İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/299 E. 2025/165 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/299
Karar No
2025/165
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/299 Esas - 2025/165

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R

ESAS NO : 2024/299 KARAR NO : 2025/165

DAVA : Marka .... Kararı İptali - Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 05/07/2024 KARAR TARİHİ : 07/05/2025 Yazım Tarihi: 03/06/2025 İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: “Davalılardan ....tarafından ... başvuru numaralı “...” markasının 19. ve 37. sınıflarda tescili talebinde bulunulduğu, marka yayınına karşı taraflarınca yapılan itirazın .... tarafından reddedildiği, marka yayınına itirazın yeniden incelenmesi taleplerinin de ...’nın 05.06.2024 tarihli, ... kararı ile itirazlarının reddine karar verildiği, verilen kararın haksız ve hukuka aykırı olduğu, davacının perakende sektörünün öncülerinden olan bir firma olduğu, ... Ticaret A.Ş.’nin 16.05.2024 itibariyle 3450 adet ... ve iştirak format mağazaları ve 60 adet ..., 12 adet ... ve 94 adet ... olmak üzere toplam 166 adet mağazayla hizmet vermekte oldukları, tüketicinin “... ” markasını butik mağaza zincirleri olarak tanıdığı ve tercih ettiği, Türkiye’de toplam 98 adet ... mağazası, 13 adet ... ... mağazası ve 63 adet macrokiosk mağazası bulunduğu, hedef olarak gurme ve çok çeşitli ürün satmakta olan “... ” mağazalarının konsept mağazacılık anlayışıyla sektöründe bir ilk olduğu, bunun dışında ..., .... Web sitesi ve “....” Mobil Uygulaması üzerinden online satış mağazaları ile tüketicilere ürün satışı gerçekleştirdikleri,....’nun 17.03.2022 tarih, .... sayılı kararı ile “... ” markasının“perakende satış hizmetleri” hizmetlerinde tanınmış markalardan olduğunun tespit edildiği,davacı şirketin .../... ibareli seri markalarının yoğun kullanım sonucunda tüketici nezdinde ayırt edici nitelik kazanmış tanınmış markalar olduğu, “...” ve ‘’...’’ ibareli markaların sektörünün en “....” markalardan biri olan “...” markası adı altında piyasaya sürülmekte olduğu,... markasının .... sicilinde .... sayı ile, “... ” markasının ise .... nezdinde 17/03/2022 tarih .... sayılı karar ile TANINMIŞ MARKA olarak koruma kapsamına alındığı,Dolayısıyla ... ve ... markalarının tanınmışlığı nedeniyle de tüketici nezdinde esas unsuru “...” ve “...” ibareli markaların bilinir kılındığı,itiraza konu “...” ibareli marka başvurusunun tescili halinde, söz konusu marka başvurusu sahibinin bu tanınmışlıktan haksız olarak yararlanacağı, davacı firmaya ait markaların ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğuracağı, bu markaların itibarına zarar vereceği,tescili talep edilen “...” ibareli marka ile davacı firmaya ait esas unsuru “...” ve “...” ibareleri olan markaların görsel ve işitsel açılardan benzer oldukları, itiraz konusu marka başvurusunun tescilinin talep edildiği 35. Ve 41. Sınıflarda davacıya ait itiraza mesnet markaların da hali hazırda tescilli olarak koruma altında olduğu, bu nedenlerle, taraf markaları arasında var olan görsel ve işitsel benzerliğe ek olarak sınıfsal benzerliğin de mevcut olduğu,tüketicilerin bu markaların aynı işletmeye ait mal veya hizmetler için kullanılan markalar olduğu izlenimine kapılacakları, “...” ve “...” ibaresinin davacıya ait ticaret ünvanının ve işletme adının esas unsuru olmasının yanı sıra davacıya ait .... alan adının da esas unsuru olduğu, marka başvurusunun kötüniyetle yapıldığı”öne sürülerek ... ...‘nın ... sayılı kararının iptaline, ... başvuru nolu “...” marka başvurusunun tescil işlemlerinin dava sonuna kadar tedbiren durdurulmasına, başvurusu devam eden tüm mal ve hizmetler için tümden reddi ile tescil işlemlerinin durdurulmasına, markanın tescil edilmiş olması durumunda SMK’nın 25. maddesi uyarınca hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı şahıs vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: “davacı tarafın taleplerinin açıkça marka hakkına aykırı, kötüniyetli, ortak kökten türeyen benzer markaları engelleyerek ticari hayata atılmalarını engelleme amacı taşıyan hukuka aykırı talepler olduğu, itiraza konu markalar arasında görsel ve kavramsal benzerlik bulunmamakta olup mezkûr markaların karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığı, davalı firmanın endüstriyel zemin betonu sektöründe çalışan; zemin betonlarını güçlendirmek için kullanılan ürünlerden birisi olan; ... fiber beton donatısının satışını ve projelerde kullanıp uygulamasını yapan bir firma olduğu, davacı firmanın ise bu sektörle uzaktan yakından bir alakasının olmadığı, itirazın kabulü halinde; ülke çapında markanın içeriğinde “...”kelimesinin yer alması ile itiraz eden markaya; sınırsız bir hak tanınacağı, ... kelimesini içeren hiçbir markanın .... nezdinde tescil edilememesi sonucunu doğuracağı, marka sahibinin tescil etmiş olduğu markalarla bir daha “...” harfleri ile başlayan tüm tescillere engel olabileceği gibi haksız ve marka hukuku ile bağdaşmayan bir düşünce ve eylem içerisinde olduğu, bununla birlikte davalıya ait marka başvurusunda yer alan “... ”un bir bütün halinde kullanılmakta olduğu, itiraz edenin kendine ait “...” markasında “...” ibaresinin yer almaması açısından markaların tüketici nezdinde karıştırılma olasılığının bulunmadığı, ... no ile tescil başvurusu yapılan “... ...” ibareli marka ile itiraz edene ait itiraza gerekçe gösterilen markaların kavramsal ve görsel açıdan birbirinden farklı olduğu, başvuru markasının kelime markası olduğu, logoda yer alan figüratif unsurların, harflerin fontlarının, tasarım ve renklerin işbu kavramsal farklılığı pekiştirmekte olduğu, ayırt edici niteliği yüksek olmayan endüstriyel beton sektöründe yer alan “...” ortak ibaresi için sağlanacak koruma kapsamının ayırt edici gücü yüksek işaretlere sağlanan koruma kadar yüksek olmayacağı, markaların ayırt edici gücü bulunmayan ibareleri ortak olarak içerdikleri durumlarda, kural olarak markalar arasında karıştırılma olasılığının bulunmadığının kabul edilmesi ve bütünsel izlenimin benzerliğinin bu durumun istisnası olduğu, davalı firmanın kendisine ait “...” markasının da bulunduğu; bu markanın da ... numarasıyla 19.sınıfta tescil edildiği, davalıya ait markaların sınıfının 19-37 olmakla davacı firmaya ait markaların tümü belirtilen sınıflara ait markalar olmadığı, bu yönüyle alakası olmayan bir sektörde marka alınmasının engelleme çabasının kötüniyetli bir talep olduğu hususunu da mahkemenin takdirine bıraktığını, basit bir araştırma ile “...” kökü ile türetilen onlarca markanın bulunduğunun görülebileceği; bu markalardan bir kısmının davacının korunmasını talep ettiği “...” markasından 20 yıl kadar önce tescil edildiği gözetildiğinde; davacı firmanın markasının da talebine göre korunmaması gerektiği”öne sürülerek davanın reddi talep edilmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şahsın ... başvuru sayılı markası ile davacı firmanın gerek kurum işlem dosyasında gerekse dava dilekçesinde belirtilen itiraz mesnedi markalar arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarafın SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım , SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık, SMK 6/6 maddesine göre ünvan, isim ve diğer fikri haklar, SMK 6/9 maddesine göre davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarının yerinde ve doğru olup olmadığı, ... ... sayılı ... kararının iptalinin davalı markasının tescili halinde hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği (... kararının iptalinde davacının kurum işlem dosyasına sunulan itiraz formunda geçen ..., ... sayılı markaların mesnet alınacağı, hükümsüzlük talebi açısından ise bu markalar dışında dava dilekçesinde belirtilen mesnet markalar esas alınacağı) noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 06/06/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 05/07/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında; “İnceleme sonucunda, ilgili tüketicilerin başvuru ile itiraz gerekçesi markaları farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varıldığı ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların görsel, işitsel, kavramsal ve bütün olarak ortaya çıkan izlenim bakımlarından benzer markalar olmadığı kanaatine ulaşıldığı, başvuru ile itiraz gerekçesi markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi nedeniyle, markalar arasında karıştırılma, ilişkilendirilme ihtimallerinin ortaya çıkmayacağı sonucuna varıldığı, SMK'nın 6/5, 6/6 ve 6/9 maddelerine dair iddialar yönünde yeterli kanaat oluşturacak bilgi veya belge sunulmadığından bu maddelere dayalı itirazların da haklı görülmediği”gerekeçeleriyle, yapılan itirazın reddine oybirliği ile karar verilmiştir " ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını,fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.", Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin MARKASAL şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları içinde olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur. SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir. SMK 6/6 madde kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı girer. Marka ve ticaret unvanı da sınaî mülkiyet hakkı olarak maddenin koruma kapsamına alınmıştır. Ancak sınaî mülkiyet hakları kapsamında korunacak bir markadan veya ticaret unvanından söz edebilmek için “tescil” şarttır. Örneğin bir ticaret unvanına dayanarak başkasına ait marka tescilinin engellenmesi isteniyorsa bu ticaret unvanının ticaret sicilinde tescilli olması gerekmektedir. Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı başvuru Markası Davacı Markaları ... ... (...) ( ve diğerleri ) 06/04/2025 tarihli Bilirkişi heyet Raporunda ÖZETLE; SMK md. 6/1 kapsamında dava konusu ... sayılı tescili talep edilen “...” ibareli davalı markasının 19 ve 37. Sınıf mal ve hizmetler bakımındandavacının itiraza mesnet ve markasal fiili kullanımı talep edilmeyen“...” ibareli ... sayılı markasının kapsamında birebir aynı mal/hizmet niteliği taşıdığı, Davacının itiraza mesnet ... sayılı markası ile davalının ... sayılı başvuru markası arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğu, Taraf markaları arasında başvuru konusu 19 ve 37. Sınıfta yer alan mallar ve hizmetler bakımından 6769 S. SMK’nın 6/1 maddesi kapsamında iltibas tehlikesinin söz konusu olacağı, Davacının davaya mesnet ve markasal fiili kullanımı talep edilmeyen “...” esas unsurlu tescilli markalarıyla (“... ”, “....)görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik taşıdığı ve taraf markalarının başvuru markasının tesciline karar verilen 19 ve 37. sınıfa konu birebir aynı mal ve hizmetler bakımından SMK 6/1 uyarınca ilişkilendirilme ve karıştırma ihtimalinin bulunduğu, başvuru markasının, davacının “...” ibareli tescilli markalarıyla benzerlik düzeyi itibarıyla, birebir ayniyet taşıyan 19 ve 37. sınıfa konu mal ve hizmetler bakımından ... karar iptal ve hükümsüzlük şartlarının bulunduğu, SMK md. 6/3 kapsamında; davacının, davaya konu başvuru markasını, davalının başvuru tarihinden daha önce kendisinin herhangi bir mal veya hizmet bakımından kullanıldığına dair bir delile rastlanmamakla; davacının dava konusu ... sayılı“...” ibareli davalı markasının gerçek hak sahibi olduğunun varsayılamayacağı, Davacının davaya mesnet gösterdiği markaların .... tanınmış olması nedeniyle davaya konu olan çekişme konusu mallarda 6769 S. SMK’nın 6/5 hükmü açısından bir tanınmışlığının bulunmadığı, SMK’nun m. 6/6’nin koşullarının bulunmadığı, Davacının SMK md. 6/9 Kötü niyet iddialarına ilişkin Takdirin Sayın mahkemeye ait olduğu, şeklinde ifade edilmiştir. Davalı şahıs vekilinin yeni bir heyetten rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talep reddedilmiştir.

GEREKÇE: Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; ... kararı iptali talebinde ; Davalının "... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait ... sayılı " ... " ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu; Bilirkişi raporunda sayfa 5 ve 6 daki tabloda " tüm mallarda ve hizmetlerde" gösterildiği şekilde emtia benzerliği oluştuğu, Hükümsüzlük talebinde ; Davalının "... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait ... sayılı " ... ..." ibareli tescilli markası ile diğer "..." ibareli makaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu; Bilirkişi raporunda sayfa 5-6-7-8-9 deki tabloda " tüm mallarda ve hizmetlerde" gösterildiği şekilde emtia benzerliği oluştuğu, Hem ... kararı iptali hem hükümsüzlük talebinde ; ( Nitekim .... karar sayılı ilamında " davacı markalarının asıl unsurunu “...” VE “...” ibareleri oluşturmakta olup, başvuru konusu işaret ise "..." ibaresidir. ..... ..... Hukuk Dairesi'nin 27.01.2021 tarihli ve .... sayılı kararında da zikrolunduğu üzere, itiraza mesnet davacı markaları ile davalı başvuru markası arasında görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzerlik bulunduğu, dolayısıyla aynı mal ve/veya hizmetlerde kullanılması halinde o mal ve hizmetlerin aynı teşebbüsten ya da bağlı teşebbüsten geldiği yönünde iltibasa sebep olabileceği kabul edilmelidir. " şeklinde; ve Yine .....nin10/03/2022 tarih ve .... sayılı ilamında " davacı markalarının asıl unsurunu “...” VE “...” ibaresinden oluştuğu, başvuru konusu işaret ise “... ” ibaresidir. Bu durumda, itiraza mesnet davacı markaları ile davalı başvuru markası arasında görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzerlik bulunduğu, dolayısıyla aynı mal ve/veya hizmetlerde kullanılması halinde o mal ve hizmetlerin aynı teşebbüsten ya da bağlı teşebbüsten geldiği yönünde iltibasa sebep olabileceği kabul edilmelidir (....). Şu halde, aynı mal ve hizmetlerde markanın köken gösterme fonksiyonu yönünden karıştırma ihtimali bulunduğu gözetilip bir değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi " şeklinde; emsal kararlarında da bu şekilde değerlendirme yapıldığı); İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu 19 ve 37.nci sınıftaki mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının emtia benzerliği oluşan "..." ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının emtia benzerliği olan "..." ibareli tescilli markalı mallarından/hizmetinde satın almak/yararlanmak isterken davalının "... " ibareli başvuru markalı malları/hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından benzerlik nedeniyle başvuru konusu işaret ile davacının emtia benzerliği olan tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/hizmetler algısı da oluşabileceğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunduğu kanaati oluştuğu; Diğer yönden ise ; SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ; Davacı tarafın başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı, alan adı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiası kanıtlanmadığı; Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı; Ancak; bu durumlar yukarıda izah edilen SMK 6/1 maddesindeki iltibası ortadan kaldırmadığından neticeden davanın kabulü gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın KABULÜNE, 2-Dava konusu ... ... sayılı ... Kararının İPTALİNE, 3-Dava konusu ... sayılı marka tescilli olduğundan hükümsüzlüğüne, sicilden terkin edilmesine, karar kesinleştiğinde ... müzekkere yazılmasına, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davalılardan eşit tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 5-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine, 6-Davacının yaptığı; 11.000,00 TL bilirkişi ücreti, 355,00 TL tebligat ücreti, 427,60 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 11.782,60 TL yargılama giderinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine, 7-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 07/05/2025

Katip .... Hakim .... E- imzalıdır E- imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/299, K. 2025/165, T. 07.05.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-299-e-2025-165-k-ae59f2e5c9bf