İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/276 E. 2025/91 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/276
Karar No
2025/91
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/276 Esas - 2025/91 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2024/276 KARAR NO : 2025/91

.... DAVA : Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 11/06/2024 KARAR TARİHİ : 27/02/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/02/2025 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka .... Kararının İptali ile Marka Hükümsüzlüğü istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle; müvekkili şirketin 1980 yılında kurulduğunu, PVC (plastikten) kapı ve pencereler, alüminyum kapı ve pencereler, giydirme cepheler, alüminyum kompozitpanel, panjur, plastikten ve alüminyumdan mimari sistemler üreten, boya, kaplama, eloksal, ekstrüzyon, biyet döküm, levha boyama ve kompoze levha üretim tesislerini de bünyesinde bulunduran tam entegre ve sektörünün öncü ve saygın kuruluşlarından olduğunu, müvekkilinin “...” ibareli markasının ... nezdinde tanınmış marka olarak kabul edildiğini, müvekkilinin “...” ibareli markasını ilk olarak 1980 yılında tescil ettirdiğini, ticaret unvanının ana unsurunun da bu ibare olduğunu, müvekkili şirketin web adresinin www.....com olduğunu, davalı şahsın ....sayılı “...." ibareli marka başvurusuna müvekkili şirket tarafından itiraz edildiğini, itirazların nihai olarak ... .... sayılı kararı ile reddedildiğini, müvekkilinin “...” ibareli markaların gerçek hak sahibi olduğunu, dava konusu markanın ortalama tüketici tarafından müvekkili markalarının türevi olarak görüleceğini, davalı şahsın müvekkili markalarını taklit ederek Irak ve ....ya ihracat yaptığını, bu ülkelerde Latin alfabesi kullanılmadığından markalardaki değişikliklerin anlaşılamayacağını ve markaların karıştırılacağını, dava konusu markada yer alan “win” ibaresinin pencere kelimesinin İngilizce kısaltması olduğunu, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin SMK 6/3 bağlamında eskiye dayalı kullanımının söz konusu olduğunu, müvekkili markalarının tanınmış markalar olduğunu, dava konusu ...kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla; .... sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; taraf markaları arasında ortalama tüketici nezdinde görsel, işitsel, kavramsal düzeyde ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzerlik bulunmadığını, markaların aynı firmanın markası gibi algılanabilecek nitelikte olmadığını, dava konusu marka başvurusunun spesifik hale getirildiğini ve ayırt ediciliğin sağlandığını, davacı tarafından "süpersaryawin pvc door and window systems" markasının eşya listesinde yer alan mal ve hizmetler bakımından SMK 6/3 maddesinde tanımlanan ve reddini gerektirecek düzeyde itiraz sahibi lehine hak sahipliği doğuracak nitelikte tescil başvurusundan önce markasal olarak aktif ve yoğun kullanımının ispatlanamadığını, somut olayda SMK 6/4 ve 6/5 maddelerinde belirtilen koşulların oluşmadığını, itiraz dilekçesinde sunulan bilgi ve belgeler çerçevesinde SMK 6/6 maddesine dayalı itirazın yerinde olmadığını, davacının kötü niyet iddiasının ispatlanamadığını, .... kararının usule ve yasaya uygun olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şahsın yargılamaya katılımı olmamıştır. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, .... Kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, dava konusu.... sayılı marka başvurusu, 17 / 19. sınıflar için tescil edilmek üzere 09.12.2022 tarihinde yapıldığı, dava konusu marka başvurusu tescili talep olunan tüm sınıflar yönünden 27.12.2022 tarihli 411 sayılı Resmi Marka Bülteni’nde yayımlandığı, dava konusu başvurunun yayımına davacı şirket tarafından “benzerlik/karıştırılma ihtimali”, “eskiye dayalı kullanım”, “Paris Sözleşmesi bağlamında tanınmışlık”, “tanınmışlık”, “diğer fikri haklar veya kişi hakları”, “ortak/garanti markanın yenilenmemesi”, “tescilli markanın yenilenmemesi”, “kötü niyet” ve “aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerlik” gerekçelerine dayanılarak itiraz edildiği, davalı şahıs tarafından itiraza karşı görüş sunulduğu, davacı şirketin yayıma itirazı .... sayılı .... kararı ile "... Kurul'da, ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır. Bu itibarla, markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır. SMK. 5/ç bendi kapsamında yapılan itiraz da yerinde bulunmadığından itirazın tüm gerekçeleri ile birlikte reddi gerekmiştir. 6769 Sayılı SMK'nın 6/4 maddesi "Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir." hükmünü, 6/5 maddesi ise "Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hallerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hali saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir" hükmünü içermektedir. Somut olayda, itiraza konu başvurunun itiraz gerekçesi markalar ile karıştırılmaya yol açabilecek derecede benzer görülmemesi de dikkate alınarak 6769 sayılı SMK'nın 6/3 kapsamında yapılan gerçek hak sahipliği/eskiye dayalı kullanım iddiasının da reddi gerekmiştir. Somut olayda, itiraza konu başvurunun itiraz gerekçesi markalar ile karıştırılmaya yol açabilecek derecede benzer görülmemesi de dikkate alınarak başvurunun tescili halinde 6769 sayılı SMK'nın 6/4 ve 6/5 maddelerinde belirtilen koşulların ortaya çıkmayacağı değerlendirildiğinden tanınmışlık gerekçesine dayalı itiraz haklı görülmemiştir. İtiraz sahibince ileri sürülen diğer fikri haklar ve başvurunun kötü niyetle yapıldığı iddiaları ile diğer iddialar da yeterli delille ispatlanamadığından isabetli bulunmamıştır. " biçimindeki gerekçeler ile itirazın reddedildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER; Dava Konusu Marka ile Davacının İtiraza Dayanak Markaları Arasında 6769 sayılı SMK madde 5/1-ç Anlamında İltibas İhtimali Bulunup Bulunmadığı; 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun mutlak ret nedenlerini düzenleyen 5. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendi uyarınca; “Aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş ya da daha önceki tarihte tescil başvurusu yapılmış marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretler” marka olarak tescil edilemez. Madde metninde de belirtildiği üzere, bir marka başvurusunun 5/1(ç) kapsamında reddedilebilmesi için aşağıdaki koşulların ortaya çıkmış olması gerekmektedir. Bunlar; Önceki tarihli bir marka tescilinin ya da başvurusunun bulunması, Karşılaştırılan markaların aynı olması veya Karşılaştırılan markaların aynı olmasa da ayırt edilemeyecek kadar benzer olması, Karşılaştırılan markalara ait mal veya hizmetlerin aynı veya aynı türdeki mal veya hizmet olması şeklindedir. Somut uyuşmazlık bakımından incelendiğinde, dava konusu marka başvurusu “...” ibaresi ile bu ibarenin sağında çok küçük punto ile yazılmış “pvc door and window systems” ibaresinin yer aldığı, markada sadece ....” ibaresinin kırmızı renk ile yazılmış olduğu, diğer kelimelerin ise gri renk ile yazıldığı, Davacıya ait 17 ve 19. Sınıfta tescilli markalar ise ..., ... ...” ibarelerinden oluştuğu, Dava konusu marka başvurusu ve davacı markaları, aynı olacak şekilde bir ibareyi ortak olarak içermediği, dava konusu marka başvurusunda “....” gibi tali unsurların yer aldığı, tüm bu unsurlar, markaların aynı ve ayırt edilemeyecek derecede benzer olmasını engelleyen unsurlardır. Bir işaretin diğerine ayırt edilemeyecek derecede benzer kabul edilebilmesi için markalar arasındaki farkların ilk bakışta görülemeyecek derecede önemsiz/küçük olması gerekir. “Karşılaştırılan işaretlerin "aynı" ya da "ayırt edilemeyecek kadar benzer" olması halinde, markayı oluşturan işaretler arasında iltibasın varlığı ayrıca bir inceleme yapılmasını gereksiz kılacak derecede güçlü ve açık olduğu peşinen kabul edileceğinden; anılan KHK'nin 7/1- (b) bendinde ayrıca iltibas tehlikesi bulunup bulunmadığı hususlarının da araştırılması gibi bir koşul yer almamıştır.” .... Karşılaştırılan markalar, ayniyet derecesinde benzer olmadığı aşikardır. Bununla birlikte, markaların ayırt edilemeyecek derecede benzer olup olmadıkları değerlendirildiğinde ise, davacı markaları ile dava konusu marka başvurusu arasındaki uyuşmazlığın, “...” ve “....” kelimelerinden kaynaklandığı, bu kelimeler arasında bir kısım harf benzerliği bulunmakta ise de, kelimelerin aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer olmadığı, dava konusu marka başvurusunda yer alan kelimenin farklılığı ve bütün olarak farklı bir konseptte olması nedeniyle, markalar arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerliğin de bulunmadığı , Sonuç olarak, dava konusu marka ile davacı markaları arasında 6769 sayılı SMK madde 5/1-ç anlamında aynılık veya ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunmadığı, Dava Konusu Marka ile Davacının İtiraza Dayanak Markaları Arasında İlişkilendirilme İhtimali: Marka tescilinde nispi ret nedenleri arasında düzenlenen karıştırılma ihtimali uyarınca; tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Markaların, karıştırılma ihtimaline dayalı tescil engelinden veya hükümsüzlük nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı değerlendirme konusu nispi tescil engelinin varlığını kabul için yeterli olmayacaktır: Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların kapsamında, aynı veya benzer mal ve hizmetler bulunuyor olması. Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların aynı veya benzer olması. Dava konusu markalar ile iddialara mesnet markalar arasında, ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere, halk nezdinde karıştırılma (iltibas) ihtimali bulunması. Emtiaların Aynı/Benzer Olup Olmadığı; Markalar arasındaki iltibas değerlendirmesi, markaların kapsamında yer alan mallardan ve hizmetlerden bağımsız değildir. Markaların tescilli oldukları sınıflar veya hizmetler farklılaştıkça markalar arasındaki benzerliklerin iltibasa neden olma ihtimali azalacaktır. Bir başka anlatımla, markaların kapsadığı malların ve hizmetlerin farklılaşması neticesinde markayı oluşturan ibarelerin benzerliğine rağmen iltibas tehlikesi azalmakta; malların ve hizmetlerin aynı olması durumunda ise markaların arasındaki ortalama bir benzerlik dahi iltibasa neden olacaktır. Mal ve hizmetlerin aynılığı, ilke olarak mal ve hizmetlerin aynı şekilde yazılmış, ifade edilmiş olmasıdır. Benzer mal ve hizmetler ise, ortalama tüketicilerce aynı (veya ilişkili) kaynaktan geldikleri varsayımıyla karıştırılma ihtimalinin konusu olabilecek mal ve hizmetleri içermektedir. Benzer mal ve hizmet tanımlamasının içeriği, aynı tür mal ve hizmeti mutlak surette kapsamakla birlikte daha geniş bir yaklaşımla benzer oldukları öngörülebilecek, tüketicilerce ilişkilendirilerek aynı kaynaktan geldikleri varsayılabilecek, aynı/benzer ihtiyaçların karşılanmasını sağlayacak mal ve hizmetleri de kapsamaktadır. Mal ve hizmetlerin benzerliği veya ilişkilendirilebilir niteliği ... Marka İnceleme Kılavuzu’na göre aşağıda belirtilen durumlarda ortaya çıkabilir: − Mal ve hizmetlerin kullanım amacı ve alanlarının benzerliği, − Mal ve hizmetlerin kullanıcılarının benzerliği, − Malların fiziksel görünümünün benzerliği, − Mal ve hizmetlerin ticari pazara ulaşmasında kullanılan satış yollarının benzerliği, − Mal ve hizmetlerin birbirleriyle rekabet eder nitelikte bulunmasından kaynaklanan benzerlik, − Mal ve hizmetlerin birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olmasından kaynaklanan benzerlik, − Malların mağazalarda aynı reyonda veya rafta bulunmasından kaynaklanan benzerlik. İlgili sektördeki malların niteliği, piyasaya sunuluş şekli, tüketici alışkanlıkları gibi somut olayı etkileyen ek şartların varlığı halinde hizmetlerle mallar arasında ilişkilendirilme ihtimali ortaya çıkabilmektedir. Dava konusu marka başvurusu, .... sayılı markalar kapsamında hali hazırda yer almakta olup, işbu mal ve hizmetler bakımından taraf markaları arasında ayniyet oluştuğu, Sonuç olarak, dava konusu marka kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetler bakımından taraf markaları arasında “emtiaların aynı veya benzer olması” şartının sağlandığı, İşaretlerin Benzer Olup Olmadığı ve İltibas/Karıştırılma İhtimali; Markaların emtia/hizmetlerinin aynı/benzer olduğu tespiti yapıldıktan sonra bakılması gereken ikinci kriter işaretlerin benzer olup olmadığıdır. İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınmalıdır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkat edilmelidir. Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir. Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır. Görsel değerlendirmede, kelimenin ilk kısmında oluşan benzerlik ya da benzememe durumu kelimenin son kısmına göre daha büyük öneme sahiptir. Bununla birlikte, görsel algı önce dışta bulunan elemanları ayırt ettiği için, son harf, kelimenin iç kısımlarında yer alan harflere kıyasla, daha büyük etkiye sahip olacaktır. Kelime markalarında, kelime yazıldığından farklı şekilde okunmadığı sürece (yabancı dillerdeki markalar), görsel ve işitsel benzerlik genellikle aynı anda ortaya çıkar. Bununla birlikte, kısa zaman aralığında gerçekleşen işitsel algıya kıyasla, görsel algının daha kesin ve tekrarlanan algılama imkânı sağladığı dikkate alınmalıdır. Bu nedenle, işaretler arasındaki görsel farklılıklar işitsel farklılıklara kıyasla daha fazla etkiye sahip olacaktır. İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür. Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Benzerlik ve karıştırılma ihtimali telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında “bağlantı” kurma ihtimali bulunması, benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterlidir. Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılmasıdır. Global değerlendirme gereği, markaların unsurlarına bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla asıl olan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır. ....” kararında belirlenen temel ilkelerin dikkate alınması gerekmektedir. Buna göre; Asıl unsuru markanın bütünü itibarıyla bıraktığı izlenim, tümüne hâkim olan görünüş ve ayrıcalığını vurgulayan imajda aramak lazımdır. Tespit edilen asıl unsur sözcükten ibaret ise markalarda ortak olarak kullanılan kök kelime ve başvuru sahibinin varsa ilave ettiği ekler belirlenmelidir. Son olarak başvuru sahibinin markasındaki eklentinin başlı başına ayırt edicilik vasfının olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Dava konusu marka başvurusu “....” ibaresi ile bu ibarenin sağında çok küçük punto ile yazılmış “.... ibaresi ise İngilizce’de “kazanmak, kazanç, galibiyet” anlamlarına geldiği, dava konusu markada yer alan “...” ibaresinin ise herhangi bir anlamı tespit edilemediği, Davacı taraf, dava konusu marka kapsamında yer alan “Win” ibaresinin, İngilizce “pencere” anlamına gelen “window” kelimesinin kısaltması olduğunu ifade etmiştir. Yapılan araştırmada “win” ibaresinin, pvc kapı ve pencere sistemleri sektöründe sıklıkla kullandığı tespit edilmiştir. (Örnek vermek gerekirse....(....ibaresinin sektörde sıklıkla kullanılan bir ibare olduğu ve sektör için ayırt edici niteliğinin düşük olduğu, “win” ibaresinin markaya yeterli ayırt edicilik sağlamaktan uzak bir ibare olduğu, ayrıca, dava konusu markada “...” ibaresinin, diğer kelimelerden farklı renkle yazılması ile “...” kelimesi, dikkati çeken unsur olarak ön plana çıkmaktadır. Dolayısıyla dava konusu markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, Davacının 17 ve 19. sınıf emtia bakımından tescilli “... ..., ..., alüminyuma dair her şey ..., saraypen ve saraybond” ibareli markaları incelendiğinde, davacıya ait bazı markaların salt “...” kelimesinden oluştuğu, bir kısım markaların ise “...+kelime” şeklinde oluşturulduğu, “...” ibaresi yanında yer alan ikincil kelimelerin “pencere” kelimesinin kısaltması olan “pen” ibaresi, “yapıştırıcı, bağlayıcı” anlamına gelen “bond” ibaresini içerdiği, bu kelimelerin anlam itibariyle markanın tali unsurunu oluşturduğu, davacıya ait “... ...” ibareli markada ise, “...” kelimesinin kırmızı renk ile yazıldığı, “...” kelimesinin ise gri renkle yazıldığı, bu iki kelimenin gri renkli çizgi ile birbirinden ayrıldığı, markada yer alan kelimelerin tamamı büyük harfler kullanılarak yazılmış olup, kelimeler punto bakımından farklıdır. “...” kelimesi, “...” kelimesine nazaran çok daha büyük punto ile yazılmıştır. “...” kelimesi, Türkçe bir kelime olup, yazıldığı gibi okunmaktadır. Buna karşın, davacı markasında yer alan “...” ibaresi, İngilizce bir kelime olup, “...” şeklinde okunmakta ve “rulo” anlamını taşımaktadır. Davacıya ait markaların bir kısmının kırmızı, bir kısmının ise siyah renkler kullanılarak yazıldığı, davacıya ait markaların, herhangi bir şekil unsuru içermeyen kelime markaları olduğu, Davacı markalarının esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, “...” kelimesi, .... online sözlüğünde, “1. Hükümdarların veya devlet başkanlarının oturduğu büyük yapı. 2. Kamu işlerinin yürütüldüğü büyük yapı. 3. Görkemli ve gösterişli yapı. 4. Devlet başkanı ve çevresi.” olarak tanımlanmıştır. “...” kelimesi, birçok anlamı olan bir kelime olup, orijinal bir ibare değildir, yazıldığı gibi okunmaktadır. Davacı markalarının esas unsuru “...” ibaresi iken, dava konusu marka başvurusunun esas unsuru “...” ibaresidir. “...” ibaresi, davacı tarafın ticaret unvanının ayırt edici kısmını oluşturmakla birlikte, “alüminyum ve pvc” sektörü bakımından tanınmış marka niteliği taşımaktadır. Dolayısıyla, anlamlı bir kelime olmasına rağmen, tanınmış marka olması nedeniyle ayırt edici niteliği yüksektir. Davacı markalarının esas unsuru olan “...” ibaresi ile dava konusu markanın esas unsuru olan “...” ibaresi, aynı harflerden oluşmakla birlikte, dava konusu markada sondaki “A” ve “Y” harfi yer değiştirmiştir. Farklılık yaratan harfler, dava konusu markanın sonunda yer almaktadır. Fakat ortaya yeni bir anlam çıkmamıştır. Davacı markalarında ya siyah ya da “...” ibaresinin kırmızı diğer kelimelerin gri renk ile yazıldığı bir kompozisyon yer almakta olup, gri-kırmızı kompozisyon dava konusu marka başvurusunda da aynen kullanılmıştır. Dava konusu markada yer alan “...., pvc door and window systems” ibareleri ise, davacının tanınmış olduğu “alüminyum ve pvc” sektörüne atıf yapar niteliktedir. Dolayısıyla, dava konusu marka başvurusunun gerek görsel, gerekse işitsel olarak benzer olduğu, Sonuç olarak, dava konusu marka başvurusu ile davacı markaları arasında görsel ve işitsel olarak benzerlik şartının, somut olayda gerçekleştiği, Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus; ortalama düzeydeki halk nezdinde bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurulmasıdır. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından umumi intiba olmasa bile halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir. Tüketicinin iki işaret arasında doğrudan ya da kaynakları bakımından idari – iktisadi bir ilişki kurma yanılgısına düşmesi iltibas ihtimalinin kabulü için yeterli olacaktır. Karıştırılma olasılığının değerlendirmesi, inceleme konusu markaların görsel, işitsel veya kavramsal benzerliği bakımından, markaların ayırt edici ve baskın unsurları özellikle göz önüne alınarak, markaların bütünsel olarak ortaya çıkardıkları izlenim esasında yapılmalıdır. İnceleme konusu malların veya hizmetlerin ortalama tüketicilerinin markaları algılayış biçimi, karıştırılma olasılığına yönelik genel değerlendirmede belirleyici ... oynar. Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları ve davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak global olarak yapılmalıdır. Karıştırılma ihtimali değerlendirilirken araştırılması gereken bir diğer husus da hedef tüketici kitlesidir. Tüketici kitlesi, her bir mal ve hizmet türü için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Yukarıdaki hususlar dâhilinde somut olayda, dava konusu markanın kapsamında yer alan 19. Sınıf emtialar, genel olarak inşaat sektörüne ilişkin mallardan oluşmakta iken, 17. Sınıf emtialar ise, genel olarak motorlu taşıtlar ya da yalıtım malzemeleri ile ilgilidir. Her iki sınıfta yer alan emtianın, belirli bir tüketici kesimine hitap ettiği, bu nedenle ilgili tüketicinin ortalamanın üzerinde bilgi ve dikkat seviyesine sahip olduğu, araştırma yaparak satın alma eyleminde bulunan tüketicilerden oluştuğu, Sonuç olarak; dava konusu marka kapsamında yer alan mal ve hizmetin, davacıya ait .... sayılı markalarda yer alan mal ve hizmetler ile ayniyet taşıdığı, bir diğer ifade ile markalar arasındaki mal ve hizmet benzerliğinin yüksek olduğu, dava konusu marka başvurusunun esas unsurunun “...”, davacı markalarının esas unsurunu ise “...” ibaresi olduğu, davacıya ait markalarda yer alan “pen”, “...”, “bond”, “ ibarelerinin gerekse dava konusu markada yer alan ....” ibarelerinin, işitsel, görsel, kavramsal ve ortalama tüketicide bırakacağı genel algı itibariyle taraf markalarını, birbirinden ayırt etmeye yetmediği, zira ortalama tüketicinin genel izleniminde yer edecek olan ibarenin başvuru ve redde gerekçe gösterilen markalarda “...” ve “...” ibaresi olarak ortaya çıktığı, “...” ve “...” ibarelerinin aynı harflerden oluşan aynı uzunluğa sahip kelimeler olduğu, sadece dava konusu markada son “a” ve “y” harflerinin yerinin değiştirildiği, farklılığın ibarenin sonunda yer aldığı, “...” ibaresinin anlamsız bir ibare olması nedeniyle, tüketicinin önceden bildiği ve tanıdığı davacı markasını akla getirme ihtimalinin bulunduğu, var olan farklılıkların ortalama tüketici veya yararlanıcıların büyük çoğunluğu tarafından ilk bakışta veya yararlanma süresi içerisinde algılanmasının mümkün bulunmadığı, tarafların emtia sınıflarının ayniyet taşıdığı, emtia sınıflarındaki ayniyetin markaların işitsel ve görsel olarak daha düşük seviyeli benzerliğini telafi eder nitelikte olduğu, “...” kelimesinin sektöründe tanınmış bir marka olduğu da gözetildiğinde ayırt ediciliğinin ve tüketici nezdinde akılda kalıcılığının yüksek olduğu, davalı markasının tescil edilmesi halinde tanınmış davacı markalarının tüketiciler nazarında tesis ettiği imajın transferi sonucunu doğuracağı, tüketicinin taraf markalarını aynı/aynı tür ya da benzer ürünler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olmaması, taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunması nedeniyle, somut olayda aynı/aynı tür mal ve hizmetler bakımından markaların karıştırılması/ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluştuğu, Davacı Markasının Tanınmış Olup Olmadığı, Davalının Başvuruya Konu Markasının Davacının Tanınmış Markasından Haksız Yararlanma Sağlayıp Sağlamadığı, Davacı Markasının İtibarına Zarar Verip Veremeyeceği, Ayırt Ediciliğini Zedeleyip Zedelemeyeceği Hususları ; Davacı taraf, yayıma itiraz dilekçesi ekinde .... Kurumu’nun 20.09.2019 tarihli .... sayılı tanınmış marka kararını dosyaya sunmuştur. Kararda ... markasının “alüminyum ve pvc profil sektöründe” tanınmış olduğuna karar verilmiştir. Davacı taraf ayrıca, ... kararları, mahkeme kararları ve bilirkişi raporlarını dosyaya sunmuştur. Davacının dayanak gösterdiği “...” markası, .... Kurumu nezdinde .... sayı ile kabul edilmiştir. İlgili tanınmış markanın kabul tarihi 20.09.2019’dur. Somut olayda; davacının “...” markasının sektöründe yoğun tanıtım faaliyetleri ile istikrarlı bir şekilde uzun yıllardır kullanıldığı ve tanıtıldığı, davacı firma ile özdeş hale geldiği ve “alüminyum ve pvc profil” emtiası bakımından belirli bir tanınmışlığa ulaştığı, bu tanınmışlığın davacının dosyaya sunmuş olduğu mahkeme kararlarında ve bir kısım bilirkişi raporlarında ifade edildiği tespit edilmiştir. Somut uyuşmazlık bakımından incelendiğinde, davacı tarafça itiraz dosyasına sunulan bilgi ve belgeler kapsamında, davacı yana ait markanın “alüminyum ve pvc profil” emtiası bakımından tanınmış marka olduğu yönünde kanaat oluştuğu, Davacının tanınmış olduğu sektör ile dava konusu marka kapsamında 17 ve 19. Sınıfta yer alan emtialar, ilişkili mal ve hizmetlerdir. Davacının tanınmış olduğu sektör ile yakından ilişkili bu mal ve hizmetler için, dava konusu markanın kullanılması halinde, ilişkilendirme ve imaj transferi yoluyla davacının tanınmış markasının ayırt edicilik karakterine ve itibarına zarar vermesi ve tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinin somut olay bakımından mevcut olduğu, Davacının Gerçek Hak Sahipliği; 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu madde 6/3; “Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.” hükmünü amirdir. Bu hüküm, markanın gerçek sahibinin eskiye dayalı kullanımını tescilden üstün tutarak gerçek hak sahibinin korunmasını sağlamaktadır. Madde hükmünde yer alan iddiaların kabul edilebilmesi için, iddia sahibinin o işaret üzerinde tescil tarihinden önce hak sahibi olması ve bunları ispat etmesi gerekmektedir. Yargıtay kararlarında ifade edildiği üzere, öncelik hakkı iddia eden tarafın Türkiye’deki kullanımı yerelden daha geniş bir coğrafyada olmalı, ciddi surette bir markasal kullanım olmalı ve bu kullanım ile markaya belirli ölçüde ayırt edici nitelik kazandırılması gerekmektedir. Ayrıca söz konusu kullanım, dava konusu markanın başvuru tarihinden önceki tarihe ilişkin olmalıdır. Davacı tarafın, itiraz aşamasında dosyaya sunduğu belgeler, tanınmış marka kararı, yerel mahkeme kararları ve bilirkişi raporları ile sınırlı olup, davacının markasal kullanımını gösterir herhangi bir bilgi, belge dosya kapsamında bulunmadığı, davacının markasal kullanımının tespiti yapılamadığından, somut olayda gerçek hak sahipliğine dayalı itiraz koşullarının bulunmadığı, Davacıya Ait Ticaret Unvanı ile Dava Konusu Marka Arasında İltibas Tehlikesi; Dava Konusu Marka Başvurusu Davacıya Ait Ticaret Unvanı ... ... ibaresi olduğu, davacıya ait ticaret unvanının ayırt edicilik sağlaması gereken “ek” unsurunun ise “...” ibaresi olduğu, somut olayda yapılan değerlendirmede; davacı yanın ticaret unvanının kılavuz unsuru “...” şeklindedir. Dava konusu markanın bütünsel izlenimi ve ilgili tüketici kitlesinin algısı dikkate alındığında karıştırılma ihtimaline ilişkin işaret benzerliği kısmında yapılan değerlendirmeler burada da geçerli olacaktır. Fakat .... Karar sayılı kararında da ifade edildiği üzere, önceki tarihli ticaret unvanı nedeniyle sonraki tarihli aynı/benzer markanın başvurusunun engellenebilmesi için, salt ticaret unvanına ilişkin ticari sicil kayıtlarında yer alan iştigal alanlarına bakılmaması gerektiği, ticaret unvanının fiili olarak kullanıldığı mal ve hizmetler dikkate alınmak suretiyle iltibas değerlendirmesi yapılması gerektiği kabul edilmiştir. Fakat, davacının ticaret unvanının fiilen kullanımına (hangi mal ve hizmetlere ilişkin olduğunu gösterir nitelikte) dair marka işlem dosyasına delil ibraz edilmemiştir. Dolayısıyla somut olay bakımından, ticaret unvanının fiili kullanım koşulunun gerçekleşmediği, somut olayda SMK m.6/6 hükmü koşulunun oluşmadığı, dava konusu markanın karar tarihi itibariyle tescil edilmediği, Netice itibariyle, Dava konusu markanın, davacı markaları ile 6769 sayılı SMK madde 5/1-ç anlamında aynılık veya ayırt edilemeyecek derecede benzerliğinin bulunmadığı, Dava konusu marka kapsamında yer alan emtianın, davacıya ait .... sayılı markalar kapsamındaki mal ve hizmetler ile ayniyet taşıdığı, Davalıya ait dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait markaların görsel ve işitsel olarak benzer olduğu ve markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu, Somut olay bakımından 6769 sayılı SMK madde 6/3 hükmünde yer alan şartların oluşmadığı, Davacıya ait markanın “alüminyum ve pvc” sektörü bakımından tanınmış marka olduğu ve dava konusu marka kapsamında yer alan emtia bakımından, 6769 sayılı SMK madde 6/5 hükmünde yer alan şartların oluştuğu, Somut olay bakımından 6769 sayılı SMK madde 6/6 hükmünde yer alan şartların oluşmadığı, ...sayılı kararının hukuka aykırı olduğu, sonuç ve kanaatine varılmış davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın kabulüne, .... sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline, Davaya konu marka karar tarihi itibariyle tescil edilmediğinden hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına, Alınması gereken 615,40.-TL harçtan peşin alınan 427,60.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 187,80.-TL maktu ilam harcının davalılardan alınarak hazineye irat kaydına, Davacı kendisini vekille temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 9.926,00.-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ile davalı kurum vekillerinin yüzüne karşı, diğer davalının yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ....yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.27.02.2025

Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır

MASRAF DÖKÜMÜ İlk Masraf : 916,00.-TL Bilirkişi Ücreti :8.000,00.-TL P.P :1.010,00.-TL TOPLAM :9.926,00.-TL

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/276, K. 2025/91, T. 27.02.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-276-e-2025-91-k-e6352036a366