İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/286 E. 2025/358 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/286
- Karar No
- 2025/358
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas - Karar No: 2024/286 Esas - 2025/358 T.C. ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/286 Esas KARAR NO : 2025/358 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 25/04/2024 KARAR TARİHİ : 28/05/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 28/05/2025 Mahkememizde görülen yukarıda yazılı davanın yapılan açık yargılaması sonunda; DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı işçi ...'a davacı kurum tarafından ödenen 549.449,86 TL kıdem tazminatının davalı yüklenici şirketlerde çalıştığı dönem oranına göre davalılardan tahsilini, davanın kabulü ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılardan tahsilini istemiştir. CEVAP : Davalı ...İnsan Kaynakları Ve Hizmet A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının taraf dava dışı işçi ile aralarında görülen davayı müvekkili şirkete ihbar etmediğini bu nedenle söz konusu davada verilen hükmünün müvekkili şirkete rücu etmesi mümkün olmadığını, davalı ile davacı arasında ticari ilişki bulunmadığından görev itirazı olduğunu, müvekkili şirketin işverenlik sıfatı olmadığından husumet itirazının olduğunu, işçinin asıl işvereni davacı olduğundan davanın müvekkili şirket yönünden husumetten reddini, davanın esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalılar ... ..... ..... vekili cevap dilekçesinde özetle; Zamanaşımı itirazlarının olduğunu, davacının dava dışı işçi ile aralarında görülen davayı müvekkili şirketlere ihbar etmediğini, davadan verilen hükmün bu nedenle müvekkil şirketlere rücu etmesinin mümkün olmadığını, işyeri devrinde makul süreyi aşan kesintinin varlığı halinde iş yeri devri olmadığının kabul edilerek değerlendirme yapılmasının gerektiğini, müvekkili şirketler yönünden davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. DELİLLER : Arabuluculuk son tutanağı, hizmet alımı sözleşmesi, dava dışı işçiye ait SGK hizmet dökümü, bilirkişi raporu, dava dosyasında bulunan diğer deliller. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, hizmet alımı sözleşmesinden kaynaklı rücuen tazminat istemine ilişkindir. Davacı ile ihale yolu ile işi üstlenen davalı firmalar arasında 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde tanımlanan asıl - alt işveren (yüklenici) ilişkisi bulunduğu, ihale sonucunda taraflar arasında hizmet alımı sözleşmeleri imzalandığı görülmektedir. Hizmet alım sözleşmeleri, ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş aktinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu'na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin, yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar.(Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 16/10/2023 tarih ve 2022/3158 E, 2023/3315 K sayılı ilamı). Tarafların gösterdiği delillerin toplanmasından sonra bilirkişi incelemesine başvurulmuş, 31/10/2024 tarihli İş Mevzuatından Kaynaklı Nitelikli Hesap Bilirkişi ...'ten alınan bilirkişi raporunda, dava dosyasında yer alan dilekçeler, dava dışı işçinin hizmet dökümü, 1 adet CD içindeki taraflar arasında imzalanan Hizmet Alım Sözleşmeleri ve diğer ilgili tüm dokümanların incelenmesi ve değerlendirilmesi sonucunda, davacının, kıdem tazminatını davalı işverenlere kendi dönemleriyle sınırlı olacak şekilde sorumluluk oranında nihai takdir mahkemeye ait olmak üzere rücu edebileceği tutarların; ... ..... ..... hazırlayan İş Mevzuatından Kaynaklı Nitelikli Hesap Bilirkişi ...'ten alınan 16/04/2025 tarihli ek bilirkişi raporunda ; mahkemece verilen ek rapora itirazlarının irdelenmesi görevi sonucunda; davacının itirazlarının ek raporda yapılan hesaplamaları değiştirici nitelikte bulunmadığı sonucunda varıldığı belirtilmiştir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında dosya kapsamı değerlendirildiğinde, taraflar arasındaki sözleşme ve ekindeki şartnameler kapsamında, sözleşme kapsamında çalıştırılan işçilerin işçilik alacaklarından davalı yüklenicilerin sorumlu olacağının kararlaştırıldığı, dava dışı işçinin davalıların ödemekle yükümlü olduğu işçilik tazminatının davacı tarafından ödenmek zorunda kalındığı, bilirkişi raporu ile dava dilekçesinde talep edilen alacak kalemleri birlikte değerlendirildiğinde, dava dilekçesinde fazla talep edilen alacak kalemleri yönünden davanın kısmen kabulü, diğer alacak kalemleri için ise taleple bağlı kalınmak suretiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Açılan davanın KISMEN KABULÜ ile; hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen 12.910,87 TL üzerinden takdir edilen 12.910,87 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 8-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine, Dair, hazır bulunan taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/05/2025
¸ e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır