İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/294 E. 2025/172 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/294
Karar No
2025/172
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"

ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R

ESAS NO : 2024/294 KARAR NO : 2025/172

DAVA : 1-Marka Hükümsüzlüğü 2-Menfi Tespit 3-Marka Tecavüzü Önlenmesi DAVA TARİHİ : 01/07/2024 KARAR TARİHİ : 07/05/2025 Yazım Tarihi: 03/06/2025 İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: -Müvekkilinin ... tanıtım işaretiyle uzun yıllardan bu yana esas olarak “.... sağlama hizmetleri ile diğer yönüyle de müşterilerin malları görmesi ve satın alması için çeşitli malların dijital ortamda bir araya getirilmesi hizmetleri” sunduğunu, 21/05/2002 tarihinde tahsisi yapılan ... adlı alan adının Aralık 2023 itibariyle müvekkili şirkete tahsis edildiğini; 20/01/2021 tarihinde adına tahsis edilen .... adlı internet sitesini kullandığını ve Aralık 2023 tarihinden sonra ise .... alan adı internet sitesinde faaliyetleri yürütülmeye devam ettiğini, 26/11/2021 tarihinde tahsis olunup kamuya açılan .... ve 31/12/2021 tarihinde tahsis olunup kamuya açılan .... uzantılı mobil uygulamalarının da bulunduğunu, Müvekkilinin online satış sisteminde bir kısmı çok tanınmış marka bulunduğunu, 09/02/2022 tarihinde instagram hesabı, 22/08/2022 tarihinde .... kanalı alınarak tanıtımların sürdürüldüğünü, Anılan tarihlerde ... ibaresi tescilsiz olarak kullanıldığını, ancak 6769 sayılı SMK m.6/3 ve 6100 sayılı TTK m. 54,55 hükümleri uyarınca koruma altında olduğunu, Davalı ...’ın, ... ibareli markayı 35, 41, 42 ve 43. sınıf hizmetleri içeren 03/04/2020 gün ve ... sayı ile adına tescil ettirdiğini, müvekkilinin yargılama sürecinin uzun zaman alacak olmasından yola çıkarak hükümsüzlük davası açmayıp anılan markayı devralmayı tercih ettiğini, müvekkili şirketin .... Noterliği’ nin 06/10/2021 gün ve ... yevmiye sayılı işlemiyle onaylanan sözleşmeyle davalı ... adına tescilli ... ibareli markayı devraldığını ve ...’ e bildirdiğini, Müvekkilinin markayı devrinden sonra bu kez davalı şirketin yine ... ibaresini 35/5. sınıftaki “ Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için 1-34.sınıf malların bir araya getirilmesi hizmetlerini (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” içeren 01/08/2022 gün ve ... sayılı markayı adına tescil ettirdiğini; ardından da müvekkili şirketi arayarak söz konusu markayı kullanmamasını talep ettiğini, Tüm bu açıklamalar dikkate alınarak, davalı ... adına tescilli ... ibareli 35/5. Sınıftaki “ Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için 1-34.sınıf malların bir araya getirilmesi hizmetlerini (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” içeren ... sayılı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkini; müvekkilinin ... ibareli markanın tanıtım işaretleriyle gerçekleştirdiği ticari ve sınai faaliyetin ... sayılı marka tescilinden doğan hakkına tecavüz teşkil etmediğinin, davalının marka tescilinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet yaratıp yaratmadığının tespiti, yaratılan muarazanın giderilmesi; gerçekleşmesi halinde müvekkilin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet yaratacağı kesin olan, davalının ... ibaresini kullanmak suretiyle yaptığı marka hakkına tecavüz eylemlerinin önlenmesi karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı Şahıs Vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Davacının ... nolu ... markasının 35/1,2,3,4. alt sınıflar bakımından tescilli olduğunu, müvekkilinin ... nolu ... markasının ise 35/5 bakımından tescilli olduğunu, İşbu davaya konu olan iki markanın birbirinden farklı sınıflara ait olduğunu, müvekkilinin ....’ e başvuru yaptığını ve 05/07/2024 tarihli .... cevabında da her markanın kapsadığı alandan sorumlu olduğu ve bu hususun ... nezdinde de korunduğunu ifade ettiğini, Davalı vekili, dava dilekçesinde markanın uzun süredir kullanıldığı iddia edilse de davacı yanın bu iddialarının asılsız olduğunu, zira ilgili devir öncesine kadar davacı yanın ... markasını kullanmadığı projelerine .... olarak başladığını, ayrıca İlgili markanın 35/5 hizmet sınıfı 31/07/2022 tarihine kadar ... başvuru numarasıyla dava dışı .... adına kayıtlı olduğunu, Davacı yanın dilekçesinde belirttiği mobil uygulaması ve ... kanalı gibi işlemlerin ise ilgili devirden sonra yapıldığını, ayrıca 21/05/2002 yılında tahsis edilen ... adlı alan adının Aralık 2023 tarihine kadar dava dışı bir kişiye ait olup davacı yanın iddia ettiği gibi uzun süredir markayı kullandığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, Ayrıca müvekkilinin daha öncesinde de bu sınıfta ... markasının tescili için başvurusu bulunmakta olup başka bir kişi tarafından aynı sınıfta kullanıldığından başvurusunun reddedildiğini, koruma süresi bittiğinde ise yeniden başvuruda bulunduğunu, davacı tarafın iddia ettiği gibi kötüniyetli bir durumun söz konusu olmadığını beyan ederek, Davacının hakkı olmadan açıkça müvekkilinin markası hakkına tecavüz etmekte olup dava sürecinde müvekkilinin markasının zarar görmemesi adına dava boyunca ilgili markaya tedbir konulması ve mobil uygulamalarının durdurulmasını ve ayrıca davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir."hükmü , Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin MARKASAL şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları içinde olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur. Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Madde 29 " (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır: a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak. ( 7.nci maddede sayılan haller 2.nci FIKRADA ; a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması., b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması. 3.ncü FIKRADA ; a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.) b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek. c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak. ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek, (2) 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü tecavüz davalarında def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır." Madde 154 " (1) Menfaati olan herkes, Türkiye’de giriştiği veya girişeceği ticari veya sınai faaliyetin ya da bu amaçla yapmış olduğu ciddi ve fiili girişimlerin sınai mülkiyet hakkına tecavüz teşkil edip etmediği hususunda, hak sahibinden görüşlerini bildirmesini talep edebilir. Bu talebin tebliğinden itibaren bir ay içinde cevap verilmemesi veya verilen cevabın menfaat sahibi tarafından kabul edilmemesi hâlinde, menfaat sahibi, hak sahibine karşı fiillerinin tecavüz teşkil etmediğine karar verilmesi talebiyle dava açabilir. Bildirimin yapılmış olması, açılacak davada dava şartı olarak aranmaz. Bu dava, kendisine karşı tecavüz davası açılmış bir kişi tarafından açılamaz. (2) Birinci fıkra uyarınca açılan dava, sicile kayıtlı tüm hak sahiplerine tebliğ edilir. (3) Birinci fıkra uyarınca açılan dava, hükümsüzlük davasıyla birlikte de açılabilir. (4) Mahkeme, 99 uncu maddenin üçüncü veya yedinci fıkrası ile 143 üncü maddenin onuncu veya onikinci fıkrası uyarınca yapılan yayımdan önce, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak karar veremez." şeklinde hüküm yer almaktadır. 6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU (14.02.2011 tarihli yayınlanan); Madde 54 "(1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." Madde 55 "(1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır: a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar b) Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek; c) Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmak; d) Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek; e) İş şartlarına uymamak; f) Dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak.; "hükmü yer almaktadır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; 1-Davalı tarafa ait ... sayılı markanın davacı tarafın SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım, SMK 6/9 maddesine göre davalının kötü niyetli olduğu, TTK 54 maddelerine göre haksız rekabet oluşturduğu iddialarına bağlı SMK 25. Maddesine göre davalının markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği; 2-Davacı tarafın devren aldığı ... tescil sayılı markasına bağlı ve tescilden önce de SMK 6/3 maddesine dayalı tescilsiz kullanımlarının davalı tarafa ait ... tescilli marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı ( menfi tespit), 3-Davalı tarafın "..." şeklinde markasal kullanımları, online satış yeri sağlama hizmeti, müşterinin malları satın alması için çeşitli malları bir araya getirme hizmeti şeklindeki kullanımların davacıya ait olduğu belirtilen tescilli marka ve tescilsiz marka hakkına tecavüz oluşturup oluşturmadığı ihlali varsa önleme talebinin yerinde ve doğru olup olmadığı noktasında olduğu anlaşılmıştır. Davacıya ait ... tescil sayılı ... ibareli markanın daha önce davalı ... tarafından 03/04/2020 tarihinde başvurusu yapılıp 30/10/2020 tarihinde tescil edildiği, marka kapsamında 35/01-02-03-04.ncü sınıf ile 41-42-43.ncü sınıflar bulunduğu; markanın 06/10/2021 gün ve ... yevmiye sayılı noter devir sözleşmesi ile davacı ... Şirketine devredildiği tespit edilmiştir. Davalıya ait ... tescil sayılı ... ibareli markanın ise 01/08/2022 tarihinde başvurusu yapılıp 27/05/2024 tarihinde tescil edildiği, marka kapsamında 35. SINIF: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için 01. sınıftan 34. sınıfa kadar tüm malların bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.) “ in olduğu tespit edilmiştir. Buna göre her iki tarafa ait markaların ... ibaresini taşıdıkları görülmektedir. Karşılıklı sunulan delil ve belgeler, celbedilen kayıtlar sonrasında Ön inceleme duruşmasında uyuşmazlık tespiti yapılıp karşılıklı beyanlar alındıktan sonra tahkikata geçilmiştir. Görev verilen bilirkişi heyeti ( .... ) tarafından sunulan 14/04/2025 tarihli raporda ÖZETLE " DAVACI ADINA TESCİLLİ WEB SİTESİ Davacı adına tescilli .... sitesinin incelenmesi neticesinde: sitede ...’un “işletmeden işletmeye” ya da sıkça kullanılan İngilizce “....” ibaresinin kısaltılmış şekli olan .... niteliğinde şirketler arası pazaryeri uygulaması olduğunun “...., firmalar için özel olarak tasarlanmış, elektronik ve teknoloji sektörüne odaklanan bir .... pazaryeridir. Güvenli ticaret, geniş ürün yelpazesi ve avantajlı fiyatlarla iş ortaklarımızın yanında yer alıyoruz.” şeklinde belirtildiği, sitede çeşitli firmalar beyaz eşya, telefon ve elektronik ürünler sattıkları gibi yenilenmiş telefon ve akıllı saat gibi bazı ürünlerin de bizzat davacı tarafından satışa sunulduğu dolayısıyla davacının web sitesi aracılığıyla hem online pazar yeri sağlama hizmeti hem de müşterilerin malları görmesi için çeşitli malların elektronik ortamda bir araya getirilmesi hizmeti sunduğu tespit edilmiştir. Web sitesinin 06/04/2025 tarihli güncel hali aşağıdadır. Sitenin sahiplik bilgilerinin tespiti amacıyla .... sitesinde yapılan incelemede sitenin 22/05/2002 tarihinde tescil edildiği, bu tescilin en az 22/05/2030 tarihine kadar geçerli olduğu ancak tescil bilgilerinin gizli olduğu tespit edilmiştir. Kayıt bilgileri aşağıdadır. Davacı adına tescilli .... sitesinin arşiv kayıtlarının incelenmesi amacıyla .... URL linki üzerinden yapılan inceleme neticesinde ilgili web sayfasının arşiv kayıtlarının 2004, 2005, 2006 ve 2024 yıllarına ait olduğu, 2010, 2015, 2018, 2020, 2021 ve benzeri ara yıllara ilişkin arşiv kaydı bulunmadığı 25/11/2024 tarihli arşiv kaydının davacıya aitken 2006 yılına ait arşiv kaydının alakasız bir üçüncü işletmeye ait olduğu ve dolayısıyla davacı web sitesinin önceki tarihli kullanımı ispat etmediği tespit edilmiştir. Web Sitesinin arşiv kayıtları aşağıdadır. ....(RAPORDA)..... DAVALI ADINA TESCİLLİ WEB SİTESİ .... 12/07/2024 tarihli yazısının incelenmesi neticesinde: .... alan adlı web sitesinin davalı ... adına 11/02/2019 tarihinde tahsis edildiği, alan adının halihazırda aktif olduğunun belirtildiği tespit edilmiştir. Ancak 6/04/2024 tarihinde yapılan incelemede alan adının aktif olmadığı tespit edilmiş olup alan adının güncel hali aşağıdadır. ....(RAPORDA)..... DAVALI MARKASININ HÜKÜMSÜZLÜĞÜNÜN GEREKİP GEREKMEDİĞİ AÇISINDAN DEĞERLENDİRME Dava dosyasının incelenmesi neticesinde davacı tarafın, davalı markasının hükümsüzlüğüne gerekçe olarak SMK m.6/1 kapsamında benzerlik, SMK m.6/3 kapsamında eskiye dayalı kullanım ve SMK m.6/9 kapsamında kötüniyet iddialarını ileri sürdüğü tespit edilmiş olup söz konusu iddialar çerçevesinde tespit edilen hususlar aşağıdadır. Davalı Markasının Karıştırılma İhtimali Gerekçesiyle Hükümsüzlüğünün Gerekip Gerekmediği Açısından Değerlendirme Sayın Mahkemenin de malumu olduğu üzere 6/1 maddesine göre, bir marka başvurusunun tescili için önceki marka ile aynılığı veya benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı veya benzerliği incelenir. Eğer halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa, itiraz üzerine başvuru reddedilir. Bu bağlamda markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesi için ilk koşul; markaların aynı veya benzer malları ve hizmetleri içermesidir. İkinci şart ise markaların kendilerinin benzerliğidir. Çifte benzerlik incelemesinden sonra, önceki markanın ayırt edici gücü ve markaların mallarının ortalama tüketicileri dikkate alınarak genel izlenime göre karıştırılma ihtimalinin varlığına veya yokluğuna karar verilir. Zira öğreti, kanun ile gösterilen kapsamı da gözeterek, hukuki anlamda karıştırılma ihtimalini markalar arasındaki benzerliğin, alıcıları, satın almayı düşündükleri mal yerine bir başka mal alma satın almak durumunda bırakması veya alıcıların iki farklı marka karşısında bulunduklarını anlamalarına rağmen bu markaların aynı işletmeye ait olduğunu sanmaları ya da bu malları üreten işletmeler arasında örgütsel ya da ekonomik bir bağlantının bulunduğu düşüncesine kapılmaları tehlikesi” şeklinde tanımlamaktadır. (...) Emtiaların Benzerliği Doktrinde de kabul gördüğü üzere, markalara ait mal veya hizmet listelerinde yer alan emtiaların "benzer" olup olmadığının değerlendirilmesinde, sınıflandırmaya ilişkin ulusal ve uluslararası düzenlemeler bağlayıcı kesin kurallar içermemektedirler. Bu nedenle, inceleme konusu markaların emtia listelerindeki sınıf numaralandırması ile bağlı kalınmaksızın, karşılaştırılan emtia listelerinin "aynı veya benzer" mal veya hizmetlerden oluşup oluşmadığı incelenmelidir. Nitekim 6769 s. SMK m. 11/4 uyarınca mal veya hizmetlerin aynı sınıflarda yer almaları benzer olduklarına, farklı sınıflarda yer almaları da benzer olmadıklarına karine teşkil etmez. Önemli olan husus, işaretlerin, kapsamındaki mal veya hizmetler üzerinde tescilli bir marka olarak kullanılması durumunda, tüketicilerde karışıklık yaratma olasılığı taşıyıp taşımadığıdır. Bu nedenle, mal ve hizmet sınıfları ile alt gruplarında benzerlik araştırması yapılırken, piyasanın algısı, hedeflenen alıcı kitlesine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, mal veya hizmetlerin birbirinin yerine kullanılabilirliği ve rekabet koşullarının olup olmadığı, birinin diğerini tamamlama potansiyeli bulunup bulunmadığı, mal veya hizmetlerin dağıtım kanallarının ortaklığı, aynı veya bitişik raflarda satışa sunulup sunulmadığı, kullanım yöntemleri ve hedeflenen müşteri kitlesinin benzer olup olmadığı gibi unsurların incelenmesi gerekmektedir. (... ) Markalar arasında iltibas değerlendirmesinin ilk koşulunun, taraf markaları kapsamındaki emtiaların benzerliği olduğu hususu Yüksek Mahkemenin birçok kararında da açıkça belirtilmiştir.(.... ) Nitekim .... nezdinde verilen kararlarda da malların benzerliğine ilişkin değerlendirmenin, mal ve hizmetler arasındaki ilişkilerin ilgili özellikleri dikkate alınarak yapılması gerektiğini, bu özelliklerin, malların doğaları, kullanım amaçları, kullanım yöntemleri ve birbiriyle rekabet halinde veya birbirini tamamlayıcı olup olmadıklarını içerdiği belirtilmiştir. (....) Aşağıda dava konusu başvuru kapsamında yer alan emtialar ile davacı yanın iddialarına dayanak tuttuğu markası kapsamındaki emtiaları gösterir karşılaştırma tablosuna yer verilmiştir. .....(RAPORDA) ........ Yukarıda tabloda yer alan hizmetlerin incelenmesi neticesinde taraf markalarının her ikisinin de 35. hizmet sınıfında tescilli olmakla birlikte davacının markasının 35. sınıfın ilk 4 alt grubunda; davalı markasının ise 35. sınıfın 5. alt grubunda tescilli olduğu dolayısıyla markaların farklı alt gruplarda tescilli olduğu tespit edilmiştir. Ancak yukarıda da belirtildiği gibi alt grup veya sınıf farklılığı markaların emtialarının farklı olmasını gerektirmediğinden bilirkişi heyeti bir de taraf markalarının kapsamındaki hizmetleri tek tek karşılaştırmıştır. Önemle belirtmek gerekir ki, Nis sınıflandırması anlamında bir eylemin hizmet olarak kabul edilebilmesi için üçüncü kişiler adına ve yararına bu eylemin gerçekleştirilmesi gerekir. Diğer bir deyişle, hizmet olarak değerlendirilebilecek bir eylemin neticesinde ortaya çıkan faydanın öncelikli yararlanıcısının, eylemi gerçekleştiren kişi ya da kişiler değil de üçüncü kişiler olması gerekmektedir. Bu bağlamda, bir kişinin ya da işletmenin kendi ürettiği malları satması ya da dağıtması da hizmet olarak kabul edilemez. Bu anlamda, perakendecilik hizmeti malların fiili satışı hizmetleri değil müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi, karşılaştırması ve test etmesi imkânının sağlanmasıdır. 35’inci sınıfta yer alan “müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için malların bir araya getirilmesi hizmetlerinin” nihai amacı alışveriş işleminin gerçekleştirilmesidir ve bu hizmet alışverişin gerçekleşmesi için yapılan her türlü eylemi içermektedir. Bu eylem, sayılanlarla sınırlı olmamak üzere, satışa sunulan birçok mal arasından seçim imkânı tanınması ve satışın rakiplerle değil de kendisiyle tamamlanmasını isteyen işletme tarafından tüketicilerin ikna edilmesi için türlü hizmetlerin sunulmasını içerir. Yine 35’inci sınıfta yer alan “alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri” ise ürün veya hizmet almak isteyen alıcılar ile bunların satıcılarını bir internet sitesi, mobil uygulama, vb. online platformlar yoluyla buluşturan hizmetlerdir. Bu hizmet sayesinde bazı ürün veya hizmetleri satın almak isteyen üçüncü kişiler, bu ürün veya hizmetleri satan/sağlayan üçüncü kişilere internet sitesi gibi online pazaryeri vasıtasıyla erişebilmekte; böylelikle bu kişiler arasındaki alışverişi kolaylaştıran online bir pazaryeri temin edilmektedir. Bu kapsamda yapılan incelemede, taraf markalarının kapsamında yer alan ve yukarıdaki tabloda da kırmızı renk ile belirtilen hizmetlerin bağlantılı ve benzer hizmetler olduğu düşünülmüştür. Şöyle ki, davacının markasında yer alan “alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri.” ile davalının “35. SINIF: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için 01. sınıftan 34. sınıfa kadar tüm malların bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)“ şeklindeki hizmetlerin kapsamında yer alan malların elektronik ortamlar yöntemiyle bir araya getirilmesi hizmetleri arasında yakın benzerlik bulunmaktadır. Çünkü tüketiciler her ikisinde de dijital ortamdaki satış mahalline ulaştıklarında çok sayıda emtia ile karşılaşmakta bu emtiaların bir bölümü diğer firmalar tarafından satışa sunulmakta iken bir bölümü de bizzat yer sağlayıcı firma tarafından satışa sunulmaktadır (....). Dolayısıyla her ne kadar aynı sınıfın farklı alt gruplarında olsa bile taraf hizmetleri arasında bağlantı ve benzerlik bulunmaktadır. Bu çerçevede kırmızı renk ile belirtilen hizmetler yönünden taraf markalarının benzer tüketici kitlelerine yönelik, benzer ihtiyaçları karşılayan, birbirleri yerine tercih edilebilir, satış ve sunum biçimleri benzer mahiyetteki hizmetleri kapsadıkları, ticaret hayatında bu hizmetlerin genel kaynağının (sağlayıcılarının) ortak olabildiği değerlendirilmiştir. Dolayısıyla yukarıda kırmızı ile gösterilen kısım bakımından uyuşmazlık konusu markaların kapsamındaki emtiaların (hizmetlerin) benzerliği koşulunun oluştuğu değerlendirilmiştir. İşaretlerin Benzer Olup Olmadığı Açısından Değerlendirme Markaların karıştırılma olasılığından bahsedebilmek için, emtiaların veya hizmetlerin aynı ya da benzer olması gerektiği gibi, markayı oluşturan unsurların da aynı ya da benzer olması şarttır. Uyuşmazlıkta da taraf markaları ... ve ... şeklinde aynı ibareden oluştuğundan taraf markaları arasında aynılık veya ayırt edilemeyecek kadar benzerlik bulunduğu kanaatine ulaşılmıştır. Karıştırılma İhtimaline İlişkin Genel Değerlendirme Somut olayın yukarıdaki tespitler kapsamında incelenmesi neticesinde: davacı markası ile davalı markası arasındaki aynılık veya ayırt edilemeyecek kadar benzerlik olması, davacı markasının tarihsel açıdan öncelik hakkına sahip olması, davacı markası ile davalı markasının kapsamında yer alan hizmetler arasında bağlantı ve benzerlik bulunması ve taraf markalarının ortalama tüketicilerin sıradan tüketiciler olması hususlarının tümü dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde, davacının markasında yer alan “alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri.” ile davalının markasının kapsamında bulunan 35. SINIF: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için 01. sınıftan 34. sınıfa kadar tüm malların bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)“ şeklindeki tüm hizmetler arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu ve dolayısıyla davalı markasının tescil kapsamında bulunan bütün hizmetler yönünden davalı tarafın ... sayı ile tescilli ... ibareli markasının karıştırılma ihtimali gerekçesi ile hükümsüzlüğü koşullarının uyuşmazlıkta mevcut olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır. Davalı Markasının Eskiye Dayalı Kullanım Gerekçesiyle Hükümsüzlüğünün Gerekip Gerekmediği Açısından Değerlendirme Bilindiği gibi 6769 sayılı SMK’nın 6. maddesinde düzenlenen nispi ret nedenlerinden biri olan 6/3. Maddede “Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir” düzenlemesine yer verilmiştir. Burada kastedilen marka tesciline konu edilmeksizin ve fakat markasal bir etki doğuracak mahiyette ve yeterlilikte, ticaret hayatında kullanılan tescilsiz marka, ticaret unvanı, işletme adı ve alan adı gibi işaretlerdir. Tescilsiz bir işaretin korunmasını sağlayan ve nispi ret nedenine konu teşkil eden bu durum, işaretin, itiraz eden tarafından daha önceki bir tarihten beri kullanılmakta olması ve bu kullanım neticesinde işarete belli oranda ayırt edici nitelik kazandırılmış olmasıdır. Yani, bir markanın tescil başvurusundan önce, bu işaret bir başkası tarafından oluşturulmuş ve kullanma neticesinde belli oranda kullanan ile anılmaya başlamış ve ayırt edici nitelik kazandırılmışsa, bu hakka dayanarak sonraki tescilin engellenmesi mümkündür. Ancak tescilin engellenebilmesi için, markanın tescili için yapılan başvuru veya başvuruda belirtilen rüçhan tarihinden önce bu işaret için hak elde edilmiş olması gerekmektedir. SMK m.6/3 hükmünün uygulanabilmesi için, her şeyden evvel itiraz hakkı sahibinin kendi tescilsiz markası veya ticarette kullandığı sair işareti ile tescili talep olunan marka arasında bir “ayniyet” ya da “benzerlik” bulunması gerekir. Bu madde anlamında açıklığa kavuşturulması gereken kavram, “hak elde etme” kavramıdır. Doktrin ve Yargıtay’ın tanımladığı en temel hak edinme durumu, markayı belli bir süre tescilsiz kullanmak suretiyle markanın ilgili olduğu mal ve/veya hizmetler için markanın belirli ölçüde bilinir hale gelmesidir. Doktrinde bazı yazarlar bu kullanımı “markasal kullanım” olarak ifade etmektedirler. Bu madde ile korunmak istenen, tescilsiz işareti ticaret sırasında kullanmak suretiyle ayırt edici nitelik kazandıran gerçek hak sahibi olduğundan, markanın maruf hale getirilmesi aranmamıştır. Önemli olan yerelliği de aşan önceki kullanımla sonrakinin haksız rekabet yaratmasıdır. Bunun için de işaretin ticaret esnasında salt kullanımı değil, belli bir yatırımla, emekle müşteri çevresinde kendine yer edinmesi, markasal kullanımı gereklidir. Bununla kastedilen marka hukukuna uygun kullanımdır yani dava konusu tescil ticaret markası ise ürünler üzerinde, hizmet markası ise SMK 7 ve 9. maddelerine göre kullanılmalıdır. Marka hukukuna uygun kullanım SMK’nin “Markanın kullanılması” başlıklı 9/1. maddesinde ifadesini bulmuş olup hüküm “Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir.” şeklindedir. Daha önceye dayalı hak elde etmede markasal kullanımın ispatlaması açısından bu hükümden yararlanılmaktadır. Nitekim ....’inci Hukuk Dairesi’nin 28.05.2002 tarih ve ....sayılı kararında da söz konusu ilkeler “…Mahkemece, taraflarca sunulan kanıtlara göre, 556 sayılı KHK.nin 8/III ncü maddesi hükmünün tescilli markaların yanı sıra tescil edilmemiş markaların korumasına olanak sağladığı, anılan maddenin markayı tescil ettirmeden kullanan kimseyi her şart ve halde korumayı amaçladığı, burada 551 sayılı Markalar Kanunu’nun 15/II nci maddesinde aranılan “maruf hale getirme” şartı dahi gerekli görülmeden, daha geniş bir koruma sağladığı, “...” markası Türkiye’de davacı adına kayıtlı değilse de, 1995’ten itibaren piyasada filen kullanılması ve TTK.nun 57/5. maddesi uyarınca korunan bir ticaret unvanı teşkil etmesi sebebiyle davacıya koruma hakkı sağladığı, davalı KRP şirketi adına 25 nci sınıf ürünler için tescil edilmesi halinde, davacı unvanı ile iltibasa yol açacağının kuşkusuz olduğu, Paris Sözleşmesinin 8 nci maddesine göre korunmasının zorunlu bulunduğu…” şeklinde ifade edilmektedir. Bu açıklama kapsamında somut olayda davacının da, davalının ... sayı ile tescilli ... markası için başvuru tarihi olan 01/08/2022 tarihinden önce, ilgili markayı davaya konu “35. sınıfın 5. alt grubundaki hizmetler” için marka işlevine uygun şekilde, ciddi ve kesintisiz olarak kullanımını ispatlaması gereklidir. Bu nedenle davacının eskiye dayalı kullanımlarının tespiti açısından, heyetimizce bu başlık altında bu tarihlerden önceki kullanım delilleri ve savunma delilleri değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Bu tarihten sonraya ait olan ve tarihsiz belge bilgi veya deliller ise incelemede dikkate alınmamıştır. Dolayısıyla önceki tarihli arşiv kaydının tespit edilememesi nedeniyle davacıya ait .... isimli web sitesi ve hem ... ibaresinden farklı olması hem de önceki tarihli arşiv kaydının tespit edilememesi nedeniyle .... isimli web sitesindeki kullanımlar ve 01/08/2022 tarihinden önceki tarihli içerikleri ve dolayısıyla sundukları hizmetler ile arşiv kayıtlarının tespit edilememesi nedeniyle davacının .... aplikasyonları incelemede dikkate alınmamıştır. Dosya içeriğinde bulunan tarihli diğer belgelerin incelenmesi neticesinde ise bunların 26.01.2022 tarihli 2 adet, 27.01.2022 tarihli 2 adet, 28.01.2022 tarihli 3 adet, 31.01.2022 tarihli 2 adet, 01.02.2022 tarihli 3 adet tahsilat makbuzundan müteşekkil toplam 12 adet tahsilat makbuzu ile ... adına kesilmiş (komisyon bedeli açıklaması olan) 31.01.2022,01.02.2022 ve 02.02.2022 tarihli toplam 4 adet fatura olduğu görülmüştür. Söz konusu faturalarda ... markasının olmaması ve bu faturalarda komisyon bedeli açıklamasının olması, tahsilat makbuzlarında hangi hizmetin hangi marka ile sunulduğunun belirtilmemesi ve nihai olarak sunulan bu makbuzlar ve faturaların önceki tarihli ciddi kullanımı ispatlamaya yeterli olmaması nedenleriyle bilirkişi heyeti, dava dosyası kapsamında davacı tarafın, davalı marka başvurusundan önceki tarihli ciddi kullanımını ispatlayamadığı ve bu nedenle davalı tarafın ... sayı ile tescilli ... ibareli markasının eskiye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği gerekçesiyle hükümsüzlüğü koşullarının uyuşmazlıkta mevcut olmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır. Davalı Markasının Kötüniyet ve Haksız Rekabet Gerekçeleriyle Hükümsüzlüğünün Gerekip Gerekmediği Açısından Değerlendirme Sayın Mahkeme tarafından tevdi edilen görev uyarınca bilirkişi heyeti davalı markasının kötüniyet ve onun ticaret hukukundaki özel bir uygulaması olan haksız rekabet düzenlemeleri uyarınca hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediğini de incelemiştir. Bilindiği üzere: marka hukukunda genel olarak kabul gören ilkelere göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı şekilde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız yarar elde etmek, markayı gerçekte kullanmayıp yedeklemek, marka ticareti yapmak, gerçek hak sahibinin piyasaya girişini engellemek, gerçek hak sahibine maddi veya manevi zarar vermek amaçlarına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli olarak kabul edilmektedir. Özgün, ayırt edici niteliği yüksek, tek başına ve kelime ve/veya şekil kombinasyonu olarak tesadüfî olarak seçilmesi ya da oluşturulması mümkün olmayan yurtiçi ya da yurtdışında tescilli veya kullanılan ibare veya şekilleri içeren, piyasadaki bilinirlik düzeyi yüksek olan markalarla aynı ya da benzer nitelikte olan, aralarında sözleşme, ön sözleşme, ticaret yahut işçi-işveren ilişkisinin bulunduğu üçüncü tarafın; renk, dizayn, yazı şekli, tertip tarzı itibarıyla özgün olan markasının aynısı ya da ayırt edilemeyecek derecede benzeri için yapılan, yurtdışında ya da yurt içinde tescilli bulunan ve bilinirlik düzeyi yüksek olan markalar için sistematik bir biçimde yapılan, rakibi firmanın Türk pazarına girişini engelleme amacı güden marka başvuru ve tescilleri genel olarak kötü niyeti gösteren işaretler olarak kabul edilmektedir. Markanın sahibi tarafından yaratılmış olması ve herkesin aklına gelmesinin ticari hayatın olağan akışına uygun olmamasına rağmen bir başkası tarafından tescili hallerinde kötü niyetin varlığı kabul edilmektedir. Bu çerçevede kötü niyetin varlığı veya yokluğunun her somut olayın özelliklerinin irdelenmesi suretiyle tespit edilmesi gerekmektedir. Somut olayda; davacı vekili, davalı ...’ın, önce müvekkilinin yoğun, yaygın ve kesintisiz biçimde kullandığı ... tanıtım işaretinin tescilli olmamasından istifade ederek, müvekkilin fiilen kullanımına konu hizmetlerde ... ibareli ... sayılı markanın adına tescilini sağladığını, müvekkilinin yargılama sürecinin uzun zaman alacak olması nedeniyle hükümsüzlük davası açmayıp markayı devralmasından sonra da bu kez yine ... ibareli markayı 35 sınıfın 5. alt grubunda 01.08.2022 gün ve ... sayı ile tescil ettirdiğini, ardından da müvekkili şirketi arayarak, ... ibaresinin internet sitesi ve uygulamalarda kullanılmamasını istediğini, bunun yanında ...’ın, sosyal medya hesaplarında ... tanıtım işaretiyle esas olarak online satış yeri sağlama hizmeti ve diğer yönüyle de müşterilerin malları görmesi ve satın alması için çeşitli malları bir araya getirme hizmeti sunma hazırlığında olduğunu açıkladığını, davalının bu eylemlerinin tamamen kötüniyetli olup, müvekkilinin ilk defa oluşturup uzun zamandan bu yana yetkili mercilerden gerekli izinleri alarak kullandığı markasını gasp etme amaçlı olduğunu, zira davalının, müvekkilinden ve faaliyetlerinden haberdar olduğunu, müvekkilinin marka tescil başvurusu yapmadan önce gidip müvekkilinin markalarını tescil ettirme ve ardından da dava açılmadan markaları müvekkiline satarak haksız kazanç sağlama amacında olduğunu, davalının gerçekleştirdiği bu tesciller ve eylemlerle müvekkilinin birikimlerinin yargısal süreçlere harcanarak iş yatırımlarına dönüşmesini engelleme ve bu şekilde müvekkili piyasadan dışarıya itme; eş zamanlı olarak da yaptırdığı haksız tescilleri devretmek suretiyle haksız kazançlar elde etme amacında olduğunu, davalının, müvekkilinin ... markasıyla 35/1 ve 35/5. sınıf kapsamında ticari faaliyette bulunduğunu bilmesine karşın ...’nin bu şekilde marka alması için hiçbir teknik veya hukuki gerekliliğinin bulunmadığını, buna rağmen müvekkilinin markasının aynısını birebir olarak kötü niyetli tescil ettirdiği markalarının hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini iddia etmektedir. Buna karşılık davalı vekili ise müvekkiline ait olan ... nolu markanın 35/5 sınıfı kapsamında olduğunu, müvekkilinin mevzuat gereğince hakkı olan markasını kurallar çerçevesinde kullandığını, zira davalı yanın dava dilekçesinde müvekkilin hem ticari faaliyette bulunmadığı iddiasında bulunup hem de müvekkilinin “Müşterilere malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetlerini” sunduğunu belirtmiş olup davacı yanın açıkça kendisiyle çeliştiğini, ayrıca davacının dava dilekçesinde bulunan müvekkiline ait Whatsapp Hikaye kısmına ilişkin ekran görüntüsünde açıkça anlaşılacağı üzere müvekkilinin ilgili markayı aktif olarak kullandığını gösterdiğini, ayrıca davacı yanın, müvekkilini ''... ...'' olarak kaydetmiş olup bu nedenle de müvekkilinin ... Markasının asıl hak sahibi olduğunu bildiğini, kendilerinin yaptığı devrin ticari bir devir olmadığını, markanın tescilinin 35/1-2-3-4 sınıflarının müvekkili tarafından kullanılmamasından dolayı davacı yanın talepleri üzerine devredildiğini, ilgili devir esnasında davacı yan, müvekkilinin mağaza açacağını bildiğini ve işbu ihtiyaç doğrultusunda müvekkilinin 35/5 hizmet sınıfı kapsamında başvuru yapacağını ve yatırım yapacağını bildiğini, ayrıca marka devrinin resmi bir işlem olup her marka sahibinin markasını istediğine devredebilip istediği markayı devir alabileceğini, işlemlerin noter aracılığıyla yapılmakta olup hukuka aykırı bir durum bulunmadığını, burada yapılmak istenenin itibar kirleterek markayı boşa düşürme çalışması olduğunu, davacı yan, dava dilekçesinde müvekkilinin ticari faaliyetlerde bulunmadığını iddiasında bulunmuş olup işbu iddiasının asılsız olduğunu, şöyle ki; müvekkilinin, uzun süredir ticari işlerle ilgilenmiş ve birden fazla ticari faaliyetlerde bulunduğunu, müvekkilinin müzik, medya, restoran, gayrimenkul ve e- ticaret gibi birden fazla alanda hizmet verdiğini, aktif olarak ....mağazaları bulunduğunu, kısaca müvekkilinin daha öncesinde de bu sınıfta ... markasının tescili için başvurusu bulunmakta olup başka bir kişi tarafından aynı sınıfta kullanıldığından başvurusunun reddedildiğini, koruma süresi bitince de tekrardan başvuruda bulunduğunu ve kötüniyetli bir başvurunun söz konusu olmadığını beyan etmektedir. Davalının ... sayı ile tescilli ... markasını önce davacıya devrettiği ve sonrasında da ... sayı ile aynı ... ibaresi ile bağlantılı ve benzer alt grupta tescil başvurusu yaptığı sabit olmakla birlikte taraf beyanları ve dosyaya sunulan deliller ışığında davalının ... sayı ile tescilli “...” markasının tescili açısından kötü niyetli olup olmadığının tespiti, hukuki niteliği yüksek bir değerlendirme olduğundan bu konuda takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır. DAVACI KULLANIMLARININ DAVALI MARKASINDAN DOĞAN HAKLARI İHLAL EDİP ETMEDİĞİ AÇISINDAN DEĞERLENDİRME Sayın Mahkeme tarafından tevdi edilen görev kapsamında bilirkişi heyeti ikinci olarak davacı kullanımlarının, davalıya ait ... sayı ile tescilli “ ... ” ibareli markadan doğan haklara tecavüz edip etmediği hususunu irdelemiş olup bu kapsamda tespit edilen hususlar aşağıdadır. Meri mevzuatımızda marka hakkına tecavüz edilip edilmediği de dâhil olmak üzere sınai mülkiyet haklarına ilişkin menfi tespit "Tecavüzün mevcut olmadığına ilişkin dava ve şartları" başlığı altında SMK m.154'de..... biçiminde özel olarak düzenlendiğinden bilirkişi heyeti uyuşmazlıkta inceleme ve değerlendirmesini söz konusu hüküm kapsamında yapılmıştır. Somut uyuşmazlıkta davacı şirket, davalının ... sayı ile ... markasını tescil ettirmesinden sonra davacıyı arayarak, ... ibaresinin internet sitesi ve uygulamalarda kullanılmamasını istediğini belirtmektedir. Böylelikle davalı taraf marka tecavüzü konusundaki görüşünü belirtmiştir. Bu nedenle bilirkişi heyeti ihtilafta artık görüş alınması gerekmediği ve ihtilafta SMK m.154/1’deki koşulların sağlandığı kanaatine ulaşmış olup takdir Sayın Mahkemenindir. Bilirkişi heyeti akabinde uyuşmazlığın esasını incelemiştir. Bu kapsamda öncelikle davacı kullanımları ile davalı markası karşılaştırılmıştır. Hem davalı markası hem davacı kullanımları aynı ... ibaresinden müteşekkil olup bu nedenle davacı kullanımları ile davalı adına tescilli marka arasında ayniyet veya ayırt edilemeyecek kadar benzerlik bulunduğu kanaatine ulaşılmıştır. Akabinde bilirkişi heyeti davacı kullanımlarının, kendi adına tescilli markanın kapsamında mı yoksa davalının ... sayı ile tescilli ... ibareli markasının kapsamında mı kalıp kalmadığı hususunu değerlendirmiştir. Yukarıda da belirtildiği gibi davacı adına tescilli .... sitesinin incelenmesi neticesinde: sitede çeşitli firmalar beyaz eşya, telefon ve elektronik ürünler sattıkları gibi yenilenmiş telefon ve akıllı saat gibi bazı ürünlerin de bizzat davacı tarafından satışa sunulduğu tespit edilmiştir. Bu tespitler çerçevesinde davalının web sitesi aracılığıyla hem kendi markasının kapsamında bulunan “35. SINIF Alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri.”ni hem de davalının markasının kapsamında bulunan “35. SINIF: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler elektronik ortamlar ile sağlanabilir.)“ ni sunduğu tespit edilmiştir. Davacının, davalı markasının kapsamında bulunan hizmeti de sunması ve davacının müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri için önceki tarihli hak sahipliği veya gerçek hak sahipliğini ispat edememesi nedenleriyle bilirkişi heyeti takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere davacının sunduğu hizmetlerden 35. SINIF: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler elektronik ortamlar ile sağlanabilir.)“ nin davalıya ait ... sayı ile tescilli ... ibareli markanın kapsamında kaldığı; dolayısıyla davacının bu kullanımlarının davalının ... sayı ile tescilli markasından doğan hakları ihlal ettiği sonuç ve kanaatine ulaşmıştır. DAVALI KULLANIMLARININ DAVACI MARKASINDAN DOĞAN HAKLARI İHLAL EDİP ETMEDİĞİ AÇISINDAN DEĞERLENDİRME Sayın Mahkeme tarafından tevdi edilen görev kapsamında bilirkişi heyeti son olarak davalı kullanımlarının, davacıya ait ... sayı ile tescilli ... ibareli markadan doğan haklara tecavüz edip etmediği hususunu irdelemiş olup bu kapsamda tespit edilen hususlar aşağıdadır. Yukarıda da belirtildiği gibi, davalı adına tescilli .... adlı web sitesi inceleme tarihi itibariyle aktif olmadığı gibi dava dosyası içerisinde davalının ... ibaresi kullanımına ilişkin de aşağıda görüntüsü sunulan sadece bir whatsapp durum görüntüsü dışında herhangi bir bilgi ve belge de yer almamaktadır. ....(RAPORDA)......... Yukarıdaki resimden de görüleceği üzere, söz konusu görüntüde davalı taraf yakında ... adı ile güvenli alışveriş deneyimi sunacağını ve tüm e-ticaret markalarının tek çatı altında toplanacağını belirtmekle birlikte bu afişten hareketle davalının ... adlı e-ticaret platformunda sunacağı hizmetin içeriğini net olarak tespit etmek mümkün değildir. Diğer bir deyişle yukarıdaki afiş, davalının ... markası ile fiilen kendi adına tescilli markanın kapsamında bulunan “35. SINIF: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler elektronik ortamlar ile sağlanabilir.” ni mi, yoksa davacının markasının kapsamında bulunan “35. SINIF Alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri.”ni mi sunacağını kesin olarak göstermemektedir. Üstelik söz konusu görüntü sadece whatsapp yoluyla yapılan ve geleceği belirten durum paylaşımı olup davalının gerçek ve güncel ve ciddi ... markası kullanımının bu olup olmayacağı da şüphelidir. Davalı tarafın "..." şeklinde markasal kullanımlarının içeriğini belirlemeden davalı kullanımlarının davacının markasındaki “35. SINIF Alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri” kapsamında olup olmadığını, diğer bir deyişle davalı kullanımlarının davacının tescilli markasından doğan hakları ihlal edip etmediğini belirlemek mümkün değildir. Öte yandan davacı taraf kendisinin 35. sınıfta yer alan “müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri” için de önceki tarihli hak sahipliği veya gerçek hak sahipliğini ispat edemediğinden bu hizmetler için davacının tescilsiz marka hakkından da bahsedilmesi mümkün değildir. Açıklanan nedenlerle bilirkişi heyeti dava dosyası kapsamında davalının fiili kullanımlarının davacının ... sayı ile tescilli ... ibareli markasından veya tescilsiz önceki tarihli kullanımlarından doğan hakları ihlal ettiğinin ispatlanamadığı sonuç ve kanaatine ulaşmıştır. SONUÇ VE KANAAT Davalı Markasının Hükümsüzlüğü Açısından 1) Davalı markasının kapsamında bulunan bütün hizmetler yönünden davalı tarafın ... sayı ile tescilli ... ibareli markasının karıştırılma ihtimali gerekçesiyle SMK m.6/1 kapsamında hükümsüzlüğü koşullarının uyuşmazlıkta mevcut olduğu, 2) Davalı tarafın ... sayı ile tescilli ibareli markasının eskiye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği gerekçesiyle SMK m.6/3 kapsamında hükümsüzlüğü koşullarının uyuşmazlıkta mevcut olmadığı, 3) Davalının ... sayı ile tescilli markasının tescili açısından kötü niyetli olup olmadığının tespiti, hukuki niteliği yüksek bir değerlendirme olduğundan bu konuda takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu, Davacı Kullanımlarının Davalı Markasından Doğan Hakları İhlal Edip Etmediği Açısından Davacının sunduğu hizmetlerden 35. SINIF: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler elektronik ortamlar ile sağlanabilir.)“ nin davalıya ait ... sayı ile tescilli ... ibareli markanın kapsamında kaldığı dolayısıyla davacının bu kullanımlarının davalının ... sayı ile tescilli markasından doğan hakları ihlal ettiği, Davalı Kullanımlarının Davacı Markasından Doğan Hakları İhlal Edip Etmediği Açısından Dava dosyası kapsamında davalının fiili kullanımlarının davacının ... sayı ile tescilli ... ibareli markasından doğan hakları veya tescilsiz önceki tarihli kullanımlarından doğan hakları ihlal ettiğinin ispatlanamadığı, sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır. " şeklinde ifade edilmiştir. Davacı vekili ile davalı şahıs vekilinin ek rapor alınması talepleri HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.

GEREKÇE; HÜKÜMSÜZLÜK AÇISINDAN; Önceki tescilli bir marka (davacıya ait olan) ile sonraki tesçilli marka (davalı markası) arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davacının devren aldığı ... ibareli ... tescil sayılı markası ile ile davalının ... ibareli ... tescil sayılı markası arasında "aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzerlik" olduğu gibi bilirkişi heyet raporunda sayfa 13-20 arasındaki karşılaştırma tablosunda görüleceği şekilde ilişkili ve bağlantılı mal/hizmet olduğundan emtia benzerliği oluştuğu ; Nitekim bilirkişi heyet raporunda bu konuda ".... taraf markalarının kapsamında yer alan ve yukarıdaki tabloda da kırmızı renk ile belirtilen hizmetlerin bağlantılı ve benzer hizmetler olduğu düşünülmüştür. Şöyle ki, davacının markasında yer alan “alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri.” ile davalının “35. SINIF: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için 01. sınıftan 34. sınıfa kadar tüm malların bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)“ şeklindeki hizmetlerin kapsamında yer alan malların elektronik ortamlar yöntemiyle bir araya getirilmesi hizmetleri arasında yakın benzerlik bulunmaktadır. Çünkü tüketiciler her ikisinde de dijital ortamdaki satış mahalline ulaştıklarında çok sayıda emtia ile karşılaşmakta bu emtiaların bir bölümü diğer firmalar tarafından satışa sunulmakta iken bir bölümü de bizzat yer sağlayıcı firma tarafından satışa sunulmaktadır (....). Dolayısıyla her ne kadar aynı sınıfın farklı alt gruplarında olsa bile taraf hizmetleri arasında bağlantı ve benzerlik bulunmaktadır. Bu çerçevede kırmızı renk ile belirtilen hizmetler yönünden taraf markalarının benzer tüketici kitlelerine yönelik, benzer ihtiyaçları karşılayan, birbirleri yerine tercih edilebilir, satış ve sunum biçimleri benzer mahiyetteki hizmetleri kapsadıkları, ticaret hayatında bu hizmetlerin genel kaynağının (sağlayıcılarının) ortak olabildiği değerlendirilmiştir. Dolayısıyla yukarıda kırmızı ile gösterilen kısım bakımından uyuşmazlık konusu markaların kapsamındaki emtiaların (hizmetlerin) benzerliği koşulunun oluştuğu değerlendirilmiştir. " şeklinde bir değerlendirme de yapıldığı; Bu açıdan taraf marka işaretleri arasında 6769 sayılı SMK 5/1-ç maddesindeki ayniyet ve 6/1 maddesindeki markalar arasında iltibas/karıştırılma riski nedeniyle dava konusu ... sayılı marka açısından SMK 25/1 .nci maddedeki hükümsüzlük koşulu oluştuğu; Diğer yönden davalı tarafın 35/01-02-03-04.ncü sınıfları kapsayan (ve ayrıca 41-42-43.ncü sınıflarda) 03/04/2020 tarihinde başvurusunu yapıp 30/10/2020 tarihinde de tescil ettirdiği ... ibareli markayı 06/10/2021 gün ve ... yevmiye sayılı noter devir sözleşmesi ile davacı ... Şirketine devretmesine rağmen bu marka ile aynı ibareyi taşıyan yani ... ibareli ... sayılı markayı yine bu sınıflarla ilişkili ve bağlantılı olacak şekilde (35.nci sınıf 1-34 emtia grubunda) 01/08/2022 tarihinde başvurusunu yapması karşısında daha önceden devir ettiği markayı işlevsiz haline getirme çabasında olduğundan bu durum ise TTK 54-55 .nci madde kapsamında haksız rekabet ve SMK 6/9 madde kapsamında kötüniyetli bir başvuru olarak değerlendirileceğinden dava konusu ... sayılı marka açısından SMK 25/1 .nci maddedeki hükümsüzlük koşulu oluştuğu; Sonucuna varılmıştır. Her ne kadar davacı taraf SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım hakkı iddiasına bağlı ayrıca hükümsüzlük talep etmiş ise de bilirkişi heyet raporunda " Dosya içeriğinde bulunan tarihli diğer belgelerin incelenmesi neticesinde ise bunların 26.01.2022 tarihli 2 adet, 27.01.2022 tarihli 2 adet, 28.01.2022 tarihli 3 adet, 31.01.2022 tarihli 2 adet, 01.02.2022 tarihli 3 adet tahsilat makbuzundan müteşekkil toplam 12 adet tahsilat makbuzu ile ... adına kesilmiş (komisyon bedeli açıklaması olan) 31.01.2022,01.02.2022 ve 02.02.2022 tarihli toplam 4 adet fatura olduğu görülmüştür. Söz konusu faturalarda ... markasının olmaması ve bu faturalarda komisyon bedeli açıklamasının olması, tahsilat makbuzlarında hangi hizmetin hangi marka ile sunulduğunun belirtilmemesi ve nihai olarak sunulan bu makbuzlar ve faturaların önceki tarihli ciddi kullanımı ispatlamaya yeterli olmaması nedenleriyle bilirkişi heyeti, dava dosyası kapsamında davacı tarafın, davalı marka başvurusundan önceki tarihli ciddi kullanımını ispatlayamadığı ve bu nedenle davalı tarafın ... sayı ile tescilli ... ibareli markasının eskiye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği gerekçesiyle hükümsüzlüğü koşullarının uyuşmazlıkta mevcut olmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır." şeklinde tespite aynen iştirak edilerek somut olayda SMK 6/3 maddesindeki koşul oluşmasa da bu durum yukarıda izah edilen diğer sebeplere dayalı hükümsüzlük koşulunu da ortadan kaldırmamıştır. Bu kısımdan davanın kabulü gerekmiştir. MENFİ TESPİT AÇISINDAN; Davacı taraf; davalı ... adına tescilli ... ibareli 35/5. Sınıftaki “ Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için 1-34.sınıf malların bir araya getirilmesi hizmetlerini (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” içeren ... sayılı markanın müvekkilinin ... ibareli markanın tanıtım işaretleriyle gerçekleştirdiği ticari ve sınai faaliyetin ... sayılı marka tescilinden doğan hakkına tecavüz teşkil etmediğinin, davalının marka tescilinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet yaratıp yaratmadığının tespitini talep etmiş ise de ; Yukarıda geçen bilirkişi heyet raporunda "Bilirkişi heyeti akabinde uyuşmazlığın esasını incelemiştir. Bu kapsamda öncelikle davacı kullanımları ile davalı markası karşılaştırılmıştır. Hem davalı markası hem davacı kullanımları aynı ... ibaresinden müteşekkil olup bu nedenle davacı kullanımları ile davalı adına tescilli marka arasında ayniyet veya ayırt edilemeyecek kadar benzerlik bulunduğu kanaatine ulaşılmıştır. Akabinde bilirkişi heyeti davacı kullanımlarının, kendi adına tescilli markanın kapsamında mı yoksa davalının ... sayı ile tescilli ... ibareli markasının kapsamında mı kalıp kalmadığı hususunu değerlendirmiştir. Yukarıda da belirtildiği gibi davacı adına tescilli .... sitesinin incelenmesi neticesinde: sitede çeşitli firmalar beyaz eşya, telefon ve elektronik ürünler sattıkları gibi yenilenmiş telefon ve akıllı saat gibi bazı ürünlerin de bizzat davacı tarafından satışa sunulduğu tespit edilmiştir. Bu tespitler çerçevesinde davalının web sitesi aracılığıyla hem kendi markasının kapsamında bulunan “35. SINIF Alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri.”ni hem de davalının markasının kapsamında bulunan “35. SINIF: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler elektronik ortamlar ile sağlanabilir.)“ ni sunduğu tespit edilmiştir. Davacının, davalı markasının kapsamında bulunan hizmeti de sunması ve davacının müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri için önceki tarihli hak sahipliği veya gerçek hak sahipliğini ispat edememesi nedenleriyle bilirkişi heyeti takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere davacının sunduğu hizmetlerden 35. SINIF: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler elektronik ortamlar ile sağlanabilir.)“ nin davalıya ait ... sayı ile tescilli ... ibareli markanın kapsamında kaldığı; dolayısıyla davacının bu kullanımlarının davalının ... sayı ile tescilli markasından doğan hakları ihlal ettiği sonuç ve kanaatine ulaşmıştır. " şeklindek kısma iştirak edilerek SMK 154.ncü maddesindeki koşul davacı lehine oluşmadığından bu kısımdan davanın reddi gerekmiştir. MARKA TECAVÜZÜ AÇISINDAN; SMK 7.nci madde kapsamında marka tesciline sahip olanların hakları belirtilmiş ve buna aykırı davrananların eylemi ise SMK 29.ncu maddede marka tecavüzü olarak nitelendirilmiştir. Davacı taraf , davalının "..." şeklinde markasal kullanımları, online satış yeri sağlama hizmeti, müşterinin malları satın alması için çeşitli malları bir araya getirme hizmeti şeklindeki kullanımlarının kendisinin davalıdan devren aldığı ... tescil sayılı ... ibareli markasına konu ve daha önceden kullandığını ifade ettiği ... şeklinde tescilsiz marka hakkına tecavüz oluşturduğunu ileri sürmüş ise de; Bilirkişi heyet raporunda "Yukarıdaki resimden de görüleceği üzere, söz konusu görüntüde davalı taraf yakında ... adı ile güvenli alışveriş deneyimi sunacağını ve tüm e-ticaret markalarının tek çatı altında toplanacağını belirtmekle birlikte bu afişten hareketle davalının ... adlı e-ticaret platformunda sunacağı hizmetin içeriğini net olarak tespit etmek mümkün değildir. Diğer bir deyişle yukarıdaki afiş, davalının ... markası ile fiilen kendi adına tescilli markanın kapsamında bulunan “35. SINIF: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler elektronik ortamlar ile sağlanabilir.” ni mi, yoksa davacının markasının kapsamında bulunan “35. SINIF Alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri.”ni mi sunacağını kesin olarak göstermemektedir. Üstelik söz konusu görüntü sadece whatsapp yoluyla yapılan ve geleceği belirten durum paylaşımı olup davalının gerçek ve güncel ve ciddi ... markası kullanımının bu olup olmayacağı da şüphelidir. Davalı tarafın "..." şeklinde markasal kullanımlarının içeriğini belirlemeden davalı kullanımlarının davacının markasındaki “35. SINIF Alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri” kapsamında olup olmadığını, diğer bir deyişle davalı kullanımlarının davacının tescilli markasından doğan hakları ihlal edip etmediğini belirlemek mümkün değildir. Öte yandan davacı taraf kendisinin 35. sınıfta yer alan “müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri” için de önceki tarihli hak sahipliği veya gerçek hak sahipliğini ispat edemediğinden bu hizmetler için davacının tescilsiz marka hakkından da bahsedilmesi mümkün değildir. Açıklanan nedenlerle bilirkişi heyeti dava dosyası kapsamında davalının fiili kullanımlarının davacının ... sayı ile tescilli ... ibareli markasından veya tescilsiz önceki tarihli kullanımlarından doğan hakları ihlal ettiğinin ispatlanamadığı sonuç ve kanaatine ulaşmıştır. " şeklinde tespit ve değerlendirmelere aynı gerekçelerle iştirak edilerek marka tecavüzü oluştuğu kanıtlanmadığından bu kısımdan davanın reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, 2-Dava konusu ... Sayılı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, sicilden terkin edilmesine, karar kesinleştiğinde .... müzekkere yazılmasına, 3-Davacının diğer taleplerinin REDDİNE, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davalıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 5-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 6-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 7-Davacının yaptığı; 16.000,00 TL bilirkişi ücreti, 362,00 TL tebligat gideri, 427,60 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 16.789,60 TL nin kabul ve red oranına göre takdiren 1/2 si olan 8.394,80 TL nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 8-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar davacı vekili ile davalı şahıs vekilinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 07/05/2025 Katip ... Hakim ... E- imzalıdır E- imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/294, K. 2025/172, T. 07.05.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-294-e-2025-172-k-06595408da63