İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/397 E. 2025/433 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/397
- Karar No
- 2025/433
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/397 Esas KARAR NO : 2025/433
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 08/03/2023 KARAR TARİHİ : 26/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin uluslararası taşımacılık işi ile uğraştığını ve sektöründe saygın bir firma olarak ticari faaliyetine devam ettiğini, eski unvanının ...Ltd.Şti. olduğunu, müvekkili şirketin ... inşaat malzemelerinin nakli için çeşitli firmalardan teklif aldığını, davalılardan ...ile eşi olan ... ın ortak olduğu ... Ltd. Şti. nin en uygun teklif olarak sunduğu 160.000 USD yi kabul ettiklerini ve taşımanın... Şti. Tarafından yapılmasına karar verildiğini, ancak davalı şirkete taşımanın yaptırılması için taşıma yaptırılacak geminin kendilerine tahsisli olduğunun evraklarının istendiğini, davalı şirket yetkilisi ...'ın sahte evraklar hazırlayarak müvekkiline gönderdiğini, böylece gemi kiralama ücretinin kendilerince ödenerek geminin kendilerine tahsisli olduğu izlenimi verildiğini, müvekkilinin de bu sahte belgeye güvenerek 160.000 USD yi davalının banka hesabına gönderdiğini, müvekkilince 160.000 USD ödenmesine karşın hâlâ yük gemiye yüklenmemesi üzerine davalının arandığını, davalının da ekstra masraflar çıktığından bahsederek 11.900 USD daha ödenmesi halinde geminin yola çıkacağını söylediğini, müvekkilinin de müşterilerine olan taahhütleri gecikmemesi için bu parayı da davalılara gönderdiğini, geminin hala yola çıkmaması üzerine müvekkilinin gemi donatanıyla irtibata geçtiğini, gemi donatanı ise kendilerinin böyle bir belge tanzim etmediklerini ve bu belgenin sahte olduğunu belirttiğini, müvekkilinin bunun üzerine gemi armatörü ile irtibata geçerek ona da ayrıca 222.000 USD ödediğini, müvekkilinin şikayeti üzerine davalı şirket yetkilisi olan ..., ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin ... Esas...Karar sayılı kararı ile müvekkili toplam 171.900 USD dolandırma eyleminden dolayı cezalandırıldığını, dosyanın Yargıtayca onanarak kesinleştiğini, dolandırılan müvekkili tarafından davalılardan ... Şti. İle ...hakkında yapılan ihtiyati haciz taleplibaşvurunun ... 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin...D.İş ... karar sayılı kararı ile kabul edildiğini, haklarında ihtiyati haciz kararı verildiğini, ... Şti. İle ...için ihtiyati hacze gidildiğini, ihtiyati haciz davalıları hakkında ... 13.İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, icra takibine karşı dosya borçlularının itiraz ettiklerini, dava açmadan önce davalılar hakkında arabuluculuk başvurusu yapıldığını, 24.02.2023 tarihinde tarafların bir araya gelerek ilk toplantıda sürecir anlaşmazlıkla sonuçlandırdıklarını, bu süreçte davalı ...'ın da mal varlıklarını kaçırması muhtemel olmakla hakkında teminatsız veya mahkemece uygun görülecek teminat karşılığı üzerine kayıtlı araçların, banka hesaplarının ve gayrimenkulleri için de mahkemece ihtiyati tedbir talep ettiklerini, ... 13.İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamını, haksız ve kötüniyetli olarak icra takibine itiraz eden davalılar ...Şti. Ve ...aleyhine %20'den aşağı olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini, davalılardan ... ile diğer davalılar arasında organik bağ olması, hukuka aykırı fiilin sonuçlarından beraber faydalanmaları ve tüzel kişilik perdesi aralama teorisi de gözetilerek icra dosya borcundan ... ın da diğer borçlularla birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunun tespiti ile icra dosya borcunun kendisinden de diğer borçlularla birlikte müştereken müteselsilen tahsilini, dava masrafları ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; davacı ile davalı şirketin deniz yolu ile taşıma işlemi yapılması konusunda anlaştıkları, dosyada mevcut delillerden davalı şirketin alt taşıyıcı olduğunun Ağır Ceza Mahkemesince alınan bilirkişi raporundan anlaşıldığı, takibin taşıma işlemi için ödenen bedelin iadesini içerdiği, bu hali ile dava konusu uyuşmazlığa 6102 sayılı yasanın 5/2-3 maddesine göre Deniz Ticaret İhtisas Mahkemesinin bakmakla görevli olduğu, H.M.K.'nın 1.maddesine göre, göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğu anılan kanunun 114/c maddesinde görev konusunun dava şartı olarak gösterildiği, dava şartının her aşamada res'en gözetilmesi gerektiği, davaya bakmaya Deniz Ticaret İhtisas Mahkemesi görevli olduğu gerekçesi ile, mahkememizin görevsizliğine, mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli ... Deniz Ticaret İhtisas Mahkemesine (... 17. Asliye Ticaret Mahkemesine) gönderilmesine karar verilmiştir. Mahkememize ait 08/03/2023 tarih ... Esas ve...sayılı karar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 12. Hukuk Dairesinin ...Esas ...karar sayılı ilamı ile kaldırılmış olup, ilamda; "...Dava, davalı şirketin yetkilisi olan davalı ...'ın haksız fiil teşkil eden eylemi nedeniyle davacı zararının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ve alacağın davalı şirketin olay tarihinde ortağı bulunan ...'ın da sorumlu tutulması isteğiyle tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisine dayalı açılan alacak davasıdır. TTK'nın 6102 Sayılı TTK.nun 632/1 (eTTK 542/2.) maddesi uyarınca, şirkete ilişkin görevini yerine getirmesi sırasında müdürlerin işlemiş oldukları haksız fiillerden şirket sorumlu olur ise de genel hükümler uyarınca müdürler de haksız eylemden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulabilirler. Nitekim TMK'nın 50. maddesinde, tüzel kişinin iradesinin, organları aracılığıyla açıklanacağı, organların, hukuki işlemleri ve diğer bütün fiilleriyle tüzel kişiyi borç altına sokacağı, yine organların, kusurlarından dolayı ayrıca kişisel olarak sorumlu olduğu belirtilmiştir. Yani haksız fiilden dolayı müdür veya müdürler genel kurallara göre, şirketler TK'nın 6102 Sayılı TTK.nun 632/1 maddesine göre sorumlu olabilirler. Sorumluluk davası haksız fiil ika eden ortaklık veya müdür aleyhine ayrı ayrı açılabileceği gibi birlikte de açılabilir.(Yargıtay 11. HD.nin 27.11.2014 tarih,...E,...K Sayılı ilamı )Buna göre ; davalı şirket ve yetkilisi ...hakkındaki bu dava haksız fiil temeline dayalıdır.Yine şirket ortağı bulunan ...'a da organik bağ ileri sürülerek tazminat talebi yöneltilmiştir. TTK’nun 5. kitap kısmında ‘Deniz Ticareti’ başlığı altında sıralanmış bulunan düzenlemelerin uygulanmasına ilişkin davalar ise Denizcilik İhtisas Mahkemesinin görev alanına girmektedir. Haksız fiilin işlenmesinde deniz taşıma işinin aracı kılınması halinde Deniz Ticareti işlerine bakan mahkemenin görevli olacağının kabulü doğru olmamıştır. Davalı tarafça deniz taşıma işinin yapılmadığı ; davalı ...'ın bu işin yapılacağı vaadiyle para tahsil ettiği ileri sürülmüştür. Uyuşmazlığın; TTK'nın 5.kitabını ilgilendiren bir yönü bulunmamaktadır.İlk derece mahkemesince ; davaya bakmakla görevli olduğu halde görevsizlik kararı verilmesi doğru bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle,şirket yetkilisinin haksız fiiline ve şirketin ortağına yöneltilen bu davada davaya bakmaya görevli olduğu halde mahkemece görevsizlik kararı verilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle; kararın kaldırılarak davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine..." karar verilmiş olup, yargılamaya Mahkememizin 2023/397 Esas sayılı dosya üzerinden yargılamaya devam olunmuştur. Davalılara usulüne göre dava dilekçesi, tensip zaptı, duruşma gün ve saati tebliğ edilmiş olup, davalı ... vekili tarafından ibraz edilen 25/07/2023 tarihli cevap dilekçesinde; dava konusu borcun müvekkili ile hiçbir ilgisinin olmadığını,huzurdaki davanın müvekkili bakımından pasif husumet yokluğundan usulden reddine karar verilmesini, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte, dava konusu taleplerin müvekkili bakımından zamanaşımına uğradığı göz önünde bulundurularak davanın usulden reddine karar verilmesini, deniz ticaretinden kaynaklı olduğu ve davacı şirketin aksi yöndeki beyanlarının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu dikkate alınarak mahkemece tesis edilen görevsizlik kararının yerinde olduğunu, davanın usulden reddi ile yeniden görevsizlik kararı verilmesini, davacı Şirket'in haksız haciz işlemleri nedeniyle ... 1.İcra Hukuk Mahkemesi ... E. Sayılı dosyası ile açtıkları istihkak davasında Müvekkilinin haklılığını ve borçlularla hiçbir şekilde organik bağının bulunmadığı ve hiçbir şekilde takip konusu borcun muhatabı olmadığı göz önünde bulundurularak istihkak davalarının kabulüne karar verildiği, davacı şirketin beyanlarının aksine, Müvekkilinin iddia konusu borcun doğumu esnasında şirket ortağı olmadığı hususunun...tarihli ... sayılı ... sayfa numaralı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ile ortada olduğu, müvekkilinin hiçbir şekilde takip konusu borcun muhatabı olmadığını, ... 1.İcra Hukuk Mahkemesi... E... K. sayılı ilamına dair tebligat hukuken yok hükmünde olması nedeniyle herhangi bir şekilde sonuç doğrurmayacağı, bu nedenle hukuka aykırı şekilde tebliğe çıkarılan tebligata istinaden, ptt memurunun görev ve yetkisini aşmak suretiyle tebliğ mazbatasına derc ettiği beyanların da hukuken hiçbir geçerliliğinin bulunmadığını, Davacı şirket, Müvekkil'i takip konusu borç ile ilişkilendirmeye çalışsa da müvekkilinin ne ihtiyati haciz dosyasının ne de tutanakta ifade edilen ceza dosyasının tarafı olmadığını, buna rağmen sırf haciz baskısı ile tahsilat sağlama saikiyle müvekkilinin evine gelinerek ev eşyalarına yönelik usul ve yasaya aykırı şekilde haciz işlemleri gerçekleştirildiğini, borçlu olduğu iddia edilen ...'ın mernis adresi "..." Şeklinde olup dosyada mübrez haciz tutanaklarından davacı şirketin bu adrese hiç gitmediği, işlem yapmadığı ve Müvekkilinin adresine gelip istihkaklı haciz yaptığını, davacı şirketin haksız haciz işlemi sonunda tesis edilen ... 1.İcra Mahkemesi...E. Sayılı kararda da tespit edildiği üzere; haciz sırasında bulunan belgelerin eski tarihli olduğu, borçlunun haciz yerinde olmadığı, evlilik birliği henüz sona ermediği için borçlu adına kayıtlı motorsikletin bulunmasının tek başına mahcuzların borçlunun elinde haczedildiği sonucunu doğurmayacağını, istihkak iddiasının ciddi olduğunu, salt satışı geri bırakmak amacıyla yapılmadığı şeklinde karar verildiğini, davacı şirketin haksız istihkaklı haciz işlemleri sonrasında taraflarınca ... 1.İcra Hukuk Mahkemesi... E. Sayılı dosyası ile açılan istihkak davasında, Müvekkili ile borçlular arasında hiçbir şekilde organik bağ bulunmadığından istihkak davalarının kabulüne karar verildiği, davaya konu alacağın doğduğu iddia edilen dönem 2012 yılı olup Müvekkil, sahibi olduğu tüm malvarlığını 2017, 2018, 2019, 2023 yılı ve sonrasında edindiği, dosyada mübrez malvarlğına dair kayıtlara ve edinim tarihlerine bakıldığında hiçbir şekilde edinim tarihinin dava konusu borcun doğumuna denk gelmediğini ve davacı tarafın işbu iddiasının gerçeğe tamamen aykırı ve kötüniyetli olduğu, davacı Şirket'in gerçeğe aykırı beyanlarının aksine Müvekkilinin mal kaçırma kastının bulunmadığı hususunun tüm dosya kapsamı itibariyle sabit olduğunu, Davacı Şirket'in, diğer davalılar ...ve ...Şti. aleyhine ... 11.Asliye Ticaret Mahkemesi ... D.İş sayılı dosyası ile tesis edilen ihtiyati haciz kararına istinaden borçlulardan herhangi bir tahsilat yapamayınca bu defa Müvekkili ile hiçbir ilgisi bulunmayan dava konusu alacak ile ilgili olarak Müvekkilinin huzurunu bozacak şekilde haksız haciz işlemleri yapmaya başladığı ve işbu karara istinaden hukuka aykırı şekilde Müvekkilinin babasının ve kız kardeşinin evine dahi hacze gidildiği, davacı Şirket'in haciz baskısı ile tahsilat sağlama saikinde olduğu, Müvekkili aleyhine gerçekleştirdiği haksız ve hukuka aykırı işlemlerin Müvekkilinin kişilik haklarını ihlal eden bir boyuta vardığı, tüm bu haksız işlemlerin Müvekkil'in akademik itibarı ve sanat camiasındaki konumunu da ciddi şekilde zedelediği,hususları göz önünde bulundurularak müvekkili bakımından işbu haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı şirket'e yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ...ve ...Ltd. Şti vekili tarafından ibraz edilen 07/09/2023 Tarihli cevap dilekçesinde; Müvekkilinin 27/08/2010 tarihinden beri faaliyet gösteren... Ltd. Şirketinin ortağı olduğunu, ...Tic. Ltd. Şirketi'nden bir yük taşıma ile ilgili kendsinden navlun teklifi istenmiş olduğunu, yükün ...' da olduğu belirtilerek ...'a taşınacağı ifade edilmiş olduğunu, müvekkilinin önce ... isimli ... şirketinden gemi kiralamış olduğunu, ...Tic. Ltd. Şirketi' ne 160.000 usd olarak teklif vermiş olduğunu, bu bedelin sadece çıplak navluna ilişkin olduğunu ayrıca ...Tic. Ltd. Şirketi'nin yükü geminin tamamını doldurmayacağını göz önünde bulundurarak güzergahtaki ...' dan ... limanının çıkışında Türkmenistan'a götürmek üzere 90.000 usd ' ye bir yük daha alacağını düşünerek yükü ... adlı şirket ile de sözleşme yapmış olduğunu, Müvekkili Şirket'in navlun teklifini kabul eden ... Tic. Ltd. Şti.'nin ...' da bulunan yükü gemiye yüklenmiş, gemiyi ...'a gitmek üzere yola çıkarmış olduğunu, ancak navlunun ödenmesinde gecikme yaşanması, navlunun sözleşme şartlarına uygun olarak ödenmemesi, ikinci yükleme yapacağı limana gelmeden navlunun ödenmemesi nedeniyle Müvekkilinin ... Tic. Ltd. Şirketi ' ne protesto çekmiş olduğunu, Müvekkili Şirket aslında gemiyi hiç yola çıkarmama yetkisi olmasına rağmen bu yetkisini kullanmamış olduğunu ve iyiniyetle gemiyi hareket ettirmiş olduğunu, ... limanına kadar gemi gelmiş olduğunu, bu sırada ...Tic. Ltd. Şti.' gecikmeli olarak 160.000 usd'lik navlun bedelini ödemiş olduğunu, daha sonra sözleşmede belirtilen kanal geçiş ücreti ve gümrük masrafları gibi ekstra masrafların ödenmesininin istemiş olduğunu ancak ... Tic. Ltd. Şti. kabul etmemiş olduğunu, Müvekkili Şirketin gemiyi ... limanından hareket ettirmediği için ...Tic. Ltd. Şti. bu ekstra masrafları da ödemiş olduğunu, Müvekkili Şirketin gemi kanalına girdikten sonra bu gecikmeler nedeniyle günlüğü 3.500 usd'den 15 gün için toplam 50.000 usd daha... Tic. Ltd. Şti.'den gecikme nedeniyle para talep etmiş ancak davacı... Tic. Ltd. Şti. Tarafından "... firma ile görüşüp sizi arayacağız" dedikleri halde Müvekkil Şirket ile görüşmeyi kesmiş olduğunu ve doğrudan doğruya armatör firma ile yükün taşınması konusunda tekrar bir sözleşme yapmış olduğunu, ardından ... Tic. Ltd. Şti, armatör firmaya da ayrıca 220.000 usd ödemiş ve Müvekkil aleyhine suç duyurusunda bulunmuş olduğunu, netice itibariyle Müvekkili Şirketin,... Ltd. Şti. Tarafından Müvekkili ile yapılan sözleşme feshedildiği için ikinci yükü de alamamış olduğunu, ikinci yükün sahibine karşı da yükümlülüklerini yerine getirememiş ve zarara uğramış olduğunu, haksız ve mesnetsiz davanın reddine, davacı Şirket aleyhine dava konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin Davacı Şirket'e yüklenmesine, karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davacı tarafça taşıma işine ilişkin olarak davalı şirkete ödenen bedelin, davalı şirket yetkilisi ...'ın kesinleşmiş mahkumiyet kararı uyarınca davacı şirketi dolandırdığı gerekçesi ile iadesi istemine yönelik icra takibine itirazın iptali ile davalı ...'ın davalılar ile arasında organik bağ bulunması ve elde edilen menfaatten yararlandığı iddiası ile takibe konu borçtan müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasına karar verilmesi istemine ilişkin olduğu, yargılama aşamasında davacı tarafça davanın ıslah edilerek itirazın iptali istemi yerine alacağın tahsili isteminde bulunulduğu görülmüştür. Mahkememizin 19/09/2024 tarihli celsesinde; "...Tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, davalı şirketin ticari defter ve kayıtları ile birlikte dosya incelenerek " davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, tüzel kişilik perdesinin kaldırılabilmesinin gerekip gerekmediğinin tespiti için bilirkişilerden rapor alınmasına karar verilmiş olup, bilirkişi inceleme gününde; Davacının ve davalının inceleme gün ve saatinde hazır bulunmaması ve davalı şirket tarafından ticari defterlerini hazır etmemesi nedeniyle incelemenin yapılamadığına dair tutanağın imza altına alındığı görülmüştür. Mahkememizin 13/03/2025 tarihli celsesinde; "...Davacı tarafından 160.000 USD ve 11.900 USD LİK yapmış olduğu ödemelere ödeme tasrihinden itibaren işlemiş faiz talep edilmiş olduğundan, 160.000 USD nin ödeme tarihi olan 07/06/2012 tarihinden 11.900 USD nin de ödeme yarihi olan 11/06/2012 tarihinden itibaren icra takip tarihine kadar olan işlemiş faiz alacağının ne miktarda olduğunun tespiti için günsüz olarak SMMM bilirkişi tarafından inceleme yapılmasına..." Karar verilmiş olup, bilirkişi tarafından ibraz edilen 16/04/2025 havale tarihli bilirkişi raporunda; 263.102,23 USD'nin 171.900,00 USD kısmı asıl alacak olup 91.202,23 USD kısmı takibin açıldığı tarihe kadar olan işlemiş faiz alacağı olduğu ve dosyaya sunulu dekontlardan davacı tarafça 07.06.2022 tarihinde 160.000 USD, 11.06.2022 tarihinde 11.900 USD davalıya ödeme yapıldığı, Faiz hesaplaması aylık olarak hesaplandığında;160.000 USD nin ödeme tarihi olan 07/06/2012 tarihinden icra takip tarihine kadar olan işlemiş faiz alacağının 61.893,89 USD olduğu,11.900 USD nin de ödeme tarihi olan 11/06/2012 tarihinden itibaren icra takip tarihine kadar olan işlemiş faiz alacağının 3.642,50 USD olduğu, Faiz hesaplaması yıllık olarak hesaplandığında; 160.000 USD nin ödeme tarihi olan 07/06/2012 tarihinden icra takip tarihine kadar olan işlemiş faiz alacağının 64.664,11 USD olduğu,11.900 USD nin de ödeme tarihi olan 11/06/2012 tarihinden itibaren icra takip tarihine kadar olan işlemiş faiz alacağının 4.800,91 USD olduğu bildirilmiştir. Mahkememizce, Davalı ... tarafından bildirilen tanığın beyanları tespit edilmiş olup; Davalı ... tanığı ... yeminli beyanında; " Ben ...'ı 13 yıldır tanıyorum kendisi arkadaşımdır, ...'ı, ...'ın eşi olması nedeniyle tanıyorum, dava konusu olaya ilişkin her hangi bir bilgim yoktur, şirketle ...'ın bir bağının olup olmadığı hakkında bilgim yok, hiç bir duyumumda olmadı, sadece 7-8 yıl önce davalı ..., eşiyle alakalı özel sebeplerle ilgili boşanacağına dair kendisinin bize anlatımları olmuştur, gözlemlediğim kadarıyla o tarihten bu yana karı koca ilişkileri yoktur, ancak dava konusu olaya ilişkin olarak doğrudan bir bilgim bulunmamaktadır, ... ve ...'ın aynı evde ikamet edip etmedikleri konusunda bir bilgim yoktur, ...'ın eğitimci olduğunu ve bir Üniversitede Doç. Dr. Olarak görev yaptığını biliyorum, kendisinin aylık geliri konusunda bilgim yoktur, yalnızca ailesinin de varlıklı olduğunu biliyorum, Davalı ...'yı ilk olarak 10-12 yıl önce başka kadınlarla görmüştüm, ayrıca kendisinin çok alkolik olduğuna şahitlik etmiştim, diğer davalı eşiyle kendisini yalnızca bir kere yan yana gördüm," şeklinde beyanda bulunmuştur. ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin ... Esas ... Karar sayılı dosyasının incelenmesinde özetle, davalı şirket şahibi olan sanık (davalı) ...ile katılan (davacı şirket) arasında taşıma işi hususunda karşılıklı anlaşmaya varıldığı, sanığın katılanlara karşı internet ortamında, e-mail olarak oluşturduğu belgeyi sunarak, bu belgeyi kullanıp hile ve desise ile katılan tarafı kandırarak, kendisine ödenmemesi gereken navlun ücretinin ödenmesini sağladığı, aldığı bu bedeli katılan tarafa iade etmediği ve haksız menfaat sağladığı, bu surette üzerine atılı nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği iddia edilen somut olayda; bilirkişi raporu, katılanların beyanları, tanık anlatımları, sanık savunmaları ve tüm dosya kapsamından, sanığın üzerine atılı tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında işlenen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğunun sabit olduğu, sanığın bu ilişki çerçevesinde baştan beri dürüst davranmayıp katılan tarafı dolandırmak kastıyla hareket ettiği gerekçeleri ile sanığın atılı suçlardan ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verildiği, kararın Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 07/02/2019 tarih,... Esas ve ... Karar sayılı ilamı ile kesinleştiği görülmüştür. ... 12. Aile Mahkemesinin ... Esas ve ... Karar sayılı ilamının incelenmesinde, davalılardan ... tarafından diğer davalı ...aleyhine açılmış boşanma davası olduğu, davanın taraflarca takip edilmemesi üzerine açılmamış sayılmasına karar verildiği görülmüştür. ... 16. Aile Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, davalılardan ... tarafından diğer davalı ...aleyhine açılmış boşanma davası olduğu, davanın derdest olduğu görülmüştür. ... 8. Aile Mahkemesinin ... Esas ve ... Karar sayılı dosyasının incelenmesinde; davalılardan ... tarafından diğer davalı ...aleyhine açılmış anlaşmalı boşanma davası olduğu, davanın taraflarca takip edilmemesi üzerine açılmamış sayılmasına karar verildiği görülmüştür. ... 1. İcra Mahkemesinin... Esas ve ... Karar sayılı dosyasının incelenmesinde, işbu dosyamız davalısı ... tarafından dosyamız davacısı ve diğer davalıları aleyhine İstihkak davası açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonucunda "haciz sırasında bulunan ve borçluya ait olduğu ileri sürülen belgelerin eski tarihli olduğu, borçlunun haciz yerinde olmadığı, evlilik birliği henüz sona ermediği için borçlu adına kayıtlı motorsikletin bulunmasının tek başına mahcuzların borçlunun elinde haczedildiği sonucunu doğurmayacağı gözetildiğinde; mahcuzların davacı üçüncü kişinin elinde haczedildiği kabul edilmesi gerekir" gerekçesi ile haczedilen dava konusu olan mahcuzlar üzerindeki hacizlerin kaldırılmasına, dair davanın kabulüne karar verildiği, kararın müzekkeremize verilen cevap tarihinde henüz kesinleşmemiş olduğu görülmüştür. Bilindiği üzere Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi gereğince, hukuk hakimi ceza hakiminin tespit ettiği kusurla bağlı değil ise de Ceza Mahkemesince tespit edilen fiilin hukuka aykırılığı ve illiyet bağını saptayan maddi vakıalar yönünden Ceza Mahkemesi kararı ile bağlıdır. Somut olayda da, Yargıtay 15. Ceza Dairesinin onama kararı ile kesinleşmiş ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin ... Esas ... Karar sayılı ilamı doğrultusunda, davalı ... Şti. şirket şahibi olan davalı ...ile davacı şirket arasında taşıma işi hususunda karşılıklı anlaşmaya varıldığı, davalı ...'ın, davacı şirkete karşı internet ortamında e-mail olarak oluşturduğu belgeyi sunarak, bu belgeyi kullanıp hile ve desise ile katılan tarafı kandırarak, kendisine ödenmemesi gereken toplam 171.900 USD navlun ücretinin ödenmesini sağladığı, aldığı bu bedeli katılan tarafa iade etmediği ve haksız menfaat sağladığının sabit olduğu, bu hali ile davalı şirketin haksız fiil hükümleri gereğince aldığı bedeli iade etmekle yükümlü olduğu, davacı tarafça ıslah dilekçesi ile ... 13.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına konu olan 263.102,23 USD ye ( Amerikan Doları) kamu bankalarınca yabancı para ile açılmış bir yıllık vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz uygulanarak icra takibinin açıldığı 03.02.2023 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte, alacağın fiili ödeme günündeki TCMB efektif USD satış kuru üzerinden davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak müvekkiline ödenmesini talep ettiği, somut olayda haksız fiil söz konusu olduğundan ödeme tarihinde haksız fiilin gerçekleştiği ve bu nedenle de temerrüdün ödeme tarihinde gerçekleştiği nazara alındığında, toplam 171.900 USD'lik ödemenin 160.000 USD 'sinin, 07/06/2012 tarihinden 11.900 USD'sinin de 11/06/2012 tarihinde yapılması nedeniyle ödeme tarihlerinden itibaren icra takip tarihine kadar olan işlemiş faiz alacağının tespiti gerektiği, bu konuda aldırılan bilirkişi raporunda 160.000 USD nin ödeme tarihi olan 07/06/2012 tarihinden icra takip tarihine kadar olan işlemiş faiz alacağının faiz başlangıç ve bitiş tarihlerinin yıllık olarak hesap edildiğinde 64.664,01 USD olduğu ve 11.900 USD nin de ödeme tarihi olan 11/06/2012 tarihinden itibaren icra takip tarihine kadar olan işlemiş faiz alacağının 4.800,91 USD olduğunun tespit edildiği, sonuç itibari ile icra takip tarihinde davacının alacağının 171.900 USD asıl alacak ve 69.462,02 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 241.365.02 USD olduğu anlaşılmış olup, davalı şirketin netice itibari ile 241.365.02 USD 'den sorumlu olması gerektiği kanaatine varılmıştır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 49.maddesi hükmüne göre tüzel kişiler, kanuna ve kuruluş belgelerine göre gerekli organlara sahip olmakla, fiil ehliyetini kazanırlar. Aynı kanunun 50. maddesi hükmüne göre de organları, hukukî işlemleri ve diğer bütün fiilleriyle tüzel kişiyi borç altına sokarlar ve organlar, kusurlarından dolayı ayrıca kişisel olarak sorumludurlar. Bu hukuksal olguların sonucu olarak tüzel kişinin organı niteliğindeki yöneticilerin, tüzel kişi adına ve yararına işledikleri haksız fiillerden dolayı zarar gören üçüncü kişilere karşı tüzel kişi ile birlikte Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve Türk Medeni Kanunu'nun 50/3.maddesi hükmüne göre haksız fiil faili olarak sorumlu tutulmaları gerekir. Hal böyle olunca, davalı şirket yetkilisi ...'ın haksız fiil sorumluluğunun ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararı ile tespit edildiği dikkate alındığında, davalı şirket ile birlikte 241.365.02 USD 'den müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu kanaatine varılmıştır. Davacı tarafça, ... yönünden, haksız fiile konu eylem tarihinde davalı şirkette ortak olduğu ve elde edilen menfaatten yararlandığı iddiasıyla tüzel kişilik perdesinin aralanması ve organik bağ nedeniyle borçtan sorumlu olması gerektiği talep edilmiştir. Dayanak olarak da ayrıca davalı ...'ın evinde yapılan haciz işlemlerinde kendisine ait eşyaların da bulunduğu, ...'ın mal varlığını ... üzerine yaptığı da ileri sürülmüştür. Temel hukuk kurallarının en önemlilerinden biri sözleşmelerin ve borç ilişkilerinin nisbiliği ilkesidir. Alacak hakkı ancak hukuki ilişkinin tarafları arasında ileri sürülebilir. Ticaret şirketlerinde ise sınırlı sorumluluk ilkesi, ortaklardan ayrı ve bağımsız malvarlığı oluşumunun sonucudur. Diğer bir ifadeyle tüzel kişilerin ve ortakların mal varlığı ve sorumlulukları birbirinden ayrılmaktadır. Ticaret şirketlerinde sınırlı sorumluluk ya da ayrı malvarlığı ilkesinin alacaklıların menfaatlerine zarar verecek şekilde kötüye kullanılması durumunda, alacaklıların hak ve menfaatlerini korumak için hukuk sistemlerinde hakkaniyet gereği “Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Teorisi” geliştirilmiş ve tüzel kişiliğin arkasına sığınılarak durumu kötüye kullanan ortakları şirket borçlarından şahsen sorumlu tutma imkanı getirilmiştir. Teorinin uygulanmasının yasal dayanağı olarak dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağını düzenleyen MK’nın 2. maddesi kabul edilmektedir. Borç yükümlüsü olarak bir tüzel kişilik bulunmakta iken, şirketin ortaklarına ya da başka bir şirkete karşı borçtan dolayı yönelinemez. Ancak, tüzel kişiliğin kötüye kullanıldığı bazı istisnai hallerde tüzel kişilik perdesi aralanmak suretiyle, gerçek ya da tüzel kişi ortakların sorumluluğu cihetine gidilebilmektedir. Uygulama ve doktrinde, tüzel kişi ile ortaklarının ya da birden fazla tüzel kişi şirketin birbirinden ayrı olan çalışma alanlarının ve malvarlıklarının birbirine karışması halinde ve ayrıca borçlu şirketin sermayesinin yetersiz kalması durumunda, yani istisnai hallerde tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisinin uygulanmasının mümkün olabileceği kabul edilmektedir. Belirtmek gerekirse bu teoriye ihtiyatlı yaklaşılmalı, zira teori ile kurallara istisna getirildiğinde mümkün olduğunca dar yorumlanmalı ve bu teorinin uygulanmasına ancak tüzel kişilik kavramının arkasına saklanılarak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığı, kendisine tanınan hakkın kötüye kullanılarak üçüncü kişilerin zarara uğratıldığı, zarara yol açan tüzel kişinin sorumluluğuna hükmedebilmek için ise başka bir yasal nedene dayanılmasının mümkün olmadığı durumlarda başvurulmalıdır. (ÇAMOĞLU, Ersin , ‘’ Ticaret Ortaklıkları Bağlamında Perdenin Kaldırılması Kuramı ve Yargıtay Uygulaması’’, Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi, C.32, .S.2, BATIDER, 2016, s.11-15 ) Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması üç şekilde görülebilmektedir. İlki tüzel kişilik perdesinin düz kaldırılması, bu hal şirket borcundan dolayı şirket yönetici ve ortaklarına gidilme olanağı sağlamaktadır. İkincisi tüzel kişilik perdesinin ters kaldırılması, bu hal şirket yönetici veya ortağının borcundan dolayı şirket tüzel kişiliğine gidilmesini sağlamaktadır. Üçüncüsü ise tüzel kişilik perdesinin çapraz kaldırılması olup, bu hal ise hakim şirketler topluluğunda söz konusu olabilmektedir. İkinci konu ise, Güven Teorisidir. Güven kavramı; temelinde, dürüstlük, samimiyet kavramlarını barındıran hukuki, ekonomik, sosyal ve kültürel bir kavramdır. Hukuk, uyuşmazlıkların çözümünü zaman zaman kaynağını dürüstlük kuralından alan taraflar arasındaki güven ilişkisinde bulmaktadır. Güven teorisi, tarafların menfaatleri arasında denge kurmayı amaçlar ve kaynağını dürüstlük kuralından alır. Kendine özgü mahiyet arz eden güven sorumluluğu bir kişinin veya kuruluşun davranışlarıyla başkalarında yarattığı haklı beklentiler nedeniyle oluşan güven ilişkisinden kaynaklanır. Temeli Alman Borçlar Kanunu’na dayanan bu teorinin, borçlar hukuku mevzuatımızda düzenlemesi bulunmamakla birlikte, gerek Türk hukukunda gerekse İsviçre hukukunda kendisine uygulama yeri bulan bu teori bir kimsenin kendi yarattığı dış görünüşün meydana getirdiği sonuçlara kendisinin katlanmasının gerekliliği, aksi yönde bir düşüncenin iyi niyet kurallarına aykırılık teşkil edeceğinin kabulüne dayanır. Bu kapsamda yorum sırasında güven teorisinin uygulanması TMK'nın 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük ilkesinin gereğidir. Kanunun getirdiği güvenin korunmasına ilişkin hükümler yanında, tarafların sözlü veya yazılı davranışları bu güven ortamını sağlayabilir. Sağlanan güvenin, güven sorumluluğu kapsamında, hukuken korunması gerekir. Güven sorumluluğunda taraflar birbirlerinden bekledikleri güveni boşa çıkarmamalıdır. Bu itibarla güven teorisi hukuki güven, istikrar ve hakkaniyet düşüncesini esas alır. Hukukun bir amacı da kişilerin gerek birbirleriyle gerekse devletle olan ilişkilerinde güven ve sürekliliği sağlamaktır. Yasa'ya aykırı sakat bir işlemin uzun bir süre sonra geri alınması adalet, hakkaniyet, kamu düzeni ve istikrar ilkelerine dolayısıyla hukuka aykırı olur. Topluma ve kişiye hizmetle yükümlü bir hukuk devleti kişiye haksızlık yapmamak ve kendisinin yararlandığı bir süreden kişiyi de yararlandırmak zorundadır. (HGK, T. 06.10.2020, S:... E,... K) Somut olayda davalı ... yönünden yapılan değerlendirmede; davaya konu haksız fiile ilişkin ödemelerin 07/06/2012 ve 11/06/2012 tarihinde gerçekleştirildiği, ... tarihli ... sayılı .. sayfa numaralı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde mevcut ilanda "...şirket ortaklarından ... şirkette mevcut 2.500 TL lik hissesinin tamamını ... adresinde ikamet eden ... TC Kimlik no.lu ...'a devrederek ortaklıktan ayrılmıştır" ibaresinin mevcut olduğu görülmekle 09.04.2011 tarihinde davalı ...'ın davalı şirket ortaklığından ayrıldığından, davalı ...'ın haksız fiil tarihinde davalı şirket ortağı olmadığı, bu nedenle tüzel kişilik perdesinin aralanması koşullarının mevcut olmadığı, davalı ... ile davalı şirket yetkilisi ...'nın evli oldukları ancak olay tarihinden bu yana muhtelif zamanlarda boşanma davalarının görüldüğü, dava tarihi itibari ile de çekişmeli boşanma davasının devam ettiği, tanık anlatımlarından da davalı ... davalı şirket ve şirket işleri ile ilgisinin bulunmadığının anlaşıldığı, yine organik bağa ilişkin ileri sürülen iddialardan, davalı ...'ın evinde yapılan haciz işlemlerinde davalı ...'a ait eşyaların da bulunduğu iddiası yönünden de ... 1. İcra Mahkemesinin ... Esas ve ...Karar sayılı dosyasında yapılan yargılamada taraflar arasında evlilik birliği henüz sona ermediği için borçlu adına kayıtlı motorsikletin bulunmasının tek başına mahcuzların borçlunun elinde haczedildiği sonucunu doğurmayacağı gerekçesi ile haczedilen dava konusu olan mahcuzlar üzerindeki hacizlerin kaldırılmasına karar verildiği, karar henüz kesinleşmemiş ise de davalıların evliliklerinin devam etmesi nedeniyle davalı ...'ın evinde yapılan haciz işlemlerinde davalı...'a ait eşyaların da bulunmasının organik bağın ispatına delil olamayacağı, bunun dışında da davalı Bahar'ın dava konusu borçtan sorumlu tutulmasına gerekçe oluşturacak bir delil sunulmadığı anlaşıldığından işbu davalı yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Netice itibari ile; davanın kısmen kabulüne, davalı ... aleyhine açılan davanın reddine, 241.365.02 USD 'nin, davalılar ...ile Davalı...Ltd.Şti. 'inden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, asıl alacak 160.000 USD ve 11.900 USD'ye icra takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4a maddesi uyarınca faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M / Yukarıda açıklanan nedenlerle 1-Davanın kısmen kabulüne, davalı ... aleyhine açılan davanın reddine, 2-241.365.02 USD 'nin, davalılar ...ile Davalı... Ltd.Şti. 'inden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, asıl alacak 160.000 USD ve 11.900 USD'ye icra takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4a maddesi uyarınca faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 3-Harçlar yasası uyarınca belirlenen 474.679,28-TL karar harcından, peşin alınan 179,90-TL. harcın mahsubu ile bakiye 474.499,38-TL harcın davalılar ...ile Davalı ... Ltd.Şti. 'inden müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irad kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 179,90TL harç ile toplam 22.710,00-TL yargılama gideri toplamı 22.889,9 TL'nin, davanın kabul edilen kısmı üzerinden hesaplanan 20.998,76TL'nin davalılar ...ile Davalı ... Ltd.Şti. 'inden müştereken ve müteselsilen tahsili davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına 5-Davalı ... tarafından yapılan 500,00TL yargılama giderinin, davacıdan alınarak işbu davalıya verilmesine, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, davanın kabul edilen kısmı üzerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 612.466,97 -TL vekalet ücretinin davalılar ...ile Davalı ....Şti. 'inden müştereken ve müteselsilen tahsili davacıya verilmesine, 7-Davalı ...ve ... Ltd. şirketi kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davanın reddedilen kısmı üzerinden hesaplanan 97.872,14-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalılara verilmesine, 8-Davalı ... Kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 631.241,40 nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, 9-Davacı ve davalılar tarafından yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın, karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dair davacı vekili ile davalı ... ve Davalılar ... ve ... vekilinin yüzüne karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341. maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 26/06/2025
Başkan E- imzalıdır. Üye E- imzalıdır. Üye E- imzalıdır. Katip E- imzalıdır.