İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2022/298 E. 2023/205 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2022/298
- Karar No
- 2023/205
- Karar Tarihi
T.C. ADANA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/298 Esas - 2023/205 TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR T.C. ADANA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/298 KARAR NO : 2023/205 Adana 10.İcra Müdürlüğü: 2018/... E. Sayılı takip dosyası
HAKİM : ... KATİP : ...
DAVACI : ... VEKİLİ : ... DAVALI : ... DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 14/04/2022 KARAR TARİHİ : 11/05/2023 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : ... Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının ... nolu tesisatın ticari amaçlı kullanıcısı olduğunu, davalının müvekkili şirketin bilgisi dışında gerekli yükümlülükleri yerine getirmeden 11/07/2017 tarihli mühürleme ve 12/07/2017 ile 19/10/2017 tarihleri arasında tutulan 19/10/2017 tarihli ... nolu kaçak elektrik tutanaklarından da anlaşılacağı üzere "Yapılan Kontrollerde R, S, T Faz Çıkış uçlarını Faz girişlerine bağlayarak sayaçtan geçmeden ölçümsüz şekilde enerji kullanıldığının" tespit edildiğini, davalı hakkında EPDK Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinin 42.maddesi gereği kaçak/usulsüz elektrik kullanımı nedeni ile cezalandırılmaya tabi tutulduğunu, davacı borçlu hakkında icra takibi yapıldığını, kaçak tutanaklarının aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden olduğunu, borçlunun, müvekkili şirkete olan kaçak kullanımdan doğan bedele ilişkin borcunu ödemediğini, borcun ödenmemesi üzerine Adana 10.İcra Müdürlüğünün 2018/... e. Sayılı dosyası ile davalıya icra takibi yapıldığını, ancak davalının icra takibinin tamamına ve ferilerine itirazı sonucun takibin durduğunu, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği nin 26 ve devamı maddeleri gereği işbu faturada belirtilen kaçak kullanıma ilişkin bedeli borçlunun ödemek zorunda olduğundan borçlunun haksız itirazının iptalinin gerektiğini, kaçak tutanağında kayıtlı endeksler dikkate alınarak bu endeksler arasındaki fark üzerinden yönetmelik hükümlerine göre hesaplanan tutarın cezai olarak faturalandırıldığını, davalının icra dosyasına yapmış olduğu itirazın tamamen haksız ve kötü niyetin eseri olduğunu, icra dosyasına yapılan itirazın iptali ve borçlunun en az %20 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesi gerektiğinden bahisle davanın kabulüne, davalı tarafından yapılan haksız ve kötü niyetli olarak yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına, kendilerine ödenmek üzere davalı aleyhine takip miktarının %20 sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına karar verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmış ancak davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır. YARGILAMA ve GEREKÇE: Mahkememizce, Adana 10 İcra Müdürlüğünün 2018/... E. dosyası celp edilmiştir. Davacı şirkete müzekkere yazılmış olup, kaçak elektrik tutanakları, Yüreğir İlçe Emniyet Müdürlüğü'nden, Adana Vergi Dairesine, ... ve ... 'dan dava konusuna ilişkin bilgi ve belgeler celp edilmiştir. Adana 10.İcra Müdürlüğünün 2018/... E. Sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı/alacaklı tarafından, davalı/borçlu aleyhine toplam 2.513,13TL alacağın tahsili amacıyla icra takibi açıldığı, borçlunun itirazı üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır. Dava dosyasına ilişik 2022/... sayılı Arabuluculuk Bürosu dosyasının incelenmesinde dava şartı arabuluculuk başvuru dosyasından 1.320,00.TL tutar üzerinden sarf kararının düzenlendiği, sürecin görüşme sonucu anlaşmama ile sonuçlandığı tespit edilmiştir. Mahkememizce dosya bilirkişiye tevdi edilmiş, sunulan raporda özetle; '' ... tarafından düzenlenen ve dava konusu olan 19/10/2017 tarihli 1 adet kaçak elektrik kullanma tutanağında .elirlenen duruma göre tanzim tarihinde Yürürlükte olan Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinin ilgili maddelerine göre dava oknusu olan ticari işletmede kaçak elektrik kullanıldığını, bu tutanağı ait kaçak elektrik bedellerinin davalının sorumlu olduğu kabul edilen 11/07/2017 - 19/10/2017 tarihleri arasındaki dönem için yönetmelik hükümlerine göre ayrıntılı olarak yeniden hesap edilen asıl alacak bedelinin toplamının ise 2.413,43 TL olduğu, bu asıl alcak bedeline tutanak tarihinde taraflar arasında imza edilmiş satış sözleşmesi bulunmaması nedeni ile gecikme zammı uygulanamayacağı ve tahakkuk eden faturaların haksız eylemden doğması nedeni ile Yargıtay 4.Hukuk dairesinin 2006/... sayılı karar ilamında da belirtildiği gibi yasal faiz uygulanması gerektiğini, toplam 2.413,43 TL asıl alacak bedeline icra takip tarihine kadarki 45,25 TL olan yasal faizi ile 8,15 TL %18 KDV sinin eklenmesi ile kurum alacağının icra takip tarihi olan 07/03/2018 itibari ile toplam 4.466,83 TL olduğu belirtilmiştir. Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Mahkeme duruşma yapmadan, yani taraflara tebligat yapıp onları dinlemeden dosya üzerinden de görevsizlik kararı verebilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmış ise veya yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip, karara bağlamalıdır. Ticaret Mahkemeleri'nin görev alanı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/1 maddesinde;"Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın Asliye Ticaret Mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." ifadesi ile ticari davalar ile sınırlandırılmıştır. Ticari davalar ise TTK 4. maddesinde sayılmıştır. Buna göre 4/1 maddesinde nispi ticari davalar, 4/1-a fıkrasından f fıkrasına kadar sayılan hususlar ise mutlak ticari davalar olarak sayılmıştır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar ise, "her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları'' olarak tanımlanmıştır. Bu maddede nispi ticari dava ticari işletme kavramı ile tanımlanmış olduğundan, öncelikle ticari işletme kavramının neyi ifade ettiği hususu değerlendirilmelidir. TTK'nun 11.maddesinde ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerinin devamlı ve bağımsız şekilde yürüttüğü işletmedir. Yine ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir şeklinde tanımlanmış ve açıklanmıştır. Bu durumda ticari işletmeden bahsedilebilmesi için, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyet, bu faaliyetin devamlı olması ve bu faaliyetin bağımsız yürütülmesi gerekmektedir.Esnaf işletmesi sınırının ne olduğu ise, TTK'nun 11/2. maddesinde açıklanmıştır. Buna göre, sınır Bakanlar Kurulu'nca çıkarılacak kararname ile belirtilecektir. Bu kriterin neyi ifade ettiği hususu TTK'nun 15. maddesinde yer alan esnaf kavramı ile açıklanıp anlaşılabilir. Buna göre; İster gezici olsun, ister bir dükkanda veya bir sokağın belirli yerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedeni çalışmasına dayanan ve geliri Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararname de gösterilen sınırı aşmayan sanat ve ticaretle uğraşan kişi '' esnaf '' olarak adlandırılmıştır. Somut olayda, davanın kaçak elektrik kullanım iddiasına dayalı olarak başlatılan icra takibine itirazın iptaline ilişkin olduğu ve mutlak ticari davalardan olmadığı, davalının Seyhan Vergi Dairesi'nde gelir getirici kazanç olmaksızın bazı iş ve işlemlerde kullanılan potansiyel vergi kimlik numarası aldığı, bu nedenle davalının gerçek kişi tacir olmadığı, davanın mutlak ya da nispi ticari dava olarak kabul edilemeyeceği, görevli mahkemenin ise, genel görevli Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu anlaşılmıştır. HMK'nın 114/1-c maddesi uyarınca davada mahkemenin görevli olması dava şartıdır. HMK'nun 115. Maddesi ;'' Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.'' ve HMK'nun 138. Maddesi; ''Mahkeme, öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verir; gerektiği takdirde kararını vermeden önce, bu konuda tarafları ön inceleme duruşmasında dinleyebilir.'' hükümleri uyarınca, eldeki davanın görevsiz mahkemede açıldığı anlaşılmakla HMK.'nın 114/1-c ve 115/1-2 maddeleri gereğince mahkememizin görevsizliği nedeniyle, davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM; Gerekçesi daha sonra açıklanacağı üzere; 1-6100 sayılı HMK.nun 114/1-c maddesi delaletiyle 6100 sayılı HMK.nın 115/2 maddesi gereğince mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2- 6100 sayılı HMK.nın 20/1 maddesi gereğince taraflardan birinin süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın görevli ve yetkili ADANA NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3-6100 sayılı HMK.nın 20/1 maddesi gereğince taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise bu tarihten, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmediği takdirde, mahkememizce DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verileceğinin ihtarına (tebliğ ile beraber), 4- 6100 sayılı HMK.nın 331/2 maddesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi hâlinde, yargılama giderlerinin (suç üstü ödeneğinden karşılanan arabuluculuk ücreti dahil) görevli mahkemece değerlendirilmesine, 5-6100 sayılı HMK.nın 331/2 maddesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise, talep halinde mahkememizce verilecek ek kararla dosya üzerinden bu durumun tespiti ile davacıların yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilmesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize veya eşdeğer başka bir mahkemeye verilecek bir dilekçe ile İSTİNAF YOLU açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 11/05/2023
Katip ...
Hakim ...