İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2022/32 E. 2024/413 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2022/32
- Karar No
- 2024/413
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/32 Esas - 2024/413 T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2022/32 KARAR NO : 2024/413 HAKİM : TAMER PAMUK 40333 KATİP : ÖMER BULUT 110177
DAVACI : ALİ ... - T.C. Kimlik No: 24206118734 VEKİLİ : Av. EKİN KIRAL - [16086-80089-20741] UETS DAVALI : 1- ... Yelki Mahallesi İnönü Caddesi 18/B Güzelbahçe/ İZMİR VEKİLİ : Av. BORA SARTAN - [16153-51655-92229] UETS DAVALI : 2- TÜRK PATENT VE MARKA KURUMU - UETS VEKİLİ : Av. İLAYDA KUDAY ÖNÜR - (... Hukuk Müşavirliği)
DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü DAVA TARİHİ : 25/01/2022 KARAR TARİHİ : 15/10/2024 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 31/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesiyle; davalı ...'nın ... başvuru numaralı "... gayrimenkul" ibareli başvurunun ilanına itiraz ettiklerini, itirazlarının reddolunduğunu, verilen kararın hatalı olduğunu, müvekkilinin emlakçılık sektöründe faaliyet gösterdiğini, 18.06.2020 tarihinden itibaren “... gayrimenkul” markasını kullandığını, HürriyetEmlak.com internet sitesine de 19.06.2020 tarihinde "... Gayrimenkul" markasıyla kurumsal üye olduğunu, 06.08.2020 tarihinde ... aldığını, işyeri adı olarak "... Gayrimenkul" adını kullandığını, yine İzmir Emlak Komisyoncuları Esnaf Odasına 481272 sicil numarası ile "... Gayrimenkul" adıyla kayıtlı olduğunu, müvekkilinin faturalarında da “... gayrimenkul” ibaresini kullandığını, müvekkilinin babasının “...” adı altında faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin de 2017-2020 yıllarında davalı ... adına açılan bu emlakçıda sigortalı olarak çalıştığını, müvekkilinin daha sonra işten ayrılarak kendi işletmesini açmaya karar verdiğini ancak müvekkili ile babasının arasının bozulduğunu, babasının ikinci eşi olan davalının 2020/122911 sayılı ve ... sayılı marka başvurularında bulunduğunu, müvekkilinin de 2020/153644 sayılı başvuruda bulunduğunu, ancak bu başvurusunun reddedildiğini, davalının başvuru sahibi olduğunu, davalı yanın aynı zamanda “...” adını da tescil almaya çalıştığını, müvekkilinin “... gayrimenkul” ibaresi üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, davalının “...” adı altında işletmesini sürdürmüş olup, "... gayrimenkul" adı altında herhangi bir fikri veya ticari kullanımı olmadığını, müvekkilinin davalı adına tescilli marka ile ilgili olarak daha eskiye dayalı kullanım hakkının bulunduğu gerek resmi gerekse kamuya yansımış belgelerle ortaya konulduğunu, davalı yanın hem kendi markası olan "..." için hem de müvekkilin markası olan "... gayrimenkul" için başvuru yaptığını, davalının açıkça kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin SMK m. 6/6 kapsamında da üstün hakkı olduğunu, İddia ederek ... sayılı ... kararının iptalini ve dava konusu markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket vekili cevap dilekçesiyle; müvekkilinin, davacının aynı zamanda babası olan eşi ile birlikte 1994 yılından beri Yelki Mahallesi'nde gayrimenkul komisyonculuğu işiyle uğraştığını, davacının babası olan ...’nın 1994 yılından itibaren aralıklı olarak kendi adına olan şirketi üzerinden emlakçılık faaliyetlerinde bulunmuş olup, 2014 yılında müvekkil ile evlenerek birlikte çalışmaya başlamış, son olarak 2017 yılından itibaren faaliyetlerine müvekkil ...'nın şahıs şirketi üzerinden devam ettiğini, davacının müvekkili işletmesinde 2018-2020 yılları arasında çalıştığını, taraflar arasındaki iş ilişkisinin 2020 tarihinde sona erdiğini, bunun üzerine müvekkilinin iş yerinden ayrılan davacı yanın müvekkili ve babasının uzun yıllardır emlak komisyonculuğu işi yaptığı bölgede, hatta ve hatta müvekkilinin işletmesine yaklaşık beş yüz metre mesafede emlak işletmesi açtığını, davacının kötü niyetli bir şekilde babasının işletmesi olarak tanınan “... gayrimenkul” tabelasını kendi işletmesinde kullanmaya başladığını, davacının bu şekilde babasının soyadının sektörde bilinirliğinden yararlanmayı hedeflediğini, bu durumun ilgili çevrede tüketicinin yanılmasına yol açtığını, "... gayrimenkul" markasının halk arasında ...'yı çağrıştırdığını, davacı yanın hak sahipliği iddialarının yerinde olmadığını, bu hakkın müvekkilinin eşi davacının babasında olduğunu, davacının üstün hak iddialarının da yerinde olmadığını, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, ... kötü niyetli olanın hak iddiasında bulunan davacı olduğunu, müvekkilinin sahibinden.com üyeliğinde "... ..." adını kullandığını ve "... gayrimenkul" markasını kartvizitinde kullanmakta olduğunu, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. YARGILAMA: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı başvurusuna davacı tarafından yapılan itirazın reddiyle ilgili verilen ... kararının yerinde olup olmadığı iptal şartlarının oluşup oluşmadığı ve marka tescil edilmiş ise hükümsüzlük şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır. Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. Türk Patent'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; davalı ... adına "... gayrimenkul" ibaresinin Uluslararası NICE Sınıflandırma Sisteminin 36. sınıfında yer alan hizmetlerde kullanılmak üzere tescil başvurusu 09/10/2020 tarihinde yapıldığı, ... kod numarası verilerek işleme alınan marka tescil başvurusu, yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 16. maddesi uyarınca 28/12/2020 tarih ve 363 sayılı Resmi Marka Bülteninde ilanına karar verildiği, dava konusu "... gayrimenkul" ibareli başvurunun yayınına Ali ... tarafından itirazda bulunulduğu, itiraz üzerine ilgili daire tarafından yapılan inceleme neticesinde itirazın reddine karar verildiği, İlgili Dairenin almış olduğu karara itiraz sahibi Ali ... tarafından ...’da görüşülmesi için itiraz dilekçesi sunulduğu, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun ... sayılı kararında, “... başvuru numaralı "... gayrimenkul" ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki Markalar Dairesi Başkanlığı kararına karşı, başvurunun eskiye dayalı kullanım, ticaret ünvanı ve kötüniyet gerekçeleriyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. Öncelikle, 6769 s. SMK'nın 6/3 maddesine dayalı itiraz Markalar Dairesi Başkanlığı nezdine yapılan yayına itiraz aşamasında ileri sürülmeyip ilk kez Kurul nezdinde yapılan karara itiraz aşamasında ileri sürüldüğü, bu durumun itiraz kapsamının genişletilmesi sonucunu doğurduğu tespit edildiğinden belirtilen maddeye dayalı itiraz kabul edilmemiştir. 6769 s. SMK md. 6/6 "Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi halinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir." hükmünü amirdir. Muterizin ticaret unvanına dayandırdığı md. 6/6 gerekçeli itirazı, söz konusu unvan işbu başvurunun tescilini engeller nitelikte olmadığından yerinde görülmemiştir. 6769 s. SMK'nın 6 (9) bendi " Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir" hükmünü amirdir. Kötü niyet kavramı, "bilerek ve haksız bir avantaj kazanmak veya başkalarına zarar vermek amacıyla genel olarak kabul edilmiş ahlaki davranışların ve dürüst ticaret ilkelerinin dışında davranan kişinin durumu" olarak tanımlanabilir. Marka hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı şekilde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız yarar elde etmek, markayı gerçekte kullanmayıp yedeklemek, marka ticareti yapmak, gerçek hak sahibinin piyasaya girişini engellemek, gerçek hak sahibine maddi veya manevi zarar vermek amaçlarına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli olarak kabul edilmektedir. Özgün, ayırt edici niteliği yüksek, tek başına ve kelime ve/veya şekil kombinasyonu olarak tesadüfi olarak seçilmesi ya da oluşturulması mümkün olmayan yurtiçi ya da yurtdışında tescilli veya kullanılan ibare veya şekilleri içeren marka tescil başvuruları kötü niyetli başvurular kapsamında değerlendirilmektedir. Yukarıda belirtilen tespit ve değerlendirmeler dikkate alındığında, itiraz sahibi tarafından sunulan bilgi ve belgelerin başvuru sahibinin işbu başvuruyu kötü niyetli bir şekilde gerçekleştirmiş olduğunu ispatlamaya yeterli görülmediğinden SMK. md. 6/9 gerekçeli itiraz da yerinde görülmemiştir. Son olarak, başvuru sahibinin emsal kararlar gerekçeli itirazı, farklı markalar hakkında verilen kararların incelenen başvuruyla ve bu başvuru hakkındaki kararla bağlantısının bulunmaması nedeniyle haklı bulunmamıştır. Sayılan nedenlerle itirazın reddedilmesi gerekmiştir.” gerekçesiyle itirazın reddine karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir. Mahkememizce ön inceleme duruşmasında; markanın geçmişe dayalı kullanımı ve üstün hakka ilişkin hususların tanıkla ispat edilemeyeceği yazılı belge ve belgelerle ispatının gerektiği anlaşılmakla bu konulara yönelik tanık dinletme talebinin reddine, ancak davacının kötü niyet iddiasının bulunması tarafların kötü niyete yönelik talepleri nedeniyle tanıkların dava ve cevap dilekçesinde bulunan kötü niyete ilişkin iddia ve savunmalara ilişkin dinlenmesi için tanıkların bulunduğu yerlere ayrı ayrı talimat yazılmasına karar verilmiştir. Tanıklar yönünden talimatlar yazılmıştır. Tanık Volkan AKDENİZ beyanıyla; davacıyı tanımadığını, kendisinin Güzelbahçe'de köpek kuaförlüğü yaptığını, yaklaşık 4 yıl önce ... isimli şahıstan iş yeri kiraladığını, ...'nın emlakçılık yaptığını, iş yerinin adının da ... Emlak olduğunu, tabelasının da bu şekilde olduğunu; Tanık Hayriye Eryıldırım UYSAL beyanıyla; davalı ...'yı tanıdığını, ...'nın İzmir Güzelbahçe ilçesi Yelki Mahallesinde emlak işleriyle uğraştığını, kendisiyle aralarında daire alım satımı işlemleri gerçekleştirildiğini, bu nedenle yaklaşık 5 yıldır kendisini tanıdığını, davacı Ali ...'yı tanımadığını, davalı Emel ve dava dışı eşi Mustafa Yelki bölgesinde emlak işiyle uğraştıklarını, bu sektörde çok eski olduklarını, ... Gayrimenkul olarak bölgede tanındıklarını; Tanık Serkan AMCAOĞLU beyanıyla; Ali ... ve babası ... uzaktan akrabası olduğunu, davacı Ali'nin eşi de ayrıca uzaktan akrabası olduğunu, davacının babası ... 1995 yılından bu tarafa emlak işiyle uğraştığını, iş yerinin ismi ... şeklinde olduğunu, halen devam ettiklerini, yaklaşık 2 sene ara verdiğini, başka bir sektöre girdiğini, ancak tekrar gayrimenkul emlak işine devam ettiğini, Ali ... babasının yanında emlak işiyle uğraştığını, sonra aralarında husumet olduğunu ve ayrıldığını, kendine gayrimenkul ve emlakçılık üzerine iş yeri açtığını, hatta kendisinin dükkanını kiraladığını, yaklaşık bir buçuk yıl kiracı olarak burada devam ettiğini, iş yerinin isminin ... Gayrimenkul şeklinde olduğunu, daha sonra dükkanından çıktığını, başka bir ofis kiraladığını, halen burada işlemlerine ve faaliyetlerine devam ettiğini, ... Gayrimenkul şeklindeki isminin ilk defa davacı Ali ... kullandığını, babasının kullanımı Yelki Emlak şeklinde kullanımının olduğunu, halen bu şekilde kullanmaya devam ettiğini; Tanık Mustafa TOK beyanıyla; tarafları tanıdığını, davacının yeğeni ile evli olduğunu, davacının babasının ...'nın 1995 yılından beri Güzelbahçe İlçesi Yelki Mahallesinde emlak işiyle uğraştığını, halen de bu sektörde faaliyet gösterdiğini, iş yerinin adının Yelki Emlak olduğunu, davacının 3 yıl öncesine kadar babasıyla birlikte aynı işi yaptığını, daha sonra babasının yanından ayrıldığını, ... Gayrimenkul isimli iş yerini açtığını, ...'nın ise davacının babası ...'nın eşi olduğunu, 1995 yılından beri ... Emlak şeklinde bir firmayı işlettiğini; Tanık EMRAH IŞIK beyanı: taraflarla akrabalığının bulunmadığını, davalı Emel'i tanıdığını, davacı Emel'in eşi Mustafa'nın oğlu olduğunu, Mustafa beyin işyerine kamera sistemi döşediğinde bu kamera sisteminin internet ortamında yaptığı işin reklamını yapmak için söz konusu işyerine ... Gayrimenkul olarak tanıdığı için bu şekilde paylaştığını, işyerinin camında da yine ... Gayrimenkul yazdığını, davalının Emel ve dava dışı Mustafa'nın işyerinin ... Gayrimenkul olduğunu yıllardır bildiğini, oğlu ile aralarındaki husumeti bildiğini, davacının emlak işi ile uğraştığını duyduğunu, ancak ... Gayrimenkul adı altında iş yaptığını bilmediğini, bildirmişlerdir. Mahkememizce bilirkişiden iddia ve savunmalar doğrultusunda rapor alınmıştır. Marka vekili bilirkişi tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; - Ayrıntıları rapor kapsamında açıklanıldığı ve iki ihtimal üzerinde detaylandırıldığı üzere, mahkemece çeşitli kurum ve kuruluşlara yazılan müzekkerelere cevabi olarak gelen bilgi ve belgelerin mutlak bir yorum için yeterli görülememesinden ötürü dava konusu marka başvurusu üzerinde davacı yanın mı davalı yanın da gerçek hak sahibi olduğu konusundaki takdirin mahkemeye ait olması gerektiği, -Rapor içerisinde belirtilen ilk ihtimal doğrultusunda davacı yanın gerçek hak sahipliğine kanaat getirilmesi halinde bu hak sahipliğinin 36. Sınıftaki “Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri.” İle sınırlı olacağı, sair hizmetler yönünden davacının bir üstün hakkı olmayacağı, -Rapor içerisinde belirtilen ikinci ihtimal davalı yanın gerçek hak sahipliğine kanaat getirilmesi halinde bu hak sahipliğinin 36. Sınıftaki “Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri.” İle sınırlı olacağı, -Rapor içerisinde belirtilen ilk ihtimal doğrultusunda davacı yanın gerçek hak sahipliğine kanaat getirilmesi halinde davalı tarafça gerçekleştirilen başvurunun kötü niyetle yapılmış bir başvuru olarak yorumlanabileceği, bu hususta takdirin mahkemeye ait olduğu, -Rapor içerisinde belirtilen ikinci ihtimal doğrultusunda davalı yanın gerçek hak sahipliğine kanaat getirilmesi halinde ise davalının zaten kendi hak sahibi olduğu markayı başvuru konusu etmesinden ötürü kötü niyetli bir başvurudan bahsedilemeyeceği, takdirin mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir. Pazarlama uzmanı) tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; Sektörel tanınmışlık ile ilgili olarak dava konusunu teşkil eden taraflara ait işletmenin İzmir-Güzelbahçe semtinde yerel tanınmışlığı olduğu, jenerik/ayırtedici özellik olarak yukarıda belirtilen özellikler olduğu, Davalı yan ile ilgili olarak sadece ... işaretine; davacı yan ile ilgili olarak ... Gayrimenkul logosu ile ilgili bilgilere ulaşıldığı bu bilgilere mal ve hizmet benzerliği bulunduğu da dikkate alınarak; mevcut bilgi ve belgelerin mutlak bir yorum için yeterli görülememesinden ötürü dava konusu marka başvurusu üzerinde davacı yanın mı davalı yanın da gerçek hak sahibi olduğu konusundaki takdirin mahkemeye ait olması gerektiği, bildirilmiştir. Bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır. GEREKÇE: Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir. “Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise; (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir. (9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir. Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (Tekinalp, Ünal; Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2012, s. 443). Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır. SMK m.6/3 hükmü bağlamında tescil engelinden veya hükümsüz nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı hükmün uygulanması için yeterli olmayacaktır: -Tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret olmalıdır. - Başvuru veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmiş olmalıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. SMK m.6/6 hükmüne göre; tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. SMK m.6/9 hükmüne göre; kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Bu bağlamda bir başvurunun kötü niyetle yapılmış olması başka herhangi bir nedene bağlı olmaksızın, tek başına tescil engeli oluşturmaktadır. SMK ile normatif hukuki temele kavuşan bu ret gerekçesinin uygulaması ise daha eskiye dayanmaktadır. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu vermiş olduğu bir kararda (YHGK., 16.07.2008 tarihli ve E.2008/11-501, K.2008/507 sayılı karar.) durumu, “marka başvurusunun kötü niyetle yapılmış olması, yalnızca başvurunun reddine ilişkin bir hâl olmayıp, kötü niyetle tescil ettirilen markanın hükümsüzlüğünü de gerektirir.” şeklinde ifade etmiştir. Kötü niyetin belirgin bir tanımı olmamakla birlikte idari ve adli uygulamalarla oluşturulmuş çeşitli ölçütleri vardır. Bu ölçütler temelde markanın işlevi dışında başka amaca yönelik tescil edilme durumunun çeşitli örneklerinden oluşmaktadır. Ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak, başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasından haksız yararlanmaya yönelik olarak yaptırılan haksız tesciller kötü niyetlidir. ... Marka İnceleme Kılavuzu’na göre; kötü niyet kavramı, “bilerek ve haksız bir avantaj kazanmak” veya “başkalarına zarar vermek amacıyla genel olarak kabul edilmiş ahlaki davranışların ve dürüst ticaret ilkelerinin dışında davranan kişinin durumu” olarak tanımlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki bir marka başvurusunun kötü niyetle yapılıp yapılmadığı,başvuru anındaki duruma göre değerlendirilir. Nitekim SMK m.6/9 hükmü başvuru anına sonuç bağlamıştır. Bu anlamda sonradan yapılacak iş ve işlemler başlangıçtaki kötü niyeti ortadan kaldırabilecek nitelikte değildir. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, SMK 6/3 ve SMK 6/6 Maddeleri Anlamında Değerlendirme Bu ilkeler çerçevesinde somut uyuşmazlıkta tespiti gereken husus, uyuşmazlık konusu olan “... Gayrimenkul” markasının esas unsuru olan “...” ibaresi üzerinde, hususiyetle “gayrimenkul komisyonculuğu” faaliyetlerinde davacı yanın, davalı başvuru sahibine nazaran üstün bir hakkı bulunup bulunmadığıdır. Davacı yanın işlem dosyasına sunduğu deliller incelendiğinde; -18.06.2020 tarihli “gayrimenkul faaliyetlerini” içerir şekilde düzenlenmiş vergi levhası (vergi levhasında işletme adına ilişkin bir bilgi yer almamaktadır) -Dava konusu marka ile birebir aynı görseli içerir tabelaya haiz bir adet işyeri görseli, -...’nün 23159880 sayılı ve 06.08.2020 tarihli yazısı (ilgili belgede işyeri adını “... gayrimenkul” olarak belirlendiği görülmüştür) -...’nın 25037078 sayılı ve 12.10.2021 tarihli yazısı (davacı yanın 06.08.2020 tarihinde oda kaydı yaptığı ve “... gayrimenkul” adı ile işletmesini kurduğu görülmektedir) -İzmir Valiliği Ticaret İl Müdürlüğü’nün 30.12.2020 düzenleme tarihli “taşınmaz ticareti yetki belgesi” (belgenin davacı adına düzenlendiği ancak markasal nitelikte bir ibare ihtiva etmediği görülmüştür) -Davacı yanın mesleki yeterlilik belge örnekleri, -Davacı yanın emlakçılık faaliyetine 06.08.2020 tarihinde başladığını gösterir ... alınan bir adet kayıt örneği, -Davacı yanın ... Taşınmaz Ticareti Bilgi Sisteminde “... gayrimenkul” olarak kaydedildiğini gösterir 18.12.2020 tarihli başvuru kayıt onayını gösterir ekran görüntüsü, -Davacı yanın ... Sicil Belge örneği, -Davacı yanın ... web sitesinde “... gayrimenkul” adıyla mağaza kaydığı açtığı ve 21.10.2020 tarihinde üye olduğunu gösterir Kurumsal Üyelik Belgesi örneği, -Davacı yanın ... web sitesinde ... gayrimenkul” adıyla mağaza kaydığı açtığı ve 19.06.2021 tarihine kadar üye olduğunu gösterir Kurumsal Üyelik Belgesi örneği, (üyelik başlangıç tarihi ilgili belgeden görülememekle birlikte ilgili web sitesi tarafından davacıya kesilen ilk faturanın 30.06.2020 tarihli olduğu, fatura içeriğinin “emlak paket” olarak düzenlendiği, dolayısıyla davacı yanın bu hizmeti 2020 yılı Haziran ayında satın alarak mağazadaki kurumsal üyeliğini oluşturduğu yorumu yapılabilir. Zira davacı tarafça sunulan sonraki faturaların aylık olarak davacıya kesilmeye devam ettiği anlaşılmaktadır) -Davacı yanın, davalı ...’nın yanında ... kaydı ile çalıştığını gösterir hizmet dökümleri, -Davalı yanın “...” adı altında faaliyet gösterdiğine yönelik birtakım delilleri -23.11.2020, 30.12.2020 tarihli faturalar (dava konusu marka başvurusundan sonraki tarihli fatura örnekleridir) -Davacıya ait işyerine düzenlendiği görülen 17.06.2020 tarihli elektrik fatura örneği, çerçevesinde delillerin sunulduğu görülmüştür. Davalı tarafın ise işlem dosyasına; -Davacı yanın müvekkili yanında sigortalı olarak çalıştığını gösterir hizmet döküm belgeleri (davacı tarafça da sunulan deliller ile bağdaşır nitelikte) -06.11.2017 tarihli “gayrimenkul faaliyetlerini” içerir şekilde düzenlenmiş vergi levhası (vergi levhasında işletme adına ilişkin bir bilgi yer almamaktadır) -...’ndan alındığı görülen tarih belgesiz kayıt (ilgili belgede firma unvanının “... dnş.” Olarak geçtiği görülmektedir.) -Davalı yanın mesleki yeterlilik kimlik kartı örneği, şeklindeki delilleri sunduğu görülmüştür. Bununla birlikte işbu dava dosyası kapsamında da taraflarla ilgili birçok kurum ve kuruluşa müzekkere yazıldığı, ayrıca talimat mahkemeleri aracılığıyla hem davacı hem davalı tanıkları dinlenildiği; Öte yandan mahkememizce muhtelif kurum ve kuruluşlara yazılan müzekkereler incelendiğinde; -Tarafların ve dava dışı ...’nın sigorta kayıt/hizmet döküm bilgilerinin dosyaya kazandırıldığı, bu bilgilerin “...” markası üzerinde hak sahipliğinin hangi tarafta olduğunu gösterir belgeler olarak görülemeyeceği, -...’nın “... sıhhi tesisat” adı altında faaliyette bulunduğuna yönelik 19.01.2022 tarihli sicil müdürlüğü kaydı (Bu kayıt ile birlikte ...’nin 03.01.2023 tarihli yazısından ...’nın 11.04.2013 tarihinde beri bu alanda faaliyeti olduğu anlaşılmaktadır) -...’nın 19.01.2022 tarihli “emlak danışmanlığı” faaliyetinde bulunduğuna yönelik sicil müdürlüğü kaydı, -...’nın 17.10.2012 tarihli işe başlama kaydını gösterir vergi levhası örneği (gayrimenkul faaliyetlerine yönelik olduğu görülmekle birlikte hangi isim altında faaliyet gerçekleştirildiğini göstermemektedir), -...’nın 11.04.2013 tarihli ... (belge içeriğinden faaliyetlerin “...” markası ile yürütüldüğü anlaşılmaktadır -...’nın “...” adı altında emlakçılık faaliyetlerinde bulunduğunu gösterir 26.01.2021 tarihli sicil gazetesi örneği, -...’nın 08.01.2018 tarihli ....(belge içeriğinden faaliyetlerin “... emlak danışmanlığı” unvanı ile yürütüldüğü anlaşılmaktadır -...’nın 08.01.2018 tarihinden itibaren emlakçılık faaliyetinde bulunduğuna ilişkin ...’nin 03.01.2023 tarihli yazısı (hangi isim altında faaliyetlerinin bulunduğuna yönelik bir kayıt içermemektedir) -...’nın 08.01.2018 tarihli üye kayıt belgesinden davalı yanın “... emlak danışmanlığı” adı altında üye kaydının yapıldığını gösterir ... sayı nolu belge -...’nün 22.01.2021 veriliş ve ... belge sayılı belgesi (davalı yanın “...” işletme adıyla faaliyette bulunduğu tespiti yer almaktadır) -Davalının 10.04.2019 tarihinde işe başlama kaydının yer aldığı vergi levhası örneği (hangi işletme adıyla faaliyetin başladığı anlaşılamamaktadır) -....’nın ... belge sayı ve 17.06.2021 tarihli belgesinde davalı yanın “...” adı ve ... sicil numarası ile 08.01.2018 tarihinden itibaren gayrimenkul komisyonculuğu faaliyetinde bulunduğunu gösterir belge, -27.12.2022 tarihli ...’nın yazısında davalı yanın “...” işyeri unvanı ile 19.01.2018 tarihinde oda kaydı yaptırdığını gösterir belge, -... tarafından 08.01.2024 tarihli olarak gönderilen yazıda da davalı yanın 01.06.2018 tarihinden itibaren 4/1-b kodlu sigortalı olduğu, -.... yazılan müzekkereye cevaben gelen 16.01.2024 tarihli yazı ve eklerinden, davalı yanın “... emlak danışmanlığı” adı altında 08.01.2018 tarihli kaydının yapıldığı, 16.01.2024 tarihli dilekçe ile terkin talebinde bulunduğu, şeklinde cevabi yazılarla birlikte bilgi ve kayıtların dosyaya geldiği anlaşılmıştır. Davalı tarafın “gayrimenkul komisyonculuğu” faaliyetlerinde, davacıya nazaran daha eski tarihten itibaren işletme sahibi olduğu, davacının, bir süre davalının yanında sigortalı olarak çalıştıktan sonra 18.06.2020 tarihinden itibaren kendi vergi levhası ile faaliyetlerine başladığı; bununla birlikte dosya kapsamında mevcut bilgi ve belgelerden davalı “...”nın tüketiciye yansıyan ticari faaliyetlerinde esasen “...” işyeri adıyla faaliyet gösterdiğinin birden fazla belge ile desteklendiği, nitekim dava dışı ...’nın da esasen uzun yıllar “...” işyeri adıyla emlak sektöründe faaliyet gösterdiği; bununla birlikte davalı ile ilgili olarak yazılan müzekkerelere cevaben gelen bir kısım kayıtlarda ise davalı işyeri unvanının “... emlak danışmanlığı” olduğunun belirtildiği, bu noktada resmi makamlardan gelen yazılar arasında, davalının fiili anlamda hangi isim altında faaliyet gösterdiği, başka bir ifadeyle hangi isimle nihai tüketiciye eriştiği noktasında bir belirsizlik bulunduğu, ancak ....’nın 27.12.2022 tarih ve ... sayılı yazısı, davalının ilgili tarih itibariyle de “...” işletme adı ile mükelleflik kaydı ve oda üyeliğinin devam etmekte olduğuna ilişkin somut duruma yönelik bir bilgi verdiği, dosyada mevcut bilgi ve belgelerden dava dışı ...’nın uzun yıllar “...” ismiyle faaliyet gösterdiği de gözetildiğinde, davalı tarafın da bu isim altında faaliyetlerini sürdürüyor olmasının/devam ediyor olmasının teamül gereği gerçekçi bir yorum olacağı; Davalının 09/10/2020 tarihinde ... gayrimenkul markasının yanında ... markası için de başvurmuş olmasının dosya kapsamı bir kısım tanık beyanı dikkate alınarak ... şeklindeki kullanımını ön plana çıkardığı, davacı itirazını bertaraf edecek kullanımının ise ispatlanmadığı, Davacı yanın 18.06.2020 tarihinden itibaren “...” olarak başladığı anlaşılabilen ve emlak sektöründeki faaliyetlerinde, davalıya nazaran gerçek hak sahibi olduğunun kabulü gerekeceği, her ne kadar davacı yanın bu kullanımları, dava konusu markadan yalnızca birkaç ay önce başlamış ise de davacı yanın henüz markasını yayma, yaygınlaştırma ve kullanma çabası içerisinde hareket ederken, işbu dava konusu başvurunun davalı yanca gerçekleştirildiği, gerçekleştirilen başvurunun da birebir davacı markasını kapsayacak nitelikte olduğu hususu göz önüne alındığında, somut olayın şartlarına göre davacı lehine yorumlanması gerektiği ve başvuru kapsamındaki “Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri.” yönünden üstün hak sahipliğinin davacı tarafta olduğu; kabul edilmiştir. SMK 6/9 Maddesi Anlamında Değerlendirme: Öte yandan davacı vekili davalının kötü niyetli olduğunu iddia etmiştir. SMK m.6/9 hükmüne göre; kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Bu bağlamda bir başvurunun kötü niyetle yapılmış olması başka herhangi bir nedene bağlı olmaksızın, tek başına tescil engeli oluşturmaktadır. SMK ile normatif hukuki temele kavuşan bu ret gerekçesinin uygulaması ise daha eskiye dayanmaktadır. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu vermiş olduğu bir kararda (YHGK., 16.07.2008 tarihli ve .... sayılı karar.) durumu, “marka başvurusunun kötü niyetle yapılmış olması, yalnızca başvurunun reddine ilişkin bir hâl olmayıp, kötü niyetle tescil ettirilen markanın hükümsüzlüğünü de gerektirir.” şeklinde ifade etmiştir. Kötü niyetin belirgin bir tanımı olmamakla birlikte idari ve adli uygulamalarla oluşturulmuş çeşitli ölçütleri vardır. Bu ölçütler temelde markanın işlevi dışında başka amaca yönelik tescil edilme durumunun çeşitli örneklerinden oluşmaktadır. Ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak, başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasından haksız yararlanmaya yönelik olarak yaptırılan haksız tesciller kötü niyetlidir. ... Marka İnceleme Kılavuzu’na göre; kötü niyet kavramı, “bilerek ve haksız bir avantaj kazanmak” veya “başkalarına zarar vermek amacıyla genel olarak kabul edilmiş ahlaki davranışların ve dürüst ticaret ilkelerinin dışında davranan kişinin durumu” olarak tanımlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki bir marka başvurusunun kötü niyetle yapılıp yapılmadığı,başvuru anındaki duruma göre değerlendirilir. Nitekim SMK m.6/9 hükmü başvuru anına sonuç bağlamıştır. Bu anlamda sonradan yapılacak iş ve işlemler başlangıçtaki kötü niyeti ortadan kaldırabilecek nitelikte değildir. Davalının başvuru tarihinde davacının kullanımlarını bildiği, bilmesi gerektiği, kaldı ki dosya kapsamına göre aynı anda tartışmalı iki marka için de başvuru yapmış olduğu dikkate alındığında davacının kullanımını bilerek davaya konu marka müracaatını yaptığı kanaati oluşmuştur. Kötü niyetin bölünemezliği ilkesi uyarınca, dava konusu başvurunun, gerçek hak sahipliğine konu olmayan hizmetler yönünden de hükümsüzlüğü sonuçlarını doğuracağı, davalının kötü niyetli bir başvuru yaptığı kabul edilmiştir. Açıklanan nedenlerle; davaya konu 18.01.2022 tarih ve ... sayılı ... kararının SMK 6/9 kapsamında tescilli olduğu tüm sınıflar bakımından İPTALİNE, ... sayılı markanın SMK 6/9 kapsamında tescilli olduğu tüm sınıflar bakımından HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere: 1-Davaya konu 18.01.2022 tarih ve ... sayılı ... kararının SMK 6/9 kapsamında tescilli olduğu tüm sınıflar bakımından İPTALİNE, ... sayılı markanın SMK 6/9 kapsamında tescilli olduğu tüm sınıflar bakımından HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, 2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü gösterilen 6.452,40-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı ... tarafından yapılan yargılama giderinin davalı ... üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı ... tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333), Dair verilen karar, hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup, usulen anlatıldı. 15/10/2024
Katip .... Hakim .... e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ İLK MASRAF : 172,90-TL GİDER AVANSI :6.279,50-TL TOPLAM :6.452,40-TL