İlk Derece Mahkemesi · İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/1059 E. 2025/518 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/1059
Karar No
2025/518
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/1059 KARAR NO : 2025/518 DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 15/12/2024 KARAR TARİHİ : 10/06/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 22.07.2024 tarihinde, davalı ...'e ait ve... sevk ve idaresindeki... plakalı aracın, müvekkiline ait ... plakalı yabancı araca çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, müvekkilinin aracı ile, Samsun ili, Çarşamba ilçesi, Tekkeköy'den Çarşamba istikametine sağ şeritte seyir halinde iken, aynı istikamette orta şeritte seyreden davalı sürücü, Ambarköprü mevkiinde yolun sağ tarafında köy yoluna sapmak için ani manevra yapınca kendi aracının sağ ön kısımları ile müvekkiline ait aracın sol yan kısımlarına çarptığını ve bu çarpmanın etkisiyle araç kavşak refüjünde bulunan bordür taşlarına sol ön kısımlarıyla çarptığını, kolluk kuvvetince tanzim edilen kaza tespit tutanağında sürücü...''in kusurlu, sürücü...'in ise bir kusurlu olmadığı kanaatine varıldığını, davalı şirketler nezdinde sigortalı... plakalı araç sürücüsünün maddi hasar oluşmasına sebebiyet verdiğini, aracın ZMM Sigortacısı ... A.Ş ile Genişletilmiş Kasko Sigortacısı olan ...ın kazadan dolayı teminatlar dahilinde sorumlu olduklarını, müvekkilinin aracı ile ikametgahı ve aracının plakasının kayıtlı olduğu Almanya'da bulunan... Büro isimli yetkili firma tarafından 07.10.2024 tarihinde düzenlenen teknik maliyet ekspertiz raporuna göre hasar miktarının, KDV dahil 28.093,54 Euro olarak tespit edildiğini, ancak aracın piyasa değerinin 30.250,00 Euro olduğu için araç ekonomik anlamda pert olarak değerlendirildiğini ve aracın sovtaj değeri 9.111,00 Euro tespit edildiğini, bu durumda talep edilebilecek hasar tazminatının 21.139,00 Euro olduğunu, aracın günlük kullanım kaybının 59,00 Euro olduğunu, onarım süresi 12 iş günü veya araç değişim süresi 14 gün olduğundan, 826,00 Euro ikame araç bedeli söz konusu olduğunu, ekspertiz raporu için 1.449,90 Euro ücret ödendiğini, davalı ... Şirketine 11/10/2024 tarihinde bildirimde bulunulduğunu, temerrüt tarihinin 24.10.2024 olduğunu, davalı ... şirketine 31.10.2024 tarihinde bildirimde bulunulduğunu, temerrüt tarihinin 13.11.2024 olduğunu, teminat limitinin 200.000,00-TL olduğunu, müvekkilinin aracı yabancı plakalı ve müvekkilin daimi ikametgahı da Almanya olduğundan ve orada Euro üzerinden harcama yapacağından, araçtaki zararın Alman rayiç değerlerine göre belirlenmesi gerektiğini, davalı tarafların ve sigorta şirketlerinin gerçek zararı ve hasar bedeline yansıyacak KDV miktarını da ödemek zorunda olduğunu, arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama ile sonuçlandığını, davalılardan bir tanesi sigorta şirketi olduğundan, Asliye Ticaret Mahkemelerinin bu davada görevli olduğunu, davalı ... Şirketinin Ege Bölge Müdürlüğü İzmir'de olması nedeniyle yetkili mahkemenin İzmir Mahkemeleri olduğunu beyan etmekle, davanın kabulü ile, fazlaya ilişkin her türlü talep ve hakları saklı kalmak üzere şimdilik 40,00 Euro hasar tazminatının davalı sürücü ve davalı araç malikinden kaza tarihi olan 22.07.2024 tarihinden itibaren, davalı ... şirketinden, ZMMS teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan 24.10.2024 tarihinden itibaren, davalı ... şirketinden, ZMMS teminat limitlerinin aşılan kısmı ve İMM poliçe limitleri ile sınırlı olmak kaydıyla 13.11.2024 tarihinden itibaren müşterek ve müteselsilen fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası EURO Efektif Satış Kuru karşılığı Türk Lirası olarak tahsiline, şimdilik, 10,00 Euro ikame araç bedelinin sadece davalı şahıs ve davalı araç malikinden, kaza tarihi olan 22.07.2024 tarihinden itibaren müşterek ve müteselsilen fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası EURO Efektif Satış Kuru karşılığı Türk Lirası olarak tahsiline, 1.449,90 Euro ekspertiz rapor ücretinin, tüm davalılardan müşterek ve müteselsilen fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası EURO Efektif Satış Kuru karşılığı Türk Lirası olarak yargılama giderlerinden sayılmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalılar... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının yerleşim yeri Samsun ili olduğu için yetkili mahkemenin Samsun Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, meydana gelen kazada müvekkilinin kusurlu olduğu belirtilmiş ise de kabul etmediklerini, keşif yapılması ve kusur durumunun yeniden belirlenmesi gerektiğini, müvekkili ...'nin her ne kadar araç sahibi olarak sorumluluğunun bulunduğu belirtilmiş ise de aracın tüm resmi evraklarının tam ve eksiksiz olduğunu, öncelikli olarak sigorta ve kasko limitleri dahilinde şirketlerce sorumluluklarının yerine getirilmesi gerektiğini, talep ve kararın ülkemiz şartlarına göre değerledirilmesi gerektiğini, davacı tarafça kazaya karışan aracın seçimlik hak çerçevesinde yurt dışında aracını tamir ettirebileceğini belirtmiş ise de bu durumun kabulünün mümkün olmadığını, sadece davacı beyanı esas alınarak hazırlatılan eksper raporu ile maddi gerçeğe ulaşılamayacağını, yaptırılan ekspertiz raporunu ve içeriğini kabul etmediklerini beyan etmekle, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu trafik kazasının üzerinden 2 yıllık zamanaşımı geçtiğini, davanın zamanaşımından reddinin gerektiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru oranınıda olacağını, kusur tespiti için dosyanın hem Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi hem de bilirkişi heyeti marifetiyle tespit ettirilmesini, km kullanılmışlık değeri, hasar büyüklüğü tablosu ve rayiç değer grubu gibi teknik veriler kullanılarak değer kaybının hesaplanması gerektiğini, aracın kullanılmadığı süre zarfındaki maddi kayıplar dolaylı zararından trafik sigortası teminatı kapsamında olmadığını beyan etmekle, davanın reddi ile mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. Davalı ... Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ve davacı arasındaki ilişkiye göre davanın Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, müvekkili şirketin adresinin Ümraniye-İstanbul olması nedeniyle İstanbul Anadolu Mahkemelerinin yetkili olduğunu, dava dilekçesinde hasar tazminatı miktarının 21.139,00 Euro olarak belirtilmesine rağmen belirsiz alacak davacı açılamayacağını, bu sebeple hukuki yarar yokluğundan davanın reddinin gerektiğini, müvekkili şirketin ancak sigortalısının kusuru nispetinde poliçe limiti dahilinde sorulmu olduğunu, kusur oranlarının maddi gerçeğe uygun şekilde tespiti için dosyanın adli tıp kurulu trafik ihtisas dairesi'ne gönderilmesi gerektiğini, talep edilen hasar bedelinin fahiş olduğunu, müvekkil firmanın sorumluluğunun ancak trafik poliçe limitleri tüketildikten sonra ekspertiz raporunda belirlenen tutar kadar olabileceğini, talep edilen ikame araç bedelinin teminat dışı olduğunu, müvekkili şirket aleyhine tazminata hükmedilmesi halinde en az %30 olmak üzere tedarik ve işçilik iskontosu uygulanması gerektiğini, hasar bedelinin yabancı para cinsinden belirtilmiş olması ve fiili ödeme tarihindeki kura göre tazminat talep edilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan etmekle, görevsizlik ve yetkisizlik sebebi ile davanın usulden reddine, belirsiz alacak davası açılmasında hukuki menfaat yokluğu nedeniyle usulden reddine, davanın haksız ve yasal dayanaktan yoksun olması nedeniyle esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : 1-İstanbul Anadolu Arabuluculuk Bürosunun ...Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, 2-Davacı..., davalılar... ve ...'in vukulatlı aile nüfus kayıtları, 3-Davalı ... Anonim Şirketi nezdinde... plakalı araca ilişkin olarak düzenlenen Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi, 22/07/2024 tarihli trafik kazasına ilişkin olarak davacı tarafından şirkete yapılan başvuru dilekçesi, dilekçenin şirkete ulaştığı tarihi gösterir tebligat evrakları, hasar dosyası ve davacıya ödeme yapılıp yapılmadığına ilişkin evrak ve kayıtlar, 4-Davalı ... Anonim Şirketi nezdinde... plakalı araca ilişkin olarak düzenlenen Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi, 22/07/2024 tarihli trafik kazasına ilişkin olarak davacı tarafından şirkete yapılan başvuru dilekçesi, dilekçenin şirkete ulaştığı tarihi gösterir tebligat evrakları, hasar dosyası ve davacıya ödeme yapılıp yapılmadığına ilişkin evrak ve kayıtlar, 5-Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi nezdinde ... plakalı aracın tramer kayıtları, 6-Dava konusu kazanın gerçekleştiği 22/07/2024 tarihi ve mevcut durum itibarıyla... plaka sayılı aracın trafik tescil ve ruhsat belgeleri, 7-Davacı vekili tarafından sunulan, dava konusu aracın servis ve onarım kayıtları, önceki kazalarını, kazalarda yapılan tamirat işlemlerini gösterir kayıtlar ile aracın Almanya ülkesinde kasko sigortası poliçesinin bulunup bulunmadığı ile kasko sigortası poliçesini tanzim eden sigorta şirketi tarafından davacıya ödeme yapılıp yapılmadığına ilişkin tercümeli ve onaylı suretler, 8-Sair deliller. DAVA KONUSU : Açılan dava, maddi hasarlı trafik kazası neticesinde davacıya ait araçta meydana gelen hasarın onarım bedeli ve ikame araç bedeli miktarlarının belirlenmesi ile belirlenecek hasar onarım bedeli, değer kaybı bedeli ve ikame araç bedelinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkin olduğu ilişkindir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Haksız fiil, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 maddesinde; ''Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.'' şeklinde düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 50. maddesinde ise ''Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.'' hükmü yer almaktadır. Haksız fiil öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmakta ve unsurları; eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak belirlenmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğması zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ve zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır. Hakim, kusurlu veya hukuka aykırı bir fiili ile başkasına zarar verenin kusur durumunu, zararın ağırlını ve oluşan durumun özelliklerini gözeterek uygun ve hakkaniyete uygun bir tazminat belirler. Haksız fiiller meydana geldikleri anda hukuki sonuç doğurur ve zarara neden olanların zararı tazmin borcu haksız fiil tarihinde ortaya çıkar. Haksız fiilin unsuru olan zarar, zarar görenin malvarlığında rızası dışında meydana gelen azalma ile zarar verici fiil olmasa idi bulunacağı durum arasındaki farktır ve zarar haksız fiilin meydana gelmesi ile gerçekleşmiş sayılır. Zarar verenin ve diğer sorumluların zararı tazmin yükümlülüğü herhangi bir ihbara ve ihtara gerek kalmaksızın olay tarihinde doğar. Haksız fiile bağlanan hukuki sonuçlar haksız fiil tarihi esas alınarak belirlenir ve bu nedenle haksız fiillerde olay tarihinde yürürlükte bulunan hukuk kuralları uygulanır. Başka bir deyişle zararın belirlenmesinde olay tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerinin dikkate alınması gerekmektedir. Sorumluluk sigortaları 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1473. ve devamı maddelerinde ''Sigortacı sorumluluk sigortası ile, sözleşmede aksine hüküm yoksa, sigortalının sözleşmede öngörülen ve zarar daha sonra doğsa bile, sigorta süresi içinde gerçekleşen bir olaydan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle zarar görene, sigorta sözleşmesinde öngörülen miktara kadar tazminat öder.'' şeklinde düzenlenmiştir. Sorumluluk sigortalarında sigorta şirketi tarafından zararı karşılanan kişi sigorta sözleşmesinin tarafı değildir. Sigorta ettiren kendisi ya da sorumluluğu altında bulunan kişiler tarafından üçüncü kişilere verilecek zararları sigorta şirketine ödediği prim karşılığında sigorta ettirmektedir. Sorumluluk sigortası, sigorta ettirenin üçüncü kişilere vereceği zararları teminat altına alırken hem üçüncü kişiyi hem de sigortalıyı koruma altına alan bir sigorta türüdür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1473. ve 1486. maddelerinde yapılan düzenlemeye göre sorumluluk sigortalarını isteğe bağlı sigortalar ile zorunlu sigortalar olarak ikiye ayırmak gerekir. Tehlike sorumluluklarında üçüncü kişilerin zararının karşılanması amacıyla bazı alanlarda kamu yararı ve zarar görenlerin korunması gerekçesi ile sorumluluk sigortası yaptırmak yasal zorunluluk haline getirilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun da 1483 ve 1484. maddelerinde de zorunlu sorumluluk sigortalarında uygulanacak hükümler ayrıca düzenlenmiştir. Bu düzenlemelere göre zorunlu sigortalarda sigorta şirketinin zarar gören üçüncü kişiye karşı olan sorumluluğu kanundan doğan bir sorumluluktur. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 13. maddesi ile bazı hallerde Bakanlar Kurulu'na da zorunlu sigortalar ihdas etme yetkisi verilmiştir. Zorunlu sorumluluk sigortalarının kamu yararı taşıması ve yapılmasının yasa ile zorunlu kılınması nedeniyle zorunlu sigortalarda zarar görenlerin korunması amacıyla bazı düzenlemeler yapılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, ''İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.'' hükmüne, aynı Kanun'un 85/1. maddesinde, ''Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.'' hükmüne, aynı Kanun'un 85/son. maddesinde ise, ''İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.'' hükmüne yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, ''sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.'' düzenlemesi yapılmıştır. Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir. (EREN Fikret, Borçlar Hukuku, 9. B, s. 631 vd.; KILIÇOĞLU Ahmet, Borçlar Hukuku, 10. B., s. 264 vd.). 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir. Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin taktirine bırakmıştır. Uygulama ve öğretide de (S. Ünan, “Ergün A. Çetingil ve Rayegan Kender’e 50. Birlikte Çalışma Yılı Armağanı 2007”, s. 1180) bu husus kabul edilmektedir. Kanun koyucu, açıklanan düzenlemeler yanında 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 91. maddesiyle de; işletenin aynı Kanunun 85. maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası (Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası) yaptırma zorunluluğunu getirmiştir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatları kapsamında değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp, onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup, araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki ikinci el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki fark göz önüne alınmaktadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 90. maddesinde; ''Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.'' hükmü düzenlenmiştir. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A.5. Bölümünde belirtilen 'Kapsama Giren Teminat Türleri' başlığı altında bulunan (a) bendinde 'Maddi Zararlar Teminatı' kapsamında araçta meydana gelen değer kaybı da sayılmıştır. İlgili maddede Maddi Zararlar Teminatı; ''Hak sahibinin bu genel şartta tanımlanan ve zarar gören araçta meydana gelen değer kaybı dahil doğrudan malları üzerindeki azalmadır.'' olarak tanımlanmıştır. Her ne kadar davalı ... Anonim Şirketi vekilli tarafından İstanbul 21. Asliye Hukuk Mahkemesi dosyasının duruşmasına katılacaklarından bahisle mahkememiz dosyası duruşmasına katılamayacaklarını bildirir mazeret dilekçesi sunulmuş ise de, bahsi geçen dosyanın duruşmasına katılmalarının hangi sebeple mahkememiz dosyası duruşmasına katılmalarına engel teşkil ettiği hususunun gerekçelendirilmediği gibi mahkememiz dosyası duruşmasının ön inceleme duruşması mahiyetinde olduğu, ayrıca davalı ... Anonim Şirketi adına sunulan vekaletnamede birden fazla vekilinin adının yer aldığı, mazeret dilekçesine konu dosyasının duruşmasına katılacak vekil haricindeki vekillerden herhangi birisinin mahkememiz dosyası duruşmasına iştirak edebileceği dikkate alınarak davalı ... Anonim Şirketi vekilinin yerinde görülmeyen mazeretinin reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur. Dava tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1-a. maddesi gereği her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanununda düzenlenen hususların ticari dava olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/1. maddesi gereği ticari davalara bakmakla görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girdiği 01/07/2012 tarihinden itibaren yasanın 5/3. maddesi gereği Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Asliye Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişkinin işbölümü olmaktan çıkıp görev ilişkisi haline geldiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kuralların kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerektiği, Sigorta Hukukunun 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6. kitabında 1401. ve devamı maddelerinde, zorunlu sorumluluk sigortasının ise 1483. ve devamı maddelerinde düzenlendiği, davanın gerçek kişi davalı ile birlikte davalı... Anonim Şirketine karşı açıldığı, sigorta şirketinin davanın tarafın olduğu göz önünde bulundurulduğunda dava konusu ilişkinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda düzenlenen hususlardan olması nedeniyle davanın ticari dava olduğu ve Asliye Ticaret Mahkemesi görev alanı içinde bulunmakta olduğu anlaşılmakla, davalı ... Anonim Şirketi vekilinin temel hukuki bilgilerden yoksun, dayanaksız, yargılamayı uzatma amacı taşıyan görev itirazının reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur. Davalı ... Anonim Şirketi vekilince iş bu davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında davacı tarafın hukuki yararının bulunmadığı iddiası ile davanın dava şartı yokluğunda usulden reddine karar verilmesi talep edilmiş ise de, yerleşik Yargıtay İçtihatları ve Bölge Adliye Mahkemesi kararları göz önünde bulundurulduğunda davaya konu trafik kazasının gerçekleşmesinde kazaya karışan araçların kusur oranlarının ve davacıya ait araçta oluşan hasar ile ikame araç bedeli miktarlarının hesaplanmasının teknik bilirkişilerce yapılabileceği, tarafın teknik bilirkişiler vasıtasıyla belirlenebilecek hususları kendi başına belirleyerek dava açmasının kendisinden beklenemeyeceği, bu nedenle davanın belirsiz alacak davası olarak açılabileceği, ayrıca Anayasa Mahkemesinin 20/04/2022 tarihli ve 31815 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2019/12190 Başvuru numaralı 22/02/2022 Karar tarihli kararında, belirlenebilir bir alacağın belirsiz alacak davası açılmak suretiyle talep edilmesi akabinde davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesinin davacının mahkemeye erişim hakkını kısıtlar mahiyette olduğuna ve mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine, hukuki yarar yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesinin başvurulacak son çare olduğuna karar verildiği göz önünde bulundurularak, davalı ... Anonim Şirketi vekilinin hukuki yarar yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesi talebinin reddine karar verilmiştir. Davalılar... ve ... vekili cevap dilekçesinde, yetki itirazlarının olduğunu, hem müvekkillerinin yerleşim yeri, hem kazanın meydana geldiği yerin Samsun Mahkemelerinin yetkili olduğu gerekçesiyle yetki ilk itirazında bulunduğu görülmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 5. maddesinde; "Mahkemelerin yetkisi, diğer kanunlarda yer alan yetkiye ilişkin hükümler saklı kalmak üzere, bu Kanundaki hükümlere tabidir." hükmü düzenlenmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 6. maddesinde; ''Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Yerleşim yeri, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu hükümlerine göre belirlenir." hükmü yer almaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 10. maddesinde ise; ''Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir.'' hükmüne yer verilmiştir. Yetki itirazının ileri sürülmesi usulü, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 19. maddesinde; "Yetkinin kesin olduğu davalarda, mahkeme yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorundadır; taraflar da mahkemenin yetkisiz olduğunu her zaman ileri sürebilir. Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz. Mahkeme, yetkisizlik kararında yetkili mahkemeyi de gösterir. Yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı, süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir." şeklinde belirlenmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 16. maddesinde haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesinin de yetkili olduğunun düzenlendiği, ayrıca 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Hukuki Sorumluluk ve Sigorta" başlıklı sekizinci kısmının beşinci bölümünde "Ortak Hükümler" ana başlığı altında "Yetkili Mahkeme" alt başlıklı 110. maddesinde ise motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davaların, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi, kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabileceğinin belirlendiği, yerleşik ve güncel Yargıtay içtihatları ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarında davalı sigorta şirketinin Bölge Müdürlüğünün bulunduğu yer mahkemesinin de yetkili olduğunun kararlaştırıldığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 7. maddesinde; ''(1)Davalı birden fazla ise dava, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Ancak, dava sebebine göre kanunda, davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmişse, davaya o yer mahkemesinde bakılır. (2) Birden fazla davalının bulunduğu hâllerde, davanın, davalılardan birini sırf kendi yerleşim yeri mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açıldığı, deliller veya belirtilerle anlaşılırsa, mahkeme, ilgili davalının itirazı üzerine, onun hakkındaki davayı ayırarak yetkisizlik kararı verir.'' hükmünün düzenlendiği, davalılar... ve ... vekilinin cevap dilekçesinde Samsun Mahkemelerinin yetkili olduğundan bahisle yetki ilk itirazında bulunduğu, yine davalı ... Anonim Şirketi vekilinin İstanbul Anadolu Mahkemelerinin yetkili olduğundan bahisle yetki ilk itirazında bulunduğu, kazanın Samsun İli, Çarşamba ilçesinde vuku bulduğu, davacının yerleşim yerinin Almanya Ülkesi Dortmund şehrinde, davalılar... ve ...'in yerleşim yerlerinin Samsun İlinde olduğu, davalı ... Şirketinin merkez adresinin İstanbul İli, Üsküdar ilçesi, davalı ... Anonim Şirketinin merkez adresinin ise İstanbul İli, Ümraniye ilçesinde bulunduğu, dava dosyası açısından davacı vekilinin bürosunun İzmir İlinde olması dışında İzmir ile herhangi bir ilgisinin bulunmadığı, davanın yetkisiz mahkeme nezdinde açılması ile birlikte seçim hakkının davalı tarafa geçtiği, davalılar... ve ... vekilinin süresinde sunmuş olduğu cevap dilekçesinde ileri sürdüğü yetki ilk itirazlarında usulüne uygun olarak yetkili mahkeme olarak Samsun Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemelerini bildirdiği, davalı ... Anonim Şirketi vekilinin süresinde sunmuş olduğu cevap dilekçesinde ileri sürdüğü yetki ilk itirazlarında usulüne uygun olarak yetkili mahkeme olarak İstanbul Anadolu Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemelerini bildirdiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 7. ve 16. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde davalılar... ve ...'in yerleşim yeri adreslerinin yanında kazanın meydana geldiği yerin de Samsun İlinde olması sebebiyle davalılar... ve ... vekilinin yetki ilk itirazının haklı ve yerinde olduğu kanaatine varılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/17-1092 Esas 2018/463 Karar sayılı ilamında aynen; ''...Somut olayda, davacı vekili davayı müvekkillerinin murisinin yolcusu olduğu otobüsün malikine, işletenine, sürücüsüne ve zorunlu taşımacılık mali mesuliyet ve kasko sigortacısına yönelterek davayı bölge müdürlüğünün bulunduğunu düşündüğü yer olan Konya’da açmıştır. 14.02.2011 tarihinde meydana gelen trafik kazasında, kazanın meydana geldiği yer Aksaray’dır. Davacıların yerleşim yeri Karaman, her iki davalı şirketin merkez adresi ise Erzurum’dur. Sigorta şirketinin genel merkez adresi ise Ümraniye/İstanbul’dur. Mahkemece 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 7, 10, 14 ve 16. maddeleri uyarınca Erzurum Mahkemelerinin yetkili mahkeme olduğu gerekçesi ile yetki itirazında bulunan davalılar bakımından dosya tefrik edilerek yetkisizlik kararı vermiştir. Mevcut bu durum karşısında, davacılar davasını aracın zorunlu trafik sigortasını düzenleyen şirkete değil de, zorunlu taşımacılık mali sorumluluk sigortasını ve kasko sigorta poliçesini düzenleyen şirkete yönelttiğinden 2918 sayılı yasanın eldeki davada uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Her ne kadar, 2918 sayılı KTK’nın 110/2. Maddesi ile uyumlu olsa dava tarihi dikkate alındığında, dava konusu araç otobüs olduğundan olaya 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu’nun ilga edilen 25. maddesi uygulanmalıdır. Ne var ki her iki yasanın da ilgili maddelerinde bölge müdürlüğünün yetkili olduğu yönünde bir düzenlenme bulunmamaktadır. Kanunda bulunmayan bir düzenleme de yorum yolu ile genişletilemez. Bu durumda 4925 sayılı Yasanın 25. maddesi ve 6100 sayılı HMK’nın 7. maddesi hükmü uyarınca, bölge müdürlüklerin bulunduğu yer mahkemelerinin de yetkili mahkeme olarak kabul edilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında merkez veya şubenin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemeleri, Kanun (4925 s. Karayolu Taşıma Kanunu) uyarınca yetkili kabul edildiğine göre, acente ve şubeyi denetleyen üst merci olan, genel merkezin emir ve talimatı doğrultusunda çalışan ve yetkisi şubeye göre daha fazla olan bölge müdürlüğünün bulunduğu yer mahkemesinin de yetkili olduğu yönünde görüş ileri sürülmüş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir...'' gerekçelerine yer verilmiştir. Anayasa Mahkemesinin 18/04/2024 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 14/03/2024 tarihli ve 2023/79 Esas 2024/80 Karar sayılı kararı ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 110. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "merkez" ve merkez ibaresinden sonra gelen ''...veya...'' ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. Her ne kadar Anayasa yargısına hakim ilke ve esaslar gereğince, norm detimine konu itirazın dayanağını oluşturan davanın konusuyla sınırlı inceleme yapma zorunluluğu nedeniyle, Anayasa Mahkemesinin anılan kararına konu iptal hükmü söz konusu kanunda yer alan "merkez" ve merkez ibaresinden sonra gelen ''...veya...'' ibaresine ilişkin ise de, kararda yer verildiği üzere ilgili normun yorumlanmasına esas alınan ölçütler ile açıklamalar ışığında, Bölge Müdürlüğünün bulunduğu yer açısından yetkiye ilişkin kanunilik şartının da bulunmadığı göz önünde bulundurulduğunda, davalı sigorta şirketinin Bölge Müdürlüğünün bulunduğu yerin yetkili olduğunun kabulü mümkün bulunmamaktadır. Keza İzmir Bölge Adliye Mahkemesi... Hukuk Dairesinin... Karar sayılı kararında yer alan karşı oy gerekçesinde de bu hususlar vurgulanmıştır. Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İstanbul Anadolu Arabuluculuk Bürosunun ... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, davacı..., davalılar... ve ...'in vukulatlı aile nüfus kayıtları, davalı ... Anonim Şirketi nezdinde... plakalı araca ilişkin olarak düzenlenen Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi, 22/07/2024 tarihli trafik kazasına ilişkin olarak davacı tarafından şirkete yapılan başvuru dilekçesi, dilekçenin şirkete ulaştığı tarihi gösterir tebligat evrakları, hasar dosyası ve davacıya ödeme yapılıp yapılmadığına ilişkin evrak ve kayıtlar, davalı ... Anonim Şirketi nezdinde... plakalı araca ilişkin olarak düzenlenen Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi, 22/07/2024 tarihli trafik kazasına ilişkin olarak davacı tarafından şirkete yapılan başvuru dilekçesi, dilekçenin şirkete ulaştığı tarihi gösterir tebligat evrakları, hasar dosyası ve davacıya ödeme yapılıp yapılmadığına ilişkin evrak ve kayıtlar, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi nezdinde ... plakalı aracın tramer kayıtları, dava konusu kazanın gerçekleştiği 22/07/2024 tarihi ve mevcut durum itibarıyla... plaka sayılı aracın trafik tescil ve ruhsat belgeleri, davacı vekili tarafından sunulan, dava konusu aracın servis ve onarım kayıtları, önceki kazalarını, kazalarda yapılan tamirat işlemlerini gösterir kayıtlar ile aracın Almanya ülkesinde kasko sigortası poliçesinin bulunup bulunmadığı ile kasko sigortası poliçesini tanzim eden sigorta şirketi tarafından davacıya ödeme yapılıp yapılmadığına ilişkin tercümeli ve onaylı suretler ile sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın maddi hasarlı trafik kazası neticesinde davacıya ait araçta meydana gelen hasarın onarım bedeli ve ikame araç bedeli miktarlarının belirlenmesi ile belirlenecek hasar onarım bedeli, değer kaybı bedeli ve ikame araç bedelinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 16. maddesinde haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesinin de yetkili olduğunun düzenlendiği, ayrıca 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Hukuki Sorumluluk ve Sigorta" başlıklı sekizinci kısmının beşinci bölümünde "Ortak Hükümler" ana başlığı altında "Yetkili Mahkeme" alt başlıklı 110. maddesinde ise motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davaların, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi, kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabileceğinin belirlendiği, yerleşik ve güncel Yargıtay içtihatları ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarında davalı sigorta şirketinin Bölge Müdürlüğünün bulunduğu yer mahkemesinin de yetkili olduğunun kararlaştırıldığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 7. maddesinde; ''(1)Davalı birden fazla ise dava, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Ancak, dava sebebine göre kanunda, davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmişse, davaya o yer mahkemesinde bakılır. (2) Birden fazla davalının bulunduğu hâllerde, davanın, davalılardan birini sırf kendi yerleşim yeri mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açıldığı, deliller veya belirtilerle anlaşılırsa, mahkeme, ilgili davalının itirazı üzerine, onun hakkındaki davayı ayırarak yetkisizlik kararı verir.'' hükmünün düzenlendiği, davalılar... ve ... vekilinin cevap dilekçesinde Samsun Mahkemelerinin yetkili olduğundan bahisle yetki ilk itirazında bulunduğu, yine davalı ... Anonim Şirketi vekilinin İstanbul Anadolu Mahkemelerinin yetkili olduğundan bahisle yetki ilk itirazında bulunduğu, kazanın Samsun İli, Çarşamba ilçesinde vuku bulduğu, davacının yerleşim yerinin Almanya Ülkesi Dortmund şehrinde, davalılar... ve ...'in yerleşim yerlerinin Samsun İlinde olduğu, davalı ... Şirketinin merkez adresinin İstanbul İli, Üsküdar ilçesi, davalı ... Anonim Şirketinin merkez adresinin ise İstanbul İli, Ümraniye ilçesinde bulunduğu, dava dosyası açısından davacı vekilinin bürosunun İzmir İlinde olması dışında İzmir ile herhangi bir ilgisinin bulunmadığı, davanın yetkisiz mahkeme nezdinde açılması ile birlikte seçim hakkının davalı tarafa geçtiği, davalılar... ve ... vekilinin süresinde sunmuş olduğu cevap dilekçesinde ileri sürdüğü yetki ilk itirazlarında usulüne uygun olarak yetkili mahkeme olarak Samsun Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemelerini bildirdiği, davalı ... Anonim Şirketi vekilinin süresinde sunmuş olduğu cevap dilekçesinde ileri sürdüğü yetki ilk itirazlarında usulüne uygun olarak yetkili mahkeme olarak İstanbul Anadolu Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemelerini bildirdiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 7. ve 16. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde davalılar... ve ...'in yerleşim yeri adreslerinin yanında kazanın meydana geldiği yerin de Samsun İlinde olması sebebiyle davalılar... ve ... vekilinin yetki ilk itirazının haklı ve yerinde olduğu anlaşılmakla, açıklanan gerekçeler dahilinde süresinde yapılan yetki ilk itirazı çerçevesinde uyuşmazlığın çözümü açısından mahkememizin yetkili olmadığı, yetkili mahkemenin davalılar... ve ...'in yerleşim yeri adreslerinin yanında kazanın meydana geldiği yerin de bulunması itibarıyla Samsun Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu anlaşılmakla, mahkememizin yetkisizliğine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 6. maddesi hükmü gereğince davaya konu uyuşmazlığın çözümü açısından Samsun Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkili olduğu anlaşılmakla, mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE, 2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 20. maddesi gereğince, tarafların yetkisizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının yetkili mahkemeye gönderilmesini talep edebileceklerinin, aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına, 3-Tarafların görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri durumunda, dosyanın yetkili SAMSUN NÖBETÇİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 4-Yargılama giderlerinin yetkili mahkemece dikkate alınmasına, Dair, davacı vekili ile davalılar... ve ... vekilinin yüzlerine karşı, davalı ... Şirketi ile davalı ... Anonim Şirketi vekilinin yokluklarında, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 10/06/2025

Katip... e-imzalıdır

Hakim... e-imzalıdır

Atıf: İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/1059, K. 2025/518, T. 10.06.2025, www.arakarar.com/karar/izmir-7-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-1059-e-2025-518-k-878904a93ab7