İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2022/429 E. 2023/271 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2022/429
- Karar No
- 2023/271
- Karar Tarihi
T.C. ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/429 Esas KARAR NO : 2023/271
HAKİM : ... ... KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ... ... VEKİLİ : ... DAVALI : ... - ... VEKİLİ : ...
DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 13.06.2022 KARAR TARİHİ : 26.05.2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : ... Davacı tarafından açılan davanın yapılan açık yargılaması sonunda; DAVANIN ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerine ait ... plakalı aracın karışmış olduğu kaza nedeniyle Düziçi AHM 2016/... esas sayıl ı dosyası ile müvekkilleri aleyhine hüküm kurulduğunu, hükmün Düziçi İcra Dairesinin 2021/... esas sayıl ı dosyasına konu edildiğini ve müvekkilleri tarafından icra dosyasına 14.252,96-TL ödeme yapıldığını, kazaya karışan ... plakalı aracın davalı taraf nezdinde ... numaralı poliçe ile sigortalı olduğunu ve müvekkilleri tarafından yapılan ödemelerin rücuen tazmininin gerektiğini, bu nedenlerle 1.000,00-TL'nin 08.02.2021 tarihinden ticari faizi ile tahsili talebinde bulunmuştur. SAVUNMANIN ÖZETİ Davalı vekili mahkememize sunmuş olduğu dilekçesinde, Davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davacı taleplerinin zamanaşımına uğradığını, sigorta poliçesinin ... nezdinde düzenlendiğini ve davacının poliçe tarafı olmadığını, bu sebeple husumet itirazında bulunduklarını, ... plakalı aracın 02.11.2013/2014 tarihleri arasında müvekkilleri nezdinde kasko sigortası ile sigortalı olduğunu ve poliçenin sadece sigortalı araç üzerinde meydana gelen hasarları poliçe ile teminat aldığını, bu nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, Düziçi Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/... Esas 2020/... karar sayılı dosyası neticesinde davacı aleyhine hükmedilen tazminat gereğince Düziçi İcra Müdürlüğünün 2021/... Esas sayılı takip nedeniyle yapılan ödemeden kaynaklı rücu talebine ilişkindir.
Hasar dosyası, Düziçi Asliye hukuk Mahkemesine ait 2016/... esas ve 2020/... karar sayılı ilamı ve Türkiye Noterler Birliğine yazılan müzekkereler dosya arasına alınmıştır. Bilirkişi ... 'e ait 29.01.2023 tarihli raporunda; 12.07.2014 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde zarar gören ... ’e davacı/sürücü ... tarafından yapılan ödemeye ilişkin olarak Kasko Sigortacısı ve aynı zamanda İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortacısı olan davalıdan, İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası kapsamında sürücü tarafından 3.kişiye yapılan ödemelerin rücusunun talep edilemeyeceği yönünde rapor sunulmuştur. Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle taraf ve dava ehliyeti ile sıfat kavramlarının hukukî mahiyetine değinilmesi faydalı olacaktır. Taraf ehliyeti; davada taraf olabilme, usulî hukukî ilişkinin sujesi olabilme yeteneğidir. Medeni (maddi) hukuktaki medeni haklardan istifade (hak) ehliyetinin medeni usul hukukunda büründüğü şekil olan taraf ehliyetini haiz olup olunmadığı hususu 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’na (TMK) göre belirlenir. Buna göre medeni haklardan istifade ehliyeti bulunan her gerçek (TMK, m. 8) ve tüzel (TMK, m. 46) kişi davada taraf olabilme ehliyetine de sahiptir (HMK, m. 50). Her gerçek kişi sağ doğmakla, yaşadığı sürece taraf ehliyetine sahip olur. Tüzel kişiliğin ve buna bağlı olarak taraf ehliyetinin ne zaman kazanılacağı ise maddi hukuk normlarıyla belirlenir. Gerçek veya tüzel kişiliği olmayan kuruluş yahut toplulukların taraf ehliyeti de bulunmamaktadır. Dava ehliyeti; HMK’nın 51. maddesinde açıkça düzenlenmiş olup; kişinin kendisi veya yetkili kılacağı bir temsilci aracılığı ile bir davayı takip etme ve usul işlemlerini yapma ehliyetini ifade eder. Dava ehliyeti, medeni (maddi) hukuktaki TMK'nın 9. maddesinde düzenlenen medeni hakları kullanma (fiil) ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekil olarak anlaşılmalıdır. Buna göre; medeni hakları kullanma ehliyeti bulunan her gerçek ya da tüzel kişi dava ehliyetine sahip kabul edilmelidir.
HMK’nın 114/1-d maddesinde açıkça düzenlendiği üzere dava ve taraf ehliyeti dava şartlarındandır. Bu düzenlemede husumet ya da başka bir deyişle taraf sıfatı dava şartları arasında sayılmamıştır. Dava şartının özelliği tıpkı taraf sıfatı gibi davanın esastan görülüp karara bağlanabilmesi için, varlığı ya da yokluğu hâkim tarafından davanın her aşamasında kendiliğinden gözetilen ve taraflarca noksanlığı davanın her aşamasında ileri sürülen nitelikte olmasıdır. Taraf sıfatı, bir başka deyişle husumet ehliyeti ise dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde değerlendirilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukukî koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir.
Sıfat dava şartı olmayıp, itirazdır. Zira bir kimsenin hak sahibi veya borçlu olup olmadığı ancak davanın esasına girildikten sonra tespit edilebilir ve bu durumda dava ret veya kabul ile sonuçlanır. Başka bir anlatımla dava şartların işin esasının incelenmesine engel teşkil eder mahiyetteyken, bir davada, taraflardan birinin, davacı ya da davalı sıfatının (aktif ya da pasif husumet ehliyetinin) olmadığı belirlenirse, artık taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümüne girilmeden, davanın sıfat yokluğundan reddi gerekir. Sıfat, ileri sürülme zamanı yasa ile kabul edilen bir ilk itiraz olmadığı gibi, davalı tarafından ileri sürülmesi gerekli bir def’î de teşkil etmediğinden davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vakıf olunduğu takdirde re’sen nazara alınması gerekli hukukî bir durumdur (KURU, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, C.I., İstanbul 2001, s. 1157 vd.). Yukarıda açıklanan tüm bu nedenlerle; 12.07.2014 tarihinde ... idaresindeki ... plaka sayılı araç ile ... iradesinde bulunan ... plakalı araç arasında çift taraflı yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, davalı ... şirketi tarafından ... numaralı hasar dosyasının gönderildiği, dosya üzerinden ... plaka sayılı araç sahibi ... adına araç pert bedelinin ödendiği, Düziçi Asliye Hukuk Mahkemesine ait 2016/... esas ve 2020/... karar sayılı ilamı ile 5.000,00-TL manevi tazminat yönünden davanın kısmen kabulüne karar verildiği, Genişletilmiş Kasko Poliçesinin içerisinde İhtiyari Mali Mesuliyet teminatı da bulunduğu, bu teminata ilişkin talepler Kara Araçları Kasko Sigorta Genel Şartları uyarınca değil İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına tabi bulunduğu, ''Motorlu Kara Taşıtları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları (IMSS) (İMSSGŞ) Sigortacı, işbu poliçede gösterilen aracın kullanılmasından doğan ve Karayolları Trafik Kanununa ve Umumi Hükümlere göre aracın işletenine terettüp eden hukuki sorumluluğu ve bu poliçe teminat kapsamında olmak şartıyla Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası hadlerinin üzerinde kalan kısmını, poliçede yazılı hadlere kadar temin eder. '' şeklinde hüküm yer aldığı, İşleten olmayan davacı sürücünün, trafik kazasının meydana gelmesinde kusuruna karşılık yapmış olduğu ödemelere ilişkin İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortacısı olan davalı ... şirketinden rücu hakkı bulunmadığı, davacı her ne kadar işleten olduğunu iddia etmiş ise de işleten sıfatını ispatlayamadığı gibi, Düziçi Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/... Esas 2020/... karar sayılı dosyası neticesinde davacı aleyhine hükmedilen tazminatın sürücü sıfatından kaynaklandığı 12.07.2014 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde zarar gören ...’e davacı/sürücü ... tarafından yapılan ödemeye ilişkin olarak İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası kapsamında sürücü tarafından 3.kişiye yapılan ödemelerin rücusunun talep edilemeyeceği bu nedenle davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine, 2-Karar ve ilam harcı olarak hesaplanan 179,90-TL den peşin alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 99,20-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-AAÜT gereğince hesaplanan 1.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
4-Davacının yapmış olduğu masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Ara buluculuk Bürosu tarafından Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenmesine karar verilen 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin, 6183 sayılı kanuna göre davacıdan tahsil edilerek hazineye irat kaydına,
6-Fazla yatan avans var ise Adalet Bakanlığı HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesine göre, karar kesinleştikten sonra talep sahibine elektronik ortamda hesap numarası var ise bu numara üzerinden, yok ise PTT aracılığı ile adreste ödemeli gönderilmesine, (gönderme masrafının avanstan karşılanmasına ), Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe veya zabıt katibine yapılacak beyanla Adana İstinaf Mahkemesi’nin ilgili dairesine gönderilmek üzere Mahkememize yapılacak olan istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 26/05/2023
Katip ... e-imzalı
Hakim ... e-imzalı