İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/290 E. 2025/98 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/290
- Karar No
- 2025/98
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/290 KARAR NO : 2025/98
HAKİM : ... ... KATİP : ... ...
DAVACI : ... - .... DAVALI : ... -... ... VEKİLİ : Av. ... -.... DAVA : Marka Hükümsüzlüğü DAVA TARİHİ : 27/06/2024 KARAR TARİHİ : 06/03/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/03/2025 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan Marka Hükümsüzlüğü istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, davalının 23 Kasım 2021 tarihinde ... Sınıflarda yer alan mal ve hizmetlerde tescil ettirmek üzere .... başvurmuş, konu başvuru 12 Aralık 2023 tarihinde anılan sınıflardaki bir takım mal ve hizmetler için ... sayısı ile tescil edildiğini, davalının müvekkilinin....) markasının 5 Ekim 2021 rüçhan tarihleriyle başvuruda bulunulduğunu, müvekkili markalarının hem dünyada hem de ülkemizde davaya konu markadan önce koruma hakkı elde ettiğini, müvekkili markalarının davaya konu markanın başvuru tarihinden daha önceki tarihli rüçhan hakkına sahip olduğunu, müvekkilinin markalarının SMK 6/3 uyarınca, .... ibaresi üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkilinin Türkiye’de kayıt altına alınmış ve .... ibareli çok sayıda markasının bulunduğunu ve davaya konu markanın tecil edildiği sınıflarda tescilli olduğunu, davaya konu markanın, müvekkil markasının hem şekil hem ibare unsurları bakımından taklidi olduğunu ve kötü niyetli bir tescil olduğunu, müvekkilinin 28 Ekim 2021’de, .... markası altında sunulacak olan mal ve hizmetlerin kaynağının müvekkili ... olduğunu dünya çapındaki tüm tüketiciler nezdinde kanıtladığını, müvekkilinin isim değişikliğinin, ülkemizde de çok sayıda yazılı ve görsel basın yayınında yer bulduğunu, müvekkilin ve ... ibareli markalarının sahibi olduğunu, davalı markasının müvekkili markasını birebir içerdiğini ve markalarına yüksek seviyede benzediğini, dava konusu markanın kopya olduğunu, harflerin kaligrafisi, şekil ve ibaresi, yazı tipi, markanın siyah beyaz olması, figüratif unsura kadar tüm özellikleriyle kadar bire bir müvekkili markasının taklidi olduğunu, davalı markasında yer alan “Incorporated” kelimesinin “birleştirilmiş/anonim şirket” anlamına gelen tanımlayıcı nitelikte bir ticari ifade olduğunu, markaya herhangi bir ayırt edicilik sağlama niteliğinden yoksun olduğunu, dava konusu markanın 28, 35, 36, 37, 38, 39, 41, 42 ve 45. sınıflarda mal ve hizmetleri kapsadığını, söz konusu sınıfların müvekkili markalarının kapsamı ile aynı ve ilintili olduğunu, davalının kötü niyetli olduğunu, müvekkili markasında kullanılan ekil unsurunun dahi aynen kullanılmasının davalının kötüniyetli olduğunu birkez daha ortaya koyduğunu, davalının kötü niyetli olarak yapmış olduğu .... sayı ile işleme alınan başvurunun müvekkil markasının aynısı olması sebebiyle, resen inceleme aşamasında SMK 5/1-ç maddesi tahtında reddedildiğini, davalının markaları ticari amaçla değil, manipülatif amaçlarla (depolama, yedekleme, ticari tehdit, spekülatif satış) kullanma niyetinde olduğunu, davalının, ... nezdinde kayıt altına alınan başvuruları incelendiğinde, başvuru sahibinin bilinen markaları kendi adına tescil ettirmek üzere çok sayıda girişimi olduğunun görüleceğini beyan ederek dava konusu.... tescil sayılı markasının hükümsüz kılınmasını talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekiliyle özetle; 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 12. ve 13. Maddelerindeki hükümlere göre, rüçhan hakkının açıkça 6 aylık süre için geçerli olduğunu yani başvuru tarihinden itibaren geriye olmak üzere 6 aylık süreyi kapsayacağının belirtildiğini, davacının başvuruları nazara alındığında dava dilekçesinde belirttiği gibi 1 yıllık rüçhan hakkı bulunmadığını bu sürenin 6 ay olarak olduğunu, 6 aylık süre nazara alındığında müvekkiline ait başvurudan önceki tarihlerde rüçhan hakkı elde edildiği belirtilmesi gerektiğini, rüçhan hakkının söz konusu olabilmesi için başvurunun da tescile bağlanması gerektiğini, davacının hükümsüzlüğe mesnet markalarının hiçbirinin tescil işlemlerinin tamamlanmamış olduğunu, rüçhan hakkına dayalı olarak değerlendirme yapılabilmesi için davacıya ait tescile bağlanmış ve müvekkile ait birebir aynı ve veya ayırt edilemeyecek derecede benzer asli unsuru ... ibareli olan markaların dikkate alınması gerektiğini, rüçhan hakkının doğduğu tarihten sonra üçüncü kişiler tarafından yapılan ve rüçhan hakkına konu olan marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olan ve aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetleri kapsayan başvurular reddedilebileceğini, müvekkiline ait tescilli markada kullanılan logo ve asli unsuru ... ibaresinin bir bütün olarak yan yana ve asli unsur olarak ön plana çıkarıldığını, davacının asli unsur olarak şekil ve ... ibarelerini birlikte ve yanyana asli unsur olarak kullandığı ve veya rüçhan hakı başvurusunda bulunduğu bir markanın varlığının söz konusu olmadığını, davacı markasında sadece ... ibaresinin yer aldığını, şekil unsurunun yer almadığını, davacının haklılığını ispatlayabilmesi için şekil ve ... ibareli markaya ait rüçhan hakını eş zamanlı yaptığını ibraz edecek ölçüde tüm başvuru evraklarını dava dosyasına sunması gerektiğini, müvekkiline ait marka ile davacının tescilli markalarının ne aynı ne de ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, markaların tamamen birbirinden ayrı olduğunu, müvekkiline ait tescilli marka ile davacının tescilli olan şekil, ... platform, ... bluprint, ... boost markalarının benzer olmadığını, müvekkilinin rüçhan hakkına dayalı bir tescil engelinin bulunmadığını, rüçhan hakkına dayalı bir tescil engeli olabilmesi için markanın daha önce rüçhan talep edilen kişiden başka kişilerce tescile de bağlanmamış olması gerektiğini ancak, ülkemizde davacının başvurduğu sınıfları içeren 9, 35, 38, 41, 42. sınıflarda marka tescili almış ... sözcüklerini içeren birçok markanın bulunduğunu, davacının ... sözcüğünü tescile bağlayamayacağından rüçhan hakkını da elde etmesinin de mümkün olmadığını, davacının kötü niyet iddialarını kabul etmediklerini, asıl kötü niyetlinin davacı olduğunu, davacının .... nezdinde marka olarak tescilli ... markası üzerinde tescil talebinde bulunmasının kötü niyetini ortaya koyduğunu, davacı markası tanınmış marka dahi olsa dahi bu tanınmışlığın daha önceki tescilli markaların haklarını zarara uğratmayacağının, marka korumasının ulusal düzeyde olduğunu, müvekkilinin ... markasını bulduktan sonra bir başkasının kısa sürede tanınmış marka yaratmasının ve ülkemizdeki marka sahiplerinin haklarını ihlal etmesinin kabul edilemeyeceğini, davacının avukatları aracılığı ile tehtitkar, baskılayıcı mailler yollayarak tescilli marka hakklarından ferakat etmelerini yada kendilerine markayı devir etmelerini talep ettiklerini, tüm bu kötü niyet tehtitkar baskılayıcı tavırlarına rağmen, maddi menfaat içeren tek bir talepte bulunmadıkları gibi amaçlarının haksız kazanç ve veya sebepsiz zenginleşme olmadığınıda ıspatlamış bulunduklarını, ülkemizde ... markası ile uzun yıllardır ticari faaliyet yürüten yüzlerce şirket bulunduğunu, davacının ... markasını gerçek hak sahibi olmadığını savunarak haksız ve mesnetsiz olan davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. DEĞERLENDİRMELER; Davacı, dava dilekçesinde davaya konu markasının, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 25. Maddesi atfıyla hükümsüz kılınması ve sicilden terkin edilmesini talep etmiştir. “Hükümsüzlük hâlleri ve hükümsüzlük talebi 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 25/1 inci maddesine göre Sınai Mülkiyet Kanununun 6 ıncı maddesinde belirtilen hallerde markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. ” Bu kapsamda, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 6/3 hükmüne göre, “Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir”. Yine aynı kanunun 6/6 hükmüne göre; “Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mü̈lkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir”. DAVACININ RÜÇHAN HAKKINA İLİŞKİN DEĞERLENDİRME: 6769 sayılı SMK’nın 12. Ve 13. maddeleri rüçhan hakkı sayılın halleri düzenlemiştir. Rüçhan hakkı ve etkisi MADDE 12 – (1) Paris Sözleşmesi veya Dünya Ticaret Örgütü Kuruluş Anlaşmasına taraf devletlerden birinin uyruğunda olan ya da bu devletlerden birinin uyruğunda olmamakla birlikte bunlardan birinde yerleşim yeri veya işler durumda ticari müessesesi bulunan gerçek ya da tüzel kişiler veya bunların halefleri, bu devletlerin herhangi birinde yetkili mercilere markanın tescili için usulüne uygun olarak yaptıkları başvuru tarihinden itibaren altı aylık süre içinde, Paris Sözleşmesi hükümleri kapsamında aynı marka ve aynı mal veya hizmetler için Türkiye’de başvuru yapma konusunda rüçhan hakkından yararlanır. Bu süre içinde kullanılmayan rüçhan hakları düşer. Rüçhan hakkından yararlanabilmesi için ilk başvuru yapılan devletin yetkili makamından rüçhan hakkı belgesi alınması şarttır. (2)Birinci fıkrada belirtilen gerçek veya tüzel kişiler ya da bunların halefleri, Paris Sözleşmesi ve Dünya Ticaret Örgütü Kuruluş Anlaşmasına taraf olmayan herhangi bir devlette yaptıkları usulüne uygun marka başvurusuna dayanarak birinci fıkrada belirtilen esaslar çerçevesinde rüçhan hakkından yararlanır. (3)Başvuruya konu markanın kullanılacağı mal veya hizmetleri Türkiye’de açılan ulusal ya da uluslararası sergilerde ya da Paris Sözleşmesi veya Dünya Ticaret Örgütü Kuruluş Anlaşmasına taraf devletlerde açılan resmi ya da resmi olarak tanınan uluslararası sergilerde markayla birlikte teşhir eden ve markanın tasdikli örneğini ibraz eden 3 üncü maddede belirtilen gerçek veya tüzel kişiler, teşhir tarihinden itibaren altı ay içinde Türkiye’de aynı markanın tescili için başvuru yapma konusunda rüçhan hakkından yararlanır. (4)Başvuruda belirtilen markanın kullanılacağı mal veya hizmetler, sergide görünür şekilde, resmi açılış tarihinden önce markayla birlikte teşhir edilmişse rüçhan hakkı süresi, malların sergiye konulduğu veya hizmetin teşhir edildiği tarihten itibaren başlar. (5)Herhangi bir sergide teşhir edilmiş mal veya hizmetler bakımından birden çok başvuru yapılmışsa, bu mal veya hizmetleri ilk teşhir eden kişi, aynı zamanda teşhir edilmesi halinde ise ilk başvuruda bulunan kişi rüçhan hakkından yararlanır. (6)Rüçhan hakkına dayanılarak başvuru yapıldığı takdirde, rüçhan hakkının doğduğu tarihten sonra üçüncü kişiler tarafından yapılan ve rüçhan hakkına konu olan marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olan ve aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetleri kapsayan başvurular reddedilir. Rüçhan hakkının talep edilmesi ve hükmü MADDE 13 – (1)Başvuru sahibi, yararlanmak istediği rüçhan hakkını başvuruyla birlikte talep ücretini ödeyerek belirtir. Başvuru sahibi, rüçhan hakkı belgesini başvuru tarihinden itibaren üç ay içinde vermediği takdirde rüçhan hakkı talebi yapılmamış sayılır. (2)Rüçhan hakkının hüküm ve sonuçları, 12 nci maddede belirtilen tarihler itibarıyla doğar. (3)Marka başvurusu için birden fazla rüçhan hakkı talep edilmesi durumunda rüçhan hakkı, geçerli olan ilk rüçhan tarihi itibarıyla başlar. (4)Rüçhan hakkı talebine ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir. Davacı, davaya mesnet gösterdiği .... markaları yönünden Türkiye’de gerçekleştirdiği başvurularda, önceki tarihli ve yurtdışı menşeli marka başvurularına dayanarak rüçhan hakkı talep etmiştir. Davacının uyuşmazlık konusu marka ilişkin dosyaya sunmuş olduğu deliller incelendiğinde, davacının birçok ülkede marka tescilinin yer aldığı, tarihsel olarak bu tescillerin ise davacının Türkiye’deki tescillerinden önceye ait olduğu anlaşılmaktadır. Davacının yurtdışı menşeli markalarında davaya konu marka başvurusunda yer alan “kelime ve şekil” unsurlarının birlikte yer aldığı, davacının rüçhan hakkına dayalı hükümsüzlük talebi yönünden yapılan incelemede, davacıya ait.... Kurumunca gerçekleştirilen inceleme neticesinde kabul edilmiş olduğu, rüçhan hakkı taleplerinin Sınai Mülkiyet Kanunu’na uygun görülmüş ve davacı başvurularının rüçhan hakkıyla birlikte işleme alınmış olduğunun tespit edildiği, buna göre davacının başvurusunun davalı marka başvurusundan daha önce olduğu, dolayısıyla gerçek marka sahibinin haklarının korunmasına hizmet eden bir düzenleme olan Rüçhan ilkesi yönünden davalı markasının hükümsüzlüğü talebinin haklı olduğu, MARKALARIN BENZERLİĞİ: Başvuru kapsamında yer alan; "28. Sınıf: Oyunlar ve oyuncaklar. Salonda oynanan oyunlar; harici ekran ya da monitör ile bağlanıp oynanabilen oyunlar için aletler, makineler ve cihazlar (jetonla çalışanlar dahil). Hayvanlar için oyuncaklar. Çocuk bahçeleri, parklar ve oyun parkları için oyuncaklar. Bu sınıfa dahil jimnastik ve spor aletleri; olta takımları, yapay balık yemleri, avcılık ve balıkçılık için tuzaklar. Suni yılbaşı ağaçları ve bunlar için süsler, suni karlar, çıngıraklar, parti ve benzeri eğlenceler için malzemeler, kağıttan parti şapkaları. 35.Sınıf: Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme ( başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri. Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için “Oyunlar ve oyuncaklar. Salonda oynanan oyunlar; harici ekran ya da monitör ile bağlanıp oynanabilen oyunlar için aletler, makineler ve cihazlar (jetonla çalışanlar dahil). Hayvanlar için oyuncaklar. Çocuk bahçeleri, parklar ve oyun parkları için oyuncaklar. Bu sınıfa dahil jimnastik ve spor aletleri; olta takımları, yapay balık yemleri, avcılık ve balıkçılık için tuza klar. Suni yılbaşı ağaçları ve bunlar için süsler, suni karlar, çıngıraklar, parti ve benzeri eğlenceler için malzemeler, kağıttan parti şapkaları.” mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.) 36.Sınıf: Sigorta hizmetleri. Finansal ve parasal hizmetler. Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri. 38.Sınıf: Radyo ve televizyon yayın hizmetleri. Haberleşme hizmetleri (internet servisi sağlama hizmetleri dahil). Haber ajansı hizmetleri. 41.Sınıf: Eğitim ve öğretim hizmetleri. Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil). Dergi, kitap, gazete v.b.gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil). Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri. Haber muhabirliği hizmetleri, foto-muhabirliği hizmetleri. Fotoğrafçılık hizmetleri. 42.Sınıf: Bilimsel ve sınai inceleme, araştırma hizmetleri; mühendislik hizmetleri, mühendislik ve mimari tasarım hizmetleri, kalite ve standart belgelendirme amaçlı mal/hizmetlerin test edilmesi. Bilgisayar hizmetleri: bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi, internet arama motoru sağlama, hosting, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık, bilgisayar donanımlarının kiralanması hizmetleri. Bu sınıfa dahil olup mühendislik, mimarlık, bilgisayar hizmetleri kapsamına girmeyen her türlü tasarım hizmetleri; grafik sanat tasarım hizmetleri (reklam amaçlı tasarım ve peyzaj tasarımı hariç). Sanat eserleri orijinallik onay hizmetleri. 45.Sınıf: Hukuki hizmetler (sınai ve fikri mülkiyet hakları konusunda danışmanlık hizmetleri dahil). Güvenlik hizmetleri. Refakat etme hizmetleri. Sosyal ağ oluşturma hizmetleri," emtiaları davacının davaya gerekçe markaları kapsamında da aynı şekilde yer aldığı, taraf markalarının kapsamları itibariyle, ayrıntılı bir incelemeye tabi tutulmaksızın, benzer tüketici kitlelerine yönelik, benzer ihtiyaçları karşılayan, birbiri ile doğrudan rekabet ilişkisi içerisinde olan, birbirleri yerine tercih edilebilir, satış ve sunum biçimleri benzer mahiyetteki emtiaları kapsadıkları, Taraf markaları incelendiklerinde; davacının markalarının bir kısmının sırf kelime markası, bir kısmı ise renk, şekil ve kelime unsurlarını bir arada ihtiva eden karma markalar oldukları, markalarda kelimenin düz yazım karakterindeki siyah renkli baş harfi büyük, geri kalan harfleri küçük ve kalın harflerle yazılmış “...” ibaresinin tek unsur olarak kullanılmıştır ve markanın esas unsuru olduğu hususunda herhangi bir tereddüt yoktur. Davacı markalarında ve kullanımlarında aynı zamanda şekil unsuru olarak siyah yada mavi renkli sonsuzluk sembolünün yer aldığı, Davalı tarafın ise 2019 133811 sayılı ibaresinin, beyaz zemin üzerine siyah renk ve baş harflerinin büyük geri kalanının küçük harf düz yazı karakteri ile tasarlanmış ... kelimesi kelimenin sol yanında mavi renkli sonsuzluk sembolü ve kelime ve şekil unsurunun alt kısmında kelimeye nazaran daha küçük punto ile mavi renk ve düz yazı karakteriyle “incorporated” kelimesinin yer aldığı söz konusu kelimenin “birleştirilmiş/anonim şirket” anlamına gelen tanımlayıcı nitelikte bir kelime olduğu ve markada yan unsur olarak yer aldığı, Davacının markası ile dava konusu ibareli markanın markalar görsel olarak değerlendirildiğinde; taraf markalarında ... kelimesi ve şekil unsurunun (sonsuzluk sembolünün) birebir aynı şekilde kullanıldığı, markalarda yer alan sonsuzluk sembolünün tasarımının dahi aynı olduğu, davaya konu markada tek fark olarak “incorporated” kelimesinin yer aldığı ancak, davaya konu markanın esaslı unsurun “...” ibaresi olduğu, davacı markalarında yer alan kelime ve şekil unsurlarının davaya konu markada konumlandırılış şeklinin aynı olduğu, taraf markaları bir bütün halinde değerlendirildiğinde markaların görsel benzerliğinin bulunduğu kanaatine varılmıştır. Dolayısıyla somut uyuşmazlıkta; dava konusu edilen markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, Taraf markalarında esas unsurun “...” ibareleri ayniyete yakın benzerdir. Bu durumun, davacının markası ile dava konusu markanın görsel, işitsel ve kavramsal açılardan aynı oldukları, dolayısıyla davalının dava konusu edilen markası, davacının “...” markasının bir devamı olarak algılanabilecek nitelikte bir türemeye sahip olduğu, Ayrıca; taraf markalarının esas unsurların oluşturan ... kelimesi aynı şekilde okunmakta olup, bu unsurların kulakta bıraktıkları tını itibariyle de yeterli derecede farklılaşmadığı, Markaların kavramsal açıdan karşılaştırılmasına göre de; taraf markalarında geçen “...” ibarelerinin, halk nezdinde yaygın olarak bilinen herhangi birer anlamı olmadığından, bu ibarelerin tüketici zihninde ilk anda uyandırdığı algının da “marka sahibi tarafından yaratılmış orijinal bir ibare” veya “yabancı dilde bir anlamı olan ama bu anlamı bilinmeyen bir kelime” şeklinde, aynı algı olacağı, Sonuç olarak dava konusu marka kapsamında yer alan emtialar bakımından taraf markaları arasında aynı, aynı tür ya da benzerlik düzeyinde kalan bir emtia ilişkisi mevcut olmakla birlikte, dava konusu markadaki “...” ibaresinin kullanım biçiminin, davacı yanın önceki tarihli markalarına yanaşan ya da davacı yanın kurumsal kimliğini işaret eden/çağrıştıran mahiyette değerlendirilebileceği, anılan ibarenin marka içerisinde esas unsur olarak kullanıldığı, davacı tarafın markalarıyla aynı formda ve markaları ile tamamen aynı tasarımlara sahip olduğu, gerek bütünsel ve gerekse içerisinde bulunan unsurlar itibariyle başvuru konusu işaretin, davacı markalarını sunan işletmeyle idarî ve ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme tarafından piyasaya sunulduğu biçimde bir algı oluşturduğu, taraf markalarının bir bütün olarak karıştırılabilecek düzeyde benzer görüldükleri ve karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkacağı, benzer görülen tüm mal ve hizmetler yönünden davaya konu marka ile davacının davaya mesnet markalan arasında 6769 sayılı SMK'nın 25/(1). maddesi yollaması ile 6/(1) maddesi anlamında iltibas tehlikesinin bulunduğu, GERÇEK HAK SAHİPLİĞİ İDDİALARI; Mevzuatımızda yer alan düzenlemeler uyarınca başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilmekte veya tescil edilmiş ise hükümsüz kılınabilmektedir. Burada söz konusu olan; tescil edilmeden kullanılan bir marka veya ticarette kullanılan ayırt edici nitelikteki herhangi bir işarettir. Dolayısıyla bu kullanıma dayalı üstün bir hakkın varlığı, işaretin ticaret sırasında kullanılmış olmasına bağlıdır. Ticaret sırasında kullanma, marka hukukuna özgü kullanma suretiyle gerçekleşir. Bu nedenle tescilsiz kullanım ile kast edilen husus, öncelik hakkının işareti ilk defa alelade bir şekilde kullanan kişiye ait olması demek değildir. Başka bir ifadeyle mevzuat anlamında aranan ayırt edicilik, markasal etki doğurmayan veya oldukça sınırlı bir kitle için doğuran kullanımlar değil, tescilsiz işaretin ticari alanda kullanılması suretiyle, ilgili piyasada en azından belli bir oranda bilinir hale gelmesi ve o işareti ihdas edenle birlikte tanınır olması biçiminde anlaşılmalıdır. Ancak buradaki bilinir/maruf olma durumu ile tanınmışlık olgusu karıştırılmamalıdır. İlk kullanma suretiyle marka hakkının doğumunu sağlayan ve bu nedenle markasal etki doğuracak şekilde bir bilinirlik, markanın üzerine konulduğu emtianın hitap ettiği alıcı kitlesi tarafından tanınmaya başlamış olması, belirli bir yer, bölge veya piyasada bilinmesi biçiminde anlaşılmalıdır. Bir diğer ifadeyle, tescilsiz işaretin belirli bir çevre veya piyasa ile sınırlı bir bilinirlik düzeyine erişmesi, maddenin sağladığı korumadan istifade için yeterli görülmelidir. Bunun yanı sıra bu kapsamda sağlanacak koruma sadece tanıtımın yapıldığı mal veya hizmetler ve bu mal veya hizmetlerle yüksek düzeyde benzerlik gösteren mal veya hizmetler ile sınırlı olacaktır. Aksi halde, yani başka mal ve hizmetler yönünden de üstün hak sağlanması halinde, marka tescilinin bir anlam ve önemi kalmayacak, bir nevi tescilsiz bir işarete çok tanınmış bir marka statüsü sağlanması söz konusu olacaktır. Bununla birlikte tescilsiz kullanımın son derece sınırlı olduğu veyahut kullanımların somut deliller ile ortaya konulamadığı hallerde önceye dayalı hak sahipliğinin ispatlanamamış olduğu yorumunda bulunulması gerekecektir. Başka bir ifadeyle markanın münferit kullanımları ile marka tescil kapsamı dışında kalan mal ve hizmetler yönünden kullanımlar önceye dayalı hak sahipliğinin ispatı açısından yeterli görülmeyebilecektir. Bu genel ilkeler çerçevesinde somut uyuşmazlığa dönüldüğünde, davacı yanın dava dosyasında SMK m. 6/3 kapsamındaki itiraz gerekçelerini somutlaştırıp detaylandırdığı, davacının, dilekçeleri ile sunmuş olduğu önceki tarihli kullanım iddiasına ilişkin belgeler incelendiğinde, davacının söz konusu markaya ilişkin basında 28.10.2021 tarihinde yapmış olduğu açıklamada ... markasını kullanacağına ilişkin açıklamada bulunduğu, sunulan belgelerin davacı markasının kullanımlarına ilişkin belgeler olduğu, söz konusu belgelerin markanın tanıtım/reklam/basında çıkan haberler ve sponsorlukları içerdiği gibi aynı zamanda söz konusu ... markasının yapılan isim değişikliğine ilişkin de detaylı bilgilerin yer aldığı evraklar olup, evrakların birçoğunda tarih bilgisinin bulunduğu, Dosya kapsamında sunulan mevcut delillerin, davacının dava konusu ... ibareli markasını dava konusu marka kapsamındaki mal ve hizmetlerde Türkiye sınırları içinde de kullandığı iddiasının ispatlamaya yeterli olduğu tespit edildiğinden, davacının gerçek hak sahipliğine dayalı iddiasının yerinde olduğu ayrıca, somut olayda, hükümsüz talebi yönünden davacının dava dilekçesinde dayandığı ve dosyaya sunmuş önceki tarihli kullanım iddiasına ilişkin delillerin uyuşmazlığa davaya konu marka başvurusuna ilişkin belgeler olduğu, sunulan tanıtım görsellerinde ve belgelerde tarih bilgisinin bulunduğu, sunulmuş olan deliller içerisinde “...+...” ibaresinin markasal kullanımının yer aldığı, davacı şirket ve davacının dayanak yaptığı ...+... ibareli markası ile davaya konu ... ... ibareli markanın ilişkilendirilebileceği, açıklanan nedenler ile davacının gerçek hak sahipliğine dayalı iddiasının tescilli markaları kapsamında da yer alan bir kısım mal ve hizmetlerdeki kullanımlarını ispata elverişli olduğu yönündeki kanaatin eş zamanlı olarak davacının gerçek hak sahipliğine de karine teşkil edebileceği şüphesiz olmakla birlikte bu durumda davacı lehine tescilli markalarının koruma kapsamının ötesinde ek bir koruma bahşetmemektedir. Ancak, davacı markalarının yüksek tanınmışlığı bulunduğu dikkate alındığında, dava konusu marka kapsamındaki tüm mal/hizmetler yönünden ayrıca kullanımının ispatlanmasının gerekmediği, tanınmış marka olması nedeniyle de dava konusu markada yer alan tüm mal/hizmetler yönünden gerçek hak sahipliğinin oluştuğu, bu halde somut olayda SMK m. 6/1 kapsamında yapılan değerlendirmeler sonucunda ulaşılan kanaatler neticesinde benzerliği tespit olunan mal ve hizmetlerin ötesinde, davacının gerçek hak sahipliği karinesinden yararlanmasına yol açacak hususların mevcut olduğu, KÖTÜNIYET İDDİALARI : 556 sayılı KHK’nin 35/1. Maddesi; “Tescil başvurusu yapılmış markanın 7'inci ve 8'inci madde hükümlerine göre tescil edilmemesi gerektiğine ilişkin itirazlar ile başvurunun kötü niyetle yapıldığına ilişkin itirazlar ilgili kişiler tarafından marka başvurusunun yayınından itibaren üç ay içerisinde yapılır.” hükmünü içermektedir. Bu maddenin açık hükmünden anlaşılacağı üzere; kötü niyetle yapılan marka başvurularının tescili mümkün değildir. “Marka Hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli olarak kabul edilmektedir. Kötü niyetin varlığı her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak belirlenmelidir.” Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Tescil başvurusunda bulunan kişinin kötü niyetli olduğuna emare teşkil edebilecek olgu ve olayların varlığı, kötü niyetli marka başvurusunun kabulü için yeterli sayılmaktadır. Buna karşılık başvuru sahibinin, hakkını kötüye kullanma niyeti taşıması veya başkalarını engelleme amacına sahip olması gibi sübjektif durumlar kural olarak tespit edilmeye çalışılmamalıdır. Zaten kişinin içsel durumunu ifade eden sübjektif unsurlara doğrudan ulaşmak veya nüfuz etmek mümkün de değildir. Ancak, somut olayda başvuru sahibinin içsel durumunu ifade eden bilme, kast, niyet gibi hususların anlaşılabileceği veya ortaya çıkarılabileceğine dair ciddi belirtilerin varlığı halinde, bunlar araştırılarak, kötü niyetli tescilin varlığı sonucuna ulaşmada yardımcı unsur olarak kullanılabilir.... Sayılı kararında da yukarıda yer alan görüşlere paralel biçimde; “Kötü niyetin varlığı her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak belirlenmelidir. Somut uyuşmazlıkta, davalının markasının davacı markaları karşısında iltibasa yol açması, davalının uzun süredir davacıyla aynı sektörde faaliyette bulunması yukarda belirtilen HGK kararında benimsenen esaslara göre başlı başına kötü niyet ve hükümsüzlük nedeni oluşturmaz.” Denilmektedir. Kötü niyet nedeniyle hükümsüzlük taleplerinde asıl olan iyi niyet olduğu için ispat yükü iddia edene ait olup davacı tarafından sunulan deliller incelendiğinde, taraf markalarının birebir aynı ve aynı ürünler üzerinde kullanıldığı, davacı şiketin eski adıyla... yeni adıyla ... olarak bilinen sosyal medya platformuna ait şirket olduğu, Haberleşme yani diğer adıyla iletişim tarih boyunca insanlığın temel ve önem düzeyi yüksek ihtiyaçlarından biri olmuştur. Bu bağlamda insanoğlu tarihin her devrinde iletişimle ilgili yeni şeyler keşfetmiş ve bu alanda giderek artan bu keşifler sayesinde iletişim, günümüzdeki halini alarak yaşadığımız döneme iletişim çağı adı verilmiştir. Günümüzde en gelişmiş ve en yaygın iletişim aracı olarak teknolojik bir devrim olan internet görmekteyiz. Zira internet, hemen herkes için hem ucuz ve kolay erişilebilir bir araçtır hem de dünyanın her yerindeki insanlarla kolaylıkla iletişimi sağlayabilmektedir. Gelişen internet teknolojisiyle hayatımıza giren sosal medya Dünya ülkeleri ve Türkiye’de hayatımızın her yerinde bizle beraber gelişmeye devam etmektedir. Sosyal medya, dünya nüfusunun çoğu tarafından kullanılıyor ve günlük yaşamın büyük bir parçası haline gelmektedir. Sosyal medyanın hayatın her alanında büyük bir etkisi bulunmakta olup, her gün yeni bir yenilik ile karşı karşıya kalıyoruz. Bu yeniliklerin en büyüklerinden bir tanesi de davacı şirkete ait Facebooktur. insanların arkadaşlarıyla veya ailesi ile iletişim kurmasını sağlayan, aynı zamanda video, fotoğraf veya durum gibi özellikleri kullanmanıza yarayan sosyal bir platform olan... 4 Şubat 2004 tarihinde Mark Zuckerberg tarafından kurulmuş bir sosyal platformdur. Davacı şirketin sunmuş olduğu delillerle de sabit olmak üzere söz konusu sosyal medya platformunda kullanmış oldukları... markasına ilişkin basında 28.10.2021 tarihinde yapmış olduğu açıklamada artık ... markasını kullanacağına ilişkin açıklamada bulunduğu, kullanılacak marka adı ve logosu Türkiye dahil tüm dünya ülkelerine duyurulduğu, somut olayda uyuşmazlık konusu davalı marka görseli incelendiğinde, davacının basın duyurusunda kullanmış olduğu isim ve şekil unsurunun birebir kullanıldığı, bu durumda günümüzde yoğun olarak kullanılan teknoloji sayesinde hızlanan haber ve bilgi akışında söz konusu gelişmelerin davalı tarafından bilinmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu tespit edilmekle birlikte marka üzerindeki üstün hakkın davacı firmanın olduğu, davalının marka tescillerinin kötüniyetli olduğu ve... sayılı.... markanın kapsamında yer alan tüm mallar/hizmetler açısından kötüniyet gerekçesiyle hükümsüz kılınabileceği, Netice itibariyle, Dava konusu ....sayılı başvuru kapsamında yer alan bir kısım mal/hizmetler bakımından taraf markalarının aynı, aynı tür ya da benzer mal ve hizmetleri kapsadıkları, taraf markaları arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimaline yol açacak düzeyde benzerliğin mevcut olduğu, davacının SMK m. 6/3 kapsamında gerçek hak sahipliğinin, taraf markaları arasında benzerliği tespit olmayan sair tüm mal ve hizmetler yönünden de davacı lehine ek bir koruma sağlayabilecek olduğu, dava konusu marka başvurusunun iyi niyetli olarak yapıldığının kabul edilemeyeceği kanaatlerine varılmış davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın kabulüne, Davaya konu .... sayılı markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, Alınması gereken 615,40.-TL harçtan peşin alınan 427,60.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 187,80.-TL maktu ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, Davacı kendisini vekille temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 9.371,00.-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ile davalı vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.06.03.2025
Kâtip Hâkim ... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ İlk Masraf : 916,00.-TL Bilirkişi Ücreti :8.000,00.-TL P.P : 455,00.-TL TOPLAM :9.371,00.-TL