İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/233 E. 2025/595 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/233
- Karar No
- 2025/595
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/233 Esas KARAR NO : 2025/595
DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 09/03/2023 KARAR TARİHİ : 26/06/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/07/2025 Yukarıda isim ve adresleri yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın açık yargılaması ve dosyanın tetkiki sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: davacı vekili özetle; Davacının sigortacılık işi ile iştigal eden Türkiye’nin önde gelen şirketlerinden olup dava dışı ..... Narenciye Yaş Sebze Meyve Gıda Tic. Ltd. Şti'ye/"Sigortalı" ait emtiayı taşıma sırasında oluşabilecek risklere karşı nakliyat emtia sigorta poliçesi ve abonman sözleşmesi ile teminat altına aldığını, dava dışı sigortalı tarafından taze yeşil erik emtiası ..... 'da mukim olan dava dışı ...... (2002) Corp. Firmasına satıldığını, sigortalı firmanın nakliye hizmetini davalı ......... Anonim Şirketi firmasından satın almış olup havayolu taşımasının ise davalı ..... Ortaklığı tarafından yapıldığını, ..... tip taze yeşil erik emtiasının, plastik kasalar içine net 50,00 şer kg.’lık gruplar halinde istiflenerek ambalajlandığını ve kasaların da 100’erli gruplar halinde paletler üzerine istiflendiğini, 10 palet, 1.000 kasa muhteviyatı net 10.000,00 kg ağırlığındaki sigortalı emtia, Mersin’de taşıyıcı temsilcisine teslim edildikten sonra karayolu ile Adana’ya, Adana’dan havayolu ile 09/05/2022'de İstanbul’a, 10/05/2022'de İstanbul’dan Kanada’nın Ontario eyaletindeki .... Havalimanı’na TK 0017 uçuş numaralı uçak ile sevk edildiğini, emtianın, varış havalimanından yaklaşık 18 km uzaklıkta olduğu tespit edilen alıcı deposunda kontrol edilmesi sonucunda eriklerde çürüme ve renk değiştirme hasarları görülmüş olduğundan 12/05/2022 tarihinde survey yaptırıldığını, survey raporunda özetle; üründeki renk değiştirmelerin ortalama % 57,9 oranında, yumuşamaların ortalama %1 oranında, (kabuklardaki) kırışmaların ortalama % 1,8 oranında, saydamlaşma / buzlanmaların ortalama % 8,2 oranında, fiziksel hasarların da ortalama % 8,6 oranında olduğu, saydamlaşma / buzlanmaların genellikle paletlerin üst kısımlarındaki kasalarda olduğu, ürünlerin çoğunluğunun yeşil rengini kaybederek renklerinin açıldığı, içlerinin sarardığı ve istenenin üstündeki derecede taşıma yapılmasının ürünün kondisyonunu olumsuz yönde etkilediğinin tespit edildiğini, paletlerden birisi içine konulmuş ...... seri numaralı casus olarak da adlandırılan ısı kaydedicisinin ortam sıcaklığını nakliyenin yarısından fazla süre boyunca istenen derecenin üstünde kaydettiği ve ortam sıcaklığının zaman zaman +28°C derecelere kadar çıktığının tespit edildiğini, sigortalı, sevkiyatlarının sözleşme kapsamında yapıldığını, hassas ürün kategorisindeki emtianın istenen sıcaklıkta taşınmaması sebebiyle soğuk taşıma zinciri bozulduğu için raf ömrü azalan ürünlerin de satılamadığını beyan ettiğini, alıcı adresine kesilmiş olan imha faturasında, toplam 8,24 metrik ton emtianın imha edildiğinin görüldüğünü, yapılan araştırmalar sonucunda paletlerin Kanada Gümrüğü’ne etraflarının naylon streç ile sarılı olarak tahliye edildiğinin, konu işlemin nakliyenin hangi aşamasında ve nerede yapıldığına dair herhangi bir bilgi temin edilemediğini, emtianın Adana-İstanbul uçuşu öncesinde taşıyıcı deposunda çekilmiş olan fotoğrafta paletlerin sadece file ile çevrildiğinin görüldüğünü, hasarın, paletlerin taşıyıcı tarafından teslim alınmasından sonra streç filmle sarılmasından dolayı soğuk havanın paletler içinde homojen bir şekilde devir daim yapamamasından ve istenen taşıma sıcaklığının, nakliyenin yarısından fazla süre boyunca sağlanamamış olmasından dolayı oluştuğu kanaatine varıldığını, dava dışı sigortalı tarafından her iki davalıya da hasar bildiriminde bulunulduğunu, tazminat başvuru formu düzenlenerek davalı .....'na iletildiğini, dava dışı satıcı firma tarafından 49.500,00-USD ve 29.700,00-USD tutarlarındaki hasar bedellerinin, sigortalıdan talep edildiğini, sigortalı tarafından ödenen 49.500,00-USD ve 29.700,00-USD olmak üzere toplam 79.200,00-USD tutarındaki zararın, davacı tarafından karşılandığını, davacının TTK m. 1472 uyarınca sigortalısının "kanuni halefi" olduğunu, ayrıca sigortalının, ibra ve temlik belgesi ile söz konusu hasardan doğan her türlü hak, alacak, talep ve hakkını davacıya devir ve temlik etmesiyle müvekkilimiz TBK m. 183 uyarınca "akdi halef" sıfatını da kazandığını, dava dışı alıcı ..... Tarafından düzenlenen, temlik ve muvafakatı dosyaya sunduklarını, yükleme talimat mektubu ve ..... 'de taşıma sıcaklığının +2/+8 derece olması gerektiğini kaydı düşüldüğünü, bu kayıtlara rağmen sıcaklığın taşıma süresince istenen derecelerde olmamasından kaynaklı olarak zarar meydana geldiğini, davalıların CMR, TTK, TBK ve Montreal Konvansiyonu hükümleri uyarınca sorumlu olduğunu, bu nedenlerle davalıların zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olması nedeniyle Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün ..... esas ve Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı dosyalarına, yapılan itirazların iptaline, takiplerin devamına, davalılar aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderler ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: davalı ...... Ortaklığı vekili cevap dilekçesinde özetle: uyuşmazlık bakımından davacının aktif Husumet Ehliyeti olmadığını, emtia varış noktasında alıcısı tarafından aksaklık kaydı olmaksızın teslim alındığını, Montreal Konvansiyonu'nun ilgili hükümleri gereğince süresinde hasara yönelik yazılı talep iletilmediğini, davanın usulden reddi gerektiğini, sigortacı tarafından sigortalısına poliçe hükümlerine uygun olmayan bir ödeme yapıldığı, bu ödemenin hatır ödemesi şeklinde adlandırıldığını, bu nedenle halefiyete dayalı rücu talebinde bulunamayacağını, davaya konu poliçe içeriğine göre, ekpertiz raporunda emtia paketleme ve etiketlemesine iliişkin hiçbir inceleme gerçekleştirilmemekle birlikte, ilgili özel şartın dikkate alınmaksızın hasarın teminat dahilinde olduğu değerlendirmesi yapıldığını, raporun eksik ve yetersiz olduğunu, hükme esas alınmasının söz konusu olmadığını, uyuşmazlığın uluslararası taşımaya ilişkin olduğunu bu nedenle Montreal Konvansiyonu'nun uygulama alanı bulacağını, bu yönde emsal Yargıtay kararları bulunduğunu, kabul manasına gelmemekle birlikte, taşıma konusu emtiaların paketlemesine ilişkin taşıyıcının bilgi sahibi olmasının beklenemeyeceğini, taşıyıcının emtiayı paketleme sorumluluğunun da olmadığını, bu nedenle ürünlerin Türkiye'den Kanada'ya kara+hava yolu ile taşınması sırasında zarar görmesini önleyici, koruyucu uygun ve sağlam bir paketleme yapılarak taşıyıcıya teslim edilip edilmediğinin tespitinin gerektiğini, uyuşmazlığa konu yeşil erik emtiasının iddia olunan zararı bakımından sorumluluk tespiti yapılması gerekeceğini, satıcı/göndericinin emtiaları akdetmiş olduğu taşıma sözleşmesinin şartlarına uygun olarak paketlemekle yükümlü olduğunu, kargo taşımacılığında bozulmaya elverişli meyve ve sebze, donmuş gıda, bitki gibi emtiaların, emtianın niteliğine göre hangi şartlarda ve ne şekilde paketlenmesi ve taşımaya uygun hale getirilmesi hususlarının IATA’nın PCR (Perishable Cargo Regulations) - Bozulabilir Mallar Genel Kuralları ile belirlendiğini, gönderici/satıcı tarafın emtiaların bu standartlara uygun şekilde, özel kutular içerisinde, hava ile temasını en aza indirecek şekilde paketlenmiş olması gerektiğini, taşıyıcının, yükte meydana gelen hasarların Montreal Konvansiyonu'nun 18/2 hükmünde öngörüldüğü üzere; yükün bünyesinde barındırdığı kusurlardan, taşıyıcının kendisi ve adamları dışında biri tarafından hatalı bir şekilde paketlenmesinden, savaş ya da silahlı çatışmadan, kargonun girişi çıkışı ya da geçişi ile bağlantılı olarak gerçekleştirilen bir kamu otoritesi faaliyetinden kaynaklanması durumunda taşıyıcının meydana gelen zarardan sorumlu olmasının söz konusu olmadığını, TTK 898/1 ile konvansiyonda yer alan hususlara göre taşıyıcının sorumluluktan kurtulma sebeplerinin düzenlendiğini, gönderenin kusursuz sorumluluğunu düzenleyen TTK 864/1. Maddesi uyarınca da yetersiz ambalajlama, işaretlemeden kaynaklı taşıyıcı giderlerini ve zararlarını tazminle yükümlü olduğunun düzenlendiğini, çoklu taşıma gerektiren ve mesafe olarak da uzun bir mesafe olan taşıma süreci için, emtianın hasarsız olarak taşınmasının objektif olarak mümkün gözükmediğini, bozulabilir bir statüde olması nedeniyle hasara uğramış olabileceğini, kabul manasına gelmemekle birlikte müterafik kusur olgusunun da araştırılması gerektiğini, müvekkilinin bir emtiayı alırken paket içeriğini kontrol etme yükümlülüğü olmadığını, dış görünüş kontrolü ile içeriğin teslim eden tarafından söylendiği gibi hasarsız olduğu ve paketlemenin emtiaya uygun olduğunun kabul edildiğini, emtiaların konşimentolardaki kayıtlar uyarınca uygun sıcaklıkta taşınıp muhafaza edildiğini, müvekkilinin tüm aşamalarda üzerinde düşen sorumluluklarını eksiksiz yerine getirdiğini, ısı kayıtlarını tutulduğu dökümlerini de sunduklarını, teslim belgesinde yer alan ""..... " şerhine göre müvekkili açısından sorumsuzluk karinesi teşkil edildiğini, tüm emtianın zayii olduğuna ilişkin ekspertiz incelemesi yapılmadığını, dava konusu poliçe kapsamında kullanılabilir emtianın tespiti gerektiğini, ancak hasar tespiti ve teknik inceleme yapılmadığını, hasara yönelik tüm iddiaların varsayımdan ibaret olduğunun görüldüğünü, uygun ısı aralığında yapılan depolama, gecikme olmaması, varış noktasında ise alıcıya aksaklık kaydı olmadan teslimi yapıldığını bu nedenle tazminat talebinin reddi gerektiğini, kargonun 10/05/2022 tarihinde varış noktası olan Kanada/YYZ noktasına vardığını, alıcı tarafından gecikmeli olarak teslim alındığını, varış istasyonundan gelen bilgiye göre alıcının teslim almasını geciktirecek bir aksaklık kaydının da bulunmadığını, emtiaların alınana kadar soğuk hava deposunda saklandığını, buna ilişkin kayıtları sunacaklarını, Emtiaya ilişkin 1999 tarihli Montreal Konvansiyonu kapsamınca sınırlı sorumluluk hükümlerinin geçerli olduğunu, zararın tazmini ilkesi, tazminatın ancak zarar oranında olmasını ve zarara uğrayan kişinin tazminat sonucunda haksız surette zenginleşmemesini gerekli kılacağını, taşıyıcının sorumluluğu bakımından benimsenen sınırlı sorumluluk prensibinde de belirlenen sorumluluk miktarlarının, taşıyıcının ödemek durumunda olduğu azami miktarı ifade ettiğini, taşıyıcının ödemekle yükümlü olduğu tazminat, konvansiyonda belirtilen sınırlar dahilinde kalmak üzere gerçek zarara göre hesaplanacağını, bu limiti aşan taleplerin reddi gerektiğini, söz konusu kargonun kilogramının ile 22 SDR’nin çarpımı sonucu bulunacak üst limit her hâlükârda ödenmesi gereken bir meblağ olmadığını, davacı taraf bu sınırlı sorumluluk limitleri içinde kalmak kaydıyla ancak ispat ettiği ölçüdeki gerçek zararını talep edebileceğini, gerçek zararının miktarını, talepte bulunanın ispatlayacağını, dava konusu tazminat talebinin, yargılamaya ve hesaplamaya muhtaç olup likit bir alacak söz konusu olmadığından, icra inkar tazminat talebinin de reddi gerektiğini beyanla davanın öncelikle usulden aksi halde esastan reddine, davacının %20den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ....... A.Ş. Vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı müvekkilinin adresinin Beykoz/İstanbul olduğunu, yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Adliyesi Mahkemeleri olduğunu, yetki itirazları bulunduğunu, hasar bildirim sürelerine uyulmadığını ve davacı tarafça bunun aksini gösterir bir belge sunulmadığını, taşıma neticesinde meydana gelen hasardan taşıyıcıyı sorumlu tutmak için TTK 1185 gereği zıra ve hasarın taşıyıcıya bildirilmesi gerektiğini, dava dışı 3. Şahıs olan sigortalı firmanın, müvekkili şirkete hasar için ihtarname çektiğini, hasarın tarihinin 10/05/2022 olduğunu, ihtarnamenin ise 03/06/2022 tarihinde çekildiğini, davacının sunduğu ekspertiz raporunda da hasar tespiti tarihi olarak 11/05/2022 tarihi belirtildiğini, teslim tarihinden itibaren 3 gün içinde hasar bildiriminin yapılması gerektiğini, süresinde bildirim yapılmaması nedeniyle davanın reddi gerektiğini, sigorta poliçesi tarihlerinin ve konusunun incelenmesi gerektiğini, emtiaların taşıma işinin tarafların anlaşmış olduğu konvansiyonda gerçekleşerek tamamlandığını, davacının taşıma işinde hasar/zıya meydana geldiği iddiasının bulunduğunu, ancak hasarın taşıma sırasında olup olmadığı veya taşımanın hangi aşamasında, hangi neden ile oluştuğu dosya kapsamına sabit olmadığını, hasarın müvekkilinin sorumluluğunun doğabileceği esnada oluştuğuna dair bir delil bulunmadığını, kendilerine sunulan çürümeye sebep tek iddianın, Adana-İstanbul uçuşu sonrasında taşınan emtianın naylon streç filmlere sarıldığını, bu nedenle konteyner ısısının istenilen seviyede tutulmadığı olduğunu, bu iddia ile bir hasar meydana gelmiş ise sorumlusunun alt taşıyıcı firma olan davalı ...... şirketi olduğunu, alt taşıyıcıya taşımaya ilişkin olarak tüm detaylı bilgilerin verildiğini, ancak buna rağmen emtianın naylon streç filmlere sarılmasının alt taşıyıcı firmanın sorumluluğunu, doğurduğunu, yükleme ve boşaltma işlerinin müvekkili tarafından yapılmadığının açık olduğunu, fiili taşıma ve liman organizasyon işlemlerinin alt taşıyıcı firma tarafından yapıldığını, yükleme işlemi gönderici tarafından, boşaltma işlemlerinin gönderilen tarafından gerçekleştirildiğinin bilindiğini, ziyanın yükleme, istifleme, tahliye işlemi neticesinde oluşmuş olabileceğini, müvekkilinin bu hususta sorumlu olmadığını, üzerine düşen tüm özenin müvekkili tarafından gösterildiğini, yükleme veya limanda bekleme neticesindeki ihmal/kusurdan kaynaklı da ziyanın gerçekleşebileceğini, davacının hasarın müvekkili sorumluluğunda iken gerçekleştiğini iddia ettiğini, ancak dosya kapsamında bunu ispatlar bir bilgi bulunmadığını, TTK 1182 maddesinde taşıyanın kusursuzluk ve uygun illiyet bağı karinelerinden yararlandığı hallerin düzenlendiğini, kabul manasına gelmemekle birlikte, müvekkilinin sorumluluğunun ancak sınırlı sorumluluk kapsamında oluşabileceğini, beyanen, davanın usulden, aksi halde esastan reddine, haksız icra takibinden dolayı, davacının %20 kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Ticaret sicil kayıtları, Bakırköy ...... İcra Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı icra dosyası, Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ..... Esas sayılı dava dosyası Mahkememizce aldırılan 16/07/2024 tarihli bilirkişi kök raporu, 04/02/2025 tarihli bilirkişi ek raporu DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün ..... esas ve Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün ..... esas sayılı dosyalarına yapılan itirazın iptali, takiplerin devamı, %20 icra inkar tazminatı taleplerinden ibarettir. Asıl konunun; hava taşımacılığı sırasında emtiada meydana gelen hasar nedeniyle dava dışı .... şirketine ödenen bedel bakımından davalıların kusurunun bulunup bulunmadığı, hasar bildirimi, sigorta poliçesinin içeriği ile davacının alacaklı olup olmadığı noktasında toplandığı anlaşılmıştır. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Mahkememizce aldırılan 22/06/2025 tarihli bilirkişi raporu ve imza incelemesine ilişkin 06/03/2025 tarihli bilirkişi ek raporu, aralarındaki illiyet bağı dikkate alınarak, birlikte değerlendirilerek bilimsel veri ve içeriğe sahip, denetime elverişli bulunmaları sebebiyle hükme esas alınmıştır. Bakırköy ...... İcra Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı icra dosyasının incelenmesi; Davacı şirketin, davalı ..... Ortaklığı ve davalı ...... Anonim Şirketi aleyhine 10/01/2023 tarihinde icra takibi başlattığı, 49.500,00 USD Fiili Ödeme Tarihi asıl alacak , 10/01/2023 (istenen yıllık en yüksek mevduat faizi USD) olacak toplam 49.500,00 USD=931.382,10 TL değerinde icra takibi başlattığı, takip borçluları, mahkememiz dosyası davalıları tarafından yapılan itiraz üzerine takibin durdurulduğu, anlaşılmıştır.
Bakırköy ...... İcra Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı icra dosyasının incelenmesi; Davacı şirketin, davalı ..... Anonim Ortaklığı ve davalı ..... Anonim Şirketi aleyhine 10/01/2023 tarihinde icra takibi başlattığı, 29.700,00 USD Fiili Ödeme Tarihi asıl alacak , 10/01/2023 (istenen yıllık en yüksek mevduat faizi USD) olacak toplam 29.700,00 USD=558.829,26 TL değerinde icra takibi başlattığı, takip borçluları, mahkememiz dosyası davalıları tarafından yapılan itiraz üzerine takibin durdurulduğu, anlaşılmıştır.
Davacı şirketin davaya konu yılları içeren ticari defter ve kayıtları üzerinde mahkememizce görevlendirilen bilirkişi aracılığıyla yapılan tespitler sonucu davacı şirketin davaya konu yıllara ilişkin ticari kayıt ve defterlerinin kendi kehine delil olma özelliğine sahip olduğu tespit edilmiştir. Dava konusu uyuşmazlığın esası, Davacı ..... sigorta ile dava dışı/sigortalı .... Narenciye Yaş Sebze Meyve Gıda Tic. Ltd. Şti'ye ait emtia(taze yeşil erik) ..... 'da mukim dava dışı ..... Firmasına satılması neticesinde, sigortalı, sevkiyatlarının sözleşme kapsamında yapıldığını, hassas ürün kategorisindeki emtianın istenen sıcaklıkta taşınmaması sebebiyle soğuk taşıma zinciri bozulduğu için raf ömrü azalan ürünlerin de satılamadığından bahisle, dava dışı sigortalı ..... Narenciye Yaş Sebze Meyve Gıda Tic. Ltd. Şti'ye ödenen tazminatın, dava konusu hasarın ekspertiz raporuna dayalı olarak davalılardan rücu talebinden ibarettir. Davacı tarafından dosyaya sunulan ekspertiz raporuna göre; "Hasarın, paletlerin taşıyıcı tarafından teslim alınmasından sonra streç filmle sarılmasından dolayı soğuk havanın paletler içinde homojen bir şekilde devir daim yapamamasından ve istenen taşıma sıcaklığının, nakliyenin yarısından fazla süre boyunca sağlanamamış olmasından dolayı oluştuğu kanaatine varıldığı" tespit edilmiştir. Buna bağlı olarak davacı sigorta şirketinin rücu talep ettiği anlaşılmaktadır. TTK Madde 875- "Taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur." şeklinde düzenlenmiştir. TTK Madde 888- (1) "Taşıma, kısmen veya tamamen üçüncü bir kişi olan fiilî taşıyıcı tarafından yerine getirilirse, bu kişi eşyanın zıyaı, hasarı veya gecikmesi nedeniyle kendisi tarafından yapılan taşıma sırasında ortaya çıkan zarardan asıl taşıyıcı gibi sorumludur." Bu husus madde gerekçesinde; “…Taşıyanın sorumluluğu taşınmak için eşyanın teslim alınmasından başlar ve teslimine kadar devam eder. Sorumluluk ziya ve hasar ile gecikmeyi kapsar. Ziya veya hasar eşyaya verilen zararı ifade ettiği için koruyamamadan doğan zararı da içerir. Ziya veya hasar eşyaya bağlı olduğu için sebep zararları dikkate alınmaz. Gecikme ise teslim süresine göre belirlenir. Ziya eşyanın yitmiş, yok olmuş olması halini ifade eder. Hasar ise eşyanın varlığını korumakla beraber zarara uğramasıdır.” şeklinde ifade edilmiştir. Ticaret Kanununun Madde 1472 olan “(1)Sigortacı ,Sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer.Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bir hak,tazmin ettiği bedel kadar ,Sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa ,Sigortacı ,Mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin halefiyet kuralı uyarınca,sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir.” şeklinde olduğu anlaşılmıştır. Doktrinde, Yargıtay içtihatları ile de sabit olduğu üzere taşıyıcının zıya, hasar ve gecikmeden kaynaklanan sorumluluğunun hukuki niteliği bir kusursuz sorumluluk halidir. Taşıyıcının bu sorumluluktan kurtulabilmesi için ancak kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği bir somut olgunun varlığını ispat etmesi gerekmektedir. Bu noktada ispat yükü tamamıyla taşıyıcıya ait olup gönderene herhangi bir külfet yüklenememektedir. Nitekim doktrinde taşımada kullanılan araçtaki eksiklik ve yetersizlik ile gidilen güzergahta taşıma konusu ürüne taşımadan kaynaklı olarak verilen zararın, taşıyıcının işletmesine yabancı olma ve dışarıdan gelme unsurlarını ihtiva etmediğinden hiçbir zaman mücbir sebep olarak kabul edilemeyeceği ve taşıyıcının kusursuz sorumluluk halinin devam edeceği kabul edilmektedir. ( Akıncı Ziya: Karayolu İle Milletlerarası Eşya Taşımacılığı ve CMR, Ankara, 1999) Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 27.11.1996 tarihli, ..... E. ve ..... K. sayılı kararında da; “…taşıyıcı eşyanın kendisine teslim edildiği andan, gönderilene teslim edilene kadar geçen süre içinde meydana gelen zıya ve hasardan sorumludur. Bu sorumluluktan kurtulabilmesi ancak anılan maddede belirtilen kurtuluş beyyinesini ispatlaması ile mümkündür. Davalı taşıyıcı her ne kadar istif ve yüklemenin göndericiye ait olduğunu, hasarın istifleme ve kötü ambalaj hatasında kaynaklandığını, hatta istiflemeye nezaret görevinin yaptırılmadığını savunmuş ise de gönderen hatalı yükleme konusunda yanlış bir talimat vermiş olsa bile taşıyıcının malın emniyetle taşınmasını sağlamak üzere her türlü tedbiri alması, hatalı yüklemeye karşı çıkması gerektiğinden basiretli bir taşıyıcıdan beklenen davranışta bulunmaması nedeniyle sorumluluğu vardır.” şeklinde hüküm tesis edilmek suretiyle bu husus vurgulanmıştır. Yargıtay .... Hukuk Dairesi’nin 16.03.2012 tarihli, E...... sayılı kararında; “Teslim sırasında taşınan makinelerden birinin hasarlı olduğu, davalı taraf yetkilisinin imzasını havi tutanak içeriğinden anlaşılmaktadır. Taşıyıcı, malların kendisine teslim edilmesinden varma yerinde teslimine kadar geçen sürede meydana gelen hasarlardan sorumludur. Her ne kadar mahkemece, hasarın taşıma sırasında meydana geldiğinin kanıtlanamaması ve davalının kusuru olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de davalı eşyanın kendisine teslimi sırasında şeffaf ambalajlı olan makine ile ilgili herhangi bir çekince koymadığından malı hasarsız olarak teslim aldığının kabulü gerekir. Bu karinenin aksinin de davalı tarafça kanıtlanması gerektiği dikkate alınmalıdır. Davalı, davada bu hususu kanıtlayamamış olup başka makinelerin hasarlı olmaması da, hasarlı makinenin nakliyecinin sorumluluk kesitinde hasarlanmadığı sonucunu doğurmaz. Bu itibarla mahkemece, hasarın taşıma kesitinde oluştuğunun kabulüyle neticesine göre karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddi bozmayı gerektirmiştir.” hüküm tesis etmiştir. Uygulanacak Mevzuata İlişkin Değerlendirme : Anayasa madde 90/f.5 ve MÖHUK madde 1/f.2 gereği öncelikli uygulanması gereken uluslararası antlaşmalardan başlayarak vurgu yapılan düzenlemelerin yerindeliğini ve uygulanabilirliğini tespit etmek gerekmektedir. 1999 tarihli Montreal Sözleşmesi; uluslararası taşımalarda yolcunun ölmesi, yaralanması ile gecik(tiril)mesi halleri ve kargo ile bagajın gecikmesi, hasara uğraması ve kaybı durumlarında taşıyıcının hukuki sorumluluğunu düzenlemektedir. Montreal Sözleşmesi, aynı konuları düzenleyen kendisinden önceki farklı uluslararası sözleşmeleri (1929 yılındaki Varşova Sözleşmesi başta olmak üzere) modernleştirme ve yeknesaklaştırma amacı güden önemli bir sözleşmedir. Bu önemli sivil havacılık sözleşmesi, günümüz itibariyle Türkiye (26.3.2011 yürürlük tarihi) dahil 140 devlet için yürürlüktedir. Bir uyuşmazlığa, uluslararası bir sözleşmenin uygulanıp uygulanmayacağı hususu sözleşmedeki uygulama şartları (scope of application) maddesine göre belirlenir. Gerek Varşova Sözleşmesi gerek Montreal Sözleşmesi madde 1 uyarınca uygulanma şartları aynı olup şunlardır: -Taraflar Arasında Taşıma Sözleşmesi Olmalıdır -Taşıma Sözleşmesi Uluslararası Olmalıdır -Sözleşme, Ücret Karşılığında Yapılmalıdır -Taşıma Hava Aracı ile Yapılmalıdır Taşıma sözleşmesi için bu antlaşmalarda da şekil serbestisi geçerli olduğundan ve taraflar arasındaki dilekçe teatisinden ve yazışmalardan anlaşıldığı üzere yeşil erik - emtia taşımasına dair Türkiye - Kanada tek yönlü seferinin geçerli bir taşıma sözleşmesi kapsamında gerçekleştiği konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık yoktur. Diğer yandan hava aracıyla (uçak) taşımanın yapılması ile ücrette anlaşılması konularında da bir tartışma söz konusu değildir. Böylece uygulanma için gerekli olan üç şart sağlanmıştır. Madde 1'de açıkça tanımlandığı şekilde bir uluslararası uçuş şartı da gerçekleşmiştir zira tek yönlü uçuşlarda kalkış ve nihai varış yerlerinin farklı taraf devletlerde bulunması gerekli ve yeterlidir. Dolayısıyla yükü gönderen ya da yük ilgilisinin tabiiyeti Montreal Sözleşmesi için önemli değildir ve bakılması gereken yer, kalkış ve varış yeri ülkelerinin taraf durumudur. Yeşil erikler en nihayetinde taşıma sözleşmesi kapsamında Mersin- Türkiye'den Kanada'ya hava yoluyla taşınmıştır. Kanada için Sözleşme, 04.11.2003 tarihinde yürürlüğe girmiştir, Türkiye (26.3.2011 yürürlük tarihi) de belirtildiği üzere sözleşmeye taraftır. Böylece Montreal Sözleşmesi madde 1 kapsamında tüm koşullar oluştuğundan dolayı TC Anayasası madde 90/f.5 ve de Montreal Sözleşmesi madde 29'da yer bulan münhasıran uygulanma ilkesinden dolayı Türk mahkemelerince sözleşmenin dışına çıkılarak 6502 sayılı TKHK, 6102 sayılı TTK veya 2920 sayılı TSHK başta olmak üzere doğrudan iç hukuka başvurulması hukukun doğru tespit edilip uygulanması noktasında problem yaratmaktadır ve sorumluluğun tespitinde hataya sebep olmaktadır. Uygulanması gereken düzenleme, taşıyıcının sorumluluğu ve sınırlandırılması konusunda maddi hukuk kuralları getiren Montreal Sözleşmesidir. Ancak tazminat tutarı hesaplanması, hak düşürücü süre hesabı vb. Diğer açıkça kapsam dışı bırakılmış usuller konusunda ilgili iç mevzuata başvurulabilecektir. Tarafların taşıma sözleşmesindeki hukuki sıfatları tespiti de aşağıda belirtilecek sorumluluk irdelemesi için oldukça önelidir. Davalı şirketlerden ..... Hava ve Deniz Taşımacılığı A.Ş., ödeme sonrası sigortalının haklarına halef olan davacı karşısında taşıma işini taahhüt eden taraf olduğu için akdi taşıyıcı (contractual carrier) sıfatını haiz iken; Davalılardan ..... ise işi bizzat yerine getiren ve uçuşu gerçekleştiren taraf olarak fiili taşıyıcı (actual carrier) sıfatını haiz olacaktır. Ödeme sonrası sigortalının haklarına halef olan Davacı ise Montreal Sözleşmesi kapsamında taşıma sözleşmesini yapan ve yük göndericisi konumunda olup Taşıyıcılara karşı dava açma hakkını haizdir. Montreal Sözleşmesi taşıyıcının, yolcuya ve yük gönderene karşı sorumluluğunu düzenlemektedir. Sonuç olarak somut uyuşmazlığın Montreal Sözleşmesi kapsamına girdiği şüphesidir ve de taleplerin bu sözleşmedeki yeknesak maddi hukuk kuralları uyarınca öncelikle belirleneceği açıktır. Böylece doğrudan TTK vb. Hükümlere dayanmak suretiyle uluslararası taşımaya dair sorumluluk tespitine gidilmesi mümkün olmayacaktır. Dava konusu uyuşmazlıkta taahhütte bulunulan uçuşun gerçekleşmesinde davacının (yerine geçtiği yük gönderenin / sigortalının) ana borcu, kararlaştırılan taşıma ücretini uzlaşılan zamanda ödemektir ve Taşıma Sözleşmesine uygun şekilde taşıyıcı ile mürettebatının talimatlarına uymaktır. Sözleşmesel taşıyıcı / fiili taşıyıcı sıfatlarını haiz davalı taşıyıcıların esas borcu ise taşıma taahhüdünde bulunulan yükü veya yolcuyu söz konusu taşıma sözleşmesi kapsamında kararlaştırılan yer(ler) ve zaman(lar)da kalkış noktasından alıp varış noktasına sağ salim, yüke zarar vermeksizin, geciktirmeksizin, eksiksiz şekilde ve yolcunun bagajına zarar gelmeksizin ulaştırmaktır. Taşıyıcının borcunu tam, eksiksiz ve gereği gibi yerine getirmiş sayılması için hava aracının kural olarak kararlaştırılmış güzergahta gerçekleştirilmesi ve nihai varış noktasında iniş (disembarking) işlemlerinin zamanında tamamlanması, taşıma süresince herhangi bir zarar ya da hasarın da meydana gelmemesi gerekmektedir. Husumet Yönünden İnceleme : Davalı ..... aktif husumet ehliyetinin olmadığına yönelik itirazını ileri sürerken diğer Davalı ..... ise alt taşıyıcı olarak ..... şirketinin sorumlu olduğunu ileri sürerek "taşımada üzerine düşen tüm olumlu çabayı yerine getirdiğini" ileri sürerek kendisinin sorumlu tutulamayacağını ileri sürmüştür. Davalı şirketlerden ..... Taşımacılığı A.Ş., ödeme sonrası sigortalının haklarına halef olan davacı karşısında taşıma işini taahhüt eden taraf olduğu için akdi taşıyıcı (contractual carrier) sıfatını haiz iken; davalılardan ..... ise işi bizzat yerine getiren ve uçuşu gerçekleştiren taraf olarak fiili taşıyıcı (actual carrier) sıfatını haiz olacaktır. Fiili taşıyıcı, sözleşmesel taşıyıcı olmayıp sadece yolcuya karşı taahhüt edilmiş olan taşımayı kendisi ile sözleşmesel taşıyıcı arasındaki anlaşma çerçevesinde kısmen veya tamamen fiilen ifa eden taraftır. Sözleşmesel taşıyıcı ile fiili taşıyıcı sıfatları, taşıyıcının sorumluğunun belirlenmesi açısından oldukça önem taşımaktadır. Zira aşağıda genişçe ele alacağımız sorumluluk açısından, Montreal Sözleşmesi’nin 40. maddesi uyarınca fiili taşıyıcı sadece taşımanın kendisi tarafından ifa edilen kısmı ile sorumlu tutulurken, sözleşmesel taşıyıcı fiili taşıyıcı tarafından yerine getirilen bölüm de dâhil olmak üzere taşımanın tamamından sorumlu olmaktadır. Diğer bir ifadeyle .... sadece İstanbul Havalimanı - Kanada uçuşundan sorumlu iken, diğer Davalı akdi taşıyıcı .... şirketi, Mersin'den belirtilen noktaya kadar kara yolu dahil taşımanın tamamından sorumlu olacaktır. Taahhütte bulunan sözleşmesel taşıyıcı, taşımayı fiilen başka bir taşıyıcıya yaptırmış olmakta ve böylece ifa gerçekleşmektedir. Montreal Sözleşmesi madde 40 uyarınca, sözleşmenin fiili taşıyıcı tarafından ifa edildiği kısımdaki zararlar açısından sözleşmesel taşıyıcı ve fiili taşıyıcı yolcuya karşı “müştereken” sorumlu olacaktır. [T.C. YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ E. 2015/11082 K. 2016/2616 T. 9.3.2016] Dolayısıyla Davalı .....'nin fiili taşıyıcı sıfatı nedeniyle husumet ehliyeti bu davada mevcuttur. Gönderen / Gönderilen tarafa Sigortacı tarafından ödeme yapılmak suretiyle kendisinin taşıma sözleşmesinde "zarara uğradığını iddia eden" tarafın yerine geçmesinde Montreal Sözleşmesi bakımından bir engel yoktur. Davalı ..... 'nin Cevap Dilekçesi'nde ileri sürdüğü "Sigortacı tarafından sigortalısına, poliçe hükümlerine uygun olmayan bir ödeme yapılması durumunda, bu ödeme “ex gratia ödeme” yani “hatır ödemesi” olarak adlandırılmaktadır" meselesi ise bahsi geçen dava ve husumet ehliyetini doğrudan ortadan kaldırmaz. Zira talep edilen ödemeyi yapıp yapmamak sigortacının takdirindeyken, bahsi geçen hasardan sorumluluk iddiası ise Taşıyıcı ile Sigortalı Gönderen arasındaki Taşıma Sözleşmesi kapsamında bağımsız olarak ele alınacaktır. Diğer bir ifadeyle ödemeyi yapan Sigortacı esasen risk almaktadır çünkü Taşıyıcı, Gönderen'e karşı taşıma sözleşmesi kapsamında sahip olduğu tüm iddia ve savunmaları ileri sürüp Montreal Sözleşmesi madde 20 vb hükümler ışığında tazminat sorumluluğundan pekala kurtulabilecektir. Dolayısıyla davalıların husumet ehliyetleri noktasında sorun yoktur, hasardan sorumlu olup olmadıkları ise başka bir mesele olup aşağıda ayrıca değerlendirilecektir. Davalılardan ..... "Davacı tarafın müvekkil şirkete yapması gereken hasar ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı, davanın yasal süreler içinde açılıp açılmadığı irdelenmediği, TTK ilgili maddesi uyarınca zıya veya hasarın varlığı halinde bu durum taşıyıcıya gönderilenin teslimi anında derhal bildirilmeli, eğer hasar haricen belli değilse ilgili bildirim gönderilene teslim tarihinden itibaren aralıksız olarak hesaplanacak 3 gün içinde bu bildirimin yapılması gerektiği, davaya konu olayda forwarder firma ..... Taşımacılığı A.Ş.'ne yapılmış herhangi bir zıya/hasar bildirimi bulunmadığı" itirazı ileri sürülmüştür. Gerçekten de yükün kaybı ya da hasarına dair talebin kabul görmesi, hak düşürücü süreler ile usullere bağlı tutulmuştur. Montreal Sözleşmesi madde 31/f.2’ye göre; kargo için hasar fark edilir edilmez ya da en geç teslim alındıktan (alınması gereken) 14 gün içerisinde bildirimde bulunulması gerekmektedir. Yükün ziyaını öğrenen davacının yazılı bildirimi ve yazışmaları dikkate alındığında somut dosyada gecikmeden süresinde yapıldığı için bu konuda kanımızca Davalı ..... şirketinin iddiasının aksine bir problem yoktur. Diğer yandan burada dikkate alınması gereken iç taşımaya - kara taşımasına uygulanan TTK hükümleri değil uluslararası hava taşımasını ele alan Montreal Sözleşmesi madde 31 hükmüdür. Dosyaya ibraz edilen belge ve yazışmalar dikkate alındığında bu 14 günlük sürenin kaçırılmadan hasara dair bildirimde bulunulduğu görülmektedir. Diğer yandan Montreal Sözleşmesi madde 35’e göre davanın açılabileceği süre, hava aracının varma yerine ulaşmasından veya ulaşması gereken tarihten veya taşımanın durdurulduğu tarihten itibaren 2 yıldır. Dolayısıyla ..... şirketinin TTK ya dayanan iddiasının aksine ihbar süresi kaçmadığından ve davanın varma tarihinden itibaren 2 yıl geçmeden açıldığı da dikkate alındığında dava açmaya dair hak düşürücü süre de kaçırılmamıştır. "May 12, 2022 tarihli To: ....." başlıklı e-mailde "....." her iki taşıma için de "......" nedeniyle hasar bildirimi yapılmış ve .....'nin de Surveyör göndermesi talep edilmiştir. Ayrıca Tazminat Başvuru Formu da hazırlanmıştır. Dolayısıyla 14 gün içinde bildirim süresi de kaçırılmamıştır ve bu konuda sorun yoktur. Yükün hasara uğramasında - ziyaında davalı taşıyıcıların sorumlu olup olmadığı hususunda inceleme: Montreal Sözleşmesi madde 18/f.1’e göre taşıyıcı; yükün kaybolması (loss), hasara uğraması (damage), zıyaından (destruction) ve gecikmesinden sorumludur. Taşıyıcının sorumlu olması için zarara sebebiyet veren olayların, yükün hava yolu ile taşınması esnasında yani yükün taşıyıcının kontrolünde olduğu bir anda (madde 18/f.3) meydana gelmesi gerekmektedir. Madde 18/f.2 ise taşıyıcının bu sorumluluktan kurtulma imkânlarına yer vermektedir. Buna göre eğer taşıyıcı; zarara sebebiyet veren bu üç halden herhangi birinin; a) yükün kendisinden kaynaklandığını veya b) taşıyıcı ile çalışanları ile yardımcıları dışındaki bir başkasının yanlış paketlemesinden kaynaklandığını veya c) savaş hali ya da silahlı çatışmadan meydana geldiğini veyahut d) yükün gümrüğü ile geçişlerine dair devletin aldığı önlemlerden kaynaklandığını ispat ederse sorumluluktan kurtulacaktır. Bu kısım özellikle de fiili taşıyıcı ...... ve...... bakımından oldukça önemlidir. Zira fiili taşıyıcı ile akdi taşıyıcı eğer malları Göndericinin paketlediği şekilde alıp soğuk hava dolabına koyup buradan fiili taşımaya geçirmişlerse, diğer bir ifadeyle soğuk hava deposu uygunsa ve de hava yolu taşıma esnasında taşıma koşulları taşıma sözleşmesine uygun olmasına rağmen bu "üçüncü kişi - gönderici sigortalı tarafınca hava girmeyecek şekilde streç yapılmak suretiyle paketleme yapılmışsa" artık Taşıyıcılar sorumlu olmayacaklardır. Taşıyıcı, sigortacı değildir ve her rizikoyu üstlenemez ancak taşıma sözleşmesine uygun şekilde ifayı eksiksiz yerine getirmekle de yükümlüdür. Dosyaya ekli fotoğraflar incelendiğinde ..... etiketinin ..... tarafından ürünler üzerine yapıştırıldığı da görülmektedir. Diğer yandan ürünlerin pörsümüş olması vb hususlarda fotoğraflarla açıkça desteklenmiştir. Tüm bu durumlar dikkate alınarak alıcı adresine kesilmiş olan imha faturasında toplam 8,24 metrik ton emtianın (..... numaralı dosya muhteviyatı ürünlerle beraber) imha edildiği konusunda ise taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.. Dolayısıyla toplamda 8640 kg brüt ağırlığı olan yeşil erik emtiasının tam ziyaından taşıyıcıların birlikte ya da ayrı sorumlu olup olmayacağı hususunu açıklamak gerekir. İhracat Yükleme Talimat Mektubu incelendiğinde 6 palet 3293 kg brüt, gümrük beyanda 3000 kg 10 palet 5454 kg brüt ibareleriyle Kamyon + uçak ile multimodal taşıma ile Hava Yük Senedi (AWB)'ye yazılacak bilgi olarak açıkça +2 İLE +8 derece arası taşıma + data logger avaılable yazılacağı kararlaştırılmıştır. Keep Cool at 2 °C to 8 °C etiketinin ..... tarafından ürünler üzerine yapıştırıldığı da tespit edilmiştir. ..... şirketinde ..... tarafından hazırlanan yükleme belgesinde Yük Numarası : ..... belgesi ile palet ve kg bilgileri de belirtilmiştir. Diğer yandan dosyaya sunulan warehouse receipt'te ..... tarafından da 3240 brüt yazıldığı, aynı şekilde ..... numaralı AWB'de de 6 parça 3240 kg brüt olarak yazıldığı görülmektedir. Diğer taşımada ise .....'te ..... tarafından da 5400 brüt yazılmış, ayrıca ..... numaralı AWB'de de 10 parça 5400 kg brüt olarak yazılmıştır. İlk 6 parça İstanbul'dan 10.5.2022 tarihinde 15.12 saatinde ..... 'ya götürülmüştür. Diğer 10 parça ise aynı gün 16.59 uçağıyla ...... 'ya doğru yola çıkmıştır. Dosyaya sunulan ..... Kargo Takip sistemi de bu gönderi hareketlerini desteklemektedir. Taraflar arasında emtianın gecikmesi ya da kaybı iddiasının söz konusu değildir. En nihayetinde bu taşıma esnasında toplamda 8640 kg brüt ağırlığındaki ürünler imha olunarak tam ziyaı durumu oluşmuştur. ..... , yükün alıcısı olan ..... surveyörü olarak gerekli incelemeleri yapmıştır ve hasar bildiriminde ..... surveyörü de davet edilmiştir. ..... raporunda da ortam sıcaklığını nakliyenin yarısından fazla süre boyunca istenen derecenin üstünde kaydettiği ve ortam sıcaklığının zaman zaman +23°C derecelere kadar çıktığı veya + 0,6°C derecelere düştüğü tespit edilmiştir. Böylece ..... tip taze yeşil erik emtiası özelliklerini kaybetmiş ve sonuç olarak ekonomik değerini kaybederek imha edilmiştir. Sigortalı emtia, Mersin’de taşıyıcı temsilcisine teslim edildikten sonra karayolu ile Adana’ya, Adana’dan havayolu ile 09 Mayıs’ta İstanbul’a, 10 Mayıs’ta da İstanbul’dan Kanada’nın Ontario eyaletinde mukim..... Uluslararası Havalimanı’na TK0017 uçuş numaralı uçak ile sevk edilmiştir. Tarafımızca dosyaya sunulu tüm bilgi belgeler incelendiğinde ..... tarafından ürünlerin streçlenmediği belirtilmiş ise de Taşıyıcı, her bir ürünü kabul ettiği şartlarda taşıma ve de taşıma koşullarını (2 -8 Derece) muhafaza etme yükümlülüğü altındadır. Diğer bir ifadeyle bir an için ürünlerin fileli şekilde alındığı kabul edilse yani streç yapılmadığı kabul edilse dahi Fiili Taşıyıcı ....., emtia ortam sıcaklığının hava aracına nakliye dahil olmak üzere yükün varış hava limanında yük ilgilisine teslimine kadar geçen sürede bu yükü AWB'ye uygun şekilde 2 °C ile 8 °C aralığında taşıma sözleşmesine uygun taşıdığını ispatlamakla yükümlüdür. Oysaki somut olayda bu ispat sorumluluğu yerine getirilmemiş sadece yükleme fotoğraflarındaki ambalajlamalar gösterilmekle yetinilmiştir. Diğer yandan kara yolu taşıması, Adana uçuşu gibi ön aşamalarda sadece file ile çevrilme varken, Kanada'da gümrükte emtia etrafının naylon streç ile sarılmış olarak tahliye edilmesinde sorumluluk yine Taşıyıcılarda olacaktır. Ürünler fileyle hava alacak şekildeyken multimodal hava yolu taşımalarda zararın meydana geldiği yer bilinmese de Montreal Sözleşmesi uygulanır ve sorumluluk Taşıyıcılar üzerindedir. Kara yolu da dahil yapılan hava taşımalarında aksi ispat edilmedikçe söz konusu kargo zararının "hava yoluyla taşıma esnasında meydana geldiği varsayılır" (Montreal Sözleşmesi madde 18/f.4: "... any damage is presumed, subject to proof to the contrary, to have been the result of an event which took place during the carriage by air...") Bunun aksini ispatlamak somut kanıtlar gerektirir. Örneğin gelen ürünlerin çamura bulanmış olması ya da deniz tuzuyla ıslanmış olması gibi hususların ispatı hava yolu taşıyıcısını sorumluluktan kurtarabilir. Somut olayda böyle iddia bulunmamaktadır. Diğer yandan fiili taşıyıcıdan kaynaklı bir hasar meydana gelmiş olsa bile davacı yine de akdi taşıyıcıyı her daim aslen sorumlu tutabilir, zira fiili taşıyıcı ile akdi taşıyıcı arasındaki rücu meselesi, müşterek sorumluluk ilkesini ortadan kaldırmaz. Yükün - erik emtiasının "perishable" olmasından yola çıkarak madde 18/f.2- a) yükün kendisinden kaynaklandığını ileri sürerek sorumlu olmadıklarını ileri sürmektedirler. Her eşya- mal, tabiatı gereği bir şekilde bozulmaya ve hasar görmeye uygundur. Madde kapsamında taşıyıcının sorumluluktan kurtulması için taşıyıcının herhangi bir kusuru olmadan ve de dışarıdan bir etken olmaksızın ürün bizzat kendi kimyasal - biyolojik özeliliğinden dolayı bir hasarın meydana geldiğinin ispatı gerekmektedir. Yeşil eriğin taşınma koşulları, canlı hayvan taşımasının koşulları, ananasın taşınma koşulları vs farklıdır. Taşıyıcı bu taşıma koşullarını kabul ederek, soğuk zinciri de buna göre ayarlayarak, riski yüksek ürünü hatta ayrı fiyatlandırarak taşımaktadır. Örneğin normal koşullarda taşınmasına rağmen Gönderici birbirine zarar verecek iki ürünü birlikte koymuşsa ya da patlayıcı özelliği olan ürün patlamışsa - alev almışsa bu gibi durumlarda zarar, "yükün kendisinden - ambalajlamadan" doğmuş kabul edilir ve Taşıyıcı sorumlu olmaz. Dolayısıyla erik, muz, lokum gibi "perishable" - bozulabilir gıdaların zaten belirli koşullarda taşınmalarının sebebi bu özellikleri dolayısıyla hasara uğramalarının engellenmesidir ve de soğuk zincir - profesyonel taşıma koşulları iyi olan hava yolları uzun mesafelerde tercih edilmektedir. Sonuç olarak, yükün hasara uğramasında - ziyaında davalı taşıyıcıların sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır zira ambalaj yönteminden bağımsız olarak zaten Fiili Taşıyan olan ...., hakimiyetine yükü aldığı andan hava aracına nakliye dahil olmak üzere yükün varış hava limanında yük ilgilisine teslimine kadar geçen sürede yükü 2 °C ile 8 °C aralığında taşıma sözleşmesine uygun taşıdığını ispat edememiştir, diğer yandan Akdi Taşıyıcı olan...... de kara yolu + hava yolu multimodal taşımayı üstlendiği için Mersin'den Kanada'daki kararlaştırılmış varma yerinde yetkiliye teslimata kadar geçen süre zarfında ..... gibi ara taşıyıcılar dahil kendisinin ya da yardımcılarının emtianın bozulmasında bir kusuru olmadığı yönündeki ağır ispat sorumluluğunu da yerine getirememiştir. Yükün Hasara Uğramasında - Ziyaında Sınırlı Sorumluluk Tutarının Hesaplanması : Montreal Sözleşmesi madde 22/f.3 gereğince taşıyıcının yükten doğan sorumluluğu, 28.12.2019 itibariyle..... tarafından tüm taraf devletler için bağlayıcı şekilde brüt kg başına 22 Özel Çekme Hakkı (SDR) olarak azami miktarla sınırlandırılmıştır. Madde 22/f.2 sadece kayıp (loss), hasar (damage) ve ziyaı (destruction) durumlarını değil, yükün gecikmesini (delay) de kapsamaktadır. ICAO tarafından güncellenen limitlerde ise aynı madde kapsamında yükten doğan sorumluluğu, 28.12. 2024 itibariyle tüm taraf devletler için bağlayıcı şekilde brüt kg başına 26 Özel Çekme Hakkı (SDR) olarak güncellenmiştir. Davanın açıldığı tarih nazara alındığında ve tazminat talebi sınırının da doğru analizi için 22 SDR sınırı dikkate alınmalıdır. Azami meblağ ilgili yük / pakette brüt kg başına 22 SDR olmakla beraber eğer Gönderen, yükü taşıyıcının çalışanları ile yardımcılarına teslim ederken madde 22/f.3 kapsamında özel değer bildiriminde (special declaration of interest) bulunmuş ve ek ödemeler de yapmışsa, bu azami sorumluluk limiti aşılabilecektir. Somut uyuşmazlıkta davacı, söz konusu erik emtiası için taşıma öncesi ayrı bir özel değer bildiriminde bulunmadığı gibi taşıyıcı nezdinde ek bir sigorta da yaptırmamıştır. Bu durumda normal havacılık kuralları çerçevesinde taşıyıcıyı, öngörülebilir yeknesak bir sisteme tabi tutmak isteyen ve adeta sigortacı gibi tüm uluslararası ticaret risklerini üstlenmesini istemeyen devletler, Montreal Sözleşmesi'ni imzalamışlardır. Bunu yaparken de yük ilgisili ya da yolcunun da zararının yeknesak ve öngörülebilir şekilde sorumluluk sınırları dahilinde giderilmesini düzenemişlerdir. Madde 22/f.4 ise, sorumluluğa esas alınacak kilogramın nasıl hesaplanacağı konusunda yol göstermektedir. Buna göre; sorumluluk limiti belirlenirken paketin veya paketlerin net ağırlıkları ile ambalaj ağırlığı gibi detaylara bakılmaksızın paketin veya paketin toplam brüt ağırlığı (weight of the package or packages) dikkate alınacaktır. Bu mantıklıdır zira toplam ağırlığa göre taşıma ücreti talep eden taşıyıcıyı, aynı toplam ağırlık üzerinden sorumluluğa tabi tutmak yerinde bir yaklaşımdır. Montreal Sözleşmesi hükümlerinin yeknesaklık ve öngörülebilirlik sağlama amaçları doğrultusunda bu maddi hukuk hükümleri sadece yolcuya karşı değil onun yerine geçen mirasçılarına karşı; sadece yükletene - yük alıcısına karşı değil halefiyet vb. sebeplerle onların yerine geçen sigortacıya karşı da aynı şekilde uygulanır. Diğer bir ifadeyle sigortacıya karşı da sınırlı sorumluluk esası geçerlidir. Davacı vekili, sigortalıya ödenen 79.200,00 USD tutarının dava tarihi itibariyle TCMB efektif satış kuru TL karşılığının ödenmesini talep etmiştir. Bu talebin, sınırlı sorumluluk miktarını geçip geçmediğini tespit etmemiz gerekir. Yukarıda açıklandığı üzere ...... numaralı AWB'de de 6 parça 3240 kg brüt olarak; ..... numaralı AWB'de de 10 parça 5400 kg brüt olarak yazılmıştır. En nihayetinde bu taşıma esnasında toplamda 8640 kg brüt ağırlığındaki ürünler imha olunarak tam ziyaı durumu oluşmuştur. Somut olayda dosyadaki mevcut veriler ışığında, toplam imha edilen erik emtiasının brüt ağırlığının 8640 kg olarak kabulü gerekmektedir ve bu husus, AWB ile sabittir. Bu durumda sonuç olarak davalı taşıyıcının sorumlu olacağı toplam azami tutar 8640 kg x 22 SDR = 190.080 SDR olacaktır. SDR- USD kuru da da dikkate alındığında tazminat talebinin zaten azami sorumluluk tutarının hayli altında kaldığı da anlaşılmıştır. Bu tutarın Türk Lirası karşılığı hesaplanırken dava dışı birine yapılan ödeme tarihi değil, sorumluluk davasında sayın mahkemenizce verilecek hüküm tarihindeki güncel hesaplama dikkate alınacaktır. Yargıtay önüne gelen gerek Varşova Sözleşmesi gerek Montreal Sözleşmesi kapsamındaki tazminat davalarında, kanaatimizce de isabetli şekilde, hüküm tarihindeki piyasa değerinin esas alınması gerektiğini karara bağlamıştır. Bu uygulama Montreal Sözleşmesi madde 23/f.3 bağlamında “mümkün olduğu kadar aynı gerçek değeri yansıtma” prensibi ile de uyumludur. (Bkz. T.C. YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ E. 2020/254 K. 2020/3921 T. 7.10.2020) Tarafların iddia ve savunmaları, celp edilen tüm deliller mahkememizce aldırılan kök ve ek bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına binaen; Davacının Dosya kapsamında incelenen 2022 yılı ticari defterlerine göre, dava konusu ödemelerin ilgili bankalardan teyitlerinin alınması hususunun mahkemeniz takdirinde olmak üzere; Davacının, dava dışı sigortalıya: 12.08.2022 tarihinde 45.088,46 USD 12.08.2022 tarihinde 4.411,54 USD, 12.08.2022 tarihinde 29.700 USD olmak üzere, toplam 79.200,00 USD Para transferinin yapıldığı, davacı sigorta şirketinin dava dışı sigortalıya ödediği tazminat tutarını iki ayrı davalı taraftan iki ayrı icra dosyası ile talep ettiği, yükün hasara uğramasında - ziyaında davalı taşıyıcıların yukarıda anlatıldığı şekilde müştereken sorumlu olduğu, davacı sigorta şirketinin 6102 sayılı Ticaret Kanununun 1472 uyarınca, yaptığı ödemeyi davalılara rücu edebileceği, ambalaj yönteminden bağımsız olarak fiili taşıyan olan THY'nin, hakimiyetine yükü aldığı andan hava aracına nakliye dahil olmak üzere yükün varış hava limanında yük ilgilisine teslimine kadar geçen sürede yükü 2 °C ile 8 °C aralığında taşıma sözleşmesine uygun taşıdığını ispat edemediği, diğer yandan Akdi Taşıyıcı olan ...... şirketinin de kara yolu + hava yolu multimodal taşımayı üstlendiği için Mersin'den Kanada'daki kararlaştırılmış varma yerinde yetkiliye teslimata kadar geçen süre zarfında ..... gibi ara taşıyıcılar dahil kendisinin ya da yardımcılarının emtianın bozulmasında bir kusuru olmadığı yönündeki ağır ispat sorumluluğunu da yerine getiremediği, ..... numaralı AWB'de 6 parça 3240 kg brüt olarak; ...... numaralı AWB'de 10 parça 5400 kg brüt olarak yükün yazıldığını, en nihayetinde bu taşıma esnasında toplamda 8640 kg brüt ağırlığındaki ürünler imha olunarak tam ziyaı durumu oluştuğunu, dosyadaki mevcut tüm veriler ışığında, toplam imha edilen erik emtiasının brüt ağırlığının 8640 kg olarak kabulü gerektiği ve böylece davalı taşıyıcının sorumlu olacağı toplam azami tutarın yukarıda detaylı anlatıldığı üzere 8640 kg x 22 SDR = 190.080 SDR olacağı, güncel SDR- USD kuru da da dikkate alındığında tazminat talebinin bu azami sorumluluk tutarının altında kaldığı da görüldüğünden sigortalıya ödenen 79.200,00 USD tutarının dava tarihi itibariyle TCMB efektif satış kuru TL karşılığının ödenmesinin yerinde olacağı anlaşıldığından, davanın kabulüne, -Bakırköy ...... İcra Müdürlüğünün ...... Esas sayılı dosyası ile Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün ...... Esas sayılı dosyasındaki itirazlarının iptali ile, takiplerin aynı koşullarda devamına, alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden, icra inkar tazminatı taleplerinin şartları oluşmadığından her iki icra dosyası bakımından ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KABULÜ İLE, -Bakırköy ...... İcra Müdürlüğünün ..... Esas sayılı dosyası ile Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün ..... Esas sayılı dosyasındaki itirazlarının iptali ile, takiplerin aynı koşullarda devamına, -İcra inkar tazminatı taleplerinin şartları oluşmadığından her iki icra dosyası bakımından ayrı ayrı reddine, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 102.684,69 TL harcın peşin alınan 22.863,50 TL harcın mahsubu ile eksik 79.821,19 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irad kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan ayrıntısı UYAP'ta kayıtlı 30.474,25 TL posta masrafı, bilirkişi ücreti vb. masraflar ile toplam harç gideri 23.043,40 TL olmak üzere toplam 53.517,65 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, 5-HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının (iş bu kararın tebliğ gideri avanstan karşılanmak ve bu gider mahsup edilmek kaydıyla) kararın kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 395.982,72 TL avukatlık ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, 7-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 8-HMK'nun 333. maddesi uyarınca davalı tarafından yatırılan avanstan kullanılmayan bakiye avansın kararın kesinleşmesinden sonra resen ilgili davalıya iadesine, 9-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 6.200,00-TL (iki adet arabuluculuk dosyası bakımından) arabuluculuk ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına, Dair karar, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde HMK'nun 342.maddesi gereğince dilekçe ile mahkememize veya başka bir yer mahkemesine İstinaf kanun yolu harcı, tebliğ giderleri dahil olmak üzere tüm giderler ödenerek istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/06/2025
Başkan ..... e-imzalıdır Üye ..... e-imzalıdır Üye ....... e-imzalıdır Katip ...... e-imzalıdır