İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2022/318 E. 2024/631 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2022/318
Karar No
2024/631
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Dosya No: 2022/318 Esas - 2024/631 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili

T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2022/318 KARAR NO : 2024/631

HÂKİM :... KATİP : ...

DAVACI : ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 16/05/2022 KARAR TARİHİ : 05/11/2024 G.K. YAZIM TARİHİ : 15/11/2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması neticesinde, aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. I) İDDİA : Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından, pancar hasat makinasının tamir, bakım, onarım, parça değişimi ve diğer işlerinin yapılması hususunda tarafların karşılıklı olarak anlaştığı; bunun üzerine müvekkili şirket tarafından işlerin tam ve eksiksiz olarak yapıldığı; müvekkili şirket tarafından, dava konusu hizmet ve makine parçaları bedelinden kaynaklanan alacaklarına karşılık, 11/11/2021 tarihli 511.201,08 TL bedelli faturanın tanzim edildiği; bahsi geçen faturanın tarafların ticari defter ve muhasebe kayıtlarına işlendiği; davalı şirketin 511.201,08 TL'lik borcunun 300.000,00 TL'lik kısmını parça parça ödediği; davalı şirketin bakiye kalan 211.201,08 TL'lik borcunu ödememesi üzerine davalı şirket aleyhine ... Esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi yapıldığı; davalı şirketin yetkiye ve borca itiraz etmesi üzerine icra takip dosyasının ... Esas sırasına kaydının yapıldığı ve icra takibinin durdurulmasına karar verildiği; davalı şirketin borca itirazında haksız olduğu beyan edilmiş olup; fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkili şirketin davalı şirketten 211.201,08 TL asıl alacağının, ileride ıslah edilmek suretiyle artırılmak üzere, 30.000,00 TL'lik kısmı yönünden davalının ...Esas sayılı icra takibindeki borca itirazının iptaline; davalının, icra takibine konu asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. II) SAVUNMA : Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından ikame edilen davada, dava dilekçesinde belirtilen hiçbir hususun taraflarınca kabulünün mümkün olmadığı; müvekkili firmanın davacı tarafa borçlu olmadığı; bilakis davacıdan alacaklı olduğu ve bu nedenle takas mahsup definde bulundukları; müvekkili firma tarafından makine teslim alındıktan sonra 3 aya yakın süre makinanın serviste kalmasına rağmen gerekli bakımların yapılmadığının fark edildiği ve hasat zamanı gelmesine rağmen kullanılamadığı; bunun üzerine makinenin gerekli bakımlarının düzgün yapılmadığı ve makinenin verimli, sağlıklı çalışmadığının şifahen ihbar edildiği; müvekkili firma tarafından davacı şirkete ve şirket yetkilisine toplam 340.000,00 TL ödeme yapıldığı; davacı şirket tarafından başkaca bir işlem yapılamayacağı söylenerek bakiye 211.211,08 TL alacak talep edildiği; faturanın ve alacağın taraflarınca kabulünün mümkün olmadığı; faturada yapılmayan işlerin fatura edildiği ve fatura edilen kalemlerde faturanın düzenlendiği tarihe göre piyasa fiyatlarının çok üzerinde ücretlendirildiği; davacı tarafından kötü niyetli olarak tanzim edilen 11/11/2021 tarihli faturanın müvekkili firmanın muhasebesi tarafından kabul edilmediği ve sistem üzerinden iptal talebi oluşturulduğu, ancak davacı tarafından bu iptal talebinin kabul edilmediği beyan edilmiş olup; davacı şirket ve şirket yetkilisine toplam 340.000,00 TL ödeme yapılmasına rağmen pancar hasat makinesinin bakımını ve parça değişimlerini düzenlediği faturaya uygun yapmayan davacı tarafın davasının reddine; icra takibinin kötü niyetli olarak başlatmış olduğundan bahisle, davacının alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkumiyetine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. III) DELİLLER : ...Esas Sayılı Dosyası Sureti. ... Arabuluculuk Sayılı Arabuluculuk Dosyası. ... Tarafından Gönderilen 21/12/2022 Tarihli Cevabi Yazı, ... Tarafından Gönderilen 16/02/2023 Tarihli Cevabi Yazı, ...Mahkemesinden Talimat Yolu ile Alınan, Alacağın Tespiti Hususunda Düzenlenen 15/06/2023 Tarihli Bilirkişi Raporu. Alacağın Tespiti Hususunda Düzenlenen 16/11/2023 Tarihli Bilirkişi Heyet Raporu. Alacağın Tespiti Hususunda Düzenlenen 02/06/2024 Tarihli Bilirkişi Raporu. IV) DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE : a) Dava Konusu Uyuşmazlığın Tespiti : Mahkememiz nezdinde ikame olunan davanın; davacı ... Ltd. Şti. ("davacı şirket" olarak anılacaktır), tarafından, davalı ... A.Ş.'ye ("davalı şirket" olarak anılacaktır) yönelik açılan "Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan İtirazın İptali Davası" olduğu anlaşılmıştır.

Taraflar arasında; "pancar hasat makinasının tamir, bakım, onarım, parça değişimi ve diğer işlerinin yapılması hususunda tarafların karşılıklı olarak sözleşme akdedildiği" ve anılan sözleşme uyarınca "davalı şirket tarafından, davacı şirkete öncesinde kısmi ödeme yapılmış olduğu" hususlarında herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı; davalı şirket tarafından belirtilen "davacı şirket tarafından yapılması kararlaştırılan 'tamir, bakım, onarım, parça değişimi ve diğer işlerinin yapılması' işlemlerinin, davacı şirket tarafından ayıplı olarak ifa edilmiş olduğundan bahisle davalı şirket tarafından bakiye ödemenin gerçekleştirilmediği" beyanından hareketle, taraflar arasındaki uyuşmazlığın; pancar hasat makinasının tamir, bakım, onarım, parça değişimi ve diğer işlerinin yapılması hususunda imzalanan "Eser Sözleşmesi" ile ilgili olarak, davacı tarafından gerçekleştirildiği belirtilen "tamir, bakım, onarım, parça değişimi ve diğer işlerin yapılması" ediminin ifasının ayıplı olarak gerçekleştirildiğine dair (davalı şirket tarafından) yasal süreler dahilinde ayıp ihbarında bulunulup bulunulmadığı ve söz konusu işlemde ayıplı ifa bulunup bulunmadığı hususlarında ibaret olduğu anlaşılmaktadır. b) Dava Şartları ve İlk İtirazların Değerlendirilmesi : Mahkememizce yürütülen yargılama kapsamında; öncelikle "dava şartlarının" mevcut bulunup bulunmadığı hususunda yapılan incelemede; Mahkememiz nezdinde açılan itirazın iptali davasına konu icra takibinin, geçerli bir icra takibi olduğu; 6102 Sayılı TTK.'nın 5/A maddesi uyarınca taraflar arasındaki arabuluculuk görüşmelerinin, usulüne uygun olarak gerçekleştirilmiş bulunduğu ve 6100 Sayılı HMK.'nın 114. maddesi kapsamında belirtilen dava şartlarında eksiklik bulunmadığı tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra "ilk itirazlar" hususunda yapılan incelemede; davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi kapsamında "yetki" veya "tahkim" ilk itirazlarında bulunulmadığı anlaşılmakla, bu hususta Mahkememizce herhangi bir inceleme yapılmamıştır. c) İtirazın İptali Davasının Hukuki Nitelendirmesi : İtirazın İptali Davası; herhangi bir icra takibinde, borçlu tarafından sunulmuş olan "itirazın geçersiz kılınması", borçlu itirazı ile devam edilemeyen ilamsız takibe konu "alacağın varlığının tespiti" ile "icra takibinin devamına karar verilmesi" talebi ile ilgili olup; bu doğrultuda, takibe konu alacağın borçludan tahsilini temin amacı taşımaktadır. İtirazın İptali Davasını düzenleyen, 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun "İtirazın İptali" başlıklı 67. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "(1) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (2) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir. (3) İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (4) ... (5) Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (6) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." Yukarıda belirtilen Kanun hükmünden de anlaşılmakta olduğu üzere, "İtirazın İptali Davası" açılabilmesi için: a) İlamsız takip yapılmış olması, b) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, c) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde Mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekmektedir. Yukarıda belirtilen madde hükmü kapsamında da açıkça belirtildiği üzere alacaklı; ilgili icra dosyasında, borçlu/borçlular tarafından sunulan "ödeme emrine itiraz beyanının" kendisine tebliğini müteakiben bir (1) sene içerisinde açabileceği "itirazın iptali" davası kapsamında; borçlu/borçlular tarafından ileri sürülmüş olan itirazın, (genel hükümler uyarınca "alacağının varlığını" ispat etmek suretiyle) iptalini talep edebilir. İtirazın iptali davası ile ilgili olarak belirtilen bir (1) senelik süre, hak düşürücü nitelikte olup; anılan süre içerisinde "itirazın iptali davası" açılmaması halinde dahi alacaklı, genel hükümler çerçevesinde dava açmak suretiyle alacağını talep edebilecektir. İtirazın iptali davası; yargılama usulü bakımından "genel hükümlere" tâbidir. Davalı/borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da, bu dava içinde kendisine tanınan yasal cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Yasal cevap süresi içinde davalı/borçlu tarafından ileri sürülmeyen itirazlar, Mahkeme tarafından re'sen dikkate alınamaz ve takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapılır. Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tâbi bulunduğundan; "ispat yükü" normal bir alacak davasında kabul edilecek "ispat yükü" ile aynıdır. Bu açıklamadan hareketle; 6100 sayılı HMK.'nın 190. maddesi uyarınca ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, "iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa" aittir. Bu genel kuralın dışında bazı istisnai hâllerde, ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Neticeten; davacı ya da davalı, iddiasını ya da savunmasını, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilen hükümler uyarınca ispat külfeti altındadır. Buna göre yürütülecek yargılama sonucunda Mahkeme tarafından verilecek karar; "dava konusunun esası" hakkında, söz konusu uyuşmazlığı "kesin hükümle sonuçlandıran" bir nihai karar olup, "icra takibinin devamı" hususunda da takdir içermektedir. d) Eser Sözleşmelerinde Ayıba Karşı Tekeffül Sorumluluğunun Hukuki Nitelendirmesi : 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Eser Sözleşmelerinde Ayıbın Belirlenmesini düzenleyen" 474. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "(1) İşsahibi, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa, bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorundadır. (2) Taraflardan her biri, giderini karşılayarak, eserin bilirkişi tarafından gözden geçirilmesini ve sonucun bir raporla belirlenmesini isteyebilir." 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Eserin Kabulü" başlıklı 477. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "(1) Eserin açıkça veya örtülü olarak kabulünden sonra, yüklenici her türlü sorumluluktan kurtulur; ancak, onun tarafından kasten gizlenen ve usulüne göre gözden geçirme sırasında fark edilemeyecek olan ayıplar için sorumluluğu devam eder. (2) İşsahibi, gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, eseri kabul etmiş sayılır.

(3) Eserdeki ayıp sonradan ortaya çıkarsa işsahibi, gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorundadır; bildirmezse eseri kabul etmiş sayılır." Öğretide "ayıp" kavramı; "satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen niteliklerin, bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliği bulunmaması veya bulunmaması gereken bir kusurun/eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince üründen/hizmetten beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali" olarak tanımlanmakta olup; kendi içinde farklı sınıflandırmalara tâbi tutulmaktadır. Bu sınıflandırmaların ilkinde "ayıp" kavramı; maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde üçlü bir ayrıma tâbi tutulmaktadır. "Maddi ayıp", bir mal veya hizmette, fiziken hata bulunması hali; "ekonomik ayıp", mal veya hizmetin iktisadi vasıflarında eksiklik bulunması hali; "hukuki ayıp" ise mal veya hizmette fiziken ya da ekonomik ayıp bulunmamasına rağmen, hukuki nedenlerle mal veya hizmetten yararlanılamaması veya kullanılamaması halidir. İkinci sınıflandırma kapsamında ise "ayıp" kavramı; açık ayıp ve gizli ayıp olarak ikili bir sınıflandırmaya tâbi tutulmaktadır. Bu kapsamda; ayıbın "ilk bakışta" ya da "yüzeysel bir muayene ile" tespit edilebilmesi halinde "açık ayıp" kavramından bahsedilmektedir. Bununla birlikte; "durumun gerekli kıldığı muayene ile anlaşılamayan" ayıplar ise, "gizli ayıp" olarak tanımlanmaktadır. "Ayıba karşı tekeffül" müessesesinin şartlarının gerçekleştiği durumlarda; alıcının Kanun tarafından kendisine tanınan seçimlik haklarını kullanabilmesi, yine Kanun tarafından kendisine yükletilmiş külfetleri yerine getirmesine bağlıdır. Bu külfetler, "malın muayenesi" ve "tespit edilen ayıbın, satıcıya ihbarı" olarak düzenlenmiş olup; "Külfet" kavramının hukuki tanımının da dikkate alınması suretiyle alıcının, üzerine yüklenen külfetleri yerine getirmemesi halinde, Kanun tarafından kendisine tanınan seçimlik hakları kullanması imkanı bulunmamakta, alıcı tarafından "alıcının satılanı kabul etmiş sayılacağı" hususu, yasal bir karine olarak karşımıza çıkmaktadır. İhbar külfetinin yasal süre içerisinde yerine getirilip getirilmediğinin kanıtlanması hususunda ise; "ispat yükü" ile ilgili genel hükümlerin dikkate alınması gerekmektedir. Bu doğrultuda; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat Yükü" başlıklı 190. maddesi kapsamında belirtilen "(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." hükmü uyarınca ispat yükü; öncelikle "sözleşme konusunun ayıplı olarak ifa edildiğinin, yasal süreler dahilinde ihbar edildiği iddiasında bulunan taraf" üzerindedir. e) Dava Konusu Uyuşmazlık İle İlgili Değerlendirme : Mahkememiz nezdinde açılan itirazın iptali davasında; ... Esas sayılı (ilgili İcra Dairesinin kapatılması akabinde dosya, ... Dairesine devredilerek, ... Esas numarasını almıştır) başlatılan icra takibinde sunulan itirazın, haksız olduğundan bahisle iptaline ve davalı tarafın, alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. Tensip zaptını ve davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesini içeren "ön inceleme duruşma davetiyesi"; (6100 Sayılı HMK.'nın 317, 318, 140/5, 141, 147 ve 320. maddeleri uyarınca ihtarat içerir şekilde) davalı şirkete 23/05/2022 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olup; davalı vekili tarafından (kendilerine tanınan ek cevap süresi içerisinde) sunulan cevap dilekçesi kapsamında; taraflar arasında; "pancar hasat makinasının tamir, bakım, onarım, parça değişimi ve diğer işlerinin yapılması" hususunda karşılıklı olarak sözleşme akdedildiğinin ve anılan sözleşme uyarınca müvekkili bulunan davalı şirket tarafından, davacı şirkete öncesinde kısmi ödeme yapılmış olduğunun belirtildiği; bununla birlikte davacı şirket tarafından yapılması kararlaştırılan "tamir, bakım, onarım, parça değişimi ve diğer işlerinin yapılması" ediminin, davacı şirket tarafından ayıplı olarak ifa edilmiş olduğundan bahisle, müvekkili bulunan davalı şirket tarafından bakiye ödemenin gerçekleştirilmediğinin beyan edildiği ve davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. Uyuşmazlık; tacir olan taraflar arasında "pancar hasat makinasının tamir, bakım, onarım, parça değişimi ve diğer işlerinin yapılması" hususunda akdedilen "eser sözleşmesi" konusu edimin, davacı şirket tarafından ayıplı olarak ifa edilip edilmediği ve bu doğrultuda, dava konusu icra takibinde belirtilen alacak miktarının mevcut bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Mahkememizce, itirazın iptali istenen icra takibine konu alacağın varlığı ve miktarı hususlarında ayrıntılı ve denetime elverişli rapor düzenlenmesi amacıyla dosya bilirkişiye tevdi edilmiş olup; öncelikle davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi amacıyla davacı şirketin merkezinin ... ilinde bulunması nedeniyle davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi amacıyla ... ilinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış; müteakiben davalı şirketin defterlerinin .....ilinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Mahkememizce aldırılan her iki bilirkişi raporunun dikkate alınması suretiyle nihai inceleme yapılması ve raporlanması amacıyla dosya farklı bir bilirkişiye tevdi edilmiş olup; anılan hususta düzenlenen nihai bilirkişi raporu dosyamıza 16/11/2023 tarihinde sunulmuştur. Söz konusu nihai bilirkişi kök raporu kapsamında; davacı şirket ticari defter ve kayıtlarına göre, davacı şirketin 2021-2022 yıllarına ait ticari defterlerinin yasal süresi içerisinde açılış-kapanış tasdiklerinin yapıldığı; davacı şirket ticari defterleri üzerinde talimat yolu ile yaptırılan bilirkişi incelemesi ile icra takibine ve davaya konu edilen faturanın davacı taraf ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı; davacı şirketin ticari defterlerinde sadece davalı şirketten muhtelif tarihlerde yapılmış olan toplamda 300.000,00 TL tahsilatın bulunduğu; icra takip tarihi itibariyle davalı şirketin, davacı şirketten 300.000,00 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği; davalı şirket ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede, davalı şirket tarafından davacı şirket ile olan ticari münasebetlerinin davalı şirket ticari defterlerinde satıcılar ana hesabı altında ... Ltd. Şti. alt hesabında verilen sipariş avansları ana hesabı altında ... Ltd. Şti. alt hesabında takip edildiği; davalı ticari defter kayıtlarında yapılan tespit kapsamında, icra takip tarihi itibariyle davalı şirketin davacı şirketten 300.000,00 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği; BA-BS formları üzerinde yapılan inceleme sonucunda, davacı şirketin bağlı bulunduğu ... 16/02/2023 tarihli cevabi yazısı ile davacı şirket tarafından 2021 yılında davalı şirket adına 1 adet e-fatura düzenlenmiş olduğunun tespit edildiği; bu faturanın KDV hariç tutarının 433.229,72 TL olduğu, ancak davalı şirket kayıtlarındaki yerinde inceleme kapsamında Kasım 2021 ayına ilişkin olarak davalı şirket tarafından bağlı bulunduğu vergi dairesine verilen Ba Formunda davacı şirket tarafından düzenlenmiş fatura bildiriminde bulunmadığının anlaşıldığı; yine davalı şirket kayıtlarında yapılan yerinde inceleme kapsamında davalı şirkete ait Kasım 2021 ve Aralık 2021 ayları KDV beyannamelerine dayanak olan KDV hesabının yapılan incelemesinde, Kasım ve Aralık 2021 aylarından davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenmiş faturalar nedeniyle indirim konusu yapılmış herhangi bir faturaya rastlanılmadığı; tarafların ticari defter kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davacı şirketin davalı şirketten alacak olmadığı, buna karşılık davalı şirketin davacı şirketten 300.000,00 TL alacaklı olduğu, bu haliyle tarafların ticari defter kayıtlarının birbiriyle uyumlu olduğu; davacı tarafından düzenlenen 11/11/2021 tarih ve ... nolu 511.201,08 TL bedelli e-arşiv faturanın davalı tarafından kabul edilmediği; ... D.İş Sayılı dosyası kapsamında aldırılan bilirkişi raporu ile söz konusu fatura içeriği bir takım iş ve işlemlerin yapılmış olduğu; bir kısım iş ve işlemlerin ise yapılmamış olduğu; bu kapsamda fatura iş kalemleri içerisinde bulunan "parça değişim bakım" şeklindeki iş kalemlerinin ne kadarının parça ne kadarının bakım onarım ücreti olduğunun belirgin olmadığı; bu nedenle fatura ve bilirkişi raporuna göre yapılan işlem yapılmayan işlem ayrımına ilişkin bir hesaplama yapılamayacağı; dava konusu fatura ve tarafların ticari defterlerine kayıtlı ödemeler dikkate alındığında, davacının 11/11/2021 tarihli ... numaralı 511.211,08 TL bedelli e-arşiv faturasına ilişkin, 300.000,00 TL ödendiği dikkate alınarak bakiye fatura alacak tutarının 211.200,08 TL üzerinden hesaplama yapılması gerektiği; 211.200,08 TL için 01/12/2021-08/12/2021 tarihleri arasında işlemiş avans faizinin 678,44 TL olduğu; davacının davalıdan toplam talep edebileceği tutarın 211.278,52 TL olduğu hususlarının bildirilmiş olduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce, dava konusu uyuşmazlık hususunda yapılan değerlendirmede; Tarafların mali kayıtlarının incelemesinde, davalı şirketin (icra takibine konu) 211.211,08 TL tutarlı bakiye alacağının mevcut bulunduğunun tespit edildiği; bununla birlikte davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi kapsamında "ayıp iddiasında" bulunulduğu ve davacı vekili tarafından ise "TTK 23/1 (c) hükmü uyarınca yasal süresinde ayıp ihbarında bulunulmamış olması nedeniyle malın, davalı tarafından kabul edilmiş sayılması gerektiği ve bu aşamada ayıp ile ilgili talepte bulunulamayacağı" hususlarının ileri sürüldüğü anlaşılmış olup; davalı vekilinin ayıp iddiası ile ilgili olarak, taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu sözleşmenin "eser sözleşmesi" olması nedeniyle TTK 23/1 (c) hükmünün (ilgili hükmün ticari satım sözleşmelerine münhasır olması nedeniyle) uygulama alanının bulunmadığı (ve bu doğrultuda ayıp ihbar sürelerinin Mahkememizce res'en kontrolüne hukuki imkan bulunmadığı); eser sözleşmelerinde ayıptan doğan tekeffül hükümlerine dayalı açılan davalarda "ayıp ihbar süresinin" karşı tarafça (esasa cevap süresinde) ileri sürülmesi gerektiği bilinmekle birlikte, dava konusu uyuşmazlık ile ilgili olarak "ayıptan doğan tekeffül hükümlerine dayalı olarak açılmış bir dava da bulunmaması" nedeniyle, davacı vekili tarafından (cevap dilekçesinde davalı vekili tarafından sunulan ayıp iddiasına ilişkin olarak) sunulan (cevaba cevap dilekçesi başlıklı) 05/07/2022 tarihli beyan dilekçesi kapsamında belirtilen "Buna rağmen (tespit raporundaki eksiklikleri kabul etmemekle birlikte) tespit tutanağında yer alan arızalarla ve eksikliklerle ilgili davacı şirket ile irtibata geçilmemiş, tespit edilen eksikliklerin giderilmesi yönünde davacı şirketten herhangi bir talepte bulunulmamıştır." beyanının, dava konusu uyuşmazlıkta "ihbar süreleri ile ilgili olarak yasal süresinde sunulmuş bir def'i" olarak kabulünün gerektiği (ve bu doğrultuda ayıp ihbarının süresinde olup olmadığının Mahkememizce tetkiki gerektiği) kanaatiyle yapılan tetkikte; davalı vekili tarafından "davalı şirketin, dava konusu makineyi 23.10.2021 tarihinde teslim alması akabinde çalışmadığı yönünde davacıya şifahen ihbarda bulunduğu ve aradan bir ay geçmeden düzenlenen 11.11.2021 tarihli fatura ile yapılmadığı halde yapıldığı iddia edilen bakımlara vakıf olunması akabinde 12/11/2021 tarihinde delil tespiti için Sulh Hukuk Mahkemesine başvurulduğu" yönündeki beyanında belirtilen 20 günlük sürenin (faturanın tebliği akabinde başvurulduğu da dikkate alındığında), TBK 474. maddesinde belirtilen "uygun süre" olarak kabulünün mümkün bulunmadığı kanaatine varılmış ve davacı vekili tarafından, "uyuşmazlık konusu malda maddi ayıp bulunup bulunmadığının tetkiki lüzumunun bulunmadığı" yönündeki itirazın kabulüne karar verilmiş; bu doğrultuda mali bilirkişi raporlarında belirtilen hesaplamaların da dikkate alınması suretiyle (anılan bilirkişi raporunda, icra takibi öncesi işletilen avans faiz ile ilgili olarak, faiz döneminin Mahkememizce "temerrüt tarihi olan 11/11/2021 tarihi ile icra takip tarihi arasında" tekrar hesaplanması suretiyle) davanın kabulüne dair, aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. (Mahkememizce yapılan incelemede; karar celsesinde düzenlenen duruşma tutanağının hüküm bölümünde, davacı vekilinin 30.000,00 TL (asıl alacak ve takip öncesi işlemiş faiz) tutarlı kısmi talebinin dikkate alınmayarak, sehven icra takibinin tümü üzerinden hüküm kurulduğu anlaşılmakla; işbu gerekçeli kararın "HÜKÜM" bölümünün (1) no'lu bendi kapsamında herhangi bir değişiklik cihetine gidilmemiş; bununla birlikte Mahkememizce belirtilen işbu hata ile ilgili olarak, gerekçeli kararın son bölümüne "tashih şerhi" eklenilmiştir. Bunun yanı sıra; işbu gerekçeli kararın "HÜKÜM" bölümünün (3), (4) ve (5) no'lu bentlerinde belirtilen hesaplamalar ise; davacı vekilinin 30.000,00 TL (asıl alacak ve takip öncesi işlemiş faiz) tutarlı kısmi talebinin dikkate alınması suretiyle düzenlenmiştir.) V) HÜKÜM : (Yukarıda Açıklanan Gerekçelerle) 1) Davanın KABULÜNE, Bu doğrultuda;

... Esas sayılı (ilgili İcra Dairesinin kapatılması akabinde dosya,.....Dairesine devredilerek, .....Esas numarasını almıştır) icra takibine yapılan itirazın iptaline; 211.200,08 TL. asıl alacak ve 2.653,20 TL. icra takibi öncesi işlemiş avans faiz olmak üzere toplam 213.853,28 TL üzerinden; (asıl alacağa icra takip tarihinden itibaren) değişen oranlarda işletilecek avans faiz oranı ile icra takibinin devamına; 2) Hükmolunan alacağın %20’si olan 42.770,66 TL. icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE; 3) Karar ve İlâm Harcı : a) Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 2.049,30 TL. harçtan, davacı tarafından yatırılmış bulunan 80,70 TL. peşin harcın mahsubu ile bakiye kalan 1.968,60 TL. harcın; davalı taraftan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, b) Davacı tarafından yatırılmış bulunan 80,70 TL peşin harç, 80,70 TL. başvuru harcı ve 11,50 TL. vekalet harcı olmak üzere toplam 172,90 TL. harcın; davalı taraftan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, 4) Yargılama Gideri ve Gider Avansı : a) Davacı tarafından yatırılmış bulunan 6.500,00 TL. bilirkişi ücreti ile 261,50 TL. posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 6.761,50 TL. yargılama giderinin; davalı taraftan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, b) Davalı tarafından yatırılmış bulunan 5.000,00 TL. (bilirkişi ücreti) yargılama giderinin davalı üzerinde BIRAKILMASINA, c) Arabuluculuk faaliyeti neticesinde, taraflar arasında anlaşma sağlanamadığı anlaşıldığından; Arabuluculuk Yönetmeliği'nin 26/2. maddesi uyarınca ... bütçesinden karşılanan 1.560,00 TL. arabuluculuk ücretinin, davalı taraftan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, d) Taraflarca yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın; kararın kesinleşmesini müteakiben talep edilmesi halinde, 6100 Sayılı HMK.'nın 333. maddesi uyarınca taraflara İADESİNE, 5) Vekâlet Ücreti : Davacı tarafın, kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3. ve 13. maddeleri uyarınca takdiren 30.000,00 TL. vekalet ücretinin, davalı taraftan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, Dair; davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı; gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren (2) hafta içerisinde; (Mahkememiz'e veya istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine dilekçe sunmak ya da tutanağa geçirilmek koşuluyla Zabıt Katibine sözlü beyanda bulunmak suretiyle) HMK'nın 345. maddesi uyarınca ... Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere, yapılan açık yargılamada karar verildi. 05/11/2024

Katip... Hâkim ...

TASHİH ŞERHİ

Her ne kadar Mahkememiz dosyasının, 05/11/2024 tarihli celsesinde verilen hüküm kısmının 1. ve 2. maddesi kapsamında; "1) Davanın KABULÜNE, Bu doğrultuda; ... Esas sayılı (ilgili İcra Dairesinin kapatılması akabinde dosya, ... Dairesine devredilerek, ... Esas numarasını almıştır) icra takibine yapılan itirazın iptaline; 211.200,08 TL. asıl alacak ve 2.653,20 TL. icra takibi öncesi işlemiş avans faiz olmak üzere toplam 213.853,28 TL üzerinden; (asıl alacağa icra takip tarihinden itibaren) değişen oranlarda işletilecek avans faiz oranı ile icra takibinin devamına; 2) Hükmolunan alacağın %20’si olan 42.770,66 TL. icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE;" yazılmış ise de; işbu gerekçeli karar kapsamında açıklanan tashih gerekçesi uyarınca, anılan bölümün karardan çıkarılarak; "1) Davanın KABULÜNE, Bu doğrultuda; ... Esas sayılı (ilgili İcra Dairesinin kapatılması akabinde dosya, ... Dairesine devredilerek, ...Esas numarasını almıştır) icra takibine yapılan itirazın kısmen iptaline; 29.627,80 TL. asıl alacak ve 372,20 TL. icra takibi öncesi işlemiş avans faiz olmak üzere toplam 30.000,00 TL üzerinden; (asıl alacağa icra takip tarihinden itibaren) değişen oranlarda işletilecek avans faiz oranı ile icra takibinin devamına; 2) Hükmolunan alacağın %20’si olan 6.000,00 TL. icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE;" bölümünün eklenilmesine dair karar verildiği, şerh olunur. 15/11/2024

Katip ... Hâkim ...

Gerekçeli Karar

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2022/318, K. 2024/631, T. 05.11.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2022-318-e-2024-631-k-652e22c010e0