İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/1006 E. 2025/852 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1006
- Karar No
- 2025/852
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/1006 Esas KARAR NO : 2025/852
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 03/10/2023
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 03/10/2023 KARAR TARİHİ : 23/09/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/10/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: ASIL DAVA: Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirketi tarafından davalının maliki olduğu ...... plakalı aracın ..... numaralı ZMSS poliçesi kapsamında 15/10/2021 - 15/10/2022 tarihleri arası dönem için sigortalanmış olduğunu, 20.12.2021 tarihinde ...... sevk ve idaresindeki müvekkili şirket tarafından sigortalı ...... plakalı aracın ..... sevk ve idaresindeki ..... plakalı araca çarpması sonucunda maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiş olduğunu, bu kazanın oluşumunda müvekkili şirket tarafından sigortalı ..... plakalı araç sürücüsünün KTK m. 56/1-c ve KTK m. 81/1-a maddeleri gereğince %100 kusurlu ve sorumlu olarak tespit edilmiş olduğunu, ayrıca müvekkili şirket tarafından sigortalı araç sürücüsünün ehliyetinin daimi olarak iptal edilmiş olup ayrıca sigortalı araç sürücüsünün kaza anında ALKOLLÜ olduğunun trafik ekipleri tarafından tespit edilmiş olduğunu, meydana gelen trafik kazası neticesinde müvekkili şirket tarafından ..... Plaka sayılı araçta oluşan hasar ve değer kaybı için 43.000,00TL tazminat ödemesi gerçekleştirilmiş olduğunu, müvekkili şirketin yaptığı ödeme bedelini poliçeye ve ZMSS Genel Şartlarına dayalı olarak sigortalıdan talep etme hakkını elde etmiş olduğunu, ZMSS GENEL ŞARTLARI B.4/b uyarınca; Buna göre, tazminatı gerektiren olay, aracın ilgili mevzuat hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan veya geçerliliğini yitirmiş sürücü sertifikasına sahip ya da ehliyetine geçici/sürekli el konulmuş kimseler tarafından sevk edilmesi veya trafik kurallarının ağır kusur ile ihlali sonucunda meydana gelmiş ise sigortacının sigortalıya rücu edebileceğinin hüküm altına alınmış olduğunu, yine sigortalı aracı kullanan sürücü ...... 'ın kaza sırasında yasal sınırın üzerinde alkollü olduğu sabit olup asli ve tam kusurlu olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin Zorunlu Malî Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın B. 4. maddesinin (C) bendine göre; Aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelmiş ise sigortacının sigortalıya rücu edebileceğinin hüküm altına alınmış olduğunu, 6102 sayılı TTK md.1472-1481 ve ZMSS Genel Şartları uyarınca müvekkili şirketin ödemiş olduğu hasar bedelini, sigortalısından talep etme hakkına sahip olduğunu, meydana gelen dava konusu hasardan davalı araç malikinin sorumlu olduğunu, bu sebeple ödenen tazminat miktarının davalı borçludan rücu edilmesi maksadıyla öncelikle Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün ..... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış olduğunu, takibin davalının haksız itirazları nedeni ile durmuş olduğunu, konuya ilişkin başvurulan zorunlu arabuluculuk sürecinden de bir sonuç elde edilememiş olup, anlaşmazlık tutanağı düzenlenmiş olduğunu beyanla; fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak üzere; davanın kabulüne, davalının Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün ..... E. sayılı dosyasına yaptığı haksız itirazın iptaline ve takibin devamına, davalının asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve sair giderlerin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. BİRLEŞEN DAVA: Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirketi tarafından davalının maliki olduğu ..... plakalı aracın ..... numaralı ZMSS poliçesi kapsamında 15/10/2021 - 15/10/2022 tarihleri arası dönem için sigortalanmış olduğunu, 20.12.2021 tarihinde ..... sevk ve idaresindeki müvekkili şirket tarafından sigortalı ..... plakalı aracın ..... sevk ve idaresindeki ..... plakalı araca çarpması sonucunda maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiş olduğunu, bu kazanın oluşumunda müvekkili şirket tarafından sigortalı ..... plakalı araç sürücüsünün KTK m. 56/1-c ve KTK m. 81/1-a maddeleri gereğince %100 kusurlu ve sorumlu olarak tespit edilmiş olduğunu, ayrıca müvekkili şirket tarafından sigortalı araç sürücüsünün ehliyetinin daimi olarak iptal edilmiş olup ayrıca sigortalı araç sürücüsünün kaza anında ALKOLLÜ olduğunun trafik ekipleri tarafından tespit edilmiş olduğunu, meydana gelen trafik kazası neticesinde müvekkili şirket tarafından ...... Plaka sayılı araçta oluşan değer kaybının ek ödemesi için 31.806,64-TL tazminat ödemesi gerçekleştirilmiş olduğunu, müvekkili şirketin yaptığı ödeme bedelini poliçeye ve ZMSS Genel Şartlarına dayalı olarak sigortalıdan talep etme hakkını elde etmiş olduğunu, ZMSS GENEL ŞARTLARI B.4/b uyarınca; Buna göre, tazminatı gerektiren olay, aracın ilgili mevzuat hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan veya geçerliliğini yitirmiş sürücü sertifikasına sahip ya da ehliyetine geçici/sürekli el konulmuş kimseler tarafından sevk edilmesi veya trafik kurallarının ağır kusur ile ihlali sonucunda meydana gelmiş ise sigortacının sigortalıya rücu edebileceğinin hüküm altına alınmış olduğunu, yine sigortalı aracı kullanan sürücü ...... 'ın kaza sırasında yasal sınırın üzerinde alkollü olduğu sabit olup asli ve tam kusurlu olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin Zorunlu Malî Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın B. 4. maddesinin (C) bendine göre; aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelmiş ise sigortacının sigortalıya rücu edebileceğinin hüküm altına alınmış olduğunu, 6102 sayılı TTK md.1472-1481 ve ZMSS Genel Şartları uyarınca müvekkili şirketin ödemiş olduğu hasar bedelini, sigortalısından talep etme hakkına sahip olduğunu, meydana gelen dava konusu hasardan davalı araç malikinin sorumlu olduğunu, davalıya karşı rücu şartları oluşmakla, hasar ve değer kaybı alacaklarının 43.000,00-TL'si için ödeme talep edilmiş olduğunu, ödeme yapılmaması üzerine ödenen tazminat miktarının davalı borçludan rücu edilmesi maksadıyla öncelikle Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün ..... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış olduğunu, takibin davalının haksız ve yersiz itirazları nedeni ile durmuş olduğunu, davalının haksız itirazı sonrasında taraflarınca Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... E. sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açılmış olduğunu, bu davanın davamız derdest durumda olduğunu, ..... plakalı araç için 31.806,64-TL ek ödemenin davalı borçludan rücu edilmesi maksadıyla Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün ..... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış olduğunu, takibin davalının haksız ve yersiz itirazları nedeni ile durmuş olduğunu, konuya ilişkin başvurulan zorunlu arabuluculuk sürecinden de bir sonuç elde edilememiş olup, anlaşmazlık tutanağı düzenlenmiş olduğunu, HMK md.166 uyarınca, davaların aynı yargı çevrelerinde aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmaları, aralarında bağlantı bulunması sebebi ve usul ekonomisi ilkesi gereğince de birleştirilmeleri gerektiğini beyanla; fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak üzere; öncelikle işbu davanın derdest durumda olan Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...... E. sayılı dosya ile birleştirilmesine, davanın kabulüne, davalının Bakırköy ...... İcra Müdürlüğü'nün ..... E. sayılı dosyasına yaptığı haksız itirazın iptaline ve takibin devamına, davalının asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve sair giderlerin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. ASIL VE BİRLEŞEN DAVA: Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; ..... ESAS DOSYASINA İLİŞKİN; yapılan icra takibinde herhangi bir dayanak belge bulunmadığını, Bakırköy ...... iCra Müdürlüğünün ..... Esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine icra takibi başlatılmış olduğunu, icra takibine herhangi bir dayanak belge sunulmamış olduğunu, sadece takip talebine "hasar tazminatının rücuen tahsili" talebidir şeklinde açıklama şerh edilmiş olduğunu, alacağın içeriği, miktarı, ödenip ödenmediğine ilişkin makbuzu, alacağın kaynağı ve borcun doğumuna sebep olan hiçbir belge sunulmamış olduğunu, bu nedenle de ödeme emrine süresinde itiraz edilerek haklı nedenle takibin durdurulmuş olduğunu, icra takibinin başlatıldığı Bakırköy İcra Müdürlüğü'nün ve işbu mahkemenin yetkisiz olduğunu, Bakırköy ...... İcra Müdürlüğü'nün ..... Esas sayılı dosyaya sunulan itiraz dilekçesi ile de yetkiye itiraz edilmiş, yetkili icra müdürlüğü gösterilmiş olduğunu, icra takibinin yetkisiz olduğu yerde açılan işbu dava da yetkisiz mahkemede açılmış olduğunu, müvekkilinin yerleşim yerinin Tekirdağ/ Çerkezköy olduğunu, yetkili icra müdürlüğü'nün Çerkezköy İcra Müdürlüğü olduğunu, yetkili Mahkemenin de Çerkezköy Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, işbu dava ekinde sunulan belgelerden anlaşılacağı üzere hasar tam olarak tespit edilmemiş olduğunu, sigorta şirketinin yapmış olduğu ekspertiz sonucu tutarın belirlenmiş olduğunu, objektif ve tarafsız bir hesaplama yapılmamış olduğunu, meydana gelen kaza sebebiyle oluşan zararın tam olarak tespit edilmemiş olduğunu, gerçeğe aykırı tutarın hasar tazminatı olarak ödenmiş ve haksız şekilde müvekkilinden talep edilmiş olduğunu, bu nedenle davayı kabul etmemekle birlikte zikredilen hasar tazminatının gerçek değerinin bilirkişiler marifetiyle hesaplanması gerektiğini, müvekkilinin gerçeğe uygun olmayan ödemeden sorumluluğu bulunmadığını, kaza tespit tutanağının araç sürücüsünün beyanları alınmaksızın trafik polisleri tarafından tahmin üzerine tanzim edilmiş olduğunu, yapılan alkol muayenesinin de gerçeği yansıtmadığını, araç sürücüsünün kaza anında sınırı aşan oranda alkollü olmadığını, bu nedenle tutanakta yer alan hususların, kazanın şekli ve kusur durumunun gerçeği yansıtmadığını, ayrıca kusur oranı olarak da müvekkilinin sürücüsü ..... 'un %100 kusurlu bulunmuş olduğunu, ancak hangi kriterler gözetilerek hangi incelemeler sonucu kusur oranının tespit edildiğinin sunulan belgelerden anlaşılmamakta olduğunu, tamamen sigorta şirketinin ve tutanağı tanzim edenlerin sübjektif değerlendirmesi sonucu müvekkilinin ve şoförünün tam kusurlu bulunmuş olduğunu, ancak bu kusur oranının gerçeğe aykırı olduğunu, bu sebeplere mahkememizin kararı üzerine uzman bilirkişilerce keşif yapılarak kusur raporu tanzim edilmesi gerektiği kanaatinde olduklarını, sigorta şirketinin ödemiş olduğu tazminatı sigortalısına rücu edebilmesi için, sigortalısının ağır kusuru veya kastı olması gerektiğini, araç sürücüsünün kaza anında rücuyu meydana getirecek düzeyde alkollü olmadığını, buna ek olarak yaşanan kazada ağır kusuru da bulunmadığını, yaşanan kazada herhangi bir kastı da bulunmadığını, bu kapsamda davacının rücuen tazminat talebinin hukuka ve yasaya aykırı olduğunu, BİRLEŞEN ..... ESAS DOSYASINA İLİŞKİN; Bakırköy ...... İcra Müdürlüğünün ..... Esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine icra takibi başlatılmış olduğunu, icra takibine herhangi bir dayanak belge sunulmamış olduğunu, sadece takip talebine "değer kaybı tazminatının rücuen tahsili" talebidir şeklinde açıklama şerh edilmiş olduğunu, alacağın içeriği, miktarı, ödenip ödenmediğine ilişkin makbuzu, alacağın kaynağı ve borcun doğumuna sebep olan hiçbir belge sunulmamış olduğunu, bu nedenle de ödeme emrine süresinde itiraz edilerek haklı nedenle takibin durdurulmuş olduğunu, icra takibinin başlatıldığı Bakırköy İcra Müdürlüğü'nün ve işbu mahkemenin yetkisiz olduğunu, Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün ..... Esas sayılı dosyaya sunulan itiraz dilekçesi ile de yetkiye itiraz edilmiş, yetkili icra müdürlüğünün gösterilmiş olduğunu, icra takibinin yetkisiz olduğu yerde açılan işbu davanın da yetkisiz mahkemede açılmış olduğunu, müvekkilinin yerleşim yerinin Tekirdağ/ Çerkezköy olduğunu, yetkili icra müdürlüğü'nün Çerkezköy İcra Müdürlüğü olduğunu, yetkili Mahkemenin de Çerkezköy Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, işbu dava ekinde sunulan belgelerden anlaşılacağı üzere hasarın tam olarak tespit edilmemiş olduğunu, sigorta şirketinin yapmış olduğu ekspertiz sonucu tutarın belirlenmiş olduğunu, objektif ve tarafsız bir hesaplama yapılmamış olduğunu, meydana gelen kaza sebebiyle oluşan zararın tam olarak tespit edilmemiş olduğunu, buna bağlı olarak meydana gelen değer kaybının da yanlış hesaplanmış olduğunu, gerçeğe aykırı tutarın ek değer kaybı tazminatı olarak ödenmiş ve haksız şekilde müvekkilinden talep edilmiş olduğunu, bu nedenle davayı kabul etmemekle birlikte zikredilen değer kaybı tazminatının gerçek değerinin bilirkişiler marifetiyle hesaplanması gerektiğini, müvekkilinin gerçeğe uygun olmayan ödemeden sorumluluğu bulunmadığını, kaza tespit tutanağının araç sürücüsünün beyanları alınmaksızın trafik polisleri tarafından tahmin üzerine tanzim edilmiş olduğunu, yapılan alkol muayenesinin de gerçeği yansıtmadığını, araç sürücüsünün kaza anında sınırı aşan oranda alkollü olmadığını, bu nedenle tutanakta yer alan hususların, kazanın şekli ve kusur durumunun gerçeği yansıtmadığını, ayrıca kusur oranı olarak da müvekkilinin sürücüsü ..... 'un %100 kusurlu bulunmuş olduğunu, ancak hangi kriterler gözetilerek hangi incelemeler sonucu kusur oranının tespit edildiğinin sunulan belgelerden anlaşılamadığını, tamamen sigorta şirketinin ve tutanağı tanzim edenlerin sübjektif değerlendirmesi sonucu müvekkilinin ve şoförünün tam kusurlu bulunmuş olduğunu, ancak bu kusur oranının gerçeğe aykırı olduğunu, bu sebeplere mahkememiz kararı üzerine uzman bilirkişilerce keşif yapılarak kusur raporu tanzim edilmesi gerektiği kanaatinde olduklarını, sigorta şirketinin ödemiş olduğu tazminatı sigortalısına rücu edebilmesi için, sigortalısının ağır kusuru veya kastı olması gerektiğini, araç sürücüsünün kaza anında rücuyu meydana getirecek düzeyde alkollü olmadığını, buna ek olarak yaşanan kazada ağır kusuru da bulunmadığını, yaşanan kazada herhangi bir kastı da bulunmadığını, bu kapsamda davacının rücuen tazminat talebinin hukuka ve yasaya aykırı olduğunu beyanla; dava yetkisiz yerde açılmış olup, yetki itirazlarının kabulü ile mahkemenin yetkisizliğine karar verilerek dosyanın Tekirdağ/ Çerkezköy Mahkemelerine gönderilmesine, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davaların tüm hususları ile reddi ile takiplerin iptaline, davacının kötü niyetli olduğu açık olduğundan %20’den aşağı olmamak üzere tazminat ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Asıl dava, sigorta şirketinin kendi sigortalısına karşı açmış olduğu, zarar görene ödenen hasar ve değer kaybı talebine, birleşen dava ise, sigorta şirketinin kendi sigortalısına karşı açmış olduğu, zarar görene ödenen değer kaybı ek ödemesi talebine ilişkin rücuen tahsil talepli başlatılan ilamsız icra takibine itirazın iptali taleplerine ilişkindir. Sigortalı araca ve zarar gören araca ait trafik tescil kayıtlarının incelenmesinde araçların kullanım amacının hususi olduğu görülmüştür. Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir. 6100 Sayılı HMK'nun 114/c maddesi gereğince mahkemelerin görevi dava şartı olup, yasanın 115. maddesi gereğince mahkeme dava şartının bulunup bulunmadığını res'en araştırmakla yükümlüdür. 6102 Sayılı T.T.K.'nun 4. maddesinin 1. fıkrası 6335 Sayılı Yasanın 1. maddesi ile değiştirilerek ticari davalar her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları, T.T.K.'nun 4. maddesinin a bendi gereğince T.T.K.'nun dan kaynaklanan davalar, T.T.K.'nun 4. maddesinin b, c, d, e, f bentlerinde sayılan davalar ve diğer özel kanunlarda Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu kararlaştırılan davalar ticari dava olarak Ticaret Mahkemelerinde görülecektir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5. maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 3/l maddesine göre tüketici işleminin "mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzeri sözleşmelerde dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" olarak aynı yasanın 3/k maddesine göre tüketicinin ise "ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi" olarak tanımlandığı, 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 73. maddesi gereğince tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu düzenlenmiştir. "...Her ne kadar yerel mahkemece sigortalı aracın poliçede cinsi kamyonet olarak gösterildiğinden davanın ticaret mahkemesinde açılması gerektiği kanaatiyle görevsizlik kararı verilmiş ise de aracın ruhsat bilgileri ve trafik kaydına göre kullanım amacı hususi-kamyonet olup, müteveffa sigortalının bu araçla ticaret yaptığı, tacir olduğu da iddia ve ispat olunmadığından, dolayısıyla sigortalı tüketici sıfatını taşıdığından, ticaret mahkemesi davada görevli değildir. Dava tarihi itibariyle yürürlüğe girmiş olan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 3, 73/1 ve 83/2 maddeleri uyarınca sigorta sözleşmelerinden kaynaklanan davalara bakma görevi Tüketici Mahkemelerine aittir..." (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 2019/289 Esas 2021/947 Karar sayılı ilamı). 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3/k bendinde, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi "tüketici", 3/ı bendinde ise mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem "tüketici işlemi" olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanunun 73/1. maddesinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiş, 83/2. maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceğine değinilmiştir. HMK'nın 1. maddesinde de görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında resen gözetileceği düzenlenmiştir. Somut olayda, davalıya ait aracın davacı sigorta şirketi nezdinde zorunlu mali sorumluluk poliçesiyle sigortalı olduğu esnada meydana gelen trafik kazası sonucu davacı sigorta şirketi tarafından kazada zarar gören üçüncü kişilere yapılan ödemelerin davalı sigortalısından sigorta poliçesi genel şartları ve yasal hükümler uyarınca rücuen tahsili istenmiş olup, dava tarihi olan 30.11.2016 tarihi itibariyle 6502 sayılı Kanun yürürlükte olup davalı olan sigortalının gerçek kişi, tescil bilgilerine göre davaya konu sigortalı aracın kullanım amacının da "hususi" olduğu gözetildiğinde, anılan Kanun uyarınca davalı tüketici, taraflar arasındaki sigorta sözleşmesi de tüketici işlemi sayılmakla davaya bakmakla tüketici mahkemesi görevli olduğundan davaya "Tüketici Mahkemesi sıfatıyla" bakılması gerekirken Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatıyla bakılarak davanın esası hakkında hüküm kurulması yerinde görülmediğinden göreve ilişkin olarak yapılan bu yanlışlık HMK'nın 355. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca re'sen gözetilmesi gereken kamu düzenine aykırılık kapsamında kalmakla ilk derece mahkemesince verilen kararın öncelikle bu nedenle kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 2019/1941 Esas 2019/1142 Karar sayılı ilamı). Esas ve birleşen dosyada davacı sigorta şirketine ZMMS sigorta poliçesi ile sigortalı olay tarihinde davalının maliki olduğu ..... plaka sayılı aracın ruhsat bilgileri ve trafik kaydına göre kullanım amacının hususi olduğu, olay tarihinde aracın maliki olan davalı sigortalının bu araçla ticaret yaptığı, tacir olduğunun da iddia ve ispat olunmadığı anlaşılmakla 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 3. maddesinin k ve l bendi uyarınca davalının tüketici sıfatını taşıdığı, esas ve birleşen dosyada davacı sigorta şirketi ile davalı sigortalı arasında yapılan sigorta sözleşmesinin ise tüketici işlemi olduğu, buna göre uyuşmazlık ile ilgili Tüketici Mahkemesinin değerlendirme yapıp karar vermesi gerektiği anlaşılmakla taraflar arasındaki uyuşmazlığın 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kalması nedeniyle HMK 'nın 1. maddesi, 6502 Sayılı yasanın 3. ve 73. maddeleri gereğince görev hususu kamu düzenine ilişkin olup Mahkemece her aşamada re'sen nazara alınması gerektiğinden Mahkememizin görevli olmaması nedeniyle, HMK'nın 114/.1.(c).b,115. maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğundan reddine, Bakırköy Tüketici Mahkemesi'nin görevli olduğunun tespitine karar verilmiştir. Mahkememizin 19/12/2023 tarih ve ..... Esas ...... Karar sayılı ilamı İstinaf edilmiş olmakla, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi'nin 22/10/2024 tarih ve ..... Esas ..... Karar sayılı ilamı ile; "6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede: Asıl ve birleşen davanın, davalı işleten ..... 'ya ait ....... plakalı otomobile ilişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesini düzenleyen davalı ..... Sigorta AŞ'nin zarar gören üçüncü kişiye ödediği tazminatın, sigortalısı olan davalıdan rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, HMK'nin 20'nci maddesinin 1'inci fıkrasının son tümcesi ile aynı Kanun'un 331'inci maddesinin 2'nci fıkrası karşısında, davalı vekilinin dilekçesinde ileri sürdüğü mahkemenin görevsiz olması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi durumunda yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkin istinaf nedeninin yerinde görülmediği, 28/11/2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak 28/5/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun (TKHK) 2 nci maddesinde Kanunun kapsamı, "bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” biçiminde açıklandığı; aynı Kanunun "tanımlar" başlıklı 3 üncü maddesinin, 1 inci fıkrasının (l) bendinde tüketici işleminin; "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder"; tüketicinin ise aynı fıkranın (k) bendinde, "Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi" biçiminde tanımlandığı, TKHK'nin 73'üncü maddesinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesinin görevli olduğu belirtilmiş; aynı Kanunun 83 üncü maddesinde ise, taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceğinin belirtildiği, bir hukukî işlemin TKHK kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekmekle birlikte, hukukî işleminin yalnızca TKHK'de düzenlenmiş olmasının da tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmediğinden, davacı sigorta şirketi ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki niteliğinin, görevli mahkemenin belirlenmesinde dikkate alınacağı, somut olayda, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi vasıtasıyla yapılan sorgulamada davacıya ZMSS poliçesiyle sigortalı ...... plakalı ..... marka, 1996 model aracın cinsinin kamyon, kullanım amacının ise ticari olduğunun anlaşıldığı, bu itibarla davacı sigorta şirketi ile davalı arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinin "tüketici" olmayıp ticari olduğu, başka bir anlatımla ticari işte kullanılan kamyona ilişkin ZMSS poliçesinin düzenlenmesinin tüketici işlemi niteliğinde olmadığı, sigorta hukuku 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 1401 vd. maddelerinde, zorunlu sorumluluk sigortasının ise aynı Kanunun 1483 vd. maddelerinde düzenlendiği, davacının ZMSS poliçesine dayanarak, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına aykırı davrandığını ileri sürdüğü davalı işletenden, dava dışı üçüncü kişiye ödediği tazminatın tahsilini talep ettiği, diğer yandan ZMSS poliçesine konu davalı işleten ...... 'ya ait yük naklinde kullanılan kamyonun, trafik sicilinde kullanım amacının da "ticari" olduğunun kayıtlı olduğu, bu itibarla dava, TTK'de düzenlenmiş olan sigorta hukukuna dayandığından TTK'nin 4'üncü maddesinin 1'inci fıkrasına göre mutlak ticari dava olup ihtilafın çözümünde görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu (aynı yönde Yargıtay 17'nci Hukuk Dairesi'nin 27/03/2017 gün ve 2014/19001 (E) - 2017/3223 (K) sayılı, 30/03/2017 gün ve 2015/5763 (E) - 2017/3414 (K) sayılı kararları) bu itibarla davaya bakma görevinin asliye ticaret mahkemesine ait olması nedeniyle, tarafların ileri sürdükleri kanıtlar değerlendirilip esas hakkında nihai karar verilmesi gerekirken, davaya bakma görevinin asliye hukuk mahkemesine ait olduğundan söz edilerek, davanın usulden reddine karar verilmesinde isabet görülmediği, davalı ..... vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı mahkememiz hükmüne yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nin 353/1-b/1'inci maddesi uyarınca esastan REDDİNE, davacı .... Sigorta AŞ vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, yukarıda esas ve karar numarası belirtilen mahkememiz kararının HMK'nin 353/1-a/3'üncü maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkememize GÖNDERİLMESİNE" karar verilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi'nin 22/10/2024 tarih ve ...... Esas ..... Karar sayılı ilamı uyarınca yargılamaya devam edilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; Asıl ve birleşen davada dava dışı .... 'ın sevk ve idaresindeki davacı sigorta şirketinin ZMMS kapsamında sigortacısı olduğu ..... plakalı araç ile ..... plakalı araç arsında gerçekleşen maddi hasarlı trafik kazasında dava dışı kişiye ZMMS poliçesi kapsamında ödenen hasar ve değer kaybı bedellerinden davalıya ait ..... plakalı araç sürücüsünün alkollü olduğu ve sürücü belgesine sahip olmadığı iddiası ile rücuen tazminat istemine dayanılarak Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ..... ve ..... esas sayılı takip dosyaları ile başlatılan ilamsız icra takiplerine davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazların iptali istemine ilişkindir. Dosyada mevcut bilgi ve belgeler nazara alınarak dava konusu kazadaki kusur durumunun belirlenmesi, dava dışı araç sürücüsünün alkollü olmasının dava konusu kazaya münhasıran sebebiyet verip vermediğinin belirlenmesi, dava dışı sürücünün sürücü belgesi kayıtlarının incelenmesi, hasar ve değer kaybı bedellerinin dava konusu kazanın oluş şekline, meydana gelen hasara ve dönem piyasa rayiçlerine uygun olup olmadığının belirlenmesi ve varsa fazladan yapılan ödeme miktarının hesaplanması amacıyla, dosyanın bir makine mühendisi, bir sigortacı, bir adli trafik alanında uzman bilirkişi ve bir nörolog bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilerek rapor alınmasına, bilirkişi heyeti tarafından değerlendirmelerin asıl ve birleşen dosya yönünden ayrı ayrı yapılmasının istenmesine karar verilmiş olup, Adli Trafik Uzmanı bilirkişi ....., Makine Mühendisi bilirkişi ....., Sigorta Uzmanı bilirkişi .... ve Nöroloji Uzmanı bilirkişi ..... 17.06.2025 tarihli raporlarında özetle; ...... plakalı aşırı alkolü kamyon sürücüsü ......’ın maddi hasar ile neticelenen dava konusu trafik kazasında %100 (yüzde yüz) oranında asli derecede kusurlu olduğunu, ..... plakalı otomobil sürücüsü .....’ın maddi hasar ile neticelenen dava konusu trafik kazasında kusursuz olduğunu, davalı .....’nın mülkiyetinde bulunan ..... plaka sayılı aracın sürücüsü dava dışı .....’ın kaza anında sevk ve idaresinde bulunan aracı kullanmak için yeterli sürücü belgesine sahip olmadığını, sürücü .....'ın yasal sınırın çok üzerinde 1.76 promil derecesinde aşırı alkollü bulunmuş olduğunu, Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu’nun yerleşik kararlarına göre 101 mg/dl üzerindeki sürücülerde tam tersi tıbben ispatlanmadığı takdirde güvenli sürüş kabiliyetinin bozulduğunun kabul edilmekte olduğunu, dolayısıyla yasal sınırın çok üzerinde 1.76 promil derecesinde aşırı alkollü saptanan, kazanın oluşumunda asli kusurlu olan sürücü .....’ın almış olduğu aşırı alkolün etkisiyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmesinin kazanın oluşumunda münhasıran etkili olduğunu, ..... plakalı aracın, 20.12.2021 tarihinde meydana gelen trafik kazasında 54.382,70 TL hasar ve 60.460,00 TL değer kaybı zararının meydana geldiğini, .... plaka sayılı aracın sürücüsü dava dışı ....’ın kazanın meydana gelmesinde %100 oranında ASLİ ve TAM KUSURLU olması sebebiyle, araç maliki davalı ....’nın 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve bağlı yönetmelikler gereği dava dışı ....’ın mülkiyetinde bulunan..... plaka sayılı araçta kaza sonucunda meydana gelen zarardan sürücünün kusuru nispetinde %100 oranındaki kısmından araç maliki ve işleticisi olarak müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, gerçekleşen zararın, davacı ..... Sigorta A.Ş. tarafından sigortacı sıfatı ile.... plaka sayılı aracın maliki, davalı .....’nın hukuki sorumluluklarının teminat altına alınması maksadıyla 15.10.2021 başlangıç 15.10.2022 bitiş tarihlerini kapsayacak şekilde tanzim edilen, ..... numaralı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi hükümleri gereğince, poliçe teminat limitleri ile sınırlı olmak kaydıyla teminat kapsamında olduğunu, dava konusu kaza tarihinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesinin Maddi Tazminat Teminat limitinin araç başına 43.000,00-TL, kaza başına 86.000,00-TL olduğunu, davacı ..... Sigorta A.Ş.‘nin, poliçe teminat limiti tutarına kadar gerçekleşen toplam tazminat tutarından sorumlu olduğunu, artan bakiyenin poliçe teminatı kapsamında değerlendirilemeyeceğini, gerçekleşen kaza sebebi ile dava dışı .....’ın mülkiyetinde bulunan .... plaka sayılı araçta meydana gelen maddi ve değer kaybı zararı toplamının davacı .... Sigorta A.Ş. tarafından sigortacı sıfatı ile düzenlenen ..... numaralı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi hükümleri gereği, Maddi Tazminat Teminat limitinin araç başına 43.000,00-TL tutarındaki poliçe limitini aştığını, 20.12.2021 tarihinde meydana gelen kaza sonucunda oluşan zararın, poliçenin başlangıç ve bitiş tarihleri arasındaki vadesi içerisinde gerçekleştiğini, davalı ...... ’nın maliki olduğu ..... plaka sayılı araç sürücüsü dava dışı .... ’ın %100 oranındaki kusuru nispetinde, ..... plaka sayılı araçta gerçekleşen toplam(54.382,70-TL+60.460,00-TL)=114.842,70-TL tutarındaki maddi ve değer kaybı zararı üzerinden poliçe teminat limiti 43.000,00-TL tutarındaki kısmı ile sınırlı olmak kaydıyla Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı sıfatı ile davacı .... Sigorta A.Ş. tarafından zarar gören .... plaka sayılı aracın maliki dava dışı .....’a ödenmesine engel teşkil edecek bir hususun bulunmadığını, dava konusu olay sebebi ile gerçekleşen gelen zarar kapsamında davacı ..... Sigorta A.Ş. tarafından dosyada mübrez; 01.09.2022 tarih ve “Diğer ..... sayılı dosya ödemesi BÜYÜKÇEKMECE ..... İC” açıklamalı ödeme dekontu ile değer kaybı zararı kapsamında 32.486,96-TL asıl alacak (ferileriyle beraber 64.293,60-TL) tazminat tutarının Büyükçekmece .... İcra Dairesi’nin .... sayılı dosyası kapsamında; (Makbuz No:1) 30.09.2022 tarihli ödeme dekontu ile maddi zarar kapsamında 10.513,04-TL tazminat tutarı ..... plaka sayılı aracın hasarının onarılmasını sağlayan kasko sigortacısı dava dışı ..... Sigorta Şirketi’ne rücuen(hasarın tamamı olmayıp 43.000,00-TL tutarındaki poliçe teminat limitinden artan bakiye kısımdır); (Makbuz No:2) olmak üzere dosyada mübrez ödeme dekontları ile toplam (32.486,96-TL+10.513,04-TL)=43.000,00-TL ana para (ferileriyle beraber 74.806,64-TL) tazminat tutarının ödendiğini; davalı .....'nın maliki olduğu ..... plaka sayılı aracın sürücüsü dava dışı .....’ın olayın oluş şekli itibarıyla kazanın meydana gelmesinde heyetlerinde görevli trafik kazaları analiz uzmanı bilirkişi tarafından kusur yönünden yapılan değerlendirmeye göre %100 oranında kusurlu olduğunu, araç sürücüsü dava dışı .....’ın kaza anında 1,76 (birvirgülyetmişaltı) promil ALKOLLÜ olduğunu, mevzuat hükümlerine göre belirlenen seviyenin üzerinde alkollü olarak araç kullandığını, alkolün etkisiyle güvenli araç sürüş yeteneğini kaybettiğini, kazanın gerçekleşmesinde alkol dışında faktörlerin rol oynamadığını (yol, iklim, araç, karşı araç, yaya vb.), sürücü dava dışı ......’ın güvenli sürüş yeteneğini kaybetmesi nedeniyle kazaya neden olduğunu, heyetlerinde görevli tıp doktoru nöroloji uzmanı bilirkişi tarafından gerçekleşen kazanın münhasıran alkolün etkisine bağlı olarak MEYDANA GELDİĞİnin değerlendirildiğini, ..... plaka sayılı aracın sürücüsü dava dışı .....’ın sevk ve idaresinde bulunan aracı kullanmak için yeterli sürücü belgesine sahip olmadığını, alkollü ve/veya sürücü belgesiz araç kullanımı sebebiyle oluşan zararların Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları Tebliğinin B4/b-c maddeleri gereğince sigortalıya rücu sebepleri kapsamında değerlendirildiğini; davacı ..... Sigorta A.Ş.‘nin 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu Madde 95/1 kapsamında ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları Tebliğinin B4/b-c maddelerine dayanarak, mezkûr olayda zarar gören dava dışı .....’ın mülkiyetinde bulunan ..... plaka sayılı araçta meydana gelen zarar sebebi ile ödediği 43.000,00-TL tutarındaki ana para tazminat bedelini ..... numaralı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile sigortalı bulunan ..... plaka sayılı aracın maliki sigortalısı davalı .....’ya karşı, rücuen tazminat talep şartlarının gerçekleşeceğini bildirmişlerdir. Esas ve birleşen davada çözümlenmesi gereken hukuki sorun, davalı araç malikinin dava konusu trafik kazası nedeniyle dava dışı 3. Kişilere poliçe kapsamında ödenen tazminattan Genel Şartların B.4 maddesi uyarınca sorumlu olup olamayacağı noktasında toplanmaktadır. Sigortacının rücu hakkı, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 95-(2) maddesinde düzenlenmiş olup, anılan maddede; "Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir." düzenlemesine yer verilmiştir. Sigorta ettirene ödeme yapan sigorta şirketi halefi olarak zarar görenlerden ödediği tazminatı rücuen tahsilini talep edebilir. Rücu edilebilecek tazminat tutarı sigortalıya ödenen miktar olmayıp ancak zarar görenin gerçek zararı kadardır. Yine rücu edilebilecek tazminat miktarı tayin edilirken zarara sebep olanın kusuru da nazara alınmalıdır. Hangi hâllerin sigortalıya rücu hakkı vereceği Genel Şartlar’ın “Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve İşletene Rücu Hakkı” başlıklı B.4. maddesinde düzenlenmiş ve bu madde ile de sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin Kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hâllerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği bir kez daha vurgulanmıştır. Bu maddede sayılan durumlardan herhangi biri mevcut değilse, sigorta şirketi rizikonun gerçekleşmesi sonucu meydana gelen zarara kendi katlanmak durumundadır. 2918 sayılı KTK'nın 48. maddesinde, alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir. Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin "Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı" başlıklı 97/1. maddesinde, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, bu konu ile ilgili olan "b-2" bendinde, alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir. Öte yandan, davaya konu kazanın meydana geldiği tarih itibariyle yürürlükte olan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın B.4.d. maddesinde, tazminatı gerektiren olay, işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak verildiği kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa, sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır. Bununla birlikte, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın B.4.d. maddesinin dayanağını teşkil eden KTK'nın 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve müteakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersizdir. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabulü de mümkün değildir. O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığını ispat yükü, TTK'nın 1409. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne, aksi halde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir (YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün ve 2005/11-624-713; YHGK 10.12.2014 gün ve 2013/17-1199 E. 2014/1018 K. sayılı ilamları). Yapılan bu açıklamalar uyarınca esas ve birleşen dosya yönünden yapılan incelemede, dava dışı zarar görenin aracında 54.382,70 TL hasar ve 60.460,000 TL değer kaybı meydana geldiği, dava dışı zarar görene bu nedenle ödemeler yapıldığı, dosya üzerinden yapılan bilirkişi incelemesi ile sabit olduğu üzere olayın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün yasal sınırın üzerinde alkollü olduğu ve dava dışı araç sürücüsünün alkollü olmasının kazanın oluşumunda münhasıran etkili olduğu, bu nedenle sigorta şirketi açısında kendi sigortalısına rücu şartının oluştuğunun kabul edilebileceği, yapılan bilirkişi incelemesi ile araçta oluşan hasarın ve tayin olunan değer kaybı bedelinin dönem piyasa rayiçlerine uygun olduğu, dosya arasında mevcut sigorta poliçesi uyarınca davacı sigorta şirketinin gerçekleşecek zararın araç başına 43.000,00 TL tutarına kadar sorumlu olacağının belirtildiği, esas dosyaya konu Bakırköy ...... İcra müdürlüğü'nün ..... Esas sayılı takip dosyasında 43.000,00 TL asıl alacak ve 1.260,77 TL işlemiş faiz talep edildiği, birleşen dosyaya konu Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün ..... sayılı dosyasında 31.806,64 TL asıl alacak ve 1.772,46 TL işlemiş faiz talebinde bulunulduğu, her iki icra dosyasına konu rücu talep edilen ödemenin aynı araca ilişkin olduğu, 43.000,00 TL sigorta teminat limiti nazara alındığında bakiye bedel için talep edilen rücu talebinin kabul edilemeyeceği, sigorta limitini aşan ödemenin hatır ödemesi niteliğinde olduğu, birleşen dosyada ödeme tarihi ile takip tarihi arasındaki süre nazara alındığında talep edilen faiz tutarının yerinde olduğu, yine birleşen dosyada davacı vekilince icra inkar tazminatı talebinde bulunulduğu görülmüş ise de, alacağın varlığı ve miktarı alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu nedenlerle esas dosya yönünden açılan davanın kabulü ile; Davalı tarafın Bakırköy ..... İcra müdürlüğü'nün ..... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin yasal şartlar oluşmadığından reddine, birleşen mahkememizin ...... esas sayılı dosyası yönünden açılan davanın reddine karar verilmiş ve aşaüıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: ESAS DOSYA YÖNÜNDEN AÇILAN DAVANIN KABULÜ İLE; 1-Davalı tarafın Bakırköy ..... İcra müdürlüğü'nün ..... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİ İLE takibin DEVAMINA, 2-Davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin yasal şartlar oluşmadığından REDDİNE, 3-Alınması gereken 3.023,45 TL harçtan peşin alınan 534,57 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.488,88 TL eksik harcın davalıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA, 4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA, 5-Davacı tarafça sarf edilen ilk dava açılış harç gideri 804,42 TL ile bilirkişi, tebligat ve posta masrafı 32.316,25 TL olmak üzere toplam 33.120,67 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Davalı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin davalı üzerinde BIRAKILMASINA, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davacı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 30.000,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine İADESİNE, BİRLEŞEN MAHKEMEMİZİN ..... ESAS SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN AÇILAN DAVANIN REDDİNE; 1-Alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 405,56 TL harcın mahsubu ile bakiye 209,84-TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA, 2-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA, 3-Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davalı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 30.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine İADESİNE, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (davalı vekiline e-duruşma ortamında) kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 23/09/2025 Katip ...... Hakim .....