İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/2043 E. 2023/2634 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/2043
- Karar No
- 2023/2634
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/387 Esas KARAR NO : 2024/704 DAVA : Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi) DAVA TARİHİ : 08/07/2024 KARAR TARİHİ : 27/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... Mah. ... Sokak ... Apt.No: ... İSTANBUL adresinde börekçi-cafe işi ile uğraştığını, müvekkilinin ... Sözleşme Hesap No / ... Hizmet Nokta no.lu elektrik sayacının abonesi olduğunu, müvekkilinin iş yerine 27.04.2024 tarihinde gelen davalı şirket çalışanlarının, elektrik sayacını kontrol ettiklerini, ancak dava konusu faturalar müvekkiline gelince müvekkili aleyhine tutanak tutulduğunun öğrenildiğini, tutanakta müvekkilinin imzasının olmadığını beyanla; müvekkili aleyhine tahakkuk ettirilen 10.05.2024 son ödeme tarihli 792.513,64 TL bedelli ve 10.05.2024 son ödeme tarihli tarihli 466.665,10 TL bedelli iki adet kaçak elektrik faturasından dolayı müvekkilin borçlu bulunmadığının tespiti ile işbu faturaların iptaline, İstanbul 18.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/ 179 D.İş sayılı dava dosyasında verilen ihtiyati tedbir kararının işbu dosyadan devamına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu adrese ilişkin müvekkili kurum çalışanlarınca 27.04.2024 tarihinde yapılan kontrollerde EPTHY madde 42/1(b) bendine göre ilgili kullanım yerinde dağıtım sistemine müdahale edilerek ayrı bir hat çekmek suretiyle sayaçtan geçirilmeksizin kaçak elektrik enerjisi tüketimi yaptıklarının ... seri nolu kaçak tespit tutanağı ile tespit edildiğini, davacının işletmesinde tüketmiş oldukları kaçak elektrik tüketim bedeline yönelik olarak EPTHY mevzuatı kapsamında 792.513,64 TL ve 466.665,10 TL bedelli faturalar tahakkuk ettirildiğini, kurum görevlilerince kaçak tespit anına ilişkin video kaydı alındığını, görüntüler izlendiğinde davacının işletmesine kurmuş olduğu düzenekle elektrik sayacını devre dışı bırakarak mahalde kullanmış olduğu enerji miktarının ölçülmesini açıkça engellediğinin görüleceğini beyanla; davanın reddine, tedbir kararının kaldırılmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Davacıya ait vergi levhası, kira sözleşmesi örneği, tahakkuk ettirilen normal dönem 2023 ve 2024 yılına ait elektrik faturaları örneği, iki adet dava konusu fatura sureti, bir adet doğalgaz fatura sureti davacının işyerine ait fotoğraflar ve arabuluculuk son tutanak örneğinin dosyamız arasında olduğu görülmüştür. ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/... D.iş sayılı dosyasının bir örneğinin gönderildiği görülmüştür. Davalı kuruma yazılan müzekkereye cevap verildiği görülmüştür. ... ne yazılan müzekkere cevabı ile davacıya ait esnaf kaydının bulunmadığının bildirildiği görülmüştür. ... ne yazılan müzekkere cevabı ile davacının gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunduğunun bildirildiği görülmüştür. ... ne yazılan müzekkere cevabı ile 2. sınıf tüccar olduğu ve işletme hesabına göre defter tuttuğunun bildirildiği görülmüştür. GEREKÇE: Dava; kaçak elektrik faturaları nedeniyle menfi tespit istemine ilişkindir. HMK’nun 115/1. maddesi uyarınca dava şartlarının bulunup bulunmadığı davanın her aşamasında resen araştırılır. HMK’nun 114/1-c maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması dava şartı olarak düzenlenmiştir. 6102 Sayılı TTK’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın TTK veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir. Aynı Yasa'nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Bilindiği üzere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) yürürlüğe girdiği 01.11.2011 tarihinden sonra 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 5. maddesinde 6335 sayılı Kanun ile değişiklik yapılmış ve ticaret mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp görev ilişkisine dönüştürülmüştür. Ticaret mahkemelerinin görevi TTK'nin 5. maddesinde düzenlenmiş ve maddenin 1. bendinde "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın Asliye Ticaret Mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." denilmiştir. Bir davanın ticari dava olup olmadığı ise TTK'nin 4. maddesinde gösterilen ilkelere göre belirlenmekte olup, ticari davalar kendi aralarında mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Mutlak ticari davalar için tarafların sıfatlarına ve dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmazken, nispi ticari davalarda dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığı kriter olarak kabul edilmiştir. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın sırf dava konusunun TTK'da düzenlenmesi nedeniyle ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar TTK'nin 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nin 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nin 4/1. maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK'nin 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Bu haliyle, dava sebebine ve celp edilen müzekkerelere göre davacının 2. sınıf tüccar olduğu ve işletme hesabına göre defter tuttuğu, davanın mutlak yahut nisbi ticari dava olmasını gerektirir yanının bulunmadığı, taraflar arasında abonelik sözleşmesinin bulunduğu anlaşıldığından abonelik sözleşmesi bulunan taraflar arasında kaçak elektrik işlemi nedeniyle tüketici konumunda bulunan davacı yönünden davada Tüketici Mahkemesinin görevli olduğu anlaşılmakla, taraflar arasındaki uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 2023/2043E. 2023/2634K. - 2023/699E. 2024/134 K. - 2023/3165E. 2023/3828K. - 2024/350E. 2024/627K.) Uyuşmazlığın çözümünde Ticaret Mahkemelerinin görevli olmadığı açıktır. Bu nedenle, yukarıda belirtilen yasa hükümleri ve açıklamalar uyarınca davada görevli Mahkemenin İstanbul Nöbetçi Tüketici Mahkemesi olduğunun tespitine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden; 1-Davanın 6100 Sayılı H.M.K.'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİ ile MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE, 2-Görevli Mahkemenin İSTANBUL NÖBETÇİ TÜKETİCİ MAHKEMESİ olduğuna, 3- 6100 sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin, bu karar süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren Mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli Mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın İstanbul Nöbetçi Tüketici Mahkemesine gönderilmesine, 4-Bu süre içerisinde başvuru yapılmadığı takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine, 5-HMK'nun 331/2 maddesi gereğince yargılama giderlerinin yetkili ve görevli Mahkemece hüküm altına alınmasına, açılmamış sayılmasına karar verildiği takdirde bu kararda değerlendirilmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Mahkemesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.27/11/2024 Katip ... ¸e-imza Hakim ... ¸e-imza