İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2022/460 E. 2025/28 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2022/460
Karar No
2025/28
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2022/460 KARAR NO : 2025/28

HAKİM : ... ... KATİP : ... ...

DAVACI : ... - ... ... VEKİLİ : Av....-.... VEKİLİ : Av. ... - [... DAVA : Marka Hükümsüzlüğü DAVA TARİHİ : 17.11.2022 KARAR TARİHİ : 23.01.2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03.02.2025 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan Marka Hükümsüzlüğü istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkilinin büyük yerli zincir restoran gruplarından biri olduğunu, davalı yanın .... sayılı “...” ibareli marka başvurusuna yönelik itirazlarının Kurum tarafından reddedildiğini, verilen kararın hatalı olduğunu, müvekkilinin “...” markası üzerinden gerçek hak sahibi olduğunu, bu markanın 2006 ve daha önceki yıllardan bu yana eylemli olarak kesintisiz kullanılmış bir marka olduğunu, yine müvekkilinin ... sayısı ile bu marka üzerinde hak sahibi olduğunu, taraf markalarının sınıfsal benzerlik gösterdiğini, 30 ve 43. Sınıf mal ve hizmetler arasında benzerlik bulunduğunu, dava konusu logonun müvekkili markalarının birebir aynısı olduğunu, her iki markanın da “tom” sesi ile başladığını, son üç harfin ikisinin farklı kullanılmasının, "..." ve "..." kelimesi arasında önemli ve farklı bir izlenime neden olacak önem ve özgünlükte olmadığını, davalı yanın kötü niyetli olduğunu, davalı şirket ortağı ... isimli şahsın, müvekkiline ait "..." markasının 2 yıl süre ile kullanım hakkını aldığını, sonrasında ise dava konusu başvuruyu yaptığını, davalı şirketin kuruluş adresi ile müvekkil şirketin "Fabrika" şubesinin adresi aynı olduğunu, davalı şirketin 30.11.2021 tarihinde "Diriliş Mahallesi Kalebent Sokak No:3 Mamak Ankara" adresinde kurulmuş olup müvekkili şirketin "Fabrika" şubesinin 27.03.2020 tarihinden bu yana aynı adreste faaliyet gösterdiğini, yani davalı şirket ve aynı zamanda şirket müdürü olan şirket ortağı ...’ın müvekkili markalarından haberdar olduğunu beyan ederek 2022/000739 sayılı davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dayanak markasını ciddi bir biçimde kullanmadığını, taraf markalarının aynı olmadığı gibi benzer de olmadığını, müvekkili markasının beyaz zemin üzerine sarı kabartmalı, parlak kırmızı renkli, kalın ve keskin hatlara sahip harflerle yazılı olup davacı markası ise yeşil renkli ve oval hatlara sahip harflerle yazılı olduğunu, taraf markaları arasında kavramsal ve işitsel farklar da bulunduğunu, “...” kelimesinin halk arasında "tombul" kelimesinden türetilmiş "şişmanca, tombulca" anlamına gelen ve genelde küçük çocuklar için kullanılan bir kavram olduğunu, “...” markasının ise herhangi bir anlamı olmadığını, her iki markanın sonundaki ''BİŞ'' ve ''MİS'' ibarelerinin farklılığının ise markaları işitsel açıdan bambaşka bir hale getirdiğini, 30 ve 43. Sınıf mal ve hizmetlerin farklı olduğunu, davacı markasının tanınır olmadığını, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, davacının sunduğu sözleşmenin tarafının müvekkili olmadığını, kaldı ki sözleşmenin konusunun davacıya ait ''...'' markası olduğunu, müvekkilinin eldeki davaya konu markasının ''...'' ibaresinden oluştuğunu, taraf markaları arasında iltibas tehlikesi bulunmadığını ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. Davacı yana ait dayanak 2006/13309 sayılı ve ibareli markanın tescil korumasının devam ettiği, tescil kapsamında 43. Sınıftaki “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri: Restoran hizmetleri, self-servis restoran hizmetleri, lokanta hizmetleri, kafeterya hizmetleri, cafe hizmetleri, kantin hizmetleri, snack-bar hizmetleri, bar hizmetleri, ikram hizmetleri (catering), yiyecek ve içecek hizmet araçlarının kiralanması hizmetleri... Geçici konaklama hizmetleri: Otel, motel , tatil köyü, pansiyon v.b. hizmetleri (geçici barınma), çadır kiralanması hizmetleri, gençlik kamp hizmetleri, yer ayırtma hizmetleri... Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri, huzurevleri hizmetleri, ; Hayvan bakım evleri hizmetleri;” hizmetlerinin yer aldığı, Dava konusu 04.01.2022 başvuru tarihli,...sayılı markanın tescil korumasının devam ettiği, tescil kapsamında 30. Sınıftaki “Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez” mallarının yer aldığı, DEĞERLENDİRMELER; TARAF MARKALARI ARASINDA BENZERLİK VE İLTİBAS İHTİMALİ; Dava konusu marka başvurusu ile ilgili olarak dikkate alınması gereken 6/1 maddesi uyarınca; tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı veya benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı veya benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Dolayısıyla markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesinin ilk koşulu; markaların tescilli oldukları sınıfların aynı olması veya birbirine benzer olmasıdır. Markaların tescilli oldukları veya tescili talep edilen mal veya hizmetlerin benzerliğine kanaat getirilmesi halinde, ikinci şart olan markaların benzerliğine geçilir. Görüldüğü üzere karıştırılma ihtimalinin varlığı için çifte benzerlik şartının gerçekleşmesi ve her iki benzerliğin de dikkate alındığı genel izlenim ve değerlendirmeye göre ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırma ihtimali olması gerekir. EMTİALARIN BENZERLİĞİ Doktrinde de kabul gördüğü üzere, markalara ait mal veya hizmet listelerinde yer alan emtiaların "benzer" olup olmadığının değerlendirilmesinde, sınıflandırmaya ilişkin ulusal ve uluslararası düzenlemeler bağlayıcı kesin kurallar içermemektedirler. Bu nedenle, inceleme konusu markaların emtia listelerindeki sınıf numaralandırması ile bağlı kalınmaksızın, karşılaştırılan emtia listelerinin "aynı veya benzer" mal veya hizmetlerden oluşup oluşmadığı incelenmelidir. “Marka kapsamındaki mal ve hizmetlerin aynı veya benzer tür olup olmadığı hususunda 1957 yılında yapılmış olan “Uluslararası Nice Protokolü” kapsamında hazırlanan “Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ” hükümlerine ve bunun ekindeki sınıflara ve alt gruplara göre yapılan listenin dikkate alınması gerekmekle birlikte tek başına listenin bir bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Bu anlamda, ilişkilendirmenin varlığı için mal ve hizmetlerin tamamen aynı sınıfta veya aynı alt grupta yer alması gerekmez.” Zira asıl olan, işaretlerin, kapsamlarındaki mal veya hizmetler üzerinde tescilli bir marka olarak kullanılması durumunda, tüketici nezdinde karıştırılma ihtimaline yol açıp açmayacağıdır. Bu nedenle, mal ve hizmet sınıf ve alt gruplarında benzerlik araştırmasında piyasanın anlayışı, benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, mal veya hizmetlerin birbiri yerine ikame edilebilme ve rekabet olanaklarının olup olmadığı, birinin diğerini tamamlama imkânı olup olmadığı, mal veya hizmetlerin dağıtım kanallarının ortak olması, aynı veya yan yana raflarda satışa arz edilip edilmediği kullanım yöntemleri, hedeflenen müşteri kesiminin aynı olup olmadığı hususlarının araştırılması gereklidir. Markalar arasında iltibas değerlendirmesinin ilk koşulunun, taraf markaları kapsamındaki emtiaların benzerliği olduğu hususu Yüksek Mahkemenin birçok kararında da açıkça belirtilmiştir. Nitekim EUIPO nezdinde verilen kararlarda da malların benzerliğine ilişkin değerlendirmenin, mal ve hizmetler arasındaki ilişkilerin ilgili özellikleri dikkate alınarak yapılması gerektiğini, bu özelliklerin, malların doğaları, kullanım amaçları, kullanım yöntemleri ve birbiriyle rekabet halinde veya birbirini tamamlayıcı olup olmadıklarını içerdiği belirtilmiştir, Dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan emtialar ile davacının itirazlarına dayanak tuttuğu markası kapsamındaki aynı ya da benzer mal ve hizmetler incelendiğinde, davacı markalarında 43. Sınıftaki “yiyecek – içecek sağlanması hizmetleri” ile dava konusu markadaki bir kısım gıda ürünleri arasında da bir benzerlik – iktisadi kaynak ilişkisi bulunduğu anlaşılmaktadır. İŞARETLERİN BENZER OLUP OLMADIĞI; Markaların karıştırılma ihtimalinden söz edilebilmesi için yukarıda da belirtildiği üzere emtiaların/hizmetlerin aynı/benzer olması yanında markayı oluşturan ibarelerin de aynı/benzer olması koşulu bulunmaktadır. İki işaret arasında karıştırılma ihtimali, iki şekilde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan birincisi, tescil talebine konu markanın tescilli veya tescili için daha önce başvurulmuş markaya benzerliği nedeniyle önceki markanın aynısı ya da benzeri marka zannedilmesi ve bu sebeple satın alınmak istenen ürün dışında bir ürünün satın alınmasına sebebiyet verilmesidir. İkinci ihtimal ise, tüketicinin iki marka arasındaki farklılıklar nedeniyle her iki markanın aynı marka olmadığını anlamasına rağmen, iki markanın aynı işletmeye, başka bir ifadeyle aynı iktisadi – idari kaynağa ait olduğunu sanmasına sebebiyet verilmesidir. Bu durumda da tüketici, gerçekte almak istemeyebileceği bir ürünü, salt güvendiği önceki markayla irtibatlı sandığı için sonraki markayı alabilecektir. Böylece, önceki tescilli veya tescil talebine konu edilmiş markayı taşıyan ürünler için tüketici nezdinde tesis edilen güvenden haksız olarak yararlanma sonucu doğabileceğinden, karıştırılma ihtimali gerçekleşmiş olacaktır. Benzerlik ve karıştırılma ihtimaline dayalı değerlendirmelerde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. .... kararlarında da belirtildiği üzere; “ortalama alıcılar / kişiler”, çabuk aldanabilen kişiler olmadığı gibi aptal ya da budala da değildir . Mal/hizmetin alıcısı olarak dikkate alınacak olan bu kişiler; orta düzeyde zeka ve dikkate sahip olan, işareti/markayı anımsaması da sıradan olan kişilerdir. Ancak tüketici kitlesinin dikkat ve özen düzeyinin mal ve hizmet sınıflarına bağlı olarak değişkenlik göstermesi de mümkündür. Somut uyuşmazlıkta taraf markaları arasında benzerliği tespit olunan gıda ürünleri ve restoran hizmetlerinin hemen her yaş, gelir, eğitim, meslek grubundan tüketiciye hitap eden, kolay erişilebilir, görece ucuz ve tüketicinin satın alım esnasında dikkatli şekilde incelemelerde bulunmaksızın çoğu kez anlık kararlar ile satın aldığı ürünler olup gıda ürünlerinin genel anlamdaki ilgili tüketicilerinin ortalama dikkat ve özen seviyesine sahip herhangi bir kimse olduğu kabul edilmektedir. Benzerlik değerlendirmesine ilişkin bu genel tespitler çerçevesinde yapılması gereken temel değerlendirme, dava konusu marka ile davacı tarafa ait marka arasında karıştırılmaya yol açabilecek düzeyde bir benzerliğin mevcut olup olmadığı ile ilgili olacaktır. Markalar karşılaştırılırken görsel, sesçil (fonetik) ve kavramsal (semantik) açılardan taraf markalarını oluşturan işaretlerin benzer olup olmadıkları hususunun bütünsel bir bakış açısıyla ele alınması ve yine markalar kapsamındaki mallar/hizmetler yönünden markaların benzer olup olmadıkları konularının bir bütün olarak değerlendirilmesi neticesinde tespit edilebilir bir durumdur. Buna göre işaretler arasında görsel benzerlik karşılaştırması yapılırken markalara konu yazı ve işaretlerin konumlandırılma şekilleri ile harf sırası, yazım karakterleri gibi göze çarpan özellikleri dikkate alınmalıdır. Sesçil benzerlikte esas alınması gereken husus ise markaların ortalama tüketici kitlesi tarafından kendi lisanlarındaki okunuş şekli olup, markaların başlangıç kısımlarının fonetik açıdan benzer sesler çıkarılarak okunup okunmadığı dikkate alınmalıdır. Markaların kavramsal açıdan benzerliklerinin karşılaştırılmasında da markalara konu sözcüklerin tescil kapsamındaki ortalama tüketici kitlesinin bakış açışı ve o sözcüklere kendi lisanlarında bir anlam verip veremeyecekleri hususu dikkate alınmalıdır. Bu genel kriterler sonrasında uyuşmazlık konusu markalar incelendiğinde, bilirkişi raporunun aksine davacı tarafa ait ... markası ile davaya konu ... ibareli marka yazı karakteri ve logoları dikkate alındığında birbirine benzer formatta yazıldığı , markaların ilk üç harfinin aynı olup .... harflerinin kullanıldığı sonrasında ise davalı tarafından davacıya ait markanın son üç harfi ile söyleniş bakımından benzerlik oluşturan .... harfleri kullanılmıştır. Dolayısıyla davalı markada son üç harfin ikisinin farklı kullanılması ... ve ... kelimesi arasında önemli ve farklı bir izlenime neden olacak önem ve özgünlükte olmamıştır. Neticede dava konusu marka ile davacı markasının görsel ve işitsel olarak benzer oldukları ve markalar arasında karıştırma ihtimali olduğu kanaatine varılmıştır. KÖTÜNİYET İDDİALARI ; Davacının, davalının marka tescilinde bulunurken kötü niyetli olduğuna yönelik iddiasını destekler nitelikteki iddialarının temelini, davalının “...” markalarından haberdar olduğu hususu oluşturmaktadır. Davacı yan bu hususta dosya kapsamında davalı şirketin temsilcisi olduğunu belirttiği (ve buna ilişkin ticari kayıtları da sunduğu) ... isimli kişi ile yapılan protokol örneğini ve yine davalı şirketin kuruluş adresi ile müvekkili şirketin "Fabrika" şubesinin adresi aynı olduğu hususunu ileri sürmektedir. Dosya incelendiğinde davalı şirketin aynı zamanda şirket müdürü olan şirket ortağı ..."ın davacı şirket ile yapmış olduğu ticari faaliyetler nedeniyle davacı şirkete ait ... markasını bilen bir tacir olduğu, davalının bu markayı bilmesine rağmen davaya konu iltibas meydana getiren ... markasını kullanmasının iyi niyetli olarak kabul edilemeyeceği dolayısıyla kötü niyetin de hukuk tarafından korunamayacağı kanaatiyle davalının bu markayı almasında kötü niyetli olduğu ve markanın tüm mal ve hizmetler bakımından hükümsüz kılınması gerektiği kanaatine varılmıştır. Davacının markasını kullanıp kullanmadığı, Franchise sözleşmeleri ve kendine özgün dekorasyon, ekipman, tüm konsept, tescilli ve tescilsiz marka, amblem, sembol slogan, deneyim, hizmet anlayışı, pazarlama sistemi, hizmet ve personel eğitimi, ürün formülleri, menüler, malzeme tedarik kaynaklan, kumru ve tost çeşitleri büfe ve hızlı servis restoran işletmeciliği sistemi ve sistemin kendisi ile birlikte kullanılan "..." işareti, .... tarafından üretilen, tekelden dağıtılan veya yetkili dağıtıcılar eliyle satılan, geçmişte kullanılmış, halen kullanılan ve gelecekte kullanılacak markalar, tescilli veya tescilsiz belli ticari markalar, hizmet markaları, logolar, amblemler, semboller, sloganlar ve .... tarafından ileride değiştirilebilecek veya ilave olarak kullanılabilecek benzeri diğer markalar” ın sözleşmelere konu edildiği,

Dolayısıyla sözleşmelerin imza tarihlerinin 2015-2016-2017 ve 2021 olduğu geçerlilik sürelerinin ise 1 yıl ve 5 yıl şeklinde farklılık gösterdiği, bu haliyle inceleme konumuz olan davacı tarafın 04.01.2017- 17.11.2022 tarihleri aralığındaki “...” markası kullanımlarının davacının 43. Sınıfta tescilli yukarıda ifade edilen hizmetleri kapsadığı,

Yine faturalara konu ödemelerin sözleşmelerde ifade edilen şekliyle “Sistem Kullanım Bedeli” olarak yapılan ödemeler olduğu, faturaların antetlerinde “...” ibaresinin de yer aldığı, bu haliyle faturaların da davacının 43. Sınıfta tescilli “...” markasını 04.01.2017-17.11.2022 tarihleri aralığında ilgili hizmetler yönünden kullandığını doğrular nitelikte olduğu,

Franchise sözleşmeleri ve hasılat kira sözleşmelerinin ve bu kapsamda düzenlenmiş faturaların davacının... muhtelif şehirlerinde yer alan şubelerine yönelik olduğu dolayısıyla ... markasının ... kullanılmış olması şartını sağladığı,

Netice itibariyle, Dava konusu hükümsüzlüğü talep edilen marka ile davacının markası kapsamındaki mal ve hizmetler arasında tüm mal ve hizmetler yönünden benzerlik bulunduğu, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu,

Franchise sözleşmeleri ve hasılat kira sözleşmelerinin ve bu kapsamda düzenlenmiş faturaların davacının ... muhtelif şehirlerinde yer alan şubelerine yönelik olduğu dolayısıyla ... markasının ...kullanılmış olması şartını sağladığı,

Davalının bu markayı kullanmasının kötü niyetli olarak kabul edilmesi ve markanın tüm mal ve hizmetler bakımından hükümsüz kılınması gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M :

Davanın kabulüne,

Davalıya ait 2022/000739 nolu markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne, Alınması gereken 615,40.-TL harçtan peşin alınan 80,70.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 534,70.-TL maktu ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, Davacı kendisini vekille temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 10.032,40.-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.23.01.2025

Kâtip Hâkim ... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır

MASRAF DÖKÜMÜ İlk Masraf : 172,90.-TL Bilirkişi Ücreti :9.500,00.-TL P.P : 359,50.-TL TOPLAM :10.032,40.-TL

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2022/460, K. 2025/28, T. 23.01.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2022-460-e-2025-28-k-3f8eb376d8a5