İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2022/281 E. 2025/1304 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2022/281
Karar No
2025/1304
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/281 Esas KARAR NO : 2025/1304

ASIL DAVA : Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) ASIL DAVA TARİHİ : 22/12/2020

BAKIRKÖY .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN ... ESAS SAYILI DOSYASI İLE BİRLEŞEN BAKIRKÖY ....ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN .... ESAS SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN

BİRLEŞEN DAVA : Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) BİRLEŞEN DAVA TARİHİ : 28/12/2020

BAKIRKÖY .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN .... ESAS SAYILI DOSYASI İLE BİRLEŞEN BAKIRKÖY ....ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN .... ESAS SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN

BİRLEŞEN DAVA : Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) BİRLEŞEN DAVA TARİHİ : 29/12/2020

BAKIRKÖY ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN .... ESAS SAYILI DOSYASI İLE BİRLEŞEN BAKIRKÖY ...ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN .... ESAS SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN

BİRLEŞEN DAVA : Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) BİRLEŞEN DAVA TARİHİ : 24/12/2020

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan), Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davalarının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Asıl davada dava dilekçesinde özetle; HMK md.406/2. İİK md.257. md.264, vd. hükümleri uyarınca davalıların malvarlıklarının ihtiyaten haczini, davada davacı ... Teknolojileri Sanayi Ticaret A.Ş.nin zararının tam ve kesin olarak hesaplanmasıyla birlikte bedel artırımında bulunmak kaydıyla. davacımın 11.223.308-TL ve 110,000-USD kayıp ve zararının davalılardan, TTK 557. Maddesi uyarınca mahkemece tespit olunacak kusur oranlarına göre hesaplanacak tazminal tutarları üzerinden, zarar tarihinden itibaren en yüksek ticari temerrüt faizi oranı üzerinden işlemiş ve işleyecek pecikme faiziyle birlikte tahsiline ve davacı .... Teknolojileri Sanayi Ticaret A.Ş.ye ödenmesini, yargılama gideri ve ücreti vekâlelin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl dava dosyası ile birleşen Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında dava dilekçesinde özetle; Davalıların davacı bağlı şirket ... Kargo A.Ş.'nin zararını TTK Md. 195, Md. 202, Md. 553, Md.555 ve ilgili hükümler uyarınca tazmin etmekle yükümlü olduğunu, müvekkil şirketin harçtan muaf olduğunu, HMK md. 406/2, İİK Md. 257, Md. 264 vd. uyarınca davalıların mal varlıklarının ihtiyaten haczini, davada davacı .... Medya A.Ş.'nin zararının tam ve kesin olarak hesaplanmasıyla birlikte bedel artırımında bulunmak kaydıyla, davacının 2.793.047,00 TL kayıp ve zararının davalılardan TTK.557.maddesi uyarınca mahkemece tespit olunacak kusur oranlarına göre hesaplanacak tazminat tutarları üzerinden, zarar tarihinden itibaren en yüksek ticari temerrüt faizi oranı üzerinden işlemiş ve işleyecek gecikme faiziyle birlikte tahsiline ve davacı ... Kargo Lojistik ve Dağıtım Hizmetleri A.Ş.'ye ödenmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara yüklenilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl dava dosyası ile birleşen Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin zararının TTK Md.369. Md.549, Md. 553, Md.555 ve ilgili hükümler uyarınca tazmin etmekle yükümlü olduğunu, müvekkil şirketin harçtan muaf olduğunu, HMK md. 406/2, İİK Md. 257, Md. 264 vd. uyarınca davalıların mal varlıklarının ihtiyaten haczini, davada davacının zararının tam ve kesin olarak hesaplanmasıyla birlikte bedel artırımında bulunmak kaydıyla, davacının 337.240TL, 1.659.000 USD ve 50.000Euro kayıp ve zararının davalılardan TTK.557.maddesi uyarınca mahkemece tespit olunacak kusur oranlarına göre hesaplanacak tazminat tutarları üzerinden, zarar tarihinden itibaren en yüksek ticari temerrüt faizi oranı üzerinden işlemiş ve işleyecek gecikme faiziyle birlikte tahsiline ve davacıya ödenmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara yüklenilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl dava dosyası ile birleşen Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında dava dilekçesinde özetle; Davalıların davacı bağlı şirket .... Medya A.Ş.'nin zararını TTK Md. 195, Md. 202, Md. 553, Md.555 ve ilgili hükümler uyarınca tazmin etmekle yükümlü olduğunu, müvekkil şirketin harçtan muaf olduğunu, HMK md. 406/2, İİK Md. 257, Md. 264 vd. uyarınca davalıların mal varlıklarının ihtiyaten haczini, davada davacı .... Medya A.Ş.'nin zararının tam ve kesin olarak hesaplanmasıyla birlikte bedel artırımında bulunmak kaydıyla, davacının 360.000 TL kayıp ve zararının davalılardan TTK.557.maddesi uyarınca mahkemece tespit olunacak kusur oranlarına göre hesaplanacak tazminat tutarları üzerinden, zarar tarihinden itibaren en yüksek ticari temerrüt faizi oranı üzerinden işlemiş ve işleyecek gecikme faiziyle birlikte tahsiline ve davacı ... Medya A.Ş.'ye ödenmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara yüklenilmesini talep ve dava etmiştir. 09.11.2022 tarihli Bilirkişi Kök Raporunda Özetle; "Bağış ve yardımlar dışında kalan zarar iddialarının genellikle şirketin iştigal konularıyla ilgili faaliyet zararları olarak kabul edilebileceği, davalı yönetim kurulu üyelerinin kasten veya kusurlu olarak hareket ettiklerinin ispata muhtaç olduğu, ispat yükünün davalılarda olması durumunda dahi TTK.m.369'da düzenlenen özen yükümlülüğünün ihlal edildiğine dair somut delillerin bulunmadığı, davacı şirketten 2013-2015 döneminde FETÖ terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı yurtdışı ve yurt içi kurumlara nakit olarak yapılan, mahiyeti ve miktarları yukarıda tablo halinde verilen toplam 4.490.282,00 TL bağış ve yardımların, davacı şirketin zararı olarak değerlendirilebileceği, bu şirket zararlarından — 01.01.2013-17.11.2015 döneminde yönetim kurulu üyesi olarak görev yapan davalılar ... ve ... 'nun müteselsilen sorumlu olması gerektiği, Davalı ... 'nin, yönetim kurulu üyeliğine seçilmesinden önce yapılan bağış ve yardımlardan sorumlu olmayacağı, .... üyesi olarak görev yaptığı 01.08.2015-17.11.2015 döneminde 03.11.2015, 14.10.2015, 16.09.2015 ve 06.08.2015 tarihlerinde .... - ABD'ye yapılan toplam 18.000 USD karşılığı 43.758,00 TL'lik bağışlarla sınırlı olarak diğer davalılar ile birlikte müteselsilen sorumlu olması gerektiği" şeklinde görüş ve kanaatlerini mahkememize bildirmişlerdir. 02/01/2024 tarihli Bilirkişi Ek Raporunda Özetle; "Tarafların kök rapora vaki itirazları tek tek cevaplanmış olup, itirazlarda sunulan bilgi ve belgeler kök raporda varılan kanaatlerini değiştirecek yönde olmadığından, kök rapordaki görüşlerinin aynen korunduğu, bununla birlikte, kök rapordaki hesaplamalara ilave olarak iki konuda alternatif hesaplama yapılarak; döviz üzerinden yapılan bağışlar yönünden dava tarihindeki döviz kuru üzerinden, TL üzerinden yapılan bağışlar ise TL olarak hesaplanması halinde davacı şirketin zararının 13.235.611,50 TL olacağı, davalı ... 'nin, yönetim kurulu üyeliğine seçilmesinden önce yapılan bağış ve yardımlardan sorumlu olmayacağı, .... üyesi olarak görev yaptığı 01.08.2015-17.11.2015 döneminde 03.11.2015, 14.10.2015, 16.09.2015 ve 06.08.2015 tarihlerinde .... - ABD'ye yapılan toplam 18.000 USD karşılığı 134.973,00 TL'lik bağışlarla sınırlı olarak diğer davalılar ile birlikte müteselsilen sorumlu olması gerektiği, ...'tan Aldığı Gayrimenkulün Mahkeme Tarafından İade Ettirilmesi Nedeni ile Ödenen Avukatlık Ücretleri ve Kur Farkı Nedeniyle Davacı Şirketin ilave zararının 474.567,02 TL olacağı" şeklinde görüş ve kanaatlerini mahkememize bildirmişlerdir. 16/04/2025 tarihli Bilirkişi Ek Raporunda Özetle; "Davacı şirketin Bağış ve Yardımlardan kaynaklı zararı yönünden, döviz olarak ödeme yapılan Bağış ve Yardımların döviz cinsinden hesaplanması gerektiğine kanaat edilmesi halinde, davacı şirketin Bağış ve Yardımlardan kaynaklı zararının 331.267,00 TL + 50.000,00 EURO + 1.659.000,00 USD hesaplandığı, Davacı şirketin ...'tan aldığı gayrimenkulün mahkeme tarafından iade ettirilmesi nedeni ile ödenen avukatlık ücretleri ve kur farkı nedeniyle davacı şirketin zarara uğradığına kanaat edilmesi halinde davacı şirketin zararının 474.567,02 TL hesaplandığı, dolayısıyla bu seçenekte davacı şirketin toplam zararının 1.659.000,00 USD + 50.000,00 EURO+861.034,02 TL olduğu" şeklinde görüş ve kanaatlerini mahkememize bildirmişlerdir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Dava ; TTK 553.madde uyarınca davalıların davacı şirketleri zarara uğratması iddiası ile tazminat talebi istemlidir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı yöneticilerin davacı şirketleri kötü yönetip yönetmedikleri, şirketi zarara uğratıp uğratmadıkları, zarara uğratmış iseler zarar miktarının tespiti, yöneticilerin sorumluluğunun söz konusu olup olmadığı hususlarından kaynaklandığı mahkememizce tespit edilmiştir. Bilirkişi heyeti 09/11/2022 tarihli raporunda özetle; "belirtilen bağış ve yardımlar dışında kalan zarar iddialarının genellikle şirketin iştigal konularıyla ilgili faaliyet zararları olarak kabul edilebileceği, davalı yönetim kurulu üyelerinin kasten veya kusurlu olarak hareket ettiklerinin ispata muhtaç olduğu, ispat yükünün davalılarda olması durumunda dahi TTK.m.369’da düzenlenen özen yükümlülüğünün ihlal edildiğine dair somut delillerin bulunmadığı, Davacı şirketten 2013-2015 döneminde FETÖ terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı yurtdışı ve yurt içi kurumlara nakit olarak yapılan, mahiyeti ve miktarları yukarıda tablo halinde verilen toplam 4.490.282,00 TL bağış ve yardımların, davacı şirketin zararı olarak değerlendirilebileceği, bu şirket zararlarından 01.01.2013-17.11.2015 döneminde yönetim kurulu üyesi olarak görev yapan davalılar .... ’nun müteselsilen sorumlu olması gerektiği, Davalı .... ’nin, yönetim kurulu üyeliğine seçilmesinden önce yapılan bağış ve yardımlardan sorumlu olmayacağı, .... üyesi olarak görev yaptığı 01.08.2015-17.11.2015 döneminde 03.11.2015, 14.10.2015, 16.09.2015 ve 06.08.2015 tarihlerinde ... – ABD’ye yapılan toplam 18.000 USD karşılığı 43.758,00 TL’lik bağışlarla sınırlı olarak diğer davalılar ile birlikte müteselsilen sorumlu olması gerektiği, davacı ... Kargo AŞ’nin zararı olarak tespit edilen zarar kalemleri ile bunlardan müteselsilen sorumluluğu tespit edilen .... üyeleri ve/veya .... şirket temsileri ve her birinin sorumlu olabileceği, Davalılar .... davalı ... Kargo AŞ yönetiminde görev yapmadıklarından, bu şirketin tespit edilen zararlarından sorumlu olmayacakları, ... Kargo AŞ zararlarından sorumlu olmayacakları, davacı ... Medya AŞ’nin zararı olarak tespit edilen zarar kalemleri ile bunlardan müteselsilen sorumluluğu tespit edilen .... üyeleri ve/veya .... şirket temsileri ve her birinin sorumlu olabileceği, Davacı .... AŞ yönetiminde görev yapmamış olan davalılar ... ve ...’nin bu şirketin tespit edilen zararlarından sorumlu olmayacakları, davacı .... Bilişim AŞ’nin zararı olarak tespit edilen zarar kalemleri ile bunlardan müteselsilen sorumluluğu tespit edilen .... üyeleri ve/veya .... üyesi şirket temsileri ve her birinin sorumlu olabileceği, Davalılar ... ve ... davalı .... Bilişim AŞ yönetiminde görev yapmadıklarından, bu şirketin tespit edilen zararlarından sorumlu olmayacakları" şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmişlerdir. Bilirkişi heyeti 02/01/2024 tarihli ek raporunda özetle; Döviz üzerinden yapılan bağışlar yönünden dava tarihindeki döviz kuru üzerinden, TL üzerinden yapılan bağışlar ise TL olarak hesaplanması halinde davacı şirketin zararının 13.235.611,50 TL olacağı, Davalı ... ’nin, yönetim kurulu üyeliğine seçilmesinden önce yapılan bağış ve yardımlardan sorumlu olmayacağı, ... üyesi olarak görev yaptığı 01.08.2015-17.11.2015 döneminde 03.11.2015, 14.10.2015, 16.09.2015 ve 06.08.2015 tarihlerinde ... – ABD’ye yapılan toplam 18.000 USD karşılığı 134.973,00 TL’lik bağışlarla sınırlı olarak diğer davalılar ile birlikte müteselsilen sorumlu olması gerektiği, tarafların kök rapora vaki itirazları tek tek cevaplanmış olup, itirazlarda sunulan bilgi ve belgeler kök raporda varılan kanaatimizi değiştirecek yönde olmadığından, kök rapordaki görüşlerimizin aynen korunduğu şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmişlerdir. Bilirkişi heyeti 16/04/2025 tarihli ikinci ek raporunda özetle tarafların kök ve ek rapora vaki itirazları tek tek cevaplanmış olup, itirazlarda sunulan bilgi ve belgeler kök ve ek raporda varılan kanaatimizi değiştirecek yönde olmadığından, kök ve ek rapordaki görüşlerin aynen korunduğunu bildirmişlerdir. Alınan bilirkişi raporları, yazılan müzekkereler ve cevapları ile ceza dosyası tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde: Müdürlerin hukuki sorumluluğu esas itibariyle TTK’nun 553 üncü maddesinde düzenlenmiştir. Bu madde organa özgü sorumluluğu, müdürlerin, yöneticilerin, tasfiye memurlarının sorumluluğu yanında, kurucuların sorumluluğunu da içerecek şekilde hüküm altına almıştır. 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununda çokça tartışılan doğrudan zarar ve dolaylı zarar kavramlarına 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda yer verilmemiştir. Ancak yeni Kanunda da şirkete, pay sahiplerine ve alacaklılara uğradıkları zararlar için dava açma hakkı tanınmıştır. Bu kişiler, uğradıkları doğrudan zararların tazmini için kusurlu yönetim kurulu üyelerine yönelebilirler. Ayrıca şirketin uğradığı zararlardan yansıma yoluyla zarar gören yani dolaylı zarara uğrayan pay sahibi ve alacaklılar da belli koşullarda sorumluluk davası açabilirler (TTK 553, 556). Doğrudan ve dolaylı zararlar, yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak sorumluluk davasında pay sahipleri ve alacaklılar bakımından önemli kavramlardır. Yönetim kurulu üyelerinin kusurlu davranışlarının şirketin, pay sahibinin veya alacaklının alanında doğrudan yol açtığı zararlara doğrudan zarar denir. Yönetim kurulu üyelerinin kusurlu davranışlarının şirketin malvarlığına zarar verdiği ve bu zararın pay sahiplerini veya alacaklıları etkilediği zararlara da dolaylı zarar denir. Somut olayda öncelikle, söz konusu talebin davacıların doğrudan mı yoksa dolaylı zararını mı oluşturduğu hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Doğrudan ve dolaylı zarar ayrımı anonim şirketler hukukunda sorumluluk çerçevesinde, ortağın veya alacaklının doğrudan kendi malvarlığında mı, yoksa şirketin zararı dolayısıyla “yansıma” (Reflexschaden) bir zarara mı maruz kaldığı sorusunu cevaplamaya yarar. Bu iki kavram yalnızca ortakların ve alacaklıların zararı halinde kullanılır, zira sorumluluk hükümleri çerçevesinde anonim şirket yalnızca doğrudan zarara uğrayabilir, ortaklar ve alacaklılar bakımından ise hem doğrudan hem de dolaylı zarar söz konusu olabilir. Doğrudan doğruya zarar, şirket ortaklarının ve alacaklıların yönetim kurulu üyelerinin fiilleri sonucunda şirketin zararından bağımsız olarak uğradıkları zarardır. Şirketin ortakları ve alacaklıları, ortaklık zarar görmeden de bir zarara uğrayabilirler. İşte ortaklık malvarlığında herhangi bir azalma meydana gelmeden ortağın ve alacaklının malvarlığında meydana gelen azalmaya anonim şirketler hukukunda doğrudan zarar denilmekte ve bu durumda pay sahibine hükmedilecek tazminatın kendisine ödenmesi talebiyle dava açma imkanı tanınmaktadır. Alacaklıların ve ortakların doğrudan zarar görmeleri nedeniyle uğradıkları zararın tazminini talep etmeleri, genel hukuk prensibi olan sorumluluğun bir sonucudur. Doğrudan doğruya uğranılan zararlardan dolayı açılacak davalarda ortaklar ve alacaklılar tazminatın kendilerine verilmesini talep edebilirler. Birden fazla pay sahibi veya alacaklı aynı fiille zarara uğramış olsalar dahi talep edilebilecek tutar bizzat uğradıkları zarar ile sınırlıdır. Aslında ortakların ve alacaklıların doğrudan zararı anonim şirketler hukukuna özgü tipik bir sorumluluk davası olmayıp şirketin haksız fiilini teşkil eder. O nedenle bu davalarda anonim şirketlere özgü aktif ve pasif dava ehliyeti, doğrudan ve dolaylı zarar, farklılaştırılmış teselsül gibi özel düzenlemeler dışında esas itibarıyla haksız fiil sorumluluğuna ilişkin zarar, illiyet bağı, hukuka aykırılık ve kusura ilişkin kurallar uygulama bulur. Dolayısıyla zarar olarak nitelendirilen zarar ile kastedilen, ortakların veya alacaklıların, yönetim kurulu üyelerinin ortaklık malvarlığını kötüleştiren davranışlarından şirketin zarara uğraması neticesinde uğradıkları zarardır (yansıma zarar/Reflexschaden). Burada doğrudan zarar gören şirket olmakla birlikte, onun malvarlığında azalma meydana getiren bütün işlemler, ortaklar ve alacaklılar bakımından dolayısıyla zarar teşkil etmektedir, çünkü bu zarar nedeniyle şirketin ödeme gücünde meydana gelen azalma, alacaklıların ve ortakların taleplerinde bir kayba yol açmaktadır. Dolaylı zararın talebi halinde ise davanın şirkete yöneltilmesi mümkün değildir. Zira bu durumda asıl zarara uğrayan şirketin kendisidir. Ortak ile alacaklı, şirketin zararının giderilmesi talebiyle bu davayı açmaktadır. Sorumluluğun doğması bakımından ilk şart , zararın olmasıdır. Zarar gören, bu zararının varlığını kanıtlamadır. Zararın varlığı sabit ise, TTK m. 553 hükmüne göre, kusurun varlığını aramak gerekecektir. Ancak bahsi geçen tüm koşulların sağlanması halinde, TTK m. 555 uyarınca, dolaylı zarar niteliğindeki tazminatın şirkete verilmesine hükmedilmesi söz konusu olacaktır. Gerek yöneticinin sorumluluğu gerekse haksız fiil sorumluluğunda zarar, kusur, hukuka aykırılık ve illiyet bağı koşullarının gerçekleşmesi gerekmekte olup olup söz konusu davada Limited şirket müdürlerinin sorumluluğuna ilişkin davalarda zararın varlığı ve miktarı hususundaki ispat yükü, zarar gördüğünü iddia eden davacıların üzerindedir (Akdağ Güney, Sorumluluk, s. 56). Hükme esas alınan son bilirkişi heyeti raporu tespitleri neticesinde, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun “Özen ve bağlılık yükümlülüğü” başlıklı 369/1.maddesinde; “Yönetim kurulu üyeleri ve yönetimle görevli üçüncü kişiler, görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yükümlülüğü altındadırlar.” şeklinde düzenleme mevcuttur. Madde gerekçesinde ise; “…Tedbirli yönetici ölçüsü, yönetim kurulu üyesinin kurumsal yönetim ilkelerine uygun olarak “işadamı kararı” (business judgement rule) verilebileceğini kabul eder ve riskin bundan doğduğu hallerde üyenin sorumlu tutulmaması esasına dayanır. Bu kapsamda tedbirli yönetici ölçüsü, yönetim kurulu üyesinin “iş adamı kararı” (business judgement rule) verebileceğini kabul eder ve riskin bunlardan doğduğu hallerde üyenin sorumlu tutulmaması esasına dayanır. Dolayısıyla emredici kanun hükümlerine aykırı olmayan, anonim şirketin işletme konusu dışında bulunmayan şirketin menfaatlerini dürüstlük kuralına göre gözeten, kişisel ve yabancı menfaatleri ön plana almayan fakat yanlış olan kararlar sorumluluk doğurmaz (Prof.Dr.İur. Fatih BİLGİLİ – Doç. Dr. Ertan DEMİRKAPI, Şirketler Hukuku Dersleri, Adana 2020, s.281-282 ; Prof.Dr. Rıza AYHAN – Prof.Dr. Hayrettin ÇAĞLAR – Prof.Dr. Mehmet ÖZDAMAR, Şirketler Hukuku Genel Esaslar, s.481 vd) Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu hakkında zamanaşımı itirazları bakımından; TTK m. 560 hükmünde düzenlenmiştir. Buna göre “Sorumlu olanlara karşı tazminat istemek hakkı, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her hâlde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.” Buna karşın sorumluluk doğuran fiil aynı zamanda bir suç teşkil ediyorsa, ceza kanunlarında fiile ilişkin olarak öngörülen zamanaşımı süresinin tazminat davasına da uygulanacağı ifade edilmiştir. Dava zamanaşımı süreleri TCK m. 66 hükmünde düzenlenmiş olup, kanun hükmünde bir suça ilişkin ilgili hükümde verilecek cezanın süresine bağlı olarak dava zamanaşımı süreleri benimsenmiştir. Örneğin huzurdaki davada davalı yönetim kurulu üyelerinin “bağış” adı altında bazı derneklere, vakıflara vs. para aktarmış olmaları “silahlı terör örgütü kurma veya yönetme”, ”anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçu”nun unsurlarını taşıyorsa, bu suçlara ilişkin dava zamanaşımı süresi sorumluluk davasında da uygulanacaktır. TCK m. 66/1-a,b,c,d ve e bentlerinde öngörülen en düşük dava zamanaşımı süresi sekiz yıl olup, dava konusu fiillerin suç teşkil ettiği sonucuna varılması halinde, uygulanacak zamanaşımı süresi en az sekiz yıl olacak ve böylece dava konusu alacak bakımından zamanaşımı süresinin geçmediği anlaşıldığından davalıların zamanaşımı defi yerinde görülmemiştir. Dosya içeriğindeki kayıtlardan, davalıların görev tarihleri tespit edilerek sorumlu olup olmadıkları tespit edilmiştir. Mahkememizce İstanbul ... Ağır Ceza Mahkemesinin dosyası beklenilmiş ise de İlgili ceza dosyasında, bazı gerçek kişiler (ifadesi alınmış ve hüküm kurmaya CMK kapsamında uygun olan) ile müsaderesi talep edilen şirketler tarafından karar verilmiştir. ... Esas sayılı dosyasında yakalama kararı olan, firari ve yurt dışında bulunan kişiler hakkında tefrik kararı alınmıştır. Gelinen aşamada toplanan deliller ve rapor içeriği dikkate alınarak makul yargılama süresi gözetilerek bekletici mesele yapılmasından vazgeçilerek yargılamaya devam edilmiştir. TTK.m.353 vd. hükümleri çerçevesinde, davalı.... üyelerinin şirketin zararından sorumlu tutulabilmesi için, öncelikle davalıların kanundan veya esas sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal etmiş olmaları ve bundan dolayı şirketin zarar görmüş olması gerekir. Diğer ifadeyle davalıların, iddia edilen şirket zararlarından sorumlu tutulabilmesi için, hem 2013-2015 yıllarında iddia edilen konulardan dolayı şirketin zarara uğramış olması hem de söz konusu şirket zararlarının davalıların kusurundan kaynaklanmış olduğunun ispat edilmesi gerekir. İspat yükünün davacı tarafta mı yoksa davalı .... üyelerinde mi olduğu doktrinde tartışmalıdır. Bir görüşe göre, yönetim kurulu üyelerinin ve şirket üst düzey yöneticilerinin şirketin zararlarından sorumluluğu esasen sözleşme temeline dayanmakla birlikte, 6335 sayılı Kanun ile TTK.m.553/1’e eklenen “kusurlarıyla” ihlal ettikleri takdirde ibaresiyle artık kusurun ve zararın davacı tarafça ispatı gerektiği kabul edilmektedir (Geniş bilgi için: İsmail KAYAR/Yurdal ÖZATLAN, Anonim Şirket Yönetim Kurulu Üyelerinin Sorumluluğu Davasında Kusur ve İspat, Terazi Hukuk Dergisi, C.14, Özel Sayı, Mart 2019, s.17 vd.) Kanunun gerekçesinde söz konusu değişikliğin, zararı ispat yükünün davacıya yüklenmesi amacıyla yapıldığı ifade edilmiştir. Diğer görüş ise TTK.m.553’de 6335 sayılı kanunla yapılan değişikliğe rağmen, şirketin zararı yönünden, davalı yönetim kurulu üyeleriyle şirket arasında bir sözleşme (vekalet) ilişkisi olduğunu ve sözleşme temeline dayalı sorumluluk yönünden TBK.m. 112 gereğince kusur karinesinin bulunduğunu ve davalı ... üyelerinin kusursuzluklarını ispat etmedikçe sorumlu olacaklarını savunmaktadır. Asıl ve birleşen dosyalar bakımından davalıların zamanaşımı itirazı bakımından Zamanaşımı itirazında bulunmayan bakımından bilirkişi raporunda bir isabetsizlik olmadığını, Ancak Ceza zamanaşımı bakımından yapılan değerlendirmeye binaen TTK 560. Hükmü uyarınca gönderme yapılan TCK 66 uyarınca en düşük dava zamanaşımı süresinin sekiz yıl olduğunu, bu durumda, -Davacı şirketler, .... A.Ş ve ... Holding A.Ş'nin İstanbul .... Ağır Ceza Mahkemesi ... E. Sayılı dosyasında müsaderesi talepli davası olduğunu, -Davalılardan ... 'nin İst... Ağır Ceza Mahkemesinin ... E. ve ... Karar sayılı kararıyla örgüte üye olma suçundan cezalandırılmasına dair hüküm verildiğini, -Diğer davalıların tamamının İstanbul ... Ağır Ceza Mahkemesi ... E. Sayılı dosyasında davası olduğunu, bilirkişinin verdiği örnek doğrultusunda, yukarıda belirttikleri itirazları baki kalmakla, İstanbul ... Ağır Ceza Mahkemesinin .... E. Sayılı dosyasının iddianamesine kişilere isnat edilen suçlar olduğunu, bu sebeple ceza zamanaşımı uygulanmasının kabulü gerektiğinden davalıların zamanaşımı itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. TTK.m.553 vd. hükümlerinde yer alan .... üyelerinin sorumluluğuna dair hükümler esas alınarak sorumluluğun temel koşulları kısaca açıklandıktan sonra somut davada mali bilirkişiler tarafından yapılan tespitler esas alınarak, somut dava konusu olayda davalıların şirketin zararı yönünden sorumlu tutulmasının koşullarının bulunup bulunmadığı tartışılacaktır: Şirket zararlarından dolayı ... üyelerinin sorumluluğu davalarında TTK.m.553/1 gereğince davalıların sorumlu tutulabilmesi için 1.Kanundan veya esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ihlal etmiş olmaları, 2.Kusur, 3.Zarar, 4. Kusur ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir. Yukarıda anılan gerekçeler ile bilirkişi raporu, ceza dosyası ve tüm dosya kapsamı ele alındığında; Asıl Dava (Eski Esas Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesinin .... ) yönünden; Somut davada iddia ve talep edilen zarar kalemlerinden bağış ve yardımlar, .... hisse alımları, zararına satışlar ve vergi cezaları dışında kalan zararlar genellikle şirketin faaliyet zararları olup, bu zararların davalı .... üyelerinin kusurundan kaynaklandığına dair yeterli delil yoktur. Zira ispat yükünün davalı .... üyelerinde olduğunun kabulü halinde dahi, oluşan zarardan .... üyelerinin sorumlu tutulabilmesi için, bu zararın .... üyelerinin TTK.m.369’da düzenlenen özen yükümlülüğüne aykırı davranmasından dolayı meydana gelmiş olması gerekir. Çünkü 6102 sayılı TTK ile .... üyelerinin sorumluluğu bakımından kusurun “objektifleştirilmesi” amacıyla TTK.m.369’da bazı kriterler getirilmiş ve .... üyelerinin bu koşulların varlığı halinde kusurlu olmadığı ve sorumlu tutulamayacağı kabul edilmiştir. Buna göre, yönetim kurulu üyeleri ve yönetimle görevli üçüncü kişiler, görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yükümlülüğü altındadırlar. Asıl Davabakımından; davacı ... Bilişim Teknolojileri San ve Tic AŞ’nin zarar iddiaları yukarıda tek tek irdelenmiş, şirket merkezinde yapılan yerinde incelemeler ve dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler çerçevesinde şirketin zararı olarak kabul edilebilecek olanlar belirlenmiş, Buna göre davacı ... Bilişim AŞ’nin zararı olarak kabul edilebilecek zarar kalemleri şunlardır: Bağış ve Yardımlar: Davacı şirket hesaplarından ilgili mevzuata ve usulüne uygun şekilde yapılan 118.000,00 TL’lik sponsorluk harcaması ve KVK.m.10/1-c kapsamında kurum kazancından indirilebilen 60.001,00 TL’lik bağışın düşülmesinden sonra kalan 3.372.991,00 TL’lik bağış ve yardım, davacı şirketten nakden çıktığı halde herhangi bir gider unsuru içermediğinden davacı şirketin zararı olarak mahkememizce kabul edilmiştir.Sayın Mahkemenizce davacı şirketin USD olarak yapmış olduğu Bağış ve Yardımlardan dolayı uğradığı zararı yine USD cinsinden talep edebileceği 110.000,00 USD bakımından sorumlu oldukları anlaşılmıştır. Şirketler kural olarak kazanç sağlayıp paylaşmak amacıyla kurulmakla birlikte, şirketlerin ehliyeti bakımından ultra vires ilkesinin geçerli olduğu 6762 sayılı eski TTK döneminde, gerek doktrinde gerekse Yargıtay içtihatlarında, şirketlerin işletme konusuyla bağlantılı olması kaydıyla ve sınırlı olarak bağış yapabileceği kabul edilmekteydi. 6102 sayılı TTK sermaye şirketleri bakımından ultra vires ilkesini terk ettiğinden artık işletme konusu bağışlama için bir ölçü olarak kabul edilemeyecektir. Bu bakımdan, yapılan bağışların, anonim şirketin ehliyeti ve işletme konusu kapsamından hükümsüzlüğü yönünden değil, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu yönünden ele alınması gerekecektir. (Geniş bilgi için : B.Adıgüzel, “Anonim Şirketlerde Bağış ve Yöneticilerin Sorumluluğu”, Terazi Hukuk Dergisi, C. 14, S. 151, Mart 2019, s.61 vd). Şirket hesabından yapılan bağışlardan dolayı yöneticilerin sorumluluğu bakımından, şirketin iştigal konusu ve bağışın şirketin amacına uygun düşüp düşmediği, miktar olarak şirketin mali durumu ve karlılığı ile mütenasip olup olmadığı, özellikle de şirketin kazanç sağlayıp ortaklarına dağıtma amacı ve pay sahibinin vazgeçilmez nitelikli kar payı hakkını makul düzeyi aşacak şekilde sınırlandırıp sınırlandırmadığı araştırılacak, böylece bağış ve yardımların TTK.m.369’da düzenlenen yöneticilerin özen ve bağlılık yükümü ile bağdaşıp bağdaşmadığı tespit edilecektir. Davacı ... Teknolojileri AŞ’nin, 2013, 2014 ve 2015 yıllarındaki toplam bağış ve yardım tutarları ve oranı vergi kanunlarıyla izin verilen %5’lik sınırı aştığı gibi, bağış yapılan kurumlar, kanunen kabul edilen gider yazılabilecek dernek ve vakıflardan da değildir. Kaldı ki, söz konusu %5’lik sınır vergi mevzuatı gereğince kanunen kabul edilen/edilmeyen giderlerle ilgilidir. Somut olayda bağış yapılan kurumlar incelendiğinde FETÖ örgütünün yurt dışındaki ve yurt içindeki bağlantılı/iltisaklı olduğu vakıf, dernek ve okullar oldukları anlaşılmaktadır. Söz konusu bağış ve yardımların şirketin amacına uygun ve şirket ortaklarının yararına olmadığı, anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin şirket işlerinde göstereceği özenin derecesini düzenleyen TTK.m.369’da öngörülen "tedbirli bir yöneticinin özeni”, “şirketin menfaati” ve “dürüstlük kuralları”na uygun düşmediği, netice olarak söz konusu bağışlar sebebiyle oluşan şirket zararından davalıların müteselsilen sorumlu olması gerektiği vicdani kanaatine ulaşılmıştır. ...... Hisse Alımı: Davacı şirket ticari defterlerinde 20.11.2014 tarihinde ...’dan ... Yevmiye Nolu madde ile 3.550,00 TL bedelli hisse senedi alındığı, söz konusu hisse alımının, şirketin amaç ve konusu çerçevesinde şirkete kazanç sağlama amacıyla yapılmış olmadığı, Fetö örgütünün talimatı doğrultusunda adı geçen bankanın desteklenmesi amacıyla yapılmış olabileceği, zira 2013-2015 döneminde nereye evrileceği belli olmayan 17-25 Aralık olayları, 7 Şubat Mit krizi, dershanelerin kapatılması ve nihayet darbe teşebbüsü ile devam eden cemaat/hükümet ilişkileri sebebiyle el konulacağı/fona devredileceği yaygın şekilde konuşulan ve sürekli değer kaybetme temayülünde olan .... hisselerine yatırım yapılmasının ticari amaçlarla izah edilemeyeceği, dolayısıyla Mahkeme’nin değerlendirmesi bu yönde olursa söz konusu 3.550,00 TL hisse alım bedelinin şirket zararı olarak değerlendirilmiştir. Zararına Satışlar: Mahiyeti yukarıda açıklanan şekilde, ... Bankası A.Ş.’ne yapılan zararına satışlar sebebiyle davacı şirketin 48.842,31 TL + 697.880,00 TL = 746.722,31 TL zarara uğratıldığı tespit edilmiştir. Ödenen Vergi Cezaları: Vergi İnceleme Raporlarındaki gerekçelere dayanarak davacı şirketin 2013, 2014, 2015 yıllarındaki usulsüz işlemleri sebebiyle kesilen vergi cezalarının uzlaşma sonucunda indirimli olarak ödemiş olması sebebiyle, davacı şirket tarafından ödenen 97.882,91 TL vergi cezası nedeniyle zarara uğratıldığı tespit edilmiştir. Davacı ... AŞ’nin diğer davacı .... Bilişim AŞ’nin %99,80 hissesine sahip hakim ortağı olduğu ve .... Holding AŞ’nin benzer zararları sebebiyle açılan Bakırköy .... ATM’nin .... E. (ve birleşen Bakırköy ... ATM .... E. Sayılı Dosyası) derdest olduğundan, bu davada ... Holding AŞ’nin pay sahibi sıfatıyla bulunduğu ve yukarıda tespit edilen şirket (... Bilişim AŞ) zararlarının ... Holding AŞ yönünden “dolaylı zarar” niteliğinde olduğu, .... Holding AŞ’nin TTK.m.555/1 gereğince tazminatın kendisine değil pay sahibi olduğu şirkete (... Bilişim AŞ) ödenmesini talep edebileceği anlaşılmıştır. Öte yandan Somut olayda davacı şirket .... üyelerinin FETÖ terör örgütü ile irtibatlı veya iltisaklı yurt içi ve yurt dışı kurumlara şirketten para transferleri yapmak ve örgüt talimatı doğrultasında .... hisseleri almaktan ve ibaret şirketi zararlandırıcı işlemleri birlikte planladıkları ve uyguladıkları anlaşılmakta olup, dosya kapsamındaki delillerden bu konuda birinin diğerinden daha çok veya daha az kusurlu olduğuna dair herhangi bir savunma veya delil de bulunmadığından TTK.m.557 kapsamında, davalıların kusuruna veya durumun gereklerine göre müteselsil sorumluluğu davalılar arasında farklılaştırmanın gerekli olmadığı değerlendirilmektedir. Bununla birlikte davalıların görev yaptığı dönemler esas alınarak her bir zarar kalemi bakımından hangisinin sorumluluğunun ne kadar olması gerektiği yukarıda tablo halinde gösterilmiştir. Aynı dönemde birlikte görev yapan davalıların tespit edilen şirket zararından müteselsilen sorumlu oldukları anlaşılmıştır. Sonuç olarak Davalının itirazlarının değerlendirilmesi sonucunda; kök ve EK raporda detaylı olarak açıklandığı gibi bilindiği üzere her şirket kâr etmek üzere kurulmuştur ve şirket yöneticileri her şeyden önce şirketin menfaatini düşünmek zorundadır. Davacı şirketten nakden çıktığı halde herhangi bir gider unsuru taşımayan, şirket faaliyeti ile ilgili olmayan 3.372.991,00 TL’lik bağış ve yardım ile davacı şirketin zarara uğratıldığı görüşümüz aynen korunmaktadır. Mali bilirkişiler olarak değerlendirmelerimiz ticari defter ve beyanname gibi yasal dokümanlardaki somut kayıt ve bilgilere dayanmaktadır. Yüksek kar elde eden şirketlerin yöneticilerinin gider niteliği taşımayan yüksek tutarlarda bağış yapabileceklerine ilişkin hiçbir somut dayanak ve gerekçe olmadığı gibi ticari hayatın işleyişi ve yönetici sorumlulukları ile de bağdaştırılamayacak uygulamalardır. ... ya ait hisse alınması bakımından Kök ve EK raporda da tespit edildiği üzere, Davacı şirketin 20.11.2014 tarihinde 3.550,00 TL bedelli .... hisse senedi alımı yaptığı ticari defter kayıtlarından tespit edilmiştir. Söz konusu hisse alımının tarihi itibariyle, şirketin amaç ve konusu çerçevesinde şirkete kazanç sağlama amacıyla yapılmış bir alım olmadığı, nitekim adı geçen bankanın faaliyetine son verilerek hisselerinin değersiz hale gelmesi sebebiyle, bu alımların şirketin zararı olarak değerlendirilmesi yerinde görülmüş ve ... Bankası A.Ş.’ye yapılan satışlar bakımından Kök ve EK raporda belgelere dayanarak detaylı olarak açıklandığı üzere; ... Bankası A.Ş.’ne yapılan satışlarda şirketin 48.842,31 TL + 697.880,00 TL = 746.722,31 TL zarara uğratıldığı Vergi cezalarından kaynaklanan zararlar bakımından Kök ve EK raporda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere “Vergi İnceleme Raporlarındaki gerekçelere dayanarak davacı şirketin ödemiş olduğu 97.882,91 TL vergi cezası nedeniyle zarara uğradığı anlaşıldığından bu zarar kalemleri bakımından yönetimde olanların müteselsilen sorum oldukları anlaşılmıştır. Devlet Malzeme Ofisi Genel Müdürlüğüne yapılan ürün satışları bakımından Kök raporda detaylı olarak açıklandığı gibi, Devlet Malzeme Ofisi Genel Müdürlüğüne zararına yapıldığı iddia edilen satışlar, fatura bazında incelenmiş ve kar/zarar fatura bazında değerlendirilmiş olup yapılan satışlarda davacı şirketi zarara uğratacak bir işlem tespit edilmediği birlikişiler eliyle de tespit edilmiş ve .... Medya Planlama Reklamcılık Filmcilik San. Tic. A.Ş'ne yapılan ödeme bakımından Kök ve EK raporda açıklandığı üzere, vergi inceleme raporunda, davacı şirketin almış olduğu hizmetin davacı şirketin faaliyeti ile ilgili olmadığı değerlendirilmiş ise de dava dosyasında söz konusu hizmetin gerçekten alınmadığına, bir diğer ifade ile fatura içeriğinin gerçek dışı olduğuna ilişkin bir delil vasıtası sunulmamış olup Davacı şirketin TV reklam bedeli olarak ödediği 90.406,73 TL yönünden, söz konusu hizmetin gerçekten alınmadığı ispat edilemediğinden, davacı şirketi zarar uğratan bir işlem olarak değerlendirilmediği tespitleri dikkate alınarak bu bedellerde bakımından talep yerinde görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle her yöneticinim görev yaptığı tarih ve yapılan işlemin miktarı dikkate alınarak asıl dava bakımından Talep artırım dilekçesi dikkate alınarak asıl Davanın Kısmen KABULÜ ile; Tespit edilen 110.000,00 USD'nin dava tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı yasanın 4/a. maddesi uyarınca Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanması suretiyle davalılar .... ve ....'dan alınarak davacı .... Teknolojileri Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ye ödenmesine, Tespit edilen 3.978.255,22 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte (.... yönünden 3.973.255,22 TL ile sınırlı ve tahsilde tekerrür olmamak üzere),(.... yönünden 5.000,00 TL ile sınırlı ve tahsilde tekerrür olmamak üzere),(.... yönünden 5.000,00 TL ile sınırlı ve tahsilde tekerrür olmamak üzere) davalılar ...'den alınarak davacı .... Teknolojileri Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ye ödenmesine, Davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE, sorumluluğu bulunmayan Diğer davalılar ... davalı ... Bilişim AŞ yönetiminde görev yapmadıklarından açılan davanın REDDİNE karar vermek gerekmiştir. Birleşen Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasları yönünden; Dava konusu somut olayda; Davacı tarafından, davacı şirketin yönetim kurulu üyesi olan davalıların 01.01.2013-17.11.2015 tarihleri arasında davacı .... Kargo A.Ş.’yi zarara uğrattıkları iddiası ile şimdilik 2.793.047 TL’nin (2.793,04 TL harçlandırma) kusur oranlarına göre zarar tarihinden itibaren faizi ile tahsili talepli olarak iş bu dava açılmışıtr. Davacılar zarar iddialarına dayanak olarak; ... Holding A.Ş. Denetim Koordinatörlüğü tarafından yaptırılan denetim sonucunda alınan 17.07.2020 tarihli raporu dayanak almıştır. Toplanan deliller ve yapılan tespitlere göre; Davacı şirketin ticari defterlerinde çeşitli kurumlara 01.01.2013-17.11.2015 tarihleri arasında 2.793.047 TL bağış ve yardım yaptığı tespit edilmiştir. Davacı şirketin 2013-2014-2015 yılı Kurumlar Vergisi Beyannamelerinde söz konusu Bağış ve yardımların 235.200,00 TL’lik kısmının Giderlere, 2.557.847,00 TL’lik kısmının ise Kanunen Kabul Edilmeyen Giderlere alındığı tespit edilmiştir. Bir diğer ifade ile davacı şirketin yapmış olduğu 2.557.847,00 TL’lik bağış ve yardım sadece şirketten nakden olarak çıkmış ancak herhangi bir gider unsuru taşımadığından vergi matrahından düşülememiştir. Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 10/1-(c) maddesinde; “Genel ve özel bütçeli kamu idarelerine, il özel idarelerine, belediyelere ve köylere, Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınan vakıflara ve kamu yararına çalışan dernekler ile bilimsel araştırma ve geliştirme faaliyetinde bulunan kurum ve kuruluşlara makbuz karşılığında yapılan bağış ve yardımların toplamının o yıla ait kurum kazancının % 5’ine kadar olan kısmı” şeklinde denilerek, vergi muafiyeti tanınan kurumlara yapılacak bağışların kurumlar vergisi matrahının %5’i ile sınırlı olarak gider yazılabileceği ifade edilmiştir. Davacı şirketin yapmış olduğu bağış ve yardımlardan bir kısmı toplamda kurumlar vergisi matrahının %5’lik kısmının üstünde kalmasından dolayı, bir kısmı ise kanun koyucunun bağış yapıldığı takdirde gider olarak yazılmasına izin vermediği dernek ve vakıflara yapılan bağış olduğundan, davacı şirketin gideri olarak kabul edilmemiştir. Dolayısıyla davacı şirket gider olarak kabul edilmeyen 2.557.847,00 TL’nin %20 Kurumlar Vergisini ödemiştir. Şirketin Kurumlar Vergisi Beyannamelerinden 2013-2014 ve 2015 yılında toplam 9,34 milyon TL kâr raporladığı ve şirket kârının yaklaşık %30’nun bağış olarak dağıtılmasının uygun olmadığı değerlendirilmektedir. Bilindiği üzere ticaret şirketleri kar edip ortaklarına paylaştırmak amacıyla kurulur ve şirketin kazanç sağlayıp paylaştırma amacından kaynaklanan, pay sahiplerinin geniş anlamdaki kar payı hakkı vazgeçilmez haklardandır. Bu bakımdan, şirket yöneticileri, şirket işlerinde tedbirli bir yöneticinin özeniyle hareket etmeli ve şirket menfaatlerini dürüstlük kuralı çerçevesinde gözetmelidir (TTK.m.369). Davacı şirketten nakden yapıldığı tespit edilen ve herhangi bir gider unsuru taşımayan 2.557.847,00 TL’lik bağış ve yardımın mahkememizce davacı şirketin zararı olarak kabul görümüştür. Davacının iddialarına dayan denetim raporunda, davacı şirkete ait Küçükköy Aktarma Binasının rayiç değerinin altında satılması ile davacı şirketin zarara uğratıldığı iddia edilmiş olup bu konuda ızman bilrikişiler atanmış sonuç olarak İstanbul İli, .... İlçesi, .... Mahallesi,.... parsel Sayılı, 11.560,50 m2 yüzölçümlü, Ana taşınmaz Zemin Katlı Pamuk Açma Fabrikası Zemin Artı Bir Katlı Depo Artı Zemin Artı Bir Katlı İdari Bina Artı Makine ve Şartel Dairesi niteliğinde olan taşınmaz Hissenin tamamını Eski Malik ... Kargo lojistik ve Dağıtım Hizmetleri A.Ş adına kayıtlı iken 24.03.2015 tarih .... yevmiye no ile 19.500.000,00 TL Satış bedeli ile satılması sebebiyle Dava konusu taşınmazı Yeni Malik ... Gıda Pazarlama Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi 19.500.000,00 TL bedel ile Satmış olduğu Tapu Müdürlüğünce hazırlanan Resmi satış senetlerinden anlaşılmıştır. Bu durumda; Dava konusu taşınmazın durumu, konumu, alanı nitelikleri, bilinen imar durumu, mevkii, alanı, çevre teşekkülü, arz-talep durumu, Taşınmazın üzerinde bulunan Fabrika binaları, donatı alanları, kullanıma uygunluğu, çevre düzenlemesi yapılı olması, satış tarihi ekonomik şartları, çevredeki yapılaşma durumu, civardaki emsal emlak alım ve satım rayiçleri, taşınmazın merkezi yerlere, karayoluna, alışveriş merkezlerine, okul ve sağlık tesislerine, kamu hizmeti veren alanlara olan mesafesi, ulaşım imkanları, getirebileceği kira geliri gibi unsurlar ve değerine tesir edebilecek gelişmekte Serbest piyasa koşulları Yukarıdaki saymış olduğum tüm unsurlar göz önüne alınarak Dava konusu taşınmazın 24.03.2015 satış tarihindeki değerinin 24.200.000,00 TL olacağı Hesap ve takdir edilmiş olup taşınmaz 19.500.000,00 TL bedel ile satılmış olup, aralarındaki farkın zararın ise 4.700.000,00 TL olduğu hesaplanmakta olup Satış bedelinin Serbest piyasa koşullarına uygun olmadığı anlaşılmıştır. Söz konusu bu taşınmazın Malik .... Kargo lojistik ve Dağıtım Hizmetleri A.Ş., yi 4.700.000,00 TL Zarara uğratıldığı mahkememizce kabul görmüştür. Davacı şirket 20.06.2013 tarihinde ...’dan 1.003.466,00 TL’lik hisse senedi almıştır. Söz konusu hisse senedi alım tarihi 17.12.2013 tarihinden önce olduğundan ve alım tarihinde .... hisse senetleri yönünden bir olumsuzluk yaşanmadığından, 1.003.466,00 TL’lik kısım yönünden davacı şirketi zarara uğratıcı bir işlem olmadığı değerlendirilmiştir. 18.12.2013-14.05.2015 tarihleri arasında ... ’dan 4.251.493,66 TL’lik daha hisse senedi alınmıştır. ... ’nın söz konusu tarihlerde hisse senetlerinde yaşanan düşüş dikkate alındığında, 4.251.493,66 TL’lik hisse alımının şirket için bir risk oluşturduğu değerlendirilebilir. Ancak, belirtilen tarihlerde ... AŞ’nin hisse senetleri İMKB (Borsa İstanbul) da işlem gören bir halka açık şirket olması, henüz o tarihler itibariyle adı geçen bankanın FETÖ örgütüyle irtibatı/iltisakı sebebiyle kapatılmamış olması, söz konusu hisse alımlarının örgütün talimatıyla ve söz konusu bankanın desteklenmesi amacıyla alınmış olması halinde dahi, 17/25 Aralık sürecinden 15 Temmuz darbe girişimine kadar geçen sürede yaşanan belirsizlikler sebebiyle, FETÖ örgütü ve cemaati mensuplarının desteğiyle bankanın faaliyetine devam edebileceği ve radikal şekilde düşen banka hisselerinin yeniden değer kazanacağı beklentisi olabilir. Konunun böyle değerlendirilmesi halinde 18.12.2013-14.05.2015 tarihleri arasında ...’dan 4.251.493,66 TL’lik hisse alımında davalı yönetim kurulu üyelerinin şirketi zarara uğratmak kastıyla veya kusurlu olarak davranmış sayılmayacağı değerlendirilecektir. Diğer yandan, 18.12.2013-14.05.2015 tarihleri arasında ...’dan 4.251.493,66 TL’lik hisse alımı yapıldığı dönem 17-25 Aralık süreci ile başlayan, 7 Şubat Mit krizi ve dershanelerin kapatılması ve nihayet 15 Temmuz darbe girişimiyle sonuçlanan, devlet içindeki malum yapılanmanın cemaatten terör örgütüne evrildiği dönemi kapsamaktadır. Bu dönemde örgütün, ... AŞ’nin mali yapısının güçlendirilmesi amacıyla cemaat mensuplarına bu bankaya para yatırma talimatı, daha sonra bankanın kurtarılamayacağı ve kapatılacağı, kayyıma veya fona devredileceği anlaşılınca ise para çekilmesi talimatı verildiği bilinmektedir. Davacı ... Holding AŞ ve .... Kargo AŞ bu yapının önde gelen şirketleri olduğundan, davalı yönetim kurulu üyelerinin söz konusu örgüt talimatı kapsamında ...’nın desteklenmesi amacıyla şirket hisselerindeki düşüşü durdurmak amacıyla hareket etmiş olmaları kuvvetle muhtemeldir. Zira davacı şirketlere daha sonra Fetö örgütüyle irtibatından dolayı kayyım atandığı gözetildiğinde, bu koşullar altında davalı yönetim kurulu üyelerinin şirket nakitlerini, yine Fetö örgütüyle bağlantısı sebebiyle faaliyet izni kaldırılan ve kayyım atanan ... hisselerine yatırmalarının, ticari beklentilerle ve şirketin/pay sahiplerinin menfaatlerini gözeterek verilmiş bir karar ve işlem olmadığı söylenebilir. Mahkeme’nin değerlendirmesi bu yönde olursa 18.12.2013-14.05.2015 tarihleri arasındaki 4.251.493,66 TL’lik ... hisse alımları şirket zararı olarak mahkememizde kabul görmüştür. Somut olayda davacı şirket .... üyelerinin FETÖ terör örgütü ile irtibatlı veya iltisaklı yurt içi ve yurt dışı kurumlara şirketten para transferleri yapmak ve örgüt talimatı doğrultasında .... hisseleri almaktan ve ibaret şirketi zararlandırıcı işlemleri birlikte planladıkları ve uyguladıkları anlaşılmakta olup, dosya kapsamındaki delillerden bu konuda birinin diğerinden daha çok veya daha az kusurlu olduğuna dair herhangi bir savunma veya delil de bulunmadığından TTK.m.557 kapsamında, davalıların kusuruna veya durumun gereklerine göre müteselsil sorumluluğu davalılar arasında farklılaştırmanın gerekli olmadığı değerlendirilmektedir. Bununla birlikte davalıların görev yaptığı dönemler esas alınarak her bir zarar kalemi bakımından hangisinin sorumluluğunun ne kadar olması gerektiği yukarıda tablo halinde gösterilmiştir. Aynı dönemde birlikte görev yapan davalıların tespit edilen şirket zararından müteselsilen sorumlu olacakları sabittir. Sonuç olarak yukarıda anılan gerekçelerle talep artırım dilkeçeis de dikkate alınarak Tespit edilen toplam 11.509.340,66 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte (... yönünden 3.690.936,00 TL ile sınırlı ve tahsilde tekerrür olmamak üzere),(.... yönünden 7.818.404,66 TL ile sınırlı ve tahsilde tekerrür olmamak üzere),(... yönünden 925.000,00 TL ile sınırlı ve tahsilde tekerrür olmamak üzere) davalılardan ...'den alınarak davacı .... Holding A.Ş.'ye ödenmesine, ilgili dönemde davaya konu işlemelerde ilgili sorumluluğu bulunmayanDavalılar ..... yönünden açılan davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Asıl dosya birleşen Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ..... Esas sayılı dosyası yönünden;

Davacı tarafından, davacı şirketin yönetim kurulu üyesi olan davalıların 01.01.2013-17.11.2015 tarihleri arasında davacı ... Holding A.Ş.’yi zarara uğrattıkları iddiası ile şimdilik 8.000.000,00 TL’nin kusur oranlarına göre zarar tarihinden itibaren faizi ile tahsili talepli olarak huzurdaki tazminat davasının açıldığı görülmüştür. Davacılar zarar iddialarına dayanak olarak; ..... Holding A.Ş. Denetim Koordinatörlüğü tarafından yaptırılan denetim sonucunda alınan 17.07.2020 tarihli raporu dayanak almıştır. ....’ye Yapılan Şüpheli Danışmanlık Ücreti Ödemesi İle Davacı Şirketin 50.000,00 EURO Zarara Uğratıldığı İddiaları: Davacının iddialarına dayanak denetim raporunda ....’ye danışmanlık bedeli altında 50.000,00 EURO şüpheli ödeme yapılarak davacı şirketin zarara uğratıldığı iddia edilmektedir. Davacının iddialarına dayanak denetim raporunda Şekerpınar’da bulunan fabrika binası ve arsasının değerinin altında satılması ile davacı şirketin zarara uğratıldığı iddia edilmiştir. Dava konusu taşınmazın durumu, konumu, alanı nitelikleri, bilinen imar durumu, mevkii, alanı, çevre teşekkülü, arz-talep durumu, Taşınmazın üzerinde bulunan Fabrika binaları, donatı alanları, kullanıma uygunluğu, çevre düzenlemesi yapılı olması, satış tarihi ekonomik şartları, çevredeki yapılaşma durumu, civardaki emsal emlak alım ve satım rayiçleri, taşınmazın merkezi yerlere, karayoluna, alışveriş merkezlerine, okul ve sağlık tesislerine, kamu hizmeti veren alanlara olan mesafesi, ulaşım imkanları, getirebileceği kira geliri gibi unsurlar ve değerine tesir edebilecek gelişmekte olan bölgenin hızlı gelişim durumu taşınmazın inkişafı vb unsurlarda taşınmazın değerini endekslerden fazla etkilemiş olup taşınmazın değerinin artarak satılmasına neden olmuş, Bu durumda; Yukarıdaki saydığım tüm unsurlar göz önüne alınarak Kocaeli İli, .... İlçesi, .... Mahallesi, .... ada, ... parsel Sayılı, 17.539,34 m2 yüzölçümlü, Ana taşınmaz Betonarme Fabrika ve Servis Binası ve Arsası niteliğinde olan taşınmazın (786119 / 876967 * 17.539,34 = 15.722,38 m2) Hissenin tamamı .... Enerji ve Çevre Koruma Tes. San. Tic. A.Ş. Den 07.03.2012 tarihinde 11.180.610,00 TL bedel ile Satın almıştır. 06.07.2015 Satış tarihinde Tüik Yİ-Üfe endeks ile yapılan hesaplamada taşınmazın değeri 13.615.593,57 TL olarak hesaplanmaktadır. 06.07.2015 tarihinde ..... Holding A.Ş. 20.000.000,00 TL bedel ile taşınmaz Satışı yapılması endekslerden daha yüksek olması taşınmazın değerlendiğinin Serbest piyasa koşullarında daha fazla değerlendiğini, satış bedeli Serbest piyasa koşullarına uygun olduğu anlaşılmış olup Söz konusu taşınmaz satışı ile ..... Holding A.Ş.nin zarara uğratılmadığı anlaşılmıştır. Davacının iddialarına dayanak denetim raporunda; davacı şirkete alınan gayrimenkulün mahkeme kararı ile iadesine karar verildiği için ödenen 248.791,00 TL avukatlık ve harç ücreti ve ödenen ücretin TL olarak geri iade edilmesi nedeniyle 353.650,00 TL davacı şirketin zarara uğratıldığı iddia edilmiştir. Davacının iddialarına dayanak denetim raporunda, şüpheli olarak ödenen danışmanlık giderleri ile davacı şirketin 331.374,45 TL zarara uğratıldığı iddia edilmiştir.Davacı şirket 2011 yılında toplam 568.004,55 TL, 2012 yılında 77.870,99 TL, 2013 yılında 211.912,25 TL, 2014 yılında 293.382,61 TL, 2015 yılında da 1.225.941,81 TL danışmanlık giderli adı altında ödemeler yapmıştır. 2015 yılında ödenen 1.225.941,81 TL’den denetim raporunda 331.374,45 TL şüpheli ödeme olarak görülmüştür. Şüpheli görülen ödemelerin yapıldığı firmalardan geçmiş yıllarda herhangi bir danışmanlık hizmeti alınmamıştır. Bu nedenle söz konusu firmalardan yapılan hizmet alımının geçmiş yıllarla mukayesesi yapılamamıştır. Ancak davacı şirketin danışmanlık giderleri yıllar itibariyle belli oranlarda değil, oldukça değişkenlik göstermektedir. Örneğin 2011 yılında toplam danışmanlık ücreti 568.004,55 TL olup, devam eden yıllarda daha düşük iken, en son 2015 yılında oldukça artış göstermiştir. Bu artışın önemli bir kısmı ise şüpheli görünen ödemeler dışında, diğer firmalardan alınan danışmanlık hizmetinden kaynaklanmaktadır. Neticede; davacı şirketin 331.374,45 TL danışmanlık ücreti ödeyerek zarara uğradığından bahsedebilmek için, alınan fatura içeriklerinin gerçeği yansıtmadığı, diğer ifade ile faturaların karşılığında bir hizmet alınmadığına ilişkin delil sunulması gerektiği düşünülmekte olup, bu yönde bir delil sunulmamış olduğundan, söz konusu danışmanlık ücretlerine dayalı şirket giderlerinden, davalı yöneticilerinin sorumlu tutulmasının koşullarının oluşmadığı anlaşılmıştır. Davacının iddialarına dayanak denetim raporunda, Av. ...’ya şüpheli olarak ödenen 313.418,00 TL vekalet ücreti nedeni ile davacı şirketin 313.418,00 TL zarara uğratıldığı iddia edilmektedir. Davacı şirketin ticari defterlerinin incelenmesinde; Av...’ya 30.09.2015 tarihinde 167.381,00 TL ve 06.11.2015 tarihinde 146.037,00 TL ödeme yapıldığı görülmüştür. Yapılan ödemeler vekalet ücreti olarak Serbest Meslek Makbuzu karşılığında yapılmıştır. Neticede; ...’ya ödenen 313.418,00 TL vekalet ücreti Serbest Meslek Makbuzu karşılığında yapılmış olup, davacı şirketin bu ödemelerden zarara uğratıldığından söyleyebilmek için Serbest Meslek Makbuzunda yazılı hizmetin gerçekte alınmadığının, Makbuz içeriğinin gerçek olmadığının ispatlanması gerekmektedir. Davacı tarafından söz konusu Serbest Meslek Makbuzunda yer alan hizmetlerin alınmadığına, Makbuz içeriklerinin doğru olmadığına ilişkin bir delil sunulmamıştır. Bu zarar kalemi bakımından iddiasını ispat edememiştir. Davacının iddialarına dayanak denetim raporunda, şirketin İştiraklerinden .... Bilişim Hisselerinin Şüpheli bir Şekilde ...’a satışı ile davacı şirketin zarara uğratıldığı iddia edilmiştir.Kök ve EK raporda ayrıntılı yapılan incelemelerde; davacı şirketin 13.05.2014 tarih ... nolu Yönetim Kurulu kararı ile “Şirketin iştiraki olan ... Bilişim’e ait 228.525,00 TL nominal değerli hisselerinin ....’a satışına…” karar verilmiştir. 30.05.2014 tarihinde ... Bilişim hisseleri ...’a 228.525,00 TL bedelle devredilmiş ve .... 16.06.2014 tarihinde 228.525,00 TL hisse bedelini davacı şirket hesaplarına ödemiştir. 01.10.2019 tarihinde ise söz konusu İştirak satışı iptal edilerek, davacı şirket ticari defterlerinde ... Bilişim tekrar 242 İştirakler hesabına alınmış, ...’a da 228.525,00 TL alacak kayıt edilmiştir. Neticede söz konusu iştirak satışı iptal edilmiş olduğundan, davacı şirketin zarara uğradığı bir bedel olmadığı tespit edilmiştir. Davacının iddialarına dayanak denetim raporunda, Bağlı ...’a ait nominal değeri 507.997,00 TL olan hisselerin, 3.360.000,00 TL’ye satın alınması ile davacı şirketin zarara uğratıldığı iddia edilmektedir. Yapılan incelemelerde; Davacı şirketin 24.01.2014 tarih ... nolu Yönetim Kurulu kararı ile; “...’a ait 161.997 adet ... Basım hisselerinin 1.060.000,00 TL, ....’na ait 46.000 adet .... hisselerinin 300.000,00 TL bedelle satın alınmasına…” karar verilmiştir. Yine davacı şirketin 28.10.2014 tarih 2014/41 nolu Yönetim Kurulu kararı ile; “.... Yayıncılık’a ait 300.000 adet .... Basım hisselerinin 2.000.000,00 TL bedelle satın alınmasına…” karar verilmiştir. Davacı şirket 24.01.2014 tarihinde .... nolu yevmiye maddesi ile ...’ndan ...’ın 46.000,00 TL nominal değerli hisselerini 300.000,00 TL bedelle satın almıştır. 24.01.2014 tarihinde .... nolu yevmiye maddesi ile ...’dan ...’ın 161.997,00 TL nominal değerli hisselerini 1.060.000,00 TL bedelle satın almıştır. 27.11.2014 tarihinde ... nolu yevmiye maddesi ile ... Yayıncılık’dan ....’ın 300.000,00 TL nominal değerli hisselerini 2.000.000,00 TL bedelle satın almıştır. Neticede; davacı şirket ....’a ait nominal değeri 507.997,00 TL olan hisseleri 3.360.000,00 TL’ye satın almıştır. Denetim raporunda .....’ın hisselerinin gerçek değerinin ne olduğuna ilişkin bir tespit bulunmamaktadır. Bilirkişiler tarafından da bu yönde ..... hisselerinin satın alındığı tarihlerde gerçek değerinin ne olduğuna ilişkin bir delil vasıtası sunulmamıştır. Bu nedenle davacı şirketin ..... hisselerinin nominal değerinin üzerinde alınması ile zarara uğrayıp uğramadığını ispat edememiştir. Davacının iddialarına dayanak denetim raporunda, davacı şirkete ait 3 aracın rayiç değerinin altında satılması ile davacı şirketin zarara uğratıldığı iddia edilmiştir. A) Davacı şirkete ait ... plakalı 2012 model ... aracın 09.08.2012 tarihinde 83.566,00 TL bedelle satın alındığı, 31.10.2015 tarihinde .....’a 65.500,00 TL bedelle satıldığı ve satış bedelinin şirket hesaplarına geldiği tespit edilmiştir. Bu aracın .....’a 65.500,00 TL bedelle satıldığı 31.10.2015 tarihinde rayiç değeri 91.000,00TL olarak belirlendiğinden, böylece satışın rayiç değerinin altında yapılmış olduğunun görüldüğü ve satış zararının 2 bedel arasındaki fark kadar 25.500,00TL olduğu değerlendirilmiştir. B) Davacı Şirkete ait ... marka aracın 28.03.2013 tarihinde 67.406,50 TL bedelle satın alındığı, 31.10.2015 tarihinde ... ‘ye 55.000,00 TL bedelle satıldığı ve satış bedelinin şirket hesaplarına geldiği tespit edilmiştir. Bu aracın ... ‘ye 55.000,00 TL bedelle satıldığı 31.10.2015 tarihinde rayiç değeri 78.000,00TL olarak belirlendiğinden, böylece satışın rayiç değerinin altında satışının yapılmış olduğunun görüldüğü ve satış zararının 2 bedel arasındaki fark kadar 23.000,00TL olduğu değerlendirilmiştir. C) Davacı şirkete ait ... 2008 model .... Marka aracın 28.02.2012 tarihinde 35.000,00 TL bedelle alındığı, 06.09.2013 tarihinde ... ‘ya 30.500,00 TL bedelle satıldığı ve satış bedelinin şirket hesaplarına geldiği tespit edilmiştir. Bu aracın ...‘ya 30.500,00 TL bedelle satıldığı 06.09.2013 tarihinde rayiç değeri 30.500,00 TL olarak belirlendiğinden, böylece satışın rayiç değerinde gerçekleştiği anlaşıldığından burada satış zararının olmadığı tespitleri dikkate alınarak toplamda 48.500,00 TL zarar oluşturduğu anlaşılmıştır. Davacının iddialarına dayanak denetim raporunda, davacı şirketin ...’dan 6.700,00 TL’lik hisse alımı ile zarara uğratıldığı iddia edilmiş ise de bu taleple ilgili usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığından Karar Verilmesine Yer Olmadığına karar verilmiştir. Davacının iddialarına dayanak denetim raporunda Bağış adı altında yapılan şüpheli ödemeler ile davacı şirketin 4.490.282,00 TL zarara uğratıldığı iddia edilmektedir. Davacı şirketin ticari defterlerinde çeşitli kurumlara 01.01.2013-17.11.2015 tarihleri arasında 4.490.282,00 TL bağış ve yardım yapıldığı tespit edilmiştir. Bu bağışların büyük bir kısmı yurt dışı kurumlara ve davacı şirketin ilişkili olduğu İngiltere’de mukim ...’e yapılmıştır. Davacı şirketin 2013-2014-2015 yılı Kurumlar Vergisi Beyannamelerinde söz konusu Bağış ve yardımların Kanunen Kabul Edilmeyen Giderlere alındığı tespit edilmiştir. Bir diğer ifade ile davacı şirketin yapmış olduğu 4.490.282,00 TL’lik bağış ve yardım sadece şirketten nakden olarak çıkmış ancak herhangi bir gider unsuru taşımadığından vergi matrahından düşülememiştir. Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 10/1-(c) maddesinde; “Genel ve özel bütçeli kamu idarelerine, il özel idarelerine, belediyelere ve köylere, Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınan vakıflara ve kamu yararına çalışan dernekler ile bilimsel araştırma ve geliştirme faaliyetinde bulunan kurum ve kuruluşlara makbuz karşılığında yapılan bağış ve yardımların toplamının o yıla ait kurum kazancının % 5’ine kadar olan kısmı” şeklinde denilerek, vergi muafiyeti tanınan kurumlara yapılacak bağışların kurumlar vergisi matrahının %5’i ile sınırlı olarak gider yazılabileceği ifade edilmiştir. Davacı şirketin yapmış olduğu bağış ve yardımlardan bir kısmı toplamda kurumlar vergisi matrahının %5’lik kısmının üstünde kalmasından dolayı, bir kısmı ise kanun koyucunun bağış yapıldığı takdirde gider olarak yazılmasına izin vermediği dernek ve vakıflara yapılan bağış olduğundan, davacı şirketin gideri olarak kabul edilmemiştir. Dolayısıyla davacı şirket gider olarak kabul edilmeyen 4.490.282,00 TL’nin %20 Kurumlar Vergisini ödemiştir. Şirketin Kurumlar Vergisi Beyannamelerinden 2013-2014 ve 2015 yılında toplam 85 milyon TL kâr raporladığı ve şirket kârının %5’nin bağış olarak dağıtılmasının uygun olmadığı değerlendirilmektedir. Bilindiği üzere her şirket kâr etmek üzere kurulmuştur ve şirket yöneticileri her şeyden önce şirketin menfaatini düşünmek zorundadır. Davacı şirketten nakden çıktığı halde herhangi bir gider unsuru taşımayan 4.490.282,00 TL’lik bağış ve yardım ile davacı şirketin zarara uğratıldığı sabit olmuştur. Davacı şirketin Bağış ve Yardımlardan kaynaklı zararı yönünden, döviz olarak ödeme yapılan Bağış ve Yardımların döviz cinsinden hesaplanması gerektiğine kanaat edilmesi halinde, davacı şirketin Bağış ve Yardımlardan kaynaklı zararının 331.267,00 TL + 50.000,00 EURO + 1.659.000,00 USD hesaplandığı, Davacı şirketin ...’tan aldığı gayrimenkulün mahkeme tarafından iade ettirilmesi nedeni ile ödenen avukatlık ücretleri ve kur farkı nedeniyle davacı şirketin zarara uğradıda dikkate alınarak davacı şirketin zararının 474.567,02 TL hesaplandığı, Dolayısıyla bu seçenekte davacı şirketin toplam zararının 1.659.000,00 USD + 50.000,00 EURO + 861.034,02 TL olduğu hesaplanmıştır Tüm bu nedenlerle talep artırım dilekçesi de dikkate alınarak Davanın Kısmen KABULÜ ile; Tespit edilen 1.659.000,00 USD'nin dava tarihinden itibaren işleyecek (... yönünden 196.000,00 USD ile sınırlı ve tahsilde tekerrür olmamak üzere) (... yönünden 18.000,00 USD ile sınırlı ve tahsilde tekerrür olmamak üzere) 3095 sayılı yasanın 4/a. maddesi uyarınca Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanması suretiyle davalılardan alınarak davacı ..... Holding A.Ş.'ye ödenmesine, Tespit edilen 50.000,00 EURO'nun dava tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı yasanın 4/a. maddesi uyarınca Devlet Bankalarının EURO ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanması suretiyle ... dışındaki davalılardan alınarak davacı ..... Holding A.Ş.'ye ödenmesine, Tespit edilen 854.334,02 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte (...yönünden 155.667,00 TL ile sınırlı ve tahsilde tekerrür olmamak üzere), (... yönünden 48.500,00 TL ile sınırlı ve tahsilde tekerrür olmamak üzere), (..... yönünden 805.834,02 TL ile sınırlı ve tahsilde tekerrür olmamak üzere) davalılardan alınarak davacı ..... Holding A.Ş.'ye ödenmesine, Davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE, Davacının ... hisse alımı zararı sebebiyle bu alacak kalemi yönünden usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığından Karar Verilmesine Yer Olmadığına karar verilerek ağaşsaıki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. Asıl dosya ile birleşen Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .... Esas sayılı dosyası yönünden; Davacı tarafından, davacı şirketin yönetim kurulu üyesi olan davalıların 01.01.2013-17.11.2015 tarihleri arasında davacı ..... Medya A.Ş.’yi zarara uğrattıkları iddiası ile şimdilik 360.000,00 TL’nin kusur oranlarına göre zarar tarihinden itibaren faizi ile tahsili talepli olarak huzurdaki tazminat davasının açılmıştır. Davacı zarar iddialarına dayanak olarak; ..... Holding A.Ş. Denetim Koordinatörlüğü tarafından yaptırılan denetim sonucunda alınan 14.09.2020 tarih ve ... numaralı raporu dayanak almıştır. 14.09.2020 tarih ve ... numaralı Denetim Raporunda ..... Medya A.Ş.’nin inceleme dönemi olan 01.01.2013-27.11.2015 tarihleri arasına ait mal ve hizmet alımları ile müşterilerine yapmış olduğu hizmet satışlarının incelendiği belirtilmiştir. Yapılan incelemede belirtilen tarihler arasında ... ve ... Emeklilik adına düzenlenmiş olan hizmet satışlarına ait işlemlerin maliyetleri ile satış fiyatlarının aynı olduğu ve ..... Medya A.Ş.'nin hiçbir ticari kâr elde etmeden ... ve .... Emeklilik şirketlerine maliyetine satışlar yapıldığı iddiasında bulunulmuştur. ....’ya 2013-2014-2015 yıllarında sunulan hizmetlere ilişkin alış bedeli 17.876.021,16 TL’dir. Bu hizmetin satışı diğer müşterilere yapılan karlılık ile gerçekleştirilmiş olsaydı satış bedelinin (17.876.021,16 TL x 0,0415526 = 742.794,92 TL maliyet üzerinden kar); Hizmet alış maliyeti = 17.876.021,16 TL Kar (+) = 742.794,92 TL Hizmet Satış Bedeli = 18.618.816,08 TL olması gerekirdi. Sonuç olarak diğer müşterilere yapılan satışlardaki karlılık emsal kabul edildiğinde ...’ya yapılan satışların 742.794,92 TL eksik gerçekleştiği ve davalı şirketin zarara uğratıldığı tespiti yerinde görülmüştür.Neticede; davacı şirket ....’a ait nominal değeri 2.600.000,00 TL olan hisseleri 2.920.000,00 TL’ye satın almıştır. Denetim raporunda ...’ın hisselerinin gerçek değerinin ne olduğuna ilişkin bir tespit bulunmamaktadır. Tarafımıza da bu yönde ... hisselerinin gerçek değerinin ne olduğuna ilişkin bir delil vasıtası sunulmamıştır. Bu nedenle davacı şirketin ..... hisselerinin nominal değerinin üzerinde alınması ile zarara uğrayıp uğramadığı yönünden bir değerlendirme yapılamadığ dikkate alınarak bu zarar kalemi talebi yerinde görülmemiştir. Davacılar vekili, .... ve ... Emeklilik şirketlerine maliyetine satışlar yapılması bakımından ve ..... ve Hayvancılık San. ve Tic. A.Ş iştirak hissesi alımları bakımından Ek rapora itiraz sunmuştur. Davacının işbu itirazları Ek rapor kapsamında ayrıntılı değerlendirilmiş olup, söz konusu değerlendirmelerimizi değiştirecek yeni bir bilgi ve belge sunulmadığından, kök ve ek rapordaki görüşlerimizde bir değişiklik olmamıştır, bu bağlamda; .... Ve ... Emeklilik Şirketlerine Maliyetine Satışlar Yapılması Yönünden Kök ve EK raporda da tespit edildiği üzere; yapılan yerinde inceleme sırasında temin edilen ticari defter kayıtları ve vergi beyannamelerindeki bilgilere göre davacı şirketin ... ve ... dışındaki diğer müşterilerine yapmış olduğu satışların karlılık oranları hesaplanmış ve söz konusu somut verilere dayanarak maliyetine yapılan satışlardan dolayı davacı şirketin uğradığı zarar hesaplanmıştır. Davacı vekilinin itiraz dilekçesine ek olarak sunduğu sektörel karlılık oranları, ancak kar oranına ilişkin somut bir veri olmaması halinde hesaplamaya esas olabilecek verilerdir. Davacı şirketin ticari defter kayıtları ve vergi beyannamelerindeki resmi verilere göre diğer müşterilere yapılan satışlardan 4% kar elde edildiği somut verisi mevcutken sektör ortalaması olan en az %15 ile %40 karlılık oranları ile zarar hesaplaması yapmak objektif bir değerlendirme olmayacaktır. Böyle bir karlılık oranının kabul edilmesi halinde davacı şirketin tüm satışlarında düşük karlar elde ettiği ve bunun sonucu olarak zarara uğratıldığı iddiasında bulunmak gerekecektir. Davacı şirketin .... ve ... Emeklilik şirketlerine maliyetine yaptığı satışlardan dolayı uğratıldığı zararın hesaplanmasında yasal vergi beyannamelerindeki bilgiler esas alınmış olup kök raporumuzdaki ilgili şirketlere yapılan satışların 742.794,92 TL eksik gerçekleştiği ve davalı şirketin zarara uğratıldığı tespitimizi tekrar ederiz. a. Davalılar .... ve ... davalı ..... Medya AŞ yönetiminde görev yapmadıklarından, bu şirketin tespit edilen zararlarından sorumlu olmayacakları dikkate alınarak sonuç olarak Davanın Kısmen KABULÜ ile; Tespit edilen toplam 742.794,92 TL'nin (..... yönünden 233.447,79 TL ile sınırlı ve tahsilde tekerrür olmamak üzere) dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar .... ve .....'dan alınarak ..... Medya A.Ş.'ye ödenmesine, Davanın diğer davalılar ... yönünden reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Asıl Dava (Eski Esas Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...) yönünden; 1-Davanın Kısmen KABULÜ ile; - Tespit edilen 110.000,00 USD'nin dava tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı yasanın 4/a. maddesi uyarınca Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanması suretiyle davalılar ... ve ... 'dan alınarak davacı .... Teknolojileri Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ye ödenmesine, -Tespit edilen 3.978.255,22 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte (... yönünden 3.973.255,22 TL ile sınırlı ve tahsilde tekerrür olmamak üzere),(... yönünden 5.000,00 TL ile sınırlı ve tahsilde tekerrür olmamak üzere),(..... yönünden 5.000,00 TL ile sınırlı ve tahsilde tekerrür olmamak üzere) davalılar ... 'den alınarak davacı .... Teknolojileri Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ye ödenmesine, 2-Davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE, 3-Diğer davalılar yönünden açılan davanın REDDİNE, 4-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 329.630,47 TL harcın (..... yönünden 341,55 TL ile sınırlı olmak kaydıyla), (....yönünden 329.288,92 TL ile sınırlı olmak kaydıyla), (.... yönünden 341,55 TL ile sınırlı olmak kaydıyla) davalılardan .... ve ...den alınarak hazineye irat kaydına, 5-Davacı tarafça yapılan 86.983,50 TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 34.773,83 TL'sinin (..... yönünden 90,13 TL ile sınırlı olmak kaydıyla), (....yönünden 86.893,37 TL ile sınırlı olmak kaydıyla), (.... yönünden 90,13 TL ile sınırlı olmak kaydıyla) davalılardan ...'den alınarak davacılara verilmesine, kalan kısmının kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı taraflarca yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına, 7-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 1.440,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve red oranı dikkate alındığında 864,33 TL'sinin davacılardan tahsili ile hazineye irat kaydına, bakiye 575,67-TL'sinin (..... yönünden 0,60 TL ile sınırlı olmak kaydıyla), ( ... yönünden 575,07 TL ile sınırlı olmak kaydıyla), .... yönünden 0,60 TL ile sınırlı olmak kaydıyla) davalılardan ...'den alınarak hazineye irat kaydına, 8-Davacılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 644.805,90 TL vekalet ücretinin (..... yönünden 668,12 TL ile sınırlı olmak kaydıyla), (... yönünden 644.137,78 TL ile sınırlı olmak kaydıyla), (... yönünden 668,12 TL ile sınırlı olmak kaydıyla) davalılardan ..., ....., ... 'den alınarak davacılara verilmesine, 9-Davalılar .... ve .... kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/3 maddesi uyarınca tayin ve takdir olunan 644.805,90 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılar .... ve ....'a verilmesine, 10-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine, 11-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,

Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .... Esas sayılı dosyası ile birleşen Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası yönünden; 1-Davanın Kısmen KABULÜ ile; -Tespit edilen 11.509.340,66 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte (... yönünden 3.690.936,00 TL ile sınırlı ve tahsilde tekerrür olmamak üzere),(... yönünden 7.818.404,66 TL ile sınırlı ve tahsilde tekerrür olmamak üzere),(..... yönünden 925.000,00 TL ile sınırlı ve tahsilde tekerrür olmamak üzere) davalılardan ...., ..... ve ....'den alınarak davacı ..... Holding A.Ş.'ye ödenmesine, 2-Davalılar .... yönünden açılan davanın REDDİNE, 3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 786.203,06 TL harcın ( ... yönünden 252.127,84 TL ile sınırlı olmak kaydıyla), ( .... yönünden 534.075,22 TL ile sınırlı olmak kaydıyla), (..... yönünden 63.186,75 TL ile sınırlı olmak kaydıyla) davalılardan ....'den alınarak hazineye irat kaydına, 4-Taraflarca yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına, 5-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 1.400,00 TL arabuluculuk ücretinin (...yönünden 448,97 TL ile sınırlı olmak kaydıyla), (... yönünden 951,03 TL ile sınırlı olmak kaydıyla), (..... yönünden 112,52 TL ile sınırlı olmak kaydıyla) davalılardan ... 'den alınarak hazineye irat kaydına, 6-Davacılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 1.071.280,22 TL vekalet ücretinin (... yönünden 343.549,37 TL ile sınırlı olmak kaydıyla), (... yönünden 727.730,85 TL ile sınırlı olmak kaydıyla), (..... yönünden 86.098,26 TL ile sınırlı olmak kaydıyla) davalılardan ..., ..... ve .....'den alınarak davacılara verilmesine, 7-Davalılar .... kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/4 maddesi uyarınca tayin ve takdir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılar .... t'a verilmesine, 8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine, 9-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, ..

Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .... Esas sayılı dosyası ile birleşen Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası yönünden; 1-Davanın Kısmen KABULÜ ile; - Tespit edilen 1.659.000,00 USD'nin dava tarihinden itibaren işleyecek (... yönünden 196.000,00 USD ile sınırlı ve tahsilde tekerrür olmamak üzere) (... yönünden 18.000,00 USD ile sınırlı ve tahsilde tekerrür olmamak üzere) 3095 sayılı yasanın 4/a. maddesi uyarınca Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanması suretiyle davalılardan alınarak davacı ..... Holding A.Ş.'ye ödenmesine, -Tespit edilen 50.000,00 EURO'nun dava tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı yasanın 4/a. maddesi uyarınca Devlet Bankalarının EURO ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanması suretiyle ... dışındaki davalılardan alınarak davacı ..... Holding A.Ş.'ye ödenmesine, -Tespit edilen 854.334,02 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte (... yönünden 155.667,00 TL ile sınırlı ve tahsilde tekerrür olmamak üzere), (... yönünden 48.500,00 TL ile sınırlı ve tahsilde tekerrür olmamak üzere), (..... yönünden 805.834,02 TL ile sınırlı ve tahsilde tekerrür olmamak üzere) davalılardan alınarak davacı ..... Holding A.Ş.'ye ödenmesine, 2-Davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE, 3-Davacının ... hisse alımı zararı sebebiyle bu alacak kalemi yönünden usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığından Karar Verilmesine Yer Olmadığına, 4-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 939.447,31 TL harcın ( .... yönünden 142.339,80 TL ile sınırlı olmak kaydıyla), (... yönünden 12.533,04 TL ile sınırlı olmak kaydıyla), (..... yönünden 936.134,28 TL ile sınırlı olmak kaydıyla) davalılardan alınarak hazineye irat kaydına, 5-Taraflarca yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına, 6-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 1.400,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve red oranı dikkate alındığında 23,60 TL'sinin davacılardan tahsili ile hazineye irat kaydına, bakiye 1.376,40-TL'sinin (... yönünden 208,54 TL ile sınırlı olmak kaydıyla), (... yönünden 18,36 TL ile sınırlı olmak kaydıyla), (..... yönünden 1.371,55 TL ile sınırlı olmak kaydıyla) davalılardan alınarak hazineye irat kaydına, 7-Davacılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 1.138.581,17 TL vekalet ücretinin ( ... yönünden 172.511,45 TL ile sınırlı olmak kaydıyla), (... yönünden 15.189,66 TL ile sınırlı olmak kaydıyla), (..... yönünden 1.134.565,87 TL ile sınırlı olmak kaydıyla) davalılardan alınarak davacılara verilmesine, 8-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/3 maddesi uyarınca reddolunan miktar üzerinden tayin ve takdir olunan 1.083.144,56 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı .... 'na verilmesine, 9-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/3 maddesi uyarınca tayin ve takdir olunan 1.138.581,17 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı ....i'ye verilmesine, 10-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine, 11-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,

Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .... Esas sayılı dosyası ile birleşen Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası yönünden; Davanın Kısmen KABULÜ ile; - Tespit edilen toplam 742.794,92 TL'nin (..... yönünden 233.447,79 TL ile sınırlı ve tahsilde tekerrür olmamak üzere) dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ... ve .....'dan alınarak ..... Medya A.Ş.'ye ödenmesine, -Davanın diğer davalılar ... yönünden REDDİNE, 2-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 50.740,32 TL harcın (..... yönünden 15.946,82 TL ile sınırlı olmak kaydıyla) davalılardan ... ve .....'dan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Taraflarca yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına, 4-Davacılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 117.419,24 TL vekalet ücretinin (..... yönünden 36.902,87 TL ile sınırlı olmak kaydıyla) davalılardan ...n ve .....'dan alınarak davacılara verilmesine, 5-Davalılar ... kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/4 maddesi uyarınca tayin ve takdir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılar ....'ye verilmesine, 6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine, 7-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,

Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere huzurda bulunan taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 02/12/2025

Başkan .... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2022/281, K. 2025/1304, T. 02.12.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2022-281-e-2025-1304-k-30ecf38443b3