İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2022/73 E. 2023/306 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2022/73
Karar No
2023/306
Karar Tarihi

T.C. GAZİANTEP 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : .... KARAR NO : ....

HAKİM : ... ... KATİP : ... ...

DAVACILAR : 1- ... - ... ... 2- ... - ... ... VEKİLLERİ : .... VEKİLİ : .... DAVALI : 2- ... - ... ... VEKİLLERİ : .... .... DAVALI : 3- ... - ... ... VEKİLİ :....

DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 25/01/2022 KARAR TARİHİ : 21/06/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/07/2023

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 08/08/2021 tarihinde davalı ...'nun sevk ve idarisindeki diğer davalı ...'e ait ve davalı ...Ş. nezdinde sigortalı bulunan .... plakalı aracın, müvekkil ...'in kullanmakta olduğu ve diğer davacı müvekkil çocuk ...'in de yolcu olarak bulunduğu .... plakalı motosiklete çarpması neticesinde her iki müvekkilinde yaralandığını, kaza ile ilgili Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/. soruşturma sayılı dosyası ile soruşturma başlatıldığını, kaza neticesinde her iki müvekkilin de sakatlandığını ve gerekli tedavileri olduklarını, vücut fonksiyon kaybına uğradıklarını, ayrıca her iki müvekkilinde manevi olarak çöküş yaşadıklarını, kazanın oluşumunda ....plakalı araç sürücüsünün asli kusurlu olduğunu, açıklanan bu nedenlerle, şimdilik müvekkil ... yönünden tüm davalılardan 50,00 TL sürekli iş göremezlik ve 50,00 TL geçici dönem bakıcı zararı olmak üzere toplam 100,00 TL maddi tazminat, müvekkiller ... ve ... yönünden her bir müvekkil için 25.000,00 TL manevi tazminatın sigorta şirketi dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp müvekkillerine ödenmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Meydana gelen trafik kazasına konu ....plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin poliçe kapsamında sorumluluğunun poliçe üzerinde yazılı azami teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere, poliçede yazılı özel şartlar ve trafik sigortası genel şartları kapsamı ile sınırlı olduğunu, müvekkili şirketin poliçe kapsamında geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı giderlerine ilişkin sorumluluğunun bulunmadığından bu talep yönünden davanın reddine karar verilmesini, davacı tarafın dava konusu kaza nedeniyle elde ettiği gelir ve tazminatların mahsubunun gerekli olduğunu, ilgili yerlerden gerekli raporların alınması gerektiği hususunu da belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin meydana gelen kazada kusurunun bulunmadığını, kazanın gerçekleştiği yolda müvekkilinin sağ şeritte seyir halinde iken yavaşlayıp sola dönmek için sinyal kullandığı esnada, arkadan süratle gelen ....plakalı motosiklet sürücüsünün trafikte yeterli dikkati göstermediğini, takip mesafesi kurallarını hiçe sayarak seyrettiğini ve kazanın oluşumuna tek başına sebebiyet verdiğini, bu nedenlerle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin kusuru veya ihmalinin bulunmadığını, açılan davayı kabul etmediklerini, müvekkilinin .... Filo Ticaret unvanı ile uzun süreli araç kiralama işi yaptığını, müvekkili adına kayıtlı .... plakalı aracın 07/08/2021-24/08/2021 tarihine kadar uzun süreli olarak ...'nun sevk ve idaresinde olduğunu, müvekkilinin aracı uzun süreli olarak kiraya verdiğini, kiracı tarafından kullanılırken kazanın meydana geldiği göz önüne bulundurulduğunda kiracının işleten olarak sorumlu tutulması gerektiğini, müvekkilinin araç maliki olarak işleten sıfatı kalmadığından davanın müvekkili yönünden pasif husumet yokluğundan reddinin gerektiğini, ayrıca davacının ihlal ettiği maddenin yasada asli kusurlu hallerden sayıldığını belirterek müvekkili yönünden husumet yokluğu ve davacıların ilgili kazada asli kusurlu olmaları sebebiyle haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER:

1-Tarafların usulünce ileri sürmüş oldukları iddia ve savunmaları, 2-Kazaya ilişkin soruşturma dosyası ve kaza tespit tutanağı, 3-Davalı ... tarafından tanzim edilen ZMSS poliçesi ve hasar dosyası,

4-İlgili kamu kurumlarından celp edilen cevabi yazılar, 5-Dosyada mündemiç kusur ve aktüerya bilirkişi raporları, 6-İlgili yasal mevzuat ve yargısal içtihatlar, HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLER, TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) talebine ilişkindir. Mahkememizin görevi açısından yapılan değerlendirme; Yargıtay 17'inci Hukuk Dairesi'nin 2019/6195 Esas, 2020/3056 Karar ve 02/06/2020 tarihli "Dava tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a maddesi gereği her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlar ticari davalardır. TTK 5/1. maddesi gereği ticari davalara bakmakla görevli mahkeme Asliye Ticaret mahkemeleridir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren yasanın 5/3. maddesi gereği asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki işbölümü olmaktan çıkmış görev ilişkisi haline gelmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir. Açılan somut davada davalılar arasında zorunlu mali sorumluluk sigortacısı da bulunmaktadır. Sigorta hukuku 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6. kitabında 1401 ve devamı maddelerinde, zorunlu sorumluluk sigortası ise 1483 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Bu durumda Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlardan olması nedeniyle dava ticari dava olup Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanı içinde olduğundan" şeklindeki ilamı doğrultusunda davayı görme konusunda mahkememizin görevli olduğu tespit edilmiştir. Davalının sorumluluğu açısından yapılan değerlendirme; Sigorta sözleşmesi davanın açıldığı tarih itibariyle somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 1263. maddenin birinci fıkrasında (6102 sayılı TTK, m. 1401); “Sigorta bir akittir ki bununla sigortacı bir prim karşılığında diğer bir kimsenin para ile ölçülebilir bir menfaatini halele uğratan bir tehlikenin (bir rizikonun) meydana gelmesi halinde tazminat vermeyi yahut bir veya birkaç kimsenin hayat müddetleri sebebiyle veya hayatlarında meydana gelen belli bir takım hadiseler dolayısiyle bir para ödemeyi veya sair edalarda bulunmayı üzerine alır.” şeklinde tanımlanmıştır. Sigorta sözleşmelerinde sigortacı, sigorta ettirene bir prim karşılığında belirli bir rizikoya karşı koruma sağlamayı üstlenir (Avrupa Sigorta Sözleşmesi Hukuku İlkeleri, m.1:201). Sigorta sözleşmeleri tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdendir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 3. maddesinde; araç sahibi, araç için adına yetkili idarece tescil belgesi verilmiş veya sahiplik veya satış belgesi düzenlenmiş kişi, işleten ise; araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hâllerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişi olarak tanımlanmış ve ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimsenin de işleten sayılacağı belirtilmiştir. İşleten ile sigorta ettiren kişi de farklı kavramlardır. İşleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğuna KTK’nın 85. maddesinde yer verilmiş, aynı Kanun’un 91. maddesi ile poliçenin geçerlilik süresinde meydana gelen kaza tarihinde ve davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın (ZMSSGŞ) A-3. maddesinde, sigortacının poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK’ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği düzenlenmiştir. KTK’nın 91. maddesi ile işletenlerin 85. maddenin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanması amacıyla mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunlu kılınmıştır. Dosyada yer alan trafik kaza tespit tutanağından ve davalının mahkememize ibraz etmiş olduğu poliçe tetkik edildiğinde kaza tarihinde aracın ZMSS poliçesi ile sigortalanıp sigortalanmadığı tetkik edildiğinde kaza tarihi itibariyle.... plakalı aracın ZMSS ile davalı ... tarafından sigortalandığı tespit edilmiştir. Sürücünün sorumluluğu TBK 49'uncu madde uyarınca haksız fiil sorumluluğundan ve işletenin sorumluluğu KTK 85'inci madde uyarınca tehlike sorumluluğundan kaynaklanmaktadır. Dosyada yer alan trafik kaza tespit tutanağından ve araç sahiplik bilgilerinden kaza tarihi itibariyle.... plakalı aracın maliki olan davalı ... araç maliki olarak, davalı ... sürücü sıfatıyla davacının zararından sorumludur. Davalı ... şirketlerine dava açılmadan önce yapılan başvuru ve poliçeler; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi ile zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiş olmakla birlikte, bu başvuru yapılmadan dava yoluna gidilmesi halinin dahi HMK'nın 115/2. maddesi gereği tamamlanabilir dava şartı olduğu Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları ile kabul edilmektedir. (Y4HD 2021/4498 Esas, 2021/7405 Karar sayılı ilamı) Dosyada yer alan davalı ... şirketinin cevabi yazıları ve davacının dosyaya ibraz ettiği başvuru ile başvuruya ilişkin tebliğ mazbataları tetkik edildiğinde; davacının iş bu davayı açmadan önce davalı ... şirketine 10/01/202 tarihinde başvuru yaparak, 2918 sayılı KTK m.97 hükmünde düzenlenmiş olan başvuru şartını yerine getirmiş olduğuna kanaat getirilmiştir. Arabuluculuk dava şartı bakımından yapılan değerlendirme; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/14429 Esas, 2021/5729 Karar sayılı ve 29/09/2021 Tarihli ilamı ile Gaziantep 17. Hukuk Dairesi'nin 2021/1131 Esas, 2023/261 Karar sayılı ve 03/02/2023 Tarihli ilamında belirtildiği üzere eldeki dava bakımından arabuluculuk dava şartı bulunmadığı belirtilmiş olup bu nedenle arabuluculuk ücreti davacı üzerinde bırakılmıştır. Davacıya kaza nedeniyle herhangi bir gelir bağlanıp bağlanmadığı yönünden yapılan tespit; SGK'ya müzekkere yazılmış olup, SGK yazı cevabında davacılara ödeme yapılmadığı görülmüştür. Davalının kusur oranına bağlı olmaksızın sorumluluğuna ilişkin yapılan değerlendirme; Davacı vekili dava dilekçesinin sonuç kısmında tazminatın "davalıdan alınarak" karar verilmesini talep etmiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85. maddesi “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” ve aynı Kanunun 88. maddesi ise “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur. Birden fazla kişinin sorumlu olduğu durumlarda, bunlar arasındaki ilişki bakımından zarar, olayın bütün şartları değerlendirilerek paylaştırılır. Özel durumlar ve özellikle araçların işletme tehlikeleri, zararın iç ilişkide başka türlü paylaştırılmasını haklı göstermedikçe, işletenler ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahipleri kusurları oranında zarara katlanırlar” düzenlemeleri ile motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, ayrıca birden fazla kişinin zararı tazmin ile yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir. 818 sayılı BK’nın 50 ve 51. maddelerinde de, haksız eylemin ve bunun sonucunda doğan zararın birden fazla kişi tarafından meydana getirilmesi durumunda, zarar görenin dilediği takdirde eyleme katılanlardan birisinden, birkaçından veyahut tamamından zincirleme olarak sorumlu tutulmalarını isteme hakkına sahip bulunduğu düzenlenmiştir. Aynı hüküm 6098 sayılı TBK’nın 61. maddesinde de tekrar edilmiştir. Dolayısıyla, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 88/1. maddesinde trafik kazası nedeniyle müteselsil sorumluluk öngörülmüştür. Davacılar dava dilekçesinde zararın tamamını davalılardan talep etmiştir. Davalıların sorumluluğu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 88. maddesine dayanmaktadır. Davacıların zararın tamamını davalılardan talep etmesi, davacıların müteselsil sorumluluk ilkesine dayandığının bir göstergesidir. Nitekim benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Yargıtay 4'üncü Hukuk Dairesi 2018/1742 Esas ve 2018/4694 Karar sayılı ilamında; "Davacılar açıkça davalıların kusurları oranında sorumlu tutulmalarını istemediklerine göre; mahkemece, davacı Tuğba Tunç lehine hükmedilen maddi tazminatın tamamının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi gerekirken, davalıların kusur oranlarına göre sorumlu tutulmaları doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir." denilmiştir. (Emsal karar için bknz. Konya BAM 3'üncü Hukuk Dairesi'nin 2022/831 Esas 2022/760 Karar sayılı ilamı) Yukarıda bahse konu düzenleme ve içtihatlar nazara alınarak yolcu konumundaki kazaya karışan motosiklette yolcu konumunda bulunan ... araçta ZMSS Sigortacısı bakımından da 3. kişi konumunda olduğu nazara alınarak tazminat miktarını kazaya karışan sorumlular bakımından kusur oranına bağlı kalınmadan talep edebileceği değerlendirilmiştir.

Kusur yönünden yapılan değerlendirme; Mahkememizin ara kararı uyarınca bilirkişi tarafından hazırlanan 25/07/2022 tarihli kusur raporunda özetle; Dosya kapsamı tümü ile incelenerek ele alındığında; Olay sırasında; Her iki aracın aynı yön ve istikamette aynı şeritte seyir ettiğini, olay öncesi otomobil sürücüsünün ön ilerisinde giden motosikleti sollayarak geçtiği ve akabinde yolun sağına yaklaşarak yavaşladığını, motosiklet sürücüsünün; ön ilerisinde yolun sağına yaklaşarak yavaşlayan otomobili gördüğünde, bu aracın solundan geçmek istediği sırada otomobil sürücüsünün bu defa dönüş anı ile birlikte sinyal verip, sol tarafında kalan tarla yoluna geçmeye çalıştığı sırada kazanın oluştuğunu, Araçlar üzerinde tespit edilen hasarın oluş şeklini destekler mahiyette olduğu görülmüş olduğunu ve bu kapsamda; A) .... plakalı otomobil sürücüsü ...; Yönetimindeki aracı ile iki yönlü olarak gidiş-gelişe açık köy yolu üzerinde sol tarafında kalan tali yola dönüş yapacağı sırada, K.Y.Trf.Kn.53/b maddesinde açıklandığı üzere, -Amaç ve niyetini belli etmesi, -Yolun gidişe ayrılan kısmının soluna (orta çizgiye) yaklaşması ve bu şekilde dönüşe başlaması gerekirken, Yer alan ifadelerden anlaşılana göre, Motosikleti geçtikten sonra yolun sağ kenarına yaklaşarak yavaşlamasına müteakip, sağdan sola doğru birden bire kontrolsüz dönüş yapıp, kendisini geçmek üzere olan motosikletin hareket alanına kontrolsüz doğrultu değiştirmesi ile kazanın oluşumuna sebebiyet vermiş olduğunu, eylem ve davranışı sonuç üzerinde ESAS etken olarak görüldüğünü, B) .... plakalı Motosiklet sürücüsü ...; ön ilerisinde, yolun sağından soluna doğrultu değiştirerek dönüş yapan araçtan dolayı sola yönelmiş ve çarpmamak için firen yaptığı anlaşılsa da, olay öncesi kendisini geçtikten sonra aynı şeritte, yolun sağına yaklaşan araç sürücüsünü dikkate alıp, hızını azaltması, toplu dikkat hali ile seyir etmesi, sesli ikazla yol üzerindeki varlığını bildirmesi ve bu yeri dikkatli bir şekilde geçmesi gerekirken mevcut hızı ile önlemsiz vaziyette seyir ettiğini, tehlike ortamında tatbik ettiği frenleme ile direksiyon tedbirinde etkisiz kalarak kazaya karıştığını ve sonuç olarak; .... plakalı otomobil sürücüsü ... nun; 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 84'ncü maddesinde yer alan sürücülere ait temel kural ihlallerinden, "Doğrultu Değiştirme- Manevraları Yanlış Yapma" kuralı ile, 53/b maddesi kapsamını ihlal ettiğini, -....plakalı Motosiklet sürücüsü ... in,; 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 52/1- b Maddesinde yer alan diğer kural ihlallerinden "Sürücüler Hızlarını; kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara göre ayarlamak zorundadır" kuralını ihlal ettiği tespit edildiğini mahkememize bildirmiştir. 6098 sayılı TBK'nun 74'üncü maddesi gereği hakim kusur oranını belirlemede tam bağımsız ve yetkili kılınmıştır. Denetime elverişli kusur bilirkişi heyet raporunun kazanın gerçekleşme şeklinin doğru bir şekilde irdelendiği ve bu haliyle de raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğuna kanaat getirilmiş ve davalı araç sürücüsünün %75 kusurlu olduğu kanaati ile hükme esas alınmıştır. Maluliyet yönünden yapılan değerlendirme; Kusura ilişkin tespit yapıldıktan sonra dosya maluliyet bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir. Burada davacıların maluliyeti tespit edilirken öncelikle hangi yönetmeliği uygulanacağının belirlenmesi gerekmektedir. Bu noktada alınacak maluliyet raporlarında uygulanacak yönetmeliğin tespitine ilişkin olarak; Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2020/7120 Esas, 2021/2627 Karar sayılı ve 11/03/2021 Tarihli ilamında "...2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeni ile maddi tazminat istemine ilişkindir. Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir..." denilmektedir. Görüldüğü üzere uygulanacak yönetmeliği tespiti noktasında kaza tarihinin baz alınması gerekmektedir.

Dosyada alınan 03/08/2022 tarihli maluliyet raporunda özetle; Davacı ...'in 08/08/2021 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasında oluşan yaralanmasına yönelik; Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik kullanılarak hesaplanan kişinin özürlülük oranının %5(beş) olduğunu, Tıbbi iyileşme ve rehabilitasyon süresi dikkate alındığında 3(üç) ay süre ile geçici iş göremezliğe neden olduğunu, İyileşme dönemi içerisinde 3(üç) hafta tam gün bakıcı ihtiyacı olduğunu, Davacı ...'in 08/08/2021 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasında oluşan yaralanmasına yönelik; Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik kullanılarak hesaplanan kişinin özürlülük oranının %14(ondört) olduğunu, Tıbbi iyileşme ve rehabilitasyon süresi dikkate alındığında 2(iki) ay süre ile geçici iş göremezliğe neden olduğunu, İyileşme dönemi içerisinde 2(iki) hafta tam gün bakıcı ihtiyacı olduğunu mahkememize bildirmişlerdir. Kazanın gerçekleştiği tarihteki yürürlükte olan yönetmeliğe göre alınan ve kaza neticesinde meydana gelen arazları doğru şekilde tespit eden bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır. Talep edilebilecek tazminat miktarının belirlenmesi yönünden yapılan değerlendirme; Burada davacının talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi noktasında baz alınacak yaşam tablosu ve uygulanacak hesaplama yönteminin de ayrıca irdelenmesi gerekmektedir. Bu noktada benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/1290 Esas, 2021/751 Karar sayılı ve 21/05/2021 Tarihli ilamında "...Mahkemece yapılacak iş, bilirkişi kuruluna anılan yönetmelik çerçevesinde yeni bir maluliyet raporu tanzim ettirdikten sonra, davacının muhtemel yaşam süresinin TRH 2010 yaşam tablosuna göre belirlenerek, hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması için yeni bir aktüerya raporu almaktan ibaret olup..." denilmektedir. Dosya hesaplama yapılmak üzere aktüerya bilirkişisine tevdi edildiği, bilirkişi hazırlamış olduğu 26/08/2022 tarihli raporda özetle; 08/08/2021 tarihinde meydana gelen olay nedeniyle, davacının talebi ile davalının sorumluluğunun nihai takdirinin Yüksek Mahkemelerine ait olmak üzere, davacı ...'in %5 malul oranı, 3 ay geçici iş göremezlik süresi ve 21 tam gün bakıcı ihtiyacı süresi içerisindeki maddi tazminatının hesaplandığını, kusur oranları belirtilmediğinden kusur tenzili yapılmadığını, kusur indirimsiz rapor tarihinde; 1-Yargıtay 17. Hukuk Dairesi ve 4. Hukuk Daresi'nin Güncel Uygulamaları Kapsamında TRH-2010 Erkek/Kadın Türkiye Hayat tablosi ve "Prograsif Rant %10 arttırım %10 indirim yöntemine" göre yapılan hesaplamada; Geçici iş göremezlik tazminatının =7.672,50 TL, Sürekli iş göremezlik tazminatının =186.302,06 TL, Bakıcı/Bakım gideri tazminatının =2.504,25 TL olarak hesaplandığını,

2-04/12/2021 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan ZMMS Genel Şartlar Kapsamında TRH-2010 Erkek/Kadın Türkiye Hayat Tablosu ve "Dönem Başı Ödemeli Tam Hayat Anüitesi 1,65 Teknik Faiz Yöntemine" göre yapılan hesaplamada; Geçici iş göremezlik tazminatının =7.672,50 TL, Sürekli iş göremezlik tazminatının =118.903,33 TL, Bakıcı/Bakım gideri tazminatının =1.790,25 TL olarak hesaplandığını, Davacı taraf için hesaplanan tazminat tutarından mahsup edilecek herhangi bir ödemeye rastlanılmadığını, kaza tarihinde, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesinin kişi başına sakatlanma ve ölüm teminatının 410.000,00 TL olduğunu ve hesaplanan tazminat tutarının poliçe teminat limiti dahilinde kaldığını.

Yukarıda zikredilen güncel Yargıtay içtihatları nazara alınarak TRH 2010 Ulusal Yaşam Tablosu ve prograsif rant usulüne göre ve teknik faizsiz, güncel asgari ücretine göre alınan aktüer bilirkişi raporuna itibar edilmiştir. Müterafik kusur indirimi bakımından değerlendirme; Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur, Borçlar Kanunu'nun 52. maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması sözkonusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılması da gerekebilecektir. Dosya içeriğine bakıldığı zaman davacının müterafik kusurunun bulunmadığı kanaati hasıl olmuştur. Hatır taşıması bakımından yapılan değerlendirme; Ayrıca bu noktada hatır taşıması ancak davacının yolcu olarak bulunduğu aracın sigortacısı bakımından gündeme gelebilecektir. Benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/3454 Esas, 2019/224 Karar sayılı ve 16/01/2019 Tarihli ilamında "...3-Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığından, bu gibi taşımalarda BK.nun 43. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmakta ise de bu indirimin yapılabilmesi için davalının savunmasında bu hususu ileri sürmesi icap eder. Davalı sürücü ...'nun bu yönde bir savunması olmamasına rağmen mahkemece sürücü yönünden de resen hatır taşıması indirimi yapılması isabetli değilir..." denilmektedir. İlam metninden de açıkça anlaşıldığı üzere hatır taşıması savunması defi niteliğinde olup süresi içerisinde verilen cevap dilekçesinde usulünce ileri sürülmedikçe mahkemece resen nazara alınamayacaktır. Dosyaya bakıldığı zaman davalı ... vekili 6100 sayılı HMK m.317/2 hükmünde düzenlenen yasal cevap süresi içerisinde cevap dilekçesini dosyaya sunmuş ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiği yönünde savunmada bulunmamıştır. Bunun yanında hatır taşımasının ancak taşınanın bulunduğu araç bakımından ileri sürülebileceği dikkate alındığında; davalı açısından davacının karşı araç yolcusu olması ve davalının taşıyan araç sigortası olmadığı için hatır taşıması indirimini gerektirecek bir durumun bulunmadığı değerlendirilmiştir. Uzun süreli kiralama iddiası bakımından yapılan değerlendirme; Davalı araç maliki kazaya karışan aracın uzun süreli olarak araç sürücüsüne kiraladığını iddia etmiştir. Davalılar arasında var olduğu iddia edilen kira sözleşmesinin uzun süreli ve üçüncü kişileri bağlayacak güçte bir kira sözleşmesi olup olmadığı, aracın kazadan ne kadar zaman önce teslim edildiği, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma olup olmadığı, kira sözleşmesinin ve kira bedelinin Maliye ve Vergi Dairelerine bildirilip bildirilmediği, kira bedellerinin ödenip ödenmediği, kiralayanların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi marifetiyle inceleme yapılması gerekmiştir. Bu amaçla mahkememizin 4 no.lu celsesi 1 no.lu ara kararı gereği, 07/08/2021-24/08/2021 tarihleri arasındaki kiralama akdinin defter kayıtlarında bulunup bulunmadığı, defterlerin usulüne uygun tutulup tutulmadığı, 07/08/2021-24/08/2021 arasındaki kiralama ilişkisinin vergi dairesine bildirilip bildirilmediği hususlarında rapor tanzim edilmesi için dosyanın mali müşavir bilirkişiye tevdii edildiği, bilirkişi tarafından hazırlanan 27/01/2023 tarihli raporda özetle; Dava dosyasına konu olan araç kiralama sözleşmesinin 07/08/2021-24/08/2021 tarihleri arasını kapsadığını ancak davalı ...'in mükellefiyet kaydının bu anılan araç kiralama sözleşmesi tarihlerinden önce 31/12/2020 tarihinde son bulduğunu, bu nedenle davalı ...'in satış işletmesinin değil de vekilinin dava dosyasına 14/12/2022 tarihinde ibraz ettiğini dilekçede belirttiğini, davalının ortağı ve temsile yetkili müdürü olduğu .... Car Rental Otomotiv İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin yasal defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapıldığını, Davalının dava dosyasına ortağı ve temsile yetkili müdür olduğu .... Car Rental Otomotiv İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin 2021 yılına ait yevmiye, envanter ve kebir defterlerini yerinde ibraz ettiğini, davalının dava dosyasına yerinde ibraz ettiği bu anılan 2021 yılına ait yasal defterlerin noter açılış tasdiklerinin zamanında ve usulüne uygun olarak yaptırıldığı gibi Türk Ticaret Kanunu'nda belirtilen 2021 yılının yevmiye defterinin noter kapanış tasdikinin de zamanında ve usulüne uygun olarak yaptırıldığını, Dava dosyasına yerinde ibraz edilen 2021 yılı yasal defterlerinin incelenmesi sonucunda davaya konu araç kiralama sözleşmesi hakkında herhangi bir muhasebe kaydının olmadığı gibi bu araç kiralama sözleşmesinin bağlı bulunan vergi dairesine beyan edilmediğini mahkememize bildirmiştir. Denetime elverişli ve ayrıntılı olarak düzenlenmiş bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır. Somut olayda Trafik Tescil kayıtlarına göre aracın davalı ... .... kayıtlı olduğu, mahkemeye ibraz edilen kira sözleşmesinin .... Car Rental Otomotiv İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile diğer davalı arasında düzenlenmiş olduğu, ticari defter kayıtlarında kiralama ilişkisinin görünmediği, ceza yargılaması ve soruşturma aşamasında sürücü ifadelerinde kiralama ilişkisinden hiç bahsedilmediği, davalının getirilen vergi kayıtlarında kiralama işi ile 2017-2020 yılları arasında iştigal ettiği fakat kazanın 2021 yılı 8. Ayında gerçekleşmiş olduğu hususları dikkate alındığından 3. Kişileri bağlayacak güçte bir kiralama ilişkisi olmadığı kanaati ile davalı ...'in işleten sıfatıyla sorumlu olduğu kanaati hasıl olmuştur. (Emsal karar için bknz. Y4HD 2021/18759 Esas ve 2022/6142 Karar sayılı ilamı) Maddi tazminat bakımından sulhe ilişkin değerlendirme; Yargılama devam ederken; Davalı vekili Av. ...'un Uyap üzerinden gönderdiği 21/10/2022 havale tarihli dilekçesinde davacı ile sulh olduklarını, davacının bu nedenle davadan feragat ettiğini, davacıdan yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığını, dosyaya sunulan vekaletnamenin feragat ve sulh yetkisini içerdiği görülmüştür. Davacı vekili Av. ...'da mahkememizin 16/11/2022 tarihli celsesinde davalı ... ile sulh olduklarını beyan etmiş, dosyaya sunulan vekaletnamenin feragat ve sulh yetkisini içerdiği görülmüştür.

Taraflarca sulh sözleşmesinin sunulması dikkate alındığında sulhün mahkeme içi sulh olarak değerlendirmek gerekmiştir.

HMK'nın ''Sulhun etkisi'' başlıklı 315/1.maddesi hükmüne göre; ''Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir.'' 314.madde hükmüne göre sulh hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. Taraflarca sulh sözleşmesine göre karar verilmesi talep de edilmediğinden HMK 315/1 gereği sigorta şirketi yönünden karar verilmesine yer olmadığına dair karar vermek gerekmiştir. Tarafların kabulünde olan sulh protokolü tetkik edildiğinde yargılama giderleri ve vekalet ücretini içerdiği, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya ödenmiş olduğu görülmüştür. Davacı için yargılama gideri kalemi olarak toplamda ödenen miktarın davacı tarafından harcanan miktardan fazla olduğu nazara alınarak bu hususta karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir. Manevi tazminat bakımından yapılan değerlendirme; Dava konusu olayın gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan TBK’nın 56. (BK m. 47) maddesinde; "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir." hükmü yer almaktadır. Görüldüğü üzere TBK’nın 56. maddesi gereğince vücut bütünlüğü zarara uğrayanların manevi tazminat isteme hakları vardır. Türk Borçlar Kanunu’nun 56. (BK m. 47) maddesi hükmüne göre takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hâl ve şartlar 22.06.1966 tarihli ve 1966/7 E., 1966/7 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında açıkça vurgulanmıştır. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken, ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hâkimin özel hâlleri göz önünde tutarak, manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hâkim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hâl ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenler karar yerinde objektif olarak göstermelidir. Çünkü Kanun’un takdir hakkı verdiği hususlarda hâkimin hukuka ve hakkaniyete göre hüküm vereceği 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 4. maddesinde belirtilmiştir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna dair bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O hâlde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut durumda elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 02.10.2018 tarihli ve 2017/17-1098 E., 2018/1384 K.; 02.03.2021 tarihli ve 2020/17-41 E., 2021/182 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir. Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olay incelendiğinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, sosyal ekonomik durum araştırmaları, dosyadaki tutanak ve kanıtlar, davalı sürücünün olayın meydana gelmesinde daha ağır kusurlu olması, davacıların sosyal ekonomik durumlarının iyi olmaması, iyileşme süresi, davacının maluliyet oranı ve olayın meydana geldiği tarihteki paranın alım gücü dikkate alındığında; meydana gelen trafik kazası sonucu her bir davacı için ayrı ayrı 25.000,00 TL'şer manevi tazminat miktarına hükmedilmesi gerektiği kanaati hasıl olmuştur. Faiz başlangıcı yönünden yapılan değerlendirme; Davalı işleten ve araç sürücünün sorumluluğu haksız fiil sorumluluğu kapsamında olduğundan haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren faize hükmedilmiştir. Neticeten; Tüm dosya kapsamı denetime elverişli olarak alınmış bilirkişi raporları, taraf beyanları, birlikte değerlendirildiğinde davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; Manevi Tazminat Bakımından A1-Davanın KABULÜ ile; ... bakımından, 25.000,00 TL manevi tazminatın 08/08/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar .... .... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e VERİLMESİNE, A1-2- Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca davanın kabul edilen değeri olan 25.000,00 TL üzerinden alınması gereken 1.707,75 TL ilam harcından davacı tarafından 25.000,00 TL'lik peşin harç için yatırılan 85,38 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 1.622,37 TL harcın davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, A1-3-Davacı tarafından 25.000,00 TL'lik peşin harç için yatırılan 85,38 TL peşin harcın davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, A1-4-Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen yargılama giderinin sulh sonucu sigorta şirketinden alınması nedeniyle bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, A1-5-Davalı tarafından yargılama nedeniyle herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, A1-6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca manevi tazminat bakımından hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak alınarak davacıya VERİLMESİNE, A2-Davanın KABULÜ ile; A2-1-... bakımından, 25.000,00 TL manevi tazminatın 08/08/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar .... .... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e VERİLMESİNE, A2-2- Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca davanın kabul edilen değeri olan 25.000,00 TL üzerinden alınması gereken 1.707,75 TL ilam harcından davacı tarafından 25.000,00 TL'lik peşin harç için yatırılan 85,38 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 1.622,37 TL harcın davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, A2-3-Davacı tarafından 25.000,00 TL'lik peşin harç için yatırılan 85,38 TL peşin harcın davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, A2-4-Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen yargılama giderinin sulh sonucu sigorta şirketinden alınması nedeniyle bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, A2-5-Davalı tarafından yargılama nedeniyle herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, A2-6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca manevi tazminat bakımından hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak alınarak davacıya VERİLMESİNE, Maddi Tazminat Bakımından 1-Dava konusuz kaldığından dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Davacı tarafından peşin yatırılan 136,97 TL peşin harç, 136,62 TL ıslah harcı ve 346,69 TL tamamlama harcının toplamı olan 620,28 TL harçtan manevi tazminat kısmından bahsedilen 85,38 TL ve 85,38 TL olmak üzere toplam 449,52 TL toplam harcın Harçlar Kanunu madde 22 uyarınca alınması gereken 119,93 TL karar ve ilam harcından mahsubu ile fazladan alınan 329,59 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde DAVACIYA İADESİNE, 3-Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen yargılama giderlerinin tarafların talebinin olmaması nedeniyle davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davalı tarafından yargılama nedeniyle herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 5-Talep olmadığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE, 7-Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereğince, Gaziantep Arabuluculuk Bürosu tarafından suçüstü ödeneğinden Arabulucuya ödenmesine karar verilen 1.320,00 TL'nin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, Dair; davacı vekilinin ve Davalı ... vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu AÇIK olmak üzere karar verildi, verilen karar hazır bulunan tarafa okunmak suretiyle tefhim edildi. 21/06/2023

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2022/73, K. 2023/306, T. 21.06.2023, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2022-73-e-2023-306-k-91e86f15e23d