İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2022/953 E. 2024/57 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2022/953
- Karar No
- 2024/57
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/953 KARAR NO : 2024/57
DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) DAVA TARİHİ : 27/10/2022 KARAR TARİHİ : 18/01/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacı vekilinin Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine vermiş olduğu 27/10/2022 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde ;
Müvekkilinin, davalı şirketin ortağı olup genel kurul toplantısına vekaleten iştirak ettiğini, toplantının mer'i ve emredici kanun hükümlerine uygun ifa edilmemesi nedeni ile toplantı usulüne ve kararlara muhalefet edildiğini; durum hukuka uygun bulunmasa da tutanağa şerh düşüldüğünü, Türk Ticaret Kanunu'nun mer'i hükümleri uyarınca; toplantı divanının kurulmadığını, toplantının genel kurul şeklinde icra edilmediğini, beyan ve taleplerinin esas alınmadığını, sadece önceden hazırlanmış bir kağıdın imzasının istendiğini, belge örneklerinin incelettirilmediğini, bilgi taleplerinin yerine getirilmediğini, soru ve cevapların tutanağa geçmediğini, pay defterinde olmayanların toplantıya katıldığını, oylama yapılmadığını, dolayısı ile olumlu ve olumsuz oyların sayılmadığını; adetlerinin tutanağa geçmediğini, oylamaya katılmaması gereken hakkında oylama yapılacak kişilerin kendileri hakkında işlem yaptıklarını, tutanağın toplantı ile eş zamanlı tutulmadığını, önceden çıktısı alınan bir kağıdın tutanak olarak imzalanmasının istendiğini, kötü niyetli olarak notere, muhalefet şerhinin tahrif edildiği bir defter verildiğini, tutanakta tutanağın bir genel kurul kararı olduğunun belirtilmediğini, tutanağın başkan ve katipçe imzalanmadığını, toplantı gündemine sözleşme yapılması yazılmışken, toplantıda gündemde açık belirtilmeyen ve örtüşmeyen hisse devir onay işlemi yapılmak istendiğini, tplantının bir genel kurul şeklinde icra edilmediğini, toplantının önceden düzenlenmiş bir kağıdın imzalanması şeklinde yapılmak istendiğini, kelimesinin dahi yer almadığını, toplantının ne toplantısı olduğunun, tutanağın ne tutanağı olduğunun belli olmadığını, genel kurulda başkanlık ve divanın oluşturulmadığını, toplantının batıl olduğunu, TTK md. 419 uyarınca; genel kurulda divan kurulmasının, en az başkan ve katip seçilerek bir düzen içinde ve eş zamanlı olarak toplantıyı kayıt altına alacak divan kurularak icrasının emredici hüküm olduğunu, kararlarının iptali istenen toplantıda divan başkanı ve katip seçilmediğini, divan oluşturulmadığını, toplantının bir genel kurul toplantısı şeklinde yapılmadığını, sadece önceden hazırlanarak getirilen kağıdın imzalanması şeklinde icra edilmek istendiğini, yabancı uyruklu olan ortağın ve hisselerini devretmek istediği kişilerin tamamı yabancı olduğundan Türk hukukunu bilmediklerini ve mevzuatı okuyamadıklarını, kendilerinin imzası olmakla her şeyin geçerlilik arz ettiğini düşündüklerini, farklı kültür yapılarının da birçok hukuka aykırılıklara sebebiyet verdiğini, genel kurul toplantısı şeklinde yapılmayan, başkanlık divanı oluşturulmayan toplantının genel kurul toplantısı dahi olmadığını, tutanağın dahi genel kurul tutanağı olarak hazırlanmadığını, Toplantıda beyan ve talep alınması, soru sorulması ve cevapların tutanağa geçirilmesi gerektiğini, ancak hiçbir beyan ve açıklama taleplerinin tutanağa geçmediğini, divan kurulması gerektiği ve kurulmamasının hukuka aykırı olacağı beyanlarının tutanağa yazılmadığını, toplantının sözlü beyanlarla yapılması taleplerinin tutanağa geçmediğini, nisabı değiştirecek şekilde oy bölümü itirazlarının tutanağa geçmediğini, şirketin amiral gemisi olan ...... şubesinin kira kontratında, şirketin hissedarlarının değişmesi halinde sözleşmenin iptali düzenlemesi bulunduğunu, .......'ün kapanmasının şirketin iflasını getirecek kadar önemli olduğunu, bu durumun toplantıda dile getirildiğini ancak tutanağa yazılmadığını, ...... şubesinin kapanmasına neden olacak hisse devir işlemleri şirketin ana konusunu ortadan kaldırabilecek ve mali yapısını bozacak olmakla oybirliği gerektirdiği yönündeki beyan ve itirazlarının tutanağa geçmediğini, genel kurulda onaya getirilen devirlerin kontratın iptaline neden olması durumunda, bu iptale neden olabileceklerin teminat verip vermeyeceğinin sorulduğunu, soru ve cevapların tutanağa geçmediğini, hakkında oylama yapılacakların kendileri ile ilgili oylamaya katılamayacaklarının belirtildiğini ancak bu beyanın tutanağa geçmediğini, noter devir evraklarının hukuka uygun olmadıkları, tercüman bulunmaması gibi eksiklikler olduğu, irade sakatlıkları bulunduğu, onaylanması istenen devir evrakları ve eklerinin incelenmesi, bu hususlarda bilgi verilmesinin talep edildiğini ancak bu konularda bilgi verilmediği gibi evraklar ve eklerinin, pay defterlerinin incelemeye sunulmadığını, muhalefet şerhinde belirttikleri hususların tutanağa geçmediğini, onayı istenen devirlerin pay defterinde onaylı olmadığını, Mahkemeden bir karar bulunmadığını, pay defterinde yer almayan kişilerin toplantıda olmasının yasal olmadığını, her ne kadar oylama yapılmasa da; toplantıda haklarında işlem yapılanların kendi işlemlerinin altına imza attığını, eğer bu bir oylama ise oy kullanmış sayıldıklarını, yapılan işlemlerin usule aykırı olduğunu, tutanağın toplantı anında eşzamanlı tutulmadığını, önceden doldurulmuş bir kağıt getirilerek imzalanmasının istendiğini; beyanlar, sorulan sorular, talep edilen bilgi ve belgeler, cevapların yazılmadığını, oylama yapılmadığını, olumlu/olumsuz oyların yazılmadığını, toplantı başkanlığı ve divanı oluşturulmadığından başkanlıkça ve katiplikçe imzalanmadığını, toplantıda; onaylanması istenen devirler, evraklar, ekleri, yönetim kurulu ve genel kurul defterinin incelenmek istendiğini ancak bunların incelemeye sunulmadığını, müvekkilinin bilgi alma hakkının kullandırılmadığını, önceden hazırlanan kağıtta muhalefet şerhi bölümü koyulmadığının görülmesi üzerine muhalefet şerhlerini ikinci sayfaya aldıklarını, şerhin arkaya alındığının tutanağın birinci sayfasında belirtildiğini, hazır tutanak toplantıya peşinen getirildiğinden ve bilgisayar getirilmediğinden; 7 adet tutanağa, 7 sayfa elle şerh düşmek zorunda kalındığını, iş bu tutanağın, noteri hataya düşürmek üzere muhalefet kısmı zayi olacak deftere yapıştırılıp tahrif ile onaya sunulduğu bilgisi alındığını, tutanağın bu şekilde hukuka aykırı tutulduğunun noterler birliğine ve muhasebeye bildirildiğini, noterlikçe, üzerinde genel kurul kararı olduğu yazmamakla ne tutanağı olduğu anlaşılmayan, divan tarafından tutulmayan, başkan ve katip imzası bulunmayan, keza üzerinde muhalefet şerhli olduğu yazıldığı halde muhalefet şerhi istenmeksizin, arkadaki şerh zayi olacak şekilde kendi huzurunda olmaksızın önceden kağıt yapıştırılmış defteri tutanak olarak onaylamasının, pay defterini işleme esas almamasının hukuka aykırı olduğunu, şirketin kazancının tamamına yakınını mali istikrarı sağlayan ...... ana iş yerinin sağladığını, ana iş yeri sözleşmesi uyarınca; şirket ortaklarının değişmesinin iş yeri sözleşmesinin hükümsüzlüğüne; dolayısıyla iş yerinin kapanmasına neden olacağını, tedbir olmamakla, hukuka aykırı kararın yayınlanması durumunda şirketin mali istikrarının bozulması yakın ve ağır geri dönüşsüz tehlikesi bulunduğunu, neticede; Davanın kabulü ile hukuka aykırı ika olunan genel kurula binaen, hukuka aykırı ve batıl alınan genel kurul kararlarının TTK 445-446-447 maddeleri uyarınca iptallerine /hükümsüzlüğüne, karar kesinleşinceye kadar kararların Ticaret Sicilinde yayınlanmaması konusunda teminatsız olarak TEDBİR kararı verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA : Davalı vekili Mahkememize sunmuş olduğu 08/12/2022 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle ; Davacının, İstanbul ...... Noterliğinin 21.09.2021 tarih ve ....... sayı ile tasdikli pay devir ve temlik sözleşmesi ile 109.075,00- TL tutarındaki 4.363 adet payını ......'a, Bakırköy ..... Noterliğinin 24.11.2021 tarih ve ...... sayı ile tasdikli pay devir ve temlik sözleşmesi ile 30.300,00- TL tutarındaki 1.212 adet payını ise ......'e devrettiğini, bu devir işlemleri neticesinde kendisine devir bedellerinin ödendiğini, noter tasdikli sözleşme ile gerçekleştirilen ve malumun ilamı niteliğinde olan resmi prosedürü tamamlamak amacıyla yapılan genel kurul toplantısında davacı tarafın kendi rızası ile yaptığı devir işlemi hakkında alınan kararın iptalini istemekte kötüniyetli olup herhangi bir hukuki yararı da bulunmadığını, davacı vekilinin, edinilen evraktan bilgi sahibi olunduğu kadarıyla, söz konusu genel kurul toplantısına dava dilekçesi ekinde yer alan vekaletnameden başkaca bir vekalet sunmaksızın katıldığını, noterden alınmış genel vekalet (avukatlık vekaletnamesi) ile genel kurula katılma ve ortağı temsil etme hakkı bulunmadığını, bu yetki özel bir yetki olup vekaletnamede “Sahibi olduğum ............TL toplam itibari değerde ...... paya ilişkin olarak ... Limited Şirketinin ............. tarihinde . adresinde saat .......... de yapılacak ..... yılına ait olağan/olağanüstü genel kurul toplantısında beni temsil etmeye ve gündemdeki maddelerin karara bağlanması için oy kullanmaya ...... 'yr vekil tayin ettim.” ifadesi ile belirtilmesi gerektiğini, oysa davacı ve vekili arasındaki vekaletnamede genel kurula katılma yetkisi bulunmadığını, bu yetki olmaksızın katıldığı genel kurul toplantısında alınan karar ve kararın eki olmak üzere eklenmiş olan muhalefet şerhi geçersiz olup yetkisiz temsil hükümleri kapsamında olduğunu, TTK'nın 446 ve 622. maddeleri uyarınca limited şirket genel kurul kararları aleyhine iptal davası açmak isteyen ortağın, kural olarak toplantıda hazır bulunup karara olumsuz oy vermesi ve muhalefetini tutanağa geçirtmesi gerektiği, yetkisiz temsil ile genel kurul toplantısına katılan davacı vekilinin bu genel kurulda söz almak istemesi, oy kullanması, muhalefet şerhi eklemesinin mümkün olmadığını, limited şirketlerde esas sermaye payı bir malvarlığı değeri olarak devredilen bir hak olup, pay devrine ilişkin olarak oluşturulan gündemin ve yetkililer tarafından şirkete yapılan bildirimin hukuka uygun olduğunu, davacı tarafın ısrarla dilekçesinde toplantı gündemi olarak “sözleşme kararı alınması” hususunu dile getirmesinin mahkemeyi yanıltmak amacında olduğunu, toplantı gündeminin -çağrı kağıdında görüleceği üzere- “pay devir sözleşmelerinin kararının alınması ve imzalanması” hakkında olduğunu, TTK'nın 414. maddesinin “Genel kurul toplantıya, esas sözleşmede gösterilen şekilde, şirketin internet sitesinde ve T.Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan ilanla çağrılır. Bu çağrı, ilan ve toplantı günleri hariç olmak üzere, toplantı tarihinden en az iki hafta önce yapılır.” hükmü uyarınca genel kurul toplantısı yapılacağına dair ilan yayınlandığını ve toplantıya katılacak olan kişilere de tebligat yapıldığını, ayrıca toplantıya çağrı kağıdında ve T.Ticaret Sicil Gazetesi ilanında toplantının olağanüstü genel kurul toplantısı olduğunun belirtildiğini, toplantı içeriğinin pay devir sözleşmelerinin kararının alınması ve imzalanmasına ilişkin olduğunun açık olarak yazıldığını ve belirlenen gün ve saatte tarafların bir araya geldiklerini, söz konusu toplantıya katılan kişilerin tamamının, müvekkili şirketin senede bağlanmış yahut bağlanmamış pay sahipleri olduğunu, davacı tarafın genel kurul toplantısında alınan kararda belirtildiği, ilgili karar alınmak üzere genel kurulun toplandığını, davacı taraf İstanbul ....... Noterliğinin 21.09.2021 tarih ve ..... sayı ile tasdikli pay devir ve temlik sözleşmesi ile 109.075,00- TL tutarındaki 4363 adet payını .......'a devretmiş olup söz konusu bedelin karşılığının kendisine ödendiğini, yine aynı şekilde davacı taraf Bakırköy ...... Noterliğinin 24.11.2021 tarih ve ...... sayı ile tasdikli pay devir ve temlik sözleşmesi ile ...... 'e 1212 adet payını 30.300,00- TL bedelle sattığını, davacı tarafın devrettiği paylarına karşılık gelen toplam tutara istinaden, 04.01.2022 tarihinde, satın alma bedeli olarak davacı tarafın hesabına 3.000 USD, 07.02.2022 tarihinde davacı tarafın arkadaşı ve vekili olan ........ 'ın hesabına ise 5.000 USD ödendiğini, limited şirketlerde pay devri yapılabilmesinin devir sözleşmesinin yazılı olması, noter onayı ve genel kurula bildirim yapılması usullerine tabi olduğunu, dava konusu genel kurul tutanağından da görüleceği üzere tarafların usulüne uygun olarak pay devrini yazılı bir sözleşme ile gerçekleştirdiklerini ve noterlikçe bu sözleşmeleri onaylattıklarını, genel kurulun pay devrine onay vermesi kararı olağan kararlardan olup, TTK'nın “Genel kurullar, hu Kanunda veya esas sözleşmede, aksine daha ağır nisap öngörülmüş bulunan hâller hariç, sermayenin en az dörtte birini karşılayan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin varlığıyla toplandığını, bu nisabın toplantı süresince korunmasının şart olduğunu, İlk toplantıda anılan nisaba ulaşılamadığı takdirde, ikinci toplantının yapılabilmesi için nisap aranmadığını, Kararlar toplantıda hazır bulunan oyların çoğunluğu ile verilir.”” hükmü gereğince toplantıda hazır bulunan kişilerin oylarının salt çoğunluğunun karar alınabildiğini, pay devrinin görüşüldüğü toplantıda devreden ortağın da katılıp oy kullanabileceğini ve bu durumun oydan yoksunluk haline girmediğini, tarafların bir araya geldiği toplantıda pay devri sözleşmeleri yapılmadan önce şirket ortaklarının 4'ünün tamamının toplantıya katıldığını, bu ortakların 4'ünden 3'ünün de olumlu Oy kullandığını, diğer ortak davacının ise muhalefet şerhi koyduğunu, toplantı ve karar nisabı sağlanmış olup davacı tarafın bahsettiği eksikliklerin esası etkileyecek hususlar olmadığını, davacı taraf vekilinin yetkisiz olarak katıldığı genel kurul toplantısında alınan karara eklemiş olduğu muhalefet şerhinde; kendisine söz verilmediği, kira sözleşmesinin taraf değişikliği sebebiyle feshedilebileceği, toplantının usule aykırı olarak yapıldığını bahsetmiş olmakla birlikte iddialarının gerçeği yansıtmadığını, nitekim pay devri konusunda alınan karardan önce davacı tarafın kendi paylarının bir kısmını kendi hür irade ve isteği doğrultusunda noterden yapmış olduğu pay devir ve temlik sözleşmeleri ile devrettiğini, müvekkili şirketin bu konuda alacağı genel kurul kararının sadece malumun ilanı niteliğinde olup resmi prosedürü tamamlamak amacıyla yapıldığını, davacı tarafın kendi rızası ile yaptığı devir işlemi hakkında alınan kararın iptalini istemekte kötüniyetli olup herhangi bir hukuki yararı da bulunmadığını, kendisine söz hakkı verilmemesi iddiası ile ilgili olarak -muhalefet şerhinden de anlaşılacağı üzere- yetkisiz olarak katıldığı genel kurul toplantısında söz almak istediği hususların genel kurula çağrı kağıdında belirlenen konudan farklı hususlara ilişkin olduğunu, davacı taraf her ne kadar genel kurul kararının tescilinin tedbiren durdurulmasını talep etmişse de halihazırda tescil için T.Ticaret Sicil Gazetesi'ne sunulan herhangi bir karar bulunmadığını, davacı tarafın neden ve ne sebeple davayı açtığı anlaşılmamakla birlikte hisselerinin devri konusunda anlaştığını, hisse devir bedellerinin kendisine ödendiğini, davayı açmaktaki amacının dava dilekçesinden anlaşılmadığını, işbu dilekçe içerisinde bahsedilen sebeplerle de davayı açmakta herhangi bir hukuki yararı bulunmadığını, şirket ile kiraya veren arasında imzalanan sözleşmede de belirtildiği üzere asıl kiracı olanın şirket olduğunu, kira sözleşmesinin “Hususi Şartlar” kısmında yer alan 2. maddesinin kiracı şirketin ticari faaliyetlerini kısıtladığı göz önünde bulundurulduğunda maddenin geçersiz olduğunun da açık olduğunu, şirkete alınacak ortak için kiralanan taşınmazın olduğu site yönetiminden onay alınması şartı konulamayacağını, ayrıca davacı tarafın 02.11.2022 tarihinde sunmuş olduğu talep evrakında; muhalefet şerhinin zayi edildiği ve genel kurul kararının tescili için Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yapılan başvurunun eksiklikler nedeniyle iade edildiği sebeplerini göstererek ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebinde bulunduğunu, fakat davacı tarafın sunduğu talep evrakında da görüleceği üzere iade edilen başvurunun şube açılışı ile ilgili olduğunu, bu kararın 21.10.2022 tarihli genel kurulda alındığını, davacı tarafın katıldığı ve muhalefet şerhi eklediği genel kurulun ise pay devir sözleşmelerinin kararının alınması ve imzalanması” hakkında olduğunu, davacı uyuşmazlık konusu ile başkaca meseleleri birbirine karıştırmakta olup dava konusu olmayan hususlarla ilgili de beyanda bulunduğunu ve uyuşmazlık konusunu saptırdığını, neticede; davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER ve GEREKÇE: Dava, davalı şirketin 20/10/2022 tarihinde yapılan ortaklar kurulunda alınan kararın iptali istemine ilişkindir. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Bilirkişiler Prof. Dr. ...... ve ...... tarafından mahkememize sunulan 10/11/2023 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle ; Huzurdaki davanın, ....... Gıda Ticaret Ltd. Şti.'nin (“......” veya “Şirket”) 20.10.2022 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan “pay devir sözleşmelerinin kararının alınması ve imzalanması” şeklindeki kararın iptali/hükümsüzlüğünün tespiti talepli olduğu, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunduğu, dava şartının (olumsuz oy + muhalefet şerhi) mevcut olduğu, huzurdaki davanın üç aylık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, toplantı tutanağı toplantı başkanı/başkanlığı tarafından imzalanmadığından, tutanağın ve tutanaktaki kararların geçersiz(batıl) olduğu, toplantı tutanağında TTK m. 422 ve Yönetmelik m. 26/2 hükümlerindeki birçok husus (örn. toplantı yeri, şirketin toplam sermayesi ve pay adedi, toplantıda hazır bulunan pay sahiplerinin veya temsilcilerinin sahip oldukları pay sayılarının toplamı ve grupları ile paylarının itibari değerleri, alınan her karar için kullanılmış olumlu ve olumsuz oy sayıları, çağrının ne surette yapıldığı, çağrısız toplantı yapılmışsa bu durum) yer almadığından, tutanağın ve tutanaktaki kararların geçersiz(batıl) olduğu, toplantı tutanağında “her karar için kullanılan olumlu ve olumsuz oyların sayıları” yer almadığından, tutanağın ve tutanaktaki kararların geçersiz(batıl) olduğu, gündeme bağlılık ilkesinin ihlalinden bahsedilemeyeceği, dava konusu genel kurul kararının TTK m. 418 hükmündeki olağan toplantı ve karar nisabına tabi olduğu, dava konusu toplantı olağanüstü genel kurul toplantısı olup, olağanüstü genel kurul toplantısı öncesi pay sahiplerinin incelemesine hazır bulundurulması gereken bir belge bulunmadığı, şüphesiz bilgi alma ve inceleme hakkını kullanmak isteyen pay sahiplerinin, TTK m. 437/2 hükmü uyarınca (olağan veya olağanüstü) genel kurulda bu haklarını kullanabilecekleri, ancak Davacı'nın bilgi alma ve/veya inceleme talebinde bulunduğuna ve bu talebinin ihlal edildiğine dair bir delile dava dosyasında rastlanmadığı yönünde görüş ve beyan bildirmişlerdir. Limited şirketlerde ortaklar kurulu, pay sahiplerinin veya temsilcilerinin usulüne uygun çağrı üzerine belirli bir gündemi görüşmek ve karara bağlamak için bir araya gelmesinden oluşan, şirketin karar ve irade organıdır. Hukukî sonuç doğuran bir irade beyanı olması nedeniyle genel kurul kararı, bir hukukî işlem niteliğindedir. Hukukî işlem, bir veya birden çok kişinin hukuk düzeninin öngördüğü sınırlar içinde gerektiğinde diğer unsurlarla birlikte hukukî sonuçlar doğurmaya yönelik irade açıklamasından oluşan hukukî bir olgudur. İrade açıklamasının yönelmiş olduğu hukukî sonuç, bir hakkın veya hukukî ilişkinin kurulmasından, değiştirilmesinden, devredilmesinden veya ortadan kaldırılmasından ibaret olabilir. Bir hukukî işlemin meydana gelmesi, hüküm ve sonuçlarını doğurabilmesi, birden çok kişinin irade beyanına bağlı ise bu hukukî işlemlere iki veya çok taraflı hukukî işlem denir. Çok taraflı hukukî işlemler, sözleşme ve karar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Karar, aynı gruba dâhil kişilerin ortak bir iş veya amaca ilişkin olarak başkana yöneltilmiş irade beyanıdır. Dolayısıyla hukukî işlemlerin hükümsüzlük hâlleri “karar” için de geçerlidir. Dolayısıyla karar şeklindeki bir hukukî işlemin hükümsüz olması, onun yöneldiği hukukî sonucu gerçekleştirme gücünün olmadığı anlamına gelmektedir. Limited şirketlerde ortaklar kurulu kararlarının doğrudan veya dolaylı etkilerini gösterebilmeleri her şeyden önce hukuk kurallarına aykırı bulunmamalarına, hukuken mevcut ve geçerli olmalarına bağlıdır. Kararların mevcudiyet ve geçerlilik şartları, kanun koyucu tarafından şirketin, azınlığın, şirket alacaklılarının ve müstakbel pay sahiplerinin hak ve çıkarları ile kamu düzeninin diğer gerekleri göz önünde bulundurulmak suretiyle çeşitli kanun hükümleriyle tespit edilmiştir. Meydana gelişi veya içeriği bakımından bu hükümlere ve bunların ışığında düzenlenmiş olan şirket esas sözleşmesine aykırı bulunan kararlar hukuken hükümsüz olurlar.Ortaklar kurulu kararlarında bu hükümsüzlük, ihlâl edilen hukuk kuralının niteliğine göre butlan, yokluk veya iptal edilebilirlik olarak karşımıza çıkmaktadır. Ortaklar kurulu kararlarının hükümsüzlük hâllerinden butlan, TTK’nın 447. maddesi ile açıkça düzenlenmiştir.Buna göre ortaklar kurulunun, özellikle; pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran; pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran; anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları batıldır. TTK’nın 447. maddesinde genel bir düzenleme yapılmamış, sadece örnek niteliğinde butlan sebepleri sayılmakla yetinilmiştir. Dolayısıyla TTK’nın 447. maddesinde sayılmayan durumlarda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 27. maddesi uygulanacak; emredici hukuk kurallarına, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan genel kurul kararları da batıl sayılacaktır. Batıl bir hukukî işlem, unsurları itibariyle şeklen ve fiilen mevcut olmakla birlikte, konusu ve içeriği bakımından amaçlanan hukukî hüküm ve sonuçları daha başlangıçtan itibaren kesin olarak hükümsüzdür. Bu kesin hükümsüzlük kural olarak düzeltilemez nitelikte olup hukukî yararı bulunan herkes tarafından bir süre ile sınırlı olmaksızın ileri sürülebilir. Mahkemeye sunulmuş olan olaylardan anlaşılmak koşuluyla hâkim tarafından res’en göz önünde tutulur. Ortaklar kurulu kararlarının hükümsüzlük hâllerinden olan yokluk, TTK’da düzenlenmemiştir. Yokluk yaptırımının kanunda düzenlenmemiş olması, yokluk yaptırımının hukukî işlem niteliğinde olan genel kurul kararları hakkında uygulanamayacağı anlamına gelmemektedir. Bir hukukî işlem, meydana gelişi bakımından emredici hukuk kurallarına aykırı ise o işlem yok hükmündedir. Meydana gelişe ilişkin olan emredici hukuk kuralları, hukukî işlemin unsurlarını oluşturan, onun mevcudiyet şartlarını belirleyen kurucu-şekli nitelikteki hükümlerdir. İçeriğe ilişkin emredici hukuk kurallarına aykırılık hâlinde butlan söz konusu olup hukukî işlem şeklen mevcut olmakla birlikte konusu ve içeriği bakımından amaçlanan hüküm ve sonuçları, daha başlangıçtan itibaren hiç kimseye karşı meydana gelmez. Kurucu-şekli nitelikteki emredici hukuk kurallarına aykırılık hâlinde ise yokluk söz konusu olup kurucu unsurların veya kanunî şeklin eksikliği sebebiyle hukukî işlem şeklen meydana gelememektedir. Dolayısıyla butlanda hukukî işlemin meydana gelmesi için gerekli olan içerik unsurları vardır; fakat hukuk düzeni bu içerik bakımından amaçlanan sonuçların meydana gelmesini kesinlikle reddetmektedir. Yoklukta ise hukukî işlem için gerekli olan içerik şekli bakımdan dâhi meydana gelmiş değildir (Tekinay, S. Sulhi/Akman, Servet/Burcuoğlu, Haluk/Altop, Atilla: Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul, 1993, s. 378). Şirket ortaklar kurulu kararlarının yokluğu, genel hükümlerden kaynaklanabileceği gibi şirketlere ilişkin özel hükümlerden de kaynaklanabilir.Doktrinde, şirketler hukuku bağlamında yokluğun, kurucu şekli emredici hükümlere aykırılık durumunda ortaya çıkacağı savunulmaktadır. Yokluğun bir hukuki işlemin kurucu unsurundaki eksikliği ifade etmesinden hareket edildiğinde, kurucu unsurun belirlenmesi önem arz eder. Bu sebeple çok taraflı bir hukuki işlem olan limited şirket genel kurul kararlarının kurucu unsurunun ne veya neler olduğu belirlenmelidir. Bir ortaklar kurulu kararının varlığından bahsedilebilmesi için iki temel unsur bir arada bulunmalıdır. Bu unsurlar, genel kurul ve karardır. Dolayısıyla bir ortaklar kurulu, kanunun öngördüğü şekli emredici hükümlere aykırı bir şekilde toplanmış veya karar almışsa, alınan bu karar yoklukla malûldür. Limited şirketlerde genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden iptal edilebilirlik ise TTK’nın 445. maddesinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Anılan madde gereğince kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan ortaklar kurulu kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açılabilecektir. İptal davasına konu bir genel kurul kararı, şekil veya içeriği bakımından sakat olsa bile iptaline dair hüküm kesinleşinceye kadar geçerli bir karar olarak kabul edilir. Süresinde ve usulüne uygun olarak açılan bir iptal davasında verilen iptal kararı kesinleşirse, bu karar geçmişe etkili olarak hüküm doğurur. Kararın alınmasından itibaren üç ay içinde dava açılmazsa veya açılan dava reddedilirse söz konusu aykırılık ve bu nedenle kararın iptal edilebilirliği artık ileri sürülemez. Görüldüğü üzere TTK’nın 445. maddesinde genel iptal sebepleri düzenlenmiştir. Dolayısıyla kanuna, esas sözleşme hükümlerine veya dürüstlük kuralına aykırılık nedenlerine dayalı olarak mahkemeden genel kurul kararlarının iptali talep edilebilir. Bu kapsamda kanuna aykırılık, butlan ve yokluk halleri dışındaki hükümlere aykırı olan genel kurul kararlarını ifade etmektedir. Zira iptal davası hukuken mevcut ve geçerli, ancak sakat doğmuş olan bir genel kurul kararına karşı açılabilir. Mutlak emredici hükümlere aykırılık halinde esasen ortada şeklen bir genel kurul kararı yoktur ve dolayısıyla bu karar hükümsüzdür. Hükümsüz sayılan bir genel kurul kararının da iptali değil, hükümsüzlüğünün tespiti söz konusu olur. Kanuna aykırılık, emredici hükümler haricinde yalnızca TTK hükümlerine veya anonim şirketi düzenleyen hükümlere değil yürürlükte bulunan ilgili tüm mevzuat hükümlerine ve yazılı olmayan hukuk kurallarına, özellikle -yasal istisnalar dışında- pay sahipleri arasındaki eşitlik ilkesini de içerir. Öte yandan esas sözleşmeye aykırı kararlar yönünden de iptal davası açılabilmektedir. Buradaki aykırılık şirket esas sözleşmesinde yer alan herhangi bir hükme muhalefet halinde söz konusu olmaktadır. Örneğin kanunda öngörülen yeter sayıya uygun olarak bir genel kurul kararı alınmış olmasına rağmen bu kararın esas sözleşmede öngörülen ağırlaşmış müzakere nisabına aykırı bir şekilde alınmış olması halinde bu kararın iptali mahkemeden istenebilir. Ayrıca genel kurulda alınan kararlar, görünüşte kanun ve esas sözleşmeye uygun olmasına rağmen, çoğunluğun yetkilerini kötüye kullanarak azınlığın veya münferit pay sahiplerinin meşru çıkarlarını ihlal ediyorsa dürüstlük kuralına aykırılık sebebiyle bu genel kurul kararının iptali gerekir. Yukarıda yapılan genel açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;davacı vekili,davalı şirketin 20/10/2022 tarihinde yapılan genel kurulunda alınan kararların iptali istemi ile huzurdaki davayı açmıştır.Genel kurul kararı incelendiğinde davacının,davalı şirket ortağı olduğu ve iptalini talep ettiği kararlara muhalif kalıp muhalefet şerhlini tutanağa işlettikleri ve davanın 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı görülmektedir. Yukarıda yapılan genel açıklamalar ışığında davacı vekilinin iddiaları çerçevesinde somut olayın değerlendirilmesi gerekmektedir. Dosyaya mübrez genel kurul toplantı tutanağından, (6) nolu karar ile “... bahsi geçen pay devrinin kabulüne ve devir hususunun şirket pay defterine işlenmesine” karar verildiği görülmektedir. a. Davacı vekili genel kurulda toplantı divanının oluşturulmadığını, başkan ve katibin seçilmediğini, toplantı tutanağının başkan ve katipçe imzalanmadığını iddia etmektedir. Bilindiği üzere TTK md. 419/1 uyarınca “Esas sözleşmede aksine herhangi bir düzenleme yoksa, toplantıyı, genel kurul tarafından seçilen, pay sahibi sıfatını taşıması şart olmayan bir başkan yönetir. Başkan tutanak yazmanı ile gerek görürse oy toplama memurunu belirleyerek başkanlığı oluşturur. Gereğinde başkan yardımcısı da seçilebilir.”. Yönetmelik m. 14 uyarınca da “Esas sözleşmede aksine herhangi bir düzenleme yoksa toplantıyı yönetecek başkan ve gereğinde başkan yardımcısı genel kurul tarafından seçilir. Toplantı başkanı, tutanak yazmanı ile gerek görürse oy toplama memurunu tayin ederek başkanlığı oluşturur. Ayrıca tutanak yazmanı ve oy toplama memuru seçilmemişse, bunlara ait görevler toplantı başkanı tarafından yerine getirilir.”. Görüldüğü üzere tutanak yazmanı ve oy toplama memuru seçilmemiş olsa da her halükarda toplantı başkanının seçilmesi zorunludur. TTK m. 422 uyarınca “... Tutanak, toplantı başkanlığı ve Bakanlık temsilcisi tarafından imzalanır; aksi hâlde geçersizdir.”. Benzer bir hüküm Yönetmelik m. 26'da da yer almaktadır. Görüldüğü izere tutanağın toplantı başkanlığı tarafından imzalanmaması halinde toplantıda alınan kararlar kesin geçersiz(batıl) olacaktır.Somut uyuşmazlıkta tutanak toplantı başkanı/başkanlığı tarafından imzalanmadığından, tutanağın ve tutanaktaki kararların geçersiz(batıl) olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca belirtmek gerekir ki Yönetmelik m. 26/4 uyarınca “Tutanağa eklenen muhalefet şerhi de toplantı başkanı ... tarafından imzalanır.”. Somut uyuşmazlıkta Davacı tarafından kaleme alınan muhalefet şerhinde de toplantı başkanının/başkanlığının imzası bulunmamaktadır. b. Davacı vekili, “...tutanağın dahi genel kurul tutanağı olarak hazırlanmadığını” iddia etmektedir. TTK m. 422 uyarınca “Tutanak, pay sahiplerini veya temsilcilerini, bunların sahip oldukları payları, gruplarını, sayılarını, itibari değerlerini, genel kurulda sorulan soruları, verilen cevapları, alınan kararları, her karar için kullanılan olumlu ve olumsuz oyların sayılarını içerir.”, Benzer şekilde Yönetmelik m. 26/2 uyarınca da “Tutanakta, Ek-4'teki örnekte olduğu gibi; şirketin unvanının, toplantı tarihinin ve yerinin, şirketin toplam sermayesinin ve pay adedinin, toplantıda hazır bulunan pay sahiplerinin veya temsilcilerinin sahip oldukları pay sayılarının toplamı ve grupları ile paylarının itibari değerlerinin toplamı gösterilmek suretiyle toplantı nisabı, genel kurulda sorulan soruların ve verilen cevapların, alınan her karar için kullanılmış olumlu ve olumsuz oy sayılarının, Bakanlık temsilcisi bulunmakta ise bunların ad ve soyadları ile görevlendirme yazısının tarih ve sayısının, çağrıya dayalı toplantı yapılıyorsa çağrının ne surette yapıldığının; çağrısız toplantı yapılıyorsa bu durumun belirtilmesi zorunludur.”. Tutanağın en azından TTK m. 422/1 hükmünde sayılan bilgileri içermesi gerekmekte olup, bu hüküm, emredici nitelikte bir şekil kuralıdır. Bu nedenle, tutanağın içermesi gereken bilgilerdeki eksiklikler tutanaktaki kararların batıl sayılmasına yol açacaktır. Somut uyuşmazlıktaki tutanakta ise TTK m. 422/1 ve Yönetmelik m. 26/2 hükümlerinde yer alan birçok husus (örn. toplantı yeri, şirketin toplam sermayesi ve pay adedi, toplantıda hazır bulunan pay sahiplerinin veya temsilcilerinin sahip oldukları pay sayılarının toplamı ve grupları ile paylarının itibari değerleri, alınan her karar için kullanılmış olumlu ve olumsuz oy sayıları, çağrının ne surette yapıldığı, çağrısız toplantı yapılmışsa bu durum) yer almadığından, tutanağın ve tutanaktaki kararların geçersiz(batıl) olduğu sonucuna varılmıştır. e. Davacı vekili, dava konusu genel kurul toplantısında oylama yapılmadığını, olumlu/olumsuz oyların yazılmadığını iddia etmektedir. TTK m. 422 uyarınca “Tutanak, pay sahiplerini veya temsilcilerini, bunların sahip oldukları payları, gruplarını, sayılarını, itibari değerlerini, genel kurulda sorulan soruları, verilen cevapları, alınan kararları, her karar için kullanılan olumlu ve olumsuz oyların sayılarını içerir...”. Yönetmelik m. 23'te de “Toplantıda alınan kararlar, hiçbir tereddütte yer vermeyecek şekilde, olumlu ve olumsuz oyların toplamları da gösterilmek suretiyle tutanakta belirtilir.” denilmek suretiyle aynı hususa işaret edilmiştir. Yukarıda ifade edildiği üzere tutanağın en azından TTK m. 422/1 hükmünde sayılan bilgileri içermesi gerekmekte olup, bu hüküm, emredici nitelikte bir şekil kuralıdır. Bu nedenle, tutanağın içermesi gereken bilgilerdeki eksiklikler tutanaktaki kararların batıl sayılmasına yol açacaktır Somut uyuşmazlıktaki tutanakta ise “her karar için kullanılan olumlu ve olumsuz oyların sayıları” yer almadığından, tutanağın ve tutanaktaki kararların geçersiz(batıl) olduğu sonucuna varılmış olup değerlendiren hususlara göre davalı şirketin 20/10/2022 tarihinde yapılan ortaklar kurulunda alınan kararların batıl olduğu sabit olduğundan davacı vekilinin diğer iddialarının değerlendirilmesine gerek bulunmadığından davanın kabulü ile davalı şirketin 20/10/2022 tarihinde alınan kararların batıl olduğunun tespitine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur. HÜKÜM/Yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile;davalı şirketin,20/10/2022 tarihli olağanüstü genel kurulunda alınan kararların batıl olduğunun TESPİTİNE, 2-Alınması gerekli 427,60 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davalıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA, 3-Davacı tarafından ödenen 80,70 TL Başvurma Harcı ile 80,70 TL Peşin Harç ile 11,50 TL vekalet harcının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yapılan 23 tebligat+posta ücreti 635,03 TL , 1 bilirkişi inceleme ücreti 8.000,00 TL olmak üzere toplam 8.635,03 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Davacının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 17.900,00 TL ücreti vekaletin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 6-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan 550,00 TL yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, 5235 sayılı Kanunun geçici 2'nci maddesine göre ,Bölge Adliye Mahkemeleri'nin kurulmasına ve 20 Temmuz 2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların 07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği anlaşılmakla;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup,usulen anlatıldı. 18/01/2024 Başkan ...... ☪e-imzalıdır.☪ Üye ...... ☪e-imzalıdır.☪ Üye ...... ☪e-imzalıdır.☪ Katip ..... ☪e-imzalıdır.☪
"İŞ BU EVRAK 5070 SAYILI ELEKTRONİK İMZA KANUNUNUN 5. MADDE UYARINCA GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, 22. MADDE UYARINCA DA ISLAK İMZA İLE İMZALANMAYACAKTIR."