İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/526 E. 2025/838 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/526
- Karar No
- 2025/838
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/526 KARAR NO : 2025/838
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/08/2023 KARAR TARİHİ : 20/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacı müvekkili ile davalı... Şti. arasında daire alım satımı konusunda anlaşmaya varıldığını, buna göre davacı müvekkili tarafından davalı ... Ltd. Şti. firmasından alınacak daire karşılığında toplam değeri 2.250.000,00 TL olan birbirine yakın vadeli sıralı çekler verilerek karşılığında da ... İnşaatın sahibi olduğu inşaattan bir daire satın alınmasına karar verildiğini, söz konusu çeklerin davacı müvekkili tarafından davalıya keşide edilerek verilmiş olsa da bu zamana kadar herhangi bir daire tesliminin taraflarına yapılmadığını, bununla birlikte daire teslimi yapılmadığı gibi ilgili çeklerin ciro yoluyla piyasaya sürüldüğünü, bu sebeple müvekkiline karşı icra takiplerine ve de ceza davalarına başlanılmasına sebep olunduğunu, ceza davalarından ... 20. İcra Ceza Mahkemesi ... K. sayılı kararının istinaf incelemesinin de tamamlandığını, dosyanın kesinleştiğini ve cezanın ödenmesine taraflarınca başlandığını, dava konusu çeklerin davalı tarafından (keşideci müvekkiline teslim etmesi gereken ürünleri teslim etmediği halde) ciro yoluyla diğer davalılara verdiğini ve de davacı müvekkilinin zarara uğramasına ve de ekonomik olarak mahvına neden olduğunu, tüm bu açıklamalar ve mahkemenizce re'sen ele alınacak hususlarla birlikte, öncelikle çeklerle ilgili olarak ilgili icra hukuk mahkemesi dosyalarına yargılamaların durdurulması için tedbir kararı verilmesini; davacı müvekkilinin davalılara herhangi bir borcunun olmadığının tespitiyle birlikte davacı müvekkili tarafından verilen dava konusu ...- ... Şubesi- ... seri numaralı-150.000 TL bedelli, 30.12.2022 vadeli çek ...- ... Şubesi- ... seri numaralı-150.000 TL bedelli, 23.12.2022 vadeli çek ...- ... Şubesi- ... seri numaralı-150.000 TL bedelli, 13.01.2023 vadeli çek ...- ... Şubesi- ... seri numaralı-150.000 TL bedelli, 20.01.2023 vadeli çek ...- ... Şubesi- ...seri numaralı-150.000 TL bedelli, 27.01.2023 vadeli çek ...- ... Şubesi- ... seri numaralı-125.000 TL bedelli, 31.01.2023 vadeli çek ...- ... Şubesi- ... seri numaralı-125.000 TL bedelli, 17.01.2023 vadeli çek ... Şubesi-... seri numaralı- 200.000 TL bedelli, 28.02.2023 vadeli çek ...- ... Şubesi-... seri numaralı- 200.000 TL bedelli, 17.02.2023 vadeli çek ...- ... Şubesi-... seri numaralı- 200.000 TL bedelli, 30.01.2023 vadeli çek ...- ... Şubesi-... seri numaralı- 200.000 TL bedelli, 20.01.2023 vadeli çek ...- ... Şubesi-... seri numaralı- 450.000 TL bedelli, 25.12.2022 vadeli çekler hakkında bedelsizlik kararı verilmesini, haksız ve de kötü niyetli takip nedeniyle takip konusu miktarın %20'sinden az olmamak üzere davalılardan ayrı ayrı tazminatın alınarak davacı müvekkiline verilmesini, yargılama giderleri ve de avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ...'ın vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı ... Şirketi tarafından keşide edilen; ...- ... Şubesi-...seri numaralı- 200.000 TL bedelli, 17.02.2023 vadeli çek, ...- ... Şubesi-...seri numaralı- 200.000 TL bedelli, 30.01.2023 vadeli çek, ...- ... Şubesi-... seri numaralı- 200.000 TL bedelli, 20.01.2023 vadeli çek ve ...- ... Şubesi-... seri numaralı- 450.000 TL bedelli, 25.12.2022 vadeli çeklerin düzgün ciro silsilesiyle müvekkili ...'a ciro edildiğini, davacı ile müvekkili arasında herhangi bir ticari ilişki olmayıp söz konusu çeklerin yetkili hamili olan müvekkili tarafından ilgili çeklerin bankaya ibraz edildiğini ve karşılıksız olduklarının öğrenildiğini, bu doğrultuda müvekkili tarafından ...- ... Şubesi... seri numaralı- 450.000 TL bedelli, 25.12.2022 vadeli çek ile ...- ... Şubesi-... seri numaralı- 200.000 TL bedelli, 20.01.2023 vadeli çek için ... 11. İcra Dairesi ... E. Sayılı icra dosyası ile takip başlatıldığını, takibin borçlu davacı yönünden kesinleştiğini, aynı zamanda bu çekler için "Çekle ilgili karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme" suçunu işleyen davacı hakkında şikayette bulunulduğunu, iş bu şikayet doğrultusunda ... 20. İcra Ceza Mahkemesi'nin ... E., ...kararı ile davacının şikayet konusu iki çek için karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçundan cezalandırılmasına karar verdiğini, yine müvekkili tarafından ...- ... Şubesi... seri numaralı- 200.000 TL bedelli, 17.02.2023 vadeli çek ile ...- ... Şubesi-... seri numaralı- 200.000 TL bedelli, 30.01.2023 vadeli çek için ... 11. İcra Dairesi ...E. Sayılı icra dosyası ile takip başlatıldığını, takibin borçlu davacı yönünden kesinleştiğini, aynı zamanda bu çekler için "Çekle ilgili karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme" suçunu işleyen davacı hakkında şikayette bulunulduğunu, işbu şikayet doğrultusunda ... 20. İcra Ceza Mahkemesi'nin... E., ...K. Sayılı kararı ile davacının şikayet konusu iki çek için karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçundan cezalandırılmasına karar verdiğini, tüm bu nedenlerden ve resen tespit edilecek gerekçelerle, tüm hakları saklı kalmak kaydıyla; haksız ve kötü niyetli açılan davanın esastan reddini, alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini savunmuştur. Davalılardan...Şirketine usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşıldı. ...- ... Şubesi-... seri numaralı- 200.000 TL bedelli, 17.02.2023 vadeli çek, ...- ... Şubesi-...seri numaralı- 200.000 TL bedelli, 30.01.2023 vadeli çek, ...- ... Şubesi-...seri numaralı- 200.000 TL bedelli, 20.01.2023 vadeli çek ve ...- ... Şubesi-...seri numaralı- 450.000 TL bedelli, 25.12.2022 vadeli çeklerin davalı ... şirketi lehine keşide edildiği ve davalı şirket tarafından dava dışı şirket lehine ciro edildikten sonra davalı gerçek kişinin yetkili hamil olarak göründüğü, davalı gerçek kişi ... tarafından anılan çekler yönünden davacı ve cirantalar aleyhine takip başlatılmış olduğu dosya içine celpedilen ... 11. İcra Dairesinin... Esas sayılı icra takip dosyası ile ... 11. İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra takip dosyasından anlaşılmıştır. Davacı dava dilekçesinde yemin deliline dayandığından hangi vakıaların ispatı için yemin deliline dayanıldığını açıklamak ve yemin deliline başvurmak isteyip istemediği konusunda dilekçe sunmak üzere mahkememizin 24.10.2024 tarihli duruşmasında alınan 3 nolu ara karar ile davacı tarafa 2 haftalık kesin süre verilmiş, davacı vekiline ihtar edilmesine rağmen yemin delili ile ilgili açıklama sunulmadığı anlaşılmakla davacı tarafın yemin deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verilerek yargılamaya devam edilmiştir. Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde Dava, daire satın almak amacıyla avans olarak çek verildiği ve verilen çekler karşılığında daire teslim edilmediği iddiasına dayalı olarak davalılara borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, dava konusu çeklerin, davalılardan çek lehtarı ... Şirketi şirketinden bağımsız bölüm satın almak amacıyla keşide edilip edilmediği, davacının dava konusu çekler nedeniyle davalılara borçlu olup olmadığı, ispat külfetinin yer değiştirip değiştirmediği konularında toplanmıştır. Kural olarak çek bir ödeme aracı olup, mevcut bir borcun tasfiyesi amacıyla verilmektedir. Çekin ödeme dışında başka bir amaçla (örneğin avans olarak) verildiğini iddiasının davacı tarafça (HMK’nın 200. maddesi gözetilerek) ispatlanması gerekmektedir. Davalı tarafından varlığı iddia edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının (yok olduğunun) tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı (Kuru-El Kitabı), İstanbul 2013, s. 346). Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372). Çek, Kanun’da öngörülen sıkı şekil şartlarına bağlı olarak düzenlenen, para borçlarını ödeme amacına özgülenmiş, yazılı ve soyut bir havaledir. Çek kanunen emre yazılıdır (nama veya hamiline de yazılabilir). Çek açıkça emre kaydını içermese bile ciro ve zilyetliğin geçirilmesi yoluyla devredilir. Çek düzenleyen muhataba belirli bir bedeli lehtara ödeme, lehtara da tahsil yetkisi veren bir kambiyo senedidir. Çek bir ödeme aracıdır. Ancak poliçe ve bonodaki gibi kredi işlevine haiz değildir. Çek bir ödeme aracı olduğundan çekte vade olmaz, ibraz süreleri kanunda olabildiğince kısa tutulmuştur. Çek muhatap bankaca görüldüğünde ödenir (Poroy, Reha/ Tekinalp, Ünal: Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, Ankara 2018, s. 309 vd.). Ticarî hayatta yaygın olarak ileri tarihli çek düzenlenerek çekin kredi veya teminat aracı olarak kullanıldığı görülmektedir. Bu kullanım şeklinin dahi çekin ödeme aracı olma özelliğini ortadan kaldıramayacağı unutulmamalıdır. Çek muhatap banka tarafından görüldüğünde meşru hamil olan kişiye nakden ödenir. Çekin muhatap bankaya ibrazı, çekin, ödenmesi için bankaya, dolayısıyla bankanın incelemesine sunulması, zilyetliğin geçici olarak bankaya bırakılmasıdır (Poroy/ Tekinalp, 379, 381). Her senedin düzenlenmesinin altında yatan bir neden/ilişki vardır. İlletten mücerret olan kambiyo senetleri “ifa amacıyla” ya da “ifa yerine” düzenlenebilir. İfa amacıyla düzenlendiğinde, taraflarca aksi kararlaştırılmadığı sürece asıl borç ilişkisi ortadan kalkmaz. Kambiyo senedinin bu iki nedenden hangisi için düzenlendiğinin açıkça belirtilmediği durumlarda, kambiyo senedinin ifa amacıyla düzenlendiği kabul edilir. Bir başka anlatımla, kambiyo senedinin mevcut asıl borç ilişkisinden doğan alacağın ifasını teminen, bu alacağın ifasının gerçekleştirilmesi uğruna düzenlenmesi esastır (Bozer, Ali/Göle, Celal: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 2018, s.68). Kambiyo senetleri mücerret kıymetli evrak niteliğine sahip olduklarından bu senetlerde yer alan hak, temel borç ilişkisinden bağımsızdır. Ancak kambiyo taahhüdünde bulunmanın temelinde -şart olmamakla birlikte- genellikle satım, bağışlama, kira, taşıma gibi bir borçlandırıcı işlem vardır. Böyle bir borçlandırıcı işlem yoksa senedin hatır için verildiği varsayılır. Temel borç ilişkisinin taraflarından birinin bir kambiyo senedi düzenleyip lehtara vermesiyle kambiyo ilişkisi diye adlandırılan ve temel borç ilişkisinden bağımsız olan ikinci bir borç ilişkisi doğar. Zira bir borç ilişkisi için kambiyo taahhüdünde bulunulması tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça borcun yenilenmesi sonucunu doğurmaz; kambiyo senedinin ifa yerine değil ifa uğruna verilmiş olduğu kabul edilir. Dolayısıyla bir borç hakkında kambiyo senedi düzenlendiği takdirde, taraflar arasında biri temel borç ilişkisi, diğeri kambiyo ilişkisi olmak üzere iki çeşit ilişki bulunur. Aynı durum, kambiyo senedinin tedavülü hâlinde de karşımıza çıkar. Bir kambiyo senedi ciro edildiği zaman ciranta ile ciro edilen kişi arasında kural olarak bir temel ilişki (asıl borç ilişkisi) bulunmaktadır. Ayrıca, bu iki kişi arasında kambiyo hukukundan doğan bir kambiyo ilişkisi de mevcuttur. Bu sebeple taraflar arasındaki temel borç ilişkisindeki bozukluklar kambiyo ilişkisini etkilemez. Temel borç ilişkisinden doğan def’îler, temel borç ilişkisi ile kambiyo ilişkisinin taraflarının aynı olması ve bile bile borçlu zararına hareket edilmesi hâlleri dışında, kambiyo ilişkisinde ileri sürülemez. Zira temel borç ilişkisi kendi hukukuna, kambiyo ilişkisi de kendi hukukuna tabidir. Borçlu, kambiyo senedi nedeniyle alacaklıya karşı, genel olarak ya kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ya da temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunabilir. Başka bir deyişle borçlunun kambiyo senedi borcundan dolayı sorumlu olmaması, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan doğan nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, temel borç ilişkisine yönelik nedenlere de dayanabilir. Bununla birlikte borçlunun takas def’îni kullanması hâlinde ise ne temel borç ilişkisine ne de kambiyo senedi borcuna dayanılmakta; borçlu, kambiyo senedinden doğan borcu ile hamildeki alacağını takas etmektedir. Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, Ankara, 1969, s.16). Başka bir deyişle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır. Bedelsizlik iddiası,6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.687) maddesi anlamında bir kişisel def’îdir. Bedelsizlik bir kişisel def’î olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Ancak borçlu, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def’îni ileri sürebilir. Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davasının yasal dayanağı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 77 vd. maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmedir. Zira kambiyo senetlerinde geçerli olan mücerretlik (soyutluk) ilkesi gereğince, temel alacağın mevcut olmaması veya geçersiz olması, kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmamakta; buna karşılık temel ilişkideki sakatlık, kambiyo borçlusuna, borçlu olmadığının tespitiyle birlikte, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme def’ini dermeyan etme hakkını vermektedir. Kambiyo senedinin teminat amacıyla düzenlenmiş olması hâlinde ve de senet ciro edilmişse hamil senedin teminat senedi olduğunu biliyor ve borçlunun zararına hareket ediyorsa, anılan def’înin hamile karşı da öne sürülmesi mümkündür. Menfi tespit davasının konusunu oluşturan senedin bedelsizliğine dair iddiayı ispat yükü üzerinde olan senet borçlusu bu iddiasını, HMK’nın 201. maddesi gereğince ancak yazılı delille/kesin delille ispatlayabilir. Zira bir kambiyo senedine bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, değeri ne olursa olsun tanıkla ispat olunamayacaktır. Senede karşı senetle ispat kuralı olarak adlandırılan bu kuralın karşı tarafın muvafakati ve HMK’nın 202. maddesinde düzenlenen delil başlangıcı olarak adlandırılan iki istisnası mevcut olup anılan iki durumun gerçekleşmesi halinde senede karşı tanıkla ispat mümkündür. Öte yandan senedin teminat olarak verildiğinden bedelsizliğine dair kişisel def’înin sonraki hamillere ileri sürülmesi ancak TTK’nın 687. maddesi gereğince hamillerin, senedi iktisabında bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olduğunun ispatıyla mümkündür. Bu itibarla gelinen aşamada kanun koyucunun takdiri hâkime bıraktığı “bile bile borçlunun zararına hareket” kavramı ve bu durumun ispatı hususuna değinmek yararlı olacaktır. Kambiyo senetlerinde kamu itimadına mazhar olma ilkesi çerçevesinde ortaya çıkmış olan kişisel def’îlerin sonraki hamillere ileri sürülememesinin bir istisnası olan bu kavram, TMK’nın 2. maddesinde düzenlenen iyiniyet kuralı ile ilişkilidir. İyiniyetin var olup olmadığının her somut olayın özelliğine göre belirlenmesi gerektiğinden bu kavramın içeriği uyuşmazlıklardaki oluşa göre farklılaşabilecektir İspat konusunda ise; niteliği gereği bile bile borçlu zararına hareketin varlığının senetle ispatı aranmaz. Yani, borçlu, hamil olan davalılara karşı kambiyo senedini iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiğini, kambiyo senedinin bedelsiz olduğunu bilebilecek durumda olduğunu tanık dâhil her türlü delille ispat edebilir. Bununla birlikte, ispat yükü senet borçlusunun üzerinde olup, borçlu tarafından hem def’îlerin varlığı (ki bu def'î bedelsizlik ise senede karşı senetle ispat kuralları gereği kesin/yazılı delillerle ispatı gerekecektir) hem de bunların senedi iktisap ederken hamil tarafından bilindiğinin ispatlanması gerekmektedir. Bu kapsamda kişisel def’îlerin hamile karşı ileri sürülebilmesi için hamilin keşideci ile lehtar arasındaki ilişkiyi bilmesi yeterli olmayıp sırf borçluyu ızrar etmek maksadıyla hareket etmiş, başka bir deyişle bu amaçla senet lehtarıyla gizli anlaşma içerisine girmiş olması da gerekir. Somut olayda davacı, davalı çek lehtarı şirkettten taşınmaz satın almak amacıyla dava konusu çeklerin lehtara avans olarak verildiğini ve bağımsız bölümlerin kendisine teslim edilmemiş olması sebebi ile çeklerin bedelsiz kaldığını, davalı hamilin de çekleri kötü niyetli iktibas ettiğini iddia etmiştir. Davacı bedelsizlik def’îni yazılı delille ispat edemediğinden çekin hamili davalı gerçek kişinin, bile bile davacının zararına hareket ederek senedi iktisap etmiş olduğu iddiasının ispatı da söz konusu değildir. Zira TTK’nın 778/1-a maddesi atfıyla uygulanacak olan aynı Kanun’un 687. maddesi gereğince; bedelsizlik şeklinde ortaya çıkan kişisel def’înin senet hamiline karşı ileri sürülebilmesi için öncelikle, senedin bedelsizliğine dair def’înin yazılı delille ispatlanması zorunlu olup bu iddia davacı tarafından usulüne uygun olarak ispatlanamamıştır. Bu nedenle davanın reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Tedbir kararı verilmemiş olduğundan davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebinin reddine, 3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre tahsili gereken karar harcı 615,40 TL olduğundan peşin yatırılan 38.424,38 TL'den 615,40 TL'nin mahsubu ile fazla yatırılan 37.808,98 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan (493,75 TL posta ve tebligat masrafı) yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap ve takdir edilen 163.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine, 6-Gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran taraflara iadesine, Dair, davacı vekilinin yokluğunda, davalı ...'ın yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 20/11/2025
BAŞKAN
ÜYE
ÜYE
KATİP