İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/128 E. 2024/420 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/128
Karar No
2024/420
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/128 Esas - 2024/420 T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/128 KARAR NO : 2024/420

DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü DAVA TARİHİ : 13/03/2024 KARAR TARİHİ : 17/10/2024 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 21/10/2024

Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı taraf vekili dava dilekçesi ve sair beyanlarında özetle; ... markasının, yıllardır bünyesindeki restoran zinciriyle, sektöründe Türkiye’nin lider firmaları arasında yer aldığını, Türkiye genelinde 50'den fazla ilde yaklaşık 200 tane restoranıyla Türkiye’nin en yaygın ... zinciri olduğunu, davalının 35. ve 43. sınıfta yer alan hizmetleri için ... sayılı "... ..." ibaresinden oluşan marka başvurusuna yapılan itirazın ... ve ... tarafından red edildiğini, dava konusu markanın müvekkilinin, ... markası ile görsel, kelimesel, anlamsal ve işitsel olarak iltibas yarattığını, daha önceden tescil edilmiş seri markaları ile ayniyet derecesinde benzer olduğunu, aynı sınıftaki hizmetleri kapsadığını, tüketicide bu markaların idari, organik, ekonomik yönden bağlantılı veya devamı olduğu izlenimi oluşturulacağını, "..." isimli markanın, iltibasa yol açabileceğini, itiraza konu marka sahibinin ise bu benzerlikten haksız kazanç sağlayabileceğini, müvekkilinin “...” markasının 6/4 ve 6/5.maddesi uyarınca, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi yüksek olan bir marka olduğunu, müvekkilinin “...” markasına yıllardır büyük yatırımlar yaparak ve emek harcayarak herkes tarafından çok iyi bilinen bir marka haline getirdiğini, kullanım yoluyla “...” için ayırt edici bir nitelik kazandırdığını, "..." ibaresinin, müvekkilinin sadece markası olmadığını, aynı zamanda kuruluşundan beri ticaret unvanının da esas unsuru olduğunu, ..... alan adının sahibi olduğunu, SMK 6/6 maddesi uyarınca da reddinin gerektiğini belirterek ... ...’nın 17.01.2024 tarih ve ... sayılı kararının iptaline, ... sayılı "... ..." markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Diğer davalı taraf davaya cevap dilekçesinde özetle; dava konusu markasının birden fazla unsurdan oluşan bileşke marka olduğunu, dava konusu markanın “...” markaları ile benzerlik taşımadığını, “...” geleneksel Türk Mutfağının ayrılmaz bir parçası olduğunu, ... Restoran işletmesi yapan her esnafın ismi bu kavramı çağrıştıracağını, bu nedenle taraf markaların anlamsal, işitsel iddialarının gerçek dışı olduğunu, kendisine ait marka ile esnaflık yaparak pazar payı oluşturduklarını, davacının daha çok fast food tarzında faaliyet gösteren bir işletme olduğunu, faaliyet alanı anlamında da ayrıştıklarını, “...” ibaresi geçen onlarca örnek bulunduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. YARGILAMA: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ... ’nun 17.01.2024 tarihli, ... sayılı kararının iptaline, ...'ın ... sayılı "... ..." ibaresinden oluşan markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi talebine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. ...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; davalının 11.04.2022 tarih ve ... sayılı 35 / 43. sınıfa giren hizmetlerde kullanılmak üzere yaptığı marka başvurusu, ... ... tarafından 27.04.2022 tarih ve 395 sayılı ...’nde ilan edilmiş, söz konusu bu ilan üzerine davacının tescilli markalarına dayalı olarak itiraz ettiği, davacının bu itirazının ... tarafından red edildiği ve davacının bu red kararına karşı itiraz ettiği, itirazın değerlendirildiği ve ... 17.01.2024 tarih ve ... sayılı kararı ile; ''(...) Karıştırılma ve ilişkilendirilme olasılığı gerekçeli ret kararına karşı yapılan itiraz belirtilen genel ilkeler esas alınarak incelenmiştir. Yapılan değerlendirmede, başvuruya konu markanın tertip tarzı itibariyle itiraz gerekçesi markalardan farklılaştığı ve ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği değerlendirildiğinden, başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı görüşüne ulaşılmıştır. Bununla birlikte, muterizin md. 6(4), 6(5) ve 6(6) gerekçeli itirazları, karıştırılma ihtimaline ilişkin yukarıda yapılan markalar arasında işaret benzerliği bulunmadığı yönündeki değerlendirme ve sunulan bilgi ve belgeler ışığında incelenmiş ve yerinde bulunmamıştır. Son olarak, itiraz sahibinin emsal kararlar gerekçeli itirazı, farklı markalar hakkında verilen kararların incelenen başvuruyla ve bu başvuru hakkındaki kararla bağlantısının bulunmaması nedeniyle haklı bulunmamıştır. Sayılan nedenlerle itirazın reddedilmesi gerekmiştir. İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir. '' şeklinde karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir. Ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık konusuyla ilgili iddia, savunmalar doğrultusunda rapor düzenlenmesi için AYRI AYRI seçilen 2 bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir. Marka vekili bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle: -Davalının dava konusu edilen 35. ve 43. sınıfta yer alan “TÜM HİZMETLERİ davacının davaya mesnet gösterdiği markalarının tescil kapsamında yer alan hizmetlerle birebir aynı olduğu, -Davaya konu olan “...” marka başvurusu ile davacının mesnet olan “...” markaları arasında görsel, işitsel ve genel izlenim olarak bir benzerlik bulunmadığı, -Bu nedenle taraf markalar arasında her ne kadar hizmet benzerliği söz konusu olsa da markalar arasında görsel ve işitsel benzerlik bulunmadığından 6769 S. SMK’nın 6/1 maddesi anlamında iltibas tehlikesi oluşmayacağı, -Davacının markasının davaya mesnet olan markasının tanınmışlığının ispat edilemediğinden SMK m. 6/4 ve 6/5 maddesinde sayılan koşulların somut olayda gerçekleşmediği, -Davacının ticaret unvanı ve alan adının esas unsurunun “...” olduğu, davalı marka başvurusunun esas unsurunun ise “...” ibaresi olduğu tespit edilmekle birlikte, daya konu olan markanın davacının ticaret unvanın ve alan adının çekirdek unsuru ile farklı olduğu tespit edilmiş olup davacının 6/6 maddesi anlamında itiraz etme hakkının ispatlanamadığı, takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir. Gıda uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle: -... sayılı marka kapsamındaki “35. Sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri. Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, ..., sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” ve “43. Sınıf: Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri.” hizmetlerinin tamamının davacının iddialarına mesnet gösterdiği markaların kapsamındaki mallar ve hizmetlerin aynı/aynı tür/benzer olarak yer aldığı, -Dava konusu ... sayılı marka ile davacının redde gerekçe “...” esas unsurlu markaları arasında marka işaretleri bakımından benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığı, -Davacının tanınmışlık gerekçeli itirazının yerinde olmadığı, takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.

Bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır. GEREKÇE: Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir. “Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise; (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir. (9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir. Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (.....). Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;

Davalı Markası Örnek Davacı Markaları

...

Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; dava konusu ... sayılı ... ibareli marka kapsamındaki “35. Sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri. Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, ..., sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” ve “43. Sınıf: Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri.” hizmetlerinin TAMAMININ davacının iddialarına mesnet gösterdiği markaların kapsamındaki mallar ve hizmetlerin aynı/aynı tür/benzer olarak yer aldığı görülmektedir. Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir. Davalının markasının incelenmesinde; davaya konu ibareli marka incelendiğinde; markanın beyaz zemin üzerine siyah ve kırmızı renkler kullanılarak yazılan “... ...” ibaresinden oluşan hem şekil hem de kelime unsurlarından oluşan karma bir marka olduğu, markada “...” ibaresinin ön plana çıktığı, bu ibaredeki “...” ve “...” kelimelerinin ilk harflerinin büyük, diğer harflerinin küçük yazılması ve bu kelimeler bir araya getirilerek oluşturulduğu, markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, sair unsurların markada tali unsurlar konumunda bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacının itiraza mesnet markaları ”...” ibaresiyle birlikte yazım veya figüratif unsurların yer aldığı kelime markaları veya karma markalar olduğu, “...” ibaresinin Türkçe’de; “mayalı hamurdan yapılan yuvarlak ya da oval biçimli yassı ekmek; bu ekmeğin üzerine kıyma, yumurta, pastırma, peynir vb. konularak pişirilmiş olanının ortak adı; örneğin kıymalı ..., peynirli ... gibi.” yerleşik anlamlarını haiz olduğu ve bu anlamları nedeniyle, bilhassa gıda ile ilintili emtialar özelinde markasal hüviyette ayırt ediciliği düşük bir ibare olduğu, davacının “...” ibareli markalarında esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, anlaşılmaktadır. Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve ..... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da göz önünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde; taraf markalarında ortak olan “...” ibaresi olsa da davaya konu olan markanın sonuna eklenen “-...” hecesi ile orijinal/bütünleşik bir kelime öbeği ve belli bir kompozisyona sahip olması nedeniyle markaları yeterli bir derece farklılaştırdığı, yani somut olaydaki markaların, yüksek yargı kararlarındaki “iltibasın yapılacak küçük bir değişiklikle bertaraf edilebileceği...” durumu ile örtüştüğü; davalının markasının genel görünümü ve tümüne hâkim olan imajının, içerdiği kompozisyonun, davacının markasından yeterli derecede farklılaştığı, davacı markasında “...” ibaresinin geçiyor olmasının, markaları görsel olarak benzer kılmaya yeten baskınlıkta bir durum yaratmadığı, özel/özgün ve bütünleşik kurguyla bir arada kullanılan “...” ibaresinin, bu markayı davacının markaları ile görsel ve bütün olarak okunuşları esnasında kulakta bıraktıkları tını, fonetik algı birbirinden farklı olduğu, markaların tüketicilerin zihninde yarattıkları anlamsal algı ise, yine markalardaki “...”/...” ibareleri dışındaki ibarelerin mevcudiyeti ve bunların bilinen/yerleşik anlamları nedeniyle, birbirlerinden yeterince farklı olduğu, dolayısıyla ayırt ediciliği zayıf olan “...” ibarelerinin taraf markalarında geçiyor olmasının, markaları görsel, fonetik ve kavramsal açılardan benzer olarak nitelendirmeye yetmediği; işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, taraf markaları arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6/1 maddesi anlamında iltibas bulunmadığı, iltibas tehlikesinin bulunmaması halinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6/4 ve 6/5 maddelerinin uygulama alanı bulmayacağı; öte yandan davacının ticaret unvanı olan “... ŞİRKETİ ve alan adının ise ..... ’nin esas unsurunun “...” olduğu, davalı marka başvurusunun esas unsurunun ise yine “...” ibaresi olduğu tespit edilmekle birlikte, davaya konu olan markanın davacının ticaret unvanın çekirdek unsuru olan “...” ile alan adının esas unsuru olan “...” ibaresi ile görsel ve işitsel olarak farklı olduğu tespit edilmiş olup davacıların 6/6 maddesi anlamında itiraz etme hakkının ispatlanamadığı da dikkate alınarak davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere: 1-DAVANIN REDDİNE, 2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davalı ...'e verilmesine, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333), Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/10/2024

Katip ..... Hakim ..... e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/128, K. 2024/420, T. 17.10.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-128-e-2024-420-k-5f313b08a398