İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/54 E. 2025/370 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/54
- Karar No
- 2025/370
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/54 Esas KARAR NO : 2025/370
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 18/01/2023 KARAR TARİHİ : 18/04/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04/06/2025
Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda; İSTEM: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Davalı ..... ’ın hakimiyetinde olan .... plakalı araç ile tam kusurlu bir şekilde bir kısım müvekkillerinin kızı bir kısım müvekkillerin kardeşi-ablası olan ......'e çarpması ve neticesinde hayatını kaybetmesi nedeniyle fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik müteveffanın babası olan müvekkil ..... için 1.000 TL, müteveffanın annesi olan müvekkil ..... için 1.000 TL toplam 2.000 TL destekten yoksun kalma-maddi tazminatın olay tarihi olan 26/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek davalılar ..... Sigorta A.Ş. karşı avans faizi ile davalılar ..... 'den ise yasal faizi ile birlikte alınarak müvekkillerine verilmesini, ayrıca muris ..... 'in vefatı sebebi ile müvekkillerinin yaşadığı elem ve ızdıraplara karşılık telafisi mümkün olmamakla birlikte müvekkili ...... için 80.000 TL, müvekkil ..... için 80.000 TL, müteveffanın kardeşi ..... için 50.000 TL, müteveffanın kardeşi olan müvekkil ..... için 50.000 TL, müteveffanın abisi olan müvekkil ..... için 50.000 TL, müteveffanın ablası olan müvekkil ...... için 50.000 TL manevi tazminatın davalı ..... den alınarak olay tarihi olan 26/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müvekkillerine verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. YANIT: Davalı ..... Sigorta Anonim Şirketi vekilinin cevap dilekçesinde özetle; ..... plaka sayılı aracın müvekkili şirket nezdinde ..... nolu 25.12.2017 - 25.12.2018 vadeli Zorunlu Mali Mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, şirketin poliçe sebebiyle sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı ve poliçe limiti ile sınırlı olarak yaralanma ve ölümlerde poliçe kişi başına azami teminatın 360.000,00-TL olduğunu; dava konusu kazanın meydana gelmesinin ardından davacı tarafların destek zararının tazmini için müvekkili şirkete başvurusu üzerine şirket tarafından yapılan değerlendirme sonrasında davacılardan anne ...... için 16.601,67-TL, baba ..... için 12.216,63-TL olmak üzere toplam 28.818,30-TL tutarındaki tazminat miktarı 23.10.2020 tarihinde ibraname ile davacı vekili ......'e ödenmek suretiyle davacıların desteklerine ilişkin zararın tazmin edildiği ve müvekkili şirketin poliçeden kaynaklanan sorumluluğunu yerine getirdiğini; müvekkili şirketin poliçeden kaynaklanan sorumluluğunu yerine getirmiş olması sebebi ayrıca ibraname ile davacı taraf ile uzlaşmaya varılmış olması sebebi ile huzurdaki iş bu davanın müvekkili şirket bakımından reddi gerektiğini, KTK Madde 111 gereğince Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebileceği, müvekkili şirketin poliçeden kaynaklanan sorumluluğunu 01.07.2020 tarihli ibraname ile tam olarak yerine getirmiş olması ve işbu davanın 18.01.2023 tarihinde açılması sebebiyle 2 yıllık sürenin geçmesi ile birlikte davanın reddi gerektiğini; ayrıca Müvekkili şirket nezdindeki poliçe sebebiyle davacıya karşı sorumluluğunun doğabilmesi sigortalı aracın kazanın oluşumunda kusurlu olmasına bağlı olduğu ve sorumlu olacağı miktar sürücünün kusur oranına göre belirlenmesi gerektiğini, davada sadece sigortalı araç sürücüsüne izafe edilen kusurla sınırlı olarak davacının zararını tazminle mükellef olacağı; bu nedenle; sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunup bulunmadığı, var ise kusur oranı Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesince belirlenmesini talep ettiklerini; müteveffa ...... 'in ölümü sebebi ile anne ve babası tarafından açılmış olup müteveffanın başkaca hak sahibinin olup olmadığının tespiti gerektiğini, davacı tarafa ..... 'in ölümü sebebiyle SGK’dan kendisine herhangi bir aylığın bağlanıp bağlanmadığı ve SGK’dan herhangi bir ödeme alıp almadığı belirlenmesi gerektiği zira ; ödenen sosyal sigorta gelirleri ile zarar tamamen karşılanmış ise tazminat ödenmesinin gerekmeyeceği; manevi tazminatın teminat dahilinde olmadığını, müvekkili şirketin kaza tarihi itibari ile temerrüde düşmediğinden, kaza tarihinden itibaren başlayacak faiz istemi talebi yerinde olmadığını ve ancak temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizden sorumlu tutulabileceğini ancak müvekkili şirkete usulüne uygun olarak başvuru yapılmadığından, başvuru tarihi ile müvekkil şirketin temerrüde düşmediğini, davanın müvekkili şirketin tüm sorumluluğunu yerine getirmesi sebebiyle reddini , vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür. Davalı ..... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; 26.03.2018 tarih ve saat 18:30 sıralarında müvekkilinin kullanmış olduğu ...... plakalı aracın D-100 karayolu takiben Silivri İstikametinden Selimpaşa istikametine seyir ederken 100-04/033. Km’ yi 14 metre geçmiş iken gidiş istikametine göre sağ taraftan karşı istikamete geçmeye çalışan müteveffanın sağ şerit üzerinde aracın sağ far çamurluk ve sağ ayna kısımları ile çarpışması neticesinde ölümlü trafik kazası meydana geldiğini; müteveffanın anne ve babası olan ...... ile ..... iş bu ölümlü kaza sonrasında ZMMS kapsamında başvuru yaptığını, değerlendirme neticesinde davacılardan ...... ’e 16.601,67 TL ve ...... ’e 12.216,63 TL olmak üzere toplam 28.818,30 TL tazminat bedeli 01.07.2020 tarihinde mahkeme dosyasında mevcut olan ibraname ile açıkça okunduğu üzere sigorta şirketi, araç sürücüsü olan müvekkil ve sigortalısını her yönüyle ibra ettiğini; ibranamede vekil sıfatıyla davacılardan ...... adına imzanın atıldığı tarih olan 01.07.2020 tarihinden sonra 18.01.2023 tarihinde iş bu dava açılmış olup, KTK 111/2 maddesinde ibra ile ilgili özel bir maddeye yer verilmiş; “Tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmaları veya uzlaşmaların yapıldıkları tarihten itibaren iki yıl içinde iptal edilebilir” şeklinde olup, hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu, ibranamenin geçersizliğini ortaya koyacak herhangi bir irade sakatlığı da mevcut olmadığı; Silivri ...... Asliye Ceza Mahkemesinin ..... Esas sayılı dava dosyası kapsamında alınan ilk ATK raporunda; “sanık sürücü ..... idaresindeki otomobili ile bariyer bulunan meskun dışı mahalde seyrederken yaya geçişine uygun olmayan yolda karşıdan karşıya geçmek isteyen maktul yayaya çarptığı olayda kazanın oluş şekli, çarpma noktası ve aracın hasar durumu dikkate alındığında atfı kabil kusuru bulunmadığını, maktul yaya ...... bariyer bulunan ve yayaların geçişine uygun olmayan yola giriş yapıp, bu mahaldeki mevcut taşıt trafiği arasında karşıdan karşıya geçmeye çalışarak kendi can güvenliğini tehlikeye düşürdüğünü, sanık sürücünün seyir şeridine giriş yaptığı esnada otomobilin sadmesine maruz kaldığı olayda; dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışı ile asli kusurludur.” Denilmek suretiyle Sonuç kısmında Müvekkil .....’ in kusursuz olduğuna ve Maktul yaya .....’ in de asli kusurlu olduğuna dair kanaatini bildirir rapor düzenlendiğini, diğer taraftan, davacıların maddi zararlarının kusur oranları nispetinde tespit edileceği ve işbu kazayla ilişikli gerçek anlamdaki davacıların zararlarının ne olduğuna dair belgelerin tetkiki ile gerçek sabit olacağını; davacılara müteveffanın ölümü nedeniyle SGK kurumundan herhangi bir ödeme ya da maaş bağlanıp bağlanmadığının da tespitinin yapılması gerektiği; Manevi tazminat yönünden davacıların üzüntülerinin derin olduğu noktasında şüphe olmadığı ancak, müvekkilinin olayın meydana geldiği ilk gün eş dostları aracılığıyla sonrasında ise şahsı olarak aile ile ilgilendiği ve imkanları dahilinde o süreçte aileye maddi yardımda bulunmaya da çalıştığı Ancak, müvekkilinim o süreçte şirketinde yaşanan maddi sıkıntılı süreçler nedeniyle aileye daha fazla yardımda bulunamadığı ancak, bu durum bundan sonrasında iş bu davanın açılmış olsun yardım yapmasını engellemeyeceğini; Yargıtay içtihatları çerçevesinde manevi tazminat talebinde bulunanın elde edeceği tazminatın karşı tarafı zora düşürecek yada yaşamını idame ettirmesine engel olacak hale düşürmemesi gerektiği ve talepte bulunanı da zenginleştirecek hale getirmemesi gerektiği açıklıkla ortaya konulmuş olduğu; sonuç olarak davacı tarafça açılmış olan davanın öncelikle, zamanaşımı yönünden reddini, esasa girilmesi halinde açılmış davanın esastan reddini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür. KANITLAR VE GEREKÇE: -Dava, davalı ..... 'ın sevk ve idaresindeki ..... plakalı araç ile davacıların murisi olan ...... arasında meydana gelen ölümlü trafik kazasında davalıların kusurlu davranışı ile murisin ölümüne sebebiyet verildiği iddiasıyla araç şoförüne ve ZMMS poliçesi kapsamında sigorta şirketine karşı açılan destekten yoksun kalma tazminatı ile manevi tazminat istemine ilişkindir. -Mahkememizce kaza tutanakları, araç tescil kayıtları, sosyal ve ekonomik durum araştırması, savcılık soruşturma dosyası, poliçe ve sigorta evrakları celp edilerek dosya arasına alınmıştır. -818 sayılı Borçlar Kanunun haksız fiili düzenleyen 41. maddesi: "Gerek kasten ihmal ve teseyyüp yahut tedbirsizlik haksız bir suretle diğer kimseye bir zarar ika eden şahıs, o zararın tazminine mecburdur.." şeklindedir. Bu maddenin karşılığı 6098 Sayılı Türk Borçlar kanunun 49. Maddesidir. Bu madde hükmü ise şu şekildedir. “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür” Buna göre bir kişi kusurlu ve hukuka aykırı bir eylemle (kasten, ihmal ederek, tedbirsiz davranarak) bir başkasını zarara uğratırsa zarar tazmini ile yükümlüdür. Zararın türü maddi ve manevi olabilir. -6098 Sayılı Yeni Türk Borçlar Kanununun 54. maddesi ise bedensel zararların kapsamını şu şekilde tayin etmiştir. “Bedensel zararlar özellikle şunlardır: 1. Tedavi giderleri. 2. Kazanç kaybı. 3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar." -Yukarıdaki yasa maddelerinden de görüleceği üzere; trafik kazası sonucu şayet ölüm meydana gelmişse defin ve cenaze masrafları ile vefat eden mağdurun desteğinden yoksun kalan yakınlarının talep edebileceği destek yoksun kalma tazminatı talep edilebilecek zarar kalemlerini oluşturur. Trafik kazası sonucu yaralanma halinde ise tedavi giderleri, tedavi sırasında çalışılamayan günlere ilişkin zararlar, kalıcı bir maluliyet varsa, kalıcı maluliyetin getirdiği maddi gelir kaybı en önemli maddi tazminat kalemleridir. Ölümü halinde ise defin cenaze masrafları ve vefat eden mağdurun desteğinden yoksun kalan yakınlarının zarar talep edebilecek tazminat kalemleridir. Trafik kazasında mağdur olan kişinin kaza sırasında araç kullanıyor olması halinde aracında yada başka bir eşyasında kaza sebebi ile zarar meydana gelmişse bunlarda talep edebilecek tazminat kalemleri arasında sayılacaktır. -Destekten yoksun kalma tazminatı 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 45/II. maddesinde (6098 Sayılı BK'nın 49 vd. maddeleri) düzenlenmiş olup "Ölüm neticesi olarak diğer kimseler müteveffanın yardımından mahrum kaldıkları takdirde onların bu zararını da tazmin etmek lazım gelir." şeklinde hükme bağlanmıştır. TBK 53. maddesi (BK'nun 45/2. md.) gereği, ölüm neticesi olarak diğer kimseler müteveffanın yardımından mahrum kaldıkları takdirde, onların bu zararını da tazmin etmek lazım gelir. Yasa metninden de anlaşılacağı gibi destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Destekten yoksunluk zararının hesabında, müteveffanın gelirinin belirlenmesi tazminatın doğru tespitinde önemli bir yer tutmaktadır (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 05/07/2017 tarih 2014/25056 esas 2017/7233 karar sayılı ilamı; Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 29/05/2017 tarih 2014/23164 esas 2017/6027 karar sayılı ilamı ). -Yargıtay ..... Hukuk Dairesi'nin 02/03/2017 tarih ...... esas, ...... karar sayılı ilamında "...Somut olayda uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. O halde, hükmedilen maddi tazminatta sigorta şirketi dışındaki davalılar yönünden faiz başlangıcının asıl ve ıslah edilen kısım yönünden kaza tarihi olarak; sigorta şirketi yönünden ise asıl ve ıslah edilen kısım yönünden dava tarihi olarak kabulü gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi de isabetli değildir..."denilmiştir. Kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, araç malikleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devir edilmesi halinde (kısa bir süre için kiralanmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o araca kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 26/04/2018 tarih 2016/3444E. 2018/4556K. sayılı kararı) -Bu bakımdan davacılar ...... 'in kazada vefat eden murisin anne ve babası olması nedeniyle destek tazminatı talep hakkının olduğu anlaşılmıştır. -Somut olayda davacı tarafın iddiası davacının murisi olan ..... 'in ..... plakalı kusurlu davranışı ile ölümüne sebebiyet verdiği ve ölümlü trafik kazasının meydana geldiği hususlarına dayanmaktadır. -Mahkememiz dosyası ceza dosyasında alınan bilirkişi raporları ile dosyada mevcut kaza görüntüleri nazara alınarak dava konusu kazadaki kusur durumunun tespiti amacıyla 3 kişilik Adli Trafik kazalarında uzman bilirkişi heyetine tevdi edilerek rapor alınmasına karar verilmiş, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 05/06/2023 tarihli raporda özetle; ..... plakalı otomobil sürücüsü ......’ın davacı taraf murisi müteveffa yaya .....’in ölümü ile neticelenen dava konusu trafik kazasında % 10 (yüzde on) oranında alt düzeyde tali derecede kusurlu, davacı taraf murisi müteveffa yaya ...... ’in kendi ölümü ile neticelenen dava konusu trafik kazasında % 90 (yüzde doksan) oranında asli derecede kusurlu olduğu görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Mahkememiz dosyası daha önce rapor veren bilirkişiler ...... 'a tevdi edilerek davalıların hukuki nitelikte olmayan itirazlarının irdelenerek ek rapor düzenlenmesi istenmiş, bilirkişi heyeti tarafından sunulan 25/09/2023 tarihli ek raporda özetle; dosyaya daha önceden tanzim edilen kusur raporundaki kusur oranlarının olayın oluşumunda aynen geçerli olduğu kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Mahkememiz dosyası davacının talep edebileceği maddi tazminat miktarının hesaplanması amacıyla aktüerya bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen 23/04/2023 tarihli raporda özetle; müteveffanın öğrenci olduğu ve mezun olduktan sonra asgari ücret ile çalışsa idi alacağı bu ücrete göre yapılan hesaplamada; davacı annenin garamaten talep edebileceği maddi tazminat bedelinin 53.497,95 TL olduğu, davacı babanın garamaten talep edebileceği maddi tazminat bedelinin 30.259,69 TL olduğu, müteveffanın meslek lisesinde okuyor veya mezunu olduğu ihtimali üzerine Yargıtay emsal içtihatları gereği asgari ücretin 2 katı oranında bir ücretle çalışma ihtimaline göre hesaplamada davacı annenin garamaten talep edebileceği maddi tazminat bedelinin 132.521,51 TL olduğu, davacı babanın garamaten talep edebileceği maddi tazminat bedelinin 79.302,85 TL olduğu görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Mahkememiz dosyası daha önce rapor veren aktüerya bilirkişisine tevdi edilerek davalı tarafın hukuki nitelikte olmayan teknik itirazlarının değerlendirilmesi ve kök raporda daha önce ödendiği belirtilen miktarlar nazara alınarak denkleştirme metodu ile ilgili ödemenin yapıldığı tarihteki verilere göre, davacıların hak ettikleri tazminat alacakları ile ödenen miktar birbirine oranlanarak tespit edilecek denkleştirme oranın belirlenmesi istenmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen 28/08/2024 tarihli ek raporda özetle; asgari ücrete göre hesaplamada, 23.10.2020 ödeme tarihinde %10 kusura göre, anne yönünden (zarar ve üstü) 1,068475297534001 kat, baba yönünden 1,42657310810148 kat tazminat ödendiği, zarar açısından bir kat ve üstü oranlı olduğu bununla birlikte Sayın Mahkeme’nin nihai değerlendirmesi ile ödemenin eksik olduğuna kanaat getirilmesi halinde, asgari ücrete göre (muhtemel karar tarihi 20.09.2024 itibariyle) anne için (100.909,72 TL – 22.964,43 TL(güncellenmiş değer)= 77.945,29 TL zarar hesaplandığı, baba için (49.903,36 TL - 16.898,78 TL (güncellenmiş değer) = 33.004,58 TL zarar hesaplandığı, anne ve baba için toplam bakiye muhtemel zararın 110.949,87 TL olduğu, sigorta poliçesinin bakiye teminat limitinin 331.181,70 TL kaldığı, miktarın teminat limitini aşmadığı, asgari ücretin 2 katına göre hesaplamada, 23.10.2020 ödeme tarihinde %10 kusura göre, anne yönünden ..... oranlı kısmi, baba yönünden 0,7132861375877622 oranlı kısmi ödemeler yapıldığı, KTK 111 madde kapsamında ibranamenin ve ödeme tutarları ile açık nispetsizlik olup olmadığı dahil olmak üzere her türlü nihai hukuki değerlendirme Sayın Mahkemeye ait olmak üzere asgari ücretin 2 katına göre (muhtemel karar tarihi 20.09.2024 itibariyle) anne için (hesaplanan tazminat 201.819,40 TL – güncellenmiş değer 22.964,48 TL =) 178.854,92 TL bakiye zarar, baba için (hesaplanan tazminat 99.806,68 TL – güncellenmiş değer 16.898,78 TL=) 82.907,90 TL bakiye zarar hesaplandığı, anne ve baba için toplam bakiye muhtemel zararın 261.762,82 TL olduğu, sigorta poliçesinin bakiye teminat limitinin 331.181,70 TL olduğu, miktar itibariyle teminat limitini aşmadığı görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Bu kapsamda Mahkememizce yapılan değerlendirmede; mevcut kaza tutanakları, ceza dosyası ve diğer tüm bilgi ve belgeler ile sabit olduğu üzere davaya konu ...... plakalı araç sürücüsü davalının, gündüz vakti açık olduğu meskun mahal dışında mahal şartların üzerinde bir hızla seyrini sürdürmesi sonucunda, yolun fiziki yapısı itibari ile yaya girişlerinin engellendiği mahalle yolun sağından yola giren ve karşıya geçmek isteyen yayaya çarpması sonucu 26/03/2018 tarihinde dava konusu ölümlü trafik kazasının meydana geldiği sabittir. -Bu doğrultuda davacıların murisi müteveffa yaya ..... ’in yayaların girmesinin sakınca teşkil ettiği meskun mahal dışındaki il devlet karayolunda gelen aracın hız durumunu dikkate almadan hatalı ve tehlikeli biçimde taşıt trafiğine ait kaplamaya giriş yaptığı, karayolunda seyrini sürdüren otomobil sürücüsüne kural gereği ilk geçiş hakkını vermediği, bu hareketi ile kendi can güvenliğini tehlikeye düşürdüğü, 2918 Sayılı K.T.K.unun 138/B3 maddesini ihlal ettiği, bu nedenle kazada asli kusurlu olduğu, davalı sürücü ..... ’ın sevk ve idaresindeki ..... plakalı otomobil ile seyri sırasında yola gereken dikkatini vermediği, vaktin gündüz, görüşün açık olduğu meskun mahal dışında mahal şartların üzerinde bir hızla seyrini sürdürdüğü, seyir istikametine göre yolun sağından yola giren müteveffa yayayı yeterli mesafeden gördüğünde, yoldaki mevcudiyetini belirtecek tarzda ikaz ve uyarıda bulunmadığı, olaya mani olmak bakımından zamanında etkin fren ve direksiyon tedbirine başvurmadığı, dikkat ve özen yükümlüğüne aykırı hareket ettiği, 2918 Sayılı K.T.K.unun sürücü kusurlarının belirtildiği 52/1B kuralını ihlal ettiği ve tali kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle iş bu kabulün olaya ve maddi gerçeğe uygun olduğu bilirkişi heyeti tarafından belirlenen kusur oranlarının yerinde olduğu Mahkememizce kabul edilmiştir. -Davacıların maddi tazminat miktarı yönünden yapılan değerlendirmede ise dosyada mevcut aktüerya raporlarında da belirtildiği üzere vefat eden murisin asgari ücret üzerinden yapılan destekten yoksun kalma tazminatı hesabına göre davalı sigorta şirketi tarafından 23/10/2020 tarihinde davacı anne ve baba yönünden ödeme yapıldığı ve ibraname düzenlendiği, iş bu ödenen bedellerin karar tarihine yakın dönemde yapılan güncelleme ve hesaplara göre davacı anne yönünden 1,068475297534001 kat, davacı baba yönünden 1,42657310810148 kat tazminata denk geldiği, güncellenmiş değerler nazara alındığında ödeme tarihi itibariyle davacıların destekten yoksun kalma zararlarının karşılandığı, bu nedenle davacı tarafın dava tarihi itibariyle talep edebileceği destekten yoksun kalma bedelinin bulunmadığı anlaşılmakla davacı tarafın maddi tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. -Her ne kadar davacı tarafça asgari ücretin iki katı doğrultusunda yapılan hesaplama doğrultusunda talepte bulunulmuş ve bu nedenle maddi tazminat talep edilmiş ise de müteveffanın vefatından önce muhtemel gelir durumuna ilişkin herhangi bir bilgi ya da belgenin ibraz edilmediği anlaşılmakla davacı tarafın bu yöndeki talepleri yerinde görülmemiştir. -Davacının manevi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede; Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Aynı Kanunun 56. maddesine göre bedensel bütünlüğün zedelenmesi durumunda zarara uğrayana hakim bir miktar manevi tazminat verir. Yine aynı Kanunun 58. maddesine göre kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir.
-Davaya konu manevi tazminat, 22.06.1966 tarih ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nda da açıklandığı üzere, ne bir ceza ne de gerçek anlamda bir tazminattır. Zarar uğrayanın manevi ısdırabını bir nebze dindiren, ruhsal tahribatını onaran bir araçtır. Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, TMK.'nun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nesafete göre hükmedeceği öngörülmüştür.
-Somut olayda davacı tarafın manevi tazminat talebi trafik kazası nedeniyle müteveffa çocuklarının ve kardeşlerinin vefatına dayanmaktadır. Alınan raporlar ve tanık beyanları ile de sabit olduğu üzere davalı araç sürücülerinin tali kusurlu davranışlarıyla dava konusu kazanın meydana geldiği sabittir. Buna göre davaya konu olayda davalı araç sürücülerinin haksız fiil hükümlerine göre davacılara karşı sorumlu olduğunun kabulü gerekmektedir.
-Mahkememizce manevi tazminatın belirlenmesinde davacı yanın maddi gücü, davalı tarafın maddi durumu ve davaya konu trafik kazasında kusur oranları göz önüne alınarak tazminat miktarının tespiti cihetine gidilmiştir. Bir tarafın zenginleştirilip diğer tarafın fakirleştirilmemesi gerektiği hususu nazara alınmış, bunun yanında manevi tazminatın caydırıcı ve cezalandırıcı boyutunun da olduğu göz önünde tutulmuş, bütün bunlar toplu halde biri diğerine üstün tutulmaksızın tüm ilkeler birlikte değerlendirilmek suretiyle manevi tazminatın hüküm kısmında belirtildiği şekilde takdir edilmesi uygun görülmüştür. Bu bağlamda davacı yanın manevi tazminat taleplerinin kısmen yerinde olduğundan kısmen kabulüne karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının maddi tazminat talebinin ESASTAN REDDİNE, 2-Davacının manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ ile; -4.000,00 TL manevi tazminatın 26/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ..... 'dan alınarak davacı ...... 'e verilmesine, -4.000,00 TL manevi tazminatın 26/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ..... 'dan alınarak davacı ..... 'e verilmesine, -3.000,00 TL manevi tazminatın 26/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ..... 'dan alınarak davacı .....'e verilmesine, -3.000,00 TL manevi tazminatın 26/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ..... 'dan alınarak davacı .....'e verilmesine, -3.000,00 TL manevi tazminatın 26/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ..... 'dan alınarak davacı ..... 'e verilmesine, -3.000,00 TL manevi tazminatın 26/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...... 'dan alınarak davacı ...... 'e verilmesine, -Fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine, A) MADDİ TAZMİNAT YÖNÜNDEN; 1-Alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcının davacı tarafından peşin harç ve tamamlama harcı olarak yatırılan toplam 2.124,42 TL harçtan mahsubuna, 2-Reddine karar verilen maddi tazminat talebi yönünden davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gereğince takdir olunan 30.000,00-TL maktu ve tek vekalet ücretinin davacılar .....'ten alınarak davalılara verilmesine, B) MANEVİ TAZMİNAT YÖNÜNDEN; 1-Alınması gereken 1.366,20-TL karar ve ilam harcının davacı tarafından peşin harç ve tamamlama harcı olarak yatırılan toplam 2.124,42 TL harçtan mahsubu ile bakiye 142,82 TL harcın davacılara iadesine, 2-Davacılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 20.000,00-TL vekalet ücretinin davalı ..... 'dan alınarak alınarak davacılara verilmesine, 3-Davalı ..... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gereğince takdir olunan 20.000,00-TL tek vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı ...... 'a verilmesine, C)YARGILAMA GİDERİ YÖNÜNDEN; 1-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Silivri Arabuluculuk Bürosu'nun ..... numaralı arabuluculuk dosyasında suç üstü ödeneğinden karşılanarak ödenen 3.280,00-TL'nin, iş bu davanın yalnızca davacılar ile davalı sigorta şirketi yönünden arabuluculuğa tabi olması ve davalı sigorta şirketi aleyhine açılanan davanın reddine karar verildiği nazara alınarak davacılar .....'ten alınarak hazineye irat kaydına, 2-Davacılar tarafından yargılama süresince sarf edilen 12.500,00 TL bilirkişi ücreti, 313,00 TL tebligat ve posta masrafı ile 179,90 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 12.992,90-TL'den ibaret yargılama giderinin davanın kabul/red oranına (%3,21) göre hesaplanan 417,94-TL’sinin davalılardan tahsili ile davacılara verilmesine, bakiyesinin davacılar üzerinde bırakılmasına, 3-Davalı ..... Sigorta Anonim Şirketi tarafından yargılama sırasında sarf edilen toplam 1.875,00 TL bilirkişi ücretindan ibaret yargılama giderinin davanın kabul/red oranına (%3,21) göre hesaplanan 1.814,69-TL’sinin davacılardan tahsili ile davalı sigorta şirketine verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı .... tarafından yargılama sırasında sarf edilen toplam 1.875,00 TL bilirkişi ücretindan ibaret yargılama giderinin davanın kabul/red oranına (%3,21) göre hesaplanan 1.814,69-TL’sinin davacılardan tahsili ile davalı ....'a verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine, Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından incelenecek olan istinaf yolu açık olmak üzere davacılar vekilinin ve davalı ..... Sigorta vekilinin e-duruşma ortamında yüzüne karşı, diğer davalının yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.18/04/2025
Katip ....
Hakim .... e-imzalıdır