İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/288 E. 2025/74 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/288
- Karar No
- 2025/74
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/288 Esas - 2025/74 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/288 KARAR NO : 2025/74
.... DAVA : Marka ... Kararının İptali DAVA TARİHİ : 24/06/2024 KARAR TARİHİ : 19/02/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/02/2025 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka ... Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkili şirketin Türkiye’nin önde gelen porselen üreticilerinden biri olduğunu, gerek ev gerekse gastronomi kesimine hizmet eden, perakende mağazacılığı alanında kendi işletmesini yaptığı 34 konsept mağazası, 39 bayisi, 132 satış noktası (corner) ve online alışveriş kanalı satışı ile hizmet verdiğini, Türkiye’nin ilk renkli porselen üretimini yapan, Türkiye’de ve dünyada ilk ve tek özel reçeteli Aluminali (Alumilite) porselen üretimini yapan,.... 10850 kalite belgesine ilk sahip olan yerli porselen üreticisi olduğunu, 90’a yakın marka tesciline sahip olduğunu, davalı firma tarafından 7., 11., 24. Ve 27. Sınıfta tescili için başvurusu yapılan “...” ibareli marka başvurusuna, Müvekkil Şirkete ait ‘....’ ibareli tescilli markaları ile yapılan itirazın reddedildiğini, kararın hatalı olduğunu, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunduğunu, müvekkil şirketin markalarıyla birebir aynı isme sahip ve ayırt edicilikten yoksun olarak yayınlanan marka başvurusunun SMK m.5 (c) bendine aykırı olduğu açık olup, bu yönden reddi gerektiğini, ...” markası ile iltibas yaratacak kadar benzer olduğunu, görsel, işitsel, anlamsal olarak hiçbir farkı bulunmadığını, dava konusu markanın doğrudan Müvekkili Şirket markasını çağrıştırdığını, dolayısıyla alıcıların bu markayı .... Porselen’e ait “...” ve “... ... markası ile ilişkilendirerek, Müvekkil Şirketin yeni bir hizmeti veya ürünü sanacakları kuvvetle muhtemel olduğunu, bu nedenle de 6. Madde ile düzenlenen nispi ret sebepleri dolayısıyla da reddinin gerektiğini, TPMK’nın 04.01.2021 tarihli yazısı ile “...” markasının tanınmış marka olarak tespitine karar verildiğini, Müvekkil Şirketin itiraz gerekçesine konu markası uzun süredir bilinen ve piyasada kullanılan bir marka olması sebebiyle de başvuru sahibi “...” ibaresini kullanarak bundan haksız kazanç sağlayacağını, tüketiciler tarafından müvekkil şirkete ait zannedilen bir markanın ürünleri istenmeyerek satın alınılacak ve bu durum hem tüketicilerin hem de Müvekkilin zararına sebebiyet vereceğini, ayrıca kalite düşüklüğü gibi bir izlenim oluşabileceğini, bu noktada dava konusu markanın SMK 6/5 uyarınca da reddinin gerektiğini, sınıfların farklı olmasına rağmen firmaların aynı alanda faaliyet gösterdiğinin açık olduğunu beyan ederek 24.04.2024 Tarihli ve .... sayılı ... kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; SMK m.6/1 anlamında bir tescil engelinin mevcut olduğundan söz edebilmek için, markaların benzer olması, kapsadıkları mal/hizmetlerin aynı/benzer olması ve iltibas yaratması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerektiğini, markaların anlam, şekil, fonetik ve bıraktıkları genel izlenim (toplu intiba) yönünden benzer olmadığının açık olduğunu, başvuru kapsamında 07, 11, 24. ve 27. sınıflarda malların yer aldığını, itiraza mesnet davacı markalarının ise 21. sınıf mallarda tescilli olduğunu; bu kapsamda taraf markalarının kapsamında yer alan malların/hizmetlerin aynı/ aynı tür/ benzer olmadıklarını, markaların ihtiva ettiği farklı kelimelerin varlığı, okunuşlarının ve kulakta bıraktıkları tınının farklı olduğunu, yazım stili, tasarım, kompozisyon, konumlandırılış biçimi ile bir bütün olarak değerlendirilmesi halinde başvuru markası ile itiraza mesnet davacı markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açıdan benzerlik arz etmediğini, davacı markaları ile başvuru markası benzer olmadığından tanınmışlık hususu huzurdaki davaya etkili olmadığını ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket vekili dilekçeleriyle özetle; müvekkili şirketin, mutfak gereçleri sektöründe 1973 yılından beridir faaliyet gösteren, Türkiye’nin neredeyse her şehrinde mağazaları, bayileri bulunan, büyük ölçekli ve herkes tarafından bilinen kurumsal bir firma olduğunu, taraf markaları arasında sınıfsal benzerlik bulunmadığını, Davacının dava dilekçesinde her ne kadar .... sayılı markanın tescil başvuru tarihi müvekkilin dava konusu başvurusundan sonraki tarihli olduğunu, firmaların faaliyet alanının benzer olmasının, itiraz aşamasındaki sınıfsal benzerlik bakımından bir önemi olmadığını, tanınmışlığın durağan değil dinamik bir unsur olduğunu ve dosya kapsamında ispatlanması gerektiğini, davacı tarafından ilgili markanın tanınmışlığına ilişkin herhangi bir delil dosyaya sunulmadığını, ayrıca ... markasının tanınmışlığının bir öneminin olmadığını zira dava konusu markanın farklı olduğunu, dava konusu ... ibaresinin davacı tarafından üzerinde uzun bir çaba sonucu yaratılan, orijinal bir ibare olmayıp, Fransa’da bir şehir adı olduğunu, dolayısıyla bir şehir adı olan ... ibaresini her görenin bunu davacı markası sanmayacağını, ayırt edici niteliği zayıf bu ibareyi marka olarak seçen davacının, bu markanın başkaları tarafından da kullanımına katlanma yükümlülüğünün bulunduğunu, davacının itiraz aşamasında mutlak red nedenlerine dayalı herhangi bir itiraz ileri sürmediğini, bu nedenle marka işlem dosyasında ileri sürülmeyen bu iddianın dava aşamasında dinlenemeyeceğini ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, ... Kararının iptali koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, davalının ..... numara ile “...” ibareli markanın 07, 11, 24, ve 27. sınıfta yer alan mallarda tescili için marka tescil başvurusunda bulunduğu, markanın ilk incelemede, 5/1-b ve c maddeleri gereğince “Aydınlatma cihazları (taşıtlar, iç ve dış mekanlar için aydınlatma armatürleri).” mallarında kısmen reddedilerek, kalan mallar için 14.03.2022 tarih ve 392 sayılı Resmi Marka Bülteninde ilan edildiği, davacının.... unsurlu markalarını mesnet göstererek 6/1, 6/5 ve diğer maddelerine dayanılarak itiraz ettiği, davalının bu itiraza karşı görüş sunduğu ve....nolu markası bakımından kullanım ispatı talep ettiği, davacının kullanım ispat dilekçesinde, çok sayıda fatura ve web sitesi ürün görselleri sunduğu, .... tarafından “İtiraza karşı görüş formunda, başvuru sahibi tarafından, .... tescil sayılı itiraz gerekçesi markaların tescil kapsamındaki tüm mal ve hizmetlerde kullanımının ispatlanması talep edilmiştir. .... ve ....tescil sayılı itiraz gerekçesi markalar için yapılan kullanım ispatı talebi, söz konusu markaların tescil kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin, başvuru markanın kapsamında yer alan mal ve hizmetlerden farklı olduğu için dikkate alınmamıştır.)” açıklamasıyla markalar benzer görülmekle birlikte farklı mal / hizmeti kapsadığından karıştırılma ihtimali bulunmadığı kararı ile itirazı reddettiği, davacı tarafından bu karara itiraz edildiği ve davacı itirazlarının nihai olarak ... ...'nın 24.04.2024 tarih ve.... sayılı kararı ile reddedildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER MARKALAR ARASINDA BENZERLİK VE İLTİBAS İHTİMALİ; Dava konusu marka başvurusu ile ilgili olarak dikkate alınması gereken 6/1 maddesi uyarınca; tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı veya benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı veya benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Dolayısıyla markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesinin ilk koşulu; markaların tescilli oldukları sınıfların aynı olması veya birbirine benzer olmasıdır. Markaların tescilli oldukları veya tescili talep edilen mal veya hizmetlerin benzerliğine kanaat getirilmesi halinde, ikinci şart olan markaların benzerliğine geçilir. Görüldüğü üzere karıştırılma ihtimalinin varlığı için çifte benzerlik şartının gerçekleşmesi ve her iki benzerliğin de dikkate alındığı genel izlenim ve değerlendirmeye göre ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırma ihtimalinin bulunduğu kanaatine varılması gerekmektedir. EMTİALARIN BENZERLİĞİ- KULLANIM İSPATI DEĞERLENDİRMESİ Mevzuatımızda yer alan düzenlemeye göre yalnızca benzerlik ve karıştırılma ihtimali kapsamında yapılan itirazlarda (SMK m. 6/1), itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. Aynı talebin hükümsüzlüğe ilişkin taleplerde de ileri sürülmesi mümkündür. Bu durumda ise kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Dolayısıyla benzerlik ve karıştırılma ihtimaline dayalı ileri sürülen itiraz veya hükümsüzlük taleplerinde; uyuşmazlık konusu markanın başvuru tarihinde veya dava tarihinde, itiraza/hükümsüzlük talebine gerekçe olarak gösterilen markanın en az beş yıldır tescilli olması halinde, ilgili markanın tescil kapsamındaki emtialarda ciddi bir biçimde kullanılıp kullanmadığını ispat etmesi gereklidir. Sunulan delillerin itiraza konu markanın tescilli olduğu mal veya hizmetler bakımından kullanımın niteliği, yeri, zamanı, kapsamı ve markanın kullanım şekli hususlarına dair yeterli bilgiyi içermesi gerekir. İtiraz sahibi tarafından kullanımın ispatlanamaması halinde söz konusu gerekçe markalar SMK’nın 6 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında yapılacak inceleme açısından dikkate alınmaz. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması hâlinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir. Markanın ciddi olarak kullanımının öngörülmesinin ve bu şekilde kullanmamanın sonucunun yaptırıma bağlanmış olmasının amacı, marka sahibinin salt markadan doğan tekel haklarını kullanmak amacıyla, aslında kullanım amacı olmaksızın gerçekleştirdiği göstermelik/sembolik kullanımların önüne geçebilmektir. Bu tür kullanımlar, markayı kullanmamadan doğan sonuçlardan kaçınmak için gerçekleştirilen düzensiz, geçici kullanımlardır. Markanın kullanımını kanıtlayan deliller eğer marka sahibi dışındaki bir kuruluş adına ise, bu kuruluş ile marka sahibi arasındaki ilişkinin ortaya konulması oldukça önemlidir. Hem Yargıtay uygulamasında hem de ... uygulamasında tek başına sözleşmelerin varlığı da ciddî kullanımın ispatı için yeterli görülmemektedir. ...’ın içtihadında da, ciddî kullanımın ispatı için yalnızca sekiz sözleşme sunulmuş olmasını ve söz konusu hizmetlerle ilgili olarak imzalanan tüm sözleşmelerin bir listesi veya üretilen ciroya ilişkin bir belge gibi ek belgeler olmamasını yetersiz olarak değerlendirmiştir. (... ...) Benzer şekilde Yargıtay da malın niteliğine göre az miktarda sunulan faturayı ciddi kullanımı ispatlamaya yeterli görmemektedir.(...) Markanın işlevine uygun kullanımının değerlendirilmesine yönelik olarak markanın yenilenmesi veya sadece lisans sözleşmesinin yapılması ya da lisans bedelinin ödenmesi, marka hakkının devredilmesi, markanın işlevine uygun kullanımını karşılamaz. (Kaya, Marka Hukuku, s. 198.; Bozgeyik, Tescilli Markanın Kullanılması, s. 464.) Benzer şekilde, Yargıtay, salt ....’na sicil kaydının veya Vergi Dairesi kaydına dayalı olarak markanın kullanılmış sayılmayacağına karar vermiştir. Ayrıca, marka sahibinin, markasına dayanarak bir başkasına “ihtarname göndermesi” veya “dava açması” da markanın işlevine uygun kullanımı manasına gelmeyecektir. Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra; MDB’nin itiraza mesnet markalar ile davaya konu markanın tescil sınıflarının farklı olması nedeniyle kullanım delillerini dikkate almadığı, mahkememizce yapılan incelemede, çok sayıda fatura sunulduğu, fatura içeriğinde ... ibaresinin sadece “porselen kahve takımı” emtiası için kullanıldığı, keza sunulan sosyal medya kullanımlarında ve web sitesi ekran görüntüsünde de porselen kahve takımı görsellerinin yer aldığı, ilgili markanın “porselen kahve takımı” emtiasında kullanımı olduğu anlaşılmıştır. Davacının kullanımını ispatladığı “porselen kahve takımı” malı ile başvuruya konu markada yer alan mallar arasında bir benzerlik kurulmasının mümkün olmadığı, bu noktada SMK 6/1 maddesinde aranılan emtia benzerliği koşulu sağlanamadığı, İŞARETLERİN BENZER OLUP OLMADIĞI; Markaların karıştırılma ihtimalinden söz edilebilmesi için emtiaların/hizmetlerin aynı/benzer olması yanında markayı oluşturan ibarelerin de aynı/benzer olması koşulu bulunmaktadır. İki işaret arasında karıştırılma ihtimali, iki şekilde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan birincisi, tescil talebine konu markanın tescilli veya tescili için daha önce başvurulmuş markaya benzerliği nedeniyle önceki markanın aynısı ya da benzeri marka zannedilmesi ve bu sebeple satın alınmak istenen ürün dışında bir ürünün satın alınmasına sebebiyet verilmesidir. İkinci ihtimal ise, tüketicinin iki marka arasındaki farklılıklar nedeniyle her iki markanın aynı marka olmadığını anlamasına rağmen, iki markanın aynı işletmeye, başka bir ifadeyle aynı iktisadi – idari kaynağa ait olduğunu sanmasına sebebiyet verilmesidir. Bu durumda da tüketici, gerçekte almak istemeyebileceği bir ürünü, salt güvendiği önceki markayla irtibatlı sandığı için sonraki markayı alabilecektir. Böylece, önceki tescilli veya tescil talebine konu edilmiş markayı taşıyan ürünler için tüketici nezdinde tesis edilen güvenden haksız olarak yararlanma sonucu doğabileceğinden, karıştırılma ihtimali gerçekleşmiş olacaktır. Benzerlik ve karıştırılma ihtimaline dayalı değerlendirmelerde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. ... kararlarında da belirtildiği üzere; “ortalama alıcılar / kişiler”, çabuk aldanabilen kişiler olmadığı gibi aptal ya da budala da değildir . Mal/hizmetin alıcısı olarak dikkate alınacak olan bu kişiler; orta düzeyde zeka ve dikkate sahip olan, işareti/markayı anımsaması da sıradan olan kişilerdir. Ancak tüketici kitlesinin dikkat ve özen düzeyinin mal ve hizmet sınıflarına bağlı olarak değişkenlik göstermesi de mümkündür. İlgili tüketici kitlesinin dikkat düzeyi arttıkça karıştırılma ihtimali azalır. Çok detaylı bir incelemeye girmeden dahi, taraf markalarının ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu aşikardır. Her iki markanın da kelime markaları olduğu, esas unsurlarının ... olduğu, fonetik, görsel ve anlamsal açıdan ayniyet içerdikleri, tüketici ... ibaresinin anlamını bilmese dahi yaratım bir ibare olarak algılayabilir, bu noktada da yine zihninde anlamsal açıdan bir birliktelik yakalayabilir, zira SMK 6/1 maddesinde bilindiği üzere hem markaların hem de emtiaların benzer olma koşulu bulunmaktadır. Yapılan emtia değerlendirmesinde, taraf markalarının emtia listesinin farklı olduğu tespit edilmiş olup, markalar ayniyet içerse dahi bu durum bir red gerekçesi sayılmayacaktır. Sonuç olarak emtiaları arasında benzerlik olmadığı, bu nedenle taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, TANINMIŞLIK İDDİALARI; 6769 sayılı SMK’nın 6/4 maddesinde “Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.” ve 6/5 maddesinde “Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önce yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hallerde, aynı veya benzer markanın başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hali saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.” denilmektedir. 6769 s. SMK’nın 6. maddesinde “tanınmış marka”lara yer vererek onların diğer markalara göre daha yoğun korunmalarının koşullarını oluşturmuştur. Madde bu korumayı SMK md. 6/4 ve 5 olmak üzere iki ayrı fıkrada düzenlemiştir. Belirtilmelidir ki, SMK md. 6/4’de Paris Sözleşmesi kapsamında bir markanın aynı veya benzer olması ve ayrıca mal/hizmetlerin de aynı/benzer olması şartı aranırken, md. 6/5’te Türkiye’de tanınmışlık düzeyine ulaşan markalar için mal/hizmet sınıflarının aynı/benzer ya da benzer olmasına bakılmayacağı ifade edilmiş ve bu bağlamda SMK md. 6/5’in koruma kapsamı, hükümde anılan hallerden birinin gerçekleşmesi durumunda daha geniş tutulmuştur. Bununla birlikte, md. 6/5 hükmünden yararlanabilmek için....’de tanınmışlık düzeyine ulaşmış markanın tescil edilmesi şartı aranırken, SMK md. 6/4 hükmünden yararlanacak olan Paris Sözleşmesi kapsamında Türkiye’de tanınmış markanın tescil edilme şartı aranmamaktadır. Davacı çatı markası .... ibaresinin tanınmış marka olduğuna dair kurum kararı bulunmakla birlikte, her koşul ve şartta çatı markası tanınmışlığının alt grup markalarına aktarılması mümkün değildir. Her alt marka da kendi içerisinde değerlendirilmek zorundadır. Ancak davacı taraf ne itiraz ne de dava aşamasında tanınmışlığa ilişkin somut bir delil sunmamıştır. Bu bağlamda SMK 6/5 madde korumasından yararlanamayacağı, Netice itibariyle, Taraf markalarının benzer olduğu ve fakat aynı/benzer tür emtia bulunmadığı, bu nedenle karıştırılma ihtimali bulunmadığı, davacı tarafından tanınmışlığa ilişkin somut bir delil sunulmadığı, kurumun vermiş olduğu kararın hukuka uygun olduğu sonuçlarına ulaşılmış davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın reddine, Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 187,80.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, Davalı kurum ile şirket kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Davalı şirketin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum ile şirket vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.19.02.2025
Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır