında yanıltıcı olduğu düşünülen bir markanın hangi unsurunun ne şekilde halkı yanıltabileceğinin, başvuru kapsamındaki mallar dikkate alınarak somut bir şekilde açıklanabilmesi gerekir. Tescili istenen işaretin marka olarak kullanılmasının halkı yanıltıp yanıltmayacağı ve yanılgı sonucu bu mala yöneltip yöneltmeyeceği değerlendirilmelidir. Bunlara göre; Dava konusu edilen .... markası; renk, şekil ve kelime unsurlarının bir arada kullanıldığı karma bir markadır; işaretin üst kısmına yerleştirilmiş ve işarette küçük bir yer kaplayan bir içecek görselinin altına sırasıyla; "....” , “....”, “....” ibareleri, ayrı satırlarda yazılmış, işaretin orta kısmına, siyah renkli kalın harflerle ve büyük puntolarla yazılmış olan “...” kelime öbeğinin altına da pembe renkli baloncuklar konuşlandırılmıştır. Bu tasarım itibariyle, işarette ilk başta göze çarpan/ön planda algılanan unsurun, yani markanın esas unsurunun “...” kelime öbeği olduğu düşünülmektedir. Zira; doktrindeki yerleşmiş görüşlere göre; Bir markada esas unsur, potansiyel müşteriler için ilk anda göze çarpıp hafızada yer eden unsurdur.(....) Ayrıca; potansiyel müşteriler, somut olaydaki gibi kelime, şekil, renk gibi unsurları bir arada ihtiva eden karma markalarda kelime unsuruna diğer unsurlara göre daha fazla önem vereceklerdir ve basit şekil unsurları yanında baskın hüviyette yazılmış kelime unsurlarını haiz markalarda “söz görünümden daha yüksek sesle konuşur” (....) İşarette “...” kelime öbeği haricinde kullanılmış kelimeler, düşük puntolarla ve “...” kelime öbeğinden ziyade ince harflerle yazılmış olduğundan ve bu kelime öbeği işaretin orta kısmına konuşlandırılmış olduğundan, “...” kelime öbeğinin, görsel açıdan ilk anda/ön planda algılandığı kanaatine varılmıştır. Buna göre; “...”; ülkemizde son yıllarda oldukça popüler olmuş olan ve “....” olarak da bilinen, 1980'lerin başında ...'da ortaya çıkan, yaygın olarak çiğnenebilir tapyoka incisinden ("...") oluşan, ancak aynı zamanda çim jölesi, aloe vera, kırmızı fasulye, patlayan ..., diğer aroma ve soslarla da yapılabilen, ... bazlı bir içecek türüdür (.... ). ve İngilizce olmasına rağmen, ülkemizdeki ticari hayata ve konuşma diline de yansımış bir kelime öbeği olarak ülkemizdeki ortalama tüketiciler nezdinde bu anlamının bilindiği/bilinebileceği değerlendirilmektedir. Burada da belirtildiği üzere; “...”, ... bazlı olmasına rağmen, çeşitli aromalarla ve soslarla birlikte hazırlanabilmektedir ve dava dilekçesinde verilen emsallerden de görüldüğü üzere, piyasada, “...”nin “.../.../...” veya “.../.../... aromalı” versiyonları da bulunmaktadır. Dolayısıyla; ... bazlı bir içecek olmasına rağmen, “.../.../...” bir içeceğin markasının esas unsuru olarak kullanılması halinde, ortalama tüketici nezdinde, bu içeceğin “.../.../... içeceği” olduğu şeklinde bir yanılsamanın ortaya çıkmasının söz konusu olmadığı düşünülmektedir. Bu nedenlerle; dava konusu edilen .... işaretinin, “..., ...; ... veya ... esaslı içecekler, ... esaslı içecekler” yönünden halkı yanıltıcı niteliği haiz olmadığı görüş ve kanaatine varılmıştır." şeklinde ifade edilmiştir. GEREKÇE: Tarafların iddia ve savunması, marka başvuru kapsamı ve görseli, bilirkişi heyet raporu, ... kararı ve dosyanın bütünü birlikte ele alındığında; " .... " ibareli başvuru markası renk, şekil ve kelime unsurlarının bir arada kullanıldığı karma bir markadır. İbarede yer alan .... ibaresi asli unsur olarak ( potansiyel müşteriler için ilk anda göze çarpıp hafızada yer eden ) öne çıktığı görülmektedir. Reddedilen emtialar ise "..., ...; ... veya ... esaslı içecekler, ... esaslı içecekler. " olup ortalama tüketici grubu açısından başvuru markasında "renk, şekil ve kelime" unsurlarının bir arada kullanıldığından bütünsel açıdan bakıldığında .... ibaresi olarak bakılacağı ve reddedilen emtialar olan "..., ...; ... veya ... esaslı içecekler, ... esaslı içecekler. " açısından halkı yanıltıcı niteliği olmadığı değerlendirilebilecektir. Nitekim benimsenen bilirkişi heyet raporunda bu husus " “...”; ülkemizde son yıllarda oldukça popüler olmuş olan ve “baloncuklu ...” veya “inci çayı” olarak da bilinen, 1980'lerin başında ...'da ortaya çıkan, yaygın olarak çiğnenebilir tapyoka incisinden ("...") oluşan, ancak aynı zamanda çim jölesi, aloe vera, kırmızı fasulye, patlayan ..., diğer aroma ve soslarla da yapılabilen, ... bazlı bir içecek türüdür (.... ). ve İngilizce olmasına rağmen, ülkemizdeki ticari hayata ve konuşma diline de yansımış bir kelime öbeği olarak ülkemizdeki ortalama tüketiciler nezdinde bu anlamının bilindiği/bilinebileceği değerlendirilmektedir. Burada da belirtildiği üzere; “...”, ... bazlı olmasına rağmen, çeşitli aromalarla ve soslarla birlikte hazırlanabilmektedir ve dava dilekçesinde verilen emsallerden de görüldüğü üzere, piyasada, “...”nin “.../.../...” veya “.../.../... aromalı” versiyonları da bulunmaktadır. Dolayısıyla; ... bazlı bir içecek olmasına rağmen, “.../.../...” bir içeceğin markasının esas unsuru olarak kullanılması halinde, ortalama tüketici nezdinde, bu içeceğin “.../.../... içeceği” olduğu şeklinde bir yanılsamanın ortaya çıkmasının söz konusu olmadığı düşünülmektedir. Bu nedenlerle; dava konusu edilen .... işaretinin, “..., ...; ... veya ... esaslı içecekler, ... esaslı içecekler” yönünden halkı yanıltıcı niteliği haiz olmadığı görüş ve kanaatine varılmıştır. " şeklinde de izah edildiğinden kurumun başvuru markası hakkında SMK 5/1-f maddesi kapsamında " halkı yanıltabileceği " değerlendirmesi yerinde ve doğru olmadığı kanaatine varılarak aksi yöndeki ... kararı hatalı ve yanlış olduğundan davanın kabulü gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın KABULÜNE, 2-Dava konusu ... ... sayılı ... kararının iptaline, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davalıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 4-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5-Davacının yaptığı; 11.000,00 TL bilirkişi ücreti, 115,00 TL tebligat ücreti, 427,60 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 11.542,60 TL yargılama giderinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 6-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine Dair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 21/05/2025
Katip .... Hakim .... E- imzalıdır E- imzalıdır