İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/184 E. 2024/631 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/184
Karar No
2024/631
Karar Tarihi

T.C. ... 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/184 Esas - 2024/631 TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN

T.C. ... 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2023/184 Esas KARAR NO : 2024/631

DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 10/03/2023 KARAR TARİHİ : 13/11/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/11/2024

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafın... ... ... Esas sayılı dosyasıyla imza itirazında bulunulduğunu ve akabinde takibin durdurulmasının talep edildiğini, Kriminalistik (Grafoloji ve Sahtecilik) Uzmanı İrfan Bayar tarafından düzenlenen raporda imzaların müvekkili ... elinden çıkmadığı, bu imzaların müvekkilinin orjinal imza formatı model alınmak suretiyle takliden sahte olarak atılmış olduklarının açık ve net olarak belirtildiğini, işbu taklit imza ile müvekkillerine kötüniyetle icra takibi açılması akabinde ... Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde ... sayılı dosya ile suç duyurusunda bulunulduğunu, müvekkili şirket ile alacaklı arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, müvekkil şirketin ticari defter ve kayıtlarında da alacaklı ile ilgili hiçbir kayıt bulunmadığını, sahte kaşe ve bu kaşe üzerine atılan sahte imza ile müvekkili şirket aleyhine icra takibi yapıldığını, müvekkillerinin davalıya hiçbir borcu olmadığını, bu nedenle müvekkillerinin davalı tarafa borçlu olmadığının tespiti ile icra takibinin iptaline ve alacak miktarının % 20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmektedir. CEVAP: Davalı tarafça sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacının kambiyo senedi şeklinde başlatılan icra takibinde imzanın müvekkiline ait olmadığını iddia etttiğini, her iki davalıya da ödeme emri tebliğ edildiğini, her iki ödeme emrinde de her iki davalının ve borçlunun yer aldığını ve bunu bilerek yaptıklarını, davalı ... adına imzaya itiraz davasında icra hukuk mahkemesine bile vekaletsiz bir şekilde itiraz edildiğini, davalı önceki unvanlarının...Danışmanlık Belgelendirme Sağlık Hizmetleri İthalat İhracat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi olan takibe konu icra dosyasında ve ticaret sicilde unvan değişiklikleri ile birlikte başlatılan takipte ... ... ... Danışmanlık Belgelendirme Sağlık Hizmetleri İthalat İhracat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi adı altında faaliyet gösteren bir firma olduklarını, bahse konu başlatılan icra takibinin de şirketin merkezine başlatılmış olduğunu, davacı vekilinin dava dilekçesine sunmuş olduğu kaşedeki adresle herhangi bir bağlarının ve senette yazan kaşeyle de herhangi bir irtibatlarının bulunmadığını, uyuşmazlığa konu takibin dayanağı kanunlardaki şartları tam teşekküllü bir şekilde sağlayan kambiyo senedi vasfında emre muharrer senet olup; bonodur. bu bağlamda kambiyo senetlerinde illetten mücerretlik prensibi esas olup; senedin varlığı tek başına borcu ortaya koymaya yettiğinden resmi senet niteliğini haiz imzalı senet karşısında ispat yükü davacı yana ait olduğunu, soyut iddialardan ibaret olarak ikame edilen davanın reddinin gerektiğini, Davacının Cumhuriyet Savcılığına yapmış olduğu şikayet ve ileride ceza mahkemesinde açılacak kamu davası icra takibi kendiliğinden durdurmadığı gibi bu şikayet ve davalar bekletici mesele de yapılamayacağını, tüm bu nedenlerle fazlaya ilişkin her tür talep ve dava hakklarının saklı kalmak kaydıyla şimdilik ... ... .... .... D.İş sayılı dosyasıyla verilen tedbir kararının kaldırılmasına yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: ... ... ... ... sayılı dosyası, ... ... ... ... Esas sayılı dosyası, ... ... ... ... Esas sayılı dosyası, İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin 17/04/2024 tarih ve 27695533-101.02.2024/15365/1836-1621 nolu raporu, ... Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde ... ... ... sayılı dosyası, ... Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde ... ... ... sayılı dosyası, ... ... ... ... Esas sayılı dosyası, uzman görüşü ile tüm dosya kapsamı. GEREKÇE: Davanın, menfi tespit talebine ilişkin olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın ... ... ... ... Esas sayılı dosyasında kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takibe konulan bonolardaki imzaların davacı ...'ya ait olup olmadığı, söz konusu bonolardan dolayı davacıların davalıya borçlu olup olmadığı konusundan kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Davaya konu icra takibi incelendiğinde; davalı alacaklı şirket tarafından davacı borçlular aleyhine 25/02/2022 tanzim ve vade tarihli 250.000,00 TL bedelli, 25/03/2022 tanzim ve vade tarihli 250.000,00 TL bedelli, 25/04/2022 tanzim ve vade tarihli 250.000,00 TL bedelli, 25/05/2022 tanzim ve vade tarihli 250.000,00 TL bedelli, 25/06/2022 tanzim ve vade tarihli 250.000,00 TL bedelli ve 25/07/2022 tanzim ve vade tarihli 250.000,00 TL bedelli 6 adet bono nedeniyle 1.500.000,00 Tl asıl alacak ve 153.154,10 TL ferileri olmak üzere toplam 1.653.154,10 Tl alacak için 27.12.2022 tarihi itibariyle icra takibi başlatıldığı anlaşılmaktadır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat, davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Yine, kambiyo senedindeki imzanın keşideciye ait olduğu yönündeki ispat yükü, senedi elinde bulundurup icra takibine girişen ve senette yer alan imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden davalı alacaklıya düşmektedir. Bir senette yer alan yazının veya imzanın inkâr edilmesi durumunda, 6100 sayılı HMK’nın 208. maddesinin birinci ve üçüncü fıkrası anlamında bir “sahtelik iddiası” söz konusu olur. Senetteki imzanın inkâr edilmesi hâlinde, mahkemenin imzanın sahte olup olmadığı konusunda kendiliğinden araştırma yapması gerekir. Bu araştırma ve incelemenin sırası ise 6100 sayılı HMK’nın 211. maddesinde düzenlenmiştir. Davacı vekili tarafından dava dilekçesinin ekinde sunulan ve grafoloji uzmanı bilirkişi İrfan Bayar tarafından düzenlenen 06/02/2023 tarihli mütalaa ile; davaya konu icra takibinin dayanağını oluşturan bonolardaki imzaların davacı ...'nın elinden çıkmadığının belirlendiği anlaşılmaktadır. ... ... ... ... Esas sayılı dosyasında alınan 25/05/2023 tarihli bilirkişi raporu ile; davaya konu icra takibinin dayanağını oluşturan bonolardaki imzaların davacı ...'nın elinden çıkmadığının belirlendiği anlaşılmaktadır. Mahkememizce resen belirlenen adli belge inceleme uzmanı bilirkişi ... ... ... tarafından düzenlenen 07/07/2023 tarihli bilirkişi raporu ile de; davaya konu icra takibinin dayanağını oluşturan bonolardaki imzaların davacı ...'nın elinden çıkmadığının belirlendiği anlaşılmaktadır. Bu defa, davalı vekili tarafından sunulan ve grafoloji uzmanı bilirkişiler ... ... ... tarafından düzenlenen uzman görüşü ile; davaya konu icra takibinin dayanağını oluşturan bonolardaki imzaların davacı ...'nın elinden çıktığı, her bir imzanın özel karakteristik refleks yapılanma içinde oluşturulmuş olmasının imzaların bağımsız bir şekilde atıldığının belirlendiği anlaşılmıştır. Buna göre, raporlar arasında çelişki oluşması nedeniyle dosya İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesine gönderilmiş olup, alınan 17/04/2024 tarih ve 27695533-101.02.2024/15365/1836-1621 nolu raporu ile; inceleme konusu senetlerde atılı borçlu ve kefil imzaları ile ...'nın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından, söz konusu imzaların mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'nın eli ürünü olmadığının belirlendiği anlaşılmıştır. Mahkememizce yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; davanın, 2004 sayılı İİK'nın 72 vd. maddelerine göre açılan menfi tespit istemine ilişkin olduğu, davacı taraf özetle; davaya konu ... ... ... ... Esas sayılı dosyasında takibe konulan altı adet bonodaki imzaların davacı ...'ya ait olmadığını ve bonolar nedeniyle davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitini talep ettikleri, az yukarıda da açıklandığı üzere Mahkememizce hükme esas alınan ve İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 17/04/2024 tarih ve ... ... ... nolu raporu ile; takibe konu senetlerde atılı borçlu ve kefil imzaları ile ...'nın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından, söz konusu imzaların mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'nın eli ürünü olmadığının belirlendiği, buna göre kambiyo senedindeki imzanın keşideciye ait olduğu yönündeki ispat yükünün, senedi elinde bulundurup icra takibine girişen ve senette yer alan imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden davalı alacaklıya düşmekte olduğu, bu haliyle mevcut dosya kapsamı ve delil durumu itibariyle davalının ispat yükünü yerine getiremediği, bu sebeple takibe konu senetler dolayısıyla davacıların sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı sonuç ve kanaatine varılarak, ispatlanamayan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KABULÜ ile, davaya konu ... ... ... ... Esas sayılı dosyasında davacıların davalıya BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, 2-Dava değerinin (1.654.000,00 TL) %20'si oranında kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacılara VERİLMESİNE, 3-Alınması gerekli 112.984,74 TL harçtan peşin alınan 28.246,19 TL harcın mahsubu ile bakiye 84.738,55 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Davacı tarafından yatırılan 28.246,19 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan AAÜT uyarınca belirlenen 241.940,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Davacı tarafından yapılan 4.705,75 TL (ilk yargılama gideri, bilirkişi ücreti, posta gideri vs. olmak üzere) yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333. Maddesine uygun şekilde davacıya İADESİNE, Dair, davacı taraf vekili ile davacı ...'nın yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 13/11/2024

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2023/184, K. 2024/631, T. 13.11.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-184-e-2024-631-k-3fd3a655ef1e