İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/222 E. 2025/17 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/222
Karar No
2025/17
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/222 Esas - 2025/17 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/222 KARAR NO : 2025/17

.... DAVA : Marka YİDK Kararının İptali DAVA TARİHİ : 09/05/2024 KARAR TARİHİ : 16/01/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/01/2025 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka .... Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, davacının “...” ibaresini ihtiva eden .... sayılı markanın tescili için dosyaladığı marka başvurusunun davalı firmanın “...”li markalarına dayalı olarak yaptığı itiraz üzerine diğer davalı .... tarafından kısmen dahi olsa nihai olarak reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira kısmi redde mesnet alınan marka ile davacının markasının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olmadığını, davalının markalarında geçen “...” ibaresinin .... karşılığının “çekicilik” olduğunu, tüketicilere ürün ya da hizmet satımında ilgili ibarenin kullanılmasının satılan ürün ya da hizmetin tüketiciye “çekici” kılınması amacı ile bilinçli olarak tercih edilebileceği noktasında herhangi bir ihtilaf bulunmadığını, ancak bu anlam farklılığının taraf markalarını kavramsal açıdan farklı kılmaya yettiğini, davacının markasındaki büyük - küçük harf kullanımı, özgün yazı tipi ve de kelimeler arasında yer alan boşluk göz önünde bulundurulduğunda, davacının markasının ....” komutunu ihtiva ettiğini, markada yer alan “YUKARI” unsuru ile ilgili komutun tamamlandığını, ayrıca davalının redde mesnet alınan markalarında farklı kelime ve şekil unsurlarının da kullanıldığını, dolayısıyla taraf markalarının genel görünümleri itibariyle de bir hayli farklı olduğunu, zaten de “...” ibaresinin yerleşik anlamı itibariyle markasal hüviyette zayıf bir ibare olduğunu ve kullanımının davacının tekeline verilemeyeceğini, nitekim bu ibarenin, uyuşmazlığa konu emtialar yönünden farklı kişi ve kuruluşlar adına.... nezdinde tescilli 89 ayrı markada kullanılmış olduğunu, dolayısıyla markaların karıştırılma ihtimalinin olmadığını, iddia ederek.... sayılı marka başvurusunun kısmen reddedildiği emtialar yönünden tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal düzeyde birbirleriyle karıştırılma ihtimali doğuracak derecede benzer olduğunu, davacının markasının esas unsurunun “...” ibaresi olduğunu, bu ibare ile davalı firma adına tescilli markaların esas unsuru olan “...” ibaresinin benzediğini, ayrıca davacının marka başvurusunun reddedildiği emtialar açısından, taraf markalarının aynı veya ilişkili emtialarda kullanılacağını, tüketicilerin markaların aynı işletmeye ait olduğunu düşüneceklerini, aksi düşünülse dahi işletmeler arasında ekonomik/idari bağlantı olduğu kanısına kapılacaklarını, yani somut olayda karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, davacı tarafından, markanın ret kararı verilen kısım yönünden tescil işlemlerinin devamına karar verilmesi talep edilmişse de, .... kararının iptali davalarında, mahkemeden marka tescil işlemlerine karar verilmesi talep edilemeyeceğini, marka tesciline ilişkin tüm süreçlerde ....’in münhasıran yetkili olduğunu, bu nedenlerle davadaki taleplerin reddinin gerektiğini savunmuştur. Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının “...”li markalarının ilkinin 1998 yılında ... nezdinde tescile bağlanmış olduğunu, halihazırda davalının “...”li 18 adet tescilli markasının seri marka oluşturduğunu, ayrıca davalının “...” markasının tanınmışlığının .... tarafından da kabul edilerek....sayı tahtında ilgili sicile şerh edilmiş olduğunu, davacının iddialarının aksine taraf markaları karşılaştırılırken ihtiva ettikleri yan unsurlar değil, esas unsurların dikkate alınması gerektiğini, taraf markalarının esas unsurları olan “...” ve “AL BENİ” ibarelerinin de ayniyete yakın benzer olduğunu, davacının markasına eklemiş olduğu “yukarı” ibaresinin de markaya herhangi bir ayırt edicilik katmadığını, davalının tescilli “...”li markalarına ilaveten, “... al” sloganını geçmişten bu yana jingle olarak kullanmakta olduğunu, davalının reklam filmlerinden de anlaşılacağı üzere “... al/ al beni al” sloganlarının ilk kez davalı tarafından kullanıldığını ve Türkiye’de hemen herkesin en az bir kez duyduğu, çoğunluğun aklına kazınmış sloganlar haline geldiğini, davalının “al beni al” reklamının sadece Youtube üzerinden 4,4 milyon kişi tarafından izlendiğini, zaten de taraf markalarının benzerliğinin .... tarafından da kabul edilmiş olduğunu, davacının markasının kapsamından çıkartılmış olan 30. Sınıftaki emtialar ile bunların 35. Sınıf altında satışı hizmetlerinin davalının markaları kapsamına giren emtialar ile aynı/benzer olduğunu, dolayısıyla bu emtialar yönünden taraf markalarının karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, davalının “...”li markalarının zayıf markalar olmadığını, davalının bu markaları için ciddi yatırımlar yaptığını ve yıllar boyunca bu markalarının tanınması için ciddi emek harcadığını, zaten de bu tanınmışlığın ... tarafından da kabul edildiğini, bu tanınmışlık ele alındığında davacının markasının kısmen reddedildiği emtialar yönünden tescile bağlanması halinde davacının haksız bir fayda elde edeceğinin ve davalının markalarının tanınmışlığının zara göreceğinin açık olduğunu, davacının kendisine marka olarak davalının tanınmış markasına bu derecede benzer bir ibareyi seçmiş olmasının davacının kötü niyetinin açık bir tezahürü olduğunu ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporu alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, .... kararının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, davacının 25.10.2022 tarihinde 29, 30, 32, 35 ve 43. Sınıflara giren emtialarda kullanılmak üzere dosyaladığı marka başvurusunun, .... tarafından tescil edilmek üzere 14.11.2022 tarihli ve 408 sayılı .... sayılı markalarına dayalı olarak itiraz ettiği, ...sayılı markaları yönünden kısmen haklı bulunarak davacının marka başvurusunun kapsamından, 30. Sınıfa giren emtiaların çıkartıldığı, bu karara her iki tarafın da itiraz ettiği, davacının itirazın da ... sayılı kararı ile nihai olarak reddedildiği, davalı firmanın itirazının ise kısmen kabul edilerek davacının başvurusunun kapsamından 35. Sınıf atlında 30. Sınıfa giren emtiaların satışı hizmetlerinin de çıkartıldığı, .... kararının ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER; İLTİBAS TEHLİKESİNİN/KARIŞTIRILMA İHTİMALİ; 6769 sayılı SMK’nın “Marka” başlıklı birinci kitabının birinci kısmında 6. Maddede “Marka tescilinde nispi ret nedenleri” düzenlenmiştir. Bu maddenin 1. Bendinde; “Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.” denilmektedir. “Aynı mal veya hizmet ” kavramı son derece açıktır. “Benzer mal veya hizmet” kavramında yer alan benzerliğin tespitinde ise piyasanın anlayışı ile halkın karıştırması ihtimali esas alınmalıdır. Aynı mallarda karıştırma tehlikesi yüksek olduğu gibi mallar arasında benzerlik oranı yükseldikçe karıştırma oranı da yükselecektir. Benzerliğin mevcudiyetini tespit için iki marka yan yana konulmak sureti ile markaların bütün olarak görünüşlerinin dikkate alınması uygundur. Alıcı olarak da ortalama zekâ, dikkat ve kültür düzeyindeki kişiler ölçü alınacaktır. Karıştırma ihtimali “ortalama tüketicilerin , her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurması”dır. Öğretide karıştırma ihtimali; “bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın, daha önceden tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesi” ya da “bir mal veya hizmetin alıcısının, yani genel anlamda halkın almayı tasarladığı, bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını veya hizmetini alma ihtimali (tehlikesi)” biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma, iki işaret arasındaki şekil, ses ve anlam benzerliğinden veya genel görünümünden (toplu intibadan) veya seri içine girmekten veya çağrıştırmadan doğabilir. Karıştırma ihtimali bulunup bulunmadığı incelemesi yapılırken başvurulan yöntemlerden biri de işaretlerin toplu olarak bıraktıkları izlenimdir. Buna göre; davaya konu markaların 6769 sayılı SMK’nın 6/1 bendi kapsamında incelenmesi esnasında sırayla; Markaların ayniyeti/benzerliği, Markaların üzerinde kullanılacağı mal/hizmetlerin ayniyeti/benzerliği, Markaların ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimali, üzerinde durulacaktır. Markaların ayniyeti/benzerliği: Davacı tarafın tescil ettirmek istediği marka ile davalı firmanın kısmi redde mesnet alınan tescilli markaları birlikte incelendiğinde; markaları oluşturan unsurların birebir aynı olmadığı gözetildiğinde, markaların ayniyetinden söz edilemeyecektir. Markaların benzerliği incelemesine geçildiğinde; bu incelemenin hangi kriterlere göre yapılacağı hususunda, doktrindeki ve yargı kararlarındaki yerleşmiş görüşler dikkate alınmalıdır. Buna göre de, öncelikle, birden fazla unsur ihtiva eden markalarla ilgili “markanın esas unsuru” ve “markanın bir bütün olarak ele alınması” incelemelerinin ve sonra da “markaların görsel, işitsel ve anlamsal açıdan benzerliğinin karşılaştırması” incelemesinin yapılması gerekmektedir. Şöyle, ki; Bir markada esas unsur, potansiyel müşteriler için ilk anda göze çarpıp hafızada yer eden unsurdur. Markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesi görsel, duyusal ve kavramsal açıdan en önemlisi potansiyel müşterinin bakış açısından yapılacaktır. Ayrıca, bir markayı oluşturan unsur, o markanın başka markalardan ayırt edilebilmesini sağlayan kelime, harf, sayı vs.den oluşan şekil olup, marka birden ziyade unsuru ihtiva ediyorsa, asıl unsuru markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hakim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajda aramak lazımdır. Zira; potansiyel müşteriler somut olaydaki gibi kelime, şekil, renk gibi unsurları bir arada ihtiva eden karma markalarda kelime unsuruna diğer unsurlara göre daha fazla önem vereceklerdir. Ayrıca, potansiyel müşteriler daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak (imperfect collection) tekrar marka tercihi yapacaklarından markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacaklardır . Davacının markası, şekil unsurundan yoksun, kelime markası hüviyeti ağır basan bir işarettir; işarette açık renkli dikdörtgen bir zemin üzerine, el yazısı karakterindeki koyu renkli harflerle, her biri aynı puntoda olacak şekilde, aynı satır üzerinde ayrı ve sadece baş harfleri büyük olacak şekilde yazılmış “...” kelime öbeği, tek unsur olarak kullanılmıştır. Bu öbeği oluşturan kelimelerin aynı olan yazım özellikleri itibariyle bütünleşik bir tamlama olarak algılandıkları ve bir bütün olarak, “...” kelime öbeği şeklinde, markanın esas unsuru oldukları, Davalının kısmi redde mesnet alınan markalarına bakıldığında ise; bunların bir kısmının sırf kelime markası, bir kısmının ise kelime, renk ve şekil unsurlarının bir arada kullanıldığı karma markalar olduğu, davalının karma markalarında, uyuşmazlık konusu olan “...” ibaresinin, işaretlerin genel görünümleri ve tümüne hâkim olan imajları içerisinde, tek başına ön planda olmadığı, diğer unsurlarla bütünleşik bir şekilde algılandığı ve bu işaretlerde esas koruma altına alınmak istenilen unsurun, “...” ibaresi değil, bütünleşik ambalaj görselleri olduğu, dolayısıyla; davalının karma markalarında esas unsurun tek başına “...” ibaresi olduğunun söylenemeyeceği, davalının diğer markalarında ise; düz yazım karakterindeki siyah renkli büyük harflerle yazılmış ibarelerden, “viva”11 ve “kurabiyem” ibarelerinin, yerleşik birer anlamı haiz kelimeler olduğu ve markasal hüviyette ayırt ediciliklerinin bulunmadığı göz önüne alındığında, davalının bu markalarında esas unsurun “...” ibaresi olduğu, Taraf markalarının esas unsurları olan “...” ve “...” ibarelerinin ilk kelimeleri arasındaki tek fark, ayrı yazılmış olmalarıdır. Ortalama bir tüketici, dilbilgisi kurallarından kaynaklı olarak markaların başlangıç seslerini oluşturan ibarelere normal şartlarda daha fazla dikkat etmekte ise, yani tüketiciler markaların başlangıçlarında yer alan ilk unsurlara, soldan sağa okuma alışkanlığı nedeniyle, daha fazla odaklanmaktadır. Ayrıca; potansiyel müşterilerin daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak tekrar marka tercihi yaptıkları ve bu nedenle de markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacakları gerçeği gözetildiğinde, davalının “...” markasını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davacının “...” markasıyla karşılaştığında bu markaları benzer bulmasının ihtimal dahilinde olduğu, Bu meyanda; markaların fonetik/duyusal/işitsel olarak karşılaştırılmasında, taraf markalarında esas unsurlarının aynı olan ilk kelimelerinin ayrı/birleşik yazılmış olmasının, bu ibarelerin okunuşları yönünden herhangi bir fark yaratmadığı göz önüne alındığında, markaların kulakta bıraktıkları “tını” itibariyle işitsel açıdan da yakınlaştığı, Diğer taraftan; söz konusu kelimelerin ayrı veya birleşik yazılmış olması, kavramsal açıdan farklı durumlar yaratmaktadır. Zira; “...” kelimesi, birleşik yazılmış haliyle, Türkçe’de; “çekicilik” yerleşik anlamını haizdir, halbuki “al beni” şeklinde ayrı yazılmış hali, farklı bir anlama, komut şeklindeki bir eyleme karşılık gelmektedir. Yine de; davalının dava dosyasına sunmuş olduğu reklam filmlerinden, “... al” sloganın davalı tarafından eski tarihlerden beri bir pazarlama sloganı/jingle olarak kullanıldığı ve “çekicilik” anlamına gelen “...” kelimesinin de “al beni” komutuyla yakın bir anlama sirayet ettiği fiili gerçekleri de gözetildiğinde, bu ibarelerin markasal hüviyette kullanımının tüketici zihninde yarattığı algının da farklılaştığının söylenmesinin mümkün olmadığı, Son olarak; her ne kadar davacı taraf, “...” ibaresinin, yukarıda yer verilen anlamı itibariyle, bilhassa uyuşmazlık konusu olan gıda ürünleri yönünden, markasal hüviyette ayırt ediciliği düşük bir ibare olduğunu ileri sürmüş ise de; davalının “...” markasının gıda sektöründeki bilinirliği ve dahi bu markanın ... sayı tahtında “tanınmış marka” statüsüne alınmış olduğu göz önüne alındığında, “ayırt ediciliği düşük” bu ibarenin geçtiği markaların koruma kapsamının arttığı, dava konusu edilen markanın davalının “...”li markalarının serisinin bir devamı olarak algılanabilecek nitelikte bir türemeye sahip olduğu ve alt marka algısı yaratmaya uygun nitelikte olduğu, Davalının .... sayılı kelime markaları özelinde, karşılaştırılan markalar arasında görsel, işitsel, kavramsal açılardan benzerlik olduğu, Markaların üzerinde kullanılacağı mal/hizmetlerin ayniyeti/benzerliği: 6769 sayılı SMK madde 6/1 gereğince incelenmesi gereken hususlardan biri de, markaların emtialarının benzer olup olmadığı hususudur. Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere, farklı sınıf ve/veya alt gruplarda yer alan mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının tespitinde, bahse konu mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin özellikleri dikkate alınmak suretiyle; Benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, Benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, Son kullanıcıları ve hedeflenen tüketici profilleri, Dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olup olmadığı, Birbirleri yerine ikame imkânlarının ve birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin bulunup bulunmadığı, Benzer markaları bu farklı sınıf ve alt gruplardaki mal veya hizmetler üzerinde gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurup kurmayacağı, Aralarında ham madde/yarı mamul/mamul ilişkisinin bulunup bulunmadığı hususları göz önünde tutulan kıstaslar arasındadır.

“Aynı mal veya hizmet” kavramı son derece açıktır. “Benzer mal veya hizmet” kavramında yer alan benzerliğin tespitinde ise piyasanın anlayışı ile halkın karıştırması ihtimali esas alınmalıdır. Aynı mallarda karıştırma tehlikesi yüksek olduğu gibi mallar arasında benzerlik oranı yükseldikçe karıştırma oranı da yükselecektir. Ortalama tüketici, markaları aynı anda incelemeye tabi tutmadığı gibi küçük ayrıntıları da dikkatli biçimde inceleyemez. Sadece geçmişte edindiği izlenimin etkisiyle hafızasında kalan ile yetinerek bir sonuca varmaya çalışır. Ortalama alıcı kitlesinin tamamı karıştırma tehlikesine maruz kalmasa bile bir kısmının bu risk altında bulunması dahi karıştırılma ihtimalinin gerçekleştiğinin kabulü için yeterlidir . Ancak; ortalama tüketicinin dikkat düzeyi, mal ve/veya hizmetlerin türüne göre değişebilmektedir. Eğer söz konusu olan mal ve/veya hizmet, kitlesel tüketim mal veya hizmetleri ise, ortalama tüketici makul derecede iyi bilgilendirilmiş ve bu derecede tedbirli, dikkatli kimsedir. Söz gelimi çiklet, çikolata, bisküvi gibi fiyat bakımından ucuz ürünlerin satın alınmasında tüketiciden beklenen dikkat düzeyi düşük olacaktır . Aynı şekilde, nispeten uygun fiyatla satılan, satın almadan önce uzun bir araştırma ve inceleme aşamasından geçmeyen, yani ucuz ve risk faktörü düşük ürünlerin alınması sırasında gösterilen özenin düşüklüğü, markalar arasında daha açık farklılıklar bulunmasını gerektirir . Yani, “ortalama tüketici”nin seviyesi, ilgili mal ve/veya hizmetlerin hangi tüketici kitlesine hitap ettiğinin tespit edilmesiyle bulunur. Mal/hizmetlerin günlük tüketim niteliği, hızlı alım satıma konu olması, ucuz olması ve önceki markanın hafızada bıraktığı izin tüketicinin tercihinde önemli etken olması gibi faktörler, ilgili “ortalama tüketici”nin seviyesinin belirlenmesinde önem arz eder. Somut uyuşmazlığa dönüldüğünde; davacının markasının kısmen reddedildiği, 30. Sınıfa giren, gıda ile ilintili emtialar ile bunların 35. Sınıf altında satışı hizmetlerinin hitap ettiği ortalama tüketici/alıcı kitlesinin bilinç/dikkat/özen seviyesi incelendiğinde; bu ürünlerin tüketiminin/ alımının yüksek dikkat göstererek yapılmadığı, dolayısıyla riski azaltmak için satın alma karar sürecinde genel olarak yoğun bir gayret içerisinde bulunulmadığı, bu yüzden de; ilgili tüketicilerin -ki bunlara çocuklar da dahildir- bilinç/özen/dikkat seviyelerinin yüksek olmadığı, Davalının markalarından, dava konusu edilen markaya benzediği tespit edilmiş olan .... ve.... sayılı markaların kapsamına giren emtialar, davacının markasının kısmen reddedildiği emtialar arasında yer aldığı gibi, 30. Sınıfa giren ve gıda ürünü olan emtialar ile davalının bu markalarının tescilli olduğu gıda ürünlerinin benzer ihtiyaçları gideren, benzer alıcı çevresine hitap eden, marketlerde aynı/yan yana reyonlarda satılan, birbirlerini tamamlayıcı niteliği olan, aynı kaynaklardan sağlanan ve aralarında ham madde/yarı mamul ilişkisi olan emtialar olması nedeniyle, somut uyuşmazlıkta; davacının markasının kısmen reddedildiği, 30. Sınıfa giren emtialar yönünden de, davalının .... sayılı markaları özelinde, emtia benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleşmiş olduğu, ayrıca; her ne kadar davalının bu markaları, 35. Sınıftaki satış hizmetleri yönünden tescilli değil ise de; bir takım emtiaların toptan/perakende satış hizmetlerine konu olması durumunda bu hizmetlerin aynı emtialar ile bağlantılı ve/veya benzer emtialar olduğu, doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında kabul edilmektedir. Zira; “Praktiker” kararında da belirtildiği üzere, “somut bir malı satmak için verilen bu hizmet tabiatıyla bu mal olmadan bir mana ifade etmeyecektir.” Ancak aynı tespitler; davacının markasının kısmen reddedildiği, 35. Sınıf altında, 32. Sınıfa giren emtiaların satışı hizmetleri yönünden yapılamamaktadır. Davalının, davacının markasına benzer olduğu tespit edilen markalarının tescilli olduğu “şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler”in, biralar, enerji içecekleri gibi ürünlerin satışı hizmetleri ile benzer alıcı çevresine hitap ettiği, benzer ihtiyaçları giderdiği, birbirlerini tamamladığı veya ham madde/yarı mamul ilişkisinin kurulabileceğinin söylenemeyeceği, Sonuç olarak; somut uyuşmazlıkta, davacının markasının kısmen reddedildiği, 30. Sınıfa giren emtiaların tamamı ve bunların 35. Sınıf altında satışı hizmetleri yönünden ayniyet/benzerlik/türdeşlik şartının gerçekleşmiş olduğu, 35. Sınıf altında, 32. Sınıfa giren emtiaların satışı hizmetleri yönünden ise bu şartın gerçekleşmemiş olduğu, bu durumun, davalının .... sayılı kelime markaları yönünden de geçerli olduğu, Markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali: 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesinde düzenlenen nispi ret nedeni, markaların ortalama tüketicileri nezdinde ilişkilendirilme ihtimali de dahil bir karıştırma ihtimalinin bulunup bulunmadığı hususuna dayalıdır. Karıştırma ihtimali “ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurması” olarak tanımlanabilir. Öğretide karıştırma ihtimali, “bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önceden tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple aynı ya da benzer olduğu için, önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesi” ya da “bir mal veya hizmetin alıcısının, yani genel anlamda halkın algılamayı tasarladığı, bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını veya hizmetini alma ihtimali (tehlikesi)” biçiminde tanımlanmaktadır. Öte yandan bir mal ve/veya hizmetin gerçek ve potansiyel tüketici /müşteri kitlesi arasında iki ayrı işletmeye ait mal veya hizmetin aynı işletmeden kaynaklandığı ya da bu mal veya hizmetlerin farklı işletmelere ait olduğu fark edilse bile, markalar ya da işletmeler arasında bir bağlantının bulunduğu yönünde bir algının ortaya çıkması ihtimali halinde de karıştırma ihtimalinin varlığından söz edilmektedir. SMK m. 6/1 kapsamında bir iltibasın varlığının tespitinde doktrin ve yargı kararlarında esas olarak şu ilkeler ortaya konmaktadır: Görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, Çağrıştırma, Bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, Malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, Markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman. Karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkışında mal ve hizmetler arasındaki daha az bir benzerliğin markalar arasındaki daha yüksek bir benzerlik düzeyi ile dengelenebileceği kabul edilmektedir. Somut olay açısından bakıldığında; davalının ..... sayılı kelime markaları özelinde, taraf markalarında esas unsur hüviyetinde kullanılmış olan “...” ve “...” kelimelerinin/kelime öbeklerinin başlangıç kısmındaki ortaklıktan hareketle, işaretlerin görsel, işitsel ve kavramsal açılardan yakınlaştığı, bu ortaklık sebebiyle; potansiyel müşterilerin daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak tekrar marka tercihi yaptıkları ve bu nedenle de markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacakları gerçeği gözetildiğinde, davalının “...” markasını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davacının “...” markasıyla karşılaştığında bu markaları “benzer bulması” ihtimalinin doğduğu, ayrıca; davacının markasının kısmen reddedildiği, 30. Sınıfa giren emtialar ile bunların 35. Sınıf altında satışı hizmetleri özelinde, davalının .... sayılı markaları yönünden, emtiaların ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının da gerçekleştiği, bu emtiaların hitap ettiği tüketicilerin bilgi/bilinç/dikkat/özen seviyesi yüksek de olmadığından, bu emtialarda “...” ve “...” ibarelerinin markasal hüviyette farklı firmalar tarafından kullanılması halinde tüketicilerin söz konusu emtiaların aynı şirketten veya ekonomik olarak bağlantılı şirketlerden geldiği düşüncesine kapılma tehlikesinin ve karıştırma ihtimalini yarattığı, tüketicilerin iki farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlamaları halinde bile, her iki markanın sahibi arasında idari/işletmesel bir bağlantı bulunduğunu, ortak bir çalışma kapsamında iş yapıldığını düşünebilecekleri, davacının markasının, davalının sayılan kelime markalarının tescili kapsamına giren emtialar açısından davalının hedef pazarındaki tüketici/müşteri kitlesi nezdinde karışıklık yaratabileceği, Sonuç olarak; somut uyuşmazlıkta, davalının .... sayılı kelime markaları özelinde, taraf markaları arasında, davacının markasının kısmen reddedildiği, 30. Sınıfa giren emtialar ile bunların 35. Sınıf altında satışı hizmetleri yönünden, SMK m. 6/1 hükmü kapsamında karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin (kısmen) bulunduğu, Netice itibariyle, Davalının .... sayılı kelime markaları özelinde, karşılaştırılan markaların/işaretlerin görsel, işitsel, kavramsal açılardan benzer olduğu, Davacının markasının kısmen reddedildiği; 30. Sınıfa giren emtiaların tamamı ve bunların 35. Sınıf altında satışı hizmetleri yönünden ayniyet/benzerlik/türdeşlik şartının (kısmen) gerçekleşmiş olduğu, gıda ile ilintili olan emtiaların hitap ettiği ortalama tüketici kitlesinin seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesinin yüksek olmadığı, Karşılaştırılan markalar arasında, davacının markasının kısmen reddedildiği ve 30. Sınıfa giren emtiaların tamamı ve bunların 35. Sınıf altında satışı hizmetleri yönünden karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin kısmen bulunduğu, “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için ‘Biralar; bira yapımında kullanılan preparatlar. Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri’nin bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)” hizmetleri yönünden ise bulunmadığı kanaatlerine varılmış davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın Kısmen Kabulüne, .... sayılı kararının 35. sınıf "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için "biralar; bira yapımında kullanılan preparatlar. Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. Enerji içecekleri (alkolsüz) protein ile zenginleştirilmiş sporcu içeceklerinin bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)" hizmetleri bakımından iptaline, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen Türk Patent’e gönderilmesine, Alınması gereken 615,40-TL harçtan peşin alınan 427,60.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 187,80.-TL maktu ilam harcının davalılardan alınarak hazineye irat kaydına, Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davanın kısmen reddolunması ve davalıların kendilerini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Davanın kabul ret oranının takdiren %50 olarak kabulüne, Harcın davanın yalnızca kabul edilen kesimi üzerinden alınması sebebi ile davacının peşin yatırdığı 427,60-TL ilâm harcının tamamının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davacının bunun dışında yapmış olduğu aşağıda dökümü yazılı 8.813.40.-TL yargılama giderinin %50'sinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Davalı şirketin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum ile şirket vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.16.01.2025

Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır MASRAF DÖKÜMÜ İlk Masraf : 488,40.-TL Bilirkişi Ücreti : 8.000,00.-TL P.P : 325,00.-TL TOPLAM : 8.813,40.-TL

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/222, K. 2025/17, T. 16.01.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-222-e-2025-17-k-a48d47aeb7fd