İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/95 E. 2024/567 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/95
- Karar No
- 2024/567
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/95 Esas - 2024/567 T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2023/95 KARAR NO: 2024/567
DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü DAVA TARİHİ : 18/07/2023 KARAR TARİHİ : 24/12/2024 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesiyle; davalı yanın ... başvuru numaralı “...’’ marka başvurusuna itiraz ettiklerini, ancak itirazlarının reddolunduğunu, verilen kararın hatalı olduğunu, müvekkilinin tanınmış “...” markasının sahibi olduğunu, ayrıca “...” format altında da çok sayıda mağazaya sahip olduğunu, “... ” markasının tanınmış bir marka olduğunu, bu durumun Kurum tarafından da tespit edildiğini, dava konusu “...” ibareli marka başvurusunun tescili halinde, tüketiciler nezdinde bu markanın müvekkili firmanın “.../...” ibareli olan seri markaların devamı olduğu veya bir firmayla iş birliği yapıldığı yönünde intiba oluşacağının açık olduğunu, davalı yanın bu sayede müvekkili markasının tanınmışlığından haksız fayda sağlayacağını, başvuru kapsamındaki mal ve hizmetlerin tamamının, müvekkilinin markaları kapsamında da yer aldığını, “...” ibareli marka başvurusunun, müvekkiline ait esas unsuru “...” ve “...” ibareleri olan markalar ile görsel anlamda ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, bu şekilde birbirlerinin serisi algısı yarattıklarını, yine markaların işitsel olarak benzerlik taşıdıklarını, dava konusu markanın “...” sesini birebir barındırdığını, taraf markaları arasında bu bağlamda karıştırılma ihtimalinin ortaya çıktığını, Yargıtay’ın “... ” gibi markaları müvekkili markalar ile benzer gördüğünü, yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ... sayılı kararı ile de müvekkili markalarının ayırt ediciliğinin koruma altına alındığını, ...”, ‘’...’’, “...” ve ‘’...’’ markaları Müvekkil firmanın herkes tarafından bilinen markaları olup, “...” ibareli markanın iltibas yaratacak ve müvekkil firmanın tanınmışlığından yararlanacak ve haksız rekabet oluşturacak olduğunu, diğer davalı Kurum’un da müvekkili lehine vermiş olduğu kararlarının bulunduğunu, müvekkilinin aynı zamanda ... alan adının da sahibi olduğunu, bu nedenle de dava konusu marka başvurusunun tescilini engelleyebileceklerini, davalı başvurusunun kötü niyetle yapılmış bir başvuru olduğunu iddia ederek ... sayılı ... kararının iptalini ve dava konusu markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket vekili davaya cevap vermemiştir. YARGILAMA: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ... ’nun 18/05/2023 tarihli, ... sayılı ... kararının iptali ve Dava konusu ... başvuru nolu “...” marka başvurusunun başvurusu devam eden tüm mal ve hizmetler için tümden reddi ile tescil işlemlerinin durdurulmasını, markanın tescil edilmiş olması durumunda hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesi talebine ilişkin olduğu tespit edilmiş anlaşılmıştır. Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. ...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; dava konusu "..." ibaresinin 35, 37 ve 42. Sınıf hizmetlerde tescili amacıyla 19.02.2021 tarih ve ... sayısı ile başvuru konusu edildiği, yapılan ilk incelemeler sonrasında başvurunun 17.05.2021 tarih ve 372 sayılı bültende ilana çıktığı, anılan ilana karşı davacı yanın önceki tarihli “...” esas unsurlu birtakım markalarına dayalı olarak itiraz ettiği, ... tarafından yapılan inceleme sonucunda itirazların 08.04.2022 tarihli karar neticesinde, itirazların reddine karar verildiği, söz konusu karara karşı davacı yanın yeniden itirazda bulunduğu, davacı itirazlarını inceleyen ...’nun 18.05.2023 tarih ve ... sayılı kararı neticesinde özetle; “... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ... sayılı markalara dayanılarak 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. Yapılan inceleme sonucunda, işbu başvurunun tüm unsurları ile birlikte bir bütün olarak ele alındığında, itiraz gerekçesi markalar ile görsel, işitsel ve kavramsal yönden bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle iltibasa yol açabilecek düzeyde benzer bulunmadığı görüşüne varılmıştır. Bu tespit ve "..." ibaresinin gündelik ve ticari hayatta yaygın olarak kullanımı bulunan ayırt edicilik vasfı nispeten zayıf bir unsur olması dikkate alındığında, markalar arasında ilişkilendirilme/karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkmayacağı kanaatine varıldığından bu yöndeki itiraz yerinde görülmemiştir. Öte yandan, yukarıda belirtilen tespitler ışığında, SMK m.6/3, 6/6 koşulları oluşmadığı kanaatine varıldığından, söz konusu iddialar da kabul edilmemiştir. İtiraz gerekçesi markalardan "..." ibareli markalar dışında kalanlar Kurul'a göre bilinir veya tanınmış markalar değildir. "..." ibareli markaların kullanıldığı veya bilinir olduğu sektörle (süpermarketler), ihtilaf konusu hizmetler benzerlik içermediğinden, "..."-"..." ibaresi ayırt edici gücü görece zayıf bir adlandırma olduğundan ve başvuru ile "..." ibareli markalar üst düzeyde benzer olmadığından, tanınmışlık gerekçesiyle yapılan itiraz haklı görülmemiştir. Başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönündeki iddia da somut delillerle ispatlanmadığı gibi, sadece markalar arasındaki benzerlik iddiasına dayandırıldığından ve Kurul'un kanaatine göre, markalar arasındaki benzerlik veya karıştırılma ihtimali, diğer başkaca koşulların varlığı aranmaksızın, tek başına, kötü niyet iddiasının kabulü için yeterli bir kanıt teşkil etmediğinden (... Genel Mahkemesi, 01/02/2012 tarih, ... sayılı kararı, para. 90) bu gerekçeye dayalı itiraz da yerinde ve haklı görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeler ile davacı taraf itirazlarının bir kez daha ve nihai olarak reddine karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir. Ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık konusuyla ilgili iddia, savunmalar doğrultusunda rapor düzenlenmesi için AYRI AYRI seçilen 2 bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir. Marka vekili bilirkişi tarafından düzenlenen RAPORDA / EK RAPORDA ÖZETLE: -Dava konusu başvuru kapsamındaki 35, 37 ve 42. Sınıf hizmetlerin tamamının davacı yana ait önceki tarihli markalar kapsamında aynı sınıfta yer alan hizmetler ile aynı olduğu, -Rapor kapsamında açıklanan nedenlerle “.../...” kelimesi ticaret hayatında yaygın kullanıma haiz ve münhasıran zayıf ayırt edici nitelikte bir kelime de olsa uyuşmazlık konusu hizmetlerin, davacı yanın başta “...” markası olmak üzere “...” ibaresini içerir seri markalarının kullanım sonucu tüketici nezdinde bilinir hale geldiği 35.05 alt grubundaki mağazacılık hizmetlerinde, dava konusu markanın bütünsel yapısı itibariyle davacı taraf markaları ve iktisadi kimliği ile ilişkilendirilebilecek sonuçlar yaratabileceği, bu nedenle başvurudaki 35.sınıftaki “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için *1-34 mal sınıflarında yer alan tüm mallar* mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.” Hizmetleri ile sınırlı olacak şekilde taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkabileceği, -Başvuruda yer alan 35.01, 35.02, 35.03 ve 35.04 alt grupları ile 37 ve 42. Sınıf hizmetler yönünden ise “.../...” ibaresinin genel niteliği itibariyle karıştırılma ihtimaline yol açacak bir benzerliğin meydana gelmeyeceği, -Dava konusu markanın 35.05 alt grubu hizmetlerdeki tescilinin SMK m. 6/5 koşullarının ortaya çıkmasına neden olabileceği, -SMK m. 6/6 koşullarının somut olayda oluşmadığı, takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir. Pazarlama uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen RAPORDA / EK RAPORDA ÖZETLE: Bilirkişi olarak tarafıma verilen görev dâhilinde, yukarıda ayrıntılı şekilde yapılan değerlendirmeler sonucunda; 1- Davalı markasındaki 35, 37 ve 42. Sınıf mal ve hizmetler davacının ... sayılı ve 2018/83521 sayılı markalarının aynı olduğu, 2- Dava konusu marka ile davacı markaları kısmen benzer olduğu, 3- Davacı markasının “...” ile başlayan seri markaları olduğu ve 35. Sınıf 1-34 sınıfları içeren Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.” hizmetlerinde taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkabileceği, 4- 35.01, 35.02, 35.03 ve 35.04 alt grupları ile 37 ve 42. Sınıf hizmetler yönünden ise karıştırılma ihtimali olmayacağı, 5- Dava konusu markanın 35.05 alt grubu hizmetlerdeki tescilinin SMK m. 6/5 koşullarının ortaya çıkmasına neden olabileceği, bildirilmiştir. Bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporların usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır. GEREKÇE: Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir. “Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise; (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir. (9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir. Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, ..., ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (...). Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır. SMK m.6/3 hükmü bağlamında tescil engelinden veya hükümsüz nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı hükmün uygulanması için yeterli olmayacaktır: -Tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret olmalıdır. - Başvuru veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmiş olmalıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. SMK m.6/6 hükmüne göre; tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. SMK m.6/9 hükmüne göre; kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Bu bağlamda bir başvurunun kötü niyetle yapılmış olması başka herhangi bir nedene bağlı olmaksızın, tek başına tescil engeli oluşturmaktadır. SMK ile normatif hukuki temele kavuşan bu ret gerekçesinin uygulaması ise daha eskiye dayanmaktadır. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu vermiş olduğu bir kararda (YHGK., 16.07.2008 tarihli ve .... sayılı karar.) durumu, “marka başvurusunun kötü niyetle yapılmış olması, yalnızca başvurunun reddine ilişkin bir hâl olmayıp, kötü niyetle tescil ettirilen markanın hükümsüzlüğünü de gerektirir.” şeklinde ifade etmiştir. Kötü niyetin belirgin bir tanımı olmamakla birlikte idari ve adli uygulamalarla oluşturulmuş çeşitli ölçütleri vardır. Bu ölçütler temelde markanın işlevi dışında başka amaca yönelik tescil edilme durumunun çeşitli örneklerinden oluşmaktadır. Ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak, başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasından haksız yararlanmaya yönelik olarak yaptırılan haksız tesciller kötü niyetlidir. ... Marka İnceleme Kılavuzu’na göre; kötü niyet kavramı, “bilerek ve haksız bir avantaj kazanmak” veya “başkalarına zarar vermek amacıyla genel olarak kabul edilmiş ahlaki davranışların ve dürüst ticaret ilkelerinin dışında davranan kişinin durumu” olarak tanımlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki bir marka başvurusunun kötü niyetle yapılıp yapılmadığı,başvuru anındaki duruma göre değerlendirilir. Nitekim SMK m.6/9 hükmü başvuru anına sonuç bağlamıştır. Bu anlamda sonradan yapılacak iş ve işlemler başlangıçtaki kötü niyeti ortadan kaldırabilecek nitelikte değildir. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı Markası Örnek Davacı Markaları
...+... ...+...
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan 35, 37 ve 42 .sınıf hizmetlerin tamamının, davacı yanın başta ... sayılı “...” markaları olmak üzere, sair tescilleri kapsamındaki aynı sınıflarda yer alan hizmetler ile birebir aynı tür olduğu, dolayısıyla ilgili hizmetler yönünden ayrıntılı bir inceleme yapılmasına ihtiyaç olmaksızın markaların benzer ihtiyaçlara yönelik, benzer tüketici gruplarına hitap eden, doğrudan birbiri ile rekabet ilişkisi içerisinde olmalarına yol açan, satış ve pazarlama biçimleri ile dağıtım kanalları benzer mahiyetteki emtiaları kapsadığı görülmektedir. Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir. Yargıtay HGK’nun 13.06.2012 tarih ve ... sayılı ilamında da belirtildiği üzere karıştırılma ihtimalinde ölçü bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halktır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, ..., ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta, markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir” denilmektedir. Dolayısıyla ilgili tüketicinin aldığı mal ya da hizmetin başka bir işletmeye ait olduğunu bildiği ve fakat güvendiği işletme ile malını/hizmetini aldığı işletmenin arasında ekonomik bir bağlantı bulunduğunu düşünmesi hali dahi "karıştırılma ihtimali" nin var olduğunun kabulü için yeterli olacaktır. Davalının markasının incelenmesinde; dava konusu markanın ...+... şeklinde siyah renkte tasarlanmış, üst kısmında “M” harfini andırır çizgilerden oluşan bir logoya ve bu logonun hemen altında ise “...” şeklinde bütün olarak yazılmış bir kelimeye yer verildiği, “...” kelimesinin bir bütün olarak herhangi bir anlama sahip olmadığı, yazımına uygun şekilde “...-...” olarak telaffuz edilecek olduğu, herhangi bir ibarenin diğerine nazaran ön plana çıkartılmadığı anlaşılmaktadır. Davacının markalarının incelenmesinde; davacı yan markaları ise başta görseline haiz ve ayrıca ... sicil kayıtlarında da ... sayısı ile tanınmış markalar sicilinde kaydı olan markası başta olmak üzere “.../...” ibarelerini esas ya da tali unsur olarak ihtiva edecek şekilde oluşturulduğu görülen benzeri şekildeki (dava dilekçesinde bahsi geçen sair marka örnekleri) markalar olduğu, anlaşılmaktadır. Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve ... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli ".../..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde; bilirkişi raporlarında da izah edildiği üzere; “...” kelimesi dilimize İngilizce’den yerleşmiş bir kelime olup özellikle teknik ve iktisadi bilimde “büyük” kelimesi yerine de yaygın kullanımı bulunan (... iktisat, ... evrim gibi) bir kelime olduğu, yine bilgisayar biliminde ise “kısayol”lar için kullanılan genel bir tanımlama olduğu; söz konusu ibaresi sahip olduğu bu kavramsal karşılıklar nedeniyle ticaret hayatında yaygın olarak kullanılan ve tercih edilen bir ibare olduğu, uyuşmazlık konusu markalar incelendiklerinde, normal şartlarda, taraf markalarındaki ortak unsur olan “...” ibaresinin ticaret hayatında yaygın kullanılan ve zayıf bir unsur olduğu, bu ibareyi içerecek şekilde yaratılan markalarda, tüketicinin, her hal ve koşulda tek başına “...” ibaresinden kaynaklı olarak ortaya çıkan benzerlik nedeniyle yanılgı yaşama ve bu markaların her birinin davacı yana ait olacağı yorumunda bulunma ihtimalinin mümkün olmayacağı, “...” ibaresinin ticaret hayatında ilk kez davacı yanca ticari bir kullanıma konu edildiği kabul edilemeyeceği gibi davacının anılan ibareyi tüm mal ve hizmet sınıflarında kendisiyle özdeşleştirdiği yorumunda bulunulmasının da mümkün olmadığı; ANCAK dava konusu marka kapsamında yer alan hizmetlerden 35.05 alt grubundaki perakende satış hizmetleri, davacı yanın markalarının neredeyse tamamının tescili kapsamında yer alan ve yine davacı yanın özellikle markalarının ve bu çatı markası altında “...” ibaresi ile yaratılan alternatif markalarının yoğun ve aktif kullanımı ile toplum nezdinde belirli ayırt edicilik düzeyi kazanarak bilinir hale geldiği mağazacılık hizmetleri olduğu, dolayısıyla ilgili hizmetler yönünden somut olay özelinde ayrıca bir inceleme yapılması gerektiği; dava konusu markanın ... şeklindeki yazımı ile “...” kelime kökünün sonuna “...” ibaresi eklenmesi ile oluşturulmuş bir marka ise de soldan sağa okuma ilkesi uyarınca “...” ibaresinin görsel ve tınısal algısını yitirmediği, “...” kelimesinin anlamsal bir farklılık yaratmadığı, aksine “...” yani “alan, bölge” anlamındaki İngilizce sözcüğün okunuşunun birebir yazımı ile oluşturulan markanın “... bölge” gibi bir anlamı verdiği, bu anlamda dava konusu marka gerek tescil edilmek istenildiği 35.05 alt grubu gerekse de bütünsel yapısı itibariyle, “.../...” ortak unsurunun zayıf ayırt edici karakterine rağmen, davacı yan markalarının bu sınıftaki mağazacılık hizmetlerine özgü yoğun kullanım sonucunda elde ettiği ayırt edicilikten ötürü davacı yanın markalarından biri algısı oluşturmaya uygun bir işaret olduğu, dolayısıyla uyuşmazlık konusu hizmet sınıflarından özellikle 35.05 alt grubundaki hizmetlerde davacı yanın “...+...” şeklinde çok sayıda tescilli markası bulunmakta ve bu hizmetler davacı markalarının kullanım yoğunluğuna bağlı olarak zaman içerisinde ayırt edicilik kazandığı hizmetler olması, bu kazanımın dosya kapsamına yansıtıldığı görülen Yüksek Yargı kararları ile de tespit edilmiş olması karşısında, ortalama tüketici grubuna hitap eden 35.05 alt grubundaki mağazacılık hizmetlerinde, tüketicinin dava konusu markayı gördüğünde, bu markayı da davacı yanın başta “...” markası olmak üzere “...” ibaresi ile yaratılmış seri markalarından biri olarak algılama ihtimalinin olduğu, dava konusu markanın 35.05 alt grubundaki hizmetlerde tesciline izin verilmesi halinde, davacı yanın seri markaları arasına sızma tehlikesinin ortaya çıkacağı; dava konusu başvurunun salt “...” kelimesini içermesi nedeniyle değil bütüne hakim sair unsurlarla birlikte ve özellikle tescil edilmek istenildiği 35.05 alt grubundaki hizmetlerin, davacı yanın “.../...” esas unsurlu seri markalarının mevcut olduğu ve yoğun kullanım ile elde ettiği güçlü bir ayırt edicilik elde ettiği hizmetler olması, bu hizmetlerde markalardaki ortak unsurun varlığı ve yine farklılaşan unsurun bütünsel algıyı değiştirmeye elverişli olmaması nedeniyle taraf markalarının ilgili tüketici nezdinde aynı iktisadi – idari kaynakça oluşturulmuş seri markalar olarak algılanmaya müsait olacağı, bahsi geçen hizmetlerde ilgili tüketicinin davacı yanın önceki tarihli markaları hakkındaki bilgisi, görgüsü ya da deneyiminin mevcut olduğu kabul edileceğinden, sonraki karşılaşacağı dava konusu markayı da bu serinin yeni bir versiyonu olarak algılayabilecek ve yanılgı yaşama riski ile karşı karşıya kalabilecek olduğu, bu nedenle başvuruda yer alan 35.sınıftaki Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için *1-34 mal sınıflarında yer alan tüm mallar*15 mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.” Hizmetleri bakımından iltibas ihtimalinin ortaya çıkabileceği; davacı yanın aktif ve fiili kullanımının bulunduğu 35. Sınıftaki mağazacılık hizmetlerinde başta “...” tanınmış markası olmak üzere “...” ibaresi ile yaratılmış seri markalarına aşina olan tüketiciler nezdinde, 35. sınıftaki satış hizmetlerinde “.../...” ibaresi içerir başkaca markalar ile karşı karşıya kalan/kalması muhtemel tüketicinin, bu markaları davacı yanın markalarının yeni bir serisi veya yeni bir hizmetinin adı şeklinde algılama ihtimalinin kuvvetle muhtemel olacağı yorumunu yapmak mümkün ise de aynı değerlendirmenin farklı mal ve hizmetler yönünden var olup olmayacağı yönünde bir kanaatin, her olayda, olaya özgü marka örneği ve ilgili tüketici grubu nezdinde ayrıca incelenmesi gerektiği; “.../...” kelimeleri, sahip olduğu anlamdan ötürü ticaret hayatında oldukça yaygın olarak tercih edilmiş sözcükler olduğu, somut olayda da 35.05 alt grubu dışında kalan hizmetler yönünden, ilgili hizmetlerin hitap ettikleri tüketici gruplarının bilinç, dikkat ve seçicilik düzeyleri de gözetildiğinde, dava konusu markanın sahip olduğu bütünsel algının, davacı markalarından yeterince farklılaştığı, dava konusu markada “...” ön sesinin yer almasının tek başına bir iltibas ihtimali olarak görülemeyeceği, böylesi bir unsurun iltibasa neden olabilecek bir benzerliğe tek başına değil ancak bütüne hakim sair unsurlarla ve yine 35.05 alt grubu hizmetler yönünden belirtildiği üzere kullanım sonucu elde ettiği bir bilinirlik var ise sebep olacağının kabulü gerekeceği, tüm bu hususlar çerçevesinde somut olayda 35.01, 35.02, 35.03 ve 35.04 alt grupları ile 37 ve 42. Sınıf hizmetler yönünden karıştırılma ihtimaline yol açacak bir benzerliğin meydana geldiğinden bahsedilemeyeceği; neticeten 35.01., 35.02, 35.03. 35.04, 37. Sınıf ve 42. Sınıflar dışındaki sınıflar bakımından SMK 6/1 koşullarının oluştuğu, Davacı yanın özellikle “...” ibareli markası başta olmak üzere sahip olduğu seri markaları ile perakendecilik hizmetlerine yönelik faaliyetleri, reklam ve tanıtım çalışmaları gibi belgeleri ve muhtelif mahkeme kararlarını dosyaya sunduğu, davacı yanın markaların 35.sınıf satış hizmetleri açısından kullanım ile ayırt edicilik kazanarak sektörel bir bilinirlik elde ettiğinin mahkemelerce kabul edildiği, nitekim bu durumun normal şartlarda zayıf ayırt edici karaktere haiz bir ibare olan “...” ibaresinin, ilgili hizmetlerde, kullanım sonucu ayırt edici hale gelmesini sağladığı, dolayısıyla dava konusu markanın da 35.05 Sınıf son alt grupta kalan hizmetler yönünden tescilinin SMK m. 6/5 koşullarının davacı lehine oluşması sonucunu doğurabilecek riskler taşıyarak, davacının ilgili alt gruptaki tanınırlığını sulandıracağı, ayırt edici karakterini zayıflatacağı gibi sonuçlar meydana getirebileceği; Somut uyuşmazlıkta davacı yanın ... alan adına dayalı olarak üstün bir hakkının mevcut olduğu yönünde iddiaları bulunduğu görülmüş; ... alan adı, who.is kayıtlarının sorgulanması neticesinde, davacı ... Tic. A.Ş. adına 21.12.2000 tarihinde tescil edildiği; söz konusu internet alanının incelenmesi neticesinde, ana sayfada “... ” ibaresinin yer aldığı, söz konusu internet sitesinde birçok malın online satış hizmetinin yapıldığı; davacı tarafın ilgili web sitesi üzerinden bir e-ticaret platformu olarak çok sayıda ürün satışı gerçekleştirdiği; belirtilen anlık görüntülerin incelenmesi neticesinde, davacının ... uzantılı internet sitesinde, davacıya ait “...” ibaresini içeren markalarının gıda ürünleri, kozmetik ürünleri, bebek ürünleri, elektrikli ev aletleri, telefon ve aksesuarları, çiçek-bahçe ürünleri, giyim ürünleri, temizlik ürünleri, mutfak eşyagereçleri, pil, kırtasiye ürünleri, kitap, dergi, gazete, kamp ürünleri, piknik ürünleri, ev tekstili ürünleri, dekorasyon ürünleri, evcil hayvan ürünleri, mum, karton bardak, karton tabak, peçete, süs eşyaları, oyunlar, oyuncakların online satış hizmetleri için faaliyet gösterdiği; tüketicinin salt “.../...” kelimesinden kaynaklı bir yanılgı yaşamasının mümkün olmadığı, alan adlarının niteliği ve tüketicinin bir alan adına erişim sağlarken ki yaklaşım ve davranış biçimi gözetildiğinde, davalının “...” ibareli markası ... alan adı içerisinde de bütün olarak geçmediğinden (özellikle “...” ibaresinin rapor kapsamında bahsedilen kullanım yaygınlığı da gözetildiğinde) tüketicinin, davacı alan adını bir bütün olarak değerlendirerek yaklaşımda bulunacağını; dolayısıyla salt alan adının varlığı, davacı lehine üstün bir hak sağlamayacağı, SMK 6/6 koşullarının somut olayda gerçekleşmediği, anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle; davaya konu ... sayılı ... kararının 35.01, 35.02, 35.03, 35.04, 37 ve 42.sınıflar dışındaki sınıflar bakımından iptaline, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, yargılama sırasında dava konusu markanın tescil edildiği anlaşıldığından davaya konu ... sayılı markanın 35.01, 35.02, 35.03, 35.04, 37 ve 42.sınıflar DIŞINDAKİ sınıflar bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere: 1-Davaya konu ... sayılı ... kararının 35.01, 35.02, 35.03, 35.04, 37 ve 42.sınıflar dışındaki sınıflar bakımından İPTALİNE, Fazlaya ilişkin taleplerin REDDİNE, Davaya konu ... sayılı markanın 35.01, 35.02, 35.03, 35.04, 37 ve 42.sınıflar dışındaki sınıflar bakımından HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE VE SİCİLDEN TERKİNİNE, Fazlaya ilişkin taleplerin REDDİNE, 2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 4-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davalı ...'e verilmesine, 5-Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü gösterilen 10.388,60-TL yargılama giderinin takdiren 5.194,30-TL'sinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333), Dair verilen karar, hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup, usulen anlatıldı. 24/12/2024
Katip ... Hakim ... e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ İLK MASRAF : 578,10-TL GİDER AVANSI : 9.810,50-TL TOPLAM :10.388,60-TL