İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/187 E. 2026/458 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/187
- Karar No
- 2026/458
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/187 Esas KARAR NO : 2026/458
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 17/04/2019 KARAR TARİHİ : 02/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA/ Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkili firmanın davalı tarafın işlettiği otellere perde yaparak takma konusunda anlaştığını, davalı tarafın; 27.03.2018 tarihinde 1.000.-TL, 27.03.2018 tarihinde 1.000-TL, 04.04.2018 tarihinde 4.000.-TL, 27.04.2018 tarihinde 4.000.-TL, 23.05.2018 tarihinde 1.200.-TL, 22.06.2018 tarihinde 7.500.-TL, 01.10.2018 tarihinde 2.000 -TL ve 26.10.2018 tarihinde 2.000.-7TL olmak üzere toplamda 21.700-TL ödemede bulunduğunu, davalının yaptığı bu ödemlerin müvekkili firmanın hesaplarına aktarıldığını ve resmi borcundan düşüldüğünü, fakat bakiye kalan 13.324,45 -TL'nin davalı tarafından ödenmediğini, Davalı hakkında ... 8. İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatmalarına rağmen davalı tarafın bakiye kalan borcuna haksız olarak itiraz ettiğini, Davalı tarafın itiraz dilekçesinde kendisine fatura kesilmediğinin iddia edilmesine rağmen davalı tarafa 01.12.2018 tarihinde faturasının kesildiğini ve posta ile kendisine gönderildiğini, davalı taraf ödemeleri sözlü anlaşma çerçevesinde yapıldığını söylemiş ise de ödemelerin aksatıldığını, Davalı tarafın müvekkili firmanın hiçbir sözünü yerine getirmediğini beyan etmesine rağmen müvekkili firmanın hangi sözünü yerine getirmediğini açıklamadığını, müvekkili firmanın davalıya taahhüt ettiği işi yaparak teslim ettiğini, Davalı tarafın itiraz dilekçesinde otelinin zarar gördüğünü ve duvar kağıtlarının fazla kullanıldığını beyan ettiğini fakat somut bir zarar açıklamadığını, bu güne kadar müvekkili firmaya zarar gördüğüne dair bir ihbar ve uyarıda bulunmadığını, davalının bu itirazının alacak talebinde bulunan müvekkili firmaya yöneltilen haksız bir itham olduğunu, yine fazla kullanıldığı iddia edilen duvar kağıtlarının fazla kullanılmadığını, zaten bu itirazların alacak talebinden sonra yapılan haksız itirazlar olduğunu belirterek, müvekkili tarafça açıklanan nedenlerle ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; ... 8. İcra Müdürlüğü... E. Sayılı dosyasından talep edilen asıl alacak olan 13.324,45.-TL'ye yapılan itirazların iptaline, takibin devamına, asıl alacakların takip tarihinden itibaren Merkez Bankası avans faizi oranında işletilmesine, takibe haksız itiraz sebebiyle davalının %20 icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, mahkeme masrafı ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA/ Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Davacı yanca ikame edilen huzurdaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talepli davanın tamamen mesnetten yoksun olduğunu, öncelikle davaya konu icra takibine müvekkili şirketçe usulüne uygun şekilde itiraz edildiğini, takibe itirazın usulüne uygun olmadığı yönündeki davacı taraf iddialarının hukuka uygun olmadığını, Davacı tarafın icra takibine konu faturaların içeriğindeki mal ve hizmetleri müvekkili şirkete sağlamış olmadığını, ifa yükümlülüğünü yerine getirmeyen tarafın doğmamış alacağı yönünden takip başlatmasının kötüniyetli olduğunu, davacı yanın faturalara konu hizmetin ifa edildiğini iddia etmesi durumunda bunu ispatla mükellef olduğunu, ... ile yapılan görüşme sonrası yazıya dökülmüş el yazılı defterinde total 26.000 TL yazdığı halde 30 bin TL sahte talepte bulunulup kendisinin şehir dışında olması sebebi ile de ortalama 10 ay sonra usulsüz şekilde faturanın fazla kesildiğini, normalde fatura kesmeyip açıktan çalışacaklarını söylemiş olduklarını, buna rağmen kendisinin kendi şirket hesabından onların verdiği şahsi hesaba EFT yaptığını, oysaki firmanın iyi niyetli olmuş olsa var olan şirket hesabını vermesinin zorunlu olduğunu, Satın alınan malın ayıplı çıkması durumunda malın tüketiciye teslim tarihinden itibaren iki yıl içinde tüketicilerin; bedel iadesi, malın ayıpsız misliyle değişimi, ayıp oranında bedel indirimi veya ücretsiz onarımı isteme haklarının olduğunu, fakat ağustos 2018'de taleplerinin cevapsız kaldığını, her seferinde ödeme yapıldıktan sonra bakılacağı söylenmesine rağmen herhangi bir düzeltme yoluna gidilmediğini veya değişim içinde bir girişimde bulunulmadığını, talepte bulunduğu süreçte fatura da kesmedikleri için resmi yollardan haklarını talep edemediklerini, sonrasında usulsüz olarak fatura kesildiğini ve mali müşaviri işletme dışında hizmet verdiği için haberi olmadığını, kendisi de şehir dışında olduğu süreçte 10 ay sonra fatura kesildiğini ve aralarında anlaşmazlık çıkınca hakkını sözlü ve yazılı olarak istemek dışında resmi bir işlem yapamamış olduğunu, bundan sonraki süreçte tüketici mahkemesine başvuru yapılacağını, Taraflar arasındaki ticari ilişki ve borç-alacak durumlarının tarafların sözlü anlaşma ve görüşmeleri ile baki olduğunu, iş ve hizmetin sağlanma sürecinin Mart 2018 olup faturanın; kendisinin haberi olmadan aradan neredeyse 10 ay geçtikten ve karşılıklı anlaşmazlık sonucu soruna dönüşüp firması ve şahsı mağdur edildikten sonra bilinçli olarak şehir dışında olduğu süreçte annesi beyin ameliyatı sebebi ile yoğun bakımda yatarken usulsüz olarak kesildiğini ve postalandığını, kendisinin; gayri ihtiyari olarak son süreçte gelen mahkeme evrakları ile fatura geldiğini gördüğünü, orijinal faturayı görmediği için iade edilemediğini ve işlem yapılamadığını, akabinde hemen mali müşavirine ilettiğinde faturanın olduğunu hiçbir firmaları ile bu tarz sorunlar yaşamadıkları için kendisinin annesine yoğun bakım sürecinde refakat etmesi sebebi ile bu sıkıntı olan firma olduğunu anlamayıp işleme aldıklarını, yeminli mali müşavirleri ve bilirkişi olarak adliyede görevli olan ...'ın da konuya aynı şekilde şahitlik edeceğini, kendisinin ve firmasının takibe konu fatura ile ilgili alacaklı görünen tarafa herhangi bir borcunun bulunmamakta olup ticari defterler incelendiğinde süresinde faturanın kesilmeyip sorun olduğu süreçten sonra bu yola başvurulduğunun ve bunun hileli bir yaklaşım olduğu hususunun açıklığa kavuşacağını, bu şekilde haksız kazanç yoluna gitmiş bulunmalarının yargıyı yanıltma amaçlı olduğunu, akabinde firmaya aradaki fark kadar iade faturası kesildiğini ve postalandığını, teslim almayacaklarını düşünseler de yeni haberleri olduğu için resmi yapılması gereken işlemin yapıldığını, ayrıca her mahkemeye sunulan evrakı şahsen incelediğinde farklı farklı rakamlar gördüğünü, şahsen avukat beyin de bu evrakları sağlıklı incelemediğini yapılan yanlış beyanlara göre sırf ilave gelir elde etmek için bu şekilde rakamlar sunduğunu düşündüğünü, bunun da iş ahlakı dışında bir yaklaşım olması sebebi ile avukatın meslekten yanlış ve yalan beyan sebebi ile ihraç edilmesini talep ettiklerini, Yukarıda verdikleri bilgiler ışığında davacının iyiniyetli olmadığının açık olduğunu, 350 sıra nolu VUK Genel Tebliği gereği Mal ve hizmet alımları ilgili olarak mükelleflerin BA ve BS formları düzenlemek zorunda olduklarını ve 5000 TL üzeri tüm faturalar için geçerli olduğunu ancak firmadan taraflarına bu şekilde bir düzenleme de yapılmadığını, bu nedenle açılan borca itiraz davasındaki borç iddiasını kabul etmediklerini, belirterek, müvekkili tarafça izah ettikleri üzere; işin kusurlu ve eksik yapıldığını kabul ederek, ancak davacının kötüniyetli olarak takibin ve iş bu davanın açılmasına sebebiyet vermesi nedeni ile kendi lehine yargılama gideri ve ücreti vekalete hükmedilmesine, kötüniyetli olduğu açıkça görülen davacının 20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE/ Dava, İİK m.67 kapsamında itirazın iptali davasıdır. Dava konusu uyuşmazlık; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. Taraflar arasında davacı yanca davalıya ait ...'teki ... isimli iş yerine perde yapımı ve montajı ile duvar kağıdı montajı yapılması konusunda sözlü eser sözleşmesi akdedilmiş olup, bu husus tarafların da kabulündedir. Dosya kapsamından; davacı yüklenici yanca davalı hakkında cari hesap alacağı ve 01/12/2018 tarihli toplam 30.024,45 TL bedelli faturaya istinaden ... 8.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından 15/02/2019 tarihinde 13.324,45 TL asıl alacak ile 541,01 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 13.865,46 TL'nin tahsili için ilamsız takip yapıldığı, taraflar arasında sözlü eser sözleşmesi akdedildiği ve faturaya konu malın davalı iş sahibine teslim edildiği hususları uyuşmazlık konusu değilse de kararlaştırılan iş bedelini ortaya koyan, yazılı herhangi bir belge ve sözleşme sunulamadığı anlaşılmaktadır. Davacı vekili; eldeki davada davalı yanca müvekkiline iş bedeline istinaden 21.700,00 TL ödendiğini ancak bakiye 13.324,45 TL iş bedelinin ödenmediğini ileri sürerek iş bedelinin 35.024,45 TL olduğunu ileri sürmüş, iş bedeline ilişkin alacağını faturaya dayandırmış, davalı ise; iş bedelinin 26.000,00 TL olarak kararlaştırıldığını, teslim edilen ürünlerin ayıplı olması nedeniyle semen tenzili istediğine dair savunma yapmış, mahkememizce kaldırma kararı öncesi verilen 03/07/2020 tarihli kararla davalı yanca faturaya itiraz süresi içinde ayıp iddiasında bulunulmadığı gerekçesiyle davalı yanın ticari defterlerinin incelenmesi sonucu muhasebeci Nükhet Bağdatoğlu tarafından düzenlenen 03/12/2019 tarihli bilirkişi raporu esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kural olarak, eser sözleşmelerinde işin yapıldığını ve teslim edildiğini kanıtlamak yükleniciye, eserin ayıplı olduğunu kanıtlama külfeti ise iş sahibine aittir. Eser sözleşmesinde yüklenicinin ayıptan sorumluluğu TBK'nın 474 ile 478. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Yüklenicinin ayıptan sorumlu olabilmesi için eserin iş sahibine teslim edilmesi, eserin ayıplı olması, eserin iş sahibi tarafından kabul edilmemiş veya kabul edilmek zorunda olunmaması, eserin iş sahibi tarafından muayene ve ihbar külfetinin yerine getirilmiş olması, eserdeki ayıbın iş sahibinin tutumundan kaynaklanmamış olması ve son olarak ayıplı teslimden doğan hakların süresi içinde kullanılması gerekmektedir. Ayıp, teslim edilen eserde sözleşme ile kararlaştırılmış olan veya dürüstlük kuralına göre olması gereken ya da kanunun öngördüğü niteliklerin bulunmaması olarak nitelendirileceğinden ayıplı bir eserin imali ve teslimi sözleşmenin gereği gibi ifa edilmediğini gösterir. Eserin teslim alınmasından sonra açıkça görülen veya usulüne göre yapılan bir muayene ile görülebilen ayıplar açık ayıp, bu şekilde tespit edilemeyen ancak zaman içerisinde eser kullanılırken ortaya çıkan ayıplar ise gizli ayıp olarak nitelendirilir. TBK'nın 474/1.maddesi gereğince açık ayıplar bakımından iş sahibi işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve uygun bir süre içerisinde tespit ettiği ayıpların yükleniciye bildirmekle yükümlüdür. İş sahibi bu külfetleri yerine getirmezse ayıp dolayısıyla kendisine tanınan haklardan yararlanamayacaktır. Bu külfetlerin yerine getirilmemesi iş sahibinin yükleniciye karşı sorumluluğunu gerektirmemekte, sadece ayıplı eser teslimi dolayısıyla sahip olduğu haklardan yararlanamaması sonucunu doğurmaktadır. TBK'nın 477/1. maddesi gereğince gizli ayıplar açısından ise, ayıbın varlığı zaman aşımı süresi içerisinde vakit geçirilmeksizin yükleniciye bildirilmelidir. Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihat ve uygulamalarında eser sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda ayıp ihbarının her türlü delile ve bu arada tanık beyanı ile de kanıtlayabileceği kabul edilmektedir. Davalı süresi içinde verdiği 13/05/2019 tarihli cevap dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında işin ayıplı yapıldığı yönde savunmada bulunmuş, dosyada bulunan 02/08/2018 tarihli WhatsApp yazışması ile de ayıp ihbarında bulunduğu görülmüştür. Mahkememizce 10/09/2024 tarihli duruşma ara kararı ile davalı vekiline işin ayıplı ifa edildiği yönündeki savunmaları bakımından tüm delillerini dosyaya ibraz etmesi istenilmiş, davalı vekili tarafından sunulan 24/09/2024 tarihli beyan dilekçesi ile 18/01/2021 tarihli ... 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... D.iş sayılı dosyasından alınan tespit raporu dosyaya sunulmuştur. Mahkememizce 23/122024 tarihli ara karar ile mahallinde keşif yapılmasına karar verilmiş ise de, davalı vekilinin 21/01/2025 tarihli duruşmada davalının, keşif kararı verilen taşınmazın bulunduğu adresten taşınmış olduğu, keşif yapılmasında hukuki yararın bulunmadığına ilişkin beyanları doğrultusunda keşif ara kararından rücu edilerek dosyanın kaldırma kararı doğrultusunda bilirkişiye tevdine karar verilmiştir. Mahkememizin 21/01/2025 tarihli duruşmasının 2 nolu ara kararı ile dosyanın perdecilik alanında uzman tekstil mühendisi Bilirkişi ...'e tevdii ile tarafların iddia ve savunmaları İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15.HD'nin kaldırma kararı doğrultusunda davalının işin ayıplı ifa edildiği yönündeki savunması değerlendirilerek ayıp iddiasının niteliğine göre ayıp ihbarının makul sürede yapılıp yapılmadığı, ayıp ihbarının süresinde yapılmış olması halinde davacı yüklenicinin sözleşme ile davalı iş sahibine ait yaptığı işlerin yapıldığı yıllar itibari ile mahalli piyasa rayiç bedelinin hesaplanması varsa ayıplı işler bedeli ile davalı yanca yapıldığı sabit olan ödemeler düşüldükten sonra davacının alacağının bulunup bulunmadığı konusunda rapor alınmasına karar verilmiş, mahkememiz dosyası bilirkişi ...'e tevdi edilmiş ve bilirkişi tarafından düzenlenen 08/12/2025 tarihli raporda özetle; " İşin yapıldığı zaman dikkate alındığında, davacının faturasının yapılan işle ve bedel olarak piyasa şartlarıyla uyumlu olduğu, ... 10.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... D.iş dosyası üzerinden yapılan tespit bilirkişi raporuyla; davacının davalı işyerinde yaptığı işlerle ilgili, duvar kağıtlarının birleşim yerlerinde gayri nizami kesim nedeniyle çizgilerde kaçmalar olduğu, kağıt iyi yapıştırılmadığından kaymalar ve bombeler olduğu, perde arkasında kalan kısımlarda duvar kağıdının eksik bırakıldığından açık ayıplı olduğu ve yer yer duvar kağıdının kıvrılarak kalktığından gizli ayıplı olduğunun tespit edildiği, davacının yapmış olduğu duvar kağıdı yapıştırma işini ayıplı olarak gerçekleştirdiği, taraflar arasında gerçekleşen 02.08.2018 tarihli whatsapp yazışmasıyla davalının açık ayıpları, işin olağan akışına göre iş yapıldıktan hemen sonra, davacıya ayıp ihbarında bulunarak bildirdiği, Davacının yapmış olduğu duvar kağıdı yapıştırma işlemi ayıplı olduğundan, tespit edilen ayıplar göz önünde bulundurularak, davacının faturasındaki duvar kağıdı yapıştırma bedelinden ayıplar oranında 30 (19.799,93 x 0,30 — 5.939,98 TL) bedelde tenzilatı davalının davacıdan talep edebileceği, 03.12.2019 tarihli mali bilirkişi raporuyla 15.02.2019 takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 8.324,45 TL alacaklı olduğu tespit edildiği, ayıplı iş nedeniyle davalının davacıdan talep edebileceği 5.939,98 TL bedelde tenzilatın davacı alacağından mahsubu sonrasında davacının davalıdan (8.324,45-5.939,98=)2.384,47 TL alacaklı hale geleceği kanaatine varıldığı " yönünde rapor düzenlendiği görülmüştür. Mahkememizin 10/02/2026 tarihli duruşmasının 2 nolu ara kararı ile Davacı vekilinin itirazları doğrultusunda dosyanın önceki Bilirkişiye tevdine karar verilmiş, mahkememiz dosyası bilirkişi ...'e tevdi edilmiş ve bilirkişi tarafından düzenlenen 09/03/2026 tarihli ek raporda özetle; " Somut olaydaki iddia, savunma, vakıa ve sunulan belgeler Mahkemenin tarafıma tevdi ettiği görev kapsamında değerlendirildiğinde; davacının kök bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazları yukarıda değerlendirilmiş olup, kök rapordaki tespit ve değerlendirmelerimde herhangi bir değişiklik bulunmamaktadır. " yönünde görüş bildirildiği görülmüştür. Yukarıdaki açıklamalar ışığında, toplanan deliller, Bölge Adliye Mahkemesi Kaldırma Kararı uyanca alınan bilirkişi raporları bir arada değerlendirildiğinde, ... 10.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin...D.iş dosyası üzerinden yapılan tespit bilirkişi raporuyla bilirkişi davacının davalı işyerinde yaptığı işlerle ilgili, duvar kağıtlarının birleşim yerlerinde gayri nizami kesim nedeniyle çizgilerde kaçmalar olduğu, kağıt iyi yapıştırılmadığından kaymalar ve bombeler olduğu, perde arkasında kalan kısımlarda duvar kağıdının eksik bırakıldığından açık ayıplı olduğu ve yer yer duvar kağıdının kıvrılarak kalktığından gizli ayıplı olduğunun tespit edildiği, davalı tarafından dosyaya sunulmuş olan fotoğraflarda da bilirkişinin tespit ettiği ayıpların görüldüğü, davacının yapmış olduğu duvar kağıdı yapıştırma işini ayıplı olarak gerçekleştirdiği kanaatine varıldığı, taraflar arasında gerçekleşen 02.08.2018 tarihli whatsapp yazışması incelendiğinde; davalının açık ayıpları, işin olağan akışına göre iş yapıldıktan hemen sonra, davacıya ayıp ihbarında bulunduğu, Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihat ve uygulamalarında eser sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda ayıp ihbarının her türlü delille ispatlanabileceğinin kabul edildiği, teknik bilirkişi raporuna göre, işin yapıldığı zaman dikkate alındığında, davacı faturasının piyasa şartlarıyla uyumlu olduğu, davacının yapmış olduğu perde ürününde herhangi bir ayıp tespit edilmemiş ise de, davacının yapmış olduğu duvar kağıdı yapıştırma işleminin ayıplı olduğundan, tespit edilen ayıplar göz önünde bulundurularak davacının faturasındaki duvar kağıdı yapıştırma bedelinden (360 m2 x 46,61 TL/m2 x 1,18 (KDV) = 19.799,93 TL) ayıplar oranında %30 (19.799,93 x 0,30 =5.939,98 TL) bedelde tenzilatı davalının davacıdan talep edebileceği, kaldırma kararı öncesi alınan 03.12.2019 tarihli mali bilirkişi raporuyla 15.02.2019 takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 8.324,45 TL alacaklı olduğu tespit edilmiş olup, ayıplı iş nedeniyle davalının davacıdan talep edebileceği 5.939,98 TL bedelde tenzilatın davacı alacağından mahsubu sonrasında davacının, davalıdan 2.384,47 TL alacaklı hale geleceği kanaatine varılmakla, Mahkememizce tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davanın kısmen kabulü ile davalı tarafından ... 8. İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı dosyasından başlatılan takibe yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 2.384,47-TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, takip tarihinden itibaren fiili ödeme gününe kadar asıl alacağa yıllık %19,50 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, Alacak likit olmadığından yargılamayı gerektirdiğinden İcra İnkar Tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davanın KISMEN KABULÜ ile davalı tarafından ... 8. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasından başlatılan takibe yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 2.384,47-TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-)Takip tarihinden itibaren fiili ödeme gününe kadar asıl alacağa yıllık %19,50 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, 3-)Alacak likit olmadığından yargılamayı gerektirdiğinden İcra İnkar Tazminatı talebinin reddine, 4-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 732,00-TL karar harcının, peşin yatırılan 227,55-TL harçtan mahsubu ile noksan kalan 504,45-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-)Davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 2.384,47-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-)Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 2.384,47-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 7-)Davacı tarafından yapılan toplam 3.245,20-TL yargılama giderinden davanın kabul red miktar ve oranı göz önüne alınarak hesaplanan 580,74-TL yargılama giderinin ve 227,55-TL peşin harç ve 44,40-TL başvurma harcı toplamı 852,69-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 8-)Davalı tarafından yapılan toplam 5.200,00-TL yargılama giderinden davanın kabul red miktar ve oranı göz önüne alınarak hesaplanan 4.269,44-TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 9-)6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ret oranına göre hesaplanması sonrası 236,21-TL'nin davalıdan, 1.083,79-TL'nin ise davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, mahkememiz gerekçeli kararının HMK 345 maddesi gereğince taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenebilmesi için tarafların istinaf yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 02/06/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır