İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/112 E. 2026/93 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/112
Karar No
2026/93
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/112 Esas KARAR NO : 2026/93

DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 16/02/2023 KARAR TARİHİ : 29/01/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Asıl davada davacı vekili 16/02/2023 tarihli dava dilekçesi ile, Müvekkili ... Şirketi ile davalı borçlu şirket ... Şirketi arasında bir ticari alım satım faaliyeti gerçekleştiğini, davalı borçlu şirket tarafından bir kısım alacağın ödemesinin yapıldığı ancak bakiye 41.502,31 Amerikan Doları'nın ve sözleşmede yazılan gecikme halindeki cezai şart 25.731,43 Amerikan Doları'nın ödemesi yapılmadığını, akabinde müvekkil şirket tarafından ... 11. İcra Müdürlüğü - ... E. Sayısı ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu tarafından takibe haksız bir biçimde itiraz edildiği ve takibin durdurulduğunu, müvekkil şirket ile davalı borçlu şirket arasında 01.11.2017 tarihinde imza altına alınan sözleşmeden kaynaklı ticari faaliyet sonucunda müvekkilin üzerine düşen hak ve yükümlülükleri eksiksiz bir şekilde yerine getirmesine rağmen davalı borçlu şirket tarafından ödemenin eksik yapıldığını, sözleşmeye göre müvekkil şirketin; davalı borçlu şirket tarafından talep edilen arşiv raflarının, ilgili sözleşme hükümleri ve şartlarına uygun olarak sağlanması yükümlülüğü altına girdiğini, davalı borçlu şirketin de taraflar arasında yapılacak sözleşmede düzenlenen ücretin sözleşme hükümlerince müvekkil şirkete ödeneceğini kabul ve beyan ettiğini, sözleşme neticesinde müvekkil şirket üzerine düşen yükümlülükleri eksiksiz bir biçimde yerine getirdiğini, ... Tebliğ Numaralı Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ'in Döviz Cinsinden ve Dövize Endeksli Sözleşmeler başlıklı 8. Maddesinin 8. Fıkrası "Türkiye’de yerleşik kişilerin kendi aralarında akdedecekleri; döviz cinsinden maliyet içeren eser sözleşmelerinde, sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırmaları mümkündür." hükmüne göre ilgili sözleşmenin Sözleşme Bedeli ve Ödeme Süresi başlıklı 5. Maddesi ve fıkraları uyarınca davalı borçlu şirket, müvekkil şirkete 1.320.000,00 Amerikan Doları + KDV ödemeyi kabul ve beyan ettiğini, taahhüt altına girdiğini, sözleşmenin 5.1. Maddesi " 1.320.000,00 Amerikan Doları + KDV Fatura tarihindeki TCMB döviz satış kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilecek ve bu fiyatlara KDV ilave edilecektir. Birim fiyatlar esas olup ... toplam işin %10 kadar fazlasını yaptırma hakkına sahiptir." hükmünü haiz olduğunu, müvekkil şirket üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdikten sonra, ilgili sözleşme maddesi ve vergi mevzuatı hükümleri uyarınca davalı borçlu şirkete; ... Fatura No'lu, 23.07.2018 tarihli, Faturanın "Ödenecek Tutar" kısmında 442.500,00 USD, ... Fatura No'lu, 10.05.2018 tarihli, Faturanın "Ödenecek Tutar" kısmında 546.900,01 USD, ... Fatura No'lu, 11.01.2018 tarihli, Faturanın "Ödenecek Tutar" kısmında 578.200,00 USD tutarında üç adet döviz bedelli fatura düzenlendiğini, faturaların açıklamalar kısmında fatura bedeli, döviz kuru ve vade tarihi gibi açıklamalar bulunduğunu, Müvekkil şirket tarafından davalı borçlu şirket için düzenlenen cari hesap dökümleri incelendiğinde davalı borçlu şirket tarafından; 16.01.2018 tarihinde 379.120,00 Türk Lirası (Amerikan Doları karşılığı: 100.666,47 USD) , 05.02.2018 tarihinde 379.120,00 Türk Lirası (Amerikan Doları karşılığı: 101.042,08 USD) , 02.03.2018 tarihinde 379.120,00 Türk Lirası (Amerikan Doları karşılığı: 99.376,15 USD), 08.03.2018 tarihinde 379.120,00 Türk Lirası (Amerikan Doları karşılığı: 99.666,13 USD), 23.03.2018 tarihinde 758.240,00 Türk Lirası (Amerikan Doları karşılığı: 193.640,98 USD), 08.05.2018 tarihinde 850.560,00 Türk Lirası (Amerikan Doları karşılığı: 199.498,07 USD), 28.06.2018 tarihinde 859.100,00 Türk Lirası (Amerikan Doları karşılığı: 185.019,28 USD), 31.07.2018 tarihinde 494.412,00 Türk Lirası (Amerikan Doları karşılığı: 101.028,24 USD), 16.08.2018 tarihinde 240.430,34 Türk Lirası (Amerikan Doları karşılığı: 39.112,81 USD), 02.10.2018 tarihinde 50.000,00 Amerikan Doları (Türk Lirası karşılığı: 298.835,00 TL), 30.11.2018 tarihinde 115.682,50 Amerikan Doları (Türk Lirası karşılığı: 598.564,39 TL), 26.12.2018 tarihinde114.166,00 Amerikan Doları (Türk Lirası karşılığı: 606.563,00 TL), 25.01.2019 tarihinde 117.198,99 Amerikan Doları (Türk Lirası karşılığı: 117.198,99 TL olacak şekilde ödeme yapıldığını, toplamda yapılan ödemenin 1.516.097,70 Amerikan Doları iken Türk Lirası karşılığı 6.842.406,55 TL olduğunu, kesilen fatura bedelinden yapılan ödeme tutarı düşülüp sözleşmede belirtilen gecikmeye ilişkin cezai şart eklendiğinde işbu ilamsız takip ve davaya konu 67.233,74 Amerikan Doları tutarı bulunacağını, buna rağmen borçlu tarafından sunulan dilekçe ile borcun tamamına, borcun aslına, bu borcun faizlerine, fer'ilerine, faiz oranına, borcun kaynağına haksız bir biçimde itiraz edildiğini, davalı borçlu şirketin müvekkil şirkete borcunun bulunmadığının beyan edildiğini ve itiraz sonucunda ilgili takibin durdurulduğunu, Müvekkil şirket ile davalı borçlu şirket arasında yapılan ödemelerin Amerikan Doları cinsinden yapılmasının teamül hale gelmesi, müvekkilin üretim sürecinde kullandığı malzemelerin ve hammaddenin gerek yurt içi gerek yurt dışından temin edilerek ödemelerinin döviz üzerinden yapılıyor olması gibi nedenlerle aradaki kur farkından kaynaklı olarak müvekkilin zarara uğratıldığı, Müvekkil şirket tarafından düzenlenen faturaların, davalı tarafından reddedilmediğini ve yasal sekiz günlük süre içinde faturalara itiraz edilmediğini, davalı tarafça faturaya itiraz edilmediğinden faturada yazılı borç ilişkisinin varlığının kabul edildiğini, dava şartı olan arabuluculuğa başvurulduğu ve anlaşamama ile sonuçlandığını bu nedenlerle davalı borçlu şirketin haksız ve kötü niyetli olan itirazının iptaline, takibin devamına karar verilmesine, davalı borçlu şirketin haksız itirazı nedeniyle yüzde yirmiden az olmamak üzere İcra inkâr tazminatına mahkum edilmesine, dava harç masrafları ve vekalet ücretinin davalı borçlu şirket üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl davada davalı vekili 31/03/2023 tarihli cevap dilekçesi ile, ... AŞ'nin, ... iştiraki olduğunu, bilgisayar destekli dijital basım ve zarflama, ofset basım ve zarf üretimi, çağrı merkezi, fiziksel arşiv, elektronik arşiv, veri kayıt, danışmanlık ve yazılım geliştirme alanlarında hizmet verdiğini, Müvekkil Şirketin yüksel işlem hacimli kurumlarının büyük miktardaki dokümanlarının, fiziki ve elektronik ortamlarda saklanarak kullanıma sunulması çerçevesinde arşiv yönetim hizmeti sağladığını, Müvekkil Şirketin söz konusu iş tanımında yer alan faaliyetleri gerçekleştirebilmek için "... Şti." ("Davacı, Karşı Taraf") arşiv rafları temin edilmesi ve ... tesislerine nakliyesinin yapılmasıyla monte edilmesine yönelik 01.11.2017 tarihinde "Satın Alma Sözleşmesi" ("Sözleşme") akdedildiğini, söz konusu sözleşme kapsamında Müvekkil Şirket'in ...'daki tesislerinde arşiv raflarının temini ve usulüne uygun biçimde kurulmasından ibaret olduğunu, Müvekkil Şirketin mevzu bahis Sözleşme kapsamında tüm edimlerini usul ve yasaya uygun biçimde yerine getirdiğini, bu anlamda davacının eksik ödeme yapıldığı iddialarıyla açmış olduğu huzurdaki dava haksız ve mesnetsiz olduğu ve reddi gerektiğini, davacı ile Müvekkil Şirket arasında Müvekkil Şirket'in ...'daki yerleşkesinde raf kurulumu üzerine akdedilen 01.11.2017 tarihli Sözleşme'ye dayanılarak 2022 yılında icra takibi açılması usul ve yasaya aykırı olduğunu, hiçbir suretle kabul anlamına gelmemek suretiyle bir an için davacının alacaklı olduğu kabul edilse dahi 2017 yılında akdedilen sözleşmeye binaen açılan icra takibiyle alacak kalemleri zaman aşımına uğramış olacağını, işbu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini, işbu dava kapsamında karşı tarafın borç olarak iddia ettiği kalemlerin yabancı para borcu olup olmadığı somut uyuşmazlıkta tartışmalı nitelikte olduğunu, tarafların sözleşmede aynen ifaya yahut aynen ifa anlamına gelebilecek bir ifade kullanmamışlarsa yabancı para borcunun ödenmesi sırasında borçlu lehine bir seçimlik yetki (facultas alternativa) doğduğunu, bu kapsamda taraflar arasında akdedilen Sözleşmenin 5. Maddesi dikkate alındığında ödeme hükümlerinin: "Fatura tarihindeki TC Merkez Bankası döviz satış kuru üzerinden TL'na çevrilecek ve bu fiyatlara KDV ilave edilecektir. Birim fiyatlar esas olup ... toplam işin %10 kadar fazlasını yaptırma hakkına sahiptir." şeklinde olduğunu, sözleşmedeki ödeme hükmü dikkate alındığında Sözleşme kapsamında gerçek olmayan yabancı para borcu belirlendiğini, müvekkil uhdesinde aynen ifa borcu bulunmadığı, davacının sözleşme kapsamında aynen ifa borcu olduğu izlenimi yaratmak suretiyle döviz bazında icra takibi başlatması usul ve yasaya aykırı olup icra takibinin ve ödeme emrinin iptali gerektiğini, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek suretiyle bir an için farzı mahal iddia edilen borcun yabancı para borcu olduğu kabul edilse dahi, davacı kur farkı faturası kesmediğinden müvekkil şirketten herhangi bir kur farkı talep edemeyeceğini, uyuşmazlığa konu olan icra takibinde alacak borç USD olarak belirtilmesine rağmen faiz TL borçlarda işlenen faiz üzerinden işletildiğini, bu doğrultuda, Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un Yabancı para borcunda faiz başlıklı madde 4/a uyarınca "Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır." şeklinde olduğunu, bu kapsamda davacının haksız, mesnetsiz biçimde açmış olduğu icra takibinde fahiş düzeyde faiz işletilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, söz konusu ödeme emrinin ve icra takibinin iptaline karar verilmesini, Taraflar arasında akdedilen Sözleşmenin 5. maddesi uyarınca "Fatura tarihindeki TC Merkez Bankası döviz satış kuru üzerinden TL'na çevrilecek ve bu fiyatlara KDV ilave edilecektir. Birim fiyatlar esas olup ... toplam işin %10 kadar fazlasını yaptırma hakkına sahiptir. Toplam iş tutarının %30'u (396.000,00 USD) teminat mektubu karşılığı avans ödemesi sözleşmenin imzalanmasına müteakip peşin olarak ...'a ödenecektir. Kalan ödemeler her siparişin / projenin montajının tamamlanmasına müteakip, kesilen fatura / sipariş tutarının %75'i peşin olarak ...'a ödenecektir. Kalan %25'lik bakiye 30 gün sonunda peşin olarak ...'a ödenecektir. hüküm göz önüne alınıp Müvekkil Şirket tarafından yapılan ödemeler de dikkate alındığında gereğince Sayın Mahkeme tarafından atanacak bilirkişi marifetiyle yapılacak hesaplama sonucunda Müvekkil Şirket'in aslında fazla ödeme yaptığının ortaya çıkacağını, nakliye ve montaj masrafının müvekkil şirkete fatura edilmesinin haksız olduğunu, davacının sözleşme konusu edimlerini layıkıyla yerine getirmediği, eksik ifada bulunduğunu, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için ve tamamen farz-ı muhal müvekkil şirket borçlu olarak kabul edilse dahi dava konusu alacağın likit olmadığını, bu sebeple likit olmayan alacaklar için icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, bu nedenlerle davanın reddine, haksız ve kötüniyetli olarak takip başlatılmış olması nedeniyle davacı hakkında takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen dosya davacısı vekili 20/06/2023 tarihli dava dilekçesinde, ... ("...") iştiraki olduğunu, bilgisayar destekli dijital basım ve zarflama, ofset basım ve zarf üretimi, çağrı merkezi, fiziksel arşiv, elektronik arşiv, veri kayıt, danışmanlık ve yazılım geliştirme alanlarında hizmet verdiğini, müvekkili şirketin yüksek işlem hacimli kurumlarının büyük miktardaki dokümanlarının, fiziki ve elektronik ortamlarda saklanarak kullanıma sunulması çerçevesinde arşiv yönetim hizmeti sağladığı, müvekkili şirketin ...'da yer alan tesisi için gerekli olan arşiv raflarının temini amacıyla davalı ....A.Ş. ile arasında 01.11.2017 tarihinde "Satın Alma Sözleşmesi" imzaladıklarını, sözleşmenin konusunun müvekkili şirket tarafından sözleşme süresi içerisinde sipariş edilecek arşiv raflarının, sözleşmede belirlenen özelliklere uygun olarak, davalı tarafından temin edilerek tesliminin sağlandığını, sözleşmenin "Çalışma Yöntemi" başlıklı 1. Maddesinde de müvekkili şirketin vereceği siparişler üzerine davalının malzemeleri teslim edeceğinin kararlaştırıldığını, sözleşmenin 4. Maddesi uyarınca temin edilecek malzemelerin ifa yerine nakliyesinin davalı tarafından sağlanacak olup nakliye giderleri de davalı tarafından karşılanacağı, yine, 4. Madde uyarınca temin edilen malzemelerin müvekkili şirkete ait tesisteki kurulumunun yapılabilmesi için gerekli olan malzeme ve araç gereçlerin de davalı tarafından sağlanacağını, sözleşmenin 5. Maddesi uyarınca sipariş toplam tutarı 1.320.000,00 USD + KDV olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin sipariş üzerine malzeme temini sözleşmesi olduğundan sözleşmede belirlenen tutarın müvekkili şirket tarafından verilecek siparişlerin ulaşabileceği tavan miktarı ifade ettiği, sözleşmede yazılı bu bedel, yabancı para borcu olmayıp yalnızca bedelin belirlenmesinde kullanılmak üzere konulmuş bir yabancı para değer kaydı olduğu, sözleşme bedelinin yabancı para değer kaydını içerdiği sözleşmeler ile sözleşme bedelinin yabancı para olarak belirlendiği sözleşmeleri karıştırmamak gerektiğini, davalı tarafın sözleşmenin yabancı para borcu içerdiği yanılgısına düştüğünü, müvekkili şirketin borcunu fazlasıyla ifa etmiş olmasına rağmen davalının .... 11. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden kur farkı talebinde bulunduğunu, müvekkili şirketin borcu yabancı para borcu olmadığından kur farkı ödenmesi de söz konusu olamayacağını, davalı tarafından başlatılmış olan icra takibine itiraz edildiği, akabinde davalı tarafından açılan itirazı iptali davasının, .... 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... Esas sayılı dosyasında derdest olduğu, inceleme neticesinde davalının düzenlemiş olduğu faturaların sözleşmeye aykırı olduğu, müvekkili şirketten fazla tahsilat yapıldığının fark edildiği, davalı tarafından kesilerek müvekkili şirkete gönderilen faturaların sözleşmeye aykırı olduğu, fatura edilen tarihteki USD karşılığı Türk Lirası borcu böylece belirli hale geleceğini, davacı şirket tarafından müvekkili şirkete üç adet fatura kesildiği, müvekkili şirketin borcunun toplamda 6.626.131,33 TL olarak fatura edilmişse de bahse faturaların incelendiğinde faturaların içeriğine nakliye ve montajın da dahil ediliğini, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri uyarınca müvekkili şirketten nakliye ve montaj giderleri karşılığında bir bedel talep edilmesinin mümkün olmadığı, müvekkili şirket ile davalı arasındaki sözleşmede satışa konu malların gidersiz devrinin kararlaştırıldığını, davalı tarafından müvekkili şirkete nakliye ve montaj adı altında herhangi bir bedelin fatura edilemeyeceğinin açık olduğu, sözleşmedeki durum böyle olmasına rağmen davalı tarafın her bir faturaya nakliye ve montaj kalemlerinin eklendiğini, davalı tarafından faturalara eklenen nakliye ve montaj bedellerinin 11.01.2018 tarihli faturaya 21.750,00 USD nakliye bedeli ve 21.750,00 USD montaj bedeli olmak üzere toplamda 43.500,00 USD, 11.05.2018 tarihli faturaya 20.000,00 USD nakliye bedeli ve 20.000,00 USD montaj bedeli olmak üzere toplamda 40.000,00 USD, 23.07.2018 tarihli faturaya 16.000,00 USD nakliye bedeli ve 16.000,00 USD montaj bedeli olmak üzere toplamda 32.000,00 USD, yapılacak yargılama sonucunda, müvekkili şirketin sözleşmeden kaynaklanan borcunun yabancı para borcu olduğu kanaatine varılması durumunda, müvekkili şirket tarafından yapılan fazla ödemelere ilişkin iade talebinin de yabancı para üzerinden karara bağlanması gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşmeden doğan borcun yabancı para değer kaydı içeren Türk Lirası borcu olduğunun kabulü durumunda, müvekkili şirket tarafından fazladan yapılan 555.827,79 TL tutarındaki ödemenin, denkleştirici adalet ilkesi uyarınca güncellenecek tutarının iadesini, taraflar arasındaki sözleşmeden doğan borcun yabancı para borcu olduğunun kabulü halinde müvekkili şirket tarafından fazladan ödenen 80.941,96 USD'nin müvekkili şirkete aynen iadesini davaya konu edilen iade talebi, dava şartı arabuluculuğa başvurmak suretiyle davalıdan talep edilmişse de arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamadığı, davanın ikame edilmesi zorunluluğunun doğduğu, müvekkili şirket tarafından davalıya fazladan ödenmiş olan 555.827,79 TL tutarındaki ödemenin, denkleştirici adalet ilkesi uyarınca belirlenecek güncel tutarının tespitine ve davalı şirketten ticari faiziyle birlikte fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000,00-TL'nin tahsilini, terditli olarak dava konusu sözleşmeden doğan para borcunun yabancı para borcu olarak kabul edilmesi durumunda müvekkili şirketçe davalıya fazladan ödenmiş olan 80.941,96 USD'nin davalı şirketten ticari faiziyle birlikte aynen tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı şirkete yükletilmesine karar verilmesine talep ve dava etmiştir. Birleşen dosyada davalı vekili 26/07/2023 tarihli cevap dilekçesi ile, müvekkil şirket ... Şirketi ile yapmış olduğu sözleşme gereğince sözleşme bedelini eksik ödediği için önce .... 11. İcra Müdürlüğü ... Esas Sayılı dosyasında eksik ödenen 41.502,31 USD alacağı ile sözleşmenin 5/3 maddesi gereğince aylık % 2 gecikme zammı talep edildiğini, ... Şirketi hakkında yapılan bu icra takibine muhatabın itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, Arabulucuya başvurulduğunu ve tarafların anlaşamadığını, ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas dosyasında davasının açıldığını, taraflar arasında yapılan sözleşme ve işin teslim edilmesinden yıllar sonra dava ve hak düşüm süreleri geçtikten sonra davacının işbu davayı açtığını, davacı sözleşme konusu malları teslim aldığını kabul ve ikrar ettiğini, ayrıca herhangi bir yasal itirazda bulunmadığını, bilindiği üzere faturaya itiraz'ın TTK 21. Maddesinde açıkça düzenlenmiş olduğu, yasal süresinin de 8 gün olduğunu, davacının itirazda bulunmadığı ve ihtirazi kayıt olmaksızın da müvekkil şirket tarafından kesilen faturaları ödediği, ancak kalan müvekkil alacağını ödemediğini, davacının davasının zamanaşımı ve hak düşürücü süreler yönüyle reddine karar verilmesini, davacı tarafın, müvekkil şirket hakkında belirsiz alacak davası açmadığını, dava dilekçesinde 100.000 TL dava değeri gösterilmesine rağmen 555.827,79 TL bedel talep edildiğini, dava mahiyet itibariyle belirsiz alacak davası da olmadığından davacı yanın öncelikle dava dilekçesinin netice kısmında belirttiği değer üzerinden harcı ikmal etmesi gerektiğini, bu konuda dava dilekçesi ile sonuç ve talep yönlerinin çeliştiğini, HMK 119 . maddesi gereğince bu konuda 1 hafta içinde açıklamada bulunulması, harç ikmalinin tamamlanması, aksi takdirde davacının davasının usulden reddi gerektiğini, taraflar arasında 01.11.2017 tarihli satım alma başlıklı sözleşme yapıldığı ve bu sözleşme doğrultusunda davacıya sözleşmede belirtilen imalatların yapılarak teslim edildiği, davacı bu imalatları teslim aldıktan sonra, düzenlenen faturaya da itiraz etmediğini, fatura ve muhteviyatı da kesinleştiğini, davacının itirazda bulunmadığı ve ihtirazi kayıt olmaksızın da müvekkil şirket tarafından kesilen faturaları ödemediğini, kesinleşen ve teslimi yapılan bir mal ve bir faturaya karşı 5 yıl sonra çeşitli bahaneler ileri sürerek alacak davası açmasının mümkün olmadığını, Müvekkil şirketin imalatını ve satışını yaptığı malların bedelinin ödenmesi konusu sözleşmenin 5. Maddesinde düzenlendiğini, taraflar arasındaki alışveriş döviz bazında olduğundan (çünkü davacıya teslim edilen mallar döviz bazında satın alındığından) yine sözleşmenin 5/1 maddesi gereğince, fatura tarihindeki TC Merkez Bankası döviz satış kuru üzerinden tl ye çevrileceği, bu fiyatlara kdv ilave edileceğinin belirtildiğini, taraflar arasındaki 01.11 2017 tarihli sözleşmede işin toplam bedelinin 1.320.000 USD + KDV olduğunu, taraflar arasında yapılan sözleşmenin TL bazında yapılan bir sözleşme olmadığını, sözleşmenin 4.maddesinde teslimat ve nakliye konusu açıkça belirtildiği, keza montaj ile ilgili 4/10 maddesinde montajın ne şekilde yapılacağı da açıklandığını, Müvekkil şirketin kesmiş olduğu faturalar incelendiğinde kullanılan malzemelerin neler olduğu, dolar bazında değerleri tek tek belirtildiğini, müvekkil şirket davacıya 11.01.2018 tarihinde 490.000 USD ve 88.200 USD KDV dahil toplam 578.200 USD bedelli, 10.05.2018 tarihinde 455.000 USD miktarlı 81.900 USD KDV dahil 536.900 USD toplam bedelli ve 23.07.2018 tarihinde 375.000 USD miktarlı ve 67.500 USD, KDV dahil 442.500 USD toplam faturalar kestiğini, fatura ana bedellerinin KDV hariç toplamı 1.320.000 USD miktarlı olduğunu, KDV'nin ise devletin kanun çerçevesinde belirttiği oranlar olduğunu, bu faturaların üzerine ilave edildiğini, faturalar incelendiğinde her bir fatura üzerinde günün TC Merkez Bankası döviz satış kurunun ayrıca belirtilmiş olduğu ve borçlunun ödemesi gereken miktarlarda bu faturalarda belirtildiğini, ancak borçlu davacı şirketin, müvekkil şirketin kestiği faturaları anlaşmada belirtilen tarihlerde ödemediği, ödemeleri zamanında ve düzgün yapmadığı, geç ödeme yaptığı içinde döviz kurlarının zaman içerisinde yükseldiğinden müvekkil şirketin mağdur olduğunu, davacının borcu konusu diğer mahkemenin konusu olmakla, davacı işbu dava dilekçesinde kendisinden sözleşme dışı montaj ve nakliye parası alındığını iddia ettiğini, böyle bir durumun hiç olmadığını, kesilen fatura ve miktarlarının KDV hariç belirtildiği ve 1.320.000 USD miktarlı olduğu açıkça görüldüğünü, Müvekkil şirket bu konulara özellikle dikkat ederek, davacıya yansıttığı sözleşme dışı herhangi bir nakliye veya montaj faturası ve bedeli olmadığını, Müvekkil şirketin davacı ile yapmış olduğu anlaşma montaj nakliyeye ve işçilik dahil 1.320.000 Amerikan Doları olduğunu, doğal olarak da davalıdan 1.320.000 Amerikan doları talep etmesinin en doğal hakkı olduğunu, davalının hal böyle iken sanki müvekkil tarafından haksız nakliye ve montaj vs bedeller tahsil edildiği yönünde beyanlarda bulunmasına rağmen ne ilginçtir ki müvekkilinin kendilerinden 1.320.000 USD üzerinde bedel tahsil ettiğini ispatlayamadığını, geç ödemeler yaparak müvekkile kur, gecikme zammı ödemelerinden dolayı borçlu olduğunu, davacı yanın dava dilekçesinde ticari faiz talebinde bulunduğunu, ancak hangi tarihten itibaren bu talepte bulunduğunu de beyan etmediğini, bu nedenlerle davasının reddine karar verilmesini, yargılama giderlerinin davacı yana yüklenmesini talep etmiştir. Mahkememizin 06/06/2024 tarihli celse ara kararı gereği, ... Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılarak, asıl davada davacının ticari defter ve kayıtlarının bir SMMM vasıtası ile incelenerek, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davalının davacıdan alacaklı olup olmadığı, varsa miktarının ne kadar olduğunun tespitinin istenilmesine karar verilmiş olup, ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Talimat sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporunda özetle; davalının davacıya asıl alacak yönünden 1.418.806,27-TL borçlu olduğu ve icra takip talebinin yerinde olduğu kararına varıldığını bildirdiği görüldü. Mahkememizin 06/02/2025 tarihli celse ara kararı gereği, ... Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazarak; davalı şirkete teslim edilen raf sistemlerinin açık ayıplı veya gizli ayıplı olup olmadığının tespiti ile kullanıma bağlı yıpranma gerçekleşip gerçekleşmediği sözleşmede belirlenen malzeme miktarından eksik malzeme teslim edilip edilmediğinin, mahallinde RESEN seçilecek bir makine bir İnşaat Mühendisi bilirkişi ile yapılacak keşif sonucu tesipti edilmesinin istenilmesine karar verilmiş olup, keşfen yapılan inceleme sonucunda ibraz edilen 04/04/2025 tarihli bilirkişi heyet raporunda; Dava konusu raf sisteminin bulunduğu mahalde muhafaza edilen arşivleme evraklarının güvenliği açısından elektrik tesisatının bulunmadığı, aydınlatmanın görevli personelin başlarına taktıkları kasklarında bulunan tepe lambaları vasıtasıyla sağlanmakta olduğu, bu nedenlerle sistemdeki yürüyüş koridorları, geçiş koridorları ve rafların projeye ve sözleşmeye uygun yapılması gerekli olduğu, sistemde eksik bırakılan veya yapılmayan bölümlerin tehlike yaratabileceği göz ardı edilmemesi gereken konulardan olduğu, raf sistemlerinin kurulu bulunduğu mahalde raf sisteminin kullanılmakta olduğu, sözleşme hükümlerine göre raf sistemiminde eksik imalatların bulunduğu, raf sistemindeki üst katların koridorlarında zemine döşenmiş paslanmaz malzemeden imal edilmiş olan levhaların bir kısım koridorların tüm alanını kapatmamış ve kenarlarda açık bırakılmış zemin yüzeylerinin bulunduğu, bu durumun geçişlerde tehlike yaratmakta olduğu, taşınmazın beton kolonlarının bir kısmına raf imalatı yapılmamış olduğu, davacı tarafından yapılan raf sisteminin kullanılmakta olduğu ve genel aydınlatmanın olmadığı düşünüldüğünde boyalı olan rafların koridor geçişlerinde, paketlenmiş ürün nakline ve istiflenmesine yani kullanıma bağlı olarak boyalarında yıpranmalar gözlendiği, raf sisteminde sözleşme hükümlerine göre yapılmayan veya eksik bırakılan imalatlar olduğu bu ndenle Raf sisteminde ayıplı imalatların gözlendiği, raf sistemindeki Ayıplı olan imalatların açık ayıp'lı imalatlar olduğu bildirilmiştir. Mahkememizin 29/05/2025 tarihli celse ara kararı gereği, , davalının ticari defter ve kayıtları ve dosya incelenerek; Talimat raporları da dikkate alınmak sureti ile, davacı karşı davalının yaptığı iş dolayısıyla asıl davada davacının alacaklı olup olmadığı, birleşen davada davalı karşı davacının nakliye, montaj giderlerinden sorumlu olup olmadığı, ödenen bedelin iadesinin gerekip gerekmediği, imal edilen ürünler ayıplı ise, ayıplı ürünlerin toplam işe oranının ne olduğunun tespiti konusunda rapor alınmasına karar verilmiş olup, bilirkişi heyeti 23/09/2025 tarihli raporunda; davalı/k.davacı kayıtlarında davacı/k.davalının 320.12.2617 ve 320.01.2617 ticari borçlar hesabında takip edildiği, 320.12.2617 nolu hesap USD işlemlerinin, 320.01.2617 nolu hesap TL işlemlerinin kayıt edildiği, TL ödemelerinde USD hesaba virman yapıldığı, davacı/k.davalının 1.557.600,01 USD (6.626.131,03 TL) fatura düzenlediği, davalı/k.davacının ise 1.516.096,49 USD (6.842.406,51 TL) ödeme yaptığı, 16.08.2018 tarihinden sonraki dört ödemenin USD olarak davalı/k.davacı tarafça, davacı/k.davalıya ödendiği, Davalı/k.davacının kayıtlarında TL ve USD cari hesap tutulduğu, cari hesaba ilişkin kur farkı kayıtlarının tutulduğu, Davalı/k.davacı kayıtlarında ise lehe 497.011,27 TL ve aleyhe oluşan 680.328,67 TL kur farklarının hesap edildiği ve kayıtlarında gösterildiği sunulu cari muavinden görüldüğü, Kur farkına ilişkin lehe oluşan kur farklarında davalı/k.davacının kayıtlarında kur farkının yer aldığı ancak fatura düzenlemediği, davalı/k.davacı kayıtlarında 1.557.600,01 USD (6.626.131,03 TL) faturanın — kayıtlı olduğu, karşılığında 6.838.581,31 TL ödeme kaydı girildiği ödeme ve fatura toplamı arasında oluşan fark tutarı 212.449,98 TL (6.838.581,31 TL- 6.626.131,03 TL), 183.317,40 TL “sinin kur farkı (680.328,67- 497.011,27), 29.132,58 TL mahsup kaydı ile kapatılarak bakiyenin sıfırlandığı, taraf kayıtları arasındaki farklılık TL ödemelerin USD “ye çevrim işleminden kaynaklandığı, TL hesabındaki ödeme tarihlerindeki kur yerine davalı/k.davacı kayıtlarında USD hesabına virman yaptıkları tarihteki kurlar üzerinden USD hesaba kayıt edildiği, ayrıca USD hesaba ödemelerin aktarıldığı tarihte de USD/TL kurlarının hatalı olduğu, Nakliye ve montajın satıcıya (... A.Ş.) ait olacağı, Montajı yapılmış olan ve imal edilen ürünlerde ayıpların olduğu ve bu ayıplı ürünlerin toplam işe oranının takriben %2 olabileceği, Asıl Davada: taraflar arasındaki sözleşmede satış bedelinin USD olarak ancak ödemenin TL şeklinde yapılacağının kararlaştırıldığı, davacının cari hesapta kur farkından kaynaklı, mali inceleme bölümünde tespit edilen 41.503,52 USD'lik tutarı talep edebileceği, yine, davacının gecikmeden kaynaklanan 25.731,43 USD'lik cezai şart tazminatını talep edebileceği, Birleşen Davada: taraflar arasındaki sözleşme uyarınca nakliye ve montajın satıcıya ait olduğu, dolayısıyla davacının nakliye ve montaj bedeli için düzenlemiş olduğu üç fatura bedeli olan 115.500,00 USD'yi talep edebileceği, cari hesapta kur farkından kaynaklı davalının 41.503,52 USD'lik alacağı mahsup edildiğinde davacının alacağının 73.996,48 USD olarak hesaplanabileceğini bildirmişlerdir. Taraflar arasında akdedilen 01/11/2017 tarihli sözleşme ile davacı... A.Ş., ... tarafından talep edilen arşiv raflarının sözleşme şartlarına uygun olarak ...'e sağlanması ve tarafların hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesini kararlaştırmışlardır. Sözleşmenin 1. Maddesinde, satıcı ... raf'ın , ... 'in yazılı siparişi üzerine ürünleri sözleşmeye ve siparişte belirtilen şartlara uygun olarak sözleşmede kararlaştırılan zamanda ayıpsız, kusursuz, mükemmel bir şekilde teslim edeceği, 3. Maddesinde, ...'in ihtiyacı oldukça sözleşme konusu ürünleri yazılı siparişler ile talep edeceği, 4. Maddesinde, satıcı ...'ın , ...'in belirttiği tarihlerde ve miktarlarda ve sözleşmenin bütün şartlarına uygun olarak sipariş verilen ürünleri her türlü ayıptan ari sağlam ve kullanılabilir teknik ve fiziksel açıdan mükemmel durumda teslim ettiğini taahhüt ettiği, ürünlerin teslim yerinin ...'in ...'da ki adresi olduğu, raf kurulum ve sevkiyatlarda her türlü yardımcı araç ve gereçlerin satıcı tarafından temin edileceği, ürünlerin teslim yerine nakliyesi ve navlum ve diğer her türlü nakliye, sigorta, gümrük , vergi vs. Masrafların satıcı ...'a ait olduğu, nakliyenin ... tarafından sağlansa dahi nakliye , navlum, sigorta vs. Masrafların satıcı ...'a fatura edeceği, ayrıca ürünlerin araca yüklenmesi ve boşaltılması konusunda da sorumluluğun her daim ...'a ait olduğu, nakliye sırasında ürünler ... tarafından teslim alınıp, kurulum yapılıp bitirilene kadar her türlü hasar riskinin satıcı ...'a ait olacağı, projenin tamamının sipariş süresi, sözleşme imzalanmasına müteakip 12 ay içerisinde yapılacağı, 5. Maddesinde, siparişin toplam tutarının 1.320.000 USD + KDV olduğu, fatura tarihindeki T.C. Merkez bankası döviz satış kuru üzerinden TL'ye çevrileceği ve bu fiyatlara KDV ilave edileceği, birim fiyatların esas olup, ...'in toplam işin %10 kadar fazlasını yaptırma hakkına sahip olduğu, toplam iş tutarının %30'u olan 396.000 USD teminat mektubu karşılığı avans ödemesinin sözleşmenin imzalanmasına müteakip peşin olarak ....'a ödeneceği, kalan ödemelerin her siparişin projenin montajının tamamlanmasına müteakip kesilen fatura sipariş tutarının %75'inin peşin olarak ...'a ödeneceği, kalan %25'lik bakiyenin 30 gün sonunda peşin olarak...'a ödeneceği, vadesinde yapılmayan ödeme tutarlarına ayrıca aylık %2 oranında vade farkı yansıtılacağı, 6.3 maddesinde, aksi belirtilmedikçe satıcı tarafından üretilen bütün ürünlerin kurulum hizmetleri, denetimleri, yapılmış olsun veya olmasın teslim tarihinden itibaren 2 yıl süre ile satıcının garantisi altında olduğu, kullanım hatası sonucu arızalanan ürün dışında herhangi bir sebeple arızalanacak ürünün ayıplı, bozuk kabul edilerek garanti kapsamında değiştirileceği, bu günün fiyat üzerinden satıcıya iade edileceği, satıcının bu durumda her türlü masrafı kendisine ait olmak üzere ayıplı ürünü yenisi ile değiştireceği ve davalı ...'in ayıp sebebiyle uğradığı zararları tazminle yükümlü olacağı düzenleme konusu yapılmıştır. Asıl davada, davacı ...A.Ş. Tarafından 20/09/2022 tarihinde ... 11. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile, taraflar arasında akdedilen sözleşmeden kaynaklanan alacaktan dolayı faturaya dayalı olarak 41.502,31 USD cari hesap alacağı , 25.731,43 USD %2 gecikme zammı olmak üzere 67.233,74 USD üzerinden icra takibi yapıldığı, davalı ...A.Ş. Tarafından takibe itiraz edildiği, icra takibinin durduğu görülmüştür. Taraflar arasında akdedilen sözleşmede, davacı ... satıcı, davalı ... alıcı olarak yer almış ise de, sözleşmenin konusunun nitelikleri, özellikleri, teknik spesifikasyonları belirtilen arşiv raflarının davalının kullanım alanına göre üretilmesine ilişkin olduğundan, sözleşme mahkememizce eser sözleşmesi olarak nitelendirilmiştir. Eser sözleşmesi iş sahibinin ödemeyi taahhüt ettiği ücret karşılığında yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi ve teslim etmeyi üstlendiği iki taraf için hak doğuran ve borç yükleyen bir sözleşmedir. Eser sözleşmesinde iş sahibinin asli borcu TBK 470.maddesi çerçevesinde meydana getirilen eser karşılığında bir miktar pararın ödenmesi, yüklenicinin borcu ise eseri zamanında ve ayıpsız olarak imal ve teslim etmektir. Eser sözleşmesinde yüklenicinin ayıptan sorumluluğu TBK'nın 474 ile 478. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Yüklenicinin ayıptan sorumlu olabilmesi için eserin iş sahibine teslim edilmesi, eserin ayıplı olması, eserin iş sahibi tarafından kabul edilmemiş veya kabul edilmek zorunda olunmaması, eserin iş sahibi tarafından muayene ve ihbar külfetinin yerine getirilmiş olması, eserdeki ayıbın iş sahibinin tutumundan kaynaklanmamış olması ve son olarak ayıplı teslimden doğan hakların süresi içinde kullanılması gerekmektedir. Ayıp, teslim edilen eserde sözleşme ile kararlaştırılmış olan veya dürüstlük kuralına göre olması gereken ya da kanunun öngördüğü niteliklerin bulunmaması olarak nitelendirileceğinden ayıplı bir eserin imali ve teslimi sözleşmenin gereği gibi ifa edilmediğini gösterir. TBK'nın 474/1.maddesi gereğince açık ayıplar bakımından iş sahibi işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve uygun bir süre içerisinde tespit ettiği ayıpların yükleniciye bildirmekle yükümlüdür. Bu külfetlerin yerine getirilmemesi iş sahibinin yükleniciye karşı sorumluluğunu gerektirmemekte, sadece ayıplı eser teslimi dolayısıyla sahip olduğu haklardan yararlanamaması sonucunu doğurmaktadır. TBK'nın 477/1. maddesi gereğince gizli ayıplar açısından ise, ayıbın varlığı zaman aşımı süresi içerisinde vakit geçirilmeksizin yükleniciye bildirilmelidir. Mahkememizce mahallinde keşfen yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda ibraz edilen raporda; davalı karşı davacı ...'in, raf sistemlerini hala kullandığı, sözleşme hükümlerine göre yapılmayan veya eksik bırakılan imalatların olduğu, raf sistemindeki ayıplı olan üretimin açık ayıplı imalat olduğu bildirilmiştir. Talimat yolu ile dinlenen davacı tanıkları ...ve .... beyanlarında; ".. Davalı ... 'ın ... Ergene deposuna arşiv rafı yaptırmak için kendilerine ulaşıldığını, müşterinin isteği doğrultusunda alınan ölçülere göre proje aşaması başladığını, proje müşteri ile de irtibat halinde olarak nihai aşamaya gelince ücret teklif aşamasına geçildiğini, malzemenin kalitesi ve yapılan işçilik dikkate alınarak belirlenen ücretin 1.320.000,00 DOLAR +KDV olarak belirlendiğini, bu ücrete montaj ve nakliyenin dahil olduğunu, sözleşmenin ödeme şeklinin bedelin %30 teminat mektubu karşılığı avans olarak ödeneceği, geri kalan bakiyelerin ise %75 inin fatura tarihine göre peşin kalan %25 ise 30 gün içerisinde ödeneceğini, buna göre birinci hak edişin düzenlendiğini, birinci hak edişin bedelinin anlaşmaya göre değil, zamana yayılarak 2018 mayıs ayında ödendiğini, ikinci hak edişin mayıs ayında düzenlendiğini, bu hak edişin de anlaşmaya göre değil, peyder pey ödeme yapılmak suretiyle 2018 yılı ekim ayında ödendiğini, kalan bakiyenin iş tesliminde yani 2018 yılının 7. Ayda faturalandırıldığını, bu kalan bakiyenin de 2019 yılı ocak ayına kadar peyder pey ödendiğini, Türkiye'de rafa ilişkin sözleşmelerin dolar bazında yapıldığını, sözleşme dolar bazında yapıldığı için davalı tarafça zamanında ödeme yapılmadığında kur farkı ve vade farkı doğduğunu, nakliye ve montaja ilişkin sözleşme dışında karşı taraftan hiçbir bedel alınmadığını, sözleşme bedelinin 3 eşit taksitte kullanılan malzeme cinsi ve adeti dolar bazında ve nakliye ile montaj da belirtilerek fatura edildiğini, sözleşmedeki %30 bedel karşılığının 396 bin dolarlık teminat mektubunun kendilerine ödenmediğini, ayrıca avansta ödenmesinin de yapılmadığını, karşı tarafın şirketin kayyum tarafından yönetilmesi dikkate alınarak devlet kurumudur diyerek işe devam ettiklerini, tüm hizmetin sözleşmeye uygun şekilde yerine getirip teslim edildiğini, herhangi bir eksiğin bulunmadığını .." beyan etmişlerdir. Talimat yolu ile dinlenen davalı tanığı ...beyanlarında; ".. 2009 yılından bu yana davalı şirkette depo şefi olarak görev yaptığını, davalı şirketin arşiv hizmetleri verdiğini, çeşitli firmaların arşivlerini sakladığını, davacı şirket ile davalı şirket arasında 2017 ya da 2018 yılında davalı şirkete arşiv rafı yapılması konusunda bir sözleşme imzalandığını, o tarihte depo sorumlusu olarak görev yaptığını, rafların da sorumlu olduğu depoya verildiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin şartlarını bilemiyorum. Ancak bizim arşiv kısmında dar koridorlar olduğunu, bir de ana geçiş koridorları olduğunu, sözkonusu ana geçiş koridorlarının olduğu yerlerin tava şeklinde olduğunu, bu tavaların belli yerlerinde 20-25 cm'lik boşluklar kaldığını, davacı şirketin bu tavaları tamamlaması gerektiğini, tamamlanmadığı için çalışan personelin arşiv ürünlerini taşırken kullandığı arabalar bu boşluğa denk gelip tekerleri devirdiğini, iş kazasına mahal verecek tehlike oluşturduğunu, raf parçalarında özellikle ayaklarda kurulum aşamasında bir kısım boya deformasyonları vardı, bu deformasyonlar diğer firmalarda da vardı. Birkısım yerlerde bu deformasyonların davacı tarafça giderildi ancak birkısım yerlerdeki deformasyonların giderilmediğini, bunun dışında gördüğü ve bildiği başka bir eksiklik ve ayıp olmadığını.." bildirmiştir. Diğer davalı tanığı ...'na çıkarılan tebligata rağmen hazır olmadığı, davalı vekilinin davalı tanığı ...'nu hazır edeceklerini bildirdiği, mahkememizce 22/02/2024 tarihli oturumda, davalı tanığının gelecek celse itibariyle hazır edilmemesi durumunda bu tanığın dinlenilmesinden vazgeçileceğinin ihtaren davalı vekiline bildirildiği, davalı tanığının hazır edilmediği görüldüğünden, bu tanığın dinlenilmesinden 18/04/2024 tarihli oturumda vazgeçilmiştir. Taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 6.3 maddesinde, davalı tarafından yapılan raf sisteminin 2 yıl garanti süresi bulunduğu kabul edilmiştir. Garantinin varlığı halinde açık yada gizli ayıplar yönünden ihbar yükümlülüğü olmaksızın zaman aşımı süresi içinde ayıplardan dolayı yüklenicinin sorumlu tutulması mümkündür. Davacı karşı davalı ... raf tarafından dava konusu edilen ürünler 11/01/2018 - 23/07/2018 tarihleri arasında davalı karşı davacı ... arşivlemeye teslim edilmiş, davalı karşı davacı tarafından açık ayıplı olan ürünler kabul edilmiş, 2 yıllık garanti süresi 2020 yılında dolmasına rağmen davalı karşı davacı ... tarafından ayıpla ilgili TBK 'da belirlenen sözleşmeden dönme , malların iade edilmesi gibi yasal haklar kullanılmamış, davacı karşı davalı ... tarafından alacak talebinde bulunduktan sonra mahkememize sunulan 31/03/2023 tarihli cevap dilekçesi ile, zamanaşımı süresi geçtikten sonra ayıba ilişkin itirazlar yapılmıştır. Davalı karşı davacı ... arşivleme tarafından asıl davaya yönelik olarak zamanaşımı itirazında bulunulmuştur. TBK'nun 147/6. Maddesine göre, yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuru ile hiç yada gereği gibi ifa etmemesi dışında eser sözleşmesinden doğan alacaklar 5 yıllık zamanaşımına tabidir. Zamanaşımının başlangıcına ilişkin hükümler TBK'nun 149. Maddesinde düzenlenmiş olup bu maddeye göre zamanaşımı alacağın muaccel olması ile işlemeye başlar ve alacağın muaccel olmasının bir bildirime bağlı olduğu hallerde zamanaşımı bu bildirimin yapılabileceği günden işlemeye başlar. Davacı tarafından teslimatın 11/01/2018 ile 23/07/2018 tarihleri arasında yapıldığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı en son teslimatını Temmuz 2018 tarihinde yaptığına göre, alacağı bu tarih itibariyle muaccel hale gelmiş olduğundan, Temmuz 2018'den icra takibinin yapıldığı 20/09/2022 tarihine kadar TBK'nun 147/6. Maddesinde belirlenen 5 yıllık zamanaşımı süresi geçmediğinden davalı karşı davacı ... arşivleme'nin zamanaşımı itirazının reddine karar verilmiştir. Davalı karşı davacı vekili cevap dilekçesinde, sözleşme bedelinin TL olarak ödeneceğinin kararlaştırıldığını, bununla birlikte bu miktarın belli bir tarihte ki dövizin TL karşılığı olarak belirlendiğini, sözleşmelerde yabancı para değer kaydı borcu bulunduğunun kabul edilmesi gerektiğini, TBK 'nun 99. Maddesi kapsamında ülke parası dışında başka bir para birimi le ödeme yapılması kararlaştırılmışsa sözleşme de aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borcun ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parası ile ödenmesi gerektiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşmede aynı ifaya veya aynen ifa anlamına gelebilecek bir ifade kullanılmadığından, yabancı para borcunun ödenmesi sırasında borçlu lehine seçimlik yetki doğduğunu, sözleşmenin 5. Maddesinde ki ödeme şekli dikkate alındığında borcun yabancı para borcu olmadığının kabulü gerektiği, davacı kur farkı faturası kesmediğinden, müvekkili şirketten de herhangi bir kur farkı talep edemeyeceğini savunmuştur. Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 5. Maddesinde, siparişin toplam tutarının 1.320.000 USD + KDV olduğu, fatura tarihindeki T.C. Merkez bankası döviz satış kuru üzerinden TL'ye çevrileceği ve bu fiyatlara KDV ilave edileceği, birim fiyatların esas olup, ...'in toplam işin %10 kadar fazlasını yaptırma hakkına sahip olduğu, toplam iş tutarının %30'u olan 396.000 USD teminat mektubu karşılığı avans ödemesinin sözleşmenin imzalanmasına müteakip peşin olarak ...'a ödeneceği, kalan ödemelerin her siparişin projenin montajının tamamlanmasına müteakip kesilen fatura sipariş tutarının %75'inin peşin olarak ...'a ödeneceği, kalan %25'lik bakiyenin 30 gün sonunda peşin olarak ...'a ödeneceği, vadesinde yapılmayan ödeme tutarlarına ayrıca aylık %2 oranında vade farkı yansıtılacağı düzenleme konusu yapılmıştır. Davalı karşı davacı ...'in usulüne uygun şekilde tutulmuş ticari defterlerinin yapılan incelemesi sonucunda ibraz edilen raporda; USD hesabının mevcut bulunduğu, davacının düzenlemiş olduğu 11/01/2018 - 10/05/2018 - 23/07/2018 tarihli faturaların USD bedel üzerinden düzenlendiği ve fatura tarihindeki USD kuru üzerinden ödenecek tutarın belirlendiği, davalının kayıtlarında 1.516.096,49 USD'lik ödeme yaptığının yer aldığı, davacı karşı davalının da 1.557.600,01 USD'lik fatura düzenlediği, 16/08/2018 tarihinden sonra ki davalı karşı davacı tarafından davacı karşı davalıya USD üzerinden ödeme yapıldığı, davalı karşı davacının TL ödemelerinin fatura tarihindeki USD kuru dikkate alınarak yapıldığı, davalı karşı davacının kayıtlarında TL ve USD cari hesap tutulduğu, cari hesaba ilişkin de kur farkı kayıtlarının bulunduğu, davalı karşı davacı kayıtlarında 1.557.600,00 USD'lik (6.626.131,03-TL) faturanın kayıtlı olduğu, karşılığında 6.838.531,31 TL ödeme kaydı girildiği, ödeme ve fatura toplamı arasında oluşan kur farkının 29.132,58-TL mahsup kaydı ile kapatılarak bakiyesinin sıfırlandığı, taraf kayıtları arasındaki farklılığın ödemelerin USD ye çevrim işleminden kaynaklandığı, TL hesabındaki ödeme tarihlerindeki kur yerine USD hesabına virman yaptıkları tarihteki kurlar üzerinden USD hesaba kayıt yapıldığı tespit edilmiştir. Taraflar sözleşmenin 5. Maddesinde, sözleşme bedelini 1.320.000 USD + KDV olarak belirlemiş, ödemenin de fatura tarihindeki T.C. Merkez bankası döviz satış kuru üzerinden TL'ye çevrileceğini ve bu fiyatlara KDV ilave edileceğini belirlemişlerdir. Yapılan ticari satım sonucu faturalarda USD üzerinden kesilmiş, davalı karşı davacı tarafından da fatura bedelleri TL'ye çevrilerek ödeme yapılmış ancak TL hesabındaki ödeme tarihlerinde ki kur yerine USD hesabına virman yaptıkları tarihteki kurlar üzerinden USD hesaba kayıt yapıldığından, taraf kayıtları arasında farklılık doğmuştur. Faturaların yabancı para birimi üzerinden düzenlenmesi, davalı karşı davacı tarafından da yabancı para birimi üzerinden ödeme yapılması taraflar arasında dövize endeksli bir ticari ilişkinin bulunduğunun kabulünü gerekmektedir. (Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 05/12/2019 tarihli, ...Esas, ... karar sayılı ilamı da bu yöndedir.) Kur farkı talep edilebilmesi için kur farkı uygulamasına dair yazılı bir sözleşme veya taraflar arasında bu yönde oluşmuş bir teammül bulunması gerekmektedir. Kur farkı talebi, kur farkı faturası düzenlemesine bağlı değildir. Taraflar arasında yabancı para birimine endeksli bir ticari ilişkinin varlığı halinde kur farkı faturası düzenlenmeden de kur farkı alacağı talep edilebilir. Mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda davacı karşı davalının 41.503,52 USD kur farkından kaynaklı alacaklı olduğu tespit edildiğinden, davacı karşı davalı bu alacağı ile birlikte sözleşmenin 5.3 maddesinde açıkça belirtilen gecikmeden kaynaklı aylık %2 oranındaki cezai şart alacağını da talep edebilir. Bu miktarında 25.731,43-TL olduğu tespit edildiğinden davacı karşı davalının talep edebileceği alacak tutarının 67.234,95-TL olduğu, davacının 67.233,74 USD'lik talebi ile bağlı olduğu hüküm vermeye elverişli denetime açık bilirkişi raporu ile anlaşıldığından, Asıl davada davanın kabulüne, itirazın iptaline, takibin 67.233,74-USD üzerinden devamına asıl alacak 67.233,74-USD ye takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca faiz uygulanmasına, taraflar arasındaki alacak likit olduğundan kabul edilen asıl alacak miktarı üzerinden takip tarihindeki kur üzerinden yapılan hesaplama sonucunda %20 tazminatın (67.233,74*18.3389 =1.232.992,83 *20/100 = 246.598,56-TL'nin) davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir. Birleşen ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas, ... Karar Sayılı Dosyası açısından tüm dosya kapsamı ve delillerin değerlendirilmesi sonucunda, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 4. Maddesinde, ürünlerin teslim yerine nakliyesi, navlun ve diğer her türlü nakliye, sigorta, gümrük vergi masraflarının satıcıya ait olduğu kararlaştırılmış olduğu, davalı karşı davacı ... raf tarafından davacı karşı davalı ...'e gönderilen teklif formunda nakliye ve montaj bedeli olarak 110.000 USD + KDV'nin belirlendiği, toplam proje bedelinin de nakliye ve montaj bedeli de dahil olmak üzere 1.320.000 USD + KDV olarak düzenlendiği, bu teklif formunda da faturaların dolar olarak kesilip vadesinde dolar olarak tahsil edileceği, TL olarak yapılacak ödemelerde vade tarihindeki merkez bankası döviz satış kuru üzerinden TL ye çevrilerek hesaplanıp tahsil edileceği geç yapılan veya fatura tarihi geçen ödemelerde ayrıca kur farkı faturası ödeneceğinin yazılı olduğu, dava konusu edilen 11/01/2018 - 10/05/2018 - 23/07/2018 tarihli faturalar da da nakliye ve montaj bedellerinin teklif formundaki gibi 110.000 USD + KDV'yi aşmayacak şekilde davacı karşı davalıya yansıtıldığı, bu durumda sözleşme bedeli olarak belirlenen 1.320.000 USD + KDV bedeli içinde yer alan nakliye ve montaj bedeli dışında davacı karşı davalıdan davalı karşı davacının fazladan bir nakliye ve montaj bedeli talep etmediği, sözleşme bedelinin talep edildiği, davacı karşı davalının nakliye ve montaj bedeli alacağı olmadığı sonucuna varılarak, birleşen davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle, 1-Asıl davada davanın kabulüne, itirazın iptaline, takibin 67.233,74-USD üzerinden devamına asıl alacak 67.233,74-USD ye takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca faiz uygulanmasına, %20 tazminatın davalıdan tahsiline, -Kabul edilen asıl alacak miktarı üzerinden yapılan hesaplama sonucunda 246.598,56-TL %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, -Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hesaplanan 86.429,79-TL nispi karar ve ilam harcından başlangıçta yatırılan 15.496,51-TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 70.933,28-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, -Davacı tarafından yatırılan 70.933,28-TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, -Davacı tarafından yapılan 34.615,00-TL yargılama masrafının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, -Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davanın kabul edildiği tarihte yürürlükte bulan avukatlık ücret tarifesi gereğince 195.136,16-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, -6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13 ve 14. Maddeleri ile Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, -Taraflarca yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın, karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, 2-Birleşen davanın REDDİNE, -Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hesaplanan 732-TL karar ve ilam harcından başlangıçta yatırılan 1.707,75-TL peşin harçtan mahsubu ile fazla harç olan 975,75-TL harcın davacıya iadesine, -Davacı ve davalı tarafından yapılan bir yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, -Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihte yürürlükte bulan avukatlık ücret tarifesi gereğince 45.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, -6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13 ve 14. Maddeleri ile Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, -Taraflarca yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın, karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341. maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 29/01/2026

Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2023/112, K. 2026/93, T. 29.01.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-112-e-2026-93-k-849e90edc7e7