İlk Derece Mahkemesi · İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/256 E. 2025/80 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/256
Karar No
2025/80
Karar Tarihi

T.C. İ ZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/256 KARAR NO : 2025/80 DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/03/2024 KARAR TARİHİ : 04/02/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 13.06.2023 ile 10.01.2024 tarihleri aralığında davalı tarafa kesilmiş 273.401,00-TL kalan bakiye fatura alacağı bulunduğunı, işbu faturaların hafriyat işleri bedeli olarak düzenlendiğini, müvekkili şirketinüzerine yüklenen yükümlülüğü yerine getirmiş olmasına rağmen faturalarda belirtili hafriyat işleri bedeli toplam 273.401,00-TL alacağı davalı şirketten tahsil edemediğini, Kemalpaşa İcra Dairesinin...ılı dosyası üzerinden icra takibi yapıldığını, davalı şirketin 23/01/2024 tarihli itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama ile sonuçlandığını beyan etmekle, davanınkabulüne, Kemalpaşa İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra takibinin devamına, kalan bakiye faturalar alacağının tahsiline, karşı tarafın kötüniyetli ve haksız itirazına karşılık alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın Kemalpaşa İcra Dairesinin...Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibi ile müvekkili şirketten alacaklı olduğu iddiasını dile getirdiğini ancak davacının hangi fatura alacakları için alacaklı olduğu, hangi iş nedeni ile böyle bir talepte bulunduğu anlaşılamadığı, müvekkil şirket ile davacı taraf arasında gerçekleştirilen ticari faaliyet nedeni ile müvekkili şirketin herhangi bir borcu bulunmadığını, ödenmemiş bir fatura alacağı bulunmadığını, davacı tarafça talep edilen ve ne ile ilişkilendirildiğini anlayamadığı alacak talepleri hiç yapılmamış iş nedeni ile doğan taleplere yönelik olduğu, müvekkil şirkete yapılmayan işler nedeni ile talepte bulunmasının kötü niyetli olduğunu, öte yandan davacı tarafça takip dayanağı olarak cari hesap metni kullanilmış olup, faturaların takip dayanağı olarak belirtilmediğini, huzurdaki davanın itirazın iptali davası olduğunu, takibe sıkı sıkıya bağlılık söz konusu olduğunu, hal böyle iken, davacının takip dayanağında yer verdiği faturalara delil listesinde dayanmasının mümkün olmadığından bahisle, davacının haksız ve yersiz davasının reddine, davacı aleyhine alacağın %20'sin az olmamak üzere davalıya ödenmesi üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : 1-Kemalpaşa Arabuluculuk Bürosunun... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, 2-Kemalpaşa İcra Dairesinin ...esas sayılı takip dosyası, 3-Davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, 4-Davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, 5-Davacı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar, 6-Davalı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar, 7-Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 02/12/2024 havale tarihli raporu, 8-Sair deliller. DAVA KONUSU : Açılan dava, taraflar arasındaki hafriyat işlerine dair bulunan ticari ilişki kapsamında davacı tarafından davalı şirkete verildiği iddia edilen hizmetler açısından davalı şirket adına düzenlenen fatura bedellerinden kaynaklanan alacağın davalı şirketten tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi talebine ilişkindir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesinde İcra Takibine İtirazın İptali; ''Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.'' şeklinde düzenlenmiştir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İcra ve İflas Kanunu'nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçladığı bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süresinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması hâlinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına da hükmedilebilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukuku, 2006, s. 219, 223). İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden; davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi, davanın kabulü halinde borçlu da, alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır. Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK. m.67/1). Alacaklı, alacağının varlığını Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir. Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olup olmamasına bakılmaksızın, bütün itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden; mahkemenin, borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi halinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır. Hemen belirtilmelidir ki, alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkar tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır. Yargıtay Daireleri ile Hukuk Genel Kurulunun kararlılık kazanmış uygulamasına göre; itirazın iptali davalarında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak icra inkâr tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlarının bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Nitekim aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.02.2020 tarihli ve 2017/3-957 E., 2020/99 K. sayılı kararında da vurgulanmıştır. Kemalpaşa İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklının davacı ...Ticaret Limited Şirketi tarafından, borçlunın ise davalı ... İhracat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi olduğu, davacı vekili tarafından davalı şirket aleyhinde 273.401,00-TL alacak bedeli üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın 23/01/2024 tarihli itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği görülmektedir. Davalı borçlu şirket vekili tarafından Menderes İcra Dairesinin...Esas sayılı dosyasında icra dairesinin yetkisine itiraz edildiği, itirazın iptali davaları açısından icra takibinin yetkili icra dairesinde açılmış olmasının dava ön şartı olması sebebiyle öncelikli olarak incelenmesi gerekmesi sebebiyle, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 50. maddesinde para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun yetkiye dair hükümlerinin kıyas yolu ile uygulanacağının, ayrıca takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesinin de takibe yetkili olduğunun düzenlendiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6. maddesinde genel yetkili mahkemenin davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğunun belirtildiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 10. maddesinde sözleşmeden doğan davaların sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceğinin belirtildiği, ayrıca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesinde taraflar arasında aksine bir anlaşmanın bulunmaması durumunda para borçlarının alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödeneceğinin düzenlendiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 19/2. maddesinde ise yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazında bulunan tarafın yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirmesi gerektiğinin, aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmayacağının belirlendiği, davalı borçlu vekilinin icra dairesinin yetkisine yönelik itirazında herhangi bir gerekçe bildirmediği gibi yetkili icra dairesini de göstermediği, bu kapsamda yetki itirazının usulüne uygun olmadığı anlaşılmakla, icra takibinde yer alan ödeme emrinde icra dairesinin yetkisine yönelik olarak yapılan itirazın reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219. maddesinde; ''Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir. Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir.'' hükmü bulunmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220. maddesinde ise; ''İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir. Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir. Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir.'' hükmü düzenlenmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesinde de; ''Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.'' hükmüne yer verilmiştir. 26/09/2024 tarihli duruşmanın 7 numaralı ara kararında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219/2. ve 222/1. maddelerinde tarafların delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtları ibraz ile yükümlü olduğu hüküm altına alındığından, davacı vekiline bilirkişi incelemesine esas olmak üzere davacı şirkete ait ticari defter ve belgeleri mahkememize sunmak veya ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. fıkrası uyarınca iki haftalık kesin süre verilmesine karar verilmiş olup, davacı vekili davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri verilen kesin süre içerisinde mahkememize bildirmiştir. 26/09/2024 tarihli duruşmanın 8 numaralı ara kararında ise davalı vekili adına davalı şirkete ait ticari defter ve belgeleri mahkememize sunmak ya da ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere; "6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219/2. ve 222/1. maddelerinde tarafların delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtları ibraz ile yükümlü olduğu hüküm altına alındığından, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. fıkrası uyarınca bilirkişi incelemesine esas olmak üzere dava konusu ticari defter ve belgeleri iki haftalık kesin süre içerisinde sunmanız veya bulundukları yeri bildirmeniz, verilen kesin süre içinde ticari defterlerin sunulmaması veya bulunduğu yerin bildirilmemesi durumunda söz konusu ticari defter ve kayıtlara delil olarak dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağınız ihtaren bildirilir." şerhini içeren tebligat çıkartılmasına karar verilmiş, davalı vekilinin davalı şirkete ait ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri verilen kesin süre içerisinde mahkememize bildirdiği görülmüştür. Gerekli bilgi ve belgelerin temini akabinde dosyanın Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişiye tevdi ile dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, davacı tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturalar, ödeme tutarları, Kemalpaşa İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası, taraflara ait ticaret sicil kayıtları, taraflara ait BA/BS formları, davacı şirkete ait ticari defter ve belgeler, davalı şirkete ait ticari defter ve belgeler ve sair deliller birlikte değerlendirilerek; taraflara ait ticari defter ve belgelerin usulüne uygun şekilde tutulup tutulmadığı, taraflara ait ticari defter ve belgelerin açılış ve kapanış onaylarının usulüne uygun şekilde yaptırılıp yaptırılmadığı, taraflara ait ticari defter ve belgelerin sahibi lehine delil vasfı taşıyıp taşımadığı, taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, var ise hangi sebeplerden kaynaklı olarak ticari ilişki bulunduğu, taraflar arasındaki hafriyat işlerine dair bulunan ticari ilişki kapsamında davacı tarafından 13/06/2023-10/01/2024 tarihleri arasında davalı şirkete verildiği iddia edilen hizmetlerin davalı şirkete verilip verilmediği, taraflara ait ticari defter ve belgelerde hizmetin verildiğine dair yazılı herhangi bir delil bulunup bulunmadığı, hizmet verilmiş ise hizmetler açısından davalı şirket adına düzenlenen fatura bedellerinden kaynaklı olarak davacı şirketin davalı şirketten alacağının bulunup bulunmadığı, alacağı var ise miktarı, icra takibinde işletilen faiz miktar ve oranının usulüne uygun şekilde işletilip işletilmediği hususlarının belirlenerek düzenlenecek raporun mahkememize sunulması istenilmiş olup, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişi 23/08/2024 havale tarihli raporunda sonuç olarak; davacı... Ltd. Şti. firmasının davalı ...San Tic Ltd firmasından, Kemalpaşa İcra Dairesinin ...akibinde 11.01.2024 takip tarihi itibarıyla 273.400,01-TL alacaklı olduğu, asıl alacak tutarına 11.01.2024 takip tarihinden itibaren yasal faiz talep edilebileceğini mütalaa etmiştir. Davalı vekilinin Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 02/12/2024 havale tarihli raporuna karşı beyan ve itirazlarının, taraflara ait sahipleri lehine delil teşkil eden ticari defter ve belgelerin aynı verileri içerdiği ve alacak borç verileri açısından birbirini doğruladığı anlaşılmakla reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur. Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, Kemalpaşa Arabuluculuk Bürosunun... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, Kemalpaşa İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyası, davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davacı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar, davalı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 02/12/2024 havale tarihli raporu ile sair deliller birlikte değerledirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın, taraflar arasındaki hafriyat işlerine dair bulunan ticari ilişki kapsamında davacı tarafından davalı şirkete verildiği iddia edilen hizmetler açısından davalı şirket adına düzenlenen fatura bedellerinden kaynaklanan alacağın davalı şirketten tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi talebine ilişkin olduğu, Kemalpaşa İcra Dairesinin...Esas sayılı dosyasınıda davacı vekili tarafından davalı şirket aleyhinde 273.401,00-TL alacak bedeli üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın 23/01/2024 tarihli itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, taraflara ait sahipleri lehine delil teşkil eden ticari defter ve belgelerin aynı verileri içerdiği ve alacak borç verileri açısından birbirini doğruladığı, her iki tarafın kanuni defter kayıtlarına göre de davacı şirketin davalı şirketten 11.01.2024 takip tarihi itibariyle 273.400,01-TL alacaklı olduğu, açıklanan gerekçeler dahilinde davacı tarafın iddialarını usulüne uygun deliller vasıtasıyla ispatladığı ve davalı şirket tarafından ödeme emrine yöneltilen itirazın haksız olduğu, alacağın faturaya dayanması sebebiyle likit mahiyette olduğu ve icra inkar tazminatı açısından yasal şartların oluştuğu anlaşılmakla, açılan davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Açılan davanın KABULÜ İLE, 1-Davalı...Limited Şirketinin Kemalpaşa İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasındaki icra takibine ilişkin İTİRAZININ İPTALİNE, Kemalpaşa İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyasındaki icra takibinin 273.401,00-TL asıl alacak bedeli üzerinden, asıl alacağa yıllık %9 oranında ve değişen oranlarda yasal faiz uygulanmak suretiyle devamına, 2-Alacak miktarı likit olduğundan takip konusu kabul edilen asıl alacak miktarı olan 273.401,00-TL'nin %20'si oranındaki 54.680,20-TL tutarındaki icra inkar tazminatının davalı ... Limited Şirketinden alınarak davacı... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine verilmesine, 3-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibarıyla alınması gereken 18.676,00-TL karar ve ilam harcından, davanın açılışı sırasında peşin olarak yatırılan 3.302,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 15.374,00-TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan 90,00-TL elektronik tebligat, 4,00-TL posta (KEP) masrafı, 3.500,00-TL bilirkişi ücreti, 3.302,00-TL peşin harç ve 427,60-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 7.323,60-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacının kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 43.744,16-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A (14) maddesi gereğince ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00-TL zorunlu arabuluculuk yargılama giderinin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 7-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 04/02/2025

Katip... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/256, K. 2025/80, T. 04.02.2025, www.arakarar.com/karar/izmir-7-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-256-e-2025-80-k-52f2fb3a0803