İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/202 E. 2024/494 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/202
Karar No
2024/494
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/202 Esas - 2024/494 T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2023/202 KARAR NO : 2024/494

DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü DAVA TARİHİ : 29/11/2023 KARAR TARİHİ : 21/11/2024 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/11/2024

Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesiyle; davalı yanın ... sayılı “... ...” ibareli marka başvurusuna yönelik “...” esas unsurlu markalarına dayalı ileri sürdükleri itirazların Kurum tarafından reddedildiğini, verilen kararın hatalı olduğunu, müvekkilinin anlaşmalı bayileri aracılığıyla çiftçilere tohum, gübre, yem ve benzeri tarım ürünleri satış işiyle iştigal etmekte olup 13.02.2017 tarihli kuruluşundan bu yana sahibi olduğu ... markasını ticaret unvanında ve faaliyetlerinde aktif olarak kullandığını, davalı yanın aynı sektörde faaliyet göstermekte olduğundan başvuruya konu “...” markasının tüketici nezdinde iltibas yaratacak derecede benzerlik unsuru yarattığını, davalının kasıtlı olarak bu işareti seçtiğini, davalının web sitesi incelediğinde dahi ... markasından haksız faydalanma çabasının görülebileceğini, markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduklarını, müvekkilinin ... markasının tarım ve ... kelimelerinden oluşturulduğunu, davalı markasının ise “hasat” ve “...” kelimelerinden oluşturulduğunu, kelimelerin anlam olarak halk tarafından bilinemeyeceği varsayımında dahi anlamı bilinmeyen kelimelerin, ibarelerin ayırt edicilik düzeyinin daha yüksek olması sebebiyle görsel ve işitsel açıdan karıştırılma ihtimalinin yüksek olduğunu, aynı sektörde, aynı faaliyetleri yürüten, müvekkili şirketin kuruluşundan yaklaşık 4 yıl sonra kurulan başvuru sahibinin ... markası ile hareket etmesi, bu markanın tamamen müvekkiline ait ... markası ile karıştırılması riskini doğurduğu gibi, ... markasının müvekkili ile ilişkilendirilmesi ve bu markanın müvekkili şirket markası olarak düşünülmesi de muhtemel olacağını iddia ederek ... ...’nun ... sayılı kararının iptaline ve dava konusu ... numaralı “... ...” ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Diğer davalı başvuru sahibi taraf vekili davaya cevap dilekçesi ve sair beyanlarıyla, davacı yanın dayanak markalarının ... sayılı “...”, ... sayılı “...”, ... sayılı “...”, ...sayılı “...” markaları olduğunu, davacı yanın markalarının ciddi şekilde kullanmadığını, anılan delillerin itiraza konu markanın tescil edilmiş olduğu mal veya hizmetler bakımından kullanımın niteliği, yeri, zamanı, kapsamı ve markanın kullanım şekli hususlarına dair yeterli bilgiyi içermediğini, taraf markalarının benzer olmadıklarını, taraf markalarındaki sözcük unsurlarının baskın unsur olarak değerlendirilmeleri gerektiğini, markaların anlam, ... ve harf dizilişlerinin de farklılık teşkil etmesi nedeniyle tüketicilerin markaları karıştırmayacağını, markalarda yazı karakterleri, renkleri ve farklı figürlerin kullanılmış olması göz önünde bulundurulduğunda benzerlik bulunmadığını, “...” ibaresinin ...” ibaresinin kısaltılmasından ibaret olduğunu, bu ibarenin kimsenin tekeline bırakılamayacağını, ... nezdinde yapılan kısa bir araştırmada dahi anılan ibarenin ilgili sınıflarda farklı kişiler adına kayıtlı markalarda yer aldığının görülebileceğini, markaların hitap ettiği sektör net olarak ifade edilmediği gibi, sektördeki tüketici kitlesinin anlayışı ve algılaması, grubunun toplumsal düzeyi ve durumunun yanı sıra ortalama tüketicinin temin edebileceği sıklık veya markaların kullandığı malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, tüketicinin ürünü satın alma süreci dikkate alındığında da markaların farklılığının açık olacağıın, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, davacı yanın markalarının tanınmış olmadığını belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. YARGILAMA: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ... ...’nun ... sayılı kararının iptaline ve dava konusu ... numaralı “... ...” ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi talebine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. ...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; dava konusu ... ibaresinin 01 / 05 / 31 / 35 / 42 / 44. Mal ve hizmet sınıflarında tescili amacıyla 20.10.2021 tarih ve ... sayısı ile marka başvurusuna konu edildiği, yapılan ilk incelemeler sonrasında başvurunun 13.12.2021 tarih ve 386 sayılı ...’nde yayımlanmasına karar verildiği, anılan ilana karşı davacı yanın ... tarafın, ... esas unsurlu markalara dayalı itirazda bulunduğu, davalı tarafın davacıya ait dayanak markalardan ... sayılı marka yönünden SMK m.19/2 kapsamında kullanmama def’i ileri sürdüğü, davacı yanın ... evrak kayıt sayılı form ile kullanıma yönelik delillerini dosyaya sunduğu, ...’nın 06.09.2022 tarihli kararı ile taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı gerekçesiyle, davalı tarafça ileri sürülen kullanmama def’i incelenmeksizin itirazların reddine karar verdiği, söz konusu karara karşı davacı tarafça yeniden itiraz edilerek ... tarafından verilen kararın kaldırılması ve başvurunun reddine karar verilmesi talebinde bulunulduğu, davacı itirazlarını inceleyen ...’nun 29.09.2023 tarih ve ... sayılı kararı ile;'' ... başvuru numaralı "... ..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ... sayılı "...", "...", "...", "..." ibareli markalara dayanılarak 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. Yapılan inceleme sonucunda işbu başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların ihtiva ettikleri anlam, genel görünüm ve muhtemel tüketici kitlesi üzerinde bırakacağı etki ve izlenim itibariyle karıştırılacak derecede benzer olmadığı ve markalar arasında görsel, işitsel veya anlamsal düzeyde ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılma olasılığı bulunmadığı kanaatine ulaşıldığından itirazın benzerlik ve tanınmışlık da dahil olmak üzere tüm gerekçeleri bakımından reddi gerekmiştir. Başvuru ile itiraz gerekçesi markalar arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 bendi anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varıldığından, başvuru sahibine ait kullanım ispatı talebinin değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.'' şeklindeki gerekçeler ile davacı taraf itirazlarının bir kez daha ve nihai olarak reddedildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir. Ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık konusuyla ilgili iddia, savunmalar doğrultusunda rapor düzenlenmesi için AYRI AYRI seçilen 2 bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir. Marka vekili bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle: -Dava konusu başvuru kapsamında yer alan 44. Sınıf hizmetler dışındaki tüm mal ve hizmetlerin, davacı yanın önceki tarihli markaları (kullanım ispatı talebine konu olmayan markalar) kapsamında yer alan mal ve hizmetler ile aynı ya da benzer olduğu, -Ancak rapor kapsamında açıklandığı üzere taraf markalarını oluşturan işaretlerin belirgin olarak farklılaştıkları, SMK m. 6/1 koşullarının somut olayda oluşmadığı, -Davacı yanın markasının SMK m. 6/5 kapsamında tanınmış marka olarak değerlendirilmediği, takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir. Sektör uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle: -Dava konusu başvuru kapsamındaki 01, 05, 31, 35, 42. sınıflardaki tüm mal ve hizmetlerin davacı yanın önceki tarihli ve kullanım ispatı talebine konu olmayan markaları kapsamındaki mal ve hizmetler ile aynı/aynı tür olduğu, -Taraf işaretlerin benzer olmadığından ilgili tüketicinin aynı mal/hizmetleri sağlayan taraf markalarını ilişkilendirmesinin mümkün olmadığı ve karıştırma ihtimalinin oluşmayacağı, davacı yanın dava tanımışlık iddiasını ispatlayamadığı ve taraf işaretleri de benzer bulunmadığından SMK m.6/5 kapsamında aranılan koşulların oluşmadığı, takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir. Bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır. GEREKÇE: Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir. “Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise; (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir. (9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir. Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, ..., ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (...). Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır. SMK m.6/3 hükmü bağlamında tescil engelinden veya hükümsüz nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı hükmün uygulanması için yeterli olmayacaktır: -Tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret olmalıdır. - Başvuru veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmiş olmalıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. SMK m.6/6 hükmüne göre; tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. SMK m.6/9 hükmüne göre; kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Bu bağlamda bir başvurunun kötü niyetle yapılmış olması başka herhangi bir nedene bağlı olmaksızın, tek başına tescil engeli oluşturmaktadır. SMK ile normatif hukuki temele kavuşan bu ret gerekçesinin uygulaması ise daha eskiye dayanmaktadır. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu vermiş olduğu bir kararda (YHGK., 16.07.2008 tarihli ve ... sayılı karar.) durumu, “marka başvurusunun kötü niyetle yapılmış olması, yalnızca başvurunun reddine ilişkin bir hâl olmayıp, kötü niyetle tescil ettirilen markanın hükümsüzlüğünü de gerektirir.” şeklinde ifade etmiştir. Kötü niyetin belirgin bir tanımı olmamakla birlikte idari ve adli uygulamalarla oluşturulmuş çeşitli ölçütleri vardır. Bu ölçütler temelde markanın işlevi dışında başka amaca yönelik tescil edilme durumunun çeşitli örneklerinden oluşmaktadır. Ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak, başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasından haksız yararlanmaya yönelik olarak yaptırılan haksız tesciller kötü niyetlidir. ... Marka İnceleme Kılavuzu’na göre; kötü niyet kavramı, “bilerek ve haksız bir avantaj kazanmak” veya “başkalarına zarar vermek amacıyla genel olarak kabul edilmiş ahlaki davranışların ve dürüst ticaret ilkelerinin dışında davranan kişinin durumu” olarak tanımlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki bir marka başvurusunun kötü niyetle yapılıp yapılmadığı,başvuru anındaki duruma göre değerlendirilir. Nitekim SMK m.6/9 hükmü başvuru anına sonuç bağlamıştır. Bu anlamda sonradan yapılacak iş ve işlemler başlangıçtaki kötü niyeti ortadan kaldırabilecek nitelikte değildir. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;

Davalı Markası Örnek Davacı Markaları

...

Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; dava konusu marka başvurusu kapsamında 01, 05, 31, 35, 42, 44. sınıfın mal ve hizmetlerinin yer aldığı, davacıya ait ... sayılı markaları kapsamında 01, 05, 31, 35 ve 42inci sınıflara ait mal/hizmetler bulunduğu, başvuru kapsamındaki 44. Sınıf dışındaki tüm mal ve hizmetler açısından taraf markalarının mal/hizmetleri aynı/aynı tür olduğu görülmektedir. Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir. Davalının markasının incelenmesinde; dava konusu başvurunun ... şeklinde stilize yazıma haiz bir sözcük markası olduğu, markayı oluşturan kelimenin bütün olarak “...” harf dizilimine sahip olduğu, kelimenin somut bir anlam ihtiva etmediği, yazımına uygun şekilde “...” olarak telaffuz edileceği, markayı bütün olarak gözlemleyecek ortalama zekadaki herhangi bir tüketicinin bu markanın “hasat” kelimesinin ilk üç harfi ve “...” kelimesinin ilk üç harfinden oluşturulduğu yönündeki taraf beyanlarının aksine markaya böyle bir anlam yüklemeyeceği, dolayısıyla anlamını bilmediği yabancı bir sözcük veya uydurulmuş bir kelime gibi algılayacağı, markanın ilk iki harfinin lacivert renkte, üçüncü harfinin hem lacivert hem yeşil renkte, son üç harfinin ise yeşil renkte tasarlandığı, “İ” harfinin noktasının yaprak şeklinde tasarlandığı, “S” harfinin ise sıkışan eller görseli ile temsil edildiği, markanın esas unsurunun “...” sözcüğü olduğu anlaşılmaktadır. Davacının markalarının incelenmesinde; davacı yana ait markaların ''...'' ve ''...'' şeklinde, görsellere haiz markalar olup esasen her iki markanın da birebir aynı ... ve sözcük unsurundan oluşturulduğu, markayı oluşturan kelimenin bütün olarak “...” harf dizilimine sahip olduğu, kelimenin somut bir anlam ihtiva etmediği, yazımına uygun şekilde “...” olarak telaffuz edileceği, markayı bütün olarak gözlemleyecek ortalama zekadaki herhangi bir tüketicinin bu markanın “tarım” kelimesinin ilk üç harfi ve “...” kelimesinin ilk üç harfinden oluşturulduğu yönündeki taraf beyanlarının aksine markaya böyle bir anlam yüklemeyeceği, dolayısıyla anlamını bilmediği yabancı bir sözcük veya uydurulmuş bir kelime gibi algılayacağı, her iki markada da sağa yatık şekilde konumlandırılarak dizayn edilmiş başak illüstrasyonlarına yer verildiği, davacı markalarının esas unsurunun da “...” kelimesi olduğu anlaşılmaktadır. Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve ...sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "... / ..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "...'' markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı, SMK 6/1 maddesi koşullarının somut olayda oluşmadığı, İltibas tehlikesinin bulunmaması halinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının uygulama alanı bulmayacağı, dikkate alınarak davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere: 1-DAVANIN REDDİNE, 2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333), Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/11/2024

Katip ... Hakim ... e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2023/202, K. 2024/494, T. 21.11.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-202-e-2024-494-k-34494bea83fd