İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/173 E. 2024/476 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/173
Karar No
2024/476
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/173 Esas - 2024/476 T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2023/173 KARAR NO : 2024/476

DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü DAVA TARİHİ : 08/11/2023 KARAR TARİHİ : 12/11/2024 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 31/12/2024

Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesiyle; müvekkilinin ... ile 1972 yılından beri gelen üretim yaptığını, yüksek kalite ve teknoloji ile birçok çeşidiyle ... ülkeleri ve Türkî Cumhuriyetler ile beraber 80’in üzerinde ülkeye ihracat yaptığını, ... arasında yer aldığını ve sektörün öncü firmalarından olduğunu, müvekkilinin ... markasının ... sayı ile sicilde tanınmış marka statüsünde tescil edildiğini, ... nezdinde ... ibareli markalarının 29. 30. 32. ve 43. Sınıflarda tescilli olduğunu, dava konusu 30. Sınıfta ... sayı ile başvurusu yapılan “... ...” ibareli markaya karşı müvekkili tarafından yapılan itirazın ... ve ... tarafından ret edildiğini, davaya konu olan markanın nihai tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet verecek kadar benzer olduğunu, dava konusu markanın müvekkil firma markaları ile iltibas teşkil edeceğini, markaların asli unsurlarının ortak olduğunu, davaya konu davalı markanın ... ...” ibaresinden oluştuğunu, markanın asli unsurunun ... ibaresi olduğunu, bu ibarenin müvekkili adına tescilli olduğunu, bu markaların kesintisiz bir şekilde uzun yıllardır kullandığı ve 1986 yılından bu yana ... nezdinde korunduğunu, “... ...” ibareli markanın; görsel, fonetik, anlamsal, olarak müvekkilinin mesnet markaları ile iltibas yaratmakta olduğunu, ... ibaresinin müvekkilinin 1972 yılından beri ticaret unvanının esas unsuru olduğunu tek ve gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkili firmanın yoğun maddi manevi yatırımlar yapmak sureti ile nihai tüketici nezdinde tanınır – bilinir hale getirebilmiş olduğu, markası ile dava konusu markanın nihai tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet vereceğini, davalı yanın marka başvurusunun nihai tüketici nezdinde yaratacağı karışıklık nedeniyle de aynı zamanda kötü niyetli olduğunu, dava konusu markanın 30. sınıfta tescil başvurusuna konu edildiğini, müvekkilinin markalarının da bu sınıfta tescilli olduğunu belirterek ... ...’nın 25.09.2023 tarih ve ... sayı ile müvekkili tarafından yapılan itirazın reddedilmesine dair verilen kararın iptali, ... başvuru numaralı “... ...” ibareli marka tescil başvurusunun reddine ve hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Diğer davalının cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin “... ...” markası ile mesnet markalar arasında karıştırılma ihtimalinin olmadığını, müvekkilinin markasının düz beyaz zemin üzerine siyah harfler ve düz bir hizada “... ...” cümlesinden oluştuğunu, davacının markalarının ise şekil+kelimeden meydana geldiğini, davacının mesnet gösterdiği markaların “...” unsuruna havi olduğunu ekseriyetle kırmızı, beyaz ve sarı tonlar ile buğday figürüne haiz olduğunu, markalar görsel açıdan tamamen birbirinden farklı olduğunu, herhangi bir ortak unsur içermediğini, müvekkilinin markasının slogan markası niteliğinde olduğunu, markanın parçalara bölünerek “...” ifadesinin esas unsur olduğunun ileri sürülmesinin isabetsiz olduğunu, davacının “...” markası ayırt edici niteliği haiz olmayan zayıf bir marka olduğunu, davacının “...” markasının tanınmış nitelikte olduğunu iddia ettiğini ancak müvekkil şirketin bu tanınmışlıktan nasıl fayda sağlayacağının ispat edilemediğini, davacının kötü niyet yönündeki iddiaları mesnetsiz olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. YARGILAMA: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ...’nun ... sayılı kararının iptali ve dava konusu ... başvuru numaralı markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesi taleplerine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. ...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; davalının 01.04.2022 tarih ve ... sayılı “... olmam için yüzlerce neden var” ibaresinin 30. sınıfa giren mallarda kullanılmak üzere yaptığı marka başvurusu, ... ... tarafından 27.05.2022 tarihli ve 397 sayılı ...’nde ilanı üzerine davacının tescilli markalarına dayalı olarak itiraz ettiği, davacının bu itirazının ... tarafından red edildiği ve davacının bu red kararına karşı ... nezdinde itiraz yaptığı ve huzurda dava konusu edilen 25.09.2023 tarih ve ... sayılı kararıyla; “…..Belirtilen ilkeler ışığında yapılan değerlendirme sonucunda, slogan niteliğindeki "... ..." ifadesinden oluşan işbu başvuru ile asli ayırt edici unsuru "..." olan itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların bütün olarak yarattıkları izlenim itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal düzeyde benzer olmadıkları, dolayısıyla markalar arasında karıştırılma veya tanınmışlık nedeniyle ilişkilendirme ihtimali bulunmadığı görüşüne ulaşılmıştır. Başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde somut ve elle tutulur delillere rastlanmadığından ve Kurul'da başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde bir kanaat de oluşmadığından, bu iddiaya dayalı itiraz haklı görülmemiştir. Sayılan nedenlerle, itirazın reddi gerekmiştir. İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir” şeklinde karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir. Ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık konusuyla ilgili iddia, savunmalar doğrultusunda rapor düzenlenmesi için AYRI AYRI seçilen 2 bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir. Marka vekili bilirkişi tarafından düzenlenen RAPORDA ve EKRAPORDA özetle: -Davalıya ait ... sayılı marka ile davaya mesnet gösterilen markalar arasında dava konusu edilen 30. Sınıfta yer alan tüm malların birebir aynı olduğu, -Davalıya ait ... sayılı “... ...” ibareli marka ile davaya mesnet gösterilen markalar arasında görsel, işitsel anlamda bir benzerlik olmaması nedeniyle 6769 S. SMK m.6/1 anlamında iltibas tehlikesinin oluşmayacağı, -Taraf marka işaretleri arasında görsel ve işitsel benzerlik oluşmadığından SMK 6/5 maddesinin uygulanma koşullarının oluşmadığı, -Dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli yapıldığı konusundaki nihai takdirin mahkemenin değerlendirmesinde olduğu, bildirilmiştir. Gıda uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen RAPORDA ve EKRAPORDA özetle: -Dava konusu marka kapsamındaki 30. sınıfın tamamı açısından taraf markalarının mal/hizmetlerinin aynı/aynı tür olduğu, taraf işaretlerinin benzer olmadığından ilgili ortalama tüketicinin işaretleri birbirinden ayırabileceği ve karıştırma ihtimalinin oluşmayacağı, SMK 6/5 maddesinde sayılan şartların gerçekleştiğine/gerçekleşme ihtimaline dair davacının dava dosyasında herhangi bir delil sunmamış olduğu görüldüğünden ve işaretlerin benzer olmadığı düşünüldüğünden SMK m.6/5 hükmünün uygulanması şartlarının oluştuğu iddiasının ispatlanamamış olduğu değerlendirilmekle birlikte nihai takdir ve kanaatin mahkemeye ait olduğu, -Kötü niyetin varlığının/ yokluğunun tespiti hukuki niteliği yüksek bir değerlendirme olduğundan bu konuda takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.

Bilirkişi raporlarının ve ek raporların her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporların ve ek raporların usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır. GEREKÇE: Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir. “Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise; (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir. (9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir. Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (...). Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;

Davalı Markası Örnek Davacı Markaları

... ...

Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; davaya konu olan markanın, 30. Sınıftaki “tüm mallar” davacının davaya mesnet markaların tescil kapsamında yer alan mallar ile birebir aynı olduğu, tespit edilmiştir. Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir. Davalının markasının incelenmesinde; dava konusu markanın herhangi bir şekil unsuru içermeden sadece kelime markası olup düz yazı ile “... ...” ibaresinden oluşturulduğu, davaya konu olan markanın da esaslı unsurunun “... ...” ibaresi olduğu anlaşılmaktadır. Davacının markalarının incelenmesinde; davacının markalarında “...” ibarelerinin bir kısım markada esas unsur olduğu, bir kısım markada ise “...” ibarelerinin yer aldığı, markaların bir bölümünün ambalaj görseli şeklinde olduğu, büyük çoğunluğunun ise oval bir şeklin içinde kırmızı zemin üzerinde ... ibaresi ile altında stilize edilen buğday başağı şeklindeki logodan oluştuğu, davacının mesnet olan markalarının esaslı unsurunun “...” ibaresi olduğu, anlaşılmaktadır. Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve ... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "... ..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, markanın slogan markası olduğu, bu nedenle bir slogan markasının içerisinden sadece bir kelimeyi çıkararak benzerlikten bahsedilemeyeceği, keza markanın bir bütün olarak ... ... şeklinde olduğu, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "... ..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, taraf markaları arasında her ne kadar sınıfsal benzerlik bulunsa da ibarelerin benzemediği, bu durumda SMK 6/1 maddesindeki çifte benzerlik şartının somut olayda oluşmadığı, SMK 6/1 maddesi anlamında iltibas bulunmadığı, Taraf markaları arasında iltibas tehlikesinin bulunmaması halinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6/5 maddesinin uygulama alanı bulmayacağı; Dosya kapsamındaki delillerden SMK 6/6 maddesine dayalı bir hak sahipliğinin bulunduğunun ispat edilememesi nedeniyle SMK 6/6 koşullarının somut olayda oluşmadığı, Öte yandan davacı yan tarafından, davalının dava konusu işaretini kendisine marka olarak seçerken spekülasyon, yedekleme, şantaj vs. gibi amaçlarla veya davacının markaları ve faaliyetleriyle haksız rekabet doğuracak eylemlere giriştiği hususlarında dava dosyasında herhangi bir delil sunulmamış olduğundan, sırf markalardaki "..." ibaresinin kullanılmasından kaynaklı benzerliğin kötü niyetin tespiti için yeterli olmadığı, bu durumda dava konusu edilen marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığının ispat olunamadığı, SMK 6/9 şartlarının somut olayda oluşmadığı; kabul edilmiştir. Açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere: 1-DAVANIN REDDİNE, 2-Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333), Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/11/2024

Katip ... Hakim ... e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2023/173, K. 2024/476, T. 12.11.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-173-e-2024-476-k-8c9345ae6bb2