İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/2949 E. 2023/2278 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/2949
- Karar No
- 2023/2278
T.C. DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA ESAS NO : KARAR NO : BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : DAVACI : VEKİLLERİ : DAVALI : DAVA : Banka Teminat Mektubunun İadesi Ve Depo Edilmesi (Tahsil İstemli) DAVA TARİHİ : 22/08/2024 KARAR TARİHİ : 09/01/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : Mahkememizde görülmekte olan banka teminat mektubunun iadesi ve depo edilmesi (tahsil istemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: ... tarafından verilen ... tarih ... sayılı Sözleşme Feshi ve yine Sözleşmenin Feshi ile ... tarih ... sayılı Teminatın İrad Kaydedilmesine ilişkin, Diyarbakır... idare Mahkemesi ... E. Sayılı dosya ile dava açılmış ve verilen görevsizlik kararı ile işbu davanın açıldığını, müvekkilinin ... ihale kayıt numarası ile ... içerisinde Muhtelif Cadde ve Sokaklarda ... Yapım işini ... tarihinde aldığını, müvekkilinin sözleşmeye uygun şekilde işleri titizlikle yerine getirdiğini ve ... tarih ve ... sayılı ile geçici kabul dilekçesini verdiğini, ancak Sözleşmenin Feshine kadar da herhangi bir cevap verilmediğini, işin zımnen kabulü anlamına geldiğini, davalı kurumun, müvekkili tarafından verilen geçici kabul dilekçesini işleme almadığı gibi Mali Hizmetler Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı Kamu Zararının Tahsiline gerekçesi dahi olmayan karar ile 2.156.705,85 TL borç çıkarıldığını, bahse konu kamu zararı bedelinin müvekkilinin itirazı dahi olmadan hak edişinden tahsil edildiğini, müvekkilinin tüm bu iyi niyetine karşın, davalı kurumun soyut ve hiç bir mesnedi bulunmayan sebeplerle sözleşmeyi tek taraflı fesh etiğini, ... tarih ... sayılı Sözleşme Feshi ve yine Sözleşmenin Feshi ile birlikte, ... tarih ... sayılı Teminatın İrad Kaydedilmesine ilişkin soyut ve hiç bir mesnedi olmayan kararın kendilerine dahi tebliğ edilmeden ilgili ... A.Ş. ... Şubesi'ne ait ... referans numaralı 1.950.000,00.-TL bedelli kati teminat mektubunun irad kaydedilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı kurum kararının hukuka aykırı olduğunu beyan ederek, teminat mektubunun iadesine, mümkün olmaması ya da paraya çevrilmiş olması halinde ise, teminat mektubu üzerinde bulunan bedel ile birlikte ticari mevduatlara uygulanan en yüksek faiz oranı üzerinden hesaplanarak davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı tarafa usulüne uygun tebligat gönderildiği, cevap verilmediği görülmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ihale sonucunda düzenlenen eser sözleşmesi kapsamında verilen teminat mektubunun iadesi talebinden kaynaklandığı tespit edilmiştir. Öncelikle mahkememizce mahkememizin görevine yönelik olarak HMK md.114 gereğince dava şartlarına ilişkin inceleme yapılmıştır.Göreve dair kurallar kamu düzenine ilişkin olup 6100 HMK'nın m. 1 hükmü uyarınca mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir; m. 114(1)-c hükmüne göre de mahkemenin görevli olması bir dava şartıdır. Aynı Kanun'un m. 115 hükmüne göre ise, dava şartlarının mevcut olup olmadığı, taraflarca ileri sürülüp sürülmediğine bakılmaksızın yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden gözetilir. Bu nedenle, dava açılırken dayanılan hukuki ve maddi olguların göreve etkili olduğu durumda öncelikle hukuki nitelemenin yapılması ve sonucuna göre mahkemenin görevsiz olduğu kanısına varılırsa dava dilekçesinin usulden reddine karar verilmelidir. 6102 sayılı TTK m. 4 hükmünde, bir davanın ticarî dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edilmiştir: (i) Bunlardan ilki, tarafların sıfatına ve işin ticarî işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ve başka hiçbir şart aranmaksızın TTK veya diğer kanunlarda ticarî sayılan davalardır (mutlak ticarî davalar). Mutlak ticarî davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticarî niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardan olup; TTK m. 4(1) hükmünde (a) ilâ (f) bentlerinde sayılmıştır. (ii) İkincisi ise, yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalardır. TTK m. 4(1)-son cümle hükmü uyarınca ikinci grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticarî işletmesini ilgilendiren havale, vedia (saklama) sözleşmesi ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Bu nevi davaların ticarî nitelikte sayılması için yalnızca bir tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması TTK’da gerekli ve yeterli görülmüştür. (iii) Üçüncü grup ise, nispî ticarî davalar olup, TTK m. 4(1) hükmü uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticarî dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. TTK m. 19/2 hükmü uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş niteliğindeki bir sözleşmenin diğer taraf için de ticarî sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı “ticarî iş” esasına göre değil, “ticarî işletme” esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticarî nitelikte olması tek başına davayı ticarî dava haline getirmez. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6.HD'nin 2023/2949 E., 2023/2278 K. Sayılı ilamında da belirtildiği üzere; dava konusu uyuşmazlık, 6102 sayılı TTK’nın 4. maddesinde tahdidi olarak sayılan mutlak ticarî davalardan değildir. Dolayısıyla, taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticarî dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin de tacir ve dava konusunun tarafların ticarî işletmeleriyle ilgili olması gerekir. Davacı tarafın 6102 sayılı TTK m. 124(1) hükmü uyarınca tüzel kişi tacir olduğu ve uyuşmazlığın davacının ticarî işletmesi ile ilgili olduğunda tereddüt bulunmamaktadır. Davalı ... tacir sıfatını haiz olmadığından, eldeki dava nispî ticarî dava niteliğinde değildir. 6100 sayılı HMK m. 2(1) hükmüne göre, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Bu nedenle hukuki uyuşmazlıklarda asliye mahkemelerinin görevi asıldır. Dolayısı ile işbu davada görevli Mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu kanaatine varılmakla; görev dava şartı olduğundan, HMK'nın 115/2.maddesi uyarınca Mahkememizin görevsizliğine ve davanın usulden reddine karar verilmiştir. Açıklanan tüm nedenlerle, aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM-Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:: 1-Davanın HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE, 2-Görevli mahkemenin Diyarbakır Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, 3-6100 Sayılı HMK'nın 20.maddesi gereği kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kesinleşme tarihinden itibaren, kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize veya bulunulan yer mahkemesine başvurularak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi halinde dosyanın görevli DİYARBAKIR NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE gönderilmesine, aksi takdirde dosyanın resen ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına, 4-HMK'nın 331/2. maddesi uyarınca harç, vekalet ücreti ve diğer yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi ilgili dairesine hitaben mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip