İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/1056 E. 2025/992 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1056
- Karar No
- 2025/992
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DOSYA NO : 2023/1056 Esas KARAR NO : 2025/992 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 20/12/2023 KARAR TARİHİ : 06/11/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ İDDİA : Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin toptan inşaat malzemesi satışı ile iştigal etmekte olduğunu, davalı tarafın da inşaat işleri ile uğraşmakla müvekkilinden tuğla talep etmiş olduğunu ve müvekkilince bayiliği yapılan ...nşaat San. Tic. Ltd.Şti'den temin edilen tuğlanın direkt alınan firma tarafından alıcı olan davalıya doğrudan sevk ile teslim edilmiş olduğunu, davalı tarafın ayrıca sevk edilen tuğlaların 06.03.2023 tarihinde ... sayılı 49.378,28-TL bedelli e-fatura keşide edilerek davalı yana ait ...com adresine teslim edilmiş olduğunu, davalı yana faturanın elektronik ortamdan gönderilmiş olmakla davalı yanın fatura ve içeriğine hiç bir şekilde itirazda da bulunmadığını, fatura ve içeriğinin kesinleşmiş olduğunu, davalı yan ile yapılan telefon görüşmelerine rağmen ödemenin yapılmamış olmasıyla 23.10.2023 tarihinde İzmir...İcra Dairesinin... Esas sayılı takibi ile takibe girişilmiş olunduğunu, takipten gönderilen ödeme emrine karşı davalı borçlu tarafınca süresinde yapılan itiraz ile takibin durduğunu, davalı borçlu tarafından yetkiye de itiraz edilmiş olmakla birlikte 6098 Sayılı BK 89 maddesinde sözleşmenin ifa yerinin alacaklının ikametgahı olarak belirlenmiş olmakla 6100 Sayılı HMK 10 maddesi gereği de sözleşmenin ifa yerinde de takip ve dava açılabilecek olarak kabul edildiğinden gerek icra takibinde ve gerekse de davada davacı müvekkili şirketin merkezi olan İzmir icra daireleri ve mahkemeleri de yetkili olduğundan davalı borçlunun öncelikle takibe yapmış olduğu itirazının kaldırılması gereği bulunduğunu, takibin durmasına mukabil İzmir Arabuluculuk merkezinden... Arabulucuk numarası ile başvuru yapılmış olduğunu belirlenen günde davete rağmen davalı borçlunun görüşmeye katılmadığından anlaşmama olarak tutanak tutulduğunu, davacı müvekkili alacaklının alacağına ulaşmak maksadı ile de işbu davayı açmak zarureti hasıl olduğunu, yukarıda arz edilen nedenlerden dolayı davalı borçlunun İzmir....İcra Dairesinin ...Esas sayılı takibine yaptığı itirazının 49.378,28-TL ana para yönünden iptaline, takip yapılmasında İzmir İcra Daireleri yetkili olmakla öncelikle davalı borçlunun icra dairesinin yetkisinin reddine, alacağa takip tarihinden itibaren reoskont avans oranında faiz işletilmesine, davalı borçlunun haksız ve kötüniyetli olarak takibe itiraz etmiş olmasıyla alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine, masraf ve vekalet ücretlerinin davalı yana aidiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA : Davalı şirkete usule uygun yapılan tebligata rağmen davalı tarafın cevap dilekçesi sunmadığı görüldü. UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİL DEĞERLENDİRMESİ ve GEREKÇE : Dava; İİK 67. Maddesi uyarınca açılmış İtirazın İptali Davasıdır. Uyuşmazlık; faturada belirtilen mal/hizmetin davalı tarafça alınıp alınmadığı ve buna bağlı olarak davacının davalıdan alacağının bulunup bulunmadığına ilişkindir. Ticari uyuşmazlıklarda "Arabuluculuk" bir dava şartı olarak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesinde düzenlenmiş olup, “Bu Kanunun 4’üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.” hükmünü içermektedir. Davacının dava öncesi arabuluculuk bürosuna başvurduğu, ancak anlaşmanın sağlanamadığı, böylelikle dava şartı olarak düzenlenen zorunlu arabuluculuk yolunun tüketildiği ve dava şartının yerine getirilmiş olduğu dava dilekçesi ekinde dosyaya ibraz olunan arabuluculuk son oturum tutanağından anlaşılmaktadır. İİK'nın 67/1 maddesi "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir." hükmünü içermektedir. Bu hükme göre; itirazın iptali davalarında 1 yıllık hak düşürücü süre itirazın alacaklıya tebliği tarihinden itibaren başlamaktadır. İtiraz tebliğ edilmedikçe bu süre başlamaz. Ayrıca icra dosyasında alacaklının icra işlemleri yapmış olması itirazın tebliği anlamına gelmemektedir. Bu nedenlerle davalı tarafından yapılan borca itiraz gereği icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, yapılan incelemede takip dosyasında borçlunun itirazına ilişkin dilekçenin alacaklıya tebliğ edilmesi talebi içerir herhangi bir dilekçe yahut tebliğ edildiğine dair bir tebliğ mazbatası bulunmadığı görülmüştür. Buna göre 1 yıllık hak düşürücü sürenin işlemediği ve işbu davanın hak düşürücü süre dolmadan açılmış olduğu anlaşılmaktadır. Tarafların iddia ve savunmaları kapsamında ileri sürmüş oldukları delilleri mahkememizce toplanmıştır. Mahkememizce aldırılan 03.09.2025 Tarihli bilirkişi raporunda özetle; "..Mahkeme dosyası ve içindeki belgeler ile davacı şirketin ticari defter kayıtlarının ve dayanağı belgelerin tetkiki sonucunda ve raporum içinde açıklanan nedenlerle, 1) Davacı ... San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin 2022, 2023 ve 2024 yılı ticari defterlerinin 6100 sayılı H.M.K 222. Maddesi’ne göre sahibi lehine delil niteliğinde olduğu, 2) Davacı şirket ticari defter kayıtlarında 06.03.2023 tarihli ... nolu, 49.378,28.- TL bedelli takip ve dava konusu yapılan faturanın kayıtlı olduğu, davalı yana ait cari heasabı azaltıcı ya da artırıcı başka bir kaydın bulunmadığı tespit edilmiş olup, davalı yanın bağlı bulunduğu vergi dairesine Ba Formu ile yapmış olduğu beyanlardan takip ve dava konusu yapılan fatura ve fatura muhteviyatının davalı şirket tarafından teslim alındığı ve kabulünde olduğu, Davacı şirketin incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre, aksi ispat edilmedikçe, takip ve dava tarihi itibari ile davacı ...Demir San. ve Tic. Ltd. Şti'nin, davalı ...Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.’nden 49.378,28-TL alacaklı olduğu, Davacı şirketin davalı yandan 4.341,57.-TL işlemiş faiz talep ettiği tespit edilmiş olup, ancak davalıyı temerrüde düşürdüğüne dair noter ihtarnamesi ya da sözleşme benzeri tevsik edici bir belge dava dosyasına sunulmadığından faiz başlangıç tarihi belirlenememiş olup, faiz hesaplamasının yapılamadığı, .." şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir.* Kural olarak alacaklı, alacağın kaynağını oluşturan fatura içeriğinde yer alan mal veya hizmetin davalı borçluya verildiğini ispat külfeti altındadır. Alacaklı bu husustaki ispatı imzalı fatura veya sevk irsaliyesi ile sağlayabileceği gibi mal veya hizmetin borçluya verildiğini ispat eden diğer yazılı, görsel delillerle ispat edebilebilir. Yine kendi ticari defterlerinde lehine olan kayıtların davalı ticari defterleri ile doğrulanması veya davalının ticari defterlerini ibraz etmemiş olması halinde de alacağın varlığı ispat olunabilir. Zira Yargıtay'ın artık istikrar kazanmış uygulamasına göre bir tacirin ticari defterlerine bir faturayı kaydetmiş olması, fatura içeriği mal veya hizmetin kendisine sağlandığının ispatı olarak kabul edilmektedir. Ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin yasal düzenleme 6100 sayılı HMK'nın 222. maddesinde yer almaktadır: "1- Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. 2- Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. 3- İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. 4- Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. 5- Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." Madde metninde de açıklandığı üzere ticari defterlerin bir tarafın kendi lehine delil olarak kabul edilmesi için öncelikle usulüne uygun tutulmuş, açılış ve kapanış onaylarının süresinde yaptırılmış olması gerekmektedir. Bunun yanında ticari ilişkinin karşı tarafının aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterindeki kayıtların bu deftere aykırı olmaması veya karşı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Davalı Tarafın ticari defter ve belgelerinin belirlenen gün ve saatte ibraz edilmemiş olması nedeniyle incelenemediği ve bu nedenle davalının ticari defterleri ile ilgili olarak raporda bir irdeleme bulunmadığı görülmüştür. Davacı tarafın ticari defterlerinin ise; usulüne uygun tutulmuş olduğu ve birbirini doğruladığı, bu nedenle sahibi lehine delil teşkil ettiği gözetilerek davacının davalıdan takibe konu 1 adet faturadan kaynaklanan 49.378,28-TL alacaklı olduğu yönündeki bilirkişi kanaati mahkememizce de benimsenmiştir. Denetime elverişli ve dosya kapsamı ile uyumlu bilirkişi raporuna göre, davacının ticari defter ve kayıtlarının takibe konu fatura alacağını doğruladığı ve davalının usulüne uygun ihtar içerir tebliğe rağmen ticari defterlerini ibraz etmediği, bu nedenle davacının kendi ticari defterlerinde kayıtlı olan hususların yine kendi lehine delil kabul edilebileceği değerlendirilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacının takip talebinde işlemiş faiz talebinin de bulunduğu görülmüş ise de, dava dosyasında davacı tarafından davalıya gönderilen ve davalıyı temerrüde düşüren bir ihtarname bulunmadığından takip talebinde işlemiş işlemiş faiz yönünden talep olunan tutarlar için itirazın iptali talebi reddolunmuştur. Denetime elverişli ve dosya kapsamı ile uyumlu bilirkişi raporu Mahkememizce de benimsenerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-. Davanın KISMEN KABULÜ ile; Davalının İzmir... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu İTİRAZININ KISMEN İPTALİNE, takibin 49.378,28-TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacak miktarına takip tarihinden itibaren Avans Faizi işletilmesine, Davacının FAZLAYA İLİŞKİN TALEBİNİN REDDİNE, 2- Alacak likid nitelikte görüldüğünden İİK madde 67 gereğince hüküm altına alınan alacak miktarının % 20'si oranında hesaplanan 9.875,66-TL İcra İnkar Tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Karar tarihinde Yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 3.373,03-TL harçtan peşin alınan 574,66-TL'nin mahsubu ile bakiye 2.798,37-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Arabuluculuk Kanunu Madde 18/A fıkra 13, 14 gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan Başvurma Harcı, Peşin Harç ve Vekalet Harcından oluşan toplam 882,91-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan 4.000,00-TL bilirkişi ücretinin ve 1.780,00-TL tebligat ve posta ücreti olmak üzere toplam 5.780,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, Dair; tebliğden itibaren İki Hafta İçerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Yolu Açık olmak üzere verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda açıkça okundu, usulen anlatıldı. 06/11/2025
Katip ... e-imza
Hakim... e-imza