İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/1035 E. 2024/889 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/1035
Karar No
2024/889
Karar Tarihi

T.C.

İZMİR

4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/1035

KARAR NO : 2024/889

DAVA : Ticari Şirket Tasfiyesi

DAVA TARİHİ : 10/12/2019

BİRLEŞEN AYVALIK 1. ASLİYE HUKUK

MAHKEMESİ'NİN 2021/73 ESAS SAYILI DAVASINDA;

DAVA : Ticari Şirket Genel Kurul Kararının İptali

DAVA TARİHİ : 22/03/2021

KARAR TARİHİ : 11/12/2024

Mahkememize yetkisizlik kararı ile gönderilen davanın ve birleşen davanın dosya üzerinde yapılan incelemesi sonucunda;

İDDİA ;

Asıl davada davacı dava dilekçesinde özetle; davalı ... ile yıllardır ortaklıkları olmasına rağmen şirketteki haklarının bertaraf edildiğini, davalı ortağın sahte belgelerle şirket hisselerini azalttığını, daha sonra İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı kararıyla hukuksuz sermaye artırımının iptal edildiğini, şirkette 5600 payın olduğunu, 2.726'sının müvekkili şirkete, 2.874 payının ise davalı ...'a ait olduğunu, davalının hukuka aykırı işlem ve eylemleri nedeniyle şirket yönetilemediğinden TTK'nın 549. maddesi gereği şirket mallarının ve şirketin tasfiyesinin gerektiğini belirterek,... İşletmeciliği Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin tasfiyesine, şirkete tasfiye memuru atanmasına, şirkete ait Ayvalık ilçesi Mithatpaşa mahallesinde bulunan taşınmaz malların satılarak ortaklara payları oranında paylaştırılmasına karar verilmesini istemiştir.

Birleşen davada davacı dava dilekçesi ile özetle; müvekkili davacı şirket ile ...'ın Ayvalık Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı bulunan ... Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti.'de % 49-% 51 oranında ortak olduklarını, müvekkili davalı... şirketindeki hissesini 10 yıl önce almış olmasına rağmen davalı ...'ın sahte imzalarla müvekkilini bertaraf ettiğini, bu sahteciliğin kesinleşmiş mahkeme kararıyla sabit olduğunu, ortak olunan şirketin Lale adasında çok değerli taşınmazlarının bulunduğunu, bu şirket hissesini Alman bankasından aldıklarını, taşınmazlardan 25.000 m² olan arazide imarlı ruhsatı alınmış 9.200 m² projesi tasdikli beş yıldızlı otel imarının bulunduğunu ve bu imarın planlara işlendiğini ancak hisse devralındıktan bir yıl sonra ...'ın hiçbir yetkisi olmadığı halde belediyeye dilekçe vererek imar planını değiştirdiğini ve şirketi çok büyük bir zarara soktuğunu, şuan bu arazinin imardan çıkarıldığını, tarlaya döndürülmüş olduğunu, daha sonra müvekkilinin haberi olmadan şirkete bir ortak alınarak sahte imzalarla genel kurul yapıldığını, genel kurulda müvekkilinin imzası bulunması gerekirken sanki yabancı bir müdür varmış gibi sahte bir yabancı isimle sahte imza atıldığını, davalı ... kendisini müdür ilan ettiğini, İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ve... Karar sayılı kararıyla müdürlüğünün iptal edildiğini; bu arada şirketin tüm taşınmazlarını satış yetkisinin sicil müdürlüğünden alındığını, bunun öğrenilmesi üzerine gerekli başvurunun yapılarak satış işleminin durdurulduğunu, yine davalı ...'ın sahte imzalarla müvekkili şirketin hissesini % 3'e düşürdüğünü ve kendi hissesini % 97'ye çıkardığını, bunun öğrenilmesi üzerine İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı kararıyla çalınan hisselerini geri aldıklarını, bu süreçte yapılan savcılık şikayeti üzerine polisin davalının evine baskın yaptığını ve şirket defterlerine savcılık tarafından el konulduğunu, sahtecilikten İzmir .... Asliye Ceza Mahkemesi'nde açılan davada davalının cezalandırıldığını; defterin incelenmesinde kendisini 10 yıl eski tarihli karar alıp yüksek ücretle maaşa bağladığının ve bunu icraya koyarak kendi şirketine haciz işlemi başlattığının belirlendiğini, yine şirket karar defterinde karar alınarak tüm taşınmazları kendi oğluna kat karşılığı inşaat sözleşmesiyle verdiğinin belirlendiğini, yine başka defter alarak şirket hisselerini gayri yasal olarak kendisini % 97 hissedar göstererek müvekkilinin haklarını gasp etmeye çalıştığını, mahkemeler aracılığıyla durduruldukça davalı ... yeni kararlar alarak yeni mağduriyetler oluşturduğunu, müdür olmadığı halde müdürmüş gibi genel kurullar yaptığını, avukatlara yetkisi olmadığı halde şirket adına vekaletnameler verdiğini; son olarak kendisini sahte bir kararla 02/05/2019 tarihinde tek başına müdür seçerek olmayan mahkeme kararlarını gerekçe gösterdiğini ve bunu bir ay içinde sicile bildirmediğini, genel kurul kararları 1 aylık sürede sicile ibraz edilmediğinde yok hükmünde olacağını, bu genel kurul kararının yok hükmünde olduğunu ve müdürlük tescilinin geçerli olmadığını, şirket hakkında tasfiyesi yönünde dava bulunması nedeniyle davalının müdür olarak atanmasının yasal olmadığını, ayrıca şirketin 550,00 TL değerinde olması sebebiyle münfesih durumunda olduğunu, yine bu aşamada şirkete müdür atanmasının yasal olmadığını, ... müdür olmadığından genel kurul çağrısı yapma hakkının bulunmadığını belirterek, öncelikle şirket müdürlüğünün durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesine ve ... Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin 02/05/2019 tarihli genel kurul kararının yok hükmünde sayılmasına ve müdürlüğün iptaline, yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE ;

Asıl dava; davalı şirketin tasfiyesi istemine; birleşen dava ise; davalı şirketin genel kurul kararının yok hükmünde sayılması ile müdürlüğün iptal edilmesi istemine ilişkindir.

Dava dosyası Ayvalık ... Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesi'nin 23/10/2024 tarihli, ...Esas ve ... Karar sayılı yetkisizlik kararı ile birlikte mahkememize gönderilmiştir.

6100 sayılı HMK'nın "Şubeler ve tüzel kişilerle ilgili davalarda yetki" başlıklı 14. maddesinin 2. fıkrasında; "Özel hukuk tüzel kişilerinin, ortaklık veya üyelik ilişkileriyle sınırlı olmak kaydıyla, bir ortağına veya üyesine karşı veya bir ortağın yahut üyenin bu sıfatla diğerlerine karşı açacakları davalar için, ilgili tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.

" düzenlemesine; "Yetki itirazının ileri sürülmesi" başlıklı 19. maddesinde; "(1) Yetkinin kesin olduğu davalarda, mahkeme yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorundadır; taraflar da mahkemenin yetkisiz olduğunu her zaman ileri sürebilir. (2) Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz. (3) Mahkeme, yetkisizlik kararında yetkili mahkemeyi de gösterir. (4) Yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı, süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir." düzenlemesine yer verilmiştir.

6102 sayılı TTK'nın "Genel kurul kararlarının iptali" ana başlıklı ve "İptal sebepleri" alt başlıklı 445. maddesinde de; "446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler." düzenlemesine yer verilmiştir.

Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi örnekleri incelendiğinde; asıl davanın açılış tarihi olan 10/12/2019 tarihinde ve birleşen davanın açılış tarihi olan 22/03/2021 tarihinde tasfiyesi istenen davalı ... İşletmeciliği Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin sicilde kayıtlı adresinin ".../ Balıkesir" olduğu anlaşılmıştır.

Tüm dosya içeriğine göre; asıl davada davalı şirketin tasfiyesinin istendiği, birleşen davada ise genel kurul kararının yok hükmünde sayılmasına ve ...'ın müdürlük görevinin iptaline karar verilmesinin istendiği, her iki davanın da taraflar arasındaki ortaklık ilişkisinden kaynaklandığı, dolayısıyla yetkili mahkemenin belirlenmesinde 6100 sayılı HMK'nın 14/2 ve TTK'nın 445. maddeleri çerçevesinde değerlendirme yapılmasının gerektiği; ortada kesin yetki halinin söz konusu olduğu ve kesin yetkinin kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece kendiliğinden dikkate alınmasının zorunlu olduğu; yetkisizlik kararı veren mahkemenin nitelendirmesinin aksine "dava şartlarından olan kesin yetkinin yargılamanın her aşamasında araştırılması" gerekliliğinden kastedilenin; kesin yetki hallerinde bu hususun ilk itiraz ileri sürülmesi beklenmeksizin kendiliğinden değerlendirilecek ve bu değerlendirmenin de davanın her aşamasında yapılabilecek olması olduğu, dava esnasında yapılan yer değişikliğinin bu kapsamda kalmadığı; diğer bir anlatımla; yargılama esnasında yapılan yer (adres) değişikliğinin mahkemenin dava açılışında var olan yetkisini ortadan kaldırmasının söz konusu olmayacağı, her davanın açıldığı tarihteki koşullara göre değerlendirilmesi ve yetki konusuna da bu noktadan bakılması gerektiği, nitekim; genel yetkiyi düzenleyen 6100 sayılı HMK'nın 6. maddesinde bu kurala işaret edildiği, kesin yetkinin varlığı durumunda da aynı kuralın işleyeceği, yani davanın açıldığı tarihte mahkemenin kesin yetkili olup olmadığının önem taşıdığı, aksinin düşünülmesi durumunda yargılama boyunca yapılacak her yer değişikliğinde aynı dosya üzerinden yeniden ve birden fazla yetkisizlik kararı verilmesi gerektiği gibi bir sonucun ortaya çıkacağı ki bu durumun da anılan düzenlemenin amacı ile çelişeceği; somut olay yönünden; Ayvalık ... Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesi'nin yetkisizlik kararında davalı şirketin her ne kadar adresinin İzmir'de olduğu belirtilmiş ise de dava açıldıktan sonra ve yargılama devam ederken 02/10/2023 tarihinde şirketin yeni adresinin sicile tescil edilerek değiştirildiği, asıl davanın ve birleşen davanın açıldığı tarihte davalının adresinin Ayvalık olduğu, dolayısıyla davaya ve birleşen davaya bakmakla yetkili mahkemenin Ayvalık ... Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesi olduğu, mahkememizin yetkisiz olduğu anlaşıldığından; 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın ve birleşen davanın usulden reddine, ortaya olumsuz yetki uyuşmazlığı çıktığından mahkememizin kararının istinaf kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi durumunda yetkili mahkemenin (yargı yerinin) belirlenmesi için HMK'nın 21. ve devamı maddeleri uyarınca dosyanın resen Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine ilişkin aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM ; Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;

1-Mahkememizin yetkisiz olması, uyuşmazlığın çözümünde Ayvalık... Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesi'nin yetkili olması nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın ve birleşen davanın USULDEN REDDİNE,

2-Mahkememiz ile Ayvalık ... Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesi arasında olumsuz yetki uyuşmazlığı çıktığından, mahkememizin kararının istinaf kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi durumunda yetkili mahkemenin (yargı yerinin) belirlenmesi için HMK'nın 21. ve devamı maddeleri uyarınca dosyanın resen Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine,

3-Harç ve yargılama giderlerinin 6100 sayılı HMK'nın 331. maddesi uyarınca yetkili mahkemece değerlendirilmesine,

Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 11/12/2024

Başkan ...

¸E-imza

Üye ...

¸E-imza

Üye ...

¸E-imza

Katip ...

¸E-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/1035, K. 2024/889, T. 11.12.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-1035-e-2024-889-k-2b5f46db77f4