İlk Derece Mahkemesi · Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/76 E. 2024/260 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/76
- Karar No
- 2024/260
- Karar Tarihi
T.C. .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2022/76 KARAR NO : 2024/260
BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... - .... DAVALI : 1- ... - ... .... VEKİLİ : Av. ... - .... DAVALI : 2- ... - ... ...
DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 02/02/2022 KARAR TARİHİ : 28/03/2024 K. YAZIM TARİHİ : 28/03/2024
Mahkememizde görülen İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; Dava dışı ..., ... tarafından cirolanmak sureti ile kendisine verilen yetkili hamili olduğu .... şubesinin ... numaralı 650.000,00TL bedelli 30.09.2019 vadeli çeki iradesi dışında kaybetmiş olduğu iddiası ile .... Mahkemesinde 14.01.2020 tarihinde hasımsız olarak kıymetli evrakın zayii nedeniyle iptali davasını açmış,.... E. Sayılı dosyada 27.12.2019 tarihli .... . Sayılı kararı ile de çekin zayi nedeni ile iptaline karar vermiş olup karar kesinleştiğini, Çekin cirantası olan ... ve dava dışı yetkili hamil ..., şubesinin ... numaralı 650.000,00TL bedelli çekin hamil ...'un iradesi dışında kaybolmuş olması nedeni ile öncelikle ilk protokolü imzalandığını, Söz konusu İlk protokolde, işbu çek nedeni ile ..., ciranta ... ve çekin keşidecisi ...' den hiçbir alacağı olmadığını kabul ve taahhüt etmekte ve görüleceği üzere benzeri bir şekilde ...' e yükümlülükler getirmediğini, Söz konusu protokol 07.02.2018 tarihinde ... ve ... tarafından imzalandığını, Ne var ki, aynı tarih olan 07.02.2018 tarihinde taraflar arasında ikinci bir protokol daha imzalanmıştır. Bu protokolde, her ne kadar 07.02.1018 tarihinde aralarında akdettikleri sözleşme ile ... şubesinin ... numaralı 650.000,00TL bedelli 30.09.2019 vadeli çek için ibra protokolü düzenlenmişse de, aynı gün içinde ödemeyi taahhüt eden ciranta ...'in ödemesi kararlaştırılan bedeli ödemediği, bu nedenle de ilk protokolün aynı gün içinde feshedildiği, söz konusu çeke ilişkin hamil ...'un tüm haklarının devam ettiği, birbirlerini işbu çekten dolayı ibra etmediklerini, ilk protokol ile alınan teminat senedinin ...'a ... tarafından iade edileceği taraflarca kabul ve taahhüt edilerek imzalandığını, Söz konusu protokollerden ve ekte sunulacak belgelerden de açıkça görüldüğü üzere .... Mahkemesinin 14.01.2018 tarih, .... . Sayılı kararında zayi nedeniyle iptaline karar verilen .... şubesinin ... numaralı 650.000,00TL bedelli 30.09.2019 vadeli çeke ilişkin ...'un hakları devam etmekte olan ..., bu çekten doğan bütün haklarını 01.03.2021 tarihinde müvekkil olan ...'e temlik etmiş, işbu 01.03.2021 tarihli temlik sözleşmesi .... Noterliği tarafından düzenlenerek taraflar temlik eden ... ve temlik alan ... olarak Noterlik huzurunda imzalandığını, Müvekkil ... vekili olarak tarafımızca işbu temlik belgesinden doğan alacaklarına dayanılarak .... E. Sayılı dosya ile .... şubesinin ... numaralı 650.000,00TL bedelli 30.09.2019 vadeli çekin cirantası ... ve keşidecisi ... Hakkında icra takibi başlatıldığını, Ne var ki, ... E. Sayılı dosyaya bu icra dosyasında belirtilen alacak nedeni ile herhangi bir borcunun bulunmadığı, temlik eden ... tarafından müvekkil şirketin borcu olmadığına, borcun ibra edildiğine ilişkin belge verildiği iddiaları ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz ettiğini, ancak yukarıda açıkça izah olunduğu üzere bu iddiaların hiçbiri gerçekliği yansıtmadığını, ... ve ciranta ..., ibrayı düzenleyen 07.02.2018 tarihli ilk protokolü ...'in taahhüt ettiği bedeli ödememesi nedeni ile feshettiklerini ve .... şubesinin ... numaralı 650.000,00TL bedelli 30.09.2019 vadeli çeke ilişkin bütün haklarının devam ettiğini son derece açık bir şekilde düzenleyen yine aynı tarihli protokolle kabul ve taahhüt ederek imzalandığını, hiçbir şekilde söz konusu çeke ilişkin hakların ibrasına ilişkin bir sözleşme veya belge bulunmadığını, söz konusu çeke ilişkin bütün hak ve alacaklarını da ..., müvekkil ...'e 01.03.2021 tarihli .... Noterliğince düzenlenen ve temlik sözleşmesi tarafları ... ve ... tarafından imzalanan resmi belge gereği de müvekkil işbu çekin tüm hak ve alacaklarını haiz konumda olduğunu, tüm bu sebeplerle tarafımızca bu haksız ve kötü niyetli itirazın iptali amacı ile hukuki yollara başvurma zorunluluğu hasıl olmuş, zorunlu arabuluculuk gereği de işbu itirazın iptali davası açılmadan önce taraflarca yapılan arabulucuk görüşmesinde anlaşılamamış ve anlaşılamama tutanağı imzalandığını, ilgili ... kararları gereğince de verilen kıymetli evrakın zayi nedeniyle iptaline ilişkin karar ile hamil ...'un senette mündemiç bulunan hakkın artık senetten ayrıldığını ve hamilin senetsiz olarak da borçlulara hakkını ileri sürebileceği kabul edildiğini, "..TTK' nun 536/1. Maddesine göre; " Kıymetli evrak zayi olduğu takdirde mahkeme tarafından iptaline karar verilebilir." İptal kararını alan davacı, borçludan, kendisine senedi ibraz etmeden ödemede bulunmak hakkını kazanmadığını, borçlu da hile ve ağır kusuru bulunmadıkça iptal kararını ibraz edene karşı ödemede bulunmakla borcundan kurtulmaktadır. (TTK m. 558/2) İptal kararının olumlu sonucu ise davacının hak sahipliğini borçluya karşı göstermesi yani hak sahibinin teşhisine imkân vermesi olarak karşımıza çıkar. Buna göre, iptal kararı davacının (iptal kararını elde eden kişinin) senette mündemiç bulunan ve iptal ile artık senetten ayrılan hakkın sahibi olduğuna ilişkin bir karine yaratır. Başka bir anlatımla, iptal kararı sadece senedi zayi eden hamilin senette mündemiç hakkı senetsiz olarak borçluya dermeyan edebilmesini ve borçlunun da iptal kararını alan kişiye ifada bulunmak suretiyle borcundan kurtulabilmesini sağlar..." .... Mahkemesinin 14.01.2018 tarih, ... . Sayılı kararında zayi nedeniyle iptaline karar verilen .... şubesinin ... numaralı 650.000,00TL bedelli 30.09.2019 vadeli çeke ilişkin ...'un tüm hak ve alacakları devam etmekte iken 01.03.2021 tarihli .... Noterliğince düzenlenen ve taraflar ... ve müvekkil ... tarafından Noter huzurunda imzalanan temlik sözleşmesi gereği de, söz konusu tüm hak ve alacakların müvekkile geçtiği izahtan vareste olduğunu, Yukarıda izah edildiği üzere çekin hamili ... ve cirantası ... tarafından 07.02.2018 tarihli ilk protokol ile ibra hususunda anlaşılmışsa da, aynı gün ... tarafından ödenmesi gereken bedelin ödenmemesi gerekçesi ile ilk protokolün feshedildiğine ve söz konusu çeke ilişkin tüm alacak ve hakların ... yönünden devam ettiğine ilişkin ikinci protokol yine ... ve ... tarafından imzalandığını, davalı borçlu şirket ... usulüne uygun olarak ciro edilen çekte keşideci ve diğer davalı borçlu ... ciranta olarak bulunmaktadır. Keşideci ve ciranta, kural olarak ciro edilen ve bunu takip eden diğer cirantalar tarafından çekin bedelinin tahsili için kendisine müracaat edilmesine katlanmakla yükümlüdür. ... Mahkemesinin 14.01.2018 tarih, ... Sayılı kararı gereğince zayi nedeni ile iptal eden senede ilişkin tüm hak ve alacaklarını geçerli temlik sözleşmesi ile devralmış bulunan müvekkil ...'in borçlulardan alacağı bulunduğunu, Borçluların usulüne uygun olarak Mahkemece verilmiş bulunan kıymetli evrakın zayi nedeni ile iptal kararına ve .... Noterliğince düzenlenen ve ... ile ... arasında Noter huzurunda imzalanan resmi evrak niteliğindeki temlik sözleşmesine rağmen borçlarının olmadığına ilişkin itirazların kabul edilmesinin mümkün olmadığını, davalı borçlular .... şubesinin ... numaralı 650.000,00TL bedelli 30.09.2019 vadeli çekin keşidecesi olarak ... ve cirantası olarak da ...'in ve ...'ün taraf olduğu geçerli bir ibra sözleşmesinden bahsetmek mümkün olmadığından davalıların herhangi bir borçlarının olmadığına ve borcun ibra edildiğine ilişkin belge verildiğine ilişkin itirazlarının dosyaya sunulan ve Mahkemenizce de takdir edilecek açık hukuki deliller ışığında haksız ve kötü niyetli olduğu açık olduğundan bahisle davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin devamına ve borçluların haksız-kötüniyetli itirazları sebebi ile alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere davalılar yönünden icra inkar tazminatına hükmolunmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalılara usulüne uygun dava dilekçesi ekli duruşma gün ve saatini bildirir ihtaratlı davetiye tebliğ edilmiş, taraf teşkili sağlanmış, davalı şirket vekili cevap dilekçesi ile; ... Şubesine ait ... çek numaralı, 30.09.2019 vadeli ve 650.000 TL miktarlı çek, diğer davalı ..." e verildiğini, Müvekkil şirket çift imza ile temsil edilmekte olup, o dönem için ..., şirketin 9650 ortağı ve çift imzadaki imza yetkilisi müdürlerinden olduğunu, ... tarafından çekin kaybedilmiş olduğu şirkete bildirilmesi üzerine, kendisinden çeki kaybeden kişi ile protokol yapması istenmiş, bunun üzerine, ... ile şirket avukatı olan Avukat ... ... ile 07.02.2018 tarihinde, ... tarafından çeki kaybettiği bildirilen ...'un oğlu ...'a ait ... caddesinde bulunan "... Limited Şirketi'nin adresine gidildiğini, burada, tarafları ... ve ... olan, 07.02.2018 düzenleme tarihli protokol yapıldığını, işbu protokolün aslı, müvekkil şirketin çekten dolayı sorumluluğunu sona erdirdiği için, şirkete teslim edilmek üzere Avukat ...'a elden verilmiştir. Aynı tarihte Avukat ... tarafından protokol, şirkete hitaben yazılan üst yazı ile teslim edildiğini, şirketin diğer çift imzadaki imza yetkili müdürü ... tarafından, "Çek nedeni ile herhangi bir borcumuz olmaması göz önüne alınarak muhasebe işlemlerinin bu şekilde yapılması" notu düşülerek evrak muhasebe birimine sevk edildiğini, muhasebe birimi tarafından da bu çek nedeni ile ... borçlandırılmadığı gibi, bu çek nedeni ile ticari hesaplarımızda da herhangi birine borcumuz gözükmediğini, ..., ilerleyen zamanlarda şirket hisselerini, şimdiki şirket ortaklarına devrettiğini, ...'in de içinde bulunduğu yapılan başka bir protokolle, ... tarafından müvekkil şirket 25.02.2019 tarihi itibari ile ibra edildiğini, yine, ... tarafından, başka bir protokolle, müvekkil şirket ve şimdiki şirket ortakları 31.08.2021 tarihi itibari ile ibra edildiğini ..., ekonomik sorunlarının ortaya çıkması üzerine, şirketten haksız olarak para talep etmeye başladığını, Özellikle, ... ile aynı icra (dan dolayı borçlanmıştır. (...). Hatta .... E. Sayılı dosyasında da ...' in vekili işbu davanın davacı vekili olan Avukat ... olduğunu, ... ile defalarca yapılan görüşmeler neticesinde, alacağı olmadığını bildiği halde, alacak uydurmak sureti ile para talep etmiş ve maalesef tutum ve davranışları her geçen gün şiddetlendiğini, ... haksız menfaat temini için, işbirliği içerisinde olduğu ve alacak olmadığını bilen ... ve ... ile anlaşmış ve ... ile ... arasında .... Noterliğinin 01.03.2021 tarih ve ... yevmiye nolu temliknamesi ile ".... Mahkemesinin kararı ile iptal edilen çekin bütün hakları ... tarafından ...' e" devredildiğini, ...' un, piyasaya ciddi anlamda borcu bulunmakta olup, bu nedenle temliknamenin ...'in aile dostları olan ..." e temlik edildiği anlaşılmadığını, dava dilekçesi gelene kadar da, ikinci bir protokol yapıldığı bugüne kadar tarafımıza hiçbir zaman iletildiğini, bu protokolün sonradan düzenlendiği kanaatinde olduklarını, ... kararlarında, yazı yaşı tespiti yapılamamakta olduğu ve bu hususta ATK raporu alınamadığını belirtmekte olduğunu, bu nedenle ikinci protokoldeki imzaların ne zaman atıldığının tespit edilmesi mümkün olmadığını, İkinci protokolü kabul etmediklerini, aşağıda belirtilen nedenlerle ikinci protokol geçerli olmadığı gibi müvekkil şirketi de bağlamayacağı açık olduğunu, İtirazın iptali istenen icra dosyası incelendiğinde, ...' e tebligat yapılamadığnıı, hali ile itirazının da olmadığını, ... tarafından müvekkil şirket yöneticilerine atılan birçok whatsapp mesajı ile aslında çek alacaklısının kendisi olduğunu beyan ederek borç uydurmaya devam ettiğini, alacağın temliki hükümleri gereğince, halil erola yöneltebileceğimiz tüm savunmalar, defiler ...e de yönetilebileceğini, 6098 sayılı yasanın 188. maddesinde; "Borçlu, devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu savunmaları, devralana karşı da ileri sürebilir" demektedir. ... 17.1.2018 tarihli kararında; "Buna göre temliki öğrenen borçlu temlik olmasaydı önceki alacaklıya karşı ne tür defiler ileri sürebilecek, idi ise aynı defileri yeni alacaklıya (temlik alan üçüncü kişiye) karşı da ileri sürebilir" dendiğini, 07.02.2018 tarihli ilk protokol gereğince davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ... ile ... arasında düzenlenen protokolün ilk kısmı şu şekilde olduğunu, "... şubesi ... çek numaralı, 30.09.2019 vadeli ve 650.000 TL faltıyüzellibin) miktarlı çek, ... tarafından cirolanmak sureti ile ...'a verdiğini, İşbu çek, ... tarafından kaybedilmiş olması nedeni ile .... E. sayılı dosyasında çek iptali davası açmıştır" Protokolün 1. maddesinde; "İşbu çek nedeni ile ...'un, ... ve çek keşidecisi ... Eğitim Hizmetleri Ltd. Şti.'nden dolayı herhangi bir alacağı olmadığını, kabul, beyan ve taahhüt eder" şeklinde olduğunu, görüleceği üzere, protokolün 1. Maddesi ile ..., hem müvekkil şirketten, hem de ...'ten herhangi bir alacağı olmadığını, kabul, beyan ve taahhüt ettiğini, ...'un bu beyanı hukuki niteliği itibari ile "menfi bir borç ikrarı olarak ibra niteliğinde olduğunu, İbra, 6098 sayılı yasanın "Borçların ve Borç İlişkilerinin Sona Ermesi, Zamanaşımı" başlığı adı altında düzenlenen 132. maddesinde düzenlendiğini, 6098 sayılı yasanın 132. maddede; "Borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş Olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir" demektedir. ... kararında ibranın tanımı şu şekilde yapıldığını, ... 28.11.2016 tarihli kararında; "İbra, hukuki niteliği itibariyle menfi bir borç ikrarıdır" şeklinde ibra tanımı verildiğini, ...'un ilk protokoldeki beyanı açıkça menfi bir borç ikrarı niteliğinde olup, ibra hükmü taşımadığını, İbra niteliği taşıyan yazının açık ve örtülü olarak haktan vazgeçildiğinin belirtilmesi şeklinde olabileceği ... kararlarında belirtildiğini, .... . tarihli kararında; "mahkemece ibra niteliğinde olduğuna karar verilerek hüküm tesis edilmiş ise de; bahsi geçen yazının anahtar teslimine ilişkin olduğu açık veya örtülü olarak sözleşmeden kaynaklanan haklardan vazgeçildiğine ilişkin hiçbir irade beyanı içermediği." şeklinde açıklama ile ibranın açık ya da örtülü olarak verilebileceğini kabul ettiğini, bu durumun ibranın şekle bağlı olmaksızın yapılabilmesinin sonucu olduğunu, Söz konusu işlemin bir ibra işlemi olduğu davacının da kabulünde olduğunu, Dava dilekçesinde 13. maddede; "Çekin hamili ... ve cirantası ... tarafından 07.02.2018 tarihli ilk protokol ile ibra hususunda anlaşılmışsa da,..." demek sureti ile ilk protokoldeki işlemin bir ibra işlemi olduğu kabul edildiğini, Dava dilekçesinde 13. maddede; "Çekin hamili ... ve cirantası ... tarafından 07.02.2018 tarihli ilk protokol ile ibra hususunda anlaşılmışsa da, aynı gün ... tarafından ödenmesi gereken bedelin ödenmemesi gerekçesi ile ilk protokolün feshedildiğine ve söz konusu çeke ilişkin tüm alacak ve hakların ... yönünden devam ettiğine ilişkin ikinci protokol yine ... ile ... tarafından imzalanmıştır" dendiğini, davacı tarafın ilk protokolün koşullu olarak yapıldığını iddia etmektedir. Koşulun ise, "aynı gün ... tarafından ödenmesi gereken bedelin ödenmemesi" gerekçe gösterildiğini, İlk protokol incelendiğinde; ...'e yüklenen herhangi bir ödeme yükümlülüğü bulunmadığını, İlk protokol ile ..., gerek müvekkil şirket açısından, gerekse ... açısından, hiçbir koşulu yerine getirmesini beklemeksizin, yani şarta bağlamaksızın menfi bir borç ikrarında bulunarak hem müvekkilimi hem de ...'i ibra ettiğini, gerek dava dilekçesinde, gerekse ikinci protokolde, ... tarafından ödemenin yerine getirilmemesi şartı olduğu belirtilmiş ise de, bu şekilde bir şart ilk protokolde kesinlikle olmadığını, yukarıda belirttikleri üzere, ilk protokol kesinlikle şarta bağlı olarak yapılmadığını ibra, borcu doğrudan doğruya ortadan kaldıracağını, bu özelliği ibranın bir tasarruf işlemi olmasının bir sonucu olduğunu, tasarruf işlemi olan ibra, borç doğurmaz, herhangi bir tamamlayıcı işleme gerek duymadığını, ibra sözleşmesi hüküm ve sonuçlarını doğurmaya başladığını, yani kurulduğu anda borç ortadan kalkmış olduğunu, İbranın, borcu kesin olarak ortadan kaldıracağını, “Kesin” kelimesi ile ifade edilen, ibra ile ortadan kaldırılan bir borcun yeniden geçerli hale getirilmesinin mümkün olmaması olduğunu, yukarıda açıklandığı üzere, ... tarafından menfi borç ikrarı içeren ibrası, müvekkil şirkete aynı tarihte verilmiş, kayıtlarına da bu şekilde geçtiğini, yani şirketin her iki yetkilisi tarafından da ...'un menfi borç ikrarı içeren ibrası kabul edilmediğini, Hem ..., hem de ... tarafından protokol müvekkil şirkete verilmek üzere, protokol esnasında şirket vekili olarak orada bulunan Avukat ...'a teslim edilmediğini, bu nedenle taraflar ikinci protokole sözleşme aslının getirilemediğini yazmış olduklarını, bu durumun bile, ikinci protokolün sonradan yapıldığının ve haksız menfaat elde edilmek istendiğinin açık kanıtı olduğunu, aksi halde o dönem şirket müdürü olan ..., evrakı şirketten alır ve yok edebilirdi ya da ikinci protokole "sözleşme aslının taraflardan biri getirmemiş olduğundan imha edilmediği" şeklinde anlam verilmeyecek bir beyan bulanamayacağını, Dava dilekçesi ile birlikte varlığını öğrendikleri ikinci protokolün geçersiz olduğunu, yukarıda belirtildiği üzere, ibra, hüküm ve sonuçlarını, ilk protokolün imzalandığı zaman doğmuş olup, çek bedelinin talep hakkı kesin olarak ortadan kalmadığını, borcun kesin olarak ortadan kalkması ile davacının yeniden protokol yapmak sureti ile borcu geçerli hale getirmesi mümkün olmadığını, bu nedenle, taraflar arasındaki ikinci ve sonradan yapılan protokol geçerli olmadığı gibi, müvekkil şirketi de bağlaması mümkün olmadığını, ... 28.11.2016 tarihli kararında; "İbra, hukuki niteliği itibariyle menfi bir borç ikrarıdır. İbra edilen işlemler hakkında sonradan maddi bir hataya dayanılmadan ibradan dönülerek ibraya konu işlemler hakkında dava açılması mümkün değildir" demekte olduğunu, davacının ve ...'un müvekkil şirketten hiçbir hak ve alacak olmadığını bilmesi, kötüniyetli olması nedeni ile ...'e olan savunma ve defilerimizi davacıya karşı da ileri sürmekte olduğunu, yukarıda açıkladığımız üzere, alacaklı olarak gözüken davacı ... ve alacağını davacıya temlik eden ... kötü niyetli olmakla, ilk olarak dava konusu çek verilen diğer davalı ...'e yönelik olarak tüm savunmalarımızı ve defilerimizi davacıya yöneltme hakkımız bulunmadığını, .... . tarihli kararında; *..poliçeden dolayı kendisine müracaat olunan kimse, keşideci veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya mevcut olan münasebetlere dayanan def'ileri müracaatta bulunan hamile karşı ileri süremez; meğerki hamil poliçeyi iktisap ederken savunmaya esas olan durumu bile bile ve borçlunun zararına hareket etmiş ise, borçlu bu savunmayı alacaklıya karşı ileri sürebilir. Bu maddede öngörülen borçlunun zararına bile bile hareket ve kötü niyetin ise yasa koyucu herhangi bir yazılı ispat şeklinden söz etmediğinden, şahit dahil her türlü delille ispat edilebileceğinin kabulü gerekir" dendiğini, yukarıda açıklandığı ve yargılama aşamasında delilleri ile ispat edileceği üzere, davacı olarak gözüken ... ile alacağını devreden ... kötü niyetli olduğunu, ...'in çekin vade tarihi itibari ile şirketten hiçbir alacağı bulunmadığı gibi, çek bedeli de ...'un menfi borç ikrarı nedeni ile ... hanesine borç olarak kaydedilmediğini, bu nedenle, bu çek nedeni ile müvekkil şirket zenginleşmemiş, karşılığında herhangi bir menfaat elde etmediğini, ...'in de içinde bulunduğu yapılan başka bir protokolle, ... tarafından müvekkil şirket 25.02.2019 tarihi itibari ile ibra edildiğini, Yine, ... tarafından, başka bir protokolle, müvekkil şirket ve şirket ortakları 31.08.2021 tarihi itibari ile ibra edilmediğini, Müvekkil şirketin ...'e hem şirket kayıtlarında, hem de ibralar nedeni ile herhangi bir borcu bulunmaması nedeni ile müvekkil şirketten hiçbir hak ve alacak olmadığını bilen kötü niyetli davacının da talep hakkı olmayacağı için davasının reddi gerekmediğini, davacının alacaklı olduğunun ispatı gerekmediğini, .... . Sayılı dosyasında, davacı ... tarafından işbu dava konusu çek ile ilgili olarak “çek iptali" kararı alındığını, Çek iptali kararı, çekişmesiz yargıya tabi olup, verilen kararlar maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmeyeceğini, müvekkili şirketin, ...'e çek nedeni ile herhangi bir borcu olmadığı gibi, aynı zamanda da ... ile herhangi bir ticari ilişkisi, alacak - borç ilişkisi söz konusu olmadığını, bu nedenle, bu çek nedeni ile müvekkil şirket zenginleşmemiş, karşılığında herhangi bir menfaat elde etmediğini, bu nedenle alacağı temlik eden ...'un bu çek nedeni ile yetkili hamil olduğunu, alacağının olduğunu ispatlaması gerekmediğini, Zira çek iptali davası sırasında öğrendikleri üzere .... E. Sayılı dosyasında, "..." isimli bir kişi, işbu dava konusu çek ile ilgili olarak "Aşağıda ayrıntılı olarak dökümünü yaptığım çeklerin elimde iken zayi olması nedeni ile iptaline, bu süre içerisinde zarara uğramamam adına çekler hakkında ödeme yasağına karar verilmesi talebimden ibarettir" konulu dava ikame ettiğini, bu hususun dahi, çekin arkasında cirosu bulunmayan ve kötü niyeti açık olan ...'un alacağını ispat etmesinin ve yetkili hamil olduğunu kanıtlaması gerektiğinin açık göstergesi olduğunu, davacı tarafın, temlikname ile resmi şekilde borç oluşturulduğunu iddia etmekte ise de, hukuken hiçbir hükmü olmayan ve asla kabul edilmez bir beyanı olduğunu, Her temlikname düzenlenmesinin kesin alacak oluşturmayacağını, kaldı ki, .... Noterliğinin 11.03.2021 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile de itirazlarımız yapılmıştır. Ortada geçerli bir alacak olmadığından, geçerli bir temlik işleminden de söz edilemeyeceğini, Çekte, ...'un cirosu bulunmadığını, arka kısmında yalnızca ...'e ait ciro yer almakta olup, ...'un bu çek nedeni ile alacaklı olduğunun ispatı gerekmediğini, ... 26.11.2001 tarihli kararında; mahkemece davanın reddi gerekirken, davacı tarafından tek yanlı olarak alınan çekin iptali kararına dayanılarak davanın kabulü doğru görülmemiştir" dendiğini, ... 16.11.2005 tarihli kararında; "Doktrine ve Yerleşik ... uygulamasına göre, kıymetli evrakların bu bağlamda çek'lerin iptaline ilişkin davalar, hasımsız olarak açılır ve çekişmesiz yargıya dahil dava türlerinde olduğunu, bu nedenle, iptal kararı aleyhine yasa yollarına başvurulsa dahi maddi anlamda kesin hüküm oluşturmaz ve dolayısıyla da hasımlı olarak açılacak bir iptal davası sonucunda verilecek kararla değiştirilebilir ya da ortadan kaldırılabilir olduğunu, bu itibarla, iptal ilamı, ne senedin zilyedinin yasal hamil olduğunu bilen, diğer anlatımla iptal ilamı hamilinin gerçek hak sahibi olmadığı bilen keşidecisini ve ne de mahkemece yapılan ilana rağmen hamili olduğu ticari senedi her nasılsa dava dosyasına ibraz edememiş olan senet zilyedini gerçekte ve kural olarak bağlamaz" dendiğini, .... tarihli kararında; ". ticari senetlerin zayi nedeniyle iptaline dair verilen kararlar, davanın hasımsız açılarak görülmesi nedeniyle maddi hukuk bakımından kesin hükmün sonuçları doğurmadığını, bu nitelikteki kararlar, ne senedin keşidecisini ve ne de mahkemece yapılan ilana rağmen hamili olduğu ticari senedi her nasılsa dava dosyasına ibraz edememiş olan senet zilyedini bağlar" dendiğini, yukarıda açıklandığı üzere, müvekkil şirketin ilk protokol nedeni ile davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, açıklandığı üzere, ..., ... ve ... işbirliği içerisinde, müvekkilimden alacak olmadığını bilerek, müvekkil şirketi zarara uğratma kastı ile birlikte hareket etmediğini, yalnızca beyana dayalı olarak alacağın varlığının ispatı mümkün olmadığını, maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmeyen "çek iptali" kararına dayalı olarak da hak iddia edilemeyeceği ve çek keşidecisi olarak müvekkil şirketi bağlamayacağı açıktır. Bu husus ... kararları ile ortada olduğunu, davacının alacağı yazılı delil ile ispatlaması gerekmekte olduğunu, tüm tarafların tacir sıfatına sahip olması nedeni ile bu yazılı delilin ticari deftere yansıyan şekilde ispatı gerektiğini, HMK 200. Maddesi gereğince; "Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz" dendiğini, alacaklı tarafın haksız ve aynı zamanda kötüniyetli olması nedeni ile tazminata mahküm edilmesi gerektiğini, davacı taraf, müvekkil şirketten hiçbir hak ve alacağı olmadığını bildiği halde, müvekkil şirketi zarara uğratmak kastı ile kötü niyetli olarak hareket etmediğiin, ..., piyasaya çok yüksek miktarlarda borcu olan bir kişi olduğunu, bu nedenle müvekkil şirkete karşı takibi kendisi yapmamış, iddia ettiği alacağını ...'in en yakını, aile dostu, komşusu olan ...'e devrettiğini, ... ve ...'un piyasaya olan icra borçları nedeni ile ekonomik olarak güçlü durumda olan ... üzerinden icra takibi yapılarak, olası kazanma durumunda, alacağın üzerine haciz konulmasına engel olunmak istendiğinin açık olduğunu, ...'in oğlu ...'in .... E. Sayılı dosyasında, hem ..., hem de eşi ... aile dostları olarak tanıklık yaptığını, bu dosyadan tarafların ilişkilerinin daha da iyi anlaşılacağı kanaatinde olduklarını, temlikname incelendiğinde, alacağın temlikinin hiçbir karşılık gözetilmeksizin ...tarafından davacıya yapılmış olduğu görüldüğüğnü, günümüzde, bu miktarda bir alacağın karşılıksız olarak başka birine devrinin yapılmış olması oldukça düşündürücü ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, yukarıda belirtildiği gibi, basit bir inceleme ile temliknamedeki müvekkil şirketin adresi olarak el yazısı ile yazılan kısmın ...'e ait olduğu anlaşıldığını, yani temlik verme anında, ..., ... ve her ikisinin de dostu, arkadaşı, yakını olan ... birlikte hareket ettiğini, ileride dinleteceğimiz tanık beyanları ile de, bu üç kişinin menfaat birliği içerisinde, müvekkil şirketten alacak olmadığını bildiği halde haksız menfaat elde etmek için hareket ettikleri açıkça ortada olduğunu, Özellikle ..., müvekkil şirketi defalarca ibra etmiş ve şirket kayıtlarında alacağı gözükmediğini bildiği halde alacak üretmediğini, bu hususta gerekirse savcılık şikâyeti yapacağımızı da şimdiden bildirdiklerini, davacının hem haksız hem de kötü niyetli olması nedeni ile asıl alacağın %20'sinden aşağı olmayan bir tazminata hükmedilmesine karar verilmesini arz ettiklerini, davacının alacak talep hakkı zamanaşımına uğramış olup, reddi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ... davaya cevap vermemiştir. ÖN İNCELEME: Mahkememizde yapılan ön inceleme duruşmasında yargı hakkı, görev ve yetki hususları, dava ve taraf ehliyetleri, dava şartları ve ilk itirazlar değerlendirilmiş, bu yönlerde bir iddia ve itirazda bulunulmadığı gibi Mahkememizin de görevli ve yetkili olduğu ve dava şartlarının tamam olduğu anlaşılmış; tarafların anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar tespit edilmiş; taraflar sulhe ve arabuluculuğa teşvik edilmiş, ön inceleme duruşmasında hazır bulunan davacı vekili sulh olmalarının mümkün olmadığını, yeniden arabuluculuğa başvurmak istemediklerini belirtmiştir. DELİLLER: Tarafların delilleri toplanmış, davacı vekili tarafından; ... ve ... arasında imzalanan 07.02.2018 tarihli ilk protokol, ... ve ... arasında imzalanan 07.02.2018 tarihli ikinci ve son protokol, .... Noterliğince düzenlenen ve ... ile ... tarafından imzalanan temlik sözleşmesi, arabuluculuk tutanağı ibraz edilmiştir. Davalı vekili tarafından uzman görüşü ibraz edilmiştir. Mahkememizce taraflarca delil olarak dayanılan dosyaların suretleri, davalı şirketin ticaret sicil kaydı getirtilmiş, bilirkişi raporu alınmıştır. Getirtilen .... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; Alacaklı ... tarafından 10.03.2021 tarihinde borçlular ... LTD.ŞTİ. ile ... aleyhine, 650.000,00 TL lik çeke dayanarak bu bedel üzerinden ilamsız icra takibine geçildiği, borçluların takibe itiraz etmesi üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır. Getirtilen .... Mahkemesi’nin 27.12.2019 tarih ve .... sayılı dosyasının incelenmesinde; Temlik eden ... tarafından açılan davada, zayi edildiği bildirilen 650.000,00 TL lik çekin TTK 818/1-5. Maddesi yollaması ile 764. Maddeleri uyarınca zayi nedeniyle iptaline karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkememizce SMMM ve sözleşme-hesap uzmanı bilirkişilerden oluşturulan bilirkişi heyetinden rapor alınmış, bilirkişi heyeti düzenlediği rapor ve ek raporunda sonuç olarak; T.T.K.’nun 64/III. Maddesine göre Eylül ile Haziran arasında faaliyette bulunan Özel hesap dönemi ile eğitim faaliyetinde bulunan davalı ... Limited Şirketinin 2017 ile 2018 dönemi ve 2018 ile 2019 dönemi Ticari defterlerinin Açılış ve Kapanış tasdiklerinin zamanında yaptırıldığı, davalı Şirketinin zamanında yapılan açılış ve kapanış tasdikleri ve Kanuna göre eksiksiz, usulüne uygun tutulan defterleri borç ve alacağın izah ve ispatında sahibi lehine HUMK Madde 222/2 gereğince delil olarak kullanılabileceği, davalı ticari defterlerinde ilgili çek ile ilgili bir kayıt bulunmadığı, çekin “ emre yazılı ciro” olduğunun anlaşıldığı, nama yazılı çekin devrinin, alacağın temliki ile mümkün olacağı, davalı ...’İN tüm paylarını, ... A.Ş’ ye devretmesi ve temsil yetkisi görevinin de 25.02.2019 tarihi itibariyle sona erdiği, dava konusu çekin ise 30.09.2019 tarihli olduğu tüm yazışmalarda yer aldığına göre, davalı ...’İN hangi sıfatla yasal açıdan hiçbir bağı kalmayan davalı ...Ş (LTD ŞTİ) ‘ne ait bir çeki ciro etmesi nedeninin anlaşılamadığı, açıklanan nedenlerle; ...’in sözü edilen çeki ciro etmek suretiyle ...’a vermesi şeklindeki eylemin, bu konudaki nihai takdirin Sayın Mahkemede olduğu noktasından hareketle, 626/1. maddesi kapsamında haksız eylem niteliğinde değerlendirilebileceği, 07.02.2018 tarihli protokollerde, önce dava konusu 650.000 TL lik çeki, ... ‘in aynı gün ödemeyi taahhüt etmesiyle, son hamil olduğu anlaşılan ...’un, davalı ... ve ...’i ibra etmesi ancak ödemenin gerçekleşmemesi üzerine, ibradan vaz geçilerek, ilk protokolün feshedilmesi, keza, kaybolan çekin, iptaline karar verilmesi üzerine, çekin zilyedi ve hamili sıfatını taşıyan ... ‘un, söz konusu çeke dayalı alacağını, davacı ... ‘e temlik etmesi ve temliğe konu çekin keşidecisi olduğu bildirilen davalı ... Ltd. Şti nin de çek bedelinin ödenmesinden ( ...’in müdürlük sıfatıyla gerçekleştirdiği eyleminden dolayı ) nihai takdir Sayın Mahkemeye ait olmak üzere T.T.K. 632. maddesi gereğince sorumlu olacağı, gerek çek bedelinden hamil ...’un şirketi ve ...’i ibra ettiği protokol, gerekse çek bedelini aynı gün ödemeyi taahhüt eden ... in ödeme yapmaması nedeniyle ibraya ilişkin protokolün feshine ilişkin her iki protokol de adi yazılı şekilde düzenlenmiş olup imzaya itiraz olmadığı gibi her iki protokolde de ... ve ... in imzaları ve beyanları yer aldığı gibi imzaya itiraz olmadığı ve borcun ödendiği de ileri sürülmediğine göre, davalı tarafından, hatta her iki tarafında yalnız ca kendi lehlerine olan protokolü öne sürerek, diğerini görmezden gelmelerinin, nihai takdir Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, hukuki bir dayanağının bulunmadığı, dolayısıyla, feshedilen ibraname ve zayi nedeniyle iptaline karar verilen çek bedelinin noterden düzenlenen temlikname uyarınca nihai takdir Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, davacının çeke dayalı alacağının bulunduğu belirtilmiştir. MAHKEMENİN GEREKÇESİ: Dava, zayi nedeniyle iptaline karar verilen çek bedeli için düzenlenen temliknameye dayanarak çek bedelinin ödenmesi talebiyle, davacı tarafından yapılan ilamsız icra takibinde, davalıların borca itiraz etmesi nedeniyle İ.İ.K.'nun 67. maddesine dayalı olarak açılan itirazın iptali davasıdır. Davalı şirket yönünden yapılan değerlendirmede; Davacı taraf dava dilekçesi ile, davaya konu çek bedelinin 01.03.2021 tarihli noterden düzenleme temlikname ile kendisine temlik edildiğini, bu nedenle bedelin kendisine ödenmesi gerektiğini, davalıların itirazının haksız olduğunu belirterek itirazların iptalini talep etmiştir. Davalı ... davaya cevap vermemiş, davalı şirket vekili cevap dilekçesi ile, dava konusu çekle ilgili olarak 07.02.2018 günü ( iki ayrı ) protokol düzenlediğini,( aynı gün düzenlenen bu iki ) protokolden ilkinde iş bu çekten dolayı hamil ...’un, davalılar ... ile ... LTD.ŞTİ. nin ibra edildiğini, dolayısıyla ibra edilen bir alacak için temlikname düzenlenemeyeceğini, bu itibarla da bu temliknameye dayalı olarak alacak talebinde bulunulmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir. Taraflar arasında; davayı konu çek ve imzaların geçerliliği, ilk düzenlenen protokolün varlığı konusunda anlaşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki anlaşmazlık; ikinci protokolün geçerli olup olmadığı, davalı ...'in davalı ... tek başına temsil yetkisinin bulunup bulunmadığı, bu nedenle davayı konu çekin davalı ... bağlayıp bağlamayacağı noktalarında toplanmaktadır. Mahkememizce alınan bilirkişi heyet raporu ile ek raporunun usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, yeterli ve gerekçeli olduğu görülmüştür. Davaya konu çekin; Keşidecisinin davalı ... LTD ŞTİ., zilyedinin davalı ..., cirantasının davalı ..., son hamilinin ve çeki zayi edenin dava dışı ... olduğu, 30.09.2019 vadeli, 650.000,00 TL bedelli olduğu anlaşılmaktadır. 07.02.2018 tarihli ilk protokol incelendiğinde; .... şubesi ... çek numaralı 30.09.2019 vadeli, 650.000,00 TL miktarlı çekin, ... tarafından cirolanarak ...’a verildiği, bu çekin ... tarafından kaybedilmesi nedeniyle çek iptal davası açıldığının, bu çek nedeniyle ...’un ... ve çek keşidecisi ... LTD. şirketinden dolayı herhangi bir alacağı olmadığının kabul beyan ve taahhüt edildiğinin belirtildiği, protokolün altının ... ve ... tarafından imzalandığı görülmüştür. 07.02.2018 tarihli ikinci protokol incelendiğinde; protolde aynen “Aramızda 07.02.2018 tarihinde akdettiğimiz sözleşme ile ... şubesi ... çek numaralı 30.09.2019 vadeli 650.000,00 TL miktarlı çek için ibra protokolü düzenlediysek de söz konusu bedeli aynı gün ödemeyi taahhüt etmiş ancak ödememiştir. Bu nedenden dolayı işbu protokolü yine aynı günlü alarak feshettiğimizi, zira söz konusu çeke ilişkin olarak ...’un tüm haklarının devam ettiğini taraflar olarak birbirimizi bu çekten dolayı ibra etmediğimizi yine ilk protokolle alınan teminat senedinin ...’a ... tarafından iade edileceğini taraflar taahhüt ederler. İş bu nedenle 07.02.2018 tarihinde imzalanan sözleşmenin aslının taraflardan biri getirmemiş olduğundan imha edilemediği için iş bu ikinci protokol tanzim edilmiştir.” Şeklinde düzenlenmiş ve protokolün altının ... ve ... tarafından imzalandığı görülmüştür. Temlikname incelendiğinde; Dava dışı ... ile davacı ... arasında .... Noterliğinin 01.03.2021 tarihli ... yevmiye nosuyla düzenlenen temlikname ile, .... Mahkemesinin 14.08.2020 tarih .... sayılı ilamında zayi nedeniyle iptaline karar verilen ... nou 650.000,00 TL’lik çekin bütün haklarının ... tarafından ...’e temlik edildiği anlaşılmıştır. Mahkememizce alınan bilirkişi heyet raporu-ek raporu, diğer delillerle birlikte değerlendirilerek yapılan inceleme sonucunda; Davalı şirketin ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yaptırıldığı, kanuna göre eksiksiz, usulüne uygun tutulan defterleri borç ve alacağın izah ve ispatında sahibi lehine HUMK Madde 222/2 gereğince delil olarak kullanılabileceği anlaşılmış, yapılan inceleme sonucunda davaya konu çekin davalı şirket kayıtlarında yer almadığı görülmüştür. Davalı ...’in 17.08.2015 tarihinde “Müdürler Kurulu Başkanı” sıfatıyla temsilci olarak atandığı, şirket müdürlerin temsil edeceği müdürlerin, bu ana sözleşme ile şirketin tüm işlemlerinde tek başına münferit imzaları ile bu kapsamda çek, bono, poliçe alınmasına, düzenlenmesine yetkili kılındıkları, davalının bu görevinin 25.02.2019 tarihinde sona erdiği anlaşılmıştır. Yukarıda belirtildiği gibi; 07.02.2018 tarihinde düzenlenen ilk protokolde; 30.09.2019 vadeli çekle ilgili çek iptal davasının açıldığı, bu çek nedeniyle ..., ... ve keşidecisi ... LTD ŞTİ’ nin hiçbir alacağı kalmadığı belirtilerek, keşideci konumundaki davalı şirket ... LTD ŞTİ ibra edilmiştir. Ancak, 07.02.2018 tarihinde (aynı gün) düzenlenen ikinci protokolde, ...’ in, taahhüt ettiği ödemeyi gerçekleştirmemesi nedeniyle, ibra niteliğindeki ilk protokolün fesh edildiği bildirilmiş, bu protokolde yine ... ve ... tarafından imzalanmıştır. Esasen davaya konu çekteki ve ibraya ilişkin ilk protokoldeki şirket adına davalı ... tarafından atılan imzaya, çekin geçerliliğine ve çeke dayalı davalı şirketin borçlu olduğuna ilişkin davalı şirketin bir itirazı bulunmamaktadır. Davalı şirket vekili, ibraya ilişkin ilk protokol gereğince davalı şirketin borcunun sona erdiğini, ikinci protokolün ise ...’in şirketi temsil yetkisinin bulunmaması nedeniyle geçerli olmadığını iddia etmektedir. Bir borcun sona ermesi için tarafların biraraya gelerek ibraya ilişkin yazılı belge düzenlemeli mümkün olduğu gibi, yine tarafların aynı gün içerisinde serbest iradeleri ile imza altına alacakları belge ile ibranın geçersizliğine karar vermeleri de mümkündür. Bu nedenle mahkememizce ibradan sonra düzenlenen 07/02/2018 tarihli ikinci protokol tarafların iradelerini yansıtması nedeniyle geçerli olarak kabul edilmiştir. Ayrıca, davalı şirket tarafından, aynı zamanda şirket ortağı olan davalı ... tarafından yapılan ibra protokolü kabul edilmesine karşın, aynı gün yapılan ve ibrayı geçersiz kılan ikinci protokolün kabul edilmemesi iyiniyet kurallarına aykırı görülmüştür. Belirtilen nedenlerle, şirketi temsil yetkisi sona ermesine rağmen davalı ...’in davaya konu çekle ilgili şirket adına attığı imzaların ve yaptığı işlemlerin şirket tarafından benimsendiği sonucuna varılmış, böylece davaya konu çek nedeniyle davalı şirketin sorumluluğunun (borcunun) bulunduğu, davacının ise temlik alan sıfatıyla yaptığı icra takibinde haklı olduğu kanaatine varılmakla; Davanın davalı şirket yönünden kabulü ile; Davalının .... Esas sayılı dosyasında, 650.000,00 TL asıl alacağa yönelik itirazının iptali ile, asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte takibin devamına; Davalı şirketin likit olan(açıkça belirlenebilir) borca haksız olarak itirazda bulunduğu belirlenmekle, İİK’nun 67/2.maddesi gereğince alacağın %20’si oranında 130.000,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir. Davalı ... yönünden yapılan değerlendirmede; Davacı vekili Mahkememizin 28/03/2024 tarihli duruşmasında alınan imzalı beyanı ile; Davalı ... yönünden davadan feragat ettiklerini belirtmiştir. H.M.K.'nun 307. maddesi uyarınca davadan feragat; davacının, talep sonucundan kısmen ve tamamen vazgeçmesi olup aynı yasanın 311. maddesi gereği kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Bu nedenlerle, H.M.K. 307 ve devamı maddeleri gereğince davalı İsme Özçelik yönünden davanın feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle, 1-Davanın davalı şirket yönünden KABULÜ İLE, Davalının .... Esas sayılı dosyasında, 650.000,00 TL asıl alacağa yönelik itirazının iptali ile, asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte takibin devamına, İİK’nun 67/2.maddesi gereğince alacağın %20’si oranında 130.000,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Alınması gereken 44.401,50 TL harçtan peşin alınan 7.850,38 TL harcın mahsubu ile eksik 36.551,12 TL harcın davalı şirketten alınarak hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yatırılan gider avansının sarf edilmeyen kısmının karar kesinleştiğinde hesap numarası bildirmiş ise iadenin elektronik ortamda hesaba aktarılmasına, hesap numarası bildirilmemiş ise masrafın avanstan karşılanmak üzere ... merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilmesine, Davacı tarafından peşin yatırılan 7.942,58 TL harç ve davacı tarafından yapılan, ayrıntısı UYAP sistemi üzerinde gösterilen toplam 10.445,50 TL yargılama giderinin davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine, 6102 sayılı TTK’nun 5/A-1. maddesi, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A-14. maddesi ile Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri gereğince hesaplanan ve .... bütçesinden ödenen 3.200,00 TL zorunlu arabuluculuk giderinin davalı şirketten alınarak hazineye gelir kaydına, Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 97.000,00 TL vekalet ücretinin davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine, 2-Davalı ... yönünden; Feragat nedeniyle DAVANIN REDDİNE, Alınması gereken 427,60 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davalı ... yönünden yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, Dair; Taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... Bölge Adliye Mahkemesi'ne başvurmak suretiyle istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/03/2024
Başkan ... ¸[e-imza] Üye ... ¸[e-imza] Üye ... ¸[e-imza] Katip ... ¸[e-imza]