İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/724 E. 2025/675 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/724
Karar No
2025/675
Karar Tarihi

T.C. ... 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C. ... 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2023/724 Esas KARAR NO : 2025/675

HAKİM : ... ... KATİP : ... ...

DAVA : Sözleşmenin Tasfiyesi DAVA TARİHİ : 31/05/2006 KARAR TARİHİ : 26/09/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZIM TARİHİ : 01/10/2025

Mahkememizde görülmekte olan Sözleşmenin Tasfiyesi davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacılar ile davalı yüklenici arasında 12.09.2002 tarihinde yapılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine göre, davalının müvekkillerine isabet eden daireleri 24 ay içerisinde teslim etmesi gerektiği halde teslim etmediğini, bu sözleşme dışında ayrıca daire alımına ilişkin yazılı sözleşmelerde belirtilen edimlerin müvekkillerince ifa edildiğini, ek sözleşmelerle birlikte beş adet dairenin müvekkillerine ait olduğunu, davalının eseri zamanında teslim etmeyip kalitesiz imalat ve inşaat yaptığını ileri sürerek inşaatın gerçekleşen fiziksel oranı ve yapılan işteki ayıp miktarının bu orandan düşülerek sözleşmenin feshi ve tasfiyesine, tasfiye sonucu davalıdan alınacak dairelerin müvekkilleri adına tapuda tesciline, sözleşmenin mahkemece feshedildiği tarihe kadar işleyecek kiraların tasfiye hesabında dikkate alınmasına; aksi taktirde bu kira alacağının davalıdan tahsiline, bunun mümkün olmaması halinde sözleşmede belirtilen kesin vadeden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; sözleşme ile teslim süresinin 24 aylık süreye ilaveten 9 ay daha uzatıldığını, bu sürenin sonunda inşaatın bitirilmemesi halinde arsa sahiplerine sözleşmeyi fesih yetkisi tanındığını, davacıların bu süre sonunda sözleşmeyi feshettiklerini bildirmediklerini, daha sonra feshe ilişkin talep haklarının olmadığını, müvekkiline hak ettiği üç dairenin satış yetkisinin verilmemesi nedeniyle inşaatın zamanında bitirilmesine engel olunduğunu, bu hususun davacıların kira taleplerinde dikkate alınarak indirim yapılması gerektiğini, inşaatın %99'unun bittiğini, sadece çevre düzenlemesi, sığınak ve kapıcı dairesinin eksik olduğunu, bu eksiklerin de bir ay içinde tamamlanarak yapı kullanma izin belgesinin alınacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkememizin 2006/287 E. -2012/166 K. sayılı ve 08.05.2012 tarihli kararı ile "Davanın kabulü ile taraflar arasında bağıtlanan kat karşılığı inşaat sözleşmesinin ileriye doğru feshine, 1.000,00 TL eksik imalat bedeli, 4.000,00 TL kira tazminatı olmak üzere, 5.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine" karar verilmiş; kararın davalı tarafından temyizi üzerine .... ..... ..... K. sayılı ve 24.10.2013 tarihli ilamı ile “.......davacının tasfiye ve tazminat taleplerinin değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, Belediye Başkanlığı'nın cevabi yazısı doğrultusunda inşaatın yasal hale getirilip getirilemeyeceği hususunda herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmadan, sözleşmenin ileriye etkili feshine karar verilmesi ve tasfiye sonucu ile ilgili herhangi bir hüküm kurulmaması suretiyle uyuşmazlığın ortada bırakılması doğru olmamıştır...” gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde Mahkememizin 2014/304 E.-2018/264 K. sayılı ve 24/04/2018 tarihli kararı ile "- Davanın KABULÜ ile sözleşmenin ileriye dönük olarak feshine, -4.000,00 TL kira alacağının 31/05/2006 dava tarihinden işleyecek reeskont faizi ile davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, 2- İleriye dönük fesih ve tasfiye sonucu olarak... .... .... .... .... .... Parsel sayılı taşınmazın 11 no'lu bağımsız bölümün davacılar adına kayıtlı tapusunun iptali ile 12/15 payının davalı ..., 1/15 payının davacı ..., 1/15 payının davacı ... ve 1/15 payın davacı ... adına tesciline, " dair kararın davalı tarafından temyizi üzerine Yargıtay 6. HD'nin 2022/521 E.-2023/110 K. sayılı ve 18.01.2023 tarihli kararı ile "3.1. Taraflar arasında imzalanan 17.09.2002 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre inşaatın teslim süresi 24 ay olup; belediye tarafından tutulan 12.06.2004 tarihli seviye tespit tutanağında inşaat seviyesi %90 olarak belirlenmiş, davacı arsa sahiplerinin talebi üzerine ... değişik iş dosyasında yaptırılan tespitte de %90 seviyeye göre hesaplama yapılmıştır. Mahkemece ilk bozma öncesi yapılan 27.07.2007 tarihli keşif sonucu alınan bilirkişi raporunda işin seviyesinin %95 üzerinde olduğu belirtilmiş, mahkemece de ileriye etkili fesih kararı verilmiştir. Bozma ilamından sonra 21.06.2016 tarihinde 2. Kez keşif yapılmış, binanın yapı yaklaşık maliyet değeri üzerinden imalat oranı %85 olarak hesaplanmıştır. Davalı yüklenici bu imalat oranına itiraz ederek raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesini istemişse de ek raporda görüş değişmemiştir. Keşif tarihleri itibariyle işin seviyesi konusunda alınan bozma öncesi ve sonrası iki rapor arasında çelişki olduğu açık olduğundan, bu çelişki giderilmeden hüküm kurulması doğru olmamıştır. 3.2 Mahkemece, alınacak ek raporla keşif tarihi sonra olmasına rağmen imalat oranı hususunda bozma öncesi ve sonrası alınan raporlardaki çelişkiler giderilerek tasfiye hesabı yapılması gerekirken, çelişki giderilmeden karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. 3.3 Bozma nedenine göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.3.4 Kabule göre de davalı yükleniciye yaptığı imalat karşılığı eksik daire verilmesi halinde bu eksikliğin bedel olarak belirlenip tasfiyenin yapılması gerekirken taşınma hisselendirilip tapu iptaline karar verilmesi doğru görülmemiştir. " gerekçesiyle bozma kararı verilmiş; davacıların karar düzeltme yoluna başvurması üzerine Yargıtay 6. HD'nin 2023/1826 E.-2023/3257 K. sayılı ilamı ile karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir. Mahkememizce bozmaya uyulmuş, dosya kapsamının daha önce rapor tanzim eden bilirkişi heyetine tevdii ile 18/01/2023 tarihli 2021/521Esas 2023/110 Karar sayılı bozma ilamı doğrultusunda; imalat oranı hususunda bozma öncesi ve sonrası alınan raporlardaki çelişkiler giderilerek, taraf beyanları da irdelenerek tasfiye hesabı yapılması yönünden ek rapor alınmıştır. 03.09.2024 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda; 1. Bozma öncesi yapılan 27.07.2007 tarihli keşif sonucu alınan bilirkişi raporunda %95 tamamlanma oranının nasıl belirlendiğinin belirsiz oluşu ve raporun kesin hüküm içermemesi sebebi ile bu raporun bozma kararından sonra yapılan 21.06.2016 tarihli 2. keşif sonucu alınan bilirkişi raporumuzda yer alan %85 tamamlanma oranı tespiti ile kıyaslanması mümkün olmadığından raporlar arasında var olan bir çelişkiden söz edilemeyeceği, Diğer taraftan raporlar arasında çelişki olduğu kabul edilecek olursa da bozma öncesi yapılan 27.07.2007 tarihli keşif sonucu alınan bilirkişi raporunda %95 tamamlanma oranının nasıl belirlendiğinin belirsiz olması sebebi ile tarafımızca söz konusu çelişkinin giderilmesi yönünden bir değerlendirme yapılamadığı, ... .... .... Karar sayılı bozma kararında yer verilen bozma gerekçesinde tasfiyenin ayni olarak yapılmasının işaret edilmesi sebebi ile 06.09.2016 tarihli kök raporumuz ve 22.01.2021 tarihli ek raporumuzda yer verilen değerlendirmelerde herhangi bir revize hesap ve değerlendirme yapılmasını gerektiren bir durum bulunmadığı, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 18/01/2023 tarihli bozma kararına göre eksikliğin bedel olarak belirlenip tasfiyenin yapılması yönünde değerlendirme yapılması durumunda; İleriye dönük fesih ve tasfiye sonucu olarak; Sözleşme gereği davalı müteahhit tarafa verilmesi gereken 8 adet bağımsız bölümden 1,2,3,4 ve 7 bağımsız bölüm nolu dairelerin 3. Kişilere satıldığı ve 5 nolu bağımsız bölümün de haricen davacılardan ...'a satıldığının görüldüğü, 6,9,10 bağımsız bölüm nolu dairelerin de arsa sahiplerine ait olacağı düşünüldüğünde geriye müteahhidin alacağı 8 ve 11 bağımsız bölüm nolu dairelerin kaldığı, bu dairelerin arsa sahipleri üzerinde kayıtlı olduğu, Kalan 2 adet 8 ve 11 nolu bağımsız bölümlerin Tapu Sicil Müdürlüğü'nde tamamının davacı arsa sahipleri ..., ..., ... “a eşit paylı (1/3, 1/3, 1/3) olacak şekilde verilmesi gerektiği, 8 veya 11 nolu bağımsız bölümlerden bir tanesinin değerinin gayrimenkul değerleme uzmanı bilirkişi marifetiyle belirlenmesi suretiyle tespit edilecek bağımsız bölüm değerinin %80'inin hesap edilmesi sonucunda bedel olarak arsa sahipleri tarafından davalı müteahhit ...'a verilmesi gerektiği, 3. 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/304 Esası kapsamında 06.09.2016 tarihli kök rapor ve 13.06.2017 tarihli ek rapor, ... Esası kapsamında ise 22.01.2021 tarihli 2. ek rapor ve 23.06.2021 tarihli 3. ek rapor düzenlenmiş olup tarafların beyanları tekrar niteliğinde olup beyan ve itirazların bu raporlarda detaylı olarak karşılanmış olduğunu yönünde görüş bildirmişlerdir. Dosya kapsamının re'sen seçilecek gayrimenkul değerleme uzmanı bilirkişiye tevdii ile ".... .... .... parselde kain 700,00 m² yüzölçümlü arsa üzerinde bulunan " Arsa" nitelikli taşınmazda yer alan; 64/700 arsa paylı, "Mesken"nitelikli, 3.kat, (11) numaralı bağımsız bölümün, 22.11.2024 rapor tarihi itibariyle: 1.800.000,00 TL(Bir Milyon Sekiz Yüz Bin Türk Lirası) olarak takdir edildiği bildirilmiştir. Mahkememize rapor veren aynı bilirkişi heyetinden mahkememizce inşaat bilirkişisinden aldırılan 25/11/2024 tarihli rapor, davacıların 09/12/2024 tarihli rapora itiraz dilekçesinde madde olarak belirttikleri 1,2,3,4,5 maddeler üzerinden ayrı ayrı değerlendirime yapılarak aynı zamanda davacıların davayı ıslah etme ihtimallerine binaen de dilekçelerinde belirttiği üzere tazminat alacağının tamamının tasfiye payı olacak şekilde hesap edilerek gerektiğinde terditli de olmak üzere son kez ek rapor düzenlenmesi istenmiş, bilirkişi heyetinin 21/02/2025 tarihli ek raporunda özetle; "Tüm hususların hukuki ve nihai takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; Tapu kayıtlarına göre davaya konu taşınmazın 11 bağımsız bölümden oluştuğu, Taraflar arasındaki sözleşmeye göre bağımsız bölüm numaraları 6,9,11 olmak üzere toplam 3 adet dairenin arsa sahiplerine ait olacağı, Taraflar arasındaki sözleşmeye göre müteahhide düşecek dairelerden 1,2,3,4 ve 7 bağımsız bölüm nolu dairelerin müteahhit tarafından 3. kişilere satıldığı ve 5 nolu bağımsız bölümün de haricen davacılardan ...'a satıldığının anlaşıldığı, kalan 8 ve 10 nolu bağımsız bölümlerin ise arsa sahipleri üzerinde kaldığının anlaşıldığı, %85 olarak tespit edilen inşaat tamamlanma oranına göre tasfiye hesabının yapıldığı, Dosya kapsamında Yargıtay ilgili daireleri tarafından verilen kararlar doğrultusunda tasfiyenin ayni olarak ve bedel olarak hesabına aşağıda iki farklı alternatif olarak yer verildiği, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 24.10.2013 tarihli bozma kararı doğrultusunda tasfiyenin ayni olarak yapılması durumunda; Arsa sahipleri üzerinde kaldığı anlaşılan 2.000.000,00 TL değerindeki 8 nolu bağımsız bölümden ya da 1.500.000,00 TL değerindeki 10 nolu bağımsız bölümden Sayın Mahkemenin takdir edeceği bir tanesinden 1.415.000,00 TL değer karşılığındaki hissenin müteahhide verilmesi, kalan (3.500.000,00 TL — 1.415.000,00 TL —) 2.085.000,00 TL değer karşılığındaki hissenin de arsa sahiplerine verilmesi gerektiği, Örnek hesaplama yapılacak olursa; 1.500.000,00 TL değerindeki 10 nolu bağımsız bölümün hissesinin bir kısmının müteahhide verilmesi durumunda; İnşaatın tamamlanma oranı dikkate alındığında müteahhidin talep edebileceği 1.415.000,00 TL bedelin 10 nolu bağımsız bölümün 1.500.000,00 TL tutarlı değerine bölünmesi ile 1.415.000,00 TL / 1.500.000,00 TL - 0,9433 (494,33) olarak yapılan hisse hesabı sonucunda; 10 nolu bağımsız bölümün 94,33 oranındaki hissesinin davalı müteahhit ...'a verilmesi gerekeceği, 10 nolu bağımsız bölümün (4100 - 94,33 —) 5,67 oranındaki hissesinin davacı arsa sahipleri ..., ..., ... 'a eşit paylı (1/3, 1/3, 1/3) olacak şekilde verilmesi gerekeceği, 8 nolu bağımsız bölümün ise davacı arsa sahipleri ..., ..., ... 'a eşit paylı (1/3, 1/3, 1/3) olacak şekilde verilmesi gerekeceği, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 18.01.2023 tarihli bozma kararı doğrultusunda tasfiyenin bedel olarak yapılması durumunda; 8 ve 10 nolu bağımsız bölümlerin tamamının davacı arsa sahipleri ..., ..., ... 'a eşit paylı (1/3, 1/3, 1/3) olacak şekilde verilmesi gerekeceği, 1.415.000,00 TL bedelin arsa sahipleri tarafından davalı müteahhit ...'a verilmesi gerekeceği şekilde görüşlerini bildirmişlerdir. Tarafların iddia ve savunmaları, alınan bilirkişi heyeti kök ve ek raporları, bozma ilamları ve tüm dosya kapsamına göre; dosya içerisinde bulunan bozma kararının niteliği dosya kapsamı nazara alınarak davanın, taraflar arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan fesih ,tasfiye ve tazminat istemine ilişkin olduğu, usulüne uygun Yargıtay'ın 6 HD'nin 2025/521 e-2023/110 k nolu ilamında belirtildiği üzere ;imalatların oranı hususunda dosyada aldırılan iki farklı bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için aldırılan son tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle ,27.07.2007 tarihli keşif sonucu alınan bilirkişi raporunda %95 tamamlanma oranının nasıl belirlendiğinin belirsiz oluşu ve raporun kesin hüküm içermemesi sebebi ile tamamlanma oranları arasındaki çelişkinin giderilemeyeceği ,fakat 21/02/2025 tarihli ek rapora göre imalat oranının%85 olarak kabul edilmesi gerektiği, taraflar arasındaki sözleşmeye göre bağımsız bölüm numaraları 6,9,11 olmak üzere toplam 3 adet dairenin arsa sahiplerine ait olacağı, Taraflar arasındaki sözleşmeye göre müteahhide düşecek dairelerden 1,2,3,4 ve 7 bağımsız bölüm nolu dairelerin müteahhit tarafından 3. kişilere satıldığı ve 5 nolu bağımsız bölümün de haricen davacılardan ...'a satıldığının anlaşıldığı, kalan 8 ve 10 nolu bağımsız bölümlerin ise arsa sahipleri üzerinde kaldığının anlaşıldığı, %85 olarak tespit edilen inşaat tamamlanma oranına göre tasfiye hesabının yapıldığı, Dosya kapsamında Yargıtay ilgili daireleri tarafından verilen kararlar doğrultusunda tasfiyenin ayni olarak ve bedel olarak hesabına aşağıda iki farklı alternatif olarak yer verildiği, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 24.10.2013 tarihli bozma kararı doğrultusunda tasfiyenin ayni olarak yapılması durumunda; Arsa sahipleri üzerinde kaldığı anlaşılan 2.000.000,00 TL değerindeki 8 nolu bağımsız bölümden ya da 1.500.000,00 TL değerindeki 10 nolu bağımsız bölümden Sayın Mahkemenin takdir edeceği bir tanesinden 1.415.000,00 TL değer karşılığındaki hissenin müteahhide verilmesi, kalan (3.500.000,00 TL — 1.415.000,00 TL —) 2.085.000,00 TL değer karşılığındaki hissenin de arsa sahiplerine verilmesi gerektiği, Örnek hesaplama yapılacak olursa; 1.500.000,00 TL değerindeki 10 nolu bağımsız bölümün hissesinin bir kısmının müteahhide verilmesi durumunda; İnşaatın tamamlanma oranı dikkate alındığında müteahhidin talep edebileceği 1.415.000,00 TL bedelin 10 nolu bağımsız bölümün 1.500.000,00 TL tutarlı değerine bölünmesi ile 1.415.000,00 TL / 1.500.000,00 TL - 0,9433 (494,33) olarak yapılan hisse hesabı sonucunda; 10 nolu bağımsız bölümün 94,33 oranındaki hissesinin davalı müteahhit ...'a verilmesi gerekeceği, 10 nolu bağımsız bölümün (4100 - 94,33 —) 5,67 oranındaki hissesinin davacı arsa sahipleri ..., ..., ... 'a eşit paylı (1/3, 1/3, 1/3) olacak şekilde verilmesi gerekeceği, 8 nolu bağımsız bölümün ise davacı arsa sahipleri ..., ..., ... 'a eşit paylı (1/3, 1/3, 1/3) olacak şekilde verilmesi gerekeceği, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 18.01.2023 tarihli bozma kararı doğrultusunda tasfiyenin bedel olarak yapılması durumunda; 8 ve 10 nolu bağımsız bölümlerin tamamının davacı arsa sahipleri ..., ..., ... 'a eşit paylı (1/3, 1/3, 1/3) olacak şekilde verilmesi gerekeceği, 1.415.000,00 TL bedelin arsa sahipleri tarafından davalı müteahhit ...'a verilmesi gerekeceği rapor edilerek ,davacıların yargılama devam ederken incelenen tapu kayıtlarına göre ,Pursaklar Mahallesi 95188 ada 9 parsel 10 numaralı taşınmazı dava dışı üçüncü kişiye satmaları nedeniyle ayni tasfiyenin karar tarihi itibari ile imkansız olması nedeniyle ,ikinci alternatif tasfiye sistemi olan bedel üzerinden tasfiyeye yapılması gerektiği ,buna göre , davalı tarafa tadilat projesi yapılarak inşaatın yasal hale getirmesi için yetki ve 11 aylık kesin süre verilmesine rağmen davalının inşaatı yasal hale getirmediği gibi mahkememizce mahallinde yapılan keşif sonucu inşaatın gerçekleşme oranının % 85 olduğu, her ne kadar ileri etkili feshin sonuçları oluşmamış olsa da mahkememizce verilen ilk kararın davacı tarafça temyiz edilmemesi nedeniyle ilk kararla verilen ileriye etkili fesih yönünden davalı lehine usulü kazanılmış hak oluştuğu gözetilerek sözleşmenin ileriye etkili fesihine karar verilmiş, aynı zamanda ikinci bozmada davacıların kira alacağına dair talebinin temyiz edilmeksizin kesinleştiğinden bu hususta ayrıca karar verilmesine yer olmadığına, tasfiyenin bedel üzerinden yapılması gerekeceğinden; ... .... .... Nolu bağımsız bölümlerin davacılar üzerinde 1/3'er hisse olacak şekilde üzerlerine bırakılarak, 1.415.000,00 TL bedelin davacılar tarafından davalı müteahhit ...'a verilmesine, dair karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ İLE; 2-Sözleşmenin ileriye dönük olarak feshine, 3-Davacıların kira alacağına dair talebinin temyiz edilmeksizin kesinleştiğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 4-Tasfiyenin bedel üzerinden yapılması gerekeceğinden; ... .... .... .... Nolu bağımsız bölümlerin davacılar üzerinde 1/3'er hisse olacak şekilde üzerlerine bırakılarak, 1.415.000,00 TL bedelin davacılar tarafından davalı müteahhit ...'a verilmesine, 5- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan 615,40 TL harçtan peşin alınan 67,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 547,90 TL karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 6-Davacılar vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, 7-Davacılar tarafından yatırılan 12,20 TL başvurma harcı, 67,50 TL peşin harç olmak üzere toplam 79,70 TL harcın davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, 8-Davacı tarafından yapılan bozma öncesi 110.00 TL posta masrafı, 7.500,00 TL bilirkişi masrafı ve 288,05 TL keşif harcı olmak üzere toplam 7.898,05 TL, bozma sonrası 1.209,25 TL posta masrafı, 11.500,00 bilirkişi masrafı olmak üzere toplam 20.607,3‬0 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, 9- Davalı yanın karşı davasının bulunmaması, davanın açılmasına kendisinin sebebiyet vermesi ve tasfiye sonucu bedele hükmedildiği görülerek ,davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına ve davalı tarafından yapılan yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına, 10-HMK'nın 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra davacılar tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının davacılara iadesine, Dair, taraf vekillerin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 26/09/2025

Katip ... e-imzalı

Hakim ... e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2023/724, K. 2025/675, T. 26.09.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-724-e-2025-675-k-e92f069c9f5e