İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/845 E. 2026/227 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/845
Karar No
2026/227
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2023/845 Esas KARAR NO:2026/227 DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) DAVA TARİHİ: 28/11/2023 KARAR TARİHİ: 04/03/2026

Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı --------, gıda perakende sektöründe çok sayıda şubeye sahip indirim market zinciri olan ---------şirketlerinin ve yine gıda sektöründe önemli üretim ve perakende şirketlerinden biri olan ---------şirketlerinin, büyük miktarlarda ürün tedariğini sağladığı alt şirketlerden biri olduğunu ,davalı şirketin tek işinin grup şirketler ---------ve ---------şirketlerine tedarik sağlamak olduğunu, dava konusu şirketin kestiği faturaların tamamının da grup şirketler olan ------------şirketlerine kesildiğini ve kesilmekte olduğunu, müvekkilinin davalı şirkette ---- sermaye ile %16.675 oranında ortak olduğunu, davalı şirketin ortaklık yapısının,--------olmak üzere, sermaye sahibi ortaklardan oluşmakta olduğunu, şirkette hakim pay sahibi ve müdürler kurulu başkanının----olduğunu, diğer müdür ---- ise her konuda---- talimatı altında birlikte hareket etmekte olduğunu, müvekkili ----- bu sebeple azınlık ortak olduğunu, davacı ------, davalı ortaklık nezdinde, ---- sermaye ile ortak olduğunu, davalı şirketin ortaklık yapısının ----------- sermaye sahibi ortaklardan oluşmakta olduğunu, şirkette hâkim pay sahibinin ----olduğunu, benzer sermaye yapısıyla, -----hâkim ortak, müvekkilinin ise, azınlık pay sahibi olduğu ------- davalı şirket ile aynı grup şirkette bulunmakta olduğunu, müvekkili ile çoğunluk pay sahibi ortak ----- süreci sonrasında fikir ayrılıklarının başladığını ve ---------- sonrasında fikir ayrılıklarının derinleşerek devamında husumet oluştuğunu, müvekkilinin, davalı şirketin mali kayıtlarından ve işlemlerinden uzak tutulmaya başlandığını, müvekkilinin, şirketin mali işleyişine dair yıllardır bilgi alamamakta olduğunu, müvekkilinin, şirketin işleyişinden endişe ettiğini, ve şirketin işleyişinin müzakere edilmesini talep ettiğini, davacının, mali konulara dikkat çekmesi üzerine hâkim ortak-----tarafından yapılan--------- toplantısında, herhangi bir gerekçe olmaksızın, müdürlük görevine son verildiğini ve şirketleri temsil ve ilzam yetkilerinin kaldırılmasına karar verildiğini, müvekkili ---- ortağı olduğu, davalı ------ şirketlerinin ortaklığından çıkması ve ayrılma akçesinin müvekkiline ödenmesi talepli -------- sayılı dosyası ile dava açıldığını, müvekkilinin grup ------ mali konulara dikkat çekmesi üzerine hakim ortak ----- şiddetlenen uyuşmazlıkların, müvekkili davalı şirketteki usulsüzlükler hakkında daha fazla bilgi sahibi olmasına sebep olduğunu, müvekkilinin bilgi sahibi her usulsüzlüğü yargıya taşıdığını,------ tarafından hakim ortak sıfatı ve imza yetki kötüye kullanılarak yürütülen bu usulsüzlüklerin -------- hakkında birçok soruşturma ve dava açılmasına sebep olduğunu, müvekkilinin şikayeti üzerine ----- hakkında başlatılan ----- soruşturma numaralı dosyası kapsamında, -------- bir inşaat iştiraki olan ------ bulunan %100 oranındaki hisselerini, -------imza atması suretiyle müvekkilinden habersiz bir şekilde bedelsiz olarak şahsı üzerine aldığını ve şirketi ----- civarında zarara uğrattığının bilirkişilerce tespit edidiğini; -------soruşturma numaralı dosyası kapsamında hazırlanan bilirkişi raporu dikkate alınarak -------- hakkında "hizmet nedeniyle görevi kötüye kullanma" iddiasıyla iddianamenin düzenlenerek ----- Mahkemesinde dava açıldığını, usulsüzlükler ve daha fazlası nedeniyle ---- yönettiği ------ talepleri üzerine denetim ve onay kayyımının atandığını, dava konusu --------tarihli ------- alınan kararlara karşı müvekkilinin muhalif kalarak muhalefet şerhi işlediğini, müvekkilinin muhalif kaldığı tüm kararlara muhalefet şerhini açıkça yazdığını ve muhalefet şerhini tutanağına tuttuğunu, ------maddede teşkil eden faaliyet raporu ile bilanço gelir gider tablosunun şirketin mali müşaviri-------- raporunun ise --------- hazırlandığını, şirketin yeminli mali müşaviri ---- şirketin bağımsız denetimini gerçekleştiren -------arasında-------- ilişkisinin bulunmakta olduğunu, bu sebeple ---- ve ---------tarafından hazırlanan faaliyet raporu ile bilanço gelir gider tablolarının da ------ yılı bağımsız denetim raporunun da tarafsızlık ve objektiflikten uzak bir şekilde hazırlanmış olduğunu, şirketin kar dağıtmasına engel olunduğunu, ------ailesinin, bu şirketlerde bir şekilde kaynak temin etmekte olduğunu,---- ise kaynaklardan ve karlardan mahrum bırakılmakta olduğunu, şirketin bu usulle zarara uğratılmakta olduğunu, ------- kar elde etmemesi için kar dağıtımının önüne geçilmekte olduğunu, davalı şirketin faaliyet raporu, bilanço ve gelir gider tablolarının tasdik edilmemesi gerektiğini ve kar dağıtılmaması kararının iptal edilmesi gerektiğini,---------- kararlarının yürütmesinin geri bırakılması taleplerinin genel kurul kararı iptal edilinceye kadar geçerliliğini sürdürmekte olduğunu, bu aşamada iptal gerekçeleri ile sundukları somut delillerin şirket nezdinde usulsüz işlemler olduğunu ispatlamakta olduğunu, bu haliyle, genel kurul toplantısının yapılması kararının, finansal tablolar ve denetim raporunun tasdik edilmesi kararlarının uygulanmasının azınlık müvekkilinin haklarını bertaraf edeceğini, tüm bu sebeplerden dolayı, TTK m. 449 düzenlemesi doğrultusunda, dava konusu edilen kararların yürütülmesinin geri bırakılmasını, çoğunluğun haksız ve yersiz kararları ile azınlığın ezilmesinin engellenmesi cihetiyle, -------- Kurul toplantısında alınan tüm kararların TTK m. 449 düzenlemesi gereğince, yürütülmesinin geri bırakılmasını, davalı şirketin ----- tarihli ----- alınan; toplantı başkanlığına-------yılı müdürler kurulu faaliyet raporu ile bilanço gelir gider tablosu hesapları ve denetçi raporunun tasdiki-------- payının ortaklara dağıtılmaması ------ müdürlerine aylık ücret ödenmesi ----- müdür seçilmemesi ve mevcut müdürlerin görevine aynen devam etmesi -------yılı hesap ve işlemlerinin bağımsız denetimi için --------- finansal tabloları, gelir gider tabloları, bilanço ve faaliyet raporunun denetlenmesi için davalı şirkete mahkemece özel denetçi atanmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerine tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili -------- davacının dilekçesinde söz konusu ettiği diğer şirketlerin; --------- zaman kurulduklarının, hangi faaliyette bulunduklarının, ortaklık yapılarının nasıl olduğunun, aralarında ne tür bir bağlantıdan söz edilebileceği hususlarının açıklığa kavuşturulmasının isabetli olacağını, müvekkili -------yılında manav ürünleri sektöründe faaliyet göstermek amacıyla ile kurulduğunu, şirketin faaliyeti esasında piyasada ---------- olarak bilinen davacının da ortağı olduğu marketlerin ihtiyaç duyduğu ----------- ürünlerinin alımı, paketlenmesi noktasında toplanmakta olduğunu, müvekkili ----- başka şirketlere ürün satışı yapmamakta olduğunu, şirketin bir nevi --------- piyasadaki rekabet gücünü artırmak amacı ile kurulduğundan bu şirketlere en iyi ürünü en uygun fiyatla temin etme amacı ile ticari hayatına devam etmekte olduğunu, müvekkili şirketin kuruluşundan itibaren bu minvalde olduğunu, müvekkili şirketin ticari faaliyetine ortaklıktan ayrılma kararı alıncaya dek davacının herhangi bir itirazının olmadığını, şirket ortaklarından ----- yılında paylarını --------- devretmek sureti ile ortaklıktan ayrıldığını, halihazırda şirketin------ esas sermayesini temsil eden şirket paylarının %77,77’ si ----, %5,55' ---- % 16.67’sinin ise davacı------ ait olduğunu, davacının dilekçesinde sözünü ettiği ---- davacı----------yılında perakende /market sektöründe faaliyet göstermek amacıyla kurulduğunu, -------- daha küçük marketlere sahip olup sektörde -------- tanımlanan marketçilik faaliyetinde bulunmakta olduğunu, şirketin kısa zamanda --------------- çalışanla faaliyet göstermekte olduğunu, mevcut durumda şirketin pay sahipliği yapısının, payların % 53’ünün -----, % 21’inin -----, %14’ünün ------ % 12’sinin davacı ------- olması şeklinde olduğunu, davacının dilekçesinde sözünü ettiği şirketlerden ------- ortaklarından olan ve şirkette hâkim ortak sıfatını taşımamakla birlikte hâlen en büyük ortaklık payını elinde bulunduran---- kardeşleri ile birlikte ------ mahalle bakkalı açarak perakende sektöründe ticari faaliyete başladıklarını,------- yılına dek bu bakkaliye faaliyetinin devam ettiğini,------ tarafından, her ortak eşit şekilde paya sahip olmak üzere o tarihte geçerli olan paraya göre ---- sermaye ile kurulduğunu, davacı --------kuruluşunda yer almamakla birlikte ------ ve kardeşlerinin yakın akrabası olmasının etkisiyle daha sonra şirkete ortak edildiğini, bir müddet sonra şirketin tüm paylarının akrabalık ilişkisi olan ortaklar tarafından edinildiğini ve şirketin bir tür aile şirketi niteliğine büründüğünü, hâlihazırda şirketin ------- esas sermayesini temsil eden payların %37’si oranındaki kısmının ---------, % 31,7’si ----, % 5,5’i ----- % 9’u ------ % 16,6’sının ise davacı -----------ait olduğunu, mevcut ortaklık yapısı itibariyle herhangi bir kişinin tek başına ------ hâkimiyet oluşturmasının söz konusu olmadığını, ----------kişi çalışanla marketçilik faaliyetine devam etmekte olduğunu, davacının dilekçesinde sözünü ettiği ,huzurdaki talebinin haklılığına temel dayanak olarak gösterdiği vakıaların yaşandığını ileri sürdüğü ------ gerek ortaklık yapıları, gerekse malvarlıklarının----- hiçbir ilgisinin bulunmamakta olduğunu, Buna------- yılında baklava, pasta ve şekerli mamuller üretimi ve satışı yapmak üzere ----- sermaye ile kurulduğunu, şirketin kurucularının ---------- olduğunu, bu son üç kişinin paylarını daha sonra diğer ortaklara devrederek ortaklıktan ayrıldıklarını, hâlen şirketin ----- tutarındaki esas sermayesini temsil eden payların yaklaşık %79,3’ü ------- % 4’ü ----------, % 16,6’sı davacı -------- ait olduğunu, gelişen süreçte -----------birlikte yürütmesinin şirkete zarar vermesi, rekabet gücünün artırılmasına engel olması, maliyet hesapları, üretim kapasitesinin büyütülmesi ihtiyacı ve benzeri gerekçelerle ortakların aldığı kararla aynı ortaklık yapısı ve sermaye miktarı korunarak ---- kurulduğunu, ------kurulması ile birlikte üretim ve pazarlama faaliyetinin birbirinden ayrıldığını, müvekkili ------ şirketlerin ortaklık yapılarının farklı olduğu gibi özellikle ------- şirketlerinin de hem faaliyet alanlarının, hem de ortaklık yapılarının farklı olduğunu, bu şirketler arasında bir malvarlığı ortaklığının da olmadığını, anılı şirketlerin bir çoğunun------- şirketlerinin lojistiğini yapmakta olduğunu, O nedenle bu şirketlere ilişkin bir uyuşmazlığın diğerinde de aynı şekilde gelişmesinin ve sonuç doğurmasının düşünülemez olduğunu, davacının---------kendisinin müdür olarak seçilmesini sağlayacak bir esas sermaye payı ve dolayısıyla oy gücüne sahip olmadığı hâlde, diğer ortakların genel kurul toplantılarındaki olumlu yöndeki oyları ile uzun yıllar müdür olarak görev yaptığını, davacının müdür sıfatını taşırken esas itibariyle şirketin idari kurum ve kuruluşlarla olan ilişkilerinde şirketi temsil görevini yerine getirdiğini, şirketin sektörel faaliyetlerindeki, bu bağlamda şirketin yatırım kararlarında, mal alım satımında, vb. kararlarda ise tarım sektöründeki tecrübesi, itibarı, ticari portföyü nedeni ile müdürlerden ----- belirleyici olduğunu, davacı ile şirketin hakim ortaklarından ------- akraba olduklarını müvekkili şirket dışında farklı ortaklık yapısına sahip ----- pay sahipleri olduğunu, şirketin işleyişinin uzun yıllardır bu şekilde sorunsuz devam ettiğini, davacının ani bir kararla ------- ayında diğer ortaklara şirketlerden ayrılma isteğini yönelttiğini ,diğer ortakların davacının bu isteğine olumsuz yaklaşmadıklarını, davacının nasıl bir beklentisi olduğunu anlamak istediklerini, bu konuda yapılan görüşmeler sonucunda davacının hiçbir şekilde makul görülemeyecek birtakım talepler ileri sürünce isteğine olumlu yanıt verilemeyeceğini ve ortaklığının devam etmesi gerektiğinin davacıya bildirildiğini, bu aşamadan sonra davacının, müdür sıfatı devam ettiği için şirket içinde huzursuzluk oluşturmaya başladığını, manasız birtakım sürtüşmeler çıkardığını, isteğine ancak haklı sebeple çıkma davası ile ulaşabileceği düşüncesiyle, açmayı kurguladığı davasına delil oluşturabilmek için anlaşılmaz tavır ve davranışlar içine girdiğini, davacının şirket ortaklığından ayrılma talebi ve şirketlerin yönetiminde ortaya çıkardığı huzursuzluğun şirketlerin işleyişine yaptığı olumsuz etki nedeniyle zorunlu olarak müdürlük görevinden uzaklaştırılmasının gündeme geldiğini ve -------- tarihinde yaptığı olağanüstü genel kurul toplantısında davacının müdürlük görevine son verildiğini, devam eden süreçte şirket müdürlerinin her yıl düzenli yapılan ortaklar olağan genel kurulunun -----tarihinde yapıldığını, ------maddelerinde bir takım kararların alındığını, davacının dava dilekçesinde belirttiği iddiaların neredeyse tamamının dava dışı ----- Hakkında olduğunu, her ne kadar huzurdaki davanın davalısının müvekkili -------gösterilmiş ise de iddiaların merkezinde dava dışı ---- şirketin eski ortaklarından ------- olduğunu , bu sebeple müvekkili şirket ile ilgisi bulunmayan iddialar üzerinden yargılama yapılmasının hukuki dinlenilme hakkının ihlali sonucunu doğuracağını öncelikle davacıya her bir vakıanın davalı -------- dava konusu genel kurul kararları ile nasıl bir illiyet bağının olduğunun açıklatılmasının gerektiğini, dava dilekçesinde iddia edilen maddi vakıalar ile iptali talep edilen genel kurul kararları arasında bir illiyet bağının bulunmadığını, dava dışı ---------- şirketlerine yönelik iddiaların herhangi bir haklılığının bulunmamadığını, iddiaların huzurdaki davaya kanıt oluşturmasının mümkün olmadığını, davacının özel denetçi atanma talebinin usul ve yasaya uygun olmadığını, olağan genel kurul kararlarının butlanı ve iptali için kanunun aradığı şartların olmadığını, davalı şirketin---- iptali talep edilen kararlardan -------- kalan kararların icra edilebilir olmadığını, bağımsız denetçi seçim kararının ise yasal zorunluluk olduğunu, bağımsız denetçi seçilmemesinin veya durdurulmasının yasal ve idari yaptırımlara sebebiyet vereceğini ,iptali talep edilen kararların olası sorumlulukları ortadan kaldıran nitelikte olmadığının da bir gerçek olduğunu, davacının talebinin ortaklıktan ayrılma ve ortaklık payının ödenmesi amacı ile açmış olduğu davada şirketin karar alma sürecini tıkamak sureti ile haksız kazanç elde etmekte olduğunu, davacının dilekçesinde sözünü ettiği iddialarının müvekkili şirket ile bir ilgisinin bulunmadığını, iptali talep edilen genel kurul kararları arasında uygun illiyet bağının bulunmamakta olduğunu, davacının özel denetçi atanması yönünde genel kurulda dile getirdiği bir talebinin bulunmadığını bu hususta alınmış herhangi bir genel kurul kararının da bulunmamakta olduğunu, İptali talep edilen genel kurul kararlarının ana sözleşmeye, usul ve yasaya, dürüstlüğe uygun olduğunu tüm bu sebeplerden dolayı davanın reddini, yargılama giderleri ücreti ile vekalet ücretinin davacıdan alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, ------tarihinde icra edilen genel kurul toplantısında alınan kararların dava dilekçesinde dile getirilen nedenlerden ötürü iptaline karar verilmesinin hukuken mümkün olup olmadığı, genel kurulda alınan kararların şirket ana sözleşmesine, kanunun emredici hükümlerine veya iyi niyet kurallarına aykırı olup olmadığı ve bu bağlamda iptalinin mümkün olup olmadığı, alınan kararlarda resen dikkate alınması gereken yokluk veya butlan halleri bulunup bulunmadığına ilişkindir. ------- karar sayılı ilamında yokluk butlan ve iptal kavramları detaylı olarak anlatılmış olup konunun önemine binaen aşağıda aynen alıntılanacaktır. ------- çözümü için öncelikle genel kurul kararlarının hükümsüzlüğü hakkında açıklama yapılmasında yarar bulunmak------ Hukukî işlem, bir veya birden çok kişinin hukuk düzeninin öngördüğü sınırlar içinde gerektiğinde diğer unsurlarla birlikte hukukî sonuçlar doğurmaya yönelik irade açıklamasından oluşan hukukî bir olgudur. İrade açıklamasının yönelmiş olduğu hukukî sonuç, bir hakkın veya hukukî ilişkinin kurulmasından, değiştirilmesinden, devredilmesinden veya ortadan kaldırılmasından ibaret olabilir. Bir hukukî işlemin meydana gelmesi, hüküm ve sonuçlarını doğurabilmesi, birden çok kişinin irade beyanına bağlı ise bu hukukî işlemlere iki veya çok taraflı hukukî işlem denir. Çok taraflı hukukî işlemler, sözleşme ve karar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Karar, aynı gruba dâhil kişilerin ortak bir iş veya amaca ilişkin olarak başkana yöneltilmiş irade beyanıdır. Dolayısıyla hukukî işlemlerin hükümsüzlük hâlleri “karar” için de geçerlidir. Dolayısıyla karar şeklindeki bir hukukî işlemin hükümsüz olması, onun yöneldiği hukukî sonucu gerçekleştirme gücünün olmadığı anlamına gelmektedir.15. Sermaye şirketlerinde genel kurul kararlarının doğrudan veya dolaylı etkilerini gösterebilmeleri her şeyden önce hukuk kurallarına aykırı bulunmamalarına, hukuken mevcut ve geçerli olmalarına bağlıdır. Kararların mevcudiyet ve geçerlilik şartları, kanun koyucu tarafından şirketin, azınlığın, şirket alacaklılarının ve müstakbel pay sahiplerinin hak ve çıkarları ile kamu düzeninin diğer gerekleri göz önünde bulundurulmak suretiyle çeşitli kanun hükümleriyle tespit edilmiştir. Meydana gelişi veya içeriği bakımından bu hükümlere ve bunların ışığında düzenlenmiş olan şirket esas sözleşmesine aykırı bulunan kararlar hukuken hükümsüz olurlar. Genel kurul kararlarında bu hükümsüzlük, ihlâl edilen hukuk kuralının niteliğine göre iptal edilebilirlik, butlan veya yokluk olarak karşımıza çıkmaktadır. 16. Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden iptal edilebilirlik anonim şirketlere yönelik olarak somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 381. (6102 sayılı TTK’nın 445.) maddesinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. 6762 sayılı TTK’nın 536. (6102 sayılı TTK’nın 622.) maddesi yollamasıyla anonim şirket genel kurul kararlarının iptali hakkındaki hükümlerin limited şirket için de uygulanması gerekecektir. 6762 sayılı TTK’nın 381. (6102 sayılı TTK’nın 445.) maddesi gereğince kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açılabilecektir. İptal davasına konu bir genel kurul kararı, şekil veya içeriği bakımından sakat olsa bile iptaline dair hüküm kesinleşinceye kadar geçerli bir karar olarak kabul edilir. Süresinde ve usulüne uygun olarak açılan bir iptal davasında verilen iptal kararı kesinleşirse, bu karar geçmişe etkili olarak hüküm doğurur. Kararın alınmasından itibaren üç ay içinde dava açılmazsa veya açılan dava reddedilirse söz konusu aykırılık ve bu nedenle kararın iptal edilebilirliği artık ileri sürülemez. 17. Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden butlan, 6762 sayılı TTK’da ayrıca düzenlenmemiştir. Ancak 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 20. maddesinde düzenlenen butlan yaptırımı, genel kurul karalarının butlanı hakkında da uygulanmaktadır. Bu itibarla emredici hukuk kurallarına, ahlaka aykırı veya imkânsız olan genel kurul kararları da batıl sayılmaktadır. Öte yandan 6102 TTK’nın 447. maddesi ile genel kurul kararlarının butlanı açıkça düzenlenmiştir. Buna göre genel kurulun, özellikle; pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran; pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran; anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları batıldır. 6102 sayılı TTK’nın 447. maddesinde genel bir düzenleme yapılmamış, sadece örnek niteliğinde butlan sebepleri sayılmakla yetinilmiştir. Dolayısıyla 6102 sayılı TTK’nın 447. maddesinde sayılmayan durumlarda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 27. maddesi uygulanacak; emredici hukuk kurallarına, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan genel kurul kararları da batıl sayılacaktır. 18. Batıl bir hukukî işlem, unsurları itibariyle şeklen ve fiilen mevcut olmakla birlikte, konusu ve içeriği bakımından amaçlanan hukukî hüküm ve sonuçları daha başlangıçtan itibaren kesin olarak hükümsüzdür. Bu kesin hükümsüzlük kural olarak düzeltilemez nitelikte olup hukukî yararı bulunan herkes tarafından bir süre ile sınırlı olmaksızın ileri sürülebilir. Mahkemeye sunulmuş olan olaylardan anlaşılmak koşuluyla hâkim tarafından res’en göz önünde tutulur. 19. Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden olan yokluk, ne 6762 sayılı TTK’da ne de 6102 sayılı TTK’da düzenlenmemiştir.Yokluk yaptırımının kanunlarda düzenlenmemiş olması, yokluk yaptırımının hukukî işlem niteliğinde olan genel kurul kararları hakkında uygulanamayacağı anlamına gelmemektedir. Bir hukukî işlem, meydana gelişi bakımından emredici hukuk kurallarına aykırı ise o işlem yok hükmündedir. Meydana gelişe ilişkin olan emredici hukuk kuralları, hukukî işlemin unsurlarını oluşturan, onun mevcudiyet şartlarını belirleyen kurucu-şekli nitelikteki hükümlerdir. İçeriğe ilişkin emredici hukuk kurallarına aykırılık hâlinde butlan söz konusu olup hukukî işlem şeklen mevcut olmakla birlikte konusu ve içeriği bakımından amaçlanan hüküm ve sonuçları, daha başlangıçtan itibaren hiç kimseye karşı meydana gelmez. Kurucu-şekli nitelikteki emredici hukuk kurallara aykırılık hâlinde ise yokluk söz konusu olup kurucu unsurların veya kanuni şeklin eksikliği sebebiyle hukukî işlem şeklen meydana gelememektedir. Dolayısıyla butlanda hukukî işlemin meydana gelmesi için gerekli olan içerik unsurları vardır; fakat hukuk düzeni bu içerik bakımından amaçlanan sonuçların meydana gelmesini kesinlikle reddetmektedir. Yoklukta ise hukukî işlem için gerekli olan içerik şekli bakımdan dahi meydana gelmiş değildir ------------ 20. Görüldüğü üzere yokluk ve butlan arasında, sebepleri yönünden bir farklılık olmakla birlikte ayrıca bu iki kavrama bağlanan hukukî sonuçlar da, sınırlı da olsa, farklıdır. Bu farklardan birisi hukukî tahvil müessesesidir. Hukuken yok olan bir işleme hiçbir sonuç bağlanması mümkün değilken şeklen mevcut ancak batıl olan hukukî işleme hukukî tahvil yoluyla bir hukukî sonuç bağlanması mümkündür. Yokluk ile butlan arasındaki en önemli fark ise TMK’nin 2. maddesi gereğince hakkın kötüye kullanılması yasağı bağlamında ortaya çıkar. Butlan durumunda şekli anlamda bir genel kurul kararı mevcut olduğundan bu kararı ve butlan sebeplerini bilen bir kişinin aradan uzun bir süre geçtikten sonra dava veya itiraz yoluyla genel kurul kararının butlanına dayanması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olabilir. Hâkim butlanın ileri sürülmesinin dürüstlük kuralına aykırı veya hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup olmadığını her olayda re’sen ve ahval ve şartların heyeti umumiyesini göz önünde tutarak serbestçe takdir edecektir --------- Oysa yokluk durumunda, ortada şekli bakımdan dahi bir genel kurul kararı bulunmadığından bunun yokluğunun tespit edilmesinin istenmesi hiçbir şekilde hakkın kötüye kullanılması kapsamında değerlendirilemeyecektir ----belirtmiştir.6102 sayılı TTK'nın 445. Maddesi " 446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler. " belirtmiştir. Mahkememizce taraf delilleri toplanmış şirket kayıt ve defterleri üzerinde alanında uzman mali müşavir bilirkişi ile ticaret hukuku akademisyen bilirkişiden rapor alınmıştır. Bilirkişi heyeti kök raporunda şirketin mali durumunu geniş şekilde analiz etmiş buna göre şirketin kısa vadeli borçlarını karşılayamadığı, işletme sermayesine ihtiyacı olduğu ve bu nedenle ortaklara kar dağıtımı yapmasının olanaklı olmadığı bu nedenle kar dağıtımı yapılmaması kararının davacının kar payı alma hakkı olan müktesep hakkını ihlal etmediği sonucuna varılmıştır. Bilirkişi heyeti kök raporda genel kurulda müdür için aylık --------ücret ödenmesine karar verildiğini ancak kararın uygulanmadığını belirtmiş ve takdir edilen ücretin de fahiş olmadığı yolunda görüş belirtmiştir. Ancak bilindiği üzere genel kurul toplantılarında alınan kararlar bakımından tedbir kararı verilmediği müddetçe kararın şirket tarafından her an uygulamaya konulabileceği açıktır. Bu hususa işaret edilerek dava konusu genel kuruldan sonra genel kurul icra edilip edilmediği ve takdir edilen ücretin uygulamaya konulup konulmadığının denetimi hususunda bilirkişi heyetinden ek rapor alınmıştır. Bilirkişi heyeti ek raporunda mahkemenin görevlendirme ara kararı gereği bu defa şirketin ---yılı kayıtlarının da incelendiğini,-------- tarihinden--- tarihine kadar müdüre aylık ------- ödendiğinin tespit edildiğini yani şirketin genel kurulda alınan kararı icraya koyduğu, şirket müdürüne takdir edilen ücretin ---- olduğunu, şirketin net karının ---olduğunu, davalı şirketin ----- esas faaliyetlerinden ----- zarar ettiğini, diğer gelir ve giderler ile finansman giderlerinin de ilavesi ve enflasyon düzeltmesi işlemleri öncesi olağan zararının---- olduğunu dolayısı ile -----tutarındaki ücret maliyetinin şirketin mali yapısına uyumlu olmadığını belirtmiş ancak müdürlerin ücret alabilmesi için sadece kara bakılmayabileceğini, ücretin fahiş olup olmadığı hususunda takdiri mahkemeye bıraktığını belirtmiştir. Şirketin mali tabloları ortada olup şirketin elde ettiği kardan bile daha fazla şekilde tek bir ortak olan müdüre şirket karının da üzerinde ücret takdir edilmesi dürüstlük ve iyi niyet kurallarına ve şirketin içinde olduğu mali duruma da aykırıdır. Aynı zamanda örtülü kar dağıtımı mahiyetindedir. Bu nedenle bu madde iptal edilmiştir. Genel kurulda--- numaralı madde ile ----bağımsız denetçi seçilmesine dair maddenin iptali istenmiştir. TTK'nın 400. Maddesi denetçi seçilebileceklerin niteliklerini belirlemiştir.----- sayılı Resmi gazetede yayınlanan --------- Hakkında Kanun Hükmünde Kararname çerçevesinde yapılacak bağımsız denetime, bağımsız denetim kuruluşlarına ve bağımsız denetçilere ilişkin usul ve esasları düzenlemektedir.İlgili Yönetmeliğin Bağımsızlık ve bağımsızlığın korunması başlıklı 22. Maddesinde aynen; (1) Denetim kuruluşu ve denetçiler, denetimleri esasen ve şeklen bağımsız olarak gerçekleştirir. a) Esasta bağımsızlık; denetçinin dürüstlük, tarafsızlık ve mesleki şüphecilik içinde hareket etmesini teminen, mesleki muhakemesini olumsuz etkileyebilecek tesirlerden ari olarak görüş açıklamasıdır. b) Şekilde bağımsızlık; denetim kuruluşunun, denetçinin veya bir denetim ekibi üyesinin; konuya ilişkin tüm durum ve --------gerçekleri değerlendiren makul ve bilgi sahibi üçüncü kişilerde, dürüstlük, tarafsızlık ve mesleki şüphecilikten ödün verdiği intibamı oluşturabilecek durum ve davranışlardan sakınmasıdır. (2) Denetim kuruluşları ve denetçiler, denetim çalışmalarında denetlenen kuruluştan bağımsız ve tarafsız olmak zorunda olup, hiçbir şekilde denetlenen kuruluşların karar alma mekanizmalarına katılamazlar. İlave olarak, denetim kuruluşları ve denetçilerin bağımsızlıklarını ortadan kaldırabilecek özel durumlarının da bulunmaması gerekir. (3) Denetim kuruluşu veya denetçilerde, bağımsızlığın zedelendiğine dair kanaat oluşması halinde bağımsızlığın ortadan kalktığı kabul edilir. Bağımsızlığı zedeleyen veya ortadan kaldıran bazı durumlar şunlardır; a) Denetçiler ile denetim kuruluşunun ortakları, kilit yöneticileri, denetçileri ve bunların boşanmı: olsalar dahi eşleri ile 3 üncü dereceye kadar (3 üncü derece dahil) kan ve kayın hısımları veya denetim kuruluşları tarafından denetlenen işletme veya denetlenen işletme ile ilgili olanlarla doğrudan veya dolaylı olarak menfaat, ortaklık, kilit yönetici sıfatıyla iş, olağan ekonomik ilişkiler dışında borç veya alacak ilişkilerine girilmiş olması, b) Geçmiş yıllara ilişkin denetim ücretinin, geçerli bir nedene dayanmaksızın, denetlenen işletme tarafından ödenmemesi, c) Denetim ücretinin, denetim sonuçları ile ilgili şartlara bağlanmış olması, denetimin kalitesine dair belirsizlikler oluşturması, denetim kuruluşu tarafından denetlenen işletmeye sunulan denetim dışı diğer hizmetler dikkate alınarak belirlenmesi, ç) Bağımsızlığı zedeleyen diğer hallerin ortaya çıkması...." denilmektedir. Burada bağımsız denetimi zedeleyen hallerin tahtidi olarak sayılmadığı açıktır. Somut olayda dava konusu genel kurulda seçilen---- yetkilisi olan ---- davalı şirket mali müşaviri ------ yeğeni olduğu sunulan nüfus kayıtlardan anlaşılmıştır. Aynı zamanda davacı yanca kök rapor itiraz dilekçesi içeriğinde sunulan görsellerden davalı şirket mali müşaviri------ bağımsız denetime seçilen şirketin aynı adreste faaliyet gösterdiği, tabelalaların yan yana olduğu görülmektedir. Tüm bu anlatılan nedenlerde genel kurulda alınan bu kararın dürüstlük ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğu kanaatine varılmış bu maddenin de iptaline karar verilmiştir. Genel kurulda alınan diğer kararlar bakımından usul ve yasaya,şirket ana sözleşmesine ve dürüstlük kurallarına aykırı bir yön bulunamadığından bu maddelere dair hükümsüzlük istemleri red edilmiştir. Netice itibarı ile şirketin kayıt ve defterleri incelenmiş bilirkişi raporu takdiri olduğundan ve hukuki nitelendirmeler mahkemeye ait olduğundan bilirkişi heyetinin bağımsız denetçi seçimine dair görüşüne itibar edilmemiş,davacının bu madde bakımından itirazlarının yerinde ve haklı olduğu sonucuna varılmış, müdür ücreti yönünden bilirkişiler mali verileri ortaya koymuş takdiri mahkemeye bıraktıklarından yukarıdaki gerekçeler ile bu maddenin iptaline karar verilmiştir. Diğer istemler bakımından ise red kararı verilmiştir. Tüm bu anlatılan nedenlerden ötürü davanın kısmen kabulüne karar verilmiş buna dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

TASHİH:6100 sayılı HMK'nın 304. Maddesi hükümdeki yazı ve rakam hatalarının düzeltilebileceğini belirtmiş olup mahkememiz kısa kararında Hükmün 1. Maddesinde ----- ibaresi sehven hatalı yazıldığından ----olarak tashih edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın kısmen kabul ve kısmen reddi ile; Davalı şirketin ------ tarihinde icra ettiği genel kurul toplantısında gündemin 7. Maddesinde görüşülüp oy çokluğu ile kabul edilen bağımsız denetçi seçimine dair madde ile gündemin 5. Maddesinde oy çokluğu ile kabul edilen müdür ücretine dair 5 numaralı maddelerin İPTALİNE, 2-Diğer istemlerin reddine, 3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu harcın peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 462,15 TL harcın davalıdan tahsiliyle hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL başvuru harcı, 269,85 TL peşin harç, 25.000,00 TL bilirkişi ücreti, 411,05 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 25.950,75 TL yargılama giderinin tarafların haklılık haksızlık oranı nazara alınarak yarısı olan 12.975,375 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının taraflara veya ahzu kabza yetkili vekillerine iadesine, 6-Davacı vekille temsil edildiğinden yürürlükte olan Avukatlık Asgari ücret tarifesi gereği 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 7-Davalı vekille temsil edildiğinden yürürlükte olan Avukatlık Asgari ücret tarifesi gereği 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle,--------- Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere, taraf vekillerinin yüzüne karşı, oy birliği ile açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/03/2026

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2023/845, K. 2026/227, T. 04.03.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-845-e-2026-227-k-20c7964de5e7