İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2022/882 E. 2025/1032 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2022/882
Karar No
2025/1032
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/882 Esas KARAR NO : 2025/1032

DAVA : Tespit DAVA TARİHİ : 23/05/2019 KARAR TARİHİ : 20/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/12/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan 23/05/2019 tarihli dava dilekçesinde ÖZETLE; .... Sanayi Ticaret Ltd. Şti.'ne %28 hisse ile daha önce ortak olduğunu, dava dışı başka bir şirkete ortak olması ve bu şirketin ekonomik olarak sıkıntıya girmesi nedeniyle yukarıda adı geçen şirketteki %28 hissesini dava dışı ...'e inançlı temlik yaparak devrettiğini, bu şahsın da hisseyi davalı ...'a devrettiğini, hisseyi talep etmesine rağmen hissenin kendisine verilmediğini beyan ederek şirkete %28 hisse ile ortak olduğunun tespitine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde ÖZETLE; Davacı tarafın iddiaları ve beyanları gerçeklikten uzak nitelikte olduğunu, davacının şirketteki hissesini özgür iradesi ile ...'e devrettiğini, 4 yıl sonra dava açılmış olmasının manidar olduğunu, davanın haksız olduğunu belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Tarafların delilleri kapsamında İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünden, Küçükçekmece Sosyal Güvenlik Merkezinden, Bakırköy .... Noterliğinden bir kısım evrak ve belgeler dosyamız arasına celp edilerek incelenmiştir. Mahkememiz dosyası ile birleşen Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyasında dava dilekçesinde; Müvekkilinin davaya konu ... Sanayi Ticaret Limited Şirketi'ne %28 hisse ile dava dışı ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.'ne %40,1 hisse ile ortak olduğunu, müvekkilinin ... firmasına ortak olmasının sebebinin şirket ortağı ... ile olan geçmişe dayalı tanışıklık ve mal alımı yapılıyor olması ve aynı zamanda gıda işi yapmasından dolayı ... Gıda firmasının ürettiği lokumların satılabileceği düşüncesinin olduğunu, ... Gıda firmasının çok ciddi ekonomik sıkıntılar yaşaması üzerine bu durumun ... Ambalaj firması ortakları arasında bir huzursuzluğa sebep olduğunu, diğer ortakların ... Gıda firmasının yaşadığı ekonomik sıkıntılar nedeniyle müvekkilinin ... Ambalaj firmasında bulunan hisselerinin de haczedilebileceği ve şirketin tasfiyesinin istenebileceği, ekonomik olarak firmanın sonlanabileceği, işlerinin bu durumdan etkilenebileceği durumlarından endişelerini dile getirmesi ile bu yönde telkin ve baskıda bulunması nedeniyle müvekkilinin ... Ambalaj firmasının zarar görmemesi, olası zarara mani olmak düşüncesiyle tamamen iyi niyet niçerisinde mevcut hisselerinin tamamını (%28) ... Ambalaj firmasının SGK'lı maaşlı çalışanı ...'e görünüşte Bakırköy .... Noterliğinin 13/10/2015 gün ve ... yevmiye numaralı devir senediyle gerçekte ise inançlı temlik suretiyle devrettiğini, devrin gerçek bir devir olmadığı, bilabedel ve ... firması ekonomik sıkıntıdan kurtulunca geri alınmak üzere yapılmış bir devir olduğu, süreçte ... Gıda firmasının Gebze Asliye Ticaret Mahkemesine başvurarak iflas erteleme talep ettiğini ve mahkeme tarafından ... esas sayılı dosyada 03/11/2015'te tedbir kararı verildiğini, ancak ekonomik sıkıntı aşılamadığı için 27/06/2018'de iflasın açılmasına karar verildiği, SGK'lı olarak çalışan ...'e hisse devri yapıldıktan sonra şirket ortağı ...'ın bu kez de ...'in de bazı ekonomik sıkıntıları olduğunu ileri sürerek hisselerin ... üzerinde kalmaması yönünde müvekkiline ısrarla baskıda bulununca yeni bir devir yapılarak hisseler 26/01/2016'da ... tarafından yine ... Ambalaj çalışanı ...'a görünürde devredildiğini, başlangıçta tamamen iyi niyetli olarak yapılan bir devrin söz konusu olduğunu, kişilerin hangi saik ile hareket ettiklerini başlangıçta tespit etmenin mümkün olmadığını ancak yorumla bilahare anlaşıldığını, gelinen aşamada müvekkilinin aldatıldığının anlaşıldığını ve mağduriyetinin söz konusu olduğunu, müvekkilinden sonra yapılan devirlerin sadece görünüşte olduğunu, herhangi bir bedel karşılığı yapılmadığını, tarafların hiçbir tarihte müvekkiline ait hisselerin bedelli veya bedelsiz gerçekten devrini amaçlamadıklarını, işbu davalarının Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini, haklı davalarının kabulü ile müvekkilinin ... Ambalaj ve Paketleme Tarım Hay. Gıda. San. Tic. Ltd. Şti'ne %28 oranında hisse ile ortak olduğunun tespitine ve yargılama giderlerinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. ÖNCEKİ İLAM VE İSTİNAF KALDIRMA KARARI: Mahkememizin 27/11/2019 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı ilamı ile; " Davacı her ne kadar davasında ... Ambalaj ve Paketleme Tarım Gıda Sanayi Ticaret Ltd. Şti.'ne ait %28'lik hissesini önce dava dışı ...'e devrettiğini, bu şahsın da hisseyi davalıya devrettiğini beyan ederek ortak olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiş ise de, dosyaya bir örneği sunulan hisse devir sözleşmesinin davacı ile dava dışı ... arasında yapılmış olduğu, davanın tarafları arasında yapılmış bir inançlı temlik sözleşmesinin bulunmadığı, bu yönde dosyaya yansıyan herhangi bir delil de olmadığı, davacının hisseyi iyi niyetli olarak son devralan davalının, bu iktisabında kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğunu ispat edemediği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla davacı üzerine düşen ispat yükünü yerine getirememiş olup, açıklanan nedenlerle davanın reddi gerekmiştir..."gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin ... Esas ve ... Karar sayılı kaldırma ilamı ile; "...dava konusu payların dava tarihi itibariyle değeri tespit edilerek, bu değer üzerinden eksik peşin nisbi harcın tamamlanmaması, dava değerine göre 5235 Sayılı Kanunun 5/1 maddesi uyarınca dosyanın heyete tevdii edilip edilmeyeceğinin değerlendirilmemesi, eksik husumet bulunup bulunmadığı tartışılarak, ulaşılacak sonuca göre işlem yapılmaması, taraf delillerinin eksiksiz toplanması ve mevcut delillerin ispata elverişli olmadığının anlaşılması halinde yemin deliline dayanan davacı tarafa bu hakkı hatırlatılarak işlem yapılmaması nedeniyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına " karar verilerek dosyanın mahkememize gönderildiği ve iş bu esasa kaydının yapıldığı anlaşılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Asıl ve birleşen dava, inançlı işlem kapsamında davalı ...'e devredilen, akabinde ... tarafından da davalı ...'a devredilen dava dışı ... Ambalaj ve Paketleme Tarım Hay. Gıda San. Tic. Ltd. Şti'nin %28 oranındaki payın davacıya ait olduğunun tespiti ve ticaret siciline tescili istemine ilişkindir. Davacı taraf; dava dışı ... Ambalaj ve Paketleme Tarım Hay. Gıda San. Tic. Ltd. Şti’nde bulunan %28 oranındaki 2700 adet payını, şirketin diğer ortağı ...'ın telkini ile dava dışı ...'e inanç sözleşmesi ile devrettiğini, daha sonra yine ...'ın telkini ile ...'in bu payları, inanç sözleşmesini bilen ve iyi niyetli olmayan davalı ...'a devretmesini kabul ettiğini, her iki devrin de gerçek olmayıp, inançlı devir mahiyetinde bulunduklarını ileri sürerek payların kendisine ait olduğunun tespiti ile sicile tescilini talep etmektedir. Mahkememizce teknik bilirkişiler eliyle dava konusu payların dava tarihi itibariyle değeri tespit edilerek, bu değer üzerinden eksik peşin nispi harç tamamlattırılmıştır. Dosyaya mübrez davacı ile birleşen dosya davalısı ... arasındaki Bakırköy ... Noterliği'nin 13/10/2015 tarih ve ... yevmiye numaralı limited şirket pay devri sözleşmesi uyarınca, davacının dava dışı şirketteki 2700 adet payını 675.000,00-TL bedelle dava dışı ...'e devrettiğinin, devir bedelinin nakden ve tamamen alındığının yazılı olduğu anlaşılmıştır. Bu devrin 14/10/2015 tarihli ortaklar kurulu kararı ile kabul edildiği ve pay defterine işlendiği anlaşılmıştır. Dosyaya mübrez birleşen dosya davalısı ... ile asıl dosya davalısı ... arasındaki Bakırköy ... Noterliği'nin 26/01/2016 tarih ve ... yevmiye numaralı limited şirket pay devri sözleşmesi uyarınca, davalı ...'in dava dışı şirketteki 2700 adet payını 675.000,00-TL bedelle davalı ...'a devrettiğinin, devir bedelinin nakden ve tamamen alındığının yazılı olduğu anlaşılmıştır. Bu devrin 28/01/2016 tarihli ortaklar kurulu kararı ile kabul edildiği ve pay defterine işlendiği anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki hisse devir sözleşmelerinin yapıldığı tarih itibariyle uygulanması gereken TTK’nın limited şirketlerde hisse devrine ilişkin düzenleme içeren 595. maddesi; “(1) Esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemler yazılı şekilde yapılır ve tarafların imzaları noterce onanır. Ayrıca devir sözleşmesinde, ek ödeme ve yan edim yükümlülükleri; rekabet yasağı ağırlaştırılmış veya tüm ortakları kapsayacak biçimde genişletilmiş ise, bu husus, önerilmeye muhatap olma, önalım, geri alım ve alım hakları ile sözleşme cezasına ilişkin koşullara da belirtilir. (2) Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse, esas sermaye payının devri için, ortaklar genel kurulunun onayı şarttır. Devir bu onayla geçerli olur. (3) Şirket sözleşmesinde başka türlü düzenlenmemişse, ortaklar genel kurulu sebep göstermeksizin onayı reddedebilir. (4) Şirket sözleşmesiyle sermaye payının devri yasaklanabilir. (5) Şirket sözleşmesi devri yasaklamış veya genel kurul onay vermeyi reddetmişse, ortağın haklı sebeple şirketten çıkma hakkı saklı kalır. (6) Şirket sözleşmesinde ek ödeme veya yan edim yükümlülükleri öngörüldüğü takdirde, devralanın ödeme gücü şüpheli görüldüğü için ondan istenen teminat verilmemişse, genel kurul şirket sözleşmesinde hüküm bulunmasa bile, onayı reddedebilir. (7) Başvurudan itibaren üç ay içinde genel kurul reddetmediği takdirde onayı vermiş sayılır. ” hükmünü içermektedir. Bu amir hükme göre limited şirket hisse devir sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması ve tarafların imzalarının noterce onaylanmış olması, niteliği itibariyle bir geçerlilik şartı olup anılan şekilde gerçekleştirilmeyen hisse devir sözleşmesi taraflar arasında hüküm ifade etmez. Bu şekle uyulan hisse devrinin ortaklar kurulu tarafından da onaylanması ile devir işlemi tamamlanmış olacaktır. Somut olaydaki hisse devirleri şekli anlamda TTK 595. Maddesini uygun olarak yapılmışlardır. Ancak davacı taraf, dava konusu hisselerinin gerçek sahibinin kendisi olduğunu, bu devrilerin gerçek iradelerinin taşımadığını, hisse devirlerinin " ... Gıda firmasının çok ciddi ekonomik sıkıntılar yaşaması üzerine, aralarında organik bir bağ olmamasına karşın ... Ambalaj firması ortakları arasında özellikle de ... bakımından bir huzursuzluğun doğduğunu, diğer ortakların, özellikle de ...’ın, ... Gıda firmasının yaşadığı ekonomik sıkıntılar nedeniyle müvekkilinin ... Ambalaj firmasında bulunan hisselerinin de haczedilebileceği ve şirketin tasfiyesinin istenebileceği, ekonomik olarak firmanın sonlanabileceği, işlerinin bu durumdan etkileneceği vs. endişeleri ve buna ilişkin tedirginlikleri dile getirmeleri ve bu yönde telkin ve baskıda bulunmaları nedeniyle" inançlı işlem ile ...'e devrettiğini, bu kişinin de kendisine ait hisseleri devrin gerçek amacını bilen davalı ...'a devrettiğini iddia etmiştir. Mahkememizce bu iddialar doğrultusunda tarafların bildirdiği tanıkların beyanına başvurulmuştur. Davacı Tanığı ...'un beyanında özetle; Davacının abisi olduğunu, ... Gıda şirketinin aile şirketi olduğunu, abisinin ... Ambalaj şirketinde ortaklığı olduğunu, aile şirketlerinin yaşadığı ekonomik sıkıntılar sebebi ile ... tarafından abisinin şirket hisselerinin ... isimli ... Ambalaj şirketi çalışanına devredilmesinin istendiğini, abisinin hisseleri devrettiği buna rağmen şirket ortağı gibi davranmaya devam ettiğini, şirket yöneticisi gibi işleri takip ettiğini, devirden sonra ...'in de evine şahsi borçları yüzünden haciz gelmesinden sonra ...'in de hissleri şirketin muhasebecisi ...'a devredilmesini istediğini ve devrin gerçekleştiğini, söz konusu iki devrin de gerçek bir devir olmadığını, devir sözleşmelerinin aksine herhangi bir devir bedeli alınmadığını beyan etmiştir. Davacı Tanığı ...in beyanında özetle; davalı ...'in eşi olduğunu, 2013-2018 yıllarında ... Ambalaj şirketinde çalıştığını, söz konusu hisse devrinin eşi ...'e, davacının işleri iyi gitmediği için devredildiğini, ... tarafından ...'na herhangi bir bedel ödenmediğini, eşinin şirkette ustabaşı olarak çalıştığını, Eşi ...'u da “senin kan davalıların var ölürsen bu hisseleri çocuklarından alamayız, ayrıca senin borçların var bu yüzden gelip hisselerine el koyabilirler” diyerek ikna ettiklerini ve diğer davlı ...'e devrin yapıldığını beyan etmiştir. Davacı Tanığı ... beyanında özetle; 2015-2016 yıllarında ... Ambalaj Şirketine fason ambalaj ürettirdiğini, söz konusu hisselerin davacının işleri iyi gitmediği için devredildiğini, bu devrin tamamen davacının şirketi alacaklılardan korumak amacıyla yapıldığını beyan etmiştir. Davalı Tanığı ... beyanında özetle; 2014 yılı Şubat ayından itibaren ... Ambalaj firmasında muhasebe bölümünde çalıştığını, asıl dosyanın tarafı olan ...'IN şu anda şirketin Genel Müdürü olduğunu, şirket ortağı ...'nun başka şirketteki yaşamış olduğu ekonomik sıkıntılardan dolayı hisselerini ...'e devrettiğini, bu devir karşılığında herhangi bir bedel alınıp alınmadığını bilmediğini, ...'in şirkette ustabaşı olarak çalıştığını, bu bedeli ödeme gücü olmadığını bildiğini, bu devrin davacı tarafından tamamen şirketi korumak amacıyla yapıldığını, ...'in üzerine aldığı hisseleri ise neden ... beye devrettiğini bilmediğini beyan etmiştir. Mahkememizce asıl ve birleşen davanın davalıları HMK'nın 169 maddesi uyarınca isticvap edilmiş ve davalı asil ... isticvap beyanında; ... Ambalaj Şirketi'nde 2013-2018 yılları arasında usta başı olarak çalıştığını, davacı ...'nun bu şirkette hissesi olduğunu, yaşadığı ekonomik sıkıntılar nedeniyle alacaklılarının ... Firması'na zarar vermesi nedeniyle hisselerini kendisine bedelsiz olarak devrettiğini, daha sonra bu hisseleri tekrar kendisine devredeceğini, ancak ...'na benle ilgili birtakım sıkıntıların olduğu bu nedenle hisselerin şirket çalışanı olan ...'a devri gerektiği söylenmiş bunun üzerine davacı ....in kendisini aradığını ve hisseleri ...'a devret dediğini, kendisinin de bedelsiz olarak hisseleri ...'a devrettiğini, ...'ın şirketin diğer ortağı ...'ın yeğeni olduğunu, davacı ...'in hisselerini devretmesine rağmen ortak gibi şirkete gelip gittiğini, davacının üretim tarafından sorumlu olduğu için onun gözetiminde üretimin devam ettiğini, kendisinin şirketten ayrıldıktan sonra hisselerin tekrar iadesi noktasında taraflar arasında sorun olduğunu, bu nedenle hisselerin davacıya iade edilmediğini, beyan etmiştir. Davalı asil ... isticvap beyanında; ... Ambalaj Şirketi'nin kurucu ortağı ...'ın oğlu olduğunu, diğer ortak ...'ın ise yeğeni olduğunu, bu şirkette çalışan olduğunu, davalı ...'e ait olan hisseleri noterden yapmış olduğu devir sözleşmesi kapsamında satın aldığını, bedeli kendisine nakden ödediğini, davacının iddialarının doğru olmadığını, davacı ile davalı ... arasındaki devirle ilgili olarak da tam olarak bilgi sahibi olmadığını beyan etmiştir. Davacı taraf her ne kadar uyuşmazlığın inançlı işlem çerçevesinde çözümlenmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de, burada hisse devrinin üçüncü kişilerden gelecek talepleri bertaraf etmek amacıyla yapıldığı ileri sürüldüğü için uyuşmazlığın çözümünde muvazaa hükümlerinin de göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Türk hukukunda inançlı işlemler doğrudan düzenlenmemiştir. İnançlı işlemler, öğreti ve yargı kararları ışığında pozitif Türk hukukunda yerini almıştır. İnançlı işlem daha çok teminat amacıyla bir malın inanılan kişiye inançlı temlik yoluyla devrinin ardından malın tarafların anlaştığı şartlarda geri inanılana naklini ifade eden işlemdir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun verdiği bir karara göre ise, “inançlı işlemler, bir kimsenin menfaatinin başkası tarafından korunması veya teminat sağlamak amacıyla ona bazı hakları ciddi olarak devrettiği, ancak hakları iktisap edenin bunlardan doğan bazı yetkileri hiç kullanmaması, bazılarını da ancak önceden hak ve halen menfaat sahibi olanın gösterdiği biçimde kullanmak zorunda olması hususunda tarafların anlaştığı işlemlerdir." Görüldüğü üzere inançlı işlem güven esasına dayanan bir hukuki işlemdir. Taraflar birbirlerine duydukları güven sonucu bir malın mülkiyetini sözleşmenin karşı tarafına geçirir ve daha sonrasında da kendisine bu malın geri döneceğine güvenir. Hatta inanan, malın kendisine döneceğine güvenen kişi olarak tanımlanır. Muvazaa kavramı ise Borçlar Kanunun 19 maddesinde doğrudan düzenlenmiştir. Bir sözleşmenin taraflarının, üçüncü kişileri aldatmak amacıyla, gerçek durumu gizleyerek, gerçek iradelerine uymayan ve kendi aralarında geçerli olmayan bir hususta anlaşmalarına muvazaa; bu şekilde yapılan işlemlere de, muvazaalı işlemler adı verilir (HGK’nın 09.02.2005 tarihli ve 2005/1-19 E., 2005/42 K. ile 16.6.2010 tarihli ve 2010/1-281 E., 2010/323 K. sayılı kararları). Muvazaada, daima görünüşte var olan, ancak taraflarca gerçekte asla istenmeyen, salt üçüncü kişilere yanlış kanaat verip onları aldatmak amacıyla yapılmış bir hukukî işlem ile bu işlemin aralarında geçerli olmadığına ilişkin bir muvazaa anlaşması mevcuttur. Bazı durumlarda, bu ikisine ek olarak, tarafların gerçek iradelerine uygun olan ancak, çeşitli nedenlerle görünen işlemin arkasına sakladıkları bir gizli işlem daha bulunur. Taraflar arasında bir gizli işlemin bulunup bulunmadığına göre bakılarak, muvazaanın iki türünden söz edilir. Tarafların kendi aralarında geçerli herhangi bir hukukî işlem yapmak istemedikleri hâlde, salt üçüncü kişilere, aralarında bir hukukî işlem varmış gibi görünmek için işlem yapmaları hâlinde mutlak (basit) muvazaa söz konusu olur. Buna karşılık nispi (mevsuf) muvazaada, taraflar arasında gerçek iradelerine uygun bir hukukî işlem bulunmakla birlikte bu işlem, kendi iradelerine uymayan, dışa karşı yapılmış bir başka hukukî işlemle gizlenir. Bu tanımlar ışığında; muvazaa ve inançlı işlem arasında benzerlikler bulunmasına rağmen özellikle hüküm ve sonuçları bakımından aralarında farklar bulunmaktadır. İnançlı işlemlerde, muvazaada olduğu gibi üçüncü kişileri aldatma kastı yoktur. Bu ilişkide, inanılan taraf, bu sözleşmenin kendisine sağladığı hukuki durumu ancak belirli bir amaçla kullanacağını ve bu amaç gerçekleştikten sonra terk edeceğini kabul ve taahhüt eder. Böyle bir işlemde üçüncü kişileri aldatma amacı yoktur. İşlemin mahiyeti dış aleme farklı yansıtılır. Arada bir iç ilişki vardır ve bunun üçüncü kişilerce bilinmesi istenmemiş olabilir. Bu haliyle birleşen davanın konusunu teşkil eden ilk sözleşme, davacının da dilekçesinde bahsettiği üzere yaşanacak olan ekonomik sıkıntılar dolayısıyla şirkete haciz gelmesinin önüne geçmek amaçlı olarak, üçüncü kişileri aldatma kastı ile yapılmış olup, tarafların gerçek iradesi hisse devri değildir. Bu sebeple somut olayda davacının ilk yapmış olduğu sözleşmede taraflar arasında muvazaa sözleşmesi olduğu kabul edilmiştir. Muvazaa sözleşmesinde şekil koşulu aranmaz. Yazılı veya sözlü yapılabilir. Görünüşteki sözleşme şekle bağlı olsa dahi muvazaa sözleşmesinin yazılı veya resmî şekilde yapılması gerekmez. Görünüşteki sözleşmenin şekle bağlı olması hâlinde muvazaanın yazılı delil ile ispat edilmesi kuralı muvazaa sözleşmesinin yazılı olmasının geçerliliği için değil ispat edilebilmesi için aranan bir kuraldır. Bu bağlamda görünüşteki yazılı bir sözleşmenin aksini iddia eden tarafın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 200 ve BK’nın 13. maddeleri uyarınca iddiasını yazılı delil ile ispat etmesi zorunludur. Muvazaa sözleşmesi görünüşteki sözleşmeyi değiştirdiğine veya hükümsüz kıldığına göre ispat gücü kazanabilmesi için yazılı olması değinilen kanunların açık hükümleri gereğidir (YİBK’nın 05.02.1947 tarihli ve 1945/20 E.,1947/6 K. sayılı kararı). Bununla birlikte HMK’nın 202. maddesi uyarınca yazılı belgeyle (senetle) ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilecek olup delil başlangıcı; iddia konusu hukukî işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukukî işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belge olarak tanımlanmıştır. Bu açıklamalar ışığında; ispat külfeti kendisinde olan davacı muvazaa iddiasını yazılı delil ile ispat etmek zorundadır. Somut olayda davacı taraf yazılı belge sunmamış olsa da, davacı ile aralarında inançlı işlem bulunan davalı ... devrin muvazaalı yapıldığını ikrar ettiği için, kesin delil ile ilk sözleşmenin muvazaalı olduğu kabul edilmiş ve davacı ile birleşen dosya davalısı ... arasındaki Bakırköy ... Noterliği'nin 13/10/2015 tarih ve ... yevmiye numaralı limited şirket pay devri sözleşmesinin muvazaa nedeniyle geçersiz olduğuna karar vermek gerekmiştir. Somut olayda davacı ile davalı ... arasında ise pay devri ilişkisinin bulunmadığı, davacının inançlı işlemle ...'e devrettiği payların, bu durumu bilen veya bilmesi gereken davalı tarafından devralındığı, diğer değişle davalının inançlı işlemle devredilen payları iktisap eden ve iyi niyetli olmayan üçüncü kişi olduğu iddia edilmiştir. Davalı taraf isticvap beyanında bunun aksini inkar etse de; ilk devrin devralanı, ikinci devrin devredeni olan davalı ..., devrin bedelsiz olduğunu, kendisinden kaynaklı sebeplerle hisseleri koruma altına almak için devredildiğini, tevil yollu davalı ...'in de bunu bildiğini ve iyiniyetli olmadığını beyan etmiştir. Dinlenen tanıklar da benzer şekilde beyanda bulunmuşlar ve davalı ...'in devrin gerçek bir devir olmadığını bildiğini beyan etmişlerdir. Davalı ...'in bizzat her iki sözleşmede taraf olması, tanıkların şirket çalışanı olması nedeniyle bu devrin asıl yapılma amacını bilebilecek durumda olmaları ve birbiriyle uyumlu beyanlarda bulunmaları nedeniyle davalı ...'in ve dinlenen tanıkların beyanlarına üstünlük tanınmış ve davalı ...'ın iyiniyetli olmadığı kabul edilmiştir. Bu nedenle davalı ... ile davalı ... arasındaki Bakırköy ... Noterliği'nin 26/01/2016 tarih ve ... yevmiye numaralı limited şirket pay devri sözleşmesinin de geçersiz olduğu kabul edilmiş ve asıl ve birleşen davaların kabulü ile davalı ... adına kayıtlı dava dışı ... Ambalaj ve Paketleme Tarım Hayvancılık Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin %28 hissesinin davacı ...na ait olduğunun tespiti ile davacı adına tesciline dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Asıl ve birleşen davaların KABULÜ İLE, Davalı ... adına kayıtlı dava dışı ... Ambalaj ve Paketleme Tarım Hayvancılık Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin %28 hissesinin davacı ... na ait olduğunun TESPİTİNE, 2-Asıl ve birleşen dava Yönünden; 492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 170.604,22-TL karar harcından mahkememiz veznesine yatırılan 31.213,16-TL peşin harcın ve 11.482,30TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 42.695,46 TL'nın mahsubu ile eksik kalan 127.908,76-TL karar harcının davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 125,10 TL başvuru harcı, 31.213,16-TL peşin harcın ve 11.482,30TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 42.820,56TL'nin davalılardan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 4-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 366.675,00 TL vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 7.500,00.-TL bilirkişi ücreti ve 1.174,00-TL posta gideri olmak üzere toplam 8.924,20TL yargılama giderinin davalılardan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 6-Bakiye avansın karar kesinleşince yatırana iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal sürede İstinaf Başvuru hakları olduğu hatırlatılarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.20/11/2025

Başkan ... e-imzalı Üye ... e-imzalı Üye ... e-imzalı Katip ... e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2022/882, K. 2025/1032, T. 20.11.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2022-882-e-2025-1032-k-d00390577988